Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Mail: kemal.kocabas@deu.edu.tr

UMUDA YOLCULUK VE KARAYA VURAN İNSANLIK

 Elimde gazeteler; çarpıcı fotoğraf Bodrum Akyarlar’da ailesi ile Kos adasına gitmek için yola çıkan Suriyeli bir ailenin 3 yaşındaki çocuğu Aylan’ın  kırmızı tişörtü ile  kıyıya vuran cansız cesedi… Aylan ve ailesi savaş nedeniyle ülkelerini terk ederek umuda yürüyorlardı.  Bodrum’daki göçmen sektöründen(!) aldıkları botla önce bir Yunan adasına, oradan da Avrupa’ya gitmeyi hedefliyorlardı tüm Suriyeli göçmenler gibi…  Yaşamlarının şekillendiği ülkelerinden kaçan Suriyelilerin öyküsü artık küresel bir felakete dönüşüyor. Her gün bir araçta havasızlıktan, trafik kazalarında, denizde batan botta ölen Suriyeli göçmenlerin ölüm haberleriyle sarsılıyoruz. İnsanlığın ortak vicdanı yaşanan bu acıyı, trajediyi  henüz okuyamıyor. Küresel,  bölgesel politik  çıkarların, Ortadoğu senaryolarının büyük  insanlık dramı yarattığı çok açık.  Sonuçta savaşın ürettiği acı, göç ve ölümler hepimizi derinden etkiliyor. Aylan’ın  Akyarlar sahillerinde cansız yatan halini görünce içim burkuldu, sarsıldım ve insanlığımdan utandım… Aylan ailesiyle savaştan kaçıyordu, yaşama umudunu oralara götürüyordu, ama olmadı, savaş denilen vahşet onun Ege sularında boğulmasına neden oldu. Savaşın insana, çocuğa, kadına, güzel olan her şeye karşı yıkım olduğu gerçeğini görerek yaşar ve kanıksar hale geldik. Kanıksar hale gelmek, tepkisiz kalmak daha çok savaş nedenidir.  Savaşlara  neden olanları lanetleyelim, barışı, vicdanı  ve insanlığı daha güçlü savunmak boynumuzun borcu olmalı…
Gazetede çıkan fotoğrafla içim daralmıştı. Şairler, ozanlar, düşünürler bu konuda neler demişler diye baktım. Turgut Uyar’ın şiirlerini karıştırdım. Uyar; “Kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek/çünkü umut kaçınılmaz gelecektir/bütün gümbürtüsüyle/umut kaçınılmaz gerçektir çünkü/biri Asya’da biterken sözgelişi, Şili’de öbürkü başlar”  diyerek  hayata dair umutları bu dizelerle ifade ediyor. Ünlü düşünür Kant ise “Barış, savaşı göz önünde bulunduran, savaşı unutmayan ama savaştan bağımsız bir akıl, ahlâk ve felsefenin getirdiği bir durum olmalı” diyerek barış vurgusu yapıyor. Anadolu’nun tezenesi Neşet Ertaş  “Biz anadan doğma aşığık,/Kime aşığık?/Güzele aşığık,/ Güzel kim?/ İnsan…” diyerek “insan” kavramını öne çıkarıyor. Mustafa Balbay,  3 Eylül 2015 günü Cumhuriyet’te çıkan yazısında Türkiye’de 2.5 milyon göçmenin olduğunu işaret ederek   Kendi yurttaşını bile bile bölen, kutuplaştıran anlayış, yabancıya ne yapmaz!” diyerek siyasal iktidar eleştirisi yaparken  Ahmet Hakan ise  3 Eylül 2015 Hürriyetteki yazısını “Sen yaşamadığın bir hayatı yitirdin. Bizim kaybımız ise çok daha  büyük: İnsanlığımızı yitirdik. Affet Bizi Çocuk” diye tamamlayarak Aylan’ı selamlıyordu.
Suriyeli göçmenlerin yaşadığı acının bir başka bölümü ülkemizde yaşanıyor. Her gün kaybedilen terör nedeniyle kaybedilen canlar ve   son olarak öldürülen bir hekimin öyküsü canımızı yaktı… Güneyimizde IŞİD denilen köktenci cinayet şebekelerinin  saldırıları, yıkımları ve terörünün yarattığı kaos can almaya devam ediyor.  Savaş ve terör her tür yaşama hakkını yok eden yıkımlardır. Savaş ve terörde kadının, çocuğun, yoksulun adı yoktur. İnsan haklarının, hukukun, demokrasinin  askıya alındığı süreçlerdir. Karanlıkta kalan Suruç katliamı ve Nusaybin’de öldürülen iki polisin katillerinin bulunması sağlanabilseydi, yani hukuk devleti işleseydi  o günden bu yana pek çok canı kaybetmeyecektik. Bölgede karanlık bir  oyun oynanıyor ve bir akıl tutulması yaşanıyor... Her cenazede ülkemiz insanları birbirinden uzaklaşıyor. Düşünsel parçalanma yaşanıyor.  Unutmayacağımız bir şey var. Hiçbirimiz etnik ve dinsel aidiyetlerimizi kendimiz seçmedik. Ailelerimizin aidiyetlerini aldık. O nedenle etnik ve mezhepsel  aidiyetlerden çok evrensel insanlık ve barış değerleriyle donatılmış olmamız çok daha  önemlidir.  Zira, aslolan yaşamaktır, yaşatmaktır. Yaşamak bir insanlık hakkıdır... Barışı savunarak bu akıl tutulmasını aşalım.
Prof.Dr. İbrahim Kabaoğlu 3 Eylül 2015 tarihli Birgün gazetesindeki yazısını Ölümü, her ortam ve koşullarda lanetleyelim; hiçbir hedef öldürmeyi meşru kılamaz. Ölüm mangalarına karşı “yaşam cephesi” oluşturulabildiği ölçüde, kadavralar üzerinde “yara sarma hesabı” boşa çıkarılabilir. Barış kadavralar üzerinde inşa edilemez; seçim zaferi ise, asla!” önemli bir uyarıyla tamamlıyor.  Tüm olumsuzluklara rağmen bu ülkede barışa dair, demokratik hukuk devletine dair umutlarımızı çoğaltmak dileği ile… Siz ne dersiniz?
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar