Bozüyük ve Eskihisar köyünde filmi çekilen Sürgün İnek, manidar bir tarihte 28 Şubatta vizyona girdi. Geçen yıl bu film çekilirken gazetemizin iki değerli yazarı Lütfü Kırayoğlu ve Sakin Koşar, yeri ve içeriği konusunda köşelerinde tartışarak eleştiride bulunmuşlardı. Ön yargılı olmamak için Pazar günü sevgili eşimle Zihni Derin’deki sinemaya giderek bu filmi izledik.
Başta şunu yazayım; Oyuncu kadrosu kalite olarak güçlü ve kalabalık olan bu filme yazık olmuş. Abartılı sloganla( özellikle 28 şubat )vizyona giren ‘’Sürgün İnek’’ filmi, küçük bir olay üzerinden 28 Şubat’ı yersiz ve tutarsız gerekçelerle eleştirmektedir. Filmin son bölümü, hemşerimiz Yüksel Aksu’nun ‘’Efeköy Entelköy’e Karşı’’ sinema filminden kopya edilmiş bir havası vardı. Yönetmeni, her ne kadar gerçek bir hikâyeden alınmıştır esinlenmiştir dese de gerçekten çok dedikodu üzerine kurulmuştur.
Filmin öyküsü şöyle:
Şevket ile Cemile çocukları olmadığından ‘’Sarı Kız’ ’adını verdikleri ineği çocukları gibi seven bir çifttir. Ne zaman ki inek bahçe çitini aşıp, okulun bahçesine girer ve buradaki Atatürk büstünü devirip kırar; işte o zaman her şey alt üst olur. Önce okulun müdürü, sonra köyün muhtarı ortalığı ayağa kaldırır. Atatürk büstünü kıran ineğinin elinden alınmasından korkan Şevket, Sarı Kız’ı başka köyden birine emanet edip, bir anlamda sürgüne gönderir. İnek yüklüdür(gebe) ve ceza olarak kesilmesi istenmektedir. Bu arada duruma jandarma el koyar ve inek hakkında dava açılır.
Söz konusu hadise aslında Malatya’nın Kadiruşağı köyünde geçiyor fakat film Malatya’da çekilmediği gibi ‘’Gomalak-Bozüyük’’ ve ‘’Topuzlu-Eskihisar’’ adında iki sanal köy yaratılıyor. İnek başka köye sürgün edilmiyor, satılıyor. Ayrıca jandarmanın köy ahalisini soruşturmadan geçirdiği de yalan. Daha sonra yeni bir büst yerine monte ediliyor.
Sarı kızın şifresi: Ergenekon. Filmde 28 şubat süreci sözde eleştirilirken, halk arasında panik ve korkunun hakim olduğu ön plana çıkarılmamakla kalmamış, Atatürk büstü alaycı ifadelerle kutsanarak’ ’bir büstün inek tarafından yıkılmasının’ ’bile halkı korku ve paniğe sürüklediği mesaj olarak ön plana çıkarmıştır. 17 yıl önce yaşanan ve gericiliğe ‘’dur’’ diyen 28 şubat kararları ‘’bin yılın komedisi’ ’sloganıyla ortaya çıkarsa alaca ineğin altında dana değil öküz bile bulmak mümkündür.
Artık bugün orduya kumpas kurduklarını bizzat kendilerinin oluşturdukları paralel yapı açıklamıştır. Ergenekon çökmüştür. Yurtseverler bir bir dışarıya çıkıyorlar. Başta Merdan Yanardağ arkadaşımızı ve tüm vatanseverleri geçmiş olsun diyoruz. Aramıza katıldıkları için mutluyuz.
Sinemalarda yüzyılın komedisini inek üzerinden oynamayı, sürdürmeye çalışanlar şunu unutmasınlar, gerçekle sanalı biz sinema filminde de ayrıntısını görerek Atamıza toz kondurmayız. Her daim Devrimlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Niteliksiz komediye bu gözle izleyecek olursanız bu filmi gidin görün derim. Gidip görmeseniz de bir şey kaybetmemiş olursunuz. Bizler bu güçlü kadroyu daha iyi bir senaryoda izlemek isterdik. Hayal kırıklığına uğradık desem yeridir. Turan Özdemir arkadaşımızın ‘Dursun Çavuş’ filmini dört gözle bekliyorum. İlçemizde sinema salonu yok. Muğla’ya gitmeye devam. Umarım bu isteğimiz adaylar tarafından dikkate alınır. Bir kültür sarayı ve güzel bir sinema salonuna kavuşuruz. Yatağan’a yakışır.
Not: Dün akşam Muğla Atatürk Kültür Sarayında, Musander Derneği Başkanı Sadettin Özbek Arkadaşımızın oyunlaştırdığı ‘’Halet Çambel Destanı’’ etkinliğini Muammer Özler’le seyrettik. Gururlandık. Sadettin kardeşim, övgüyü hak ediyorsun. Kutluyorum. Tebrikler….






















