Yatağan ve Bozüyük Ovaları’nda Neler Oluyor !?

Aldığımız duyumlara göre, yıllar önceden söylenip duran “Termik Santrala Yeni Kömür Sahaları Sağlama” çabaları, yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyormuş...

20 Şubat 2021 Cumartesi günü Yatağan Belediyesi’nde sınırlı katılımcının çağırıldığı bir toplantı düzenlenmiş... Yine aldığımız duyumlara göre; Termik Santral’ın iki yıllık linyit kömür rezervi kalmış... Bu rezerv tükenmeden yeni kaynakları devreye sokmaya çalışıyorlarmış... Bu sebeple de; Hisarardı, Yatağan, Bozüyük, Şahinler, Kapubağ, Gökpınar, Bahçeyaka ve Bayır Ovaları’nda fizibilite (yapılabilirlik) çalışmaları başlatılmış... Dört Üniversite’den uzmanlar, Çevreciler ve Maden Mühendisleri bu iş için görevlendirilmişler... Sonuçlar olumlu olursa, bu fizibilite raporları sonrasında ‘ÇED Raporu’ alınacak ve ‘8 yıl’ boyunca buralardaki “25-30 Metredeki” ve “600-700 Metredeki” katmanlardan linyit kömürleri çıkarılacak, oluşan boşluklar kül ile doldurulup, ovaların toprak ve su yapısına zarar verilmeyecekmiş...

Çalışmaların yapıldığı ovaları ben de gezdim... Araziler içine sıra sıra ‘patlatma’ için borular dikilmiş, yanlarında 5’er kilo civarında kırma asfalt çakılı dolu siyah torbalar konulmuş, kırmızı kablolara bağlı sinyal alıcılar toprağa saplanmış vaziyette, yer altındaki kömür ve suların miktar ve hareketleri tespit edilmeye çalışılıyordu... Toplantıya katılan şirket yetkilileri; “Buradaki linyit kömürü, bizim önceliğimiz değil, Konya ve Denizli’de de maden aramalarımız devam ediyor, bizim önceliğimiz onlar!” demişler...

Tamam, söylediklerinin hepsini doğru kabul etsek bile, hepimizin kafasına takılan şu sorulara ne yanıtlar vereceğiz:

--Bir özel işletme, kendi civarında kömür varken, niye taa Konya ve Denizli’den kömür getirir ki!? Özel şirketlerin birinci önceliği ve düşüncesi ‘Az Masraf - Çok Kâr’ değil midir!?

--Bu ovayı 8 yıl boyunca kazacaksınız, milyonlarca ton kömür çıkaracaksınız, ama toprağa ve buranın sularına hiç zarar vermeyeceksiniz, öyle mi? Nasıl olacak bu? Siz bu kömürleri yer altından şırınga ile mi çekeceksiniz!? Biz yıllarca bu kömürün çıktığı Eskihisar, Bağcılar, Turgut, Bağyaka, Gevenes ve Karakuyu’nun perişan hallerini gördük!.. Onca enkaz, döküntü toprak ve taşlar ne olacak!? Derinlere indikçe, kaynak sularımız ve kuyularımızın suları da daha derinlere inmeyecek mi!? Örneğin; bizim akan Çaylarımıza, ‘Pınarbaşı, Dipsiz’ ve Bozarmut’un ‘Gücük’ kaynaklarına ne olacak!?

Bu yörede en az 60 Bin insanın geçimini ve doymasını sağlayan bu tarihi ovalar, zeytinlikler kıyılıp da kenara atılacak doğal zenginliklerimiz değildirler!.. Termik Santralın kurulmasına ses çıkarmayan insanlarımız, 42 yıldır bu kuruluşların sıkıntılarını çekiyorlar!.. Hangi hastane veya üniversiteye tedavi için giden insanlarımız; “Biz Yatağan’dan geldik” der demez, sayın doktorlarımızın ilk baktıkları organımız, ‘Akciğerlerimiz’ oluyor, artık bu gerçeği de herkes biliyor!.. Yani, biz Yatağanlıların çilesi ve ödedikleri diyetler hâlâ bitmedi mi? Şimdi sıra ovalarımıza, zeytinliklerimize mi geldi!?

Toplantıyı yapanlar, fizibilite çalışmalarında görev yapanlar ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, bu ülkede yaşanmış ve yaşanmakta olan bazı gerçekler var!.. Örneğin;

--Çevre halkının tepkilerine ve uzman görüşlerine rağmen; Ordu-Fatsa ile Kazdağları’nda orman ve ağaç katliamı, siyanür zehri ile altın çıkarma çalışmalarına feda edilmiyor mu?

--Bütün bu işin uzman bilim insanları tarafından karşı çıkılmasına rağmen, ‘Kanal İstanbul’ yapımından vazgeçildi mi? Etrafınıza bir bakınız; hangi mermer şirketi işini bitirince kazdıkları yerleri düzelterek ve yeşillendirerek gittiler? Yatağan’ın bütün dağ ve tepelerine bir bakınız, hepsi de dazlak ve kel halde bırakılıp gidilmedi mi? Hangi şirket sözünü tuttu ki!?

Bütün bu gerçekler ortadayken, biz artık Yatağan, Hisarardı, Şahinler, Kapubağ, Bozüyük, Gökpınar, Bahçeyaka ve Bayır Ovaları’nın da doğasının, bir kara kömür uğruna bozulmasını asla istemiyoruz!.. Duyarlı ülkeler gibi, Rüzgâr ve Güneş Enerjisi çalışmalarına hız verilip, bu kömürle ve petrolle enerji üretimine ‘Dur!’ dememiz gerekiyor!.. Biz bu güzel doğamızı da kaybetmek, yeni diyetler ödemek zorunda değiliz!.. Bunu artık yetkililer de anlamalıdırlar!.. Yatağanlılar olarak, 42 yıl sonra da olsa, bizler de Anayasal haklarımız olan “temiz hava, temiz suları” kullanıp, “yeşil bir doğada yaşamak” istiyoruz artık!..

YORUM EKLE

banner69

banner68