Yerel yönetime bir bakış

İlçemiz, ülkemizin gözdesi Marmaris ve Bodrum’un yol kavşağında, antik kent Stratonikeia ve Lagina’nın bulunduğu bir yerleşim birimi olmanın yanında, uluslararası bir üne sahip “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosunun ressamı Osman Hamdi Bey’in yaşadığı bir yerleşim birimidir. Bir arkeolog, “Stratonikeia ve Lagina, Efes’i yüze katlar” diyor. Efes’in bir Selçuk’u var, ya bizim? Bu soruyu bütün Yatağanlıların bir birlerine sorması gerek.

Yerel yönetim, bu konuyu ciddi anlamda etüt etmeli ve yöre halkı, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda rahatlatmalıdır. Çok basit bir örnekle, Bodrum istikametine, eğlenmek ve dinlenmek amacı ile giden yerli ve yabancı turistlerin, konaklayıp, sosyal ihtiyaçlarını giderecek tesislerin yapımı teşvik edilebilir.

Bizim kültürümüzde, bir yerden bire gezme amacı ile gidildiğinde dönüşte şu soru sorulur; “Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlatır mısın?”

O gezicinin, ilçemizden gelip geçtiğini varsayalım, söyler misiniz ne anlatır sizce?

Özellikle İnönü Bulvarı’nın sağında ve solundaki binalarda bir ahenk, bir düzen, bir tertip var mı? Rengarenk binalarla birlikte, badanasız boyasız binalar. İlçemizi boydan boya, seyrederek geçenler üzerinde olumlu bir izlenim bırakır mı dersiniz.

İlçemizin, yaşanılabilir bir kente dönüştürülmesi lazım.

Bu manada, ilçemizin imar planı gözden geçirilmeli ve güncellenmelidir. Böylece yeni inşaat alanları yaratılarak, en azından, kiralık ev bulma sorunu aşılmalıdır.

Kaldırımlar tamamen yaya trafiğine açılmalı, esnaf tarafından işgal edilmemelidir. Yayanın taşıt yolunda yaşayabileceği kaza ve ölüm gibi bir olayın sorumluluğu bilinciyle hareket edilmeli, esnafın bir sonraki seçimde vereceği oy hesabıyla tasarrufta bulunulmamalıdır. Bu manada kurallara uymayanın hakkında gerekli müeyyideler uygulanmalıdır.

Şehirleri öne çıkaran unsurlar; altyapı, düzen, nizam ve intizamdır. Şehir imar planları belirli kişileri rahatlatmak, onlara rant kazandırmak adına yapılamaz, yapılmamalıdır da. Ama üzülerek ifade etmeliyim ki, ilçemizde bunun çok kötü örnekleri var. Bu kurallara şehirde oturan herkes, kim olursa olsun uymak zorundadır. Uymayanı uyarınız, “Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin” demek olacaktır.

Halkın ciddi anlamda tuvalet ihtiyacını giderecek tesislerin yetersizliği göz ardı edilmemelidir. Özellikle çarşamba günlerinde kurulan halk pazarında erkekler bu ihtiyaçlarını alandaki kahvehanelerde sıraya girerek gidermekte ancak kadınlar bu manada sorun yaşamaktadırlar. O pazar yerinde neden çok bölmeli erkek ve kadınlar için tuvalet yapılmıyor, bir türlü anlamış değilim. Cumartesi pazarı bu manada şanslı.

Yerel yönetimler halkın eğlenme ve dinleme yerleri konusuna mutlaka eğilmelidir. Çok basit bir örnekle, mahdut imkanları olan aileler, kına ve düğün yeri ihtiyaçları için,7-8 bin lira gibi rakamlar ödemektedir ki bu bir yıkımdır. Yerel yönetim bu konuya mutlaka el atmalı ve aileleri rahatlatmalıdır. Bu noktada yöre halkının gelir dağılım düzeyi dikkate alınmalıdır.

İlçemizin şehir dışında neden bir adliye sarayı yok. Yerel yönetim, ilgili kurumlarla irtibata geçerek bu sorunu mutlaka çözmelidir. Bu noktada insan onur ve haysiyetini rencide eden, kelepçeli git-gel’lerden rahatsız olan kader kurbanları korunmuş olur.

Yerel yönetimler ilçe tarım müdürlüklerinin hizmetlerini hükümet binasından değil uygulama bahçeleri ve alanları olabilecek yerlerde yürütebilecek yerlere taşınmasına yardımcı olmalıdır. Bu manada iptal edilen eski kasaba belediye binaları değerlendirilebilir.

İlçemizin içme suyu ihtiyacı mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır. Bu aynı zamanda, yerel yönetimlerin asli görevidir. Gözlemlediğimiz kadarı ile halk adeta damacana su içmeye mahkum edilmiştir. Ekonomik sorunu olmayanları bir kenara bırakırsak, asgari ücretlinin durumu içler acısı. Bunlar genelde içme su ihtiyaçlarını yörenin değişik yerlerinde bulunan kaynak sularından karşıladığı gözlenmektedir. Bu ne derece doğru ve sağlıklıdır? Yerel yönetimler, bu konuyu ihmal etmemelidirler.

Yerel yönetimler bölge halkına, sosyal ve kültürel hizmet vermesi gereken kurumlardır. Asla iş ve işçi bulma kurumu değillerdir. Öyle olsaydı şayet o zaman iş ve işçi bulma kurumunun iptal edilmesi gerekirdi. Gerçi bir anlamda orası da iktidar yanlılarının iş ve işçi kurumu haline getirildi. Ama biz kendi konumuza dönelim, yerel yönetim hizmet üretmekle sorumludur.

Yerel yönetimler, yöre halkının eğlenip dinlenebileceği sosyal tesisler yapmalıdır ve tesisler ekonomik olarak asgari ücretlilerin hizmet alabileceği yerler olmalıdır. Bu manada örnek olabilecek bir çok yerleşim birimi var. Bu örneklerden esinlenerek dar gelirli ailelere hizmet verilmelidir. Eğlenmek ve dinlenmek sadece üst gelir gurubu için düşünülmemelidir.

Yerel yönetimler belirli aralıklarla halk meclisleri kurmalı ve orada yerel sorunlar masaya yatırılmalı ve planlama buna göre yapılmalıdır. Bir kaç kişin iyi niyetle de olsa dahi vereceği kararlar, tabanda karşılık bulmayabilir.

“Ufak beyinler, yarınları algılayamaz ve okuyamazlar. Onlar, akşam sofraya konacak, çorbanın hesabını yaparlar.” Asım Kuş

YORUM EKLE

banner47