Türk tiyatrosuna büyük katkılar sağlamış olan Sermin Hürmeriç, aynı zamanda Türk sinemasında oynadığı filmlerle adından söz ettirmiştir. Ayrıca bir çok dizide rol almıştır. Ekmek Teknesi’nde (Ayhan Hanım) rolüyle de tanınır, bilinir. Sermin Hürmeriç, Eşkiya filmindeki (Keje) rolüyle sinemaseverlerin gönlünde taht kurmuştur. Eşkiya filminden çok etkilenmiş birisiydim. Günlerce, aylarca etkisinden çıkamamıştım. Aradan yıllar geçtiği halde en son sahne belleğimde yer ettiği için, halen daha o sahneyi gözümün önünde canlandırarak hüzünlenirim. Yavuz Turgul, büyük bir yönetmen. Şener Şen (Baran ) rolüyle çok iyi bir oyun çıkartmıştı. Diğer oyuncular da çok iyiydi. Sermin hanımla söyleşiyi, Turgutreis Sahil Sitesindeki evinde gerçekleştirdik.
Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
Sermin Hürmeriç: 17 Ağustos 1947 Trabzon doğumluyum.
T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?
S.H: Annem Sabire Hanımın sülalesine Badıllıoğulları derlerdi. Ankara’nın yerlisiydiler. Babam Cahit Erentürk, Manisalı olup Yoğurtçuoğulları diye anılırlarmış.
T.M: Okul öncesi neler hatırlıyorsunuz?
S.H: Babam asker olduğu için devamlı şark görevi yapardı. Doğuda gezdik. Altı ayda bir okul değiştirdiğimi hatırlıyorum. Şehir olarak Malatya’yı gördük.
T.M: İlkokulu nerede okudunuz?
S.H: İlkokulu Finike’de okudum.
T.M: Ortaokulu Liseyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?
S.H: Lise 1 ve 2’ yi Malatya’da okudum. Lise sonu Ankara Kız Lisesinden mezun oldum. Okulumuz Dil Tarih Coğrafya Fakültesi yanında olduğu için bizlere ‘’Kara Kartallar’’ diye dalga geçerlerdi.
T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?
S.H: Ankara Kız Lisesini bitirdikten sonra Ankara Devlet Konservatuarına girdim. 1969—1970 yılında mezun oldum. Biz direk olarak o dönem Devlet Tiyatroları kadrosuna girerdik. Cihan Ünal, Rüştü Asyalı, Nurşim Demir, Çetin Tekindor, Değer Gündemir, Zekai Müftüoğlu, Can Gürzap Arsen, Elvan Miroğlu, Güven Hokna, Gülsevin Tunççekiç, Alev Sezer, Engin Şenkan, Leyla Tokay, Deniz Gökçer, Zeliha Berksoy ve Aykut Sözeri devre arkadaşlarımdı.
T.M: Politikayla uğraştınız mı?
S.H: Hiç uğraşmadım ama ülke gündemini takip ederim.
T.M: Çocuklarınız var mı? Çocuklarınızın durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?
S.H: İki oğlum var. İkisi de üniversite mezunu. Tolga Hürmeriç, Bilkent Üniversitesi mezunu olup televizyonculuk yapmaktadır. Barış Hürmeriç, Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstrisi İlişkiler mezunudur.
T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?
S.H: Tiyatro hayatı bittikten sonra çok yoğun bir tempo ile sinema ve dizi çekimlerinde rol aldım. Yorucu çalışmalar bitince ev yaşantısını özlediğim için artık çocuklarım ve torunlarımla vakit geçiriyorum. Yazın Bodrum’da dinleniyorum.
T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?
S.H: Tiyatro kitaplarını ve klasiklerin hepsini okulumuzda okuttukları için bu ara macera, roman, hikaye ve politik türü kitapları okuyorum.
T.M: Ne zaman evlendiniz?
S.H: Çocuklarımın babası rahmetli yüksek mimar Özer Hürmeriç ile 1967 yılında Ankara Gençlik Parkındaki Göl Gazinosunda evlendik.
T.M: Sermin Hürmeriç kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?
S.H: İşini son derece bağlı, disiplinli, mesleğine aşık biriyim. Dünyaya yüz bin kerede gelsem yine de tiyatro sanatçısı olarak gelmek isterim. Hayatı güzelleştirmeyi seven biriyim. Vazoya bir çiçek koymak bile benim için mutluluktur. Hümanistim. İnsanları çok seviyorum. Gerçekten sevdiğim insanlar için elimden gelen her şeyi yaparım. Cömert ve romantik yönlerim de vardır.
T.M: Oyunculuğa olan ilginiz nasıl ortaya çıktı?
S.H: Tamamen tesadüf eseri oldu. Rahmetli babam, tıp veya siyasal bilgiler mezunu olmamı isterdi. Ben de kendimi öyle düşünüyordum. Kız Lisesi zor bir liseydi. Notlarda öğretmenlerimiz çok cimriydi. Sınıf arkadaşımızın biri ‘’Ben bu okuldan çok sıkıldım hemen mezun olur olmaz kendimi konservatuara atacağım’’ dedi. Ben de ‘’Seninle gireyim. Nasıl bir okul? Anlat bana’’ dedim. ‘’ Opera, tiyatro, bale, müzik ve enstrüman var. Çok güzel bir sanat okulu’’ dedi. Daha sonra sınavlara girmeye karar verdim. Kazandım ve okul hayatım başladı.
T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?
S.H: 47 Yıldır devam ediyor.
T.M: Hayatta gerçekleştirmek istediğiniz her şeyi yapabildiniz mi?
S.H: Evet hepsini gerçekleştirdim.
T.M: Varmak istediğiniz yer ya da varılacak bir yer var mı?
S.H: Bu işin sonu yok. Daha güzel işler yapabileceğimi düşünüyorum.
T.M: Hobileriniz var mı?
S.H: Okumak, yüzmek ve yürümek.
T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?
S:H: Orhan Asena’nın Nalınlar oyunundaki Seher karakteriyle Ankara’daki En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldım. Okullardan çok ödül aldım. Ayrıca Sadri Alışık ödülünü aldım.
T:M : Genç oyunculara veya bu işe gönül veren genç sanatçılara ne önerirsiniz?
S.H: Türkçeyi dejenere etmesinler. Önce oyuncu olacak gençler dilini iyi kullanacak, hakim olacak, güzel Türkçeyi halkına öğretecek. Güzel Türkçemizi mahvetmesinler. Yeter. Çok çalışsınlar. Okuluna gitsinler.
T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
S.H: Umudumuzu koruyoruz. Korumak zorundayız. Cumhuriyetin faziletlerinden faydalanan bu ülkenin çocukları, gelecekte bu sıkıntıları aşacaktır.
T:M: Eşkıya filmindeki Keje rolü ile tüm sinema severlerin kalbinde yer edindiniz. Bu filmdeki bu sahne çekilirken sizde ne gibi duygular oluştu. Siz de bu sahneden etkilendiniz mi?
S.H: O rolün içine girmezseniz, o duyguları veremezsiniz, seyircilere hissettiremezsiniz. Siz o duyguları hissetmezseniz, seyirciye de hissettiremezsiniz.
T:M: ‘Tiyatro mu? Sinema mı?’ diye sorsam tercihiniz ne olur?
S.H: İkisinin de çok güzel tarafları var. Sinema kalıcı olduğu için güzel. Tiyatro da canlı, karşılıklı seyirci ile bire bir olduğu için güzel. Ama tiyatro buz üzerine yazmak gibidir. Kalıcı değildir.
T.M: Sahne aldığınız, oynadığınız karakterlerden sizi en çok etkileyen rol hangisidir?
S.H: Hepsini çok sevdim. Ayırt edemiyorum.
T.M: Ağıt sinema filminden biraz bahseder misiniz?
S.H: Ağıt ilk filmimdir. Doktor rolündeydim. Göreme’de çektik. Neşter sahnesini unutamam. O sahnede çok korktum. Fakat Yılmaz Güney bana rolümün gerçek olması için ‘’ Bastır’’ diye ikaz ediyordu.
T.M: Bu işlerden para kazandınız mı? Mutlu musunuz?
S.H: Telif yasası olmadığı için mağdur olduk. Emeğimizin hakkını tam olarak alamadık. Dizilerden kazandık.
T.M: Bodrum’a ne zaman yerleştiniz? Bodrum hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
S.H: Bodrum dünyadaki cennetlerden birisi. Yaradan ülkemize insanı mutlu edecek her şeyi vermiş. Dünyanın en güzel ülkelerden birisi olduğunu düşünüyorum ve bir eşi daha yok. Ama maalesef biz yeterince farkında değiliz. Siyaset düşünülmeden milli duygularla ülkemizi, cennet vatanımızı koruyup kollamalıyız.
T.M: Unutamadığınız bir anınızı bizlerle paylaşır mısınız?
S.H: Yeni mezunum Atçalı Kel Memed’i oynuyoruz. Kuliste sıramı bekliyorum, repliğim gelince sahneye çıkacağım. Heyecandan sıram geldiği halde oyuna çıkamadan öylece dalmışım oyunu seyrediyorum. O anda biri arkamdan itti ve sahneye çıkıp can havliyle katıldım oyuna. O anı unutamam. Bir de Şekspir’in Yanlışlıklar Komedisi oyununda en üst merdiven basamağından yuvarlanarak aşağıya düştüm. Bir şey olmadım. Orkestra çukurunun yanına kadar geldim. Hemen ayağa kalkıp repliğimi yetiştirdim. Bu olaydan dolayı herkes güldü. Perde kapanmıştı. Ceza almıştık. Bu anımı da unutamam.
T.M: Sermin Hanım benden ne tür sorular sormamı beklerdiniz?
S.H: Aktif olarak çalışıyor olsaydım ve bana oynadığım oyunla ilgili sorular sorsaydınız.
T.M: Sermin hanım bu güzel söyleşi ve eşim İnci Hanımla bizi burada kendi evinizde konuk ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizi yakından tanımak ve hoş sohbet etmek çok güzeldi, hoştu. Umarım hayranlarınız bu söyleşiyi zevkle okurlar. Son olarak ne söylemek istersiniz?
S.H: Sizin bu emeğiniz için çok teşekkür ederim. Minnettarım. Keşke herkes sizin gibi sanata ve sanatçıya duyarlı olsa, önem verse. Buraya kadar zahmet edip geldiğiniz için çok teşekkürler. Ayrıca hayranlarıma, seyircilerimize sağlık, mutluluk ve yaşanılır bir Türkiye diliyorum.






















