Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Turgay MUTLU

Turgay MUTLU

Mail: turgaymutlu48@hotmail.com

Kıbrıs Gezisi

 Yavru Vatanımız Kıbrıs’a 38 yıl sonra giderek, gezip görmenin mutluluğunu Sevgili Eşim İnci Hanımla beraber yaşadık. 1977-1978 yıllarında Lefkoşa’ya yakın Türkeli Köyü’nde (Ayvasıl ) 18 ay Piyade Çavuşu olarak askerlik yaptım. Dile kolay 40 yıla yakın bir zaman dilimi geçmiş. Bundan 20 yıl öncesi bir bayi toplantısı nedeniyle yine Yavru Vatanımızın güzel şehri Girne’de 4 gün kalmıştım. Bu üçüncü gidişimdi. Yıllar sonra tekrar görmenin heyecanını askerlik yaptığım bölgeyi eşime gösterdiğimde yaşadım. Çok şey değişmiş. Bizim tabur yerine Topçu Taburu gelmiş. Yatakhane (koğuş) olarak kullandığımız evler yerinde dursa da terk edildiği için her tarafı ot basmış. Eski anılar gözümün önünde bir bir canlandı. Ana vatanda yaylı yatak yokken bizler yaylı yataklarda yatardık. Rumlardan kalma tüm evlerde güneş enerjisi vardı. Sıcak suyla banyo yapardık. Ülkemizde böyle bir lüksümüz yoktu. Medeniyet olarak bizlerden daha ileri bir seviyedeydiler. Sadece eşya ve malzeme olarak değil, okuma oranı ve çağdaş yaşam kültürü olarak bizi geçmişlerdi. Çarşı izni için Lefkoşa’ya gidişimde halkın yaşam tarzını görür, izlerdim. Saray Oteli’nin altında bir kitapçı vardı. Oradan kitap alırdım. Şimdi orası kapanmış kumarhane olmuş. Asker arkadaşlarım İzzet Büyükburç, İbrahim Polat, Necati Şahbaz, Hicabi Saraç, Ahmet Baybora, Hızır Aydın, Ercan Karakuş, Cemil Uçar, Hasan Ceylan, Muzaffer Üzey, Ramazan Özbulak, İbrahim Yaldız ve İbrahim Pala gözümün önünden gelip geçtiler. Bölük Komutanımız Yüzbaşı Hasan Arslan, Asteğmen Sami Ünal, Hasan Avaroğlu ve Astsubay Kemal Bal’ı unutamam. Unuttuklarım bağışlasın. Bahar ve Bora cephelerinde yeşil hat boyu nöbet tuttuğumuz tepeleri uzaktan da olsa gördüğüm için mutlu oldum. Rum köyü Mammari’nin evlerini, kilisesini, okulunu, sağlık ocağını ve yollarını baka baka ezberlemiştik. Ne güzel günlerdi o dönemler. Elimizde küçük bir radyo ve hep Kıbrıs Bayrak Radyosunu dinleyerek memleket hasreti giderirdik. Gündüz çok sıcak olsa da harnup ağaçlarının gölgesinde mola verir dinlenirdik. Geceleri ada dört bir yandan esinti aldığı için serin olurdu.
Silifke’ye kızımın yanına gitmiştik. Pasaport olmadan, kimlikle Kıbrıs’a gidilebileceğini öğrenince 5 günlüğüne Girne’den otel ayarladık. Kızımın arkadaşı Yasemin Hanım’ın büyük yardımı oldu. Sağ olsun. Taşucu Limanı’ndan Deniz Otobüsüyle 2,5 saatte Girne’ye ulaştık. Girne’de bizi Kıbrıslı Tepebaşı (Yorgos ) Köyünden Hasan Kemal Kararlı arkadaşım karşıladı. 5 gün boyunca bizi Kıbrıs’ın her bölgesini arabasıyla gezdirdi. Lefkoşa’da Sedat Simavi Meslek Lisesi’nde Öğretmenlik yapıyor. Kendisine çok teşekkür ederiz. Bizi çok iyi ağırladı ve gezdirdi. Öğleden sonraları tüm gün beraberdik. Daha önce uzaktan seyrettiğim Saint Hilerion Kalesini bile çıkıp gezdik. Girne’de Karaoğlanoğlu Şehitliğini gezerken bu topraklarda askerlik yapmanın gururunu yaşadım. Magosa’da Namık Kemal’in anıtını ve yattığı zindanı gezerken VATANIN önemini ve bizlere TAM BAĞIMSIZ BİR ÜLKE bırakan ATATÜRK ve silah arkadaşlarını andım. Namık Kemal’in ne büyük bir VATANSEVER olduğunu bir kez daha gördüm. Ruhu şad olsun. VATAN YAHUT SİLİSTRE Eserini tekrar okuyacağım. Kıbrıs’ta iz bırakan bu değerli HÜRRİYET ŞAİRİNİ unutmayalım. Yolunuz Kıbrıs’a düşerse mutlaka Magosa’ya uğrayın ve bu zindanı görün derim. Ayrıca Hasan Kemal’in Tepebaşı Köyündeki annesini ve Şahinler Köyündeki kız kardeşini ziyaret ettik. Yeğeni Selim’le tanıştık. Karpaz Bölgesi, Güzelyurt, Lefkoşa, Magosa ve Girne’yi baştanbaşa dolaştık. Kıbrıs küçük bir yer olsa da gezilip görülmelidir. Girne ve Lefkoşa’ya çok ev yapılmış. Boş ev dolu. Buralarda kimler oturacak bilmem lakin bence ölü yatırım. Ada bu kadar beton yığınını hak etmiyor. Güzelim ada yoksa gelecekte birilerine peşkeş mi çekilecek diye de düşüyorum. Kıbrıs hükümeti bunu yapacak kaygısını taşıyorum. Türkiye’nin tavrı burada önemlidir. Ancak bu Akebe hükümetinden olumlu bir işaret beklemiyorum. Ada’da birçok dükkân da boş. Özellikle bizim zamanımızda canlı olan Lefkoşa şimdi ölü toprağı serpilmiş gibi hareketsiz. Türkiye’den giden öğrenci olmazsa sanki ekonomisi çökecekmiş gibi duruyor. Esnafla konuştum. Onlar da umutsuz. Kısacası adada bir belirsizlik hakim. Rumlarla görüşmelere olumlu bakan da var bakmayan da. Her iki taraf tedirgin gözüküyor. Eski kötü günlerin geri gelmesini kimse istemiyor. Hayırlısı olsun diyelim. Kaldığımız Colani Oteli’nde hemşerimiz Ferhan Onur Hanımla tanıştık. Yerkesikli Boyacıoğlu ailesinin torunu olduğunu ve anne tarafından Muğlalı olduğunu anlattı. Resepsiyonda çalışıyor. Nabide Kılınç’ın arkadaşı olduğunu söyledi. Tanıştığımız ve yardımcı olduğu için teşekkür ederiz. Yolda Taner Soymen ile tesadüf karşılaştık. 5 senedir Kıbrıs’taymış.
Kıbrıs’ta içki çok ucuz. 1 litrelik rakı 35 TL, Viski 50-60 TL olup her giden Türk turist ikişer ikişer satın alıyor. Biz de vergi çok. Ayıp kardeşim, bu kadar vergi mi olur? Bara veya kafeteryaya oturuyorsun bir duble rakıyı 7 TL ödeyip müzik eşliğinde keyiflice içiyorsun. Hem de Girne Limanı’nda en kral yerde içiyorsunuz. Hadi bakalım Bodrum’da veya Antalya Kaleiçi’nde bir duble rakı içince kaç para ödeyeceksiniz? Kıbrıs’ta fiyatlar hemen hemen her yerde aynı. Aldanma ve kandırılma korkusunu çekmiyorsunuz. Ülkemizde kazık çok! Bu böyle olmamalı!
Kıbrıs gezimiz hoştu. Bize bu mutluluğu yaşatan başta Hasan Kardeşim olmak üzere herkese tekrardan çok teşekkür ediyorum. Yavru Vatanımıza doyamadık, tekrar görmek isterim…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar