
Osmanlılar ile AKP Arasındaki Benzerlik?
Osmanlılar asker bir devletti, bütün yapıları, kurumları buna göreydi. Devletin başı tarafından karar alınıp “Haydi Savaşa!” denildi mi devletin bütün kurumları hemen savaşa hazırlanırdı. Savaşa karşı çıkan padişah makbul bir insan değildi. Böyle birisi çıkmış, ata zorla bindirilmiş, korkudan altına etmişti.
Böyle bir devlet küçücük bir güçle nice güçlü devletleri yenmiş, kısa zamanda büyük topraklar elde etmiş, güçlü bir devlet olmuştu. Düşünülen savaş, savaştı, tarımı güçlendirecek, sanayiyi etkileyecek bir eylem, girişim yoktu. Bunun içindir ki ülkeyi baştan başa gezen yabancı seyyahlar olumlu sözler söylememişlerdi.
“Gezdim yabancı diyarları, şahane yapılar gördüm. Gezdim Osmanlı ülkesini, viraneler gördüm” gibi olumsuz izlenimler yazmışlardır. Çünkü düşünülen hep savaş, savaştı...
Halk savaş makinesinin bir parçasıydı. Savaşa para, erzak asker sağlayan yığınlardı. Onun için yoksullaşmış, dağa çekilmişlerdi. Ama devlet yine gelip onu orada buluyordu. Devletten kalanları da eşkıya alıyordu.
Halka isyan etmek kalıyordu. Celâli İsyanı bunlardan birisiydi. Nüfus kırılmıştı. Kurtuluş Savaşı sırasında 10 milyon kadardı.
Osmanlılar'dan kalma bir fabrika, bir üretim aracı yoktu. İşte batış nedenlerinden başta geleni...
Cumhuriyetle gelenler, kurtuluşu sanayileşmede bulmuşlar, var güçleriyle buna sarılmışlardı. Ama Batı geri kalmış Doğu ülkelerinin sanayileşmesini hiç istemiyordu. “Biz size sanayi ürünlerini verelim, siz tarımda kalın” diyorlardı. AKP'de böyle düşündüğü için onu çok seviyorlar. Onu örnek gösteriyorlardı. Başbakan Erdoğan ne diyordu; “sanayileşme mazide kalmış bir olgudur.” Benzerlik buydu...




























Yorum Yazın