Terörizm nedir? Kimler faydalanır?

Ülkemizde yaşadığımız siyasal ayrışmalar, “imparatorluğun parçalanması” ile başlar, Cumhuriyet kurulduktan sonra da etnik ayrılıkçılık kaşınarak devam edilir.
Her ne kadar, ‘’eşitlik, özgürlük ve kardeşlik” şiarının öne çıktığı 1789 Fransız devrimi, insanlığın önüne “çatışma kültürünün sonu gibi görünse de” yeni çatışma döneminin de başlangıcı olarak görüyoruz.
‘’Sınıfsal çatışma,’’ emek, sermaye ayrışması ile insanlığın yeni ayrıştırılma kültürü.
Yeni ayrışma kültürü dediğimiz sürecin başlangıcında, ‘’monarşi ve dinin toplumsal kültürden dışlanarak yeni döneme geçilmesinde ittifak kuranların, gelinen yeni ekonomik ilişkilerde ortaya çıkan ayrışmanın derinleşmesi ile eski yaşam biçimlerinin sermaye tarafından işçi sınıfı üzerinde ayrışma kültürü olarak kullanılması ile bugün yaşadığımız derinleştirilen ayrışmanın yaşanması olarak önümüzde duruyor.
Neydi terörizm hatırlayalım. ‘’Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. Terör uygulayan organize gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denir.’’
Yonah Alexandar’a göre terörizm ‘’gerçek ve hayali hedefleri ele geçirmek üzere geniş bir korku iklimi oluşturmak amacıyla organize bir grubun şiddet kullanımıdır’’
İngiliz tarihçi-yazar Paul Johnson ise, ‘’terörizm her çeşit siyasi eyleme karşı bilinçli ve soğukkanlı şiddet gösterisi, şiddet kullanımıdır’’ diyerek, teröristlerin şiddeti siyasi sürecin yerine ikame ettiklerini belirtmektedir. Johnson’a göre siyasi sürecin yerine kullanılmasından ötürü terörizm genellikle daspotik rejimler kurmaya yöneliktir.’’
‘’Ülkemizin içine sokulduğu iklim, aslında Dünyanın içine girdiği yeni ekonomik ilişkileri de anlamamız için bizleri yol gösteriyor. İktidarı eline geçiren ‘’yeni imparatorların insanlık üzerinde kurduğu ekonomik baskıyı meşrulaştırmak için kullandığı bir yönetim biçimi olarak değerlendirebilir miyiz? Terörizmi.’’
‘’Sokak çatışmaları ile, eğitim, güvenlik, siyasi önder, kısacası yönetim biçimine muhalefet yapanların bir şekilde ortadan kaldırılması terör eylemi ise, kurulu devlet organlarının görevi nedir?
Şöylede sorabiliriz. ‘’Devlet terör eylemlerini meşrulaştırmak için örgütlenmiş organ mıdır.?
Yakın zamanda ülkemizde yaşadığımız, ‘’Reyhanlı, Diyarbakır, Suruç, Ankara katliamları, insanlığa terörize etmek için girişilmiş eylemler ise, devletin görevi yapılan bu vb. eylemleri önlemek değil midir?
Yalnız Paris eylemlerini mi? Konuşacağız.
Ne diyor İngiliz tarihçi Johnson, ‘’ göre siyasi sürecin yerine kullanılmasından ötürü terörizm genellikle daspotik rejimler kurmaya yöneliktir.’’
Evet yeni bir çatışma kültürü olmasa da, ‘’eski yöntemlerin, yeni araçlarla insanlığın üzerinde bir korku iklimi yaratarak ekonomik baskının siyasal koşullarının yaratılmasını yaşıyoruz.’’
Peki ‘’terörü kendilerinin ekonomik sistemi için kullanan yönetimler, insanlığa barışı getirebilir mi?
‘’Yeni çatışma dönemini yaşatan sömürgeci KAPİTALİSTLER, insanlığa barış ortamı sağlayabilirler mi?
Bugün Dünyanın yaşadığı yeni olmayan süreç, insanlığın önüne getirilen yeni çatışmacı süreç, yine dinci, etnik ayrımcılık tohumları ile yaratılan algılar ile getirildiğini görüyoruz.
Ve yeni gündem, ‘’savaşın emperyalist devletler eli ile yine ekonomik kaynaklar üzerinde derinleştirileceğinin izlerini de.’’
Yeni çatışma izleri toplumlar manipüle edilerek yapılmak isteniyorsa, insanlığın Dünyanın her yerinde daha çok BARIŞ’a ihtiyacı olduğunu ortaya çıkarıyor.
Savaş ‘’düşük yoğunluklu savaştan, uluslararası bir evreye geçmek üzere.’’
Gördüğümüz gibi, ‘’terörden faydalananların, aslında terörü yapanlar olduğunu görüyorsak, insanlığın BARIŞ’a daha gür bir sesle haykırması gerekiyor.’’
‘’Etnisite, din, sınıfsal ayrımınına bakmadan.
 
YORUM EKLE