İYİ Parti'den paralel yapı tepkisi: “Belediyeler kamusal kurumlardır”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın belediyelerin yardım kampanyalarını 'paralel yapı' olarak nitelendirmesine bir tepki de İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Yerel Yönetimler başkanı Metin Ergun, "Belediyeler 'paralel yapılanmalar' değildir; tam tersine kamusal kurumlardır" dedi.

İYİ Parti'den paralel yapı tepkisi: “Belediyeler kamusal kurumlardır”

İYİ Parti yerel Yönetimler Başkanı ve Muğla Milletvekili Metin Ergun, önce AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal daha sonra da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yardım kampanyası başlatan belediyeleri 'Paralel yapı' olarak nitelendirmesine cevap verdi.

Ergun, "Belediyeler, Cumhurbaşkanı’nın karalayıcı ifadelerinde zikredildiği gibi 'paralel yapılanmalar' değildir; tam tersine Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası çerçevesinde merkezi idareyi mahalli olarak tamamlayıcı şekilde işlev gören 'kamusal kurumlar'dır." ifadelerini kullandı.

Yazılı basın açıklamasından bulunan Metin Ergun'un ifadeleri şu şekilde:

"Cumhurbaşkanı, 20 Nisan 2020 günü gerçekleştirilen Kabine Toplantısını müteakiben yaptığı basın toplantısında; Millet İttifakı belediyelerinin Covid-19 Salgını ile mücadele kapsamındaki çalışmalarından söz ederken, ne yazık ki milletimizi derinden yaralayacak ifadeler kullanmıştır.

Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı belediyelerinin toplumsal yaraları bir nebze olsun sarabilmek için büyük bir sorumluluk bilinci ve fedakârlık duygusu ile ortaya koydukları gayretli çalışmaları, FETÖ ve PKK gibi ülkemizin birliğine, bütünlüğüne ve istiklalimize kast eden terör örgütlerinin hain eylemleri ile özdeşleştirmiş olması esef verici bir talihsizliktir.

Bir kez daha ifade etmemiz gerekirse; belediyeler, Cumhurbaşkanı’nın karalayıcı ifadelerinde zikredildiği gibi ‘paralel yapılanmalar’ değildir; tam tersine Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası çerçevesinde merkezi idareyi mahalli olarak tamamlayıcı şekilde işlev gören ‘kamusal kurumlar’dır.

Anayasal olarak oluşturulmuş olan belediyelerin faaliyetlerini terör örgütlerinin hain eylemleri ile özdeşleştirmek; hem anayasamıza ve kanunlarımıza, hem de büyük ve asil milletimize büyük bir saygısızlık teşkil etmektedir.

Zira Belediyeler; terör örgütlerinin yaptığı gibi milletimizin huzur ve güvenliğini, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü hedef almaz.

Belediyeler; anayasanın ve kanunların öngördüğü şekilde milli iradenin demokratik bir şekilde tecelli etmesi ile seçilen yerel yöneticiler tarafından yönetilir.

Belediyeler yalnızca hukukun kendilerine öngördüğü sınırlar içerisinde faaliyetlerini yürütürler. Terör örgütleri gibi hukukun hilafına iş ve eylemlere girişmezler.

Bu minvalde; Cumhurbaşkanı’nın hakaretamiz ifadelerle eleştirdiği belediyelerin bağış toplama ve bu bağışları değişik şekillerde kullanma yetkisi, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 15. ve 59. maddeleri ile 5216 Sayılı Kanun’un 18. maddesinde yer bulan hükümlerden kaynaklanan yetkilerdir.

Keza ihtiyaç sahiplerine, bugünlerde olduğu gibi ekmek dağıtmaları ve değişik ayni yardımları yapmaları da belediyelerin hukuki sorumlulukları arasındadır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının bu ifadelerini; ne hukukla, siyasi etikle, ne demokratik prensiplerle, ne de göreve başlarken tarafsızlık yemini ettiği Anayasamızın 103. Maddesi ile bağdaşmak mümkün değildir.

Böylesi bir kriz anında, milletin birliğini temsil eden bir makamda bulunması hasebiyle Cumhurbaşkanı’ndan beklenen şey, milletimizin farklı siyasi görüşlere sahip kesimlerini ve onların görev verdiği yerel yönetimleri ayrıştırmak değil; sorumluluk bilinci ile birleştirmek, kucaklamak ve bu krize karşı topyekûn bir mücadelenin meşalesini taşımaktır.

Milletimizin birliğini temsil eden yüce bir makamda bulunan ve çok geniş yetkilerle donatılmış olan Cumhurbaşkanı’nın böylesi bir felaket esnasında mevcut sorunları çözmek için toplumsal mutabakat arayışı içinde hareket etmesi gerekirken, siyasi çıkarlarına öncelik vermesi maalesef her anlamda üzücüdür.

Toplumumuzun çok geniş bir kesimi bu süreçte çok ciddi mağduriyetlerle ve sorunlarla boğuşmaktadır. Başta Covid-19 Salgını’nın getirdiği sağlık sorunları ve can kayıpları olmak üzere; yüz binlerce işyerinin kapanmış olması ile işsizler ordusuna milyonlarca vatandaşımızın daha eklenmesi, bugün milletimizin en önemli gündemidir. Çiftçilerimizin içinde bulunduğu mali zorluklar ve tarım sektörünün acilen çözülmesi gereken sorunları karşısında İktidarın vurdumduymazlığı, yakın gelecekte gıda krizi gibi bir başka felaketi bu millete yaşatabilecek ciddi bir risk faktörü olarak karşımızda durmaktadır.

Bu krizin sadece Türkiye’de değil, dünyada bile ne kadar süreceği ve arkasında nasıl bir yıkım bırakacağı henüz meçhul iken; Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu can yakan sorunlara odaklanmak yerine, hukuki yetkileri ve imkânları dâhilinde çözüm üretmeye çalışan yerel yönetimlere karşı nefret yüklü bir dil kullanması hiçbir sorunu çözmemektedir. Tam aksine Türkiye’yi içine sürükledikleri yönetim krizini daha fazla derinleştirmektedir.

Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı’na çağrımız; belediyeleri bir kamu kurumu olarak görmesi,  belediyelerle uğraşmaması, onları engellemeye çalışmamasıdır. Unutmasınlar ki, bir hadisinde sevgili Peygamberimiz ‘kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin nefret ettirmeyin’ buyurmaktadır. Milletimizin özellikle bugünlerde Cumhurbaşkanı’ndan beklediği şey tam olarak budur.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Burak Alper KUŞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner69

banner68