Geçen yazımızda, turizm sezonunun kış mevsimine girilmesiyle birlikte turizm emekçilerinin kaderine terk edildiğini ve güvencesiz bırakıldığını, çözüm önerilerimizi paylaşmıştık. Bu yazımızda, bölge turizmcilerinin sıkıntılarını ve çözüm önerilerini sektör temsilcilerinin dilinden naçizane dile getireceğiz.
Türkiye’de, gerek ekonomik gerekse sosyal hayatı temelinden etkileyen sektörlerden biri olan turizm, uluslararası arenada sadece ülkemizin tanıtımını ve bilinirliğini sağlamakla kalmayıp, kültürler arası etkileşimi de düzenlemektedir.
Sağladığı döviz girdisi, istihdama olan muazzam katkısı, diğer sektörlere olan doğrudan ve dolaylı bağlantısı ve etkileşimin yanı sıra, bölge halkının tüm yaşam alanlarını ve koşullarını, hayat kalitesini de olumlu yönde etkilemektedir.
Bugün, yaklaşık 1,5 milyon insanın turizm sektöründe görev aldığı düşünüldüğünde; aileleri ve yakınları hesaba katılırsa, yaklaşık 6–7 milyon kişinin yaşantısının turizm ile şekillendiği görülecektir.
Üstelik turizm hareketinin yoğun olarak yaşandığı bölgelerde yaşayan halkın sürdürülebilir yaşam kalitesinin ve ekonomik refahının da arttığını gözlemlemek mümkündür. Ayrıca, turizmin aktif rol oynadığı bölgelerde yaşayan insanların eğitim, sağlık, kültürel ve sosyal yaşama dair imkânlarının seviyelerinin artışı da göz ardı edilemez.
ANTALYA’DAN SONRA EN FAZLA TURİST AĞIRLAYAN İL MUĞLA
Ülkemize gelen yabancı turist sayılarıyla istatistikler incelendiğinde (İstanbul’u ayrı bir kategori olarak değerlendirdiğimizde) Antalya ilinden sonra en fazla turist ağırlayan ilin Muğla olduğu görülecektir.
Bu denli önemli bir sektör olan turizmin yükünü omuzlayan sektör temsilcilerimizin karşılaştığı sıkıntılar ve çözüm bekleyen problemleri mevcuttur. Bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
Turizm sektörünün gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV, ÖTV gibi ana vergi kalemlerinin dışında ödemekte olduğu vergilerin çokluğu sektörün belini bükmektedir. Özellikle; konaklama vergisi, turizm katkı payı/TGA bedeli, şehir vergisi gibi vergiler, konaklama sektörü için ciddi bir girdi maliyet kalemi olmuştur.
HARCAMA YÜKÜ YERELDE, GELİR MERKEZDE TOPLANIYOR
Konaklama vergisi, tıpkı KDV gibi işletmeler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyan edilerek merkezi bütçeye aktarılmaktadır. Yani vergi kentte doğmasına rağmen gelir doğrudan Hazine’ye girmekte; yerel bütçelere dönmemektedir. Bu durum yalnızca konaklama vergisiyle sınırlı değildir. Belediyeler, hem turizmin getirdiği yoğunluk, altyapı yükü ve çevresel maliyetlerle uğraşmakta hem de bu yükü karşılayabilecek kaynaklardan yoksun bırakılmaktadır. Bu konuyu birçok kez Meclis’te dile getirmemize rağmen, iktidar konaklama vergisinin gelirlerinin yerel yönetimlerde kalmasını maalesef kabul etmemiştir.
KDV İSTİSNALARINDA ADALET
Alkollü içeceklerde uygulanan KDV ve ÖTV, sektör tarafından muhasebeleştirilirken KDV indirimi olarak kullanılamamaktadır. İçkilerin fiyatına eklenen KDV ve ÖTV gibi vergiler, alkollü içeceklerin fiyatını artırmaktadır.
Deniz, hava ve demiryolu taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının tadili, onarımı ve bakımı şeklinde ortaya çıkan hizmetler, KDV Kanunu'na göre katma değer vergisinden istisna edilmektedir. Benzer uygulama, konaklama tesislerinde tatil yapan yerli ve yabancı misafirlerin tükettiği alkollü içkilere de KDV ve ÖTV muafiyeti uygulanması ve bu kalemde ödenen vergilerin tamamının muhasebeleştirilebilmesi, sektör temsilcilerinin talepleri arasında yer almaktadır.
Sahile kenarı olsun veya olmasın, sahili kullanmakta olan konaklama tesisi işletmecilerinin ödediği ecrimisil ücretleri de sektör için yük olmaya başlamıştır. Görüştüğümüz bir sektör temsilcisi, “Otel işletmecileri sahile koyduğu şezlong ve şemsiyeleri otelde konaklayan misafirlere zaten ücretsiz kullandırmaktadır. Ücretsiz verilen bu hizmet için anormal ücretleri ödemekte zorlanır hale gelinmiştir. Ecrimisil bedellerinde yeniden değerlendirme yapılarak makul seviyelere indirilmeli, artışı da yasal düzenlemeyle minimum düzeyde tutulmalıdır” şeklinde konuşmaktadır.
TURİZM EMEKÇİLERİNİN KAPALI SEZONDA SGK PRİMİ VE BARINMA SORUNU
4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu’nun 12. maddesinde, “Türk Uluslararası Gemi Sicilinde kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretler, gelir vergisi ve fonlardan müstesnadır” denilmektedir.
Konaklama tesislerinde çalışan personel için ödenen SGK primi, gelir vergisi ve fonlara da istisna sağlanması sektörün talepleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, tesislerin turizm sezonunun sona ermesiyle kapalı olduğu dönemde kalifiye elemanları tutmak için prim desteği verilmesi de talep edilmektedir.
Turizmciler, çalıştırdığı personelin barınma ihtiyacını karşılayamamasından dolayı da sıkıntı yaşamaktadır. Personel lojmanı veya konut bulamamak sektörü ciddi manada endişelendirmektedir.
TGA tarafından ulusal ve uluslararası arenada yapılan tanıtım çalışmalarından, bölge turizmcileri beklenen verimi ve karşılığı alamamaktadır. Sektör temsilcileri, TGA’nın yaptığı çalışmaları önemsemekle birlikte, bu çalışmalarda bölgemiz tanıtımına yeterli özen ve desteğin verilmediğini düşünmektedir.
Ülkemize gelen turistlerin %85–90’a yakını paket turla ve yabancı tur operatörleri aracılığıyla ülkemize ve bölgemize gelmektedir. Bu turistleri getiren tur operatörlerinin, bölgemiz turizmcileriyle yaptığı anlaşma ve sözleşmeler çerçevesinde faaliyet yürütülmektedir. Hakim ve güçlü olan maalesef yabancı tur operatörleridir. Çok küçük çapta istisnalar yaşansa da, neticede üç aşağı beş yukarı yabancı tur operatörünün şartlarına bir şekilde boyun eğmek, anlaşmazlık hâlinde tur operatörünün merkezi olan ülkenin mahkemelerinin ve kanunlarının yetkili olduğunu kabul etmek zorunda kalmaktadırlar.
Bu durum turizmcileri ciddi manada üzmekte, asılsız tazminat taleplerine boyun eğmeye ve kabullenmeye mahkûm etmektedir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müdahalesiyle, yabancı tur operatörlerinin ülkemiz turizm sektörü ve konaklama tesisi işletmeleriyle yapacakları anlaşmalarda, “Hiçbir şekilde yabancı ülkenin kanun ve şartlarının geçerli olacağı hükmü konulamaz; anlaşmazlıklarda faaliyetin gerçekleştiği yerdeki mahkemeler yetkilidir” şeklinde bir yönetmelik çıkarılması veya hüküm yayınlanması, turizmcilerin öncelikli talepleri arasında yer almaktadır.























Yorum Yazın