Türkiye yeniden bir devrim dönemine girdi, farkında mısınız ? (10)

  (Türk Tipi Başkanlık Sistemi, Parlementerizimdir.)
Son günlerde bir başkanlık ve Anayasa tartışması gündemimize yeniden sokulmaya çalışılıyor. Gerçi yeni bir gündem meselesi değil.
Son 65 yıldan buyana toplumumuza dayatılan, ama bir türlü başarılamayan bir gündem maddesi.
35 Yıl önce yaşamımıza sokulan ve 12 Eylül 2010 referandumu ile bir bölümü değiştirilen Anayasa tartışmaları da, cabası.
Üşenmedim gerçekten Türk tipi başkanlığı sizler için araştırmaya çalıştım. Vardığım sonuç, ‘’Türklerin taaaa Orta Asyadan günümüze parlementer bir başkanlık sistemini kullandığını gördüm.’’
‘’Meclisin tam katılımlı bir oturumda seçtiği’’ başkanlık sistemini görüyoruz.
Yani, ‘’2010 referandumu ile yaşamımıza sokulan halkın seçtiği başkanlık sistemine geçişin izleri, Türk tarihinde yok.’’
‘’Türkler konusunda hasas davrandığını ve Türklerin birliğini isteyen mhp’nin sesinin çıkmaması, tarih bilincinin yok edilmesi ile, Chp’nin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinden ne kadar uzaklaştığının da gösteregesi olsa gerek.’’
Türk tarihinde, ‘’yasama, yürütme, yargı kurallarının birarada yaşama kültürüne başlandığı günden buyana kullandığını’’ görüyoruz.
İsterseniz okumaya başlayalım.
‘’Hakan Seçimi;
Eski Türklerde Hakanlık, irsî olarak Hakan’ın sülalesinden birisine geçiyordu. Hakan olabilmek için mutlaka kut verilmiş sülaleye mensup olmak gerekiyordu.’’ Bununla birlikte kutun verileceği sülaleye mensup olmak Hakan olmak için yeterli değildi. Çünkü aile içerisinde kime kut verileceği hususunda kesin bir ölçü yoktu. “Primogenitus” (ekberiyet) ya da “senioratus” (Hanedanın en yaşlı üyesi) gibi kurallar belirlenmemişti. Başka bir ifade ile, bütün hanedan üyeleri Hakan olma hak ve yetkisine sahiplerdi. Veliaht olma dışında, adil, yetenekli, ilim sahibi, asil, cesur ve seçimi yapacak olan beylerle iyi ilişkilerde bulunmak, Hakan olmak için önemli özelliklerdi.’’
Kısaca eski Türklerde Hakanlık irsen intikal etmekteydi. Ancak Hakan olma belirli bir kişiye değil hanedan içerisinde en layık (idoneitas) olana nasip oluyordu. Genelde Hakan’ın çocukları arasından seçilmekle birlikte Hakan’ın çocuklarının olmaması veya küçük olmaları durumunda Hakan’ın kardeşlerinden de seçilenler oluyordu. Böylece Tanrının hanedan içerisinde en liyakatli olana Kut’u nasip ettiğine inanılıyordu.
Seçimin Şekli;
Eski Türklerde Hakan’ın, Kut’u Gök Tanrı’dan aldığına inanılmaktaydı. Ancak bu Kut verilme nasıl olmaktaydı?
Kut verilme takdir anlamındaydı. Çünkü seçim tamamen o devirde olabilecek demokratik usullerle yapılıyordu. Hakan seçmek için Kurultay toplanıyordu. Kurultaya Beyler ve ileri gelen kişilerden başka halk da katılıyordu. Bunun ardından Hakan’a yemin ettirildiğini görüyoruz. Buna göre, seçilen Hakan’ın boynu ipek bir kaytanla sıkılıyor ve kaç yıl kağan olarak kalacağı soruluyordu. Bu bir nevi hizmet isteme andı olarak değerlendirilmektedir.
Hakanın Görev ve Yetkileri;
1. Yasama
Eski Türklerde hukuk kurallarına ‘’yasağ’’ veya daha yaygın ifadesi ile ‘’töre’’ dendiğini görüyoruz. Göktürk kitabelerinde Bumin ve İstemi Kağanların ‘’halkın töresini kanunlaştırdıkları’’ anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Kutadgu Bilig’de de Hakan’ın koyduğu kurallara töre dendiğine şahit oluyoruz. Özellikle de devletler kurulduğu zaman,’’ Kurultay toplanıp töreyi ( anayasayı)’’ tespit ediyordu. Daha sonra ise Hakan, kurultaylara kanun teklif edebiliyordu.
YORUM EKLE