Türk Siyasi Hayatının en köklü iki partisinden birisi olan MHP, kuruluşundan günümüze kadar üzerinde en fazla "BASKI, YIPRATMA, YÖN VERME FAALİYETİ" yürütülen tek partidir...Nedeni de çok açıktır...! Çünkü MHP; "MİLLİ SİYASETE, MİLLİ EKONOMİYE, MİLLİ SAVUNMAYA, MİLLİ İÇ VE DIÅž POLİTAKAYA, MİLLİ EÄžİTİME VE KÜLTÜR YAPISINA" dayanan ve "GÜÇLÜ, TAM BAÄžIMSIZ, EGEMEN, ÇAÄžDAÅž, REFAHA VE HUZURA KAVUÅžMUÅž, BÖLGESİNİN LİDERİ, DÜNYANIN ÖNDE GELEN BÜYÜK MİLLİYETÇİ TÜRKİYE'SİNİ" kurma ideali ve iddiası taşımaktadır! Böyle bir siyasi anlayış kimlerin işine gelmiyor ise, onlar tarafından engellenecektir...! Bunda yadırganacak bir şey yoktur!
MHP düşüncelerini ve hedeflerini hayata geçirmek için 40 yıldır siyaset sahnesinde mücadele etmektedir. İleriye dönük, kendi politikalarına uygun bir yapılanma için "GENÇLİÄžE DAYANMASI, BU HEDEFLERE KİLİTLENEN BİR GENÇLİK YARATMASI, BÖYLE BİR KAYNAKTAN BESLENMESİ" bir siyasi proje olarak uygulamaya konulmuş ve başarılı da olunmuştur...19691980 arasını yaşayanlar, "ÜLKÜCÜ GENÇLİÄžİN" ne büyük mücadeleler verdiğinin canlı şahididirler. O günün gençleri artık büyümüş, kimi siyasetin tepe noktalarında, kimi de "EMEKLİLİK" günlerini yine "ÜLKÜSÜ UÄžRUNDA" geçirmeye çalışmaktadırlar.
MHP'nin temel siyasi felsefesi Türk Milliyetçiliği İdeolojisine dayanır. Bu ideoloji Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, ona güç ve çalışma azmi veren ideolojinin ta kendisidir! Kurtuluş Savaşı'nı zafere taşıyan Kuva-yi Milliye Ruhu, Osmanlı İmparatorluğu'nun uğradığı ihanetlere "dur demeye" çalışan "TÜRKÇÜLÜK" akımları Türk Milliyetçiliği'ni doğuran ve besleyen kaynaklardır. Genç Cumhuriyetimiz içinde yeniden filizlenen "TÜRKLÜK ÅžUURU, KAYNAKLARINA, GEÇMİÅžİNE YASLANAN TÜRKÇÜLÜK FİKRİ"; hem ideolojik, hem de sosyolojik ve felsefi yönden Türk Milliyetçiliği İdeolojisini devletin yönetimine taşımış, Ulu Önder Atatürk ile hayatiyet kazanmıştır.
Bilindiği gibi Atatürk sonrası terk edilen Milli Politikalar, günümüze kadar uzanan üzücü gelişmelerin yaşanmasına, adım adım ülkemizin bölünmenin eşiğine gelmesine neden olmuştur... Artık yeni bir "KURTULUÅž HAMLESİNE" ihtiyaç vardır ve bunu da yapacak olan "TÜRK MİLLİYETÇİLERİDİR...!" Muhtaç olduğumuz dinamizm ve enerji gençlerimize dayanmayı gerektirmektedir. Bu anlamda Milliyetçi ve Ülkücü fikre sahip, Türklük gurur ve şuuru yüksek olan, vatan ve millet sevgisini içinde taşıyan, sorumluluk üstlenmeye hazır olan bir gençliğe ihtiyacımız olduğu çok açıktır. Bu niteliklere sahip olan gençliği yetiştirmek, bu güne kadar sadece MHP'nin ve Ülkücü Teşkilatların "UMURUNDA" olmuştur...! Bizler, bu davaya gönül verenler yıllardır böyle bir gençlik yetiştirmek için inanılmaz mücadeleler verdik, fedakârlıklar yaptık. Bu yolda suçlansak ta, hakaretlere maruz kalsak ta, yalnız ve çaresiz olsak ta asla yılmadık, yıkılmadık...!! Çok şükür ki gençliğimiz, "GENÇ BOZKURTLARIMIZ" vardır ve her zaman da göreve hazırdır... Ama düşmanlar uyumuyor, kışkırtma, bölme çabaları bizi de maalesef tehdit ediyor. Aramıza nifak sokmak için kimileri "CEMAATLARA YAMAMAYA", MHP'ni dışlayan bir ideolojik çizgiye çekmeye çalışıyor...
Her şeyden evvel MHP bir siyasi partidir. Toplumun her kesiminin oyuna ihtiyacı vardır. Fikir mücadeleleri, ideolojik çıkarımlar Ülkü Ocakları ve diğer yan kuruluşlarda yapılır, yansımaları ve hedefleri MHP'nin "FİKRİ ALT YAPISINI" oluşturur. Bu anlamda Ülkücü Kuruluşlar kaynak, MHP ise buradan beslenen ve denize doğru akarken diğer "TALİ KAYNAKLARDAN DA" su alan ırmağa benzer... Kaynaktan vazgeçmemiz mümkün değildir... Ama iktidar olabilmek için "tali" kaynaklardan da beslenme gereği vardır... Bu bir ikilem yaratmakta gibi görünse de, Siyaset Biliminin gerçeğidir.
Öyleyse MHP "FİKİR KLÜBÜ" gibi değil, bir siyasi parti gibi politikalar oluşturmak ve vatandaşımızın her kesimiyle bunları paylaşmak zorundadır. Ortaya konan parti programları elbette "TEMEL PRENSİPLERİNİ" ideolojisinden alacak ama vatandaşa sunumunda "HER KESİME" hitap edecektir. Bu anlamda partiye eleştiri getirirken, gerçekler göz ardı edilmemelidir...
Değerlendirmenin son bölümünde şunları söylemek lazım... Ülkemiz bu kadar acıları yaşarken, çaresizlik her gün vatandaşımızın içine işlerken "AYRIÅžMAK, ZAAFİYET GÖSTERMEK" kime hizmet edecektir? İnsanımız "TOPLUM PSİKOLOJİSİ GEREÄžİ" sığınacak yer, sarılacak dal ararken biz çok mu fazlayız da birbirimizi suçluyor, farklı mecralara dağılıyoruz...? Mantıklı bir izahı var mı bunun?
Gelin Bizans'ın yaptığını bizler yapmayalım...Önce "ÜLKEMİZİ KISKAÇTAN, BÖLÜNMEKTEN, İTİLİP-KAKILMAKTAN" kurtaralım, varsa kozlarımızı sonra paylaşalım...!!
Yazar notu: Yukarıdaki tarihi bir kere daha okuyalım... Bu yazı, Türk Milliyetçiliği çizgisinde yayın yapan sitelerde ve yerel basında yayınlanmış bir yazıdır...
Ve sonra oturup düşünelim..: “DEÄžİÅžEN NE OLDU!?” Bizler, hala birbirimizle uğraşıyor, “İÇE DÖNÜK” mücadele ediyoruz değil mi!?
Hala “ayak almalar”, hala kolaycı suçlamalar, hala “VATANDAÅžIMIZI İKNA ETMEK, TOPLUMUN İÇİNE GİRMEK” yerine, birbirimize giriyoruz değil mi!?
Toplumun içine girenler... “Azıcık sevilip, sivrilenler”, adam gibi dik duranlar “HEDEFE KONUYOR” değil mi!?
Hala, “BENDEN OLSUN, ÇAMURDAN OLSUN!” anlayışı hâkim değil mi? Bırakın partisini, fikriyatını... “SEÇİMLERE KADAR BURNUNDAN KIL ALDIRMAYAN, SAÄžA SOLA MİLLİYETÇİLİK TASLAYAN... AMA SEÇİM GELİNCE ORTALIKTA GÖRÜNMEYENLER, VATANDAÅžTAN OY İSTEYEMEYENLER”, dolgu malzemesi niyetine, “sırtları sıvazlananlar” değil mi!?
SÖZ UÇAR, YAZI KALIR!
DÜÅžÜNCESİNİ VE İNANDIÄžI DAVASINI HER KOÅžULDA SAVUNAN, YAZIYA DÖKÜP İNSANLARIN ÖNÜNE KOYAN, MEDENİ CESARETİNİ VE RÜÅžTÜNÜ İSPAT EDENLERİN KORKUSU, ÅžÜPHESİ YOKTUR!
BU TÜR KİÅžİLERİ BİR TÜRLÜ HAZMEDEMEYENLER, OTURUP DÜÅžÜNSÜNLER...:
“TOPLUM SİZLERİ NE KADAR HAZMEDİYOR!?”
