YEREL SEÇİM Mİ YAPIYORUZ. GENEL SEÇİM Mİ. 4

Beni gören herkesin söylediği ilk şey "maçoğlu buradan aday olsa, oyum onun."

Benim cevabım da, "buradaki komünistlerin ekonomik sosyal siyasal bakışları farklımı ki, onu bekliyorsun" oluyor.
Bunda belirleyici olan merkez siyasetin toplum üzerindeki etkisi ve yaratılmaya çalışılan insan figürü.
Oysa "chp sosyal demokrat ve sol olduğunu söyleyen siyasal bir duruş sergileyerek yarattığı toplumsal tabandaki kırılma ve sağ siyasetin ekonomik sosyal ve siyasal kültürel tabanına dayandığı dinci siyasetin etkisi içinde nasIl bir etkileşim yarattığının" göstergesidir içinde bulunduğumuz süreç.
Bugün "merkez siyasetin etkisi ile hiçbir yerel sorunun konuşulmadığı, yada yıkılan cumhuriyet ile yaratılmak istenilen yeni siyasal sistem siyasetinin altında ezildiği bir geçiş dönemindeyiz."
Gündemi belirlemeye çalışan bir merkez güç ile düşünce olarak savunmada olan muhalefet partileri görülen.
Ve iktidarın yarattığı "aslında iflas ettirilen bir ülke ekonomisinden kimisi edindiği asgari ücretli bir işine sarılmaya çalışan, ama gerçekte betona gömülen ekonomisinden iktidar ve çevresinin faydalandığı enkaza dönmüş bir ülkeden" bahsediyoruz.
Yereldeki sorunlar belli.
"Alt yapıların düzenlenmesi, şehir içi yolların temiz ve sorunsuz olmasının sağlanması, şehir içinde yeşil alanların arttırılması, içme suyunun çeşmeden içilecek şekilde evlere getirilmesi, toplumsal eşitliği sağlayacak sosyal belediyecilik, tiyatro, sinema, müzik, sportif faaliyetlerin gelişmesi, pazaryerlerine gelecek tarımsal ürünlerin kooperatifler eliyle gelmesi sağlanarak ucuz temiz ürünlerin gelmesinin sağlanması ve denetimlerin de tüketim kooperatifleri vasıtasıyla sağlanadığı bir yerel belediyecilik olması değil mi?

Aslında ‘’sosyaslist siyasetin, merkez siyasetinin önüne geçtiği ve toplumsal tabanda yer bulduğunun göstergesi değil mi? Ovacık gündemi???

Merkez siyasetin yerelde her ne kadar muhafazakar siyasetle yarattığı derin ilişki (akp-mhp ve chp-iyi parti vb,) olarak topluma dayatılsa da, tepkilerin öyle olmadığını ve yer bulmadığını görüyoruz.

Tıkanmış bir sistem olarak ortada duran ve ülke ekonomisini alt üst eden siyasal düşüncenin hala topluma dayatılması ülkemizde bundan sonra nasıl bir ekonomik modelin toplumun önüne getirileceği, ortadan kaldırılan kamu kaynaklarının yerine nasıl konulacağı, gelecekteki tarım ve hayvancılık politikası, eğitim sisteminin yeniden nasıl örgütleneceği, sağlık sisteminde yıkılarak kurulmak istenen kampüs şeklinde yapılmakta olan yeni sağlık kurumları ve bundan sonranın en önemli maddesi olacağı aşikar madencilik ve orman kanunu hakkında düzenlemeler ve hazine arazilerin durumu olacağı o kadar açık ki…

Yerel kaynakları tıkayan bir siyasal sistem ortadayken bu sübobu açacak yerel siyasetin yeni insan figürleri ile yeni siyasal sistemin biatcı olmayacağının işaretleri ufukta görünmüyor.

Kurulan siyasal ittifakların yarattığı heyecanın toplumsal karşılığı, yine merkez kaç kuvvetinin yaratacağı etki olacaksa, etkinin toplumsal tabanda yaratacağı karşılık yerel sorunların gündemde tutulması ve merkez siyaset üzerinde nasıl bir baskı yaratması gerektiğinin siyaseti olması gerekmiyor mu??

Yerel ittifaklar merkezlerde birbirlerinin kuyusunu kazma ittifakına dönüşürse, merkezlerin merkez siyasetin eline geçmesinin siyasetine dönüşmesi kaçınılmaz haline gelir.

‘’Merkez yerel siyasetin başkentine dönüştürülen Büyükşehirleri eline geçiren merkez siyasetin, yerelleri tasfiye etmesine dönüşmesi siyasetine borularla su taşımamızı sağlayan çıkarcı siyasetin etkisini anlamanız için ne yapmanız gerekiyor, onu düşünmeniz gerekiyor.’’

Ülke siyasetine yön veren merkez siyasetin peşine takılarak ne ülke sorunları, ne de yerel sorunları çözebilirsiniz?

Merkez siyasette ‘’kaçak güreşen, ülke kaynaklarını da istediği gibi kullanarak ekonomik güç olarak karşınızda olan ve kendi bürokrasisi ile toplum üzerinde baskı oluşturan’’ güçle karşı karşıyasınız.

Yıkılan bir Cumhuriyet ve altında kalan Türkiye halkları var.

Yerellerde ‘’merkez siyasetiniz birilerinin kazancına dönüşmesin.’’

Ve ‘’kuyu kazmayın.’’

Yoksa içine sizler düşersiniz.

Neşet Karadağ

25 Şubat 2019

YORUM EKLE

banner49

banner53

banner52

banner47