Türkiye yeniden devrim dönemine girdi, farkında mısınız? (3)Devamı-2

 Juan Evo Morales Ayma: (d. 26 Ekim 1959, Orinoca, Oruro) Movimiento al Socialismo (Sosyalizme Doğru Hareket) Genel Başkanı ve Koka çiftçi hareketinin Aymara asıllı lideridir. 22 Ocak 2006'dan beri Bolivya Devlet Başkanıdır.
Evo Morales, %53 gibi bir oyla, beklenenin çok üstünde bir oranla, 18 Aralık 2005 'de başkanlık seçimlerini ilk turda kazandı. Bu şekilde Bolivya tarihinin ilk kızılderili kökenli başkanı olan Morales, 1982 yılında sona eren militar hükümetten bu yana, ülkenin en belirgin seçim zaferini elde eden lider oldu. Böylece, Morales'in seçimlerin ilk turunda önde olacağı fakat salt çoğunluğu sağlayamayarak ikinci turu kaybedeceği yönünde rapor hazırlayan ABD'liler çok büyük bir hata yapmış ve Bolivya'nın ellerinden kayıp gitmesine yol açacak bir sürece davetiye çıkarmış oldu.
Uluslararası politikada Anti-Amerikan bir çizgi izleyen Morales; kendinden önceki hükümetin ABD ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması'nı iptal etmiş ve bunun yerine Hugo Chavez'in fikir babası olduğu "ALBA"ya (Latin Amerika için Bolivarcı Alternatif) katılmıştır.
Başkanlık görevini devralmasının ilk ayında Küba'nın başkenti Havana'ya giderek Fidel Castro ve Hugo Chavez ile uzun toplantılar yapmaktan çekinmemiş ve bu toplantıların hemen ardından da ünlü 1 Mayıs çıkışını yapmıştır. Morales 1 Mayıs 2006 tarihinde, ülkedeki yabancı şirketlerin kontrolü altındaki, doğal gaz ve petrol alanlarını devletleştirdiğini açıklamıştır. Sırada orman, maden ve diğer doğal kaynakların devletleştirilmesinin olduğunu belirtmiştir
José Alberto Mujica Cordano: (d. 20 Mayıs 1935, Montevideo, Uruguay), Uruguaylı siyasetçi. 2009 Başkanlık Seçimleri'nde başkanlığa seçilmiştir. 2010 ve 2015 yılları arasında devlet başkanlığı yapmıştır.
1960'ların başlarında Küba Devrimi'nden ilham alan Tupamaros adlı silahlı harekete katıldı. 1972'de bir polisi öldürmekten tutuklandı. 1973'teki askeri darbeden sonra diğer Tupamaros üyesi mahkûmlarla beraber bir askeri hapishaneye gönderildi. 15 yıl süren mahkûmiyet hayatında işkencelere maruz kalmış ve tek kişilik hücrede tutulmuştu. 1985'te Uruguay'ın demokrasiye dönmesinden sonra diğer tüm siyasi mahkûmlar için çıkarılan bir genel afla tekrar özgürlüğüne kavuştu. Hapishaneden çıktıktan sonra diğer Tupamaros üyeleriyle beraber Halk Girişimi Hareketi'ni (Movimiento de Participación Popular-MPP) kurdu. 1994'te yedek, 1999'da da asli senatör seçildi.
Mujica'nın karizmasının yardımıyla MPP popülaritesini ve oylarını artırarak 2004'te bulunduğu ittifakın en büyük partisi haline geldi. Aynı yıl başkanlığa seçilen Tabaré Vázquez'in en büyük destekçisi MPP'ydi. José Mujica Vázquez tarafından hayvancılık, tarım ve balıkçılık bakanlığına atandı. 2008'deki kabine değişikliğine kadar bu makamını korudu, bakanlıktan ayrıldıktan sonra senatoya geri döndü.
Tabaré Vázquez'in 2009'da yapılacak başkanlık seçimleri için maliye bakanı Danilo Astori'yi desteklemesine rağmen aralık 2008'de yapılan önseçimlerde José Mujica Geniş Cephe'nin resmi başkan adayı ilan edildi. Seçim kampanyasında bir önceki seçimlerde Geniş Cephe'nin adayı olarak kazanmış devlet başkanı Tabaré Vázquez yönetiminin politikalarının devam ettirileceği ve derinleştirileceği yönünde oldu. “un gobierno honrado, un país de primera” (Dürüst Hükümet, Birinci Sınıf Ülke) sloganıyla muhafazakar rakibi eski devlet başkanı Luis Alberto Lacalle hakkındaki yolsuzluk dosyalarına gönderme yapıldı. Ekim 2009'da yapılan seçimlerin birinci turunda yüzde 48 oranında oy almasına karşın başkan seçilmesi için gerekli olan yüzde 50'ye ulaşamadı.29 Kasım 2009 pazar günü yapılan seçimlerin ikinci turunda yüzde 52 oranıyla, yüzde 45 oranında oy alan merkez sağdaki Milliyetçi Parti'nin adayı Lacalle'yi geçerek başkan seçildi. Görevine 1 Mart 2010'da başlamıştır.
Aylık 12 bin dolar maaşının %90'ını hayır kurumlarına bağışlayan Mujica, Dünyanın en fakir devlet başkanı olarak anılmaktadır.
Dünyadaki siyasal gelişmeler, mutlaka yazdığım liderlerle sınırlı değildir.
Ama bugün bölgemizdeki ve ülkemizdeki siyasal gelişmeler, yeni devrimlerin de habercisidir.
Ama ‘’emperyalizm kılık değiştirmiştir.’’
Yeni sömürgecilik, ‘’ekonomik, mali’’ uygulamalar ve ‘’yerli siyasal işbirlikçiler eliyle sürdürülmektedir.
Bizim ülkemizde ‘’1950 yılında başlayan siyasi ve askeri gelişmeler, ülkemizin son 65 yılına hakim olan gelişmeleri ortaya sermiş, ülkemiz kaynakları da yerli siyasi ve sanayi oligarşisi eliyle emperyalist ülke ve şirketlere devri’’ sağlanmıştır.
Bu aynı zamanda, ‘’ülkemizin bölge ve Dünya ölçeğindeki siyasal devrimi, etki içindeki Kuzey Afrika ve bölge ülkelerinde de etkilerini ortadan kaldıran gelişmelerdir.’’
Liderle ilgili yazabileceğim farklı yönleri de var.
Morales mesela.
Küresel firmaların bu su zengini ülkedeki su kaynaklarını özelleştirmeler sonucu paralı hale getirdiğini ve en son ‘’yağmur yağdığı zaman, evlerin saçaklarından akan suların hesaplanarak halktan nasıl alınacağı hesaplamaları’’ öğrenilince işbaşına getirildiğini.
Ülkemiz üzerinde son dönemde ‘’sulu, susuz derelerimiz üzerinde yapılan barajlarda, emperyalistlerin uyguladığı projede aynı yöndeki projelerdir.
Dünyanın farklı bölgelerinde, Sosyalist ve/veya halkçı iktidarlar kurarak, ekonomik, siyasal, kültürel, eğitim alanında toplumun beklentilerinin gerşekleştirilmesini sağlayan siyasi liderleri sizlerle paylaştım.
Ülkelerine karşı yerli işbirlikçilere karşı mücadele eden Dünya siyasi tarihine yön veren siyasi liderleri.!!!
Ülkelerinin ekonomik kaynaklarının bir başka ülke/ülkeler ve küresel şirketler tarafından ülkelerinden alınarak, halklarının yoksulluğu üzerine kurdukları ülkelere götüren emperyalizme karşı, insanlığın geleceğine yön veren siyasi liderleri.!!!!
Ve bugün Dünyada ‘’toplumsal düşünceler manipüle edilerek sürdürülmekte olan’’ emperyalist işgale karşı halkların kendi iktidarlarını kurmasının yollarını açan siyasi liderleri.!!!!
Bugün ‘’ülkemiz, bölgemiz ve Dünyada emperyalizm eski sömürgecilik yöntemini kullanarak, uyguladığı mikro milliyetçi, dinci siyasi uygulamaları hayata geçirerek insanlığa karşı suça yönelmiş durumdadır.’’
Bunun sonucu, ‘’ Afrika, Güney doğu Asya ve Ortadoğuda uyguladıkları siyasi gelişmeler insanlığın ülkelerinde ölmesine, ülkelerinden kaçan insanların da, denizlerde ölmelerini ve sefalet içinde yaşadıklarını görmekteyiz.
Ülkemizdeki ekonomik ve siyasi uygulamalar da buyöne evrimlenmekte ve iç savaş tehlikesi önümüzde durmaktadır.
Bu nedenlerle, ‘’Türkiye’nin yeniden Devrim dönemine girdiği’’ düşüncesini sizlerle paylaştım.
YORUM EKLE