Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Turgay MUTLU

Turgay MUTLU

Mail: turgaymutlu48@hotmail.com

KÖYGÖÇÜREN

Boş vakitlerde kitap okuma sayısı artıyor. Ameliyat öncesi ve sonrası epey kitap okudum. Daha önceleri birçok kitap okudum ama bu ara yatağa çivilenmemek için ha bire aç kurt gibi kitaplara saldırdım. Gerek kendi kütüphanemden, gerekse Belediyemizin kütüphanesinden ve kitap evlerinden kitaplar satın alarak hepsini iki ay içerisinde okudum. Oh be dünya varmış.
Okuduğum eserler:
Yılmaz Dikbaş ‘’Atatürkçüler Yenildi’’
Sait Faik Abasıyanık ‘’Son Kuşlar’’
Muğla Belediyesi Kültür Yayınları ‘’Yaşanmış Kadın Öyküleri’ ’Muğlalı Gelinler’’
Milli Mücadele’de Menteşe Sancağı ve Yörük Ali Efe
İlker Başbuğ “Suçlamalara Karşı Gerçekler”
Semih Çetin “Bir İhanetin Öyküsü”
Rıza Zelyut “Sultanlar ve Cellatlar”
Ferzan Özpetek “İstanbul Kırmızısı”
Ramazan Gibyeli “Kaybolan Kasaba (GİBYE) Anılarımız”
Yıldırım Koç “AKP İşçilere Nasıl Zarar Veriyor”
Murat  Bardakçı “Neslişah”
Peçevi  İbrahim Efendi “Peçevi Tarihi 1” “’Peçevi Tarihi 2”
Fakir Baykurt “Köygöçüren”
Fakir Baykurt’un iki eserini daha önce okumuştum; Yılanların Öcü ve Tırpan. Çok etkilenmiştim. Üçüncü eserini okumak yeni nasip oldu. Okumaya başlamadan önce Köygöçüren hakkında bir ön yargım vardı. Bizler, Köygöçüreni sürüngen, keler cinsi(Kertenkele) şeffaf, çıplak vücutlu bir canlı olarak biliriz. Süleymancık denilen türün, biraz daha küçüğüdür. Yazın dedemlerin bağ evine göçtüğümüzde duvarlarda çok görürdük. Işığa gelir, sinek avlardı. Hatta bizi ‘Çocuklar, sakın ellemeyin, ürkütmeyin, kuyruklu’nun (akrep) baş düşmanıdır, onu yer, insana dost bir canlıdır’ diye uyarırlardı. Yaz ayları dikkat edin görürsünüz. Bu kitapta anlatılan köygöçüren ise, dikenli pis bir ot cinsi olup köylüleri yerinden, yurdundan uzaklaştıran bitkiymiş. İnsan okudukça bilgileniyor, öğreniyor ve genel kültürü artıyor. Yeni bir şey daha öğrenmiş oldum.
Kısaca konusuna gelince:
Susuzluktan kavrulan bir köydür Kantarma. Toroslar keser yağmuru; ne toprak suya kavuşabilir ne de gariban köylüsü doğru dürüst ekmeğe aşa... Bir gün, köy muhtarı Musa ile durmadan çekiştiği dostu Hıdır'ın cahil cesaretiyle giriştiği bir teşebbüs sonucunda, olacak bu ya, Büyük Başkan Kantarma'yı ziyaret eder. "Dileğiniz nedir?" diye sorar köylüye. Hıdır "su" der, başka bir şey demez. Destekler onu köy ahalisinin bir kısmı. Diğerleri ise Kuran kursu açılsın ister; budur dünyadaki tek önemli (!) dilekleri. Büyük Başkan her iki dileği de geri çevirmez. Tez zamanda köyde Kuran kursu açılır, bir de hoca atanır. Su çalışmaları ise kaplumbağa hızıyla, ite kaka ilerler. Şaşı bir mühendis görevlendirilir sonunda bu iş için. Şaşı, hem de biraz pısırık... Geç de olsa, makineler getirilir, sondaj yapılır ve nihayet su fışkırır topraktan. Ne var ki, su acıdır. Toprağa, Kantarma köylüsüne hayat vereceği yerde, dert olur. Bir anlamda bu acı su, sonun başlangıcıdır...
Fakir Baykurt bu romanında, aklın yolunun her zaman bir olmadığını gösteriyor bize. Çıkarlarını her şeyin önüne koyan, arkası sağlam kaymak tabakanın bürokrasiden nasıl yararlandığını; diğer yandan, zaten yoksulluktan belini doğrultamayan cahil köylünün, bir de araya ikilik girdiğinde, onlar karşısında nasıl ezildiğini anlatıyor.
NOT: İlçemizde en çok değer verdiğim, saydığım, sevdiğim Mustafa Özdemir Ağabeyimizi kaybettik. Çok üzgünüm. Yokluğunu, özlemini her daim çekeceğimiz saygıdeğer Ağabeyimizin RUHU ŞAD OLSUN. Kederli Ailesine Baş sağlığı diliyorum. IŞIKLAR İÇERSİNDE UYUSUN. CENNET MEKANI OLSUN… 
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar