SİNEMAM VE BEN

 Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray’ın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basımı yapılan   ‘’Sinemam ve Ben’’  adlı otobiyografi türü kitabını yeni okuyup bitirdim. Hayatını ve Yeşilçam’ı anlattığı kitabı zevkle okudum. Hayranı olduğum, filmlerini küçükten beri ilgiyle izlediğim sanatçımıza aşık olmayan erkek yok gibidir.   Bizim ve bizden önceki kuşakları iyi bildiğimden bu kanıya vardım.  Hemen hemen 1960 lı ve 1970 li yıllarda tüm esnaf dükkânlarının duvarlarında ve camlarında sultanın renkli fotoğrafları yer alırdı. Rahmetli babamın berber dükkânında Türkan sultanın siyah beyaz imzalı fotoğrafı,  ön camda asılıydı. Sanki her gelen müşteriye hoş geldiniz edasıyla ve gülümseyen yüzüyle karşılardı. Türkan Şoray için çocuk aklımla hep bunları düşünürdüm. Demokrat İzmir gazetesi dışında berber dükkânımıza haftalık Ses ve Hayat mecmuası alınırdı. Renkli sayfalarını karıştırır okurdum. Okumayı sevmemin bir nedeni de renkli dünyanın aktüel, magazin ve eğlendirici yönlerini bu dergilerde görmemden kaynaklandığını söyleyebilirim. Edebiyata olan sevgimi Hayat dergisinden aldım desem yeridir. Mutluluk ve güzelliklerle dolu yıllardı o yıllar…
Asrın Kadını, Aşk Mabudesi, Tapılacak Kadın, Kadın değil baş belası, Ateşli Çingene, Ateş Parçası, Meyhanenin Gülü, Kenarın Dilberi, Vesikalı Yârim, Çalıkuşu, Asiye, Fosforlu Cevriye, 10 Kadın, Kara gözlüm, Gözleri ömre bedel, Ağlayan melek, Küskün çiçek ve Ne şeker şey adlı filmleri unutulmaz Türkan Şoray’ın. Gerçekten de gözleri ömre bedel bir güzelliktedir. Baygın ve şuh bakışları erkekleri cezbeder. Yengeç Burcu’nun güzelliğini ve özelliğini taşıyan sultanımızla,    geçen sene Ula’da hemşerimiz ünlü yönetmen Yüksel Aksu’nun sinema okulunda tanıştık. Bol bol anı fotoğrafı çekildik. Sultan’ın elini tutma ve dokunma duygusunu yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum.  O mutlu günü unutamıyorum. Hoş daha önce İstanbul’da Cüneyt Gökçer’in cenaze töreninde Teşvikiye camisinin avlusunda görmüştüm ama gazeteci Nebil Özgentürk ile konuştuğu için yanına yaklaşamamıştım.  Nihayet yıllar sonra bile olsa Yüksel Aksu sayesinde hayranı olduğum sanatçımızı gördüm ve yakından tanıdım.  Yüksel Aksu’ya, Türk sinemasına ve Muğla’mıza yaptığı katkılar içinde teşekkür ederim.
Sinemam ve Ben kitabında Türkan  Şoray, hayatını  anlatırken  sinema  dünyasına  teşekkürle  başlıyor   ve  kendi  anlatımıyla    460  sayfalık  kitabını  şöyle  özetliyor:
Teşekkürler sinema…
Yaşamın anlamını sinemayla keşfettim. Hayatı sevdim, yaşamayı sevdim. Yani beslendiğim varoluş kaynağım sinema oldu ve sinemaya ait olduğum duygusunu hiç yitirmedim. Sinemaya verdiğim yılların, emeğin karşılığını hayattayken gören şanslı sanatçılardan biriyim. Toplum beni bağrına bastı, sevdi, sahiplendi; sevgi ve saygı görüyorum. Hakkımda yazılan güzel yazılar, kitaplar, şahsıma atfedilmiş unvanlar, şiirler, şarkılar, tezler; adıma düzenlenen paneller, sergiler; verilen onur ödülleri,  çekilen belgeseller… Belki de hak etmediğim kadar övgüler aldım. Yüzüme söylendiğinde utandım, nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim. Bizlere verilmiş bu şerefli payeden her zaman gurur ve mutluluk duydum ama sinema gerçeğini hiç unutmadım, şahsıma atfedilen bütün değerlerin sinemanın gücünün, büyüsünün etkisiyle olduğunu biliyorum. Sinema bir bütün, bu güzellikleri yaşayan diğer meslektaşlarım gibi ben de bu bütünün bir parçasıyım. Bu   güzellikleri  yalnızca  kendi  adıma  değil, sinema  adına  kabul  ediyorum  her  zaman..
Yaşam bana sinema oyuncusu olma şansını sundu. Dünyaya tekrar gelme şansım olsa yine sinema oyuncusu olmak isterim. Teşekkürler sinema… Teşekkürler…
Türk sinemasının yaşarken efsaneleşen oyuncusuna uzun ömürler diliyorum. Türkan Şoray’ı ve sinemayı seven herkesi bu güzel kitabı okumasını tavsiye ederim. Film gibi hayatınız renkli olsun.  İyi okumalar efendim…
YORUM EKLE

banner68