Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Mail: kemal.kocabas@deu.edu.tr

KÖY ENSTİTÜLERİ-ÖĞRETMEN OKULLARI DERNEK VE VAKIFLARI İZMİR’DE YAN YANA GELDİ…

 Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) Mayıs-2011 tarihinde  3. Olağan Genel Kurulunu yapmıştı.  Genel kurulda delegeler “Cumhuriyet Eğitim Devrimi”nin kazanımlarının yok olması süreçlerini tartışırken  ülkenin eğitim ve kültür sorunlarında yaşanan kritik problemlerde daha güçlü ses çıkarmak ve bir dönem  Cumhuriyetin “En kıymetli eseri” olarak tanımlanan Köy Enstitüleri kazanımlarını, kültürel mirasını  günümüze taşıyabilmek amacıyla “Köy Enstitüsü ve Öğretmen Okulu dernek ve vakıflarının” işbirliği koşullarının geliştirilmesi  yönünde bir genel kurul kararı almıştı. YKKED yönetimi bu amaçla Yeniden İmece dergisinin 36. sayısında, sayıları on beş olan dernek ve vakfa bir çağrı yayınladı.
Yapılan bu çağrı  “ Türkiye, çok ağır eğitim ve kültür sorunları yaşamaktadır. Tüm süreçlerde niteliğini kaybetmiş bir eğitim, sınıfsal, bölgesel, cinsiyete dayalı eşitsizlikler, nitelikli öğretmen yetiştiremeyen bir yüksek öğretim sistemi  ülkenin geleceğini karartmaktadır. Siyasal iktidarın heykele, kadına, tiyatroya bakışı ve yaşanan yasaklamalar ülkeyi giderek bir kültürel sığlığa, anti-demokratik bir iklime  doğru yöneltmektedir. Türkiye, son on yılda ve özellikle 2012 yılında “Cumhuriyet Eğitim Devrimi”nin tüm kazanımlarını kaybetme noktasına gelmiştir. Ülke çok hızlı bir şekilde akıl ve bilimden uzaklaşmaktadır. Cumhuriyetin “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” kuşaklar yetiştirme hedefi bir kenara bırakılmış, “dindar kuşaklar” yetiştirmeye yönelik, bilimsel ve pedagojik olmayan bir eksene oturtulma yolunda çok önemli adımlar atılmıştır. Çağrıda bulunduğumuz  “Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okulları” vakıf-derneklerin bilimsel, demokratik, laik ve karma eğitimden yana taraf oldukları çok açıktır. 89 yıllık Cumhuriyetin geriye doğru dönüştürülmesinden duyulan ortak rahatsızlık ortadadır. Bu anlamda önümüzdeki süreçlerde eğitimin bir insanlık hakkı olduğu gerçeğini, laik, demokratik, bilimsel eğitimi savunmak ve hepimizin ortaklaştığı Köy Enstitüleri aydınlığından yararlanarak aydınlık bir eğitim projesi üretmek, ülkeyi karanlığa teslim etmemek için beraber davranmak zorunluluğunu hayat dayatmaktadır. YKKED Genel Merkezi son genel kurulunda 20 şubesinden katılan delegelerin ve genel merkezin ortak istenci ile bu çağrıyı yapmayı bir görev saymaktadır. Ön koşulsuz, olumsuz tüm süreçleri geride bırakarak, Köy Enstitüleri büyük imecesini gerçekleştirmek için 9 Şubat 2013 günü Saat: 10.00’da İzmir’de sizlerin de önerileriyle gerçekleşecek bir gündemle, beraber yapabileceklerimizi konuşabilmek için  yan yana gelmek istiyoruz. Çağrımıza vereceğiniz yanıtı bekliyor, ülkemizin aydınlık geleceğine duyduğumuz inançla sizleri selamlıyoruz.” denilmekteydi.
9 Şubat 2013 tarihinde YKKED-Genel Merkezinde yapılan toplantıya çağrımıza olumlu yanıt vererek İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı, Kepir Vakfı, Adabelenliler Derneği, Isparta-Gönen Öğretmen Okulu  Mezunları Derneği, Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulu Mezunları Derneği, Gökçeada  Mezunları Derneği, Beşikdüzü  Mezunları Derneği, Nazilli Öğretmen Okulu Mezunları Platformu, Yüksek Öğretmenliler Derneği ve YKKED katıldı. Yaklaşık dört saat süren toplantıda ülkenin eğitim-kültür sorunları konuşularak beraber davranma konusunda ortak bir irade üretildi.
Demokratik toplumlar örgütlü toplumlardır. İskandinav ülkelerinde örgütlü insan sayısı ülke nüfusunun 4-5 katıdır. Örgütlü olmak günümüzün insani ve evrensel bir kazanımıdır. Benzer düşünceleri taşıyan insanların, grupların kendilerini ifade edebilme aracıdır. Eğitimin bir insanlık hakkı olmaktan çıktığı ve dinselleştiği günümüz koşullarında eğitimi bir hak olarak gören kamucu, aydınlanmacı, laik, karma, demokratik ve bilimsel eğitim süreçlerini yaşayan insanların söyleyecekleri sözleri mutlaka olmalıdır. Köy Enstitüleri (1940-1954) ve onun devamı olan Öğretmen Okulları (1954-1974) Cumhuriyetin “Gözbebeği”, “Özgün” öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarıydı. Bu kurumlar orta öğretim düzeyinde  eğitim tarihimizin en seçkin öğretmenlerini yetiştirdiler. Yıl 2013; bugün Türkiye’de lisans düzeyinde eğitim veren eğitim fakülteleri bu nitelikte öğretmen yetiştirebiliyor mu? Kesinlikle hayır… Günümüzde Cumhuriyetin bu aydınlık kazanımlarını anlatmak ve bu kazanımlar üzerinden yeni sözler söylemenin  boynumuzun borcu olması gerekmiyor mu?  Buluşmanın gerçek dinamiği buydu.  
Türkiye’de ilericilerin eğitime, kültüre, insana ve de ülkeye dair söyleyecekleri sözü vardır.  Bu söz bitmemiştir ve en geniş beraberliklerle ifade edilmelidir, edilecektir de.  Söylenecek sözün arkasındaki temel dinamik akıl ve bilimdir. Tüm bu gerekçelerle ilgili dernek ve vakıfların yan yana gelmesi önemlidir. Her daim tüm beraberliklerin doğası  ilericidir. Bu toplantıda 3-4 aylık aralarla yan yana gelmek, ortak yayın organı, arşiv ve yeni eğitim projeleri oluşturmak, Yeniden İmece’de tüm örgütlerin haberlerinin yer alması, her bir kuruluşun etkinliğine diğerlerinin katılımı, 16 Mart ve 17 Nisan’ların birlikte imece ile  kutlanışı ve ileride bir konfederasyona gidilmesi ortaklaşan görüşler olarak karşımıza çıktı. Sürecin önkoşulsuz, sahici, samimi ve demokratik işlemesinin  de altı önemle çizildi. Önümüzdeki ilk toplantıya diğer öğretmen okulu-köy enstitüsü dernek-vakıf ve platformların da katılması  konusunda görüş birliği oluştu.
Son söz Can Yücel’in “El Tutuşa Tutuşa” şiirinde: “Ne kadar çok elimiz varmış meğer!/İlkin, senin elinle tutuşan benimki/Sonra çocuklarınki/Gençlerinki/Tekel İşçilerininki/Sonra, ellerin elleri.../Ne kadar çok elimiz oldu, baksana,/Tutuşa tutuşa/Bir orman yangını gibi”. Sevgiyle kalın…
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar