
Neee? 87 Åžehit Mi?
Dünkü yazımda, bu hafta başından beri gerçekleşen terör saldırıları sonrasında Türkiye'nin o anki durumunu değerlendirmiştim. Her şey sıcağı sıcağınayken. Bugünkü yazımda biraz daha dallandırıp budaklandırmak istiyorum bu konuyu.
Konuya dün gece birkaç tane internet sitesine düşen bombayla başlayacağım. Bazı internet sitelerinde Åžehit sayısının gerçeği yansıtmadığını, gerçek Åžehit sayısının 24 değil de 87 olduğunu yazdı. Bu kanaate de, bir milletvekilinin telefon konuşmasında bu cümleyi sarf etmesiyle vardıklarını iddia ediyorlar.
Bu haberin tamamen bir asparagas olduğunu düşünenler olabilir. Fakat bir gazeteci olarak, bize düşen görevler kapsamında bu konuyu da dikkate almamız gerekmektedir.
İlk önce iddia edilen 87 Åžehit var haberini doğruluğuna, bir yetkilinin resmi açıklama yapacağı ana kadar inanmamız mümkün değil. Ama mantık çerçevesinde olayları bir kez daha değerlendirelim.
Åžehitlerimiz otopsi için Van'a götürüldü. Otopsi sonrasında, topluca bir tören yapılmadı. Åžehitlerimiz, memleketleri yakınsa eğer helikopterle, uzaktaysa eğer uçakla ailelerine teslim edildi. Åžehitlerimizin naaşlarının resmi tören için meydanlara yerleştirilmemesi, acaba gerçek sayının gizlenmesi için kurgulanmış olabilir mi?
Saldırı sırasında PKK ile sıcak çatışmaya giren askerlerimizden birisinin annesine anlattıkları da var. Mehmetçiğimiz, medyada dolaşan haberlerden habersiz bir şekilde, annesine anlattıkları gerçekten ilginç. Hakkari Vali'sinin 19 yaralı var açıklamasının aksine, 50-60 yaralıdan bahsediyor. Çok zayiatları olduğunu belirten askerimiz, ortalıkta dolaşan 87 şehit haberini doğrular cinsinden bir açıklama yapıyor. Çünkü PKK aynı anda sadece bir yere saldırmıyor, bir çok yere eş zamanlı saldırıyor. Buralarda bulunan toplam asker sayısını ve 200-300 tane ağır silahlı PKK'lı teröristi ve sabaha kadar süren çatışmayı ve yanan yatakhaneleri düşündüğümüzde aklımızda soru işaretleri beliriyor.
Esas bu olay, bu haberle beraber beynimi kemirmeye başladı; Başbakan'ın perşembe günü gerçekleşen medya zirvesine davet etmediği gazeteler vardı. Bu gazetelerin isimlerini düşündüğümüzde, bir çok soru işareti daha beliriyor beynimizde. Acaba bu toplantının amacı sansür müydü? Gerçeklerin halkımızdan gizlenmesi için medyadan yardım mı istendi? Veya bir şeyler mi emredildi? Bunların hepsi ihtimallerin doğurduğu sorulardır. Umarım yakın zaman içerisinde hükümet yetkilileri bu durumları geniş kapsamlı bir şekilde açıklar.




























Yorum Yazın