Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Turgay MUTLU

Turgay MUTLU

Mail: turgaymutlu48@hotmail.com

EŞKİYA FİLMİNİN UNUTULMAZ OYUNCUSU SİNEMA VE TİYATRO SANATÇISI SERMİN HÜRMERİÇ

 Türk   tiyatrosuna    büyük  katkılar   sağlamış  olan   Sermin   Hürmeriç, aynı  zamanda  Türk  sinemasında  oynadığı   filmlerle   adından  söz   ettirmiştir. Ayrıca  bir çok  dizide rol almıştır. Ekmek Teknesi’nde  (Ayhan  Hanım) rolüyle  de  tanınır, bilinir. Sermin  Hürmeriç,  Eşkiya   filmindeki   (Keje)  rolüyle  sinemaseverlerin   gönlünde  taht   kurmuştur. Eşkiya  filminden  çok   etkilenmiş  birisiydim. Günlerce, aylarca  etkisinden  çıkamamıştım. Aradan  yıllar  geçtiği  halde  en  son  sahne  belleğimde  yer  ettiği  için, halen  daha  o  sahneyi  gözümün  önünde  canlandırarak  hüzünlenirim. Yavuz  Turgul, büyük  bir   yönetmen. Şener  Şen  (Baran ) rolüyle  çok  iyi  bir  oyun  çıkartmıştı. Diğer  oyuncular da  çok  iyiydi. Sermin  hanımla  söyleşiyi,  Turgutreis   Sahil  Sitesindeki  evinde  gerçekleştirdik.
Turgay  Mutlu: Hangi   tarihte  ve  nerede  doğdunuz?
Sermin   Hürmeriç: 17  Ağustos  1947  Trabzon   doğumluyum.
T.M: Ailenizin   Lakabı  var  mıdır? Nedir?
S.H: Annem   Sabire  Hanımın sülalesine   Badıllıoğulları  derlerdi. Ankara’nın  yerlisiydiler. Babam  Cahit  Erentürk,   Manisalı  olup  Yoğurtçuoğulları   diye  anılırlarmış.
T.M: Okul  öncesi  neler  hatırlıyorsunuz?
S.H: Babam    asker  olduğu  için  devamlı  şark  görevi  yapardı. Doğuda  gezdik. Altı  ayda  bir  okul  değiştirdiğimi   hatırlıyorum. Şehir  olarak  Malatya’yı   gördük.
T.M: İlkokulu  nerede  okudunuz?
S.H: İlkokulu  Finike’de  okudum.
T.M: Ortaokulu   Liseyi  nerede  okudunuz?  Anılarınız  var  mı?
S.H: Lise 1 ve  2’ yi  Malatya’da  okudum. Lise  sonu   Ankara  Kız  Lisesinden  mezun  oldum. Okulumuz    Dil  Tarih  Coğrafya   Fakültesi   yanında  olduğu   için  bizlere  ‘’Kara  Kartallar’’ diye  dalga  geçerlerdi.
T.M: Üniversiteyi   nerede  okudunuz? Paylaşmak   istediğiniz  anılarınız  var  mı?
S.H: Ankara  Kız  Lisesini  bitirdikten  sonra   Ankara  Devlet  Konservatuarına  girdim. 1969—1970  yılında mezun  oldum. Biz  direk  olarak  o  dönem   Devlet   Tiyatroları   kadrosuna   girerdik.  Cihan  Ünal, Rüştü  Asyalı, Nurşim  Demir, Çetin  Tekindor, Değer  Gündemir, Zekai  Müftüoğlu, Can  Gürzap  Arsen, Elvan  Miroğlu, Güven  Hokna, Gülsevin   Tunççekiç, Alev   Sezer, Engin  Şenkan, Leyla  Tokay, Deniz  Gökçer, Zeliha  Berksoy  ve  Aykut  Sözeri  devre  arkadaşlarımdı.
T.M: Politikayla  uğraştınız  mı?
S.H: Hiç   uğraşmadım  ama   ülke  gündemini  takip  ederim.
T.M: Çocuklarınız   var  mı? Çocuklarınızın   durumu  ile  ilgili  anlatmak  istediğiniz  anınız  var  mı?
S.H: İki  oğlum  var. İkisi  de   üniversite  mezunu. Tolga  Hürmeriç, Bilkent  Üniversitesi   mezunu  olup  televizyonculuk   yapmaktadır.  Barış   Hürmeriç, Marmara  Üniversitesi   Çalışma  Ekonomisi  Endüstrisi  İlişkiler   mezunudur.
T.M: Kısaca   günlük  yaşamınızdan   bahseder  misiniz?
S.H: Tiyatro  hayatı  bittikten  sonra   çok  yoğun  bir  tempo  ile  sinema  ve  dizi  çekimlerinde  rol  aldım. Yorucu  çalışmalar  bitince  ev   yaşantısını  özlediğim  için  artık  çocuklarım ve  torunlarımla  vakit  geçiriyorum. Yazın  Bodrum’da   dinleniyorum.
T.M: Hangi  tür  kitapları  okumayı  seversiniz?
S.H: Tiyatro  kitaplarını  ve  klasiklerin  hepsini   okulumuzda  okuttukları  için  bu  ara  macera, roman, hikaye   ve   politik  türü  kitapları  okuyorum.
T.M: Ne   zaman  evlendiniz?
S.H:  Çocuklarımın  babası   rahmetli  yüksek   mimar   Özer  Hürmeriç  ile   1967  yılında  Ankara  Gençlik  Parkındaki   Göl  Gazinosunda   evlendik.
T.M: Sermin  Hürmeriç   kimdir? Siz  kendinizi   nasıl  tanımlarsınız?
S.H: İşini  son  derece  bağlı, disiplinli, mesleğine  aşık  biriyim. Dünyaya  yüz  bin   kerede  gelsem  yine  de   tiyatro  sanatçısı   olarak  gelmek   isterim. Hayatı  güzelleştirmeyi  seven  biriyim. Vazoya  bir  çiçek  koymak  bile  benim  için  mutluluktur. Hümanistim. İnsanları  çok  seviyorum. Gerçekten  sevdiğim  insanlar  için  elimden  gelen  her  şeyi  yaparım. Cömert  ve  romantik   yönlerim de  vardır.
T.M: Oyunculuğa  olan  ilginiz  nasıl  ortaya  çıktı?
S.H: Tamamen  tesadüf  eseri  oldu. Rahmetli  babam, tıp  veya  siyasal  bilgiler  mezunu  olmamı  isterdi. Ben de  kendimi  öyle  düşünüyordum. Kız  Lisesi  zor  bir  liseydi. Notlarda  öğretmenlerimiz  çok  cimriydi. Sınıf  arkadaşımızın  biri ‘’Ben  bu  okuldan  çok  sıkıldım  hemen  mezun olur olmaz  kendimi  konservatuara  atacağım’’ dedi. Ben de  ‘’Seninle  gireyim. Nasıl  bir  okul? Anlat  bana’’ dedim. ‘’ Opera, tiyatro, bale, müzik ve  enstrüman  var.  Çok  güzel  bir  sanat okulu’’  dedi. Daha  sonra   sınavlara   girmeye   karar  verdim. Kazandım  ve  okul  hayatım  başladı.
T.M: Sanat  hayatınıza  başlayalı  kaç yıl  oldu?
S.H: 47  Yıldır  devam  ediyor.
T.M: Hayatta   gerçekleştirmek    istediğiniz   her  şeyi   yapabildiniz  mi?
S.H: Evet   hepsini   gerçekleştirdim.
T.M: Varmak   istediğiniz   yer   ya  da  varılacak  bir  yer  var  mı?
S.H: Bu işin  sonu  yok. Daha  güzel  işler  yapabileceğimi  düşünüyorum.
T.M: Hobileriniz  var  mı?
S.H: Okumak, yüzmek  ve  yürümek.
T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?
S:H: Orhan Asena’nın Nalınlar oyunundaki Seher karakteriyle Ankara’daki En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldım. Okullardan çok ödül aldım. Ayrıca Sadri Alışık ödülünü aldım.
T:M : Genç oyunculara veya bu işe gönül veren genç sanatçılara ne önerirsiniz?
S.H: Türkçeyi dejenere etmesinler. Önce oyuncu olacak gençler dilini iyi kullanacak, hakim olacak, güzel  Türkçeyi halkına öğretecek. Güzel Türkçemizi mahvetmesinler. Yeter.  Çok çalışsınlar. Okuluna gitsinler.
T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
S.H: Umudumuzu koruyoruz. Korumak zorundayız. Cumhuriyetin faziletlerinden faydalanan bu ülkenin çocukları, gelecekte bu sıkıntıları aşacaktır.
T:M: Eşkıya filmindeki Keje rolü ile tüm sinema severlerin kalbinde yer edindiniz. Bu filmdeki bu sahne çekilirken sizde ne gibi duygular oluştu. Siz de bu sahneden etkilendiniz mi?
S.H: O rolün içine girmezseniz, o duyguları veremezsiniz, seyircilere hissettiremezsiniz. Siz o duyguları hissetmezseniz, seyirciye de hissettiremezsiniz.
T:M: ‘Tiyatro mu? Sinema mı?’ diye sorsam tercihiniz ne olur?
S.H: İkisinin de çok güzel tarafları var. Sinema kalıcı olduğu için güzel. Tiyatro da canlı, karşılıklı seyirci ile bire bir olduğu için güzel. Ama tiyatro buz üzerine yazmak gibidir. Kalıcı değildir.
T.M: Sahne aldığınız, oynadığınız  karakterlerden  sizi  en  çok  etkileyen  rol  hangisidir?
S.H: Hepsini  çok  sevdim. Ayırt  edemiyorum.
T.M: Ağıt  sinema  filminden   biraz  bahseder  misiniz?
S.H: Ağıt  ilk  filmimdir. Doktor  rolündeydim. Göreme’de   çektik. Neşter   sahnesini  unutamam. O  sahnede  çok  korktum. Fakat   Yılmaz  Güney   bana  rolümün   gerçek  olması  için ‘’ Bastır’’  diye  ikaz  ediyordu.
T.M: Bu  işlerden   para  kazandınız  mı? Mutlu  musunuz?
S.H: Telif yasası  olmadığı  için  mağdur  olduk. Emeğimizin  hakkını  tam  olarak  alamadık. Dizilerden  kazandık.
T.M: Bodrum’a   ne  zaman   yerleştiniz? Bodrum  hakkındaki  görüşlerinizi   alabilir  miyiz?
S.H: Bodrum   dünyadaki   cennetlerden   birisi. Yaradan  ülkemize  insanı   mutlu  edecek  her şeyi  vermiş. Dünyanın  en  güzel  ülkelerden  birisi  olduğunu   düşünüyorum  ve   bir  eşi  daha  yok. Ama  maalesef  biz  yeterince  farkında  değiliz. Siyaset  düşünülmeden  milli  duygularla  ülkemizi, cennet  vatanımızı   koruyup   kollamalıyız.
T.M: Unutamadığınız  bir   anınızı   bizlerle  paylaşır  mısınız?
S.H: Yeni  mezunum   Atçalı  Kel  Memed’i  oynuyoruz. Kuliste   sıramı  bekliyorum, repliğim  gelince sahneye  çıkacağım. Heyecandan   sıram  geldiği  halde  oyuna  çıkamadan  öylece  dalmışım  oyunu seyrediyorum. O  anda  biri  arkamdan  itti  ve  sahneye  çıkıp  can  havliyle  katıldım  oyuna. O anı  unutamam. Bir de  Şekspir’in   Yanlışlıklar   Komedisi   oyununda  en  üst  merdiven   basamağından  yuvarlanarak  aşağıya   düştüm. Bir şey  olmadım. Orkestra   çukurunun  yanına  kadar  geldim. Hemen  ayağa  kalkıp  repliğimi  yetiştirdim. Bu  olaydan  dolayı  herkes  güldü. Perde  kapanmıştı. Ceza  almıştık. Bu  anımı da  unutamam.
T.M: Sermin Hanım  benden  ne  tür sorular sormamı  beklerdiniz?
S.H: Aktif  olarak  çalışıyor  olsaydım  ve bana  oynadığım  oyunla  ilgili  sorular  sorsaydınız.
T.M: Sermin  hanım  bu  güzel  söyleşi  ve  eşim  İnci  Hanımla  bizi  burada  kendi  evinizde  konuk  ettiğiniz  için çok teşekkür ederim. Sizi  yakından  tanımak  ve  hoş  sohbet etmek  çok  güzeldi,  hoştu. Umarım hayranlarınız  bu  söyleşiyi  zevkle okurlar. Son olarak  ne  söylemek  istersiniz?
S.H: Sizin  bu emeğiniz  için çok  teşekkür  ederim. Minnettarım. Keşke  herkes  sizin  gibi  sanata  ve  sanatçıya   duyarlı  olsa, önem  verse. Buraya  kadar  zahmet  edip geldiğiniz için  çok  teşekkürler. Ayrıca  hayranlarıma, seyircilerimize  sağlık, mutluluk  ve  yaşanılır  bir  Türkiye  diliyorum.
 
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar