Üç hafta önce Cengiz Aytmatov’un “Toprak Ana” adlı romanını bu köşemde tanıtmıştım. Daha sonra köşe yazımı sosyal medya üzerinden okunması için paylaşmıştım. Amacım daha çok hem köşe yazım hem de Aytmatov’un bu güzel eserinin okunmasıydı. İyi ki paylaşmışım. Okuyup beğenen ve yorum yapan Huriser Güler Hanım Arkadaşıma duyarlılığı nedeniyle teşekkür ediyorum. Cengiz Aytmatov’un ‘’Elvada Gülsarı’’adlı eserini tavsiye eden odur. Severek okudum. Gülsarı adlı atın hikâyesi duygu yüklü. Çok etkilendim. Sizlerde alıp okuyun. İnanın elinizden bırakamayacak ve bittiğine üzüleceksiniz. Kitap fuarlarının il ve ilçelerde açıldığı bu günlerde sizlerde gidin, indirimli klasik kitaplardan alın okuyun. Sadece klasik değil her türlü kitaplar indirimli….
Elveda Gülsarı özeti:
Gülsarı’nın sahibi Tanabay gençliğinde hareketli bir hayat yaşamış, rejimin uygulamalarını hayata geçirebilmek için uğraşmış, iyi niyetli çalışkan bir adamdır. ikinci dünya savaşından dönünce mesleği olan demircilikle uğraşan Tanabay, çok sevdiği, saygı duyduğu çoranın ısrarı üzerine yılkıcılığa (at çobanlığı) başlar. devraldığı sürüde gülsarı isminde eşine ender rastlanacak çok değerli bir taypalma yorga* at vardır. Tanabay bu atla bütün yarışlarda birinci gelir. onun adını yörede duyurur. bir gün bu at merkezden çoranın yerine yeni tayin olan sekreterin bineği olamk üzere Tanabaydan istenir. Tanabay önceleri dirense de vermek zorunda kalır. lakin at her seferinde kaçıp eski sahibini bulmaktadır. sekreterin adamları ata olmadık zulümler uygularlar, ayaklarına demir prangalar vururlar, eziyet ederler. Tanabay her şeye rağmen canla başla çalışarak sekreterliğin verdiği görevleri yerine getirmeye çalışır. bir defasında ondan yanına yardımcı gençler alarak koyun sürüleri ile uğraşması istenir. Tanabay kabul eder, dağlarda, yaylalarda zor durumlarda kalır, işte burada eskilerin kullandıkları keçe çadırların çobanlık için ne kadar uygun olduğunu anlarken, gençliğinde bu çadırların kullanılmasına gösterdiği muhalefetten dolayı utanır. ona koyunların kuzulayacakları zaman kullanması için tahsis edilen ağılın viran durumda olması, hava şartlarının bozukluğu, yardım için yanına verilen gençlerin işi bırakıp gitmeleri, her seferinde daha fazla ürün isteyen merkez yöneticilerinin sorunlara ilgisiz kalmaları Tanabayın moralini bozar. o günlerde çorayla birlikte teftişe gelen müfettişe patlar, ona sadece konuştuklarını problemin çözümüne dair kafa yormadıklarını, hep daha fazla istemekten başka bir şey bilmediklerini söyler. bunları söylerken kullandığı yeni efendi sözü onun devrim düşmanlığıyla yaftalanıp yargılanmasına ve partiden atılmasına kadar varacaktır.



























