Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Mail: kemal.kocabas@deu.edu.tr

ESKİŞEHİR’DE İKİ GÜN…

 Türkiye, yerel seçimlere hazırlanıyor. Partilerin aday listeleri yavaş yavaş netleşirken  kırgınlıklar, istifalar ve hayal kırıklıkları medyaya yansıyor. Seçim süreçleri ile ilgili bu tartışmalar yaşanırken yolsuzluk iddiaları, yatak odalarında ayakkabı kutuları içinde bulunan paralar, para sayma makinaları, gözaltına almalar, emniyetteki yaygın polis atamaları, görevden almalar ülke gündeminde yerini aldı. Bu yazıyı yazarken de oğulları gözaltına alınan üç bakanın istifasıyla tartışmalar yeni bir boyuta taşındı.
Bu haftaki yazımda yaşanan bu tatsızlıklara girmeyeceğim. Hukuk devleti olamamakla ilgili sıkıntılara değinmeyeceğim.  Bir geziye ve bir kente dair  gözlemlerimi paylaşacağım. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği’nin (YKKED) 21. şubesi Eskişehir’de kuruldu. 20 Aralık 2013 Cuma gece yarısı  İzmir’den  20 kişilik arkadaş grubunun yer aldığı bir minibüsle yola çıktık.   Uşak, Gediz, Kütahya  üzerinden Cumartesi sabahı saat 9.00’da Eskişehir’deydik. Karasal iklimin sürdüğü Eskişehir’de  sıcaklık eksi on  derece ve  hava çok soğuktu.
 Kısa bir dinlenme sonrası iki genç rehber arkadaş aracılığıyla yarım gün sürecek kent turuna Odunpazarı’ndan başladık.  Ahmet Piriştina İzmir’i çağdaş bir kente dönüştüren, değiştiren bir belediye başkanıydı. Başarılarıyla da halkta hep karşılığını buldu.  Kent turu, Piriştina’nın İzmir’deki başarılarının yenisinin Eskişehir’de Büyükerşen Hoca tarafından hayata geçirildiğini görmenin kıvancını görmekle  başladı. Otantik Odunpazarı evleri, yapılaşma standardı, bizzat Büyükerşen Hoca tarafından yapılan heykellerle donatılan meydanlarla Eskişehir bir Avrupa kenti havasındaydı. Porsuk Çayı kenarındaki eski mezbahanın  restore edilmesiyle halka kazandırılan yeşil  alan  ve mekan harikaydı. Burada ikram edilen  Eskişehir yerel kültürünün ana menüsü “Çig Börek” gezinin  çok değerli bir tadıydı. Sıra “Uzay Merkezi”ndeydi. Çocuklarımıza bilimsel merak kazandırma adına çok geniş bir alan içinde  gerçekleştirilen bu proje sosyal yerel yönetim anlayışının  bir kazanımıydı. Yarım küre şeklinde yapılan mekan yaklaşık 80 kişi alıyordu. Yatabilen koltuklarda yarım küre üzerinde  üç boyutta uzay  çalışmalarının tarihçesi bizlere ve çoğu öğrenci olan izleyicilere NASA tarafından hazırlanan 40 dakikalık bir belgeselle sunuldu. Eskişehir  turu eksi 10 derecede devam ediyordu.  Sıra Büyükerşen Hocanın Eskişehir’e kazandırdığı plajlardaydı. Donmuş Porsuk çayı kenarında yapılan plajlar Temmuz-Ağustos aylarında Eskişehirlilerin deniz ihtiyacını giderme adına önemli bir kazanımdı. Rehberler,  suyun nasıl temizlendiğini, hijyenik koşulların nasıl oluşturulduğunu ve meydandan halkın nasıl yararlandığına ilişkin ayrıntılı bilgileri coşkuyla gruba aktardılar.
Kent turu devam ediyordu. Lokomotif üretim fabrikasına geldik. Burada bir araba sergileniyordu. Sergilenen, 1960 yılında Cemal Gürsel’in projesi olarak hayat bulan ve Türk mühendisler tarafından Eskişehir’de üretilen ve sinemaya da konu  olan  “Devrim Arabası”  idi. Arabanın markası olarak “Devrim” yazıyordu. Kent turunda sıra Odunpazarı otantik mimarisi içinde  hayat bulan olağanüstü bir “Balmumu”  müzesiydi. Müze tümüyle Büyükerşen Hocanın  yaratıcılığının bir ürünüydü. Müzede, sanatçıların, devlet büyüklerinin, politikacıların balmumu heykelleri vardı. Müze müdürü, bu olağanüstü sergi sonrası küçük bir amfide bizim gruba Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün öz yaşam öykülerini anlatan iyi hazırlanmış belgesel gösterimi  sundu. Müzenin duvarları Eskişehir kentinin tarihsel özgeçmişine yönelik fotoğraflarla donatılmıştı. Yaklaşık altı saat süren  kültür ağırlıklı kent turunu çağdaş bir kentin nasıl olması gerektiğini, vizyon zenginliğinin önemini, yaratıcılığın-sanatın  bir kenti nasıl değiştirdiğini düşünerek  tamamladık. Zenginleşmiştik. Teşekkürler Büyükerşen Hoca… Akşam yemeğinde YKKED-Eskişehir şubesi kurucusu dostlarımızla beraber olduk.
Eskişehir, Köy Enstitüleri tarihinde çok önemli bir kent. Tonguç’un ilk öğretmenlik deneyimi, ilk Eğitmen Kursu burada kurulmuştu. Deneysel pedagojinin önemli kazanımları Rauf İnan ve arkadaşları tarafından  Çifteler’de hayata geçmişti. O nedenle YKKED-Eskişehir Şubesinin kuruluşu bizim için çok değerli ve önemliydi.  22 Aralık Pazar günü Saat 14.00’de Büyükşehir Belediyesi Taşbaşı Kültür Merkezindeydik. 400 kişilik salon hınca hınç doluydu. Çifteler Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenler, aileler, demokratik kitle örgütü temsilcileri, Tepebaşı Belediye başkanı Ahmet Ataç, Çifteler doğumlu Yeniden İmece yazarı Varlık Özmenek de  salondaydı. Eskişehir şubesinin kuruluşuna yoğun bir ilgi vardı. Salona giriş bölümünde derneğin yayınladığı 30 farklı  kitap standlardaydı.  Giriş fuayesinde derneğin hazırladığı “Türkiye’nin Geçmişindeki Yarın: Köy Enstitüleri” fotoğraf sergisi  izleyicileri karşılıyordu.  Açılış seremonisi sonrası YKKED-Eskişehir şubesi başkanı  Ayhan Türkseven derneği nasıl kurduklarına, neleri başarmak istediklerine ilişkin bir konuşma yaparak kurucuları tanıttı. Kurucular  “Ayhan Türkseven, İlyas Küçükcan, Muharrem Kubat, Murat Kahyaoğlu, Yüksel Yüksel, Bülent Arıkan, Prof. Dr. Aydın Ziya Özgür, Prof. Dr. Abdülkadir Koçak, Prof. Dr. Kıymet Selvi, Nermin Güzle, Hakan Ünal, Doç. Dr. Erdoğan Kaya, Mete Günay”’ dan oluşuyordu. Daha sonra söz alan YKKED-Genel Başkanı Prof.Dr. Kemal Kocabaş derneğin ilk on yılda Köy Enstitüleri kültürel mirasını günümüze taşıma adına çalışmalar yaptığını, ikinci on yılda “Eğitim Reformu Platformu” (ERP) oluşturarak ülkenin geleceğine ilişkin projeler üzerinde çalışmalar ürettiğini, derneğin laik, demokratik, bilimsel eğitimden yana taraf olduğunu, Eskişehir şubesiyle bu çalışmaların daha da zenginleşeceğini  belirten bir konuşma yaptı.  Açılış, Başkan Yardımcısı İlyas Küçükcan, Prof. Dr. Kıymet Selvi,  Doç. Dr.  Erdoğan Kaya ve  Yard. Doç.Turan Erkılıç’ın Çifteler Köy Enstitüsüne yönelik çalışmalarını aktardıkları kısa konuşmalarla sona erdi.    Daha sonra Ali Özer, Nevber Tarcan, Neşet Tınaztepe, Mehmet Ali Arıkan  ve Ahmet Öztuna’ya onur belgeleri verildi ve etkinlik  giriş fuayesinde bir kokteyl ile sona erdi.
Yüzlerce halk çocuğuna insan olma, yurttaş olma gibi aydınlık pencereler açan ve onları  “Canlandırılacak Köy-Canlandırılacak Memleket” çabalarına katan Çifteler Köy Enstitüsü bir aydınlanma merkeziydi. Bize özgü,  bu ilerici projenin günümüz karşılığını aramak YKKED’in ülkeye karşı  boynunun borcudur. Eskişehir şubemizin açılmasında emek veren Köy Enstitülü büyüklerimizi ve tüm Eskişehirli dostlarımızı kutluyor, teşekkür ediyoruz ve onları selamlıyoruz.
 
 
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar