Silifke fıkraları

 Silifke’ye geleli bir hafta oldu.  Malum damadım Tayfun buralı.  Uzun zamandır kızım Harika’yı ziyaret etmek ve hasret gidermek için geldiğimiz Silifke’de boş durmadım.  Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Yüksel Bütün Bey’le tanıştım.  Benim gibi yazar, çizer takımıyla içli dışlı olan Yüksel Bey, Silifke’nin eli kalem tutan, kitap yazmış, aydın kesimiyle bir araya gelerek beni tanıştırdı.  Halk Kütüphanesi sahibi Yaşar Öztürk Bey vasıtasıyla yazar Mustafa İnceoğlu ile Silifke Yaşam Kültürünü merak ettiğim için kızımın Onuk İş Merkezindeki Avukatlık Bürosunda tanışarak, “Silifke Yaşam Kültürü” adlı kitabını imzalattım.  Çok eğlenceli, düşündürücü ve Yörük kültürünü tam olarak anlatan bir kitap yazmış, Mustafa İnceoğlu.  Bir çırpıda bir akşamüstü kitabı okudum.  Fıkralarına güldüm.  Beğendiklerimi siz okurlarımla paylaşayım:
Küsecek Zaman Değil
Silifkeli iki köylü çarşıya iner, işlerini bitirip öğle yemeği yemeye otururlar.  Bir tabak pekmez almış, katık olarak onu yiyecekler.  Birisi evden bazlama getirmiş, öbürü de fırın ekmeği almış.  Pekmez bazlamaya bulaşır, fırın ekmeğine de emilirmiş.  Bazlama yiyen bakmış pekmezin çoğunu öbür adam yiyor, kıskanmış. Ensesine okkalı bir tokat atarken ‘’yavaş ye, pekmezi bitireceksin ‘’ der. Tokadı yiyen adamın genizine ekmek kaçar ve bunalır ve orada ölür.  Bazlamalı verha yiyormuş.  Bakmış seslenmiyor ‘’Yalanından başlarım ha! Şimdi küsecek zaman değil.  Haydi, karnını doyur da gidelim’’ demiş.
Sağır
Sağır adamın biri, dört beş keçisini yitirir.  Ararken çift süren birine rastlar.  Varıp sorar.
- Benim keçiler kayboldu gördün mü?
Meğer çiftçi de sağırmış.  O da “Tarlayın anı neresi” diye anlar. Eliyle tarif eder. Keçiyi yitiren de “şu tarafa gittiler” diye anlayınca, o tarafa gider, keçileri bulur.  Keçileri bulmasına yardım ettiği için boynuzu kırık keçiyi çiftçiye vermek ister.
-Keçiyi bulmama yardım ettin.  Onun için bu keçiyi sana veriyorum.
Çiftçi sağır ya, bunu ters anlar ve “Keçimin boynuzunu niye kırdın” diyor sanır. İtiraz eder, Keçici ısrar eder vermek için.  O yine itiraz eder.
-Al senin olsun.
-Ben ne senin keçini gördüm ne de boynuzunu kırdım!
 
Hacı Leko
Hiç deve görmemiş biri, bir gün ıhmış bir deve görür.  Biner.  Binmesiyle deve ayağa kalkar.  Korkan ve ne yapacağını bilemez.  Çevresine bakınır, kimseleri göremez.  Tepesinde dönmekte olan bir leylek görür.  Onunla babasına haber salar.
Hey hacı Leko!
Hacı leko
Giden bizim civara
Konan bizim divara
Orda görürsün birini
Arkası kalın aba
 
Odur benim baba
Haso binmiş elamete
Gidiyor kıyamete
Ya döner ya dönmez
Hakkını helal ede
 
Bir Çuval
Ekşiler köyünde çuvalla gübre satan kadının biri, bir gübre çuvalının arada gittiğini fark eder.  Satın alan da aldırmaz.  Satın alan Rıfat Ağa ‘ya itiraz eder.
--Rıfat Ağa bilmedi sanma; bir çuval b. kumu yedin. 
YORUM EKLE
YORUMLAR
ismail güler
ismail güler - 6 yıl Önce

tuyrgay bey silifke hakkında öğrendiğiniz fıkraları yazdığınız için sevindim teşekkürler

banner68