Yörükler üzerine araştırmalar yapan, ‘’Yörük Obalarımız’’ adlı programlar hazırlayıp sunan Fethiye Karaçulhalı Hemşerimiz Ramazan Kıvrak, iki ay önce Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye Şube Başkanı arkadaşım Haydar Topçu vasıtasıyla yazdığı üç adet araştırma türü kitabını gönderdi. Çok teşekkür ediyorum. Elimdeki öncelikli kitapların arasına ‘’Yürüyen Türkler Yörükler’’ adlı eserini koydum ve okudum. Emeğine sağlık, çok güzel bir belgesel niteliğinde tarihsel türü denilebilecek başucu kitabı olmuş. Yerel ağızla ve anlatımla yazılan bu güzel kitabı büyük bir zevkle okudum. Yörüklerle yattım kalktım, onlarla yemek yedim, keçi sütü içtim. Keçilerle ilgili bilmediğim birçok bilgiyi de edindim. Doğanın içinde kayboldum. Ormanın yaşaması için neler yapılması gerektiğini bir daha anımsadım. Mis gibi çam ağaçlarının kokusunu içime çektim. Yalamuk yaladım, yedim. Kitap hiç bitmesin istedim. Tabi her şeyin bir sonu vardır. İnanın bitince çok üzüldüm. Şimdi sıra geldi; ‘’Yörük Obalarımız’’, ‘’Yörük ve Türkmenlerin Varlık Mücadelesi’’ adlı iki eserini okumaya. Ramazan Kıvrak’ın Avrasya Televizyonunda ‘’Yörük Obaları’’ adlı belgesel programını ilgiyle izlerdim. Bu program Ulusal bir kanalda yayınlandığı için dünyada 140 yakın ülkede de izleniyordu ve büyük ses getiriyordu? Şimdi nedense yayınlanmıyor. Yayınlanmasını çok isterim.
Kitaptan alıntı: Türklük Oğuz neslinin soyudur. Yörük; hayvancılıkla geçinen, hayvanların arkasında sürekli yürüyen, yürüyerek hayvanın otlak alanlarına göre hareket eden Türklerdir. Geçmişte Türk milletinin tamamının hayvancılık yaptığını unutmamak gerekir. Yani her Türk yürüyen Türktü, Yörüktü. Binlerce yıl böyle yaşandı, böyle söylendi. Kelime kökü de: ‘’yürü’’dür, -k yapım eliyle ‘’yürük’’ olmuş; sonra ‘’ Yörük’’e dönüşmüştür.
Türkmenler, Yörüklerin yerleşik düzene ilk geçenleridir. Tarımın keşfi, yerleşik düzene geçişi hızlandırmış; köy, şehir oluşturma aşamasında Yörükler yerleşik düzene geçmiştir. Yörük, Türkmen, soy bakımından aynıdır. Bugünkü karşılığı, köy kökenli şehirli. Köyden gelip şehre yerleşenlere ‘’şehirli’’ derler ama şehirli olmak soyu, gelinen kökü değiştirmez. Biz hepimiz Türk’üz. Ancak yaşam şekillerine, yaşam alanlarına, önem verilen değerlere, sonradan verilen isimlere, takılan lakaplara göre farklı farklı adlarla anılsak da özde Türk’üz. Köklere gidecek olursak, Oğuz soyundanız. Ayrımız gayrımız yok, biz biriz…
Maya tutmuştur. Ülkemizde, milletimiz; Türk olarak mayalanmıştır ve maya tutmuştur, binlerce yıl varlığını sürdürmüştür. Sıcak süte maya katılmış, karıştırılmış, dinlendirilmiş, bekletilmiş, soğutulmuştur. Yoğurt olmuştur. Peynir, çökelek, tereyağı olmuştur. Artık sütün, mayanın ayrılması, geri dönüşü imkansızdır. Sürekli aydınlığa yürüyen yörükler binlerce yıldır kepeneklerine yorganlarına ay, yıldız, güneş işlemişlerdir. Türkiye yörüksüz yürüyemez.
Bu toprakların iki sahibi vardır:
Manevi sahipleri; Topraklarımızı kazanan, koruyan, bizlere yurt olarak bırakan, şehit olan, gazi olan, emek veren, eti, kemiği, kanı, toprak olan atalarımızdır.
Maddi Sahipleri; Hayatta yaşayan Türk milletidir.
Hiç kimse, bu topraklar üzerinde; Manevi ve maddi sahiplerinin istemediği hiç bir şeyi yapamaz.
Yürüyen Türkler Yörükler adlı bu güzel eseri mutlaka okuyunuz. Eminim kendinizden çok şey bulacaksınız. Ramazan Kıvrak’a yörük kültürünü yaşattığı ve bu güzel kitabı için tekrar teşekkür ediyorum. Ne Mutlu Türk’üm Diyene…iyi okumalar efendim.



























