Cumhuriyet Kadınları Derneği Muğla Şubesinin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Konakaltı Kültür Merkezinde düzenlediği ‘’Kadın ve Demokrasi’’ adlı panelin konuğu gazeteci yazar Banu Avar idi. Banu Hanım’ın daha önce yazdığı ‘’Avrasyalı Olmak’’ ve ‘’Sınırlar Arasında’’ adlı iki güzel eserini zevkle okumuştum. Kendisini daha önceleri tv programlarından ve yaptığı belgesellerden az çok tanısam da yüz yüze hiç gelmemiştik. Panele eşimle birlikte katılarak, üstadımız Ünal Türkeş’in yanında ve en önde oturmak suretiyle tanıştık. Atamızın kalpaklı bir rozetini yakasına taktım, Yatağan’da İz Bırakanlar adlı kitabımı da kendisine imzalayarak hediye ettim. Çok mutlu oldu. Çok sıcak, mütevazi, samimi, aydın, iyi birisi. Anı olarak fotoğraf çekilirken bile sıcak duygularla sarılarak poz veriyor. Panel çok verimli bir ortamda gerçekleşti. Paneli düzenleyen, emeği geçen Muğla Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Didem Özbek’i ve yönetim kurulu üyelerine Banu Avar gibi usta bir kalemi panele davet ettikleri ve bizleri bilgilendirdikleri için çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca sevgili üstadımız Ünal Türkeş’in, panelin sonunda Kurtuluş Savaşında Muğlalı kadınlarımızın katkısını anlatan konuşması ilgi gördü, beğenildi ve büyük bir alkış aldı. Panele dinleyici olarak katılan gazeteci yazar Tuncay Mollaveisoğlu ile tanışma fırsatı buldum. Görünmez Holding adlı kitabını okumuştum. Yaptığı tv programlarını ilgiyle izlediğim Tuncay Bey, Bodrumlu olduğunu söyleyince çok sevindim. Muğla Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Kanal 1 yayınlarındaki programını ’’ Muğla’dan yapıyoruz’’ deyince daha çok sevindim. Muğlalı olmaktan gurur duydum. Helal olsun Osman Gürün’e. Sahip çıkmış, ne güzel bir davranış. Zaten Muğla’mıza ve başkanımıza da bu yakışırdı.
Panelde Banu Hanım, daha çok dış siyasetten örnekler vererek ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı ortamı anlattı. Bu kaosun ancak milli birlik ve beraberlikle aşılabileceğini söyledi. Birkaç önemli kitabı okumamızı önerdi. En başta ‘’Nutuk’’ olmak üzere M. Emin Değer’in yazdığı ‘’Oltadaki Balık Türkiye’’ ve Atilla İlhan’ın ‘’Hangi Atatürk’’ adlı kitaplarını mutlaka okuyunuz dedi. Hangi Atatürk’ü okumuştum. Kitapta aklımda kalan bir bölüm: Atatürk, emperyalizme meydan okuyan ve onu savaş meydanlarında yenen dünya lideridir. Tavsiye ettiği Oltadaki Balık Türkiye’yi ise alıp okuyacağım. Şimdiye kadar bu kitabı neden ıskaladığımı ve okumadığıma şaşıyorum.
Zemberek, Banu Avar’ın son kitabı. Panelde imzaladığı bu kitabı bir çırpıda bu hafta içinde okudum. Birçok olayı ve gelişmeleri yakından takip ettiğim için bir yerde bilgilerimi de tazelemiş oldum. Ayrıca bilmediğim konuları ve gözden kaçırdığım olayları okudukça afalladım. Kitap, Zembereğin Çarkları, Zembereği Kuranlar, Zembereğin Yayları ve Zemberek Boşaldı başlığı adı altında dört bölüm halinde yayınlanmış. Son bölümde ise yazarımız, ‘’Genç Kardeşlerime’’ diye bir ek yaparak kitabın kısa bir özetiyle nasihatte bulunmuş:
Bir kişi bile büyük değişimleri tetiklemeye kadirdir. Aklımıza mıh gibi çakılı durması gereken üç kelime ‘’TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’dir. Bunun için ‘’tam bağımsız düşünce’’ yetisi gerekir. O nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’taki sözleri ve arkasındaki koca tarihi gerçekler, genç kardeşlerim tarafından iyi incelenmelidir:
‘’Ulusumuzun kurduğu devletin alınyazısına, bağımsızlığına kimseyi karıştırmayız. Milletimizin menfaatleriyle ilgili hususlarda yabancıların fikirlerinin önemi yoktur. Biz, gidişatımızı yabancıların görüşlerine uydurma güçsüzlüğünü kötü görenlerdeniz!’’1927.
Kitabın önsözünden kısa bir alıntı:
Zemberek, eski saatlerde, kilitlerde kullanılan bir düzenektir. Bu saatleri çalıştıran yaylı zemberek, saatin dışında yer alan bir düğme ya da kelebekle kurulur. Zembereği kuranlar ayarı kaçırırsa çarklar kırılır, dişliler kopar, fazla gerilen zemberek yayı boşalıp fırlar…
Tarih, dünyaya hakim olmaya çalışan güçlerin kurulu sistemi bozma, yeni düzenek kurma, sistem oturtma, savaşlar çıkartmasının örnekleriyle dolu. Üçüncü dünya savaşı düzenli ordularla değil, ‘’karma’’ sivil çetelerle gerçekleşmektedir. Bu savaşta ‘’sahnenin önündekiler’’ le aldatılan halk, ‘’sahnenin arkasındakiler’’i görebildiği oranda güçlenecektir. Sahne önündekiler o kadar güzel, yumuşak, iyicil maskelerle ortalıktadırlar ki, arkadaki kan içicileri görmek zorlaşmaktadır. Her kanaldan dünyaya akan yalan rüzgarı, bırakın sahnedeki oyunu görmeyi, toplumları, maskeli aktörlerin savunucusu yapmaktadır.
Hani ‘’ne yapmalı’’ diye soranlar var ya. Bize göre, önce sahne arkasını görmeyi öğrenmek, sonra da görmeyenlere göstermek temel görevdir.
Remzi Kitabevi basımı olan bu güzel kitabı alın ve okuyun. Uluslararası oynanan kirli oyunları bir görün. Emperyalistlerin artistleri, gazetecileri ve politikacıları nasıl kullandıklarını okuyun. Zembereğin nasıl kurulup boşatıldığını, dış politikanın esip gürlemeyle değil, akıl yoluyla ve diplomasiyle nasıl başarılı olacağını da öğrenmiş olalım.
Banu Avar’ı bu güzel eseri yazdığı için kutluyorum…İyi okumalar efendim…
Not: 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Günümüz kutlu olsun.



























