Romanları 40 dilde yayımlanan Zülfü Livaneli’nin daha önce yazdığı birçok eserini zevkle okumuştum. Engereğin Gözü, Mutluluk, Leyla’nın Evi, Sevdalım Hayat, Son Ada, Serenad, Edebiyat Mutluluktur ve Kardeşimin Hikayesi buna dahildir. Ayrıca gazetelerde yazdığı birçok makalelerini ve köşe yazılarını da takip ederek okudum. Kalemi güçlü ve donanımlı bir yazarımızdır. Büyük ilgi gören kitapları, düşündürücü ve bir o kadar da umut aşılayıcıdır. Türkiye dışında Çin Halk Cumhuriyeti, İspanya, Kore ve Almanya’da da çok satanlar arasına giren romanlarıyla, Balkan Edebiyat Ödülü’ne, ABD’de Barnes—Noble Büyük Yazar Ödülü’ne, İtalya ve Fransa’da Yılın Kitabı Ödülü’ne, Türkiye’de ise Yunus Nadi Ödülü’ne ve Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görüldü. Kardeşimin Hikayesi 2013’ün en çok okunan romanı oldu. ABD’de Missouri Üniversitesi, romanlarını ders kitabı olarak okuttu. Livaneli, dünya kültür ve barışına yaptığı katkılardan ötürü 1996 yılında Paris’te UNESCO tarafından Büyükelçilikle onurlandırıldı.
Kitap,’’ merhamet zulmün merhemi olamaz’’ başlığıyla başlıyor ve özeti şöyle:
İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.
Mardinli Hüseyin ile İŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikayesi olan bu güzel eseri mutlaka okuyunuz. Üstelik bu hafta, 27 Mart—2 Nisan arası 53. Kütüphaneler Haftası. Hepimize kutlu olsun. Bol bol kitaplar okuyalım gari.
Şimdi kitaptan bir alıntı yapalım ve Harese’nin ne olduğunu öğrenelim:
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanaklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanını doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Kıssadan bir hisse çıkarmışsınızdır umarım. Huzursuzluk kitabını mutlaka okuyunuz. Ders alınacak güzel bir hikayesi var. Kurgusu da tam oturmuş. İyi okumalar efendim.



























