Namık Kemal ömrünü vatan sevgisine adamış, 'Vatan Yahut Silistre'nin sadece bir oyun olmadığını, ülkeye yönelik oyunların sahnelerini kapsadığını nesilden nesile anlatan bir şairimizdir. Kısacık ömrünü hapis, sürgün ve gözaltı ile geçirmiş, gözü vatandan başka bir şey görmemişti. Nur içinde yatsın.
Başta İsmet İnönü olmak üzere Atatürk ve silah arkadaşlarının bu vatanı emperyalist güçlerden kurtarmak için başlattıkları milli mücadeleyi anımsatıp konuyu göz bebeğimiz Ordu'ya getireceğim. Bu vatan kolayca kurtarılmadı. Çekilen acılar ve verilen mücadeleler unutulmasın. 'Vatan, Millet, Sakarya' edebiyatı yapmıyoruz. Gerçekleri yazıyoruz. Bu iktidar değil mi Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın adını 'haksızlığa uğrayan kahraman' diye 2004 yılında bir kışlaya veren? Aynı iktidar geçen aylarda Dersim'i bahane ederek kışladan adını sildi. Bu iktidar 2008 yılında Orgeneral İlker Başbuğ'u Genelkurmay Başkanlığı'na atamadı mı? Madem suçluydu neden atadı?
Suçu o zamanlarda biliniyorsa niye görevden alınmadı? Soru içinde sorular geliyor insanın aklına. Niye emekli olması beklenildi diye de düşünebilirsiniz. Uludere olayının perdelemesi adı altında bunun yapıldığı belli diyen Kılıçdaroğlu'nun bildiği bir şeyler var herhalde. Uludere olayı hükümetin karnesine eksi olarak yazıldı.
Bekir Coşkun ve Emin Çölaşan'ın Ordu'ya göndermeler yaparak 'Sarı Öküz' hikayesini hatırlatmaları da yerinde olumlu eleştirilerdir. Sevgili okurlar, sizlerin yorumu da önemlidir. Åžaşkın ve sinema seyircisi gibi olayları kendi mecrasında gelişmesini beklemeniz ne kadar devam edecek? En çok ta ben buna takıldım. Umarım ilk seçimlerde derslerini verirsiniz. Daha çok var ama bugünleri unutmayın derim.
Kuzey Irak'a ABD güçlerinin ülkemiz güneyinden geçit verilmemesinin faturasını ordumuza ödettiriyorlar. Emperyalistler, Atlantik ötesinden düğmeye bastılar. En güvenilir kurum olan ordumuzu yıpratmak için askerlerimizin başına çuval giydirdiler. Devamında PKK'ya yardım ettiler. Lojistik destekle teröristlere prim verdiler. Askerlerimize ağır kayıplar verdirerek maneviyatı bozulmaya çalışıldı. Dolayısıyla ordumuz itibarsızlaştırılmak isteniyor. Günümüzde yaşanan bu olaylarda aynı oyunun bir parçasıdır.
Ergenekon, balyoz adı altında suçlu olanlarda olmayanlar bir arada tutuklanıyorlar. Hukuk sağlıklı işlemediği için yargılanmaları da uzun süredir yapılamıyor. ABD karşıtlarının hepsi yargılanmayı bekliyorlar.
Baskılar devam ettikçe hakkımızda halkımızda özellikle solcularda, bezginlik ve karamsarlık had safhaya geldi. Umutsuz olmamak gerekiyor. Bu günler elbette geçecektir. İleri demokrasi yalanları bir balon. Bir bir patladıkça, gerçek yüzleri ortaya çıkacak.çıkıyor da zaten. Ulusal medyadaki baskılar gelecekte yerel basına da yapılacak. Bu günleri de arayacağız gibi. Sevsinler sizin ileri demokrasinizi! artık yutmuyoruz!
Ülkemizde gündem, her gün her an değişiyor. Yazılacak, eleştirilecek çok şey var. Malzeme bol. Ama söz konusu 'vatan' olunca doğal olarak her şeyin önüne geçiyor. Ordu içerisindeki yapılanmayı Atatürk İlkelerine bağlı, tam bağımsızlık ve vatan savunmasının tek gü-venilir gücü diye biliriz. Türkler, varoluşundan beri ordusuna güveni tamdır. Vatan, Bayrak ve Asker sevgisi azizdir. Böyle bir ordunun yıpratılması bizleri üzer.
Ne ABD yanlısı ne de Avrasya yanlısı bir ordu görüntüsü istemiyoruz. Emperyalistler ordumuzu ne kadar çok yıpratmaya çalışsalar da bizler biliyoruz ki gelecekte ordumuz, içerisindeki bu güvensizlikten ve kirlilikten kurtularak 'Tam Bağımsız Türkiye' ilkesiyle gurur kaynağımız olmaya devam edecektir.
Ayrıca Ordumuz siyasete alet edilmemelidir. Siyasete bulaşan ordu, vatan savunmasında geri düşer. Bunun örneğini tarihte yaşanmış bir olayı anlatarak açmaya çalışayım. Talat Aydemir ve arkadaşları 22 şubatta darbe girişimi başlattılar. İsmet Paşa'nın Başbakanlığı döneminde 'Meşru ve yasal olmayan her darbeye' karşı çıkarak çoğunu emekli etmiştir. Daha sonra gazetecileri toplayarak darbecileri neden emekli ettiklerini şöyle açıklamış: ''Atatürk ve ben, askeri üç şeyden uzak tuttuk. Siyaset, beyaz baldır ve sarı altın. Ancak bu demek değildir ki, üniversite öğrenimi görmüş, elinde mitralyöz tutan subaylar siyasette fikirlerini söyleyemeyecek, onlara karşı durulacak ve asker suçlanacaktır.'' Rahmetli sanki bu günleri, o günlerde görüyormuş gibi konuşmuş, toprağı bol olsun. Ah paşam ah! Nerde şimdilerde senin gibi siyasetçiler? Hamasetle ülkeyi yönetiyorlar. Seni özlüyor ve anıyoruz. Işıklar içinde yat. Bize emanet ettiğin bu cumhuriyeti 1 asır bile yaşatamayacağız gibi görünüyor. Affet bizi diyeceğim de utanan, sıkılan var mı diye de etrafıma bakınıyorum da pek yok. Çoğu devekuşu misali kafasını kuma gömmüş, kıçı açıkta, olan bitenin farkında değiller.
Aklımız başımıza gelene kadar sabır edelim bakalım. Gelecek seçimlere kadar sen sağ ben selamet kalırsak, umut yolcusu yoluna devam edecektir. Akil adamlar ve siyasetçiler uyanık olmalıdır. Özellikle CHP,liler ve MHP,liler el birliğiyle vatanımızı ve ordumuza sahip çıkmalıdırlar. Bu bağlamda gelecekten umutlu olalım. Tekrar ediyorum. Unutmayalım. Tek bir vatanımız tek bir ordumuz vardır. Atatürk gençliği harekete geçsin. Önünde hiç kimse duramaz. Mümtaz Türköne bile duramadı. Geldiği gibi gitti. İnancım odur ki hepsi temizlenecektir. Bu vatanı seviyoruz. Sevmeye de devam edeceğiz.
