TÜRKİYE NEDEN FEDA EDİLDİ?

Yeni yılda ilk okuduğum kitap, suçsuz yere cezaevine gönderildiğine inandığım Merdan Yanardağ’ın ‘Türkiye Neden Feda Edildi’ adlı eseridir. İnanın çok etkilendim. Sistematik biçimde İslam dünyasının bin yıldır süren bu karanlık çağa bu topraklardaki etkisini anlatmakla başlamış. Yazar halkın nasıl mankurtlaştığını örnekler vererek toplumun altüst oluşunu ve bizlere olumsuz bir şekilde yansımasını da gösteriyor. Kırgızistanlı ünlü Sovyet yazarı Cengiz Aytmatov’un “Gün Uzar Yüzyıl Olur” isimli romanından esinlenen yazarımız mankurtlaşmayı(*) şöyle anlatır:
Yüzlerce yıl önce Orta Asya bozkırlarında yaşanan bir öyküdür bu. Göçebe ve savaşçı bir boy olan Yuan Yuanlar, Sarı Özek bozkırında yaşayan Naymanlardan tutsak aldıkları gençlere akıllara durgunluk veren bir teslim alma, köleleştirme yöntemi uygularlar. Açık alanda, bozkırın ortasında yere yatay şekilde hazırlayıp kazıklara bağladıkları çarmıhlara gerdikleri esirlerin başlarına ıslak deve derisi sararlar. Bozkırın karasal ikliminde yazları kavurucu bir sıcak vardır. Bahar aylarında yeşeren çimenlerin ömrü bile çok kısadır.
Güneş altında kurumaya ve daralmaya başlayan kalın deve derisi esirlerin kafalarını sıktıkça tarifsiz acılar verir. Bu işkence günlerce sürer. Esirler sonuçta ya ölürler ya da sağ kalanlar bütün bilinçlerini ve belleklerini yitirirler. Daha da önemlisi kendisini esir alan ve kazıklara bağlayarak günlerce işkence eden Yuan Yuan’dan başkasını tanımaz, sadece onun söylediklerini yapar ve emirlerine kayıtsız şartsız uyarlar. Onlar bir köle bile değildir. Bilinci, belleği, düşünme yeteneği alınmış, sadece efendisine itiat eden bir makine gibidir. Annelerini, babalarını, kardeşlerini, arkadaşlarını ve kavimlerini tanımazlar. Bilinci ve ruhu ele geçirilmiş bir köle olarak efendisinin işlerini yapar, çalışır ve gerekirse savaşırlar. Orta Asya halklarının böyle kişilere ‘mankurt’ dediğini belirtiyor Aytmatov. Yaşanan bu duruma, köleleştirmeye de ‘mankurtlaşmak’diyor. Özellikleri de, başkaldırmayı ve itaatsizliği hiç düşünmezler, bilmezler ve yalnız verilen emirlere uyarlar.
Buradan şu ders çıkıyor. Yalnız insanlar değil, toplumlar da mankurtlaşabilir. Ülkemizde işgalciler dost, dostlar düşman oldu. Aytmatov’un mankurtlaşma örneği yerinde bir tespittir. Örneğin bu halk, ülkesini işgal edenleri; malına, canına ve namusuna saldıranları; Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkarak paylaşan İngiltere’yi, Fransa’yı, İtalya’yı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi olan Lozan Barış Antlaşmasını tanımayan ABD gibi emperyalist ülkeleri ‘dostu’ olarak gördü. Halka,1950’den sonra Demokrat Parti iktidarıyla birlikte Türkiye NATO üyesi olunca böyle anlatıldı. Buna karşılık Kurtuluş Savaşında kendisiyle birlikte düşmana karşı savaşan; ordularını donatarak silah, cephane, para ve giyecek veren; generallerini gönderek Sakarya Savaşı ve Büyük Taaruz’un planlamasına doğrudan katılan; Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasına büyük katkılarda bulunan ve birçok ağır sanayi tesisi kuran Sovyetler Birliği’ni ise büyük bir akılsızlık ve vefasızlıkla 1950’den sonra düşman ilan etti.
Din istismarı üzerinden bilinci teslim alınan ve akıl tutulmasına uğratılan bir halk; kendisini sömürenleri, ülkesini işgal edenleri, kaynaklarını yağmalayan emperyalistleri desteklemeye ve onların işbirlikçilerini sandıkta seçmeye on yıllardır devam ediyor. Gerçek dostlarını ise düşman sayıyor. Diğer bir mankurtlaşma aracı, türbandır. Giyim ve inanç özgürlüğü diye, kadın özğürlüğünü ortadan kaldıran ve siyasal İslamcıların ideolojik bir hegemonya simgesine dönüşen kadının kapatılmasına  yönelik bütün eleştirilerini ‘yasaklar kalksın’ gerekçesiyle geriye çekenler, kendi sonlarını da hazırladı. İşleri bitince-ki bitti-buruşuk bir peçete gibi çöpe atılacaklar. Çünkü mankurtlar önce onları oklayacak.
Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edilmiştir. Solu hoyratça ezen, onun karşısına İslamcıları, ırkçı milliyetçileri ve faşistleri dikerek, gericiliği besleyen sağcı Kemalistler, bu tutumlarının bedelini AKP-Cemaat iktidarının 2007-2008 örtülü darbe ve karşıdevrim operasyonundan sonra çok ağır ödediler.
Ayrıca bu kitabın içersinde Harbiye’nin imam-hatibe nasıl yenildiği ve sürekli kendi solunu tasfiye eden TSK’nın dinci gericiliğe nasıl teslim olduğu tartışılıyor. Okuyun efendim okuyun…. Türkiye neden feda edilmiş, Merdan Yanardağ’ın yorumuyla soruların yanıtını arayın efendim. Destek Yayınevi baskısıyla yayınlanan kitabı satın alın, sizde destek çıkın. Günümüzde ayakkabı kutusu, ecdeki kasalardan çıkan paralar bu toplum için bir şey ifade etmiyor. AKP iktidarı çökmesi gerekirken, oy veren kitle halen alkış tutuyor. Mankurtlaşan bu topluluk ne zaman uyanacak acaba. Gelecek iktidarların gerçekten işi çok zor. Bir kısmı biatlaşan toplumun geri dönüşümünü sağlamak kolay değildir. Umarım, yazarımız en kısa zamanda aramıza döner. Haksız yere yatması bizleri üzüyor. Eli kalem tutanların, aydınların hep yanında olacağız. Bugünlerde geçer. Umudumuzu kaybetmeyelim.
*Mankurtlaşmak: Ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma… 
YORUM EKLE

banner68