Kaynak Kitabevi tarafından yayımlanan Doğu Perinçek’in ‘’Kadın Kitabı’’ adlı eserini geçen hafta okudum. Kitabı özellikle seçerek ve bilerek alıp okudum. Nedenine gelince? Bugünlerde kadınlarımızın haklarını hiçe sayan ve onları daha da zor yaşam koşullarına itecek yasalar, malum iktidar tarafından hazırlanarak meclise sunulmuştur. Bu hafta veya önümüzdeki günlerde yasallaşması beklenen yasalar, kadınlarımızın kazanılmış haklarına darbe vuracaktır. Cumhuriyetin faziletiyle elde edilen haklar, kadınlarımızın ellerinden bir bir alınmakta olup derhal siyasi partiler, dernekler, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve kadınlarımız harekete geçmelidir. Kadınlarımız, kızlarımız ayağa kalkmalı ve bu çağ dışı yasalara karşı protestoda bulunmalıdırlar. Osmanlı özentili kafalara dur denilmelidir.
Kadın konusu, erkek konusudur. Erkek konusuna gelince, henüz kadın konusu olamamıştır. Nerede bir kadın sorunu varsa, orada daha derin ve daha kapsamlı bir erkek sorunu vardır. Nerede bir erkek sorunu varsa, orada o soruna henüz kadın eli değmemiştir. Kadının mutsuzluğu, farkında olmasa bile erkeğin mutsuzluğudur. Bir toplumda erkek, ancak kadın mutlu olabilir. Gerçek sevinç, kadınla paylaşılan sevinçtir. Kadınların çektiği acılar ve cinsler arası eşitsizlik, insanlığın en köklü, en taşlaşmış sorunudur. Bir toplum, kadına tavrıyla sınanır. Çağlar boyu erkekler, güzelliği kadınla tanımladılar. Bir gün güzelliği kadınlar tanımlayınca, insanlık gerçek güzelliği keşfedecektir. Aşkı hep erkekler anlattı. Aşkın güzelliği kadınlar anlatınca anlaşılacaktır. Bir devrim, kadına getirdiği kişilik ve özgürlük kadar devrimdir. Bir devrimin ne kadar devrim olduğunu anlamak için kadının durumuna bakmak gerekir.
Kadın; yangındadır, kafestedir, tuzağın içindedir, saçından sürüklenendir, ama kadın aynı zamanda güneşi doğurandır, yarınların gerçek yaratıcısıdır, aşk biriktirendir, savaşandır, tarih yazandır ve Cumhuriyet’tir. Jean—Jacques Rousseau, ‘’İnsanlar hür doğar, hür yaşar’’ söylemiyle demokratik devrimin temel programını özetlemişti. Kadınların hür doğduğu ve hür yaşadığı gün, demokratik devrimin görevi tamamlanmış olacaktır.
Yukarıda kitabın önsözünden bir alıntı okudunuz. Bu güzel eseri tüm kadınlarımızın okumasını isterim. Cumhuriyetin kazanımlarını sahip çıksınlar. Tarihin akışı yine onlara düşüyor. Benim güvenim tam olup bu zincirin tekrar kadınlarımız tarafından kırılacağı inancımı da koruyorum. Cumhuriyet Kadınları haydi görev başına…
Kadın konusu, erkek konusudur. Erkek konusuna gelince, henüz kadın konusu olamamıştır. Nerede bir kadın sorunu varsa, orada daha derin ve daha kapsamlı bir erkek sorunu vardır. Nerede bir erkek sorunu varsa, orada o soruna henüz kadın eli değmemiştir. Kadının mutsuzluğu, farkında olmasa bile erkeğin mutsuzluğudur. Bir toplumda erkek, ancak kadın mutlu olabilir. Gerçek sevinç, kadınla paylaşılan sevinçtir. Kadınların çektiği acılar ve cinsler arası eşitsizlik, insanlığın en köklü, en taşlaşmış sorunudur. Bir toplum, kadına tavrıyla sınanır. Çağlar boyu erkekler, güzelliği kadınla tanımladılar. Bir gün güzelliği kadınlar tanımlayınca, insanlık gerçek güzelliği keşfedecektir. Aşkı hep erkekler anlattı. Aşkın güzelliği kadınlar anlatınca anlaşılacaktır. Bir devrim, kadına getirdiği kişilik ve özgürlük kadar devrimdir. Bir devrimin ne kadar devrim olduğunu anlamak için kadının durumuna bakmak gerekir.
Kadın; yangındadır, kafestedir, tuzağın içindedir, saçından sürüklenendir, ama kadın aynı zamanda güneşi doğurandır, yarınların gerçek yaratıcısıdır, aşk biriktirendir, savaşandır, tarih yazandır ve Cumhuriyet’tir. Jean—Jacques Rousseau, ‘’İnsanlar hür doğar, hür yaşar’’ söylemiyle demokratik devrimin temel programını özetlemişti. Kadınların hür doğduğu ve hür yaşadığı gün, demokratik devrimin görevi tamamlanmış olacaktır.
Yukarıda kitabın önsözünden bir alıntı okudunuz. Bu güzel eseri tüm kadınlarımızın okumasını isterim. Cumhuriyetin kazanımlarını sahip çıksınlar. Tarihin akışı yine onlara düşüyor. Benim güvenim tam olup bu zincirin tekrar kadınlarımız tarafından kırılacağı inancımı da koruyorum. Cumhuriyet Kadınları haydi görev başına…



























