YEREL SEÇİM Mİ YAPIYORUZ, GENEL SEÇİM Mİ? 3

Her ne kadar seçimleri belirleyecek olan yerel adaylar olsa da, ‘’yerellerdeki parti örgütlerinin ayaklar altına alındığı bir aday profilleri topluma dayatılmak’’ isteniyor.

Hiç seçime katılmamış gençlik içinde bile karşılığı olmayan bu sistem, bütün siyasal partilerin güven ortamında kaybolmasını da sağlıyor.

Batının ‘’demokrasi, sanayi ve kültür’’ yaşamını taşıdıklarını söyleyen (aslında hiçbir zaman da demokratik olmayan) batılı ülkelerden gele, gele ‘’italyan ve Alman faşist dönemlerindeki siyasal uygulamalar ile hakim olunmaya çalışılan bir ekonomik sistem’’ olduğunu söylesek, yabana atılır değil.

‘’Serbest piyasa ekonomisi’’ adına kandırdıkları toplumu müşterileştirerek ele geçirdikleri tüketim (tarım ve hayvancılık, gıda, giyim, elektronik, otomotiv, inşaat vb,) piyasaları yetmemiş gibi, ‘’fabrikalarımız, maden sahalarımız, turizm alanlarımız, liman işletmelerimiz, Telekom, Petrol şirketlerimiz, Çimento ve şeker fabrikalarımız yetmedi, meralarımız, ormanlarımız, köprü ve yollarımızı da yabancı firmaların da içinde bulunduğu firmalara ellerimizle teslim ediyoruz.

Ulusal Kurtuluş Savaşı bitiminde söylediklerini yaptırmaya çalışıyorlar…….

Yaptırıyorlar da, ‘’bunu yapanlar maalesefki içimizdeki İRLANDA’lılar.’’

Kapitalizme dinle soslayıp bunu yapanlar, işe yeni de başlamadılar.

Ülkemiz yabancılara seçtiğimiz insanlar tarafından borçlandırılırken, bunların olabileceğini söyleyenlere her zaman ‘’VATAN HAİNİ, ANARŞİST, TERÖRİST vb,’’ bilimum kötü sözler söylememizi ve onlar hakkında böyle düşünmemizi sağlayan bir siyasal düşünce bunu 70 yıldır kullanarak başarılı olduğunu söylüyor.

Aslında esir alınmış bir halkın tepkisizliğini yaşıyoruz.

Çünkü karnımızdan konuşuyor, komşumuzla bile karnımızdan konuştuğumuzu paylaşmıyoruz.

Tarihi batıyla kıyaslayan biz Anadolu halkı, aslında içinde bulunduğumuz toprakların yarattığı düşünürlerinin yarattığı bir ‘’DEMOKRASİ’’ ve uygarlık tarihini unutmuş, sanki ‘’PARA’nın değiştireceği yeni bir uygarlığın’’ gelmesini bekliyor gibiyiz.

Anadolu’nun bu suskunluğunun çok sürmeyeceğini de görür gibiyim.

Her ne kadar önümüzde duran ‘’ işbirlikçi oligarşik siyaset bir engel olarak önümüzde dursa da,’’ onu aşacak ‘’devrimci bir gençlik duvarları yıkacak’’ gibi…

Bunda etken, ‘’dünyayı çok hızlı tüketen bir kapitalizm.’’

Anadolu’nun hümanist düşüncesini ortadan kaldırıp, ‘’PARA’yı insanlığa tutsak ederek varlığını sürdürmek isterken canavara dönüşen kapitalizm, hem doğaya, hem de insanlığa açtığı savaşını kazanamayacağını artık gördü.’’

Eline geçirdiği kültürel etkinliğini de kaybetti.

Bundan sonra yapabileceği şey, ‘’terör, şiddet ve baskıyı arttırarak korumak istediği iktidarı elinde kaldı.

Dikkat ederseniz ülkemizde aslında yapmak istediği, ‘’ekonominin kapitalist ülke firmalarına teslim edilerek, halkın yoksulluğu ile elde ettikleri UCUZ İŞÇİLİK sonucu yüksek kar sağlayacak bir piyasa ekonomisiydi.’’

Bunun dinle, ırkla, mezheple, bölgecilikle ne alakası var değil mi?

Tüm araştırmalar gösteriyor ki, ‘’seçim sonuçlarını etkileyecek tek şey, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum.’’

İşsizliği bile tetikleyen mevcut siyasal sistemin uygulamaları değil mi?

İşte bunun için 31 Mart 2019 seçimleri bir GENEL SEÇİMDİR.

Hem CUMHURİYET’in yeniden kazanılması;

Hem TBMM’sinin yeniden KURUCU MECLİS İŞLEVİ GÖRMESİ;

Hem de demokrasinin tüm ANAYASAL KURUMLARIYLA İŞLETİLMESİNİN yolu 31 Mart seçimlerinden sonra olacak.

Yerelde yönetim, yerinden yönetim ancak o zaman olacak.

Seçimleri ciddiye alın ki, GELECEĞİMİZ KURTULSUN……

YORUM EKLE