Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Ali Akalp - Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şubesi Önceki Dönem Şube Başkanı

Ali Akalp - Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şubesi Önceki Dönem Şube Başkanı

Mail: aliakalp48@hotmail.com

İBB KUMPAS DAVASI, İBB EKREM İMAMOĞLU’NA ATILAN İTİRAFNAME İDDİA OLARAK AÇIKLANDI!

19 Mart 2025 darbesine giden süreç, Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart 2019 tarihinde İBB Başkanlığı seçimlerini kazanmasıyla başlamıştır. Saatler 20.02’yi gösterdiğinde açılan sandık oranı %36.5 iken Ekrem İmamoğlu’nun oy oranı %52.42, rakibi Binali Yıldırım’ın oy oranı %44.84’tür. Devam eden süreçte televizyonlarda 40 dakika boyunca veri girişi yapılmamıştır. Yüksek Seçim Kurulu göreve çağırılmıştır. 23.22 itibariyle Ekrem İmamoğlu’nun oy oranı %50.51, rakip adayın oy oranı ise %46.55’tir. Islak imzalı tutanaklar neticesinde girişler bu oranı göstermektedir.
Sürecin devamında YSK, İBB Başkanlığı seçimlerinde sandık kurulu başkan ve üyelerinin kamu görevlisi olmaması ve 108 sandıkta yaşanılan şaibe gerekçelerini birlikte değerlendirerek seçimin güvenliğinin ortadan kalktığına karar vermiş ve İBB Başkanlığı seçimleri yenilenmiştir. YSK’nın bu kararının hukuk devleti, seçim güvenliği ve yargı bağımsızlığı açısından hukuka aykırı olduğunun en açık örneği, YSK’nın sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal etmesi, ancak aynı sandıklarda yapılan ilçe belediye başkanlığı ve muhtarlık seçimlerini geçerli saymasıdır.
Seçim sürecindeki usulsüzlüklerin araştırılması amacıyla CHP başta olmak üzere muhalefet partileri tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. İlgili soruşturmalar, somut deliller elde edilemediği veya iddiaların doğruluğunu kanıtlayacak yeterli bilgi bulunmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştır. YSK’nın bu 298 sayılı kararı, Yüksek Seçim Kurulu içtihatları göz önünde bulundurulduğunda Anayasa’nın 79. maddesine aykırı olarak keyfi karar almış olması, aynı gerekçenin daha önce iptal sebebi sayılmaması, kurulan gerekçenin seçim güvenliğini fiilen ihlal ettiğine dair somut bir delil ortaya konulmaması ile hukuk tarihine “kara bir leke” olarak geçmiştir.
Bu doğrultuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri 23 Haziran 2019 tarihinde tekrarlanmış ve seçimi Ekrem İmamoğlu kazanmıştır. Seçimin büyük bir farkla, 1 milyonun üstünde kazanılmış olması milletin iradesine sahip çıktığının en büyük göstergesiydi. Hatırlarsanız günlerce seçim torbalarının üzerlerinde, Seçim Kurullarında sıkı bir takiple İstanbul seçimlerini çaldırmamıştır.
Son 31 Mart 2023 yerel seçimlerinde büyük şehirleri kaybedince CHP, yurt genelinde 1. parti olunca büyük bir şaşkınlık yaşanmıştır. İlçelerde, illerde toplantılar yaparak sebeplerini, sonuçlarını rapor edip çözüm yollarını ortaya koymak için meşhur Kızılcahamam toplantıları sonucu düğmeye basmışlardır. İlk hedefleri Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştırıp mümkün olursa İBB’ye kayyum atamak amacıyla harekete geçilerek (2019-2023) meşhur davalar süreci başlatılmıştır.
Yakın dönemde sonucu Ekrem İmamoğlu’nu etkileyecek şekilde çok sayıda adli ve idari soruşturma açılmıştır. Bu soruşturmalar, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerine ilişkin geniş çaplı taarruzun yansımalarıdır. Bu süreçte 100’ü aşkın adli ve idari soruşturma açılmıştır. Ekrem İmamoğlu aleyhine tehdit, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet gibi suçları kapsayan toplam 51 farklı adli soruşturma açılmış ve bunların 29 tanesi kapanmıştır. Bu dosyalar arasında; Covid döneminde otobüslerin aşırı dolu olması, İBB’nin kişisel veri tabanlarını kopyalaması, bir kısım CHP’lilerle birlikte teröre yardım ve yataklık yapıldığı iddiası, Büyükada’daki yeni minibüslerin Ada’nın sokaklarına uygun olmaması, Fatih Sultan Mehmet’in türbesine tekme atması vs. gibi saçma sapan, ciddiyetten uzak oldukça düşük seviyeli suçlamalar yer almıştır.
Hukukun olağan işleyişinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanabilmesinin maddi koşulu o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Böyle bir şüphe yokken açılan soruşturmaların iddianame düzenlenerek davaya konu olabilmesi bile yargı tacizinin göstergelerindendir. Soruşturmalardan bazıları ise hukuk düzenimizde korunma düzeyi oldukça düşük olan ifade özgürlüğü ile ilgilidir. Kalan davalar derdesttir ama yargı tacizinin bir parçası oldukları malumdur.
Öte yandan diğer hukuki süreçler, Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesi üzerine 2020 yılında açılan ve belediyedeki etkinliklerle ilgili olan soruşturmalardır. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı sürecindeki davaların Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra açılması, yürütülen hukuki süreçlerin siyasi amaçlı olduğunu göstermektedir.
İlk açılan davalardan birisi; dönemin İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu ile girilen polemik sonucu açılan AHMAK DAVASI (2019), BEYLİKDÜZÜ İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA DAVASI (2023), 1 MİLYON TL TAZMİNAT DAVASI (2024), AKIN GÜRLEK DAVASI (2025), SATILMIŞ BÜYÜK CANAYAKIN DAVASI (2025), CHP KURULTAY DAVASI (2025), TUTUKLAMA VE KAYYUM SÜRECİ - SİYASİ ALANIN TASFİYESİ (2024-2025), AVUKAT MEHMET PEHLİVAN’IN TUTUKLANMASI (2025), DİPLOMA İPTALİ (2025), 19 MART SÜRECİ VE YARGI TACİZİ, TUTUKLULUK SÜRECİ İHLALLERİ, CEZAEVİ İHLALLERİ, AVUKATLARA YAŞATILAN İHLALLER, YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE HÂKİMLİK TEMİNATININ İHLALİ, İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN VERİLEN DAYANAKSIZ TALİMAT (ÖRGÜT İCAT ETME ÇABASI), DELİL YETERSİZLİĞİ, GİZLİ TANIK/İFTİRA İDDİALARI ÜZERİNE KURULAN SORUŞTURMA, HUKUKSUZCA TUTUKLU BULUNANLARA KARŞI “TECRİT, TEHDİT, PSİKOLOJİK BASKI VE CEZALANDIRMA TEHDİTLERİ” AYLARDIR DEVAM ETMEKTEDİR. YALANLARA KARŞI GERÇEKLER.
19 Mart Kumpas Davası’na dair yapılan algı operasyonları; yürütülen algı operasyonlarıyla halkta şüpheliler hakkında suçlu imajı yaratma güdülmektedir. Şüphelilerin stresli, yorgun ve kelepçeli görüntüleri seçilerek televizyonlara servis edilmektedir. Şüphelilerin ev ya da iş yerlerinde bulunan kasalardan bahsedilirken ilgisi olmayan başka kasa görüntülerini sanki varmış gibi göstermişlerdir. Gizlilik kararları olmasına rağmen dosyalardaki ifade tutanakları iktidara yakın medya kuruluşlarınca bilinçli olarak paylaşılmakta, gizli tanıkların iftiralarıyla haberler yapılarak servis edilmektedir. Bu durum ile sözde suç ağı oluştuğu yönünde izlenim oluşturma gayreti gösterilmektedir. Bu nafile bir sonuçtur. Halk bunlara itibar etmemektedir. Çünkü anketlerde hâlâ CHP 1. partiliğini devam ettirmektedir. Yapılan miting ve toplantılar da çok kalabalıktır.
Geçtiğimiz günlerde Ekrem İmamoğlu ile ilgili iddianame hazırlanıp açıklanmıştır. İddianame bir sürü mesnetsiz suçlamalar, iftiralarla doludur. Buldukları iftiracılar, “duydum, öyle diyorlar, mış, miş” gibi tutarsız birçok suçlamalarla doldurulduğu yazıldı, konuşuldu, daha çok konuşulacaktır. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu Ekrem İmamoğlu’nun mahkemesinin büyük bir salonda yapılması, TRT’den canlı yayınla isteyen tüm kanallardan yayınlanmasını talep etmiştir. Şeffaflık açısından olumlu bir hareket olur. Böylece herkes her şeyi izler, görür. Ona göre gerçekler her ne ise öğrenilir.
Ekrem İmamoğlu ile olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimine girmek istemeyen Saray yönetimi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı eliyle siyasi yargıyla saf dışı bırakmak istemektedir. Halk bu tür girişimlerde mağdurdan yana hareket eder. Geçmişte hep böyle oldu. İddianame içi boş, bomboş iftiraların atıldığı yazılı bir metin haline getirilmiş; ispatı yok, belgesi yok, tanığı yok. Önümüzdeki günlerde bakalım bu konularda neler yazılıp çizilecek, hep beraber göreceğiz.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, 26 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlu olsun.
 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar