
YAÅžAM İKSİRİ; SU
Su...
Bu, ‘iki hidrojen ve bir oksijen, atomundan oluşan 'su'yunöyküsüdür.
En basit organizmadaninsana kadar bütün canlıların şifa kaynağı. Varlığında değerini bilmediğimiz,yokluğunda aradığımız ab-ı hayat; hayat iksiri...
Sularda toprak üstündekinden fazla canlı yaşar; tek hücrelicanlılardan tutun da balinalara kadar on binlerce değişik türden canlı...
İnsanlık tarihi incelendiğinde görülür ki, ilk insanlarınmağaraları, konar göçerlerin obaları, köyler, şehirler hep suyun olduğuyerlerde kurulmuştur. Geçmişte bir Mısır Medeniyeti var olduysa bu, Nil nehrisayesindedir.
'İnsan' ile 'su' arasında saygı ve duygunun ötesinde kutsalbir bağ vardır.
Su , deyimlerimizde ve atasözlerimizde de bolca yer almış.
Değirmenidöndürendir, pişmiş aşa katılmayan, bin dereden getirilendir. Yüz karasıdışında her şeyi temizleyendir, saman altından yürütülendir. O akarken testiyidoldurmaya bakar kimileri. Bazen bir bardak suda fırtına kopar, koparılır.Sudan bahanelerdir öne sürülen...
Su, farklı biçimlerde de yaşamamızın her an içindedir;buharlaşan su, bulut ve sis olarak; yağmur ve kar olarak geri döner.Soluduğumuz havanın içinde su var.
Yeryüzü gibi yeraltında da sular, daha doğrusu dereler,akarsular vardır. Bir kaya çatlağından fışkırarak yer üstündeki yolculuğunadevam ederler. Dağların doruklarında baharla birlikte eriyen kar sularıgeçtikleri yerlere hayat verir, ta ki nehir, göl ya da denizle buluşuncayakadar.
Çöldeki vahalarda insanlar, kumla temizlenir ve yıkanırlar.Çünkü hem su yoktur, olan da altın değerindedir.
Yağmur nedir? Su... Hem de çok su! Ekinlerin beklediği, insanlarla hayvanların olmazsa olmazı.
Su deyip geçmeyin.Vücudumuzun yüzde 65'i sudan oluşmuştur. Dünyada suların kapladığı alan yüzde 71'dir. Başkabir deyişle dünyanın dörtte üçü sularla kaplıdır. Vücuttaki su kaybı artıncatehlike oluşur.
Su hayattır, su kültürdür, su sağlıktır.
Su dünyanın bilinen en eski ilacıdır. Bileşenindeki mineralve tuzlar nedeniyle çeşitli hastalıkları tedavi eden kaplıcalar şifakaynağıdır.
Su; ondan yararlanmasını bilen için büyük bir güçtür. Enküçüğünden en büyüğüne barajlar, enerjinin kaynağıdır.
Su; güzelliktir. Bir örümcek ağına, bir yaprağa, bir çiçeğedüşen çiğ damlaları; şebnemler gözlere görsel bir şölen sunar.
Bazı dinlerde suyun günahlardan arındırdığına inanılır.Kuran'ı Kerim'de de suyla ilgili ayetler vardır. 'Embiya Suresi'nde “Hercanlıyı sudan yarattık” buyurulur.
Su kaynaklı birçok söylence vardır. Kutsal kitaplarda suyailişkin öykü ve efsanelerden biri şöyledir: Hz. Musa, Allah'a susuzluk çekenhalkı için yalvarır, su ister. Asasını kayalara vurması istenince suyakavuşurlar.
Bir başka söylenceye göre Musa peygamber, kavmini Firavun'unzulmünden kaçırırken, asasıyla Kızıldeniz'i ikiye yardığı, açılan yoldanonbinlerce insanı karşı kıyıya geçirdiği rivayet edilir.
Suyun azlığı ne kadar sorunsa, fazlalığı da o derecesorundur. Korku yaratır, yıkar, öldürür. Sel felaketleri, su baskınlarıdünyanın birçok yerinde can ve mal kaybına yol açar.
Su, kutsaldır; bütün dinlerde suya saygı duyulur.İslamiyet'te “Su gibi aziz ol!” sözü, yolculuğa çıkanların ardından sudökülmesi, Hıristiyanlık'ta çocuğun su ile vaftiz edilmesi, bu törenden sonragerçek Hıristiyan sayılması, Hintlilerin Ganj Nehri'nin sularında hacı olmalarıgibi...
Gözyaşı... O da su değil mi? Kimi zaman sevinçten, kimi zamanüzüntüden akıttığımız gözyaşının ruhumuzu yıkayan, arıtan bir özelliği var.
İnsan, dünyaya gözlerini açar; suyla yıkarlar, hayatagözlerini yumar, yine onunla yıkarlar. Kısacası doğarken başlıyor insanoğlununsuyla serüveni. Mezarda bile devam ediyor; üzerinde biten otlar, çiçekleronunla yeşerip canlı kalıyor.
İnsanoğlu, var olduğundan bu yana, bütün canlılara canveren, yaşatan suyun değerini bilemedi. Hoyratça, hovardaca, hesapsızcakullandığı doğanın dengesini altüst etti. Doğanın kanı kuruyor.
Doğa, şimdikuraklıkla, susuzlukla gözdağı veriyor insanoğluna.
Belki de böyle intikam alıyor...






























Yorum Yazın