
GÜNDEM ÜZERİNE
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü saymayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.”
AL-İ İMRAN-169
Gazetemin bana ayırmış olduğu bu köşede, yazmak istemediğim / istemeyeceğim konular var. Ancak, bazı olaylar da var ki, insan yazmadan rahat edemiyor. Aslına bakacak olursak, “şehit”lerimiz üzerine yazı yazmak benim ağrıma gidiyor. Onlar Gabar'da, Cudi'de ,Çukurova'da ve herhangi bir şehrin herhangi bir karakolunda şehit olup son nefeslerini vermişlerken, ben, onların arkasından cümleler yazıyorum. Ne onların buna ihtiyacı var ne de benim o kutsîleri anlatabilecek kadar güçlü bir kalemim var! Ama karıncanın Kabe'ye gidişi misâli gibi; o yola vâkıf olamasak da elimizden geleni yapalım..!
Bu yazım gazetede çıktığında, Hakkâri'deki hain saldırının üzerinden sekiz-dokuz gün geçmiş olacak. Geçen haftaki yazım (şiirim) bu konudan tamamen bağımsızdı. Sebebini, zihnimde bu yazıyı toparlayamamış olmam olarak açıklayabilirim.
Ben kendimi bildim bileli, ülkemin başında bir “terör” belası var. Kendilerini doğunun avukatı sanan bir partinin dağ kolundan ve ta kendilerinden bahsediyorum..! “Hakkımızı arıyoruz” diye yollara dökülüp insanlığın ırzına geçen, insanlarımız ölüyor deyip yirmi yaşındaki ağabeylerimize kurşun sıkanlardan bahsediyorum. Taşın toprağın dahi suratlarına tükürdüğü, tüm insanlığın lânetler savurduğu soysuz birliktelik... Tehtitlerle dağ kadrolarına adam eklemeye çalışan, insanlıktan nâsibini alamamış varlıklar... Kalemim size varlık demeyi bile hazmedemiyor. Allah'ın “Kahhar” sıfatıyla teselli bulup, size beddualar gönderiyorum. Eminim ki Allah'ım en kısa zamanda o dağları başlarınıza devirecektir.
Sizin kendinize göre haklı olduğunuzu düşündüğünüz - ancak beyni olan insanlar tarafından saçma ve kahpece kabul edilen- dava(!) yüzünden ölen insan sayısı günahlarınızın sayısını aşmaya başladı. Unutmayın ki sizin o efsanelerle büyümenizin zıttı olarak biz Fatih'in ,Kanûnî'nin , Kürşad'ın, Seyyit Onbaşı'nın yaşadıklarıyla büyüdük. Ve sînelerimizi bu insanlara karşı vefa ile doldurduk.
Bu konuda fazla söze ne hacet! Söz duymak isteyen herkesi, şehit annelerinin gözyaşlarına davet ediyorum. Ve düşünmeye davet ediyorum teröre lanet yürüyüşlerini siyasi gösteri alanlarına dönüştürenleri. O analar sizin partilerinizin karizması için mi gece gündüz ağlıyor?
İktidar yanlıları ile muhalefet yanlılarının birbirlerine suç atmaları için de şehit olmadı bizim ağabeylerimiz! Zaman birlik olma zamanıdır! Karizma kazanma zamanı değildir!
Ülkemizin bu dönemde zor bir dönemeçten geçtiği âşikardır. Ancak, Müge Anlı ve onu destekleyen insanların koskoca bir Van'ı teröristmiş gibi göstermelerini de anlayamıyorum/ doğru bulmuyorum.
Ne yani Ağrı halkı da mı terörist? Ağrı'dan da şehit haberi aldığımızda içimiz cız etmedi mi? O sarf edilen sözlerin başı, sonu hiç mi düşünülmedi? Herkesi mantıklı düşünmeye çağırıyorum. Bu nasıl bir insanlıktır ki on yaşındaki çocukların enkaz altındaki görüntülerine nefretle bakılabiliyor?
Ey güzel vatanım, çok şehit verildi; BAÅžIMIZ SAÄž OLSUN!
Ey güzel vatanım, insanlığımız ölüyor galiba; BAÅžIMIZ SaÄž OLSUN!




























Yorum Yazın