<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Demeç Gazetesi</title>
        <link>https://www.demecgazetesi.com/</link>
        <description>Demeç Gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>BİLİMİN EFELERİ, UZAYA GİDENLERİN BESLENME SORUNUNU  BILDIRCIN YUMURTALI BİLEŞİMLE ÇÖZMEK İSTİYOR</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/bilimin-efeleri-uzaya-gidenlerin-beslenme-sorununu--bildircin-yumurtali-bilesimle-cozmek-istiyor-12336</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/bilimin-efeleri-uzaya-gidenlerin-beslenme-sorununu--bildircin-yumurtali-bilesimle-cozmek-istiyor-12336</guid>
                <description><![CDATA[Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın uzaya çıkanların beslenme sorununu çözmek amacıyla başlattığı 1 milyon dolar ödüllü yarışma için Aydın’da çalışmalar başladı. Bilimin Efeleri, uzaya gidenlerin beslenme sorununu HBX2371-immünextraT13 adlı buluşuna bıldırcın yumurtasındaki besinleri transfer ederek çözmeyi amaçlıyor.

]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><br />
İklimi, bitki örtüsü ve Kur’an-ı Kerim’de adına sure bulunan incir ile zeytinin ana vatanı Aydın’da yetişen endemik bitkiler üzerinde yaklaşık 15 yıldır çalışmalar yürüten Karya Farma HBX AR-GE (BAP) Bilimsel Araştırmalar Projeleri Koordinatörü Hakan Başlık, NASA’nın yarışmasına ilişkin çalışmaları Ocak ayında başladıklarını duyurmuştu. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te sürdürdükleri çalışmalarda HBX AR-GE olarak HBX2371-immünextraT13 bileşenlerine bıldırcın yumurtasındaki besinleri transfer ederek uzaya çıkanların beslenme sorunlarını çözmeye yönelik önemli bir gelişme elde ettiklerini kaydeden Başlık, bu çalışmaları ile NASA’nın yarışmasına katılacaklarını söyledi.</p>

<p class="MsoNoSpacing">NASA’nın Türkçe karşılığı ‘Derin Uzay Gıda Yarışması’ olan uzaya çıkanların beslenme sorununu çözmek amacıyla başlattığı 1 milyon dolar ödüllü yarışması için çalışmalarını Karya Farma HBX Ar-Ge olarak 11 ayrı patentli buluşlarını bir araya getirerek sürdürdüklerini kaydeden Projeler Koordinatörü Hakan Başlık, “Antioksidanlar ve polifenolikler bakımından oldukça zengin bir çalışmaya imza atmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi.</p>

<p class="MsoNoSpacing">“11 farklı patentli formülasyona birde çok zengin antioksidanlar ve polfenolikleri tek formülde buluşturduk”</p>

<p class="MsoNoSpacing">İnsan vücudunun bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik yıllar önce başladıkları çalışmalara Dünya’da yaşanması öngörülen kıtlık ve sağlıklı gıdaya kolay ulaşım konularını da ekleyerek sürdürdüklerini belirten Başlık, “NASA bu yarışmayı açıklayınca zaten mevcut olan çalışmamızın kapsamını biraz daha genişlettik. Ürünümüze vitamin,mineral ve proteinler açısından oldukça zengin olan bıldırcın yumurtasının besinlerini özel bir yöntem ile transfer etmeyi başardık. Bıldırcın yumurtasındaki protein ve vitamin değeri diğer yumurtalara oranla çok daha fazladır. Ayrıca demir ve potasyum bakımından tavuk yumurtasından beş kat daha fazladır. Besin ve protein değerlerinin fazla olmasının yanında kalp sağlığını destekleyen özelliği mevcuttur. Solunum sorunlarına iyi gelen özelliğini de ele alarak ‘HBX-2371-immünextraT13’ adını verdiğimiz ürünle bu yarışmaya katılıyoruz” diyerek amaçlarının sadece yarışma değil aynı zamanda Türkiye ve Aydın’ın değerlerini dünyanın dikkatine sunmak olduğunu belirtti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Feb 2022 12:40:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2022/02/bilimin-efeleri-uzaya-gidenlerin-beslenme-sorununu-bildircin-yumurtali-bilesimle-cozmek-istiyor_4170c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>12 bin kişilik tiyatro ayağa kaldırılıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/12-bin-kisilik-tiyatro-ayaga-kaldiriliyor-11516</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/12-bin-kisilik-tiyatro-ayaga-kaldiriliyor-11516</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan’ın Eskihisar Mahallesi’ndeki Stratonikeia Antik Kenti’nde bulunan 2 bin 200 yıllık antik tiyatronun sahne sütunları ve toprak altındaki yapıların gün yüzüne çıkartılması için ekiplerin çalışması aralıksız sürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>UNESCO Geçici Kültür Mirası Listesi'ndeki 3 bin yıllık antik kent Stratonikeia'da, Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığındaki heyet kazı çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Kentin güneyindeki Kadıkulesi Tepesi eteklerinde ayrışmış şist birimi üzerinde doğal bir yamaçta inşa edilmiş ve basamakların altında 1 metre kalınlığında dolgu zemini yer alan 12 bin kişilik antik tiyatro, kurulduğu günden bu yana bölgede meydana gelen büyük depremler sonucunda zarar gördü.</p>

<p>Ekiplerin yoğun mesai harcadığı kentte, 2 bin 200 yıllık antik tiyatronun da eski ihtişamına kavuşması için çalışmalar sürüyor.</p>

<p>Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin ardından adeta ziyaretçi akınına uğrayan dünyanın en büyük beyaz mermer kenti olarak kabul edilen Stratonikeia’daki çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, çalışmaların pandemi kuralları çerçevesinde gerçekleştirildiğini söyledi.</p>

<p>Söğüt, tiyatroda kazı başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü, Kültür Varlıklı ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen çalışmaların sürdüğünü belirterek, “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi adına Stratonikeia ve Lagina'da antik dönemlerden günümüze farklı yapılar arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları yapıyoruz. Bunlardan birisini de tiyatro oluşturuyor. Tiyatro antik dönem bu kentin ve bölgenin en önemli yapısı. Çünkü antik dönemde önemli kültürel etkinliklerde halk burada bir araya geliyordu. Burası 12 bin kişinin rahat bir şekilde oturabildiği biri yapı. Ayrıca burada gladyatör gösterileri yapılmıyor, sadece kültürel ve dini faaliyetler gerçekleştiriliyordu. Tiyatro anıtsal olarak Helenistik dönemde inşa edildi. Augustus döneminde ise en gösterişli durumuna ulaştı” dedi.</p>

<p>Çalışma sırasında tiyatrodaki blokların sağlamlığını kontrol edeceklerini kaydeden Söğüt, sağlam olan blokların kendi yerine konulacağını ve eksikliklerin giderileceğinin altını çizerek,</p>

<p>“Şimdi tiyatroda Muğla Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile birlikte GEKA projesi yürütüyoruz. Bu proje ile tiyatronun üst kaveasında restorasyon çalışmaları yapacağız. GEKA dışında, proje desteği ise Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından sağlanıyor. Burada Pamukkale Üniversitesi ve Muğla Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile Muğla Müze Müdürlüğü çalışmalara teknik destek veriyorlar. Bu çalışmanın birinci etabını oluşturuyor. Bundan sonra MS 365 yılındaki depremde kayan bölüm ile ilgili çalışmalar yürüteceğiz. En kısa zamanda tiyatronun buraya uygun etkinliklerde kullanılması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Mar 2021 09:51:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2021/03/12-bin-kisilik-tiyatro-ayaga-kaldiriliyor_6dae1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Müzisyen imam hatip’, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muzisyen-imam-hatip-cumhurbaskanligina-aday-oldugunu-acikladi-11031</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muzisyen-imam-hatip-cumhurbaskanligina-aday-oldugunu-acikladi-11031</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde yaşayan, 2009 yılında imam hatiplikten emekli olduktan sonra bir barda sahne almasıyla gündeme gelen 59 yaşındaki Selim Yıldız, 2023 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde “Aklıselim İttifakı” olarak aday olduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de yaşayan evli ve 5 çocuk sahibi Selim Yıldız, renkli kişiliğiyle dikkatleri çekiyor. 2009 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan imam hatip olarak emekli olan ve daha sonra merakı olan müzikle ilgilenen Yıldız, daha önce Marmaris ilçesindeki bir barda sahne almasıyla tepki çekti. Emekli din adamının alkollü bir mekanda bağlama çalarak şarkı söylemesine tepki gösteren vatandaşlara rağmen sosyalleşmeye devam eden Yıldız, AK Parti’den belediye meclis üyesi adayı olarak siyasete de atıldı.</p>

<p>Yıldız, dünya görüşüne yakınlığı nedeniyle AK Parti’de siyasete başladığını belirterek, tepkilerden dolayı 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’den cumhurbaşkanı adayı olmak için başvurduğunu fakat CHP’nin Muharrem İnce’yi aday göstermesiyle, ilk Muğlalı Cumhurbaşkanı olma hayalinin suya düştüğünü söyledi.</p>

<p>Bu zamana kadar yaptığı her şeyde ailesinin her zaman zaman kendisini desteklediğini belirten Yıldız, “Emekli olduktan sonra AK Parti’de siyasete başladım. Belediye meclisi üyesi adaylığımın ardından Doğruyol Partisi’nden milletvekili adayı oldum. Ayrıca DİSK’e bağlı Emekli-Sen üyesiyim. Emekli olduktan sonra da çeşitli mekanlarda sahne aldım ve buna devam ediyorum. Kendime ait güftelerim ve bestelerim var. Onları da değişik zamanlarda piyasaya sürme projelerim var” dedi.</p>

<p>Yıldız, cumhurbaşkanlığına adaylığını uzun zamandır düşündüğünü kaydederek, “Diyanet İşleri Başkanlığı, 2000 yılında beni Azerbaycan’da görevlendirdi. Orada bir yıl kaldım. O dönem, 9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in görevi sona ermişti. O sıra, merhum Bülent Ecevit’in cumhurbaşkanı olması gündeme geldi. Ama Ecevit’in üniversite mezunu olmaması nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olamayacağı öğrenildi. 20 yıl kendi kendime dedim ki, ‘Türkiye’ye döndüğümde yarım kalan üniversite eğitimimi tamamlayacağım ve diplomamı alacağım ve cumhurbaşkanlığına aday olacağım.’ Türkiye’ye döndüm ve diplomamı aldım. Hala Manisa Celal Bayar Üniversitesi’ndeki eğitimim de devam ediyor” diye konuştu.</p>

<p>Türkiye’nin bütünleştirici bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyduğunu savunan Yıldız, şöyle konuştu:</p>

<p>“Son dönemlerde yönetenler nedeniyle ülkemizin ayrıştırıldığını ve içimiz bir kaos ortamının olduğunu gözlemledim. Bu düşmanlıklar ve ayrışmaların toparlanması gerektiğini düşündüm. Hep birlikte bir arada yaşama fikrini hedefleyerek aday oldum. 2018 yılında da adaydım. Henüz CHP Genel Merkezi’nde Muharrem İnce’nin adaylığı söz konusu değilken testten geçtim. ‘CHP içerisinden yeni bir aday çıkarsa, onun adına adaylıktan çekilir misin’ diye sordular. Ben de ‘Elbette feragat ederim’ dedim. Sonra Muharrem İnce’yi destekledim. Bugün itibarıyla adaylığımı hem buradan hem de sosyal medyadan açıklamış bulunmaktayım. Seçim hazırlıklarına devam edeceğim.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2020 09:34:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2020/09/muzisyen-imam-hatip-cumhurbaskanligina-aday-oldugunu-acikladi_0f8a9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer hastası okuma yazması olmayan nine, Atatürk şiirlerini unutamıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/alzheimer-hastasi-okuma-yazmasi-olmayan-nine-ataturk-siirlerini-unutamiyor-10613</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/alzheimer-hastasi-okuma-yazmasi-olmayan-nine-ataturk-siirlerini-unutamiyor-10613</guid>
                <description><![CDATA[Yunan işgali sırasında dedesi ve ninesi yakılarak öldürülen 86 yaşındaki Alzheimer hastası okuması yazması olmayan nine, rahatsızlığı nedeniyle günlük ihtiyaçlarının büyük bir çoğunluğunu unuturken Kurtuluş Savaşı’nın mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ün şiirleri aklından çıkmıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesinde yaşayan kızıyla birlikte yaşayan 86 yaşındaki Fikriye Peker, ne zaman Atatürk ve Türk bayrağı ile ilgili bir şey görse veya duysa, 6 yaşlarındayken öğrendiği Atatürk şiirlerini okuyor.</p>

<p>Yaklaşık 30 yıl önce eşini kaybeden iki çocuk annesi Peker, uzun zamandır alzheimer ve felç rahatsızlığıyla mücadele ediyor. Ailesinin istememesi üzerine küçük yaşta okulu bırakmak zorunda kalan Peker, okuma yazma bilmemesine rağmen, çok sayıda dizeden oluşan Atatürk şiirlerini asla unutamıyor.</p>

<p>Peker’in Atatürk şiirlerinin yanı sıra unutamadığı bir diğer olay ise, dedesi ve ninesiyle ilgili. Yunan işgali sırasında dedesi ve ninesi, Aydın’ın Germencik ilçesinde, evlerine kapatılarak yakıldığını unutamayan Peker, çocukluğunda öğrendiği olayı, asla unutamıyor.</p>

<p>Torunlarıyla sohbet ettiği sırada sık sık bu şiirleri okuyan Peker, “Atatürk şiirlerini okula başlamadan biliyordum. Fakat ailem okula gitmeme izin vermeyince okuma yazma öğrenemedim. Yaşamımı çiftçilik yaparak sürdürdüm. Çok şükür sağlığım iyi. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.</p>

<p>Anneannesinin zaman zaman kendilerinin yanında kaldığını belirten Peker’in torunu Ziya Anbarcı ise, kendisine Atatürk sevgisini anneannesinin aşıladığını söyledi.</p>

<p>Anbarcı, “Anneannemin okuma yazması yok. Ama radyoda, televizyonda veya sokakta Atatürk veya bayrakla ilgili bir şey geçtiği zaman küçükken ezberlediği şiirleri okumaya başlıyor. Alzheimer hastası anneannemin içerisinde büyük bir Atatürk aşkı var. Biz bu şiirlerle büyüdük. Bize Atatürk sevgisini aşılayan anneannemdir” diye konuştu.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2020 10:09:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2020/03/alzheimer-hastasi-okuma-yazmasi-olmayan-nine-ataturk-siirlerini-unutamiyor_76f75.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stratonikeia Antik Kenti yeni taş hastanesine kavuşuyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeia-antik-kenti-yeni-tas-hastanesine-kavusuyor-10571</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeia-antik-kenti-yeni-tas-hastanesine-kavusuyor-10571</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde bulunan Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazılarda çıkarılan tahrip olmuş taş eserler için daha önce çadır altında kurulan taş hastanesi” için yeni bina yapılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi'ndeki 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti'nde kazı ve kurtarma çalışmaları yürütülüyor. Bunun yanı sıra kentte Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devletleri dönemlerine ait Selçuklu Hamamı, Şaban Ağa Camisi ve Bılla Evi'ndeki restorasyon çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Kentteki çalışmalar sırasında karşılaşılan tahrip olmuş taş eserler, getirildikleri "taş hastanesi"nde aslına uygun şekilde düzenleniyor.</p>

<p>Bugüne kadar Kazı Başkanlığı binası bahçesinde kurulan çadırın altında hizmet veren taş hastanesi, Güney Ege Kalkınma Ajansı kapsamında Yatağan Kaymakamlığı başkanlığında Stratonikeia Antik Kenti ve Lagina Kutsal Alanı’nda hayata geçirilen yaklaşık 2,5 milyon liralık projeyle bina haline getiriliyor.</p>

<p>Stratonikeia Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, yaptığı açıklamada, arkeolog, konservatör, restoratör gibi konusunda uzman isimlerden oluşan heyetin, yoğun mesai harcayarak çalıştığı alana "taş hastanesi" adını verdiklerini belirtti.</p>

<p>Helenistik dönemden bugüne kesintisiz yaşamın sürdüğü kentteki mimari taş eserleri, kazı çalışmalarının ardından taş hastanesine getirdiklerini anlatan Söğüt, burada eserin zarar gören kısımlarını sağlamlaştırdıklarını söyledi.</p>

<p>Yapılacak olan binada zarar gören sütunları ayağa kaldıracak olan büyük bir vincin olacağının altını çizen Söğüt, “Yaklaşık 160 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon iskeletli temelsiz gerçekleştirilen inşaat çalışmamız son sürat devam ediyor. Buranın ihalesi 2019 yılının sonunda gerçekleştirilmişti. Nisan ayında çalışmanın tamamlanarak bize teslim edilmesi planlanıyor” dedi.</p>

<p>Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek ise, “Buradaki çalışma, Güney Ege Kalkınma Ajansı kapsamında kaymakamlığımız, kazı başkanlığımız ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz ile birlikte, kaymakamlığımız başkanlığında finansmanını geçtiğimiz sene sağladığımız yaklaşık 2,5 milyon lira değerindeki projemizin bir ayağıdır. Burası, eser deposu ve restorasyon atölyesi yapımı işi sürüyor. Şuan çalışmalar devam etmekte, inşallah önümüzdeki günlerde tamamlanacak. Bunun yanı sıra Lagina Kutsal Alanı’nda da çalışmalar söz konusu” diye konuştu.</p>

<p>Çiçek, taş hastanesinin tamamlanmasıyla Stratonikeia’da daha verimli çalışmalar gerçekleşeceğinin altını çizerek, “Burada çelik konstrüksiyon üzerine inşallah binamızı bitireceğiz. Müteahhitten aldığımız bilgilere göre çok az bir kısmı kaldı, inşallah önümüzdeki günlerde tamamlanmış olacak. Bu sayede kazılardan çıkan eserlerimizin tamirat işleri ve temizliği bu atölyede gerçekleştirilecek. Bu sayede çok fazla eserin onarım vesaire işleri gerçekleştirilmiş olacak” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2020 09:47:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2020/03/stratonikeia-antik-kenti-yeni-tas-hastanesine-kavusuyor_1f8ea.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1600 yıllık mozaiklere ‘çatılı’ önlem</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/1600-yillik-mozaiklere-catili-onlem-10558</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/1600-yillik-mozaiklere-catili-onlem-10558</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki ‘Gladyatörler Şehir’ olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nde bulunan Bizans dönemine ait 1600 yıllık mozaik eserler, çatı ve cam teras yöntemiyle korunacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bölgenin en önemli tarihi merkezlerinden biri olan ve içerisinde barındırdığı yörenin en büyük spor okulu nedeniyle ‘Gladyatörler Şehir’ olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar en büyük destek Yatağan Kaymakamlığı aracılığıyla geldi. Kaymakamlığın 2018 yılında girişimleriyle Güney Ege Kalkınma Ajansı’na (GEKA) sunulan yaklaşık 2,5 milyon liralık projenin kabul edilmesiyle kentteki çalışmalara hız verildi.</p>

<p>Kentteki çalışmaları yerinde inceleyen Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek, yaptığı açıklamada, yaklaşık 3 bin yıllık kentte Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden eserlerin yer aldığını söyledi.</p>

<p>GEKA projesi kapsamında Kuzey Kapı’nın girişindeki yaklaşık bin 600 yıllık koruma altına alınan mozaiklerin ziyarete açılacağını belirten Çiçek, projenin tamamlanacağı güne kadar mozaiklerin üzerinin kapalı tutulduğunu söyledi.</p>

<p>Çiçek, Stratonikeia’nın sadece yöre için değil, ülke için de büyük önem taşıdığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin ardından kente olan ilginin arttığının altını çizerek, “Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Stratonikeia Kazı Başkanlığımızın kazı çalışmaları yılın 12 ayına çıkarılmıştı. Bu doğrultuda buradaki çalışmalar devam etmektedir. Biz de Yatağan Kaymakamlığı olarak 2018 yılında Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın projesinden faydalandık. Yaklaşık 2,5 milyon liralık proje kapsamında gerek Lagina Kutsal Alanı’nda gerekse Stratonikeia Antik Kenti’nde çalışmaları devam etmektedir” diye konuştu.</p>

<p>Kaymakamlığın, kazı başkanlığıyla koordineli bir şekilde çalıştığını ve kentin tekrar ihtişamlı günlerine kavuşması için gereken çalışmaların yürütüldüğünü vurgulayan Çiçek, “Stratonikeia Antik Kenti içerisinde Kuzey Kapı’daki sütunların ayağa kaldırılması, restorasyonu, onarımı vesaire birçok kalem iş var. Kuzey Kapı’nın girişindeki mozaiklerin korunması amacıyla koruma çatısı inşa edildi. Yine burada cam teras işi yapılacak. Müteahhidimiz çalışıyor, inşallah önümüzdeki aylar içerisinde neticeye erecek” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2020 13:16:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2020/03/1600_yillik_mozaiklere_catili_onlem_h10558_7f351.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 yılda 7’nci tüp bebek denemesiyle gelen ‘Melek’, güvercin ve balonlarla karşılandı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/15-yilda-7nci-tup-bebek-denemesiyle-gelen-melek-guvercin-ve-balonlarla-karsilandi-10438</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/15-yilda-7nci-tup-bebek-denemesiyle-gelen-melek-guvercin-ve-balonlarla-karsilandi-10438</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde yaşayan Okaymirza çifti, 15 yıllık evlilikleri süresince hayalini kurdukları bebeklerine, 7’nci tüp bebek denemesiyle kavuştu. Çiçeği burnunda anne ve baba, hastane çıkışında çocuklarını güvercin ve balonlarla karşıladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesinde, Yatağan Termik Santrali’nde işçi olarak çalışan Süleyman Okaymirza(40) ile ev hanımı Hülya Okaymirza(36), 15 yıl önce birbirlerini severek evlendiler. Evli çift, düğünlerinin ardından, en büyük hayalleri olan çocuğa sahip olmak istediler. Denemelerin ardından amaçlarına ulaşamayan çift, doktora başvurarak tüp bebek tedavisine başladı. Evli oldukları süre içerisinde 6 defa tüp bebek tedavisi uygulanan çift, hedeflerine ulaşamazken, İzmir’deki özel bir hastanede gerçekleştirilen 7’nci tüp bebek tedavisinde ebeveyn olmaya bir adım yaklaştılar.</p>

<p>Tedavide önemli bir aşama kaydeden çift, 9 aylık hamilelik sürecinin ardından Muğla’nın Menteşe ilçesindeki özel bir hastanede gerçekleşen doğumla, 15 yıldır bekledikleri bebeklerini kucaklarına aldı.</p>

<p>Doğumun ardından 3 gün boyunca müşahede altında tutulan anne ve bebek, çiçeği burnunda babanın düzenlediği organizasyonda hastaneden taburcu edildi. Baba Okaymirza, evinde beslediği yaklaşık 50 güvercin ve balonları, hastane çalışanları ile yakınlarına verdi. Bebek ve annenin hastaneden çıktığı sırada ise güvercinler ve balonlar uçuruldu.</p>

<p>Yaklaşık 3,3 kilogram ağırlığı ve 49 santimetre uzunluğunda dünyaya gelen bebeğe, Melek ismi verildi.</p>

<p><b>Melek, bir hafta erken dünyaya geldi</b></p>

<p>Doğumu gerçekleştiren Özel Yücelen Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özgü Çelikkol Güngördük, doğum ile ilgili yaptığı açıklamada, “Hülya Okaymirza ile yolumuz, 7’nci tüp bebek denemesinin ardından başarılı bir gebelik haberiyle kesişti. İlk başta gebelik takibine başladık ve zorlu bir süreçti. İlk üç ay düşük riskimiz çok yüksekti. Çok sıkı takipler yaptık. Doğuma çok kısa süre kala, annede karaciğer enzimlerinin yükselmesiyle bebeğin hayatını tehlikeye sokan bir durum gelişti. Bu da doğumu bir hafta gibi öne almamıza neden oldu. Başarılı bir operasyonla bebeğiyle ailesine kavuşturduk. Şuan bebek de anne de çok sağlıklı” diye konuştu.</p>

<p><b>“Melek’imizi kucağımıza almayı nasip etti”</b></p>

<p>Çiçeği burnunda anne Okaymirza da, büyük mutluluk yaşadığını belirterek, “2005 yılında evlendik. Normal yollarla çocuk sahibi olamadık. Sonra tüp bebek denemelerine başladık. Bu zamana kadar altı defa denedik ama olmadı. Sonra yedincisini denemeye karar verdik. Yedinci denememizde Allah, Melek’imizi kucağımıza almayı nasip etti” dedi.</p>

<p><b>“İsteyen herkese Allah nasip etsin”</b></p>

<p>Babalık duygusunun tarifsiz olduğuna vurgu yapan baba Okaymirza ise, “15 yıllık evlilik sürecindeki tüp bebek denemelerimizde çok yorulduk ama sonuç itibarıyla yorgunluğumuza değdi. Eşimle, üç kilogram doğan bebeğimizi kucağımıza aldık. İsmini Melek koyduk, ismi kadar güzel olsun inşallah. İsteyen herkese Allah nasip etsin. Şimdiye kadar bize bu zor süreçlerde destek olan herkese çok teşekkür ediyorum. Arayarak veya sosyal medyadan ulaşarak tebrik eden herkese de ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jan 2020 09:53:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2020/01/15_yilda_7nci_tup_bebek_denemesiyle_gelen_melek_guvercin_ve_balonlarla_karsilandi_h10438_a69d7.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutulmaya yüz tutmuş mesleğini, antik kentte yaşatmaya çalışıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/unutulmaya-yuz-tutmus-meslegini-antik-kentte-yasatmaya-calisiyor-10410</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/unutulmaya-yuz-tutmus-meslegini-antik-kentte-yasatmaya-calisiyor-10410</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde unutulmaya yüz tutmuş bakırcılık mesleğiyle uğraşan Mehmet Çetiner zanaatını, 2 bin 500 yıllık “Gladyatörler Şehri” Stratonikeia Antik Kenti’nde sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaret ettiği Stratonikeia Antik Kenti’nde bakırcılık mesleğini sürdüren Mehmet Çetiner, cumhurbaşkanın ziyaretin ardından satışların arttığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi’ndeki "Gladyatörler Şehri" olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nde bakır dövme ve işlemesi yapan 57 yaşındaki Mehmet Çetiner, unutulmaya yüz tutmuş mesleğini yaşatmak için çalışıyor.</p>

<p>Bakırcılığın yaygın olduğu Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde doğduğunu ve ilkokulu bitirdikten sonra usta çırak ilişkisiyle bakırcılığı öğrendiğini belirten Çetiner, geçimini bu meslekle sağladığını anlattı.</p>

<p>Çetiner, Stratonikeia Antik Kenti’ni gezdiği sırada Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt ile tanıştığını ve onun teşvikiyle bakırcılık mesleğini 2 bin 500 yıllık antik kentte sürdürmeye başladığını kaydederek, “Mesleğimizin git gide değerlendiğini görüyorum. Ama maalesef ardımızdan gelen genç nesil yok. Bu mesleği, antik kentte severek yapıyorum. Antik kentte bu mesleği yapmam beni dinlendiriyor. Burada bu işi yapmam nedeniyle para da kazanıyoruz, Allah bereket versin” dedi.</p>

<p><b>25 ile bin lira arasındaki ürünler, müşterilerin ilgisini çekiyor</b></p>

<p>Cezve, yumurta sahanı, kavurma sacı, güveç tenceresi, iskender tabağı, su ve ayran tası, sürahi, çaydanlık, ibrik, yemek tenceresi, çay tepsisi ve fincan takımı gibi ürünleri bakırdan üreten ve ürettiği ürünleri 25 ile bin lira arasında fiyatlarla müşterilerine sunan Çetiner, “Bu mesleği Muğla’da yapmanın önemli avantajları var. Etrafımızın turizm bölgesi olması nedeniyle her bölgeden her türlü insan Muğla’ya geliyor. Gençlik, eğer bu mesleği öğrenirse, iyi paralar kazanacağını düşünüyorum. Allah bereket versin, hayatımı bununla idame ettim. Bakırın artık moda olduğunu ve kullanım alanının giderek genişlediğini görüyorum. Bakırın sağlık ve lezzet açısından önemli olduğunu kullananlar söylüyor. &nbsp;Ama ne yazık ki çıraklık ilişkileri günümüzde kalmadı. Bu mesleği meslek okullarına taşıyabilirsek genç neslin de bu mesleği öğrenebileceğini düşünüyorum. Ben, Muğla Halk Eğitimi Merkezi’nde usta öğreticilik yapıyorum. Aynı zamanda haftada üç gün Muğla Açık Cezaevi’nde kursiyerim olan mahkumlara bunları öğretiyorum. Yaklaşık 8 yıldır bununla uğraşıyorum, sırf bu meslek ölmesin” diye konuştu.</p>

<p><b>Cumhurbaşkanının ziyareti, satışları arttırdı</b></p>

<p>Çetiner, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Ağustos 2019 tarihinde kenti ziyaret ettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:<br />
“Cumhurbaşkanımız, Stratonikeia Antik Kenti’ni ziyaret etti. Ziyareti sırasında, bizim çekiç sesimizi duyarak eşi ve kızıyla dükkanımıza girdi. Yaptığımız ürünlerin el ürünü olduğunu görerek çok mutlu oldu. Kullanmak için bizden bir takım bakır aldı. Sonrasında yeniden istedi ve gönderdik. İnşallah bir daha gelirse yeniden bakırlarımızdan vereceğim. Cumhurbaşkanımızın buraya gelmesinin ardından ziyaretçi sayısında artış yaşandı. Daha önceden tanıtımlar olmuştu ama cumhurbaşkanımızın ardından tarihi kente akın akın insanlar gelmeye başladı.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Dec 2019 09:55:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/12/unutulmaya-yuz-tutmus-meslegini-antik-kentte-yasatmaya-calisiyor_5f5b3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Sosyal imam”, tiyatroyla cemaatin hayatlarını değiştiriyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/sosyal-imam-tiyatroyla-cemaatin-hayatlarini-degistiriyor-10399</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/sosyal-imam-tiyatroyla-cemaatin-hayatlarini-degistiriyor-10399</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde imam hatip olarak görev yapan Üzeyir Yıldırım, cami cemaatiyle gerçekleştirdiği sosyal etkinliklerle dikkatleri çekiyor. Yıldırım’ın, son olarak kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı “Bizim köyün halleri” adlı oyunda, eskiden uyuşturucu madde bağımlısıyken Üzeyir hocayla tanışmasıyla kötü alışkanlıklarını terk eden cemaat üyesi, kendi hayatını oynuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesindeki Yeni Mahalle Camisi’nde imam hatip olarak görev yapan Üzeyir Yıldırım, cami cemaatiyle birlikte gerçekleştirdiği etkinliklerle, ilçede “sosyal imam” olarak anılıyor. Cami cemaatinin yanı sıra ilçedeki tüm vatandaşlarla kurduğu sıkı diyalog sayesinde sevilen bir imam haline gelen Yıldırım, son olarak hazırladığı tiyatro oyununu sahneleyerek dikkatleri üzerine çekiyor.</p>

<p>Cami cemaatinin destekleriyle etkinlikler düzenleyen Yıldırım, cemaat üyelerinden oluşturduğu tiyatro ekibiyle, kadına şiddeti, kötü alışkanlıkları ve batıl inançları tiyatro diliyle izleyicilerine anlatıyor. Yıldırım’ın ekibinde yer alan Uğur Sunman ise, cami cemaatine katılmadan önceki hayatında uyuşturucu kullandığı ve kötü alışkanlıkları olduğu dönemde yaşadıklarını, oynadığı oyunla sahneliyor.</p>

<p><b>Mesleğinde 36’ncı yılını yaşıyor</b></p>

<p>1983 yılında Gümüşhane’de imam hatip olarak göreve başladığını ve sonrasında Yatağan Merkez Cami’de görev yaptığını anlatan Yıldırım, buradaki 25 yıllık görevinin ardından şu an Yeni Mahalle Camisi’nde imam hatip olarak görev yaptığını söyledi.</p>

<p>Yıldırım, Yeni Mahalle Camisi’nin cemaatinin kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu ve vaktinin büyük bir çoğunluğunu cami cemaatiyle birlikte geçirdiğini belirterek, “Cemaatle bizim gerçekleştirdiğimiz birtakım güzellikler var. Cemaatin yanında gençlik kollarımız da var. Bu arkadaşlarımız Kur’an-ı Kerim’i ve müezzinliği öğrendiler. Genç kardeşlerimiz artık bizim yanımızdan ayrılmıyorlar. Cemaatimizle zaman zaman faaliyetlerimiz oluyor. Mesela her ikindi zamanında taziye ve geçmiş olsun ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Her hafta bir gün hatim indiririz. Cami cemaatimizle birlikte ramazan ayında iftar sofrası kuruyoruz. Her yatsı namazından sonra Kur’an-ı Kerim’i bilmeyenler eğitim veriyoruz” diye konuştu.</p>

<p><b>İlk oyununu kırsal mahallede sahneledi</b></p>

<p>Mevcut sosyal etkinlikleri genişletmek için çalışmalar yaptığını aktaran Yıldırım, “Tiyatroyu çok seviyorum. 5 yıl önce bir yerde çok güzel bir oyun izledim, çok da anlamam ama heves ettim. Bir oyun yazdım fakat o zamanki kadromuzla istediğim gibi bir oyun olmadı. En son yeni bir oyun yazdım ve gençlik kollarımızdaki arkadaşlarımızla beraber 7 aydır bu oyun üzerinde çalışıyoruz. Elhamdülillah da bunu başarmış durumdayız. İlk kez Yatağan ilçesinin Turgut Mahallesi’nde oyunumuzu sahneledik” dedi.</p>

<p><b>“Halkla ve cemaatle bütünleşmemiz lazım”</b></p>

<p>İlçede sahneleyecekleri oyunlarını önümüzdeki günlerde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde sahneleyeceklerini ve il müftüsünün talimatıyla il genelinde de sahne alacaklarını vurgulayarak, “Bizler, imam olarak ezanı okuyalım, namazı kıldıralım anlayışının dışına çıkmamız lazım. Halkla ve cemaatle bütünleşmemiz lazım. Bunların dışında sosyal faaliyetlerimiz olmalıdır. Bu genç kardeşlerimiz artık bizleri bırakmıyor, namazlara geliyorlar, Kur’an-ı Kerim okuyorlar ve müezzinlik yapıyorlar. Daha ne yapsınlar” diye konuştu.</p>

<p><b>Hayatı, cami ve Üzeyir hocayla değişti</b></p>

<p>Tiyatronun oyuncularından Uğur Sunman da, 10 yıl önce Yatağan’a gelerek bir mermer ocağında işçi olarak çalıştığını söyledi.</p>

<p>Sunman, hayatının cami ve Üzeyir hocayı tanımasıyla değiştiğinin altını çizerek, şöyle konuştu:</p>

<p>“Daha önceleri uyuşturucu bağımlısıydım ama kurtulmak istiyordum. Aileme ve akrabalarıma gittim. Kimileri kınadı, kimileri dışladı, kimileri ise yardımcı olmak istediler ama olamadılar. O günlerde bir arayış içerisindeydim. Umudumu kaybetmedim ve camileri gezmeye başladım. Hocalardan, yani Allah’a yakın olan insanlardan medet umdum. O günlerde, Üzeyir hocamız beni fark etti ve bana yardımcı oldu. Bana güzel sözler söyledi, güzel sözlere çok ihtiyacım vardı. Bizi camiye aldı, Kur’an-ı Kerim’i, namaz kılmayı, müezzinliği öğretti. Sabahları kahvaltı veriyorduk, ramazanlarda ise iftarlar veriyorduk. Benim için cami sadece namaz kılınan, cumalarda hutbe dinlenilen bir yer değil sosyal bir yer oldu. Bu arayışım bu cami ve Üzeyir hocayla birlikte hayatıma bir renk kattı. Artık uyuşturucu maddelerin hepsinden kurtuldum.”</p>

<p><b>Tiyatronun da etkisiyle kötü alışkanlıklarından tamamen kurtuldu</b></p>

<p>Oyunda kötü alışkanlıkları olan birinin sahnelediğini hatırlatan Sunman, “Üzeyir hocamız, tiyatro sahnelemek istediğini bizlere söyledi. Hepimiz çok sevindik. Acaba başarılı olur muyuz derken ilk kez sahne aldık. Bugün de sahne alacağız. Bunun bize çok büyük etkisi oldu. Benim kurtulmam da caminin ve hocamızın çok büyük bir etkisi var. Çok mutluyum, inşallah hayatım böyle devam eder” dedi.</p>

<p><b>Oyundaki parodiler, gerçek hayattan alındı</b></p>

<p>İlçe Müftüsü Durmuş Ali Çetmi ise, başarılı çalışmalarından dolayı Üzeyir Yıldırım’ı kutladı.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sosyal içerikli din hizmetleri kapsamında toplumun her kesimine ulaşma gayreti içerisinde olduklarını kaydeden Çetmi, “Sadece hutbelerde ve vaazlarda değil, toplumumuzu ilgilendiren sosyal konuları, Üzeyir hoca ve arkadaşlarının 7 aylık çalışmaları neticesinde tiyatro diliyle farkındalık oluşturmak amacıyla özellikle toplumumuzda gündemde olan kadına şiddet, bağımlılık ve toplumdaki batıl inançlar doğrultusunda halkımıza farkındalık oluşturmak amacıyla böyle bir çalışma yapılmaktadır. Ekibimiz, gerçek hayat hikayelerinden alıntı yaparak bu oyunu hazırladılar. İnşallah bu oyunumuzu tüm ilçelerimizde toplumumuzla buluşturmak istiyoruz. Bu kapsamda, bu çalışmalara öncülük eden Yeni Mahallesi Camisi İmam Hatibi Üzeyir Yıldırım olmak üzere, tiyatroda rol alan arkadaşlarımıza, bizlere desteğini esirgemeyen kaymakamımıza, il müftümüze, basınımıza ve çok kıymetli Yatağan halkımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Dec 2019 09:03:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/12/sosyal_imam_tiyatroyla_cemaatin_hayatlarini_degistiriyor_h10399_05276.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser ve Alzheimer’ın umudu: Zeytinyağı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kanser-ve-alzheimerin-umudu-zeytinyagi-10234</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kanser-ve-alzheimerin-umudu-zeytinyagi-10234</guid>
                <description><![CDATA[Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Eczacı Atilla Totoş, zeytinyağındaki oleuropein ve oleochantal moleküllerinin, anti kanserojen ve sinir hücrelerini onarmaları nedeniyle kanser ve Alzheimer hastalığının tedavilerinde umut verdiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlığın en çok zarar gördüğü hastalıkların başında gelen ve bu nedenle “kötü hastalık” olarak anılan kanser ile çağın önemli hastalıkları arasında kabul edilen Alzheimer’in tedavisiyle ilgili çalışmalar sürerken, bu iki hastalığın tedavisindeki en doğal yöntemin, özellikle Akdeniz iklim bölgesinde yaygın olan “mucizevi” etkiye sahip zeytinyağı olduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Eczacı Atilla Totoş, Kur’an-ı Kerim’de de geçen zeytinin her derde deva olduğunu söyledi.</p>

<p>Zeytinyağının üstünlüğünün meyveden ediliyor olmasına bağlayan Totoş, yakın zamana kadar zeytinyağının bünyesinde barındırdığı oleik asit adlı yağ molekülünden dolayı “kıymetli yağ” değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Totoş, zeytin ve zeytinyağı bakımından Türkiye’nin çok zengin bir ülke olduğunu ve zenginliğinin işlenmesi gerektiğini işaret ederek, “Zeytinyağında yüzde 78’lere kadar çıkan oleik asit, badem yağında yüzde 75, fındık yağında ise yüzde 77’ye kadar ulaşır. Demek ki zeytinde ve yapısında onu daha önemli kılan başka bir takım moleküller vardır. O moleküllere minör bileşenler denilir. Duyusal analizlerde de aromadan sorumlu moleküllerdir. Aynı zaman da şifa verici özellikler de bu moleküllerden gelir. Bu moleküllerin bilinen en yaygın adı polifenollerdir” diye konuştu.</p>

<p><b>Kanserli hücreye birkaç milisaniyede etki ediyor</b></p>

<p>Yapılan bilimsel çalışmalarda, hücre yenileyici madde olan oleuropeinin etkilerine dikkati çeken Totoş, “Oleuropein, çekirdek başta olmak üzere ağacın bütün dokularına dağılmıştır. Anti-bakteriyel, anti-fungal ve anti-viral etkiye sahiptir. Ancak bu etkilerden daha çarpıcı olan özelliği, anti-kanserojen olmasıdır. Ulaştığı dokudaki kanserli hücreyi birkaç milisaniye içinde tanıyıp hücre duvarını patlatarak etki eder” dedi.</p>

<p><b>Sinir hücrelerinin en önemli ilacı</b></p>

<p>Totoş, zeytin ve yağında yapılan çalışmalarda her gün yeni bilgilere ulaşıldığını kaydederek, şöyle konuştu:<br />
“Zeytinyağının diğer bir zenginliği olan oleokantal, yapı olarak ibubrufene benzer. Analjezik, anti-enflamatuar etkiye sahipken asıl çarpıcı özelliği sinir hücrelerini onarması ve iletiyi mükemmelleştirmesidir. Onarım özelliği onu Alzheimer hastalığının tedavisinde umut molekül haline getirir. Şuana kadar zeytinyağında yağ molekülü olmayan bin 64 molekül tespit edilmiştir. Bu moleküller sayesinde, zeytinyağı mucizevi etkiye sahip oluyor. Bu ve benzeri bilgileri ülkemizde anlatan, anlatılmasını destekleyen, üretim metotlarını çalışan Zeytindostu Derneği’dir. Üreticilere ve tüketicilere bilinç ve cesaret vererek sektörel kalkınma, değişimi başlatan ve sürdüren Zeytindostu Derneği’dir.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Oct 2019 09:01:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/10/kanser_ve_alzheimerin_umudu_zeytinyagi_h10234_0dc54.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üniversite kapılarını açıyor, Yatağan’da kira fiyatları uçuyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/universite-kapilarini-aciyor-yataganda-kira-fiyatlari-ucuyor-10186</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/universite-kapilarini-aciyor-yataganda-kira-fiyatlari-ucuyor-10186</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan Meslek Yüksek Okulu, eğitim öğretim yılının başlamasına kısa süre kala neredeyse doluluk oranına ulaştı. Ek yerleştirmelerin tamamlanmasıyla yaklaşık 800 üniversite öğrencisine ev sahipliği yapacak Yatağan’da ise kira fiyatları asgari ücrete ulaştı.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yatağan Meslek Yüksek Okulu, yeni hizmet binasının kapılarını 2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılıyla birlikte açacak. Elektrik, Doğal Yapı Taşları Teknolojisi, İnşaat Teknolojisi, Adalet, Harita ve Kadastro, Tapu ve Kadastro ile Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı programlarında öğrenci kabul eden okulun doluluk oranına ulaştığı öğrenildi. Ek yerleştirmelerle, yeni eğitim öğretim yılına yaklaşık 800 öğrenciyle başlayacak okulu kazanan öğrenciler, kayıt işlemlerini yaptı.<br />
Yılan hikayesine dönen ve yıllardır tamamlanamayan okulun tamamlanması ve yeni açılan bölümlerle Yatağan’da hareketliliğe sebep olacağı tahmin edilen okul, ilçedeki kira fiyatlarının da tavan yapmasına neden oldu.<br />
Öğrencilerin kayıt işlemlerinin ardından yurt olanaklarının yetersizliği nedeniyle kiralık evlere yöneldiği Yatağan’da, ev kiralarının yaklaşık 2 bin liraya ulaşması, tepkilere neden oldu. Kiraların, özellikle öğrenci velililerinin, geçim sıkıntısıyla öğrenci okutmaktan vazgeçirecek noktaya ulaşması nedeniyle, öğrencileri kırsal mahallelerde ev aramaya yöneltti.<br />
Öte yandan, Yatağan’da yaşayıp da evi olmayan vatandaşlar da yaşanan gelişmelere tepki göstererek yetkililerin bu konuda yaptırımlar uygulaması talebinden bulundular.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Sep 2019 15:55:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/09/universite-kapilarini-aciyor-yataganda-kira-fiyatlari-ucuyor_ce7ad.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarlasını talan eden yaban domuzları için hukuk mücadelesi başlattı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tarlasini-talan-eden-yaban-domuzlari-icin-hukuk-mucadelesi-baslatti-10141</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tarlasini-talan-eden-yaban-domuzlari-icin-hukuk-mucadelesi-baslatti-10141</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki bir çiftçi, mısır ekili tarlasını talan eden yaban domuzlarının oluşturduğu zararın giderilmesi için Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan ilçesinde çiftçilikle uğraşan emekli öğretmen Cavit Turgut, 2017 yılında ilçeye bağlı Nebiköy Mahallesi’nin Taşaltı Mevkisinde kiraladığı 17 dönümlük tarlada, tarımsal faaliyetlere başladı. 6 yıllığına kiraladığı tarlaya bu yıl silajlık mısır eken Turgut, yaban domuzlarının ürünlerine zarar vermemesi için arazinin çevresini elektrikli tellerle çevirdi. Tarlasına domuz geldiğinde müdahale edebilmek için bayram boyunca tarlada kalan Turgut, bayram sonrasında tarlasına geldiğinde büyük bir şok yaşadı. Turgut, mısırların büyük birçoğunun talan edildiğini fark ederek soluğu Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde aldı.</p>

<p>Yaban domuzlarının ürünlerine verdiği zararın tespit edilmesini talep eden Turgut, burada yaptığı açıklamada, çalışmaların tamamlanmasının ardından domuzlardan davacı olacağını söyledi.</p>

<p>Turgut, Türkiye’nin giderek tüketen toplum haline geldiğini ve bu nedenle üretime katkı sağlamak için emekli olduğu günden bu yana çiftçilikle uğraştığını söyledi.</p>

<p>Üretime, 2007 yılında zeytincilikle başladığını belirten Turgut, o yıllarda da zeytinliğinin yaban domuzlarının saldırısına uğradığını hatırlatarak, “Şimdiye kadar emekler harcayarak bu mısırları yetiştirdim. 17 dönümlük yere yaklaşık 11 bin liralık masraf ettim. Bunun yanı sıra yaklaşık 800 lira mazot kullandım. Bunun kullanırken ben devlete vergi ödedim. Ama benim canımı ve malımı korumakla mükellef olan devlet, hayvan hakları diye domuzları sürülerle dolaşacak şekilde çoğaltınca biz üreticiler de bu hale geldik” dedi.</p>

<p>Turgut, kendisi gibi birçok çiftçinin yaban domuzlarının saldırısı nedeniyle mağduriyetler yaşadığını ve bunun ekonomilerine büyük zararlar verdiğinin altını çizerek, “Yatağan’da üretici olup da çoluğuyla çocuğuyla şu yaz gününde yatan yok. Herkes tarlasında yatıyor. Bize bayram zehir oldu. Yaklaşık 10 gündür tarlada yatıp kalktığım halde işte halimiz budur. Bu hayvan hakları diyenlere sesleniyorum, benim hakkım nerede? Yasal hakkımı başlattım. Sonuna kadar bu süreci takip edeceğim. İlk mücadelem, 3 senedir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bekliyor. Hep zaman aşımından dolayı kaybettim. O zamanlar nasıl bir yol izleyeceğimi bilemiyordum. Ama şimdi öğrendim. 12 yıldır süren mücadelemle ilgili dosyalar elimde. Onun için mücadelemi başlattım. Ben hakkımı istiyorum. Sadece emeğimin karşılığını istiyorum. Bana yazık değil mi?” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Aug 2019 10:25:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/08/tarlasini-talan-eden-yaban-domuzlari-icin-hukuk-mucadelesi-baslatti_ab574.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zeytin, tüm dünyaya Yatağan’dan yayıldı!</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytin-tum-dunyaya-yatagandan-yayildi-10060</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytin-tum-dunyaya-yatagandan-yayildi-10060</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yatağan ilçesindeki fosil yataklarında bulunan yaklaşık 14,3 milyon yıllık zeytin poleni fosili, bugüne kadar zeytinle ilgili bulunan en eski bulgu oldu.</p>

<p>Yatağan ilçesinin Eskihisar Mahallesi’ndeki fosil yataklarında araştırmalar gerçekleştiren İsveç Bilimler Müzesi ve Viyana Üniversitesi heyetinden oluşan ekip, Türk bilim adamları eşliğinde bölgeden fosil örnekleri aldı. Bu örnekler üzerinde yapılan incelemede, en erken 11,5 en geç ise 14,3 milyon yıllık olduğu tahmin edilen zeytin polen fosili bulundu.</p>

<p>Johannes M. Bouchal, Reinhard Zetter, Fridgeir Grimsson ve Thomas Denk, buluntu üzerine hazırladıkları makaleyle, dünyadaki en eski zeytin buluntusunun Yatağan ilçesinde bulunduğunu belgelediler.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklama yapan Butik Zeytin ve Zeytinyağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Totoş, birçok ülkenin zeytinin anavatanı oldukları iddiasıyla nitelikli ürün pazarında ürünlerini daha iyi pazarladığını söyledi.</p>

<p>Totoş, Yunanistan’ın Santorini Adası ve Suriye’de bulunan en eskisi 60 bin yıllık zeytin ağacı yaprağı fosillerinin bu zamana kadar zeytinin geçmişiyle ilgili bulunan en önemli buluntular olduğunu kaydederek, iki ülkenin bundan faydalanarak zeytine ve yağına katma değer kattıklarını anlattı.</p>

<p><b>Nitelikli ürün pazarında hikayesi olan ürünler önem kazanıyor</b></p>

<p>Türkiye’nin önemli bir zeytincilik ülkesi olması nedeniyle ülkedeki zeytinciliğin geçmişiyle ilgili yaptıkları araştırmalar sırasında buldukları bir bilimsel makalenin, zeytinin ana vatanının Muğla olduğu savının doğruladığını vurgulayarak, “Nitelikli ürün pazarında hikayesi olan ürünlerin giderek önem kazandığını biliyoruz. Biz, kendi değerlerimizi ortaya çıkartabilmek için çıktığımız yolda, nasıl ki Göbeklitepe dünya tarihinin yeniden yazılması için yeni bir sayfa açtıysa, biz de zeytinin tarihi söz konusu olduğunda tarihin Muğla’nın Yatağan ilçesinde bulunan Stratonikeia Antik Kenti’nin bulunduğu yerdeki fosil yataklarında başlaması gerektiğini düşündüren bir ize rastladık” dedi.</p>

<p><b>Zeytinin ana vatanı Türkiye’dir, Ege Bölgesi’dir ve Yatağan’dır</b></p>

<p>Totoş, zeytin polen fosilinin değer bakımında güçlü bir varlık olduğunu altını çizerek, “Zeytin ailesine ait en eski buluntu olan polen fosili değer bakımından güçlü bir varlıktır. Bunu bulan İsveç Bilimler Müzesi ve Viyana Üniversitesi’dir. Türk bilim adamları eşliğinde ortaya çıkan bu değer, zeytinin ana vatanı Türkiye’dir, Ege Bölgesi’dir ve Yatağan’dır savımızın başlangıcını oluşturabilir. Biz, devletimizden ve bilim insanlarımızdan bu konuda bu bölgede daha fazla çalışma yapılmasını istiyoruz. Eğer nitelikli ürün pazarında satışlarımız yükselirse hem çiftçimiz hem de yurt dışından gelecek döviz miktarındaki değişiklikten devletimiz bundan fayda görecektir” diye konuştu.</p>

<p>Yöre halkının en önemli tarımsal faaliyetinin hala zeytincilik olduğunu belirten Totoş, şöyle konuştu:</p>

<p>“Sağlık için zeytinyağının ana temasını oluşturan asıl güç ‘memecik’ çeşididir. Bu polen de memecik yöresinin bir polenidir. Dolayısıyla Türkiye sahip olduğu eşsiz aromaların neden dünyanın başka zeytin bölgelerinde olmadığını açıklayabilmek için de anavatanı Muğla’dır, Ege Bölgesi’dir ve Türkiye’dir savının arkasında durmalıdır. Ayrıca bütün zeytin bölgelerimizin hepsinin yaklaşık aynı değerlere sahip olduğunu herkese göstermelidir. Bu yüzden bu polenin varlığı bizim için bir başlangıç olmalıdır ve artık harekete geçmeliyiz.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jul 2019 10:31:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/07/zeytin_tum_dunyaya_yatagandan_yayildi_h10060_66329.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zeytincilikte yeni tehdit: Mumyalayıp yayılıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytincilikte-yeni-tehdit-mumyalayip-yayiliyor-10016</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytincilikte-yeni-tehdit-mumyalayip-yayiliyor-10016</guid>
                <description><![CDATA[Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, ilkbaharda öldürdüğü ve mumyaladığı tanenin toprağa düşmesine neden olan ve öldürdüğü tanenin içinde saklanan “Colletotrichum” adlı mantarın, ekim ayında sporlarını ortama saçarak ağaca bulaştığını, ağaca bulaşan mantarın da ilk baharda yeniden hastalığı yaydığını ileri sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, zeytin ağacına, çiçeğine ve meyvesine ciddi zararlar veren “Colletotrichum” adlı mantarın, çiftçiyi büyük ekonomik zararlara uğratabileceğini savundu.</p>

<p>Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, son yıllarda zeytinle ilgili çok büyük değişikler yaşandığını söyledi. Yakın tarihte görünmeyen bir hastalık olan mantarın zeytinlerin kalitesini düşürdüğünü, bunun da yağ kalitesini doğrudan etkilediğini kaydetti.</p>

<p>Mantarın aynı zamanda ağacın bütün sağlığını olumsuz yönde etkilediğini açıklayan Totoş, “Giderek artan nemli hava ve ortam sıcaklığı bu mantarın yayılmasını oldukça hızlandırmış durumda. Özellikle Gemlik ve Ayvalık çeşitlerinde bu mantara karşı aşırı hassasiyet var. Memecik çeşidi, biraz daha dirençli gruptan. Bu zararlıyla mücadelenin artırılması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.</p>

<p>Totoş, bu mantarla mücadelenin birkaç yöntemi olduğunun altını çizerek, “Bakırlı ilaçların bu mantarla mücadelede çok etkili olmadığını, gülleci bulamacı dediğimiz bulamacın veya organik tabanlı kükürtlü ilaçların daha etkili olduğunu biliyoruz. Ancak ilaçla sırasında dikkat edilecek hususların en başında ağacı ilaçladığınız gibi ağaç taç iz düşümünü de ilaçlamanız gerekiyor” diye konuştu.</p>

<p>Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünü derinden etkileyebilecek bu mantarla mücadelede herkesi duyarlı olmaya davet eden Totoş, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu zararlıyla mücadele etmememiz durumunda, natürel sızma zeytinyağını üretmekte giderek daha büyük zorluklarla karşılaşacağımız aşikardır. Bu konu, zeytin bölgelerinin pek çoğunu kaplayan bir hastalık haline geldi. Belki öteden beri vardı ama şimdiki kadar güçlü hastalık yapmıyordu. Şuan oldukça güçlü hastalık yapıyor. Eğer biz zeytinlerimize bakmazsak hem çiçeği etkiliyor hem de meyveyi etkiliyor. Dolayısıyla bizi büyük ekonomik zarara uğratacak bir hastalık etkeni olarak yayılmaya devam ediyor. O yüzden biz her aşamasında bununla mücadele etmeliyiz. Çiftçilerimizin gelecekte daha iyi kazanabilmeleri, yurt dışı bağlantılı sanayicilerimizin bağlantılarını sürdürebilmesi için çiftçinin bu zirai mücadeleyi yapması şart görünüyor.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Jun 2019 09:55:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/06/zeytincilikte-yeni-tehdit-mumyalayip-yayiliyor_ffbb9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUSKİ’den vatandaşı mağdur eden uygulama! İki komşu daire, biri tonuna 4,44 lira ödüyor diğeri 8,29 lira ödüyor!</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muskiden-vatandasi-magdur-eden-uygulama-iki-komsu-daire-biri-tonuna-444-lira-oduyor-digeri-829-lira-oduyor-9993</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muskiden-vatandasi-magdur-eden-uygulama-iki-komsu-daire-biri-tonuna-444-lira-oduyor-digeri-829-lira-oduyor-9993</guid>
                <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Yapı Kayıt Belgesi alarak abone olmak isteyenlere dayattığı “Geçici Abonelik” ile vatandaşları yüksek su bedelleri ödemeye mecbur bırakıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ), 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren Yapı Kayıt Belgesi alarak su abonesi olmak isteyen vatandaşlara uyguladığı “Geçici Abonelik” ile vatandaşları normal hane kullanıcılarının neredeyse iki katı yüksek bedeller ödemeye mahkum ediyor.</p>

<p>İmar Barışı kapsamında belgesini alıp ilk defa abone olacak vatandaşların mağdur edildiği uygulamada, mevcut su aboneliği olan fakat yine de aykırılıkların giderilmesi için İmar Barışı’ndan belge alan vatandaşların ücretlendirmesinde değişiklik yapılmıyorken ilk defa abone olmak isteyenler karşılaştıkları rakamla şoka uğruyor.</p>

<p>18 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 7143 sayı kanun içeriğine, 3196 sayılı İmar Kanununa geçici 16. Madde eklendi. Mücbir sebeplerle belediyeden Yapı Kullanma İzin Belgesi alamayan binalar için “Yapı Kayıt Belgesi” almak suretiyle, mağdur vatandaşların elektrik, su ve doğalgaz hizmetlerinden yararlanması sağlandı. “İmar Barışı” düzenlemesiyle yıllardır elektrik, su, doğalgaz abonesi olamayan vatandaşların yüzü gülmüştü. Fakat su abonesi olmak üzere MUSKİ’nin kapısını çalan vatandaşlar, Normal Abonelikte konutlar için tonuna 2,96 lira tüketim bedeli ve tonuna 1,48 lira atıksu bedeli ödemenin yerine tonuna 5,60 lira tüketim bedeli ve 2,96 lira atık su bedeli ödemeye mahkum edildi.</p>

<p>Vatandaşlar, tonuna 7,83 lira ödedikleri İnşaat Aboneliği ücretinden bile fazla olan bu ödemeye isyan ederken eski abonelerle İmar Barışı’ndan faydalanan abonelerin tüketim bedellerinin arasındaki uçurum kafaların karışmasına neden oldu.</p>

<p>MUSKİ’nin bu ilginç uygulaması üzerine Yatağan ilçesinde tepkiler çığ gibi büyürken vatandaşlar sorunun çözülmesi için MUSKİ’nin kapılarını aşındırıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Jun 2019 10:58:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/06/muskiden_vatandasi_magdur_eden_uygulama_iki_komsu_daire_biri_tonuna_444_lira_oduyor_digeri_829_lira_oduyor_h9993_fda37.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakaretin bedeli, eğitime katkı oldu</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/hakaretin-bedeli-egitime-katki-oldu-9876</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/hakaretin-bedeli-egitime-katki-oldu-9876</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde, komşusunun balkonuna ve arabasına hakaret dolu mesajlar bırakan T.Ç.(51), cezasını mahallelerindeki ilkokulun yaklaşık 10 bin liralık masrafını karşılayarak ödedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, ocak ayında Yatağan ilçesine bağlı Zeytinköy Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, evinin balkonunda ve arabasının üstünde kendisine yönelik hakaret dolu mesajların yazıldığı kağıt parçaları bulan N.O.(27) ilgili durumla Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığına giderek şikayetçi oldu.</p>

<p>Bunun üzerine Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada, hakaret içerikli notları bırakan şüpheli şahsın T.Ç olduğu tespit edildi.</p>

<p>Şahıs hakkındaki soruşturmada kamu davası açılmadan önce dosya uzlaştırma bürosuna gönderilerek, uzlaştırmacı görevlendirildi.</p>

<p>Uzlaştırmacının her iki tarafla yaptığı görüşmeler neticesi N.O, Zeytinköy Mahallesi’ndeki ilkokulun yaklaşık 10 bin lira değerindeki ihtiyaçların karşılanması şartıyla T.Ç. ile uzlaşmayı kabul etti. T.Ç. 26 öğrencinin eğitim gördüğü 60 yıllık okulun bütün ihtiyaçlarını karşıladı. Uzlaşmanın gerçekleşmesi üzerine de, T.Ç hakkında Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi.</p>

<p>Adalet Bakanlığı’nın destek verdiği bu uygulama sayesinde hem eğitime destek verildi, hem de taraflar arasındaki uyuşmazlık kısa sürede neticelenerek zamandan ve masraftan tasarruf edildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Apr 2019 09:29:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/04/hakaretin-bedeli-egitime-katki-oldu_56eb0.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stratonikeia’da, medeniyetlerin bütünleşmiş yapısı korunacak</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeiada-medeniyetlerin-butunlesmis-yapisi-korunacak-9651</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeiada-medeniyetlerin-butunlesmis-yapisi-korunacak-9651</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’ndeki birçok medeniyetin izleri, korunma amaçlı imar planıyla korunacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma İmparatorluk, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerine ev sahipliği yapan ve bu özelliğiyle dünyadaki nadir yerleşim yerlerinden olan “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nin doğal yapısı gelecek kuşaklara aktarmak için koruma çalışmalarına başlandı.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Kazı Başkanlığı, Muğla Müzesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Yatağan Belediyesi, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkının katılımıyla oluşturulan komisyonla Stratonikeia Antik Kenti’nin korunma amaçlı imar planı hazırlanıyor.</p>

<p>Dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen kentte yaşayan medeniyetlerin bütünleşmiş yapısının korunması için yapılan imar planının kısa süre içerisinde tamamlanması planlanıyor.</p>

<p>Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kentin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Stratonikeia’nın bölgenin en önemli tarihi kentlerinden biri olduğunun altını çizen Söğüt, “Stratonikeia Antik Kenti’nin korunma amaçlı imar planlarının süreçlerini tamamlıyoruz. Buradaki planların tamamı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle ve kontrolüyle yapılıyor. Stratonikeia çok özel bir kent ve buradaki yerleşimin hepsinin izlerini koruyan, insanlar geldiğinde bütünü görebilecekleri bir plan için çalışıyoruz. Şuan neredeyse üçüncü aşamaya geldik. Son aşamaya doğru yaklaşıyoruz” diye konuştu.</p>

<p>Stratonikeia Antik Kenti Koruma Amaçlı İmar Planı’nın plan müellifi Şehir Plancısı Ahmet Kaya ise, Stratonikeia’nın gelecek kuşaklara aktarılması için sıkı bir çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>

<p>Kaya, antik kentin birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve her medeniyetin kalıcı eserler bıraktığını kaydederek, “Birden fazla dönemin iç içe yaşadığı bir bölgedeyiz. Biz de koruma amaçlı imar planında farklı dönemleri bir arada yaşatan ve bundan sonraki kuşaklara da aktaracak bir plan çalışması yapıyoruz. Halkın katılımıyla çalışmaların bir kısmı tamamlandı. Plan kararlarının düzeltilmesi sürecinde de tekrar yeni bir çalışmayı hazırlayıp yeniden araziye gelip tüm katılımcılarla bir araya geleceğiz” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Jan 2019 09:45:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/01/stratonikeiada_medeniyetlerin_butunlesmis_yapisi_korunacak_h9651_59ae7.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklara içirilen zeytinyağı öğrenme kabiliyetini artırıyor, belleği güçlendiriyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/cocuklara-icirilen-zeytinyagi-ogrenme-kabiliyetini-artiriyor-bellegi-guclendiriyor-9507</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/cocuklara-icirilen-zeytinyagi-ogrenme-kabiliyetini-artiriyor-bellegi-guclendiriyor-9507</guid>
                <description><![CDATA[Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, deney hayvanlarında yapılan çalışmada, erken hasat soğuk sıkım sızma zeytinyağının erken yaşta içirilmesinin öğrenme kabiliyetini artırdığı ve belleği güçlendirdiği ortaya çıktığını bildirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, Dokuz Eylül Üniversitesinde deney hayvanlarında yapılan çalışmada, Anadolu’da yetişen erken hasat soğuk sıkım sızma zeytinyağının beyin gelişimine etkisinin araştırıldığını söyledi.</p>

<p>3 haftalık 27 deney faresinin gruplandırıldığı deneyde, birinci gruba yüksek früktozlu erken hasat soğuk sıkım sızma zeytinyağı, ikinci gruba erken hasat soğuk sıkım sızma zeytinyağı, üçüncü gruba riviera zeytinyağı içirildiğini belirten Totoş, 8 haftalık çalışma süresince deneklere günde 1 mililitre yüksek polifenollü erken hasat sızma zeytinyağı verildiğini kaydetti. Totoş, bu çalışmanın ardından deneklerin 5 günlük öğrenme ve belleklerinin test edildiği labirent testlerine tabi tutulduğunu söyledi.</p>

<p>Totoş, deney sonucunda, erken hasat soğuk sıkım sızma zeytinyağının öğrenme ve belleği arttırdığı, kaygı bozukluğunu ise azalttığı görüldüğünü belirterek, bu özellikteki bir zeytinyağının fruktozlu gıdanın sebep olduğu öğrenme, bellek ve kaygı bozukluklularını da engellediğinin gözlendiğini ifade etti.</p>

<p>Deneyi denekler üzerinde kilo alımına sebep olmadığını işaret eden Totoş, bu sonuçların yüksek polifenollü zeytinyağının çocukların beyin gelişimini olumlu etkileyebileceğini gösterdiğinin altını çizdi.</p>

<p><b>Bilim insanların desteğiyle, pazar 2 milyar dolara ulaşabilir</b></p>

<p>Totoş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği olarak uluslararası pazarda markalaşabilmek için çok büyük engellerle karşılaştıklarını vurguladı.</p>

<p>Yeni bir imajla dünya piyasasına zeytinyağı satmak zorunda olduklarını kaydeden Totoş, “Bunu bildiğimiz için Türk bilim insanlarından destek istedik. Mücahit Taha Özkaya, bahçe bitkileri açısından bize çok büyük destek sağladı. Ama diğer bilim alanlarında çok desteklerimiz yoktu. Şimdi 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Fizyoloji Profesörü Nazan Uysal Harzadın’ın yaptığı çalışma bitti. Sonuçlar çok çarpıcı. Bizim bunun üzerinden dünyaya açılmamız gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, ürettiği zeytinyağının yüzde 10’unu bu kaliteye çekse oluşacak fiyat 2 milyar doları bulabilecek. Bunu yapabilmemiz için bilim insanlarının çalışmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü bunların belgelenmesi lazım” diye konuştu.</p>

<p><b>Bu deney, yüksek polifenollü zeytinyağının şekerin olumsuzluğunu ortadan kaldırdığını ispatladı</b></p>

<p>Totoş, 9 Eylül Üniversitesi’ndeki çalışmanın zeytinyağı sektöründe tarihi bir dönüm noktası olduğunu savunarak, şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu çalışma, eğer siz çocuklarınıza her sabah yüksek polifenollü zeytinyağı içirirseniz, çocuğunuz şeker zengin besinle besleniyorsa bile şekerin öğrenme yetisi üzerindeki baskısını ortadan kaldırdığını ortaya çıkardı. Yani karbonhidrat zengin beslenen bir çocuğun öğrenmesinin diğerlerinden daha güç olduğunu bilim dünyası biliyor. Bunu ortadan kaldırdığını da Fizyoloji Profesörü Nazan Uysal Harzadın’ın çalışması bize gösterdi. Ayrıca tip 2 şeker hastalarında kilo alımı çok dikkat çekicidir. Bu konuda da kilo bu yağların kilo alımını yavaşlattığı yönünde bulgular var. Bu çalışma bu yüzden bizim için çok önemli. Bu çalışmaların gelişmesiyle Türk zeytinyağı, hatta Türk tarımı nitelik pazarına ürün yapabilir ve markalaşabilir. Çünkü Anadolu çok müstesna değerlere sahip bir coğrafya.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Oct 2018 09:13:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2018/10/cocuklara-icirilen-zeytinyagi-ogrenme-kabiliyetini-artiriyor-bellegi-guclendiriyor_db3e1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken hasat soğuk sıkımla gelen mucizevi şifa</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/erken-hasat-soguk-sikimla-gelen-mucizevi-sifa-9501</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/erken-hasat-soguk-sikimla-gelen-mucizevi-sifa-9501</guid>
                <description><![CDATA[Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, erken hasat soğuk sıkımla sıkılan zeytinyağın yağ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu teknikle sıkılan zeytinlerin birer şifa kaynağı olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük zeytinyağı üreticilerinden biri olan Yatağan ilçesinde, 2018-2019 sezonunun erken hasat zeytinlerinin sıkımından ilk yağ alındı. Erken hasat zeytinden, zeytinyağının şifa veren maddelerini en az kayıpla üretilebilmesi için 18 derecede üretildi.</p>

<p>Zeytinde bulunan antioksidan özellikler taşıyan polifenollerin en az kayıpla yağa aktarılması için uygulanan erken hasat sokum sıkım tekniği, zeytinyağını yağ olmaktan çıkararak bir şifa kaynağına çeviriyor. Birçok hastalığı tedavi ettiği ve iyileşmek için katkı sağladığı bilimsel çalışmalarla ispatlanan erken hasat soğuk sıkım zeytinyağı, Türkiye’nin gelecekteki marka değeri olarak görülüyor.</p>

<p>Aynı zamanda zeytinyağı üreticisi olan Butik Zeytin ve Zeytinyağcılar Derneği Başkanı Atilla Totoş, erken hasat soğuk sıkımın, yağ üretimi için yapılan bir işlem olmadığını belirterek, bu işlemin polifenol denilen zeytinyağında şifa etkisi ortaya çıkaran maddelerin zengin olarak yağa geçmesinin sağlandığı hasat ve sıkım işi olduğunu söyledi.</p>

<p>Totoş, yağ üretmek için zeytinin çok yağ vereceği dönemi beklemenin erken hasat sayılamayacağını kaydederek, “Tüketicilere birkaç uyarımız olacak. Erken hasat soğuk sıkım zeytinyağının belli bir tadı vardır. Dünyada kabul gören zeytinyağı aroması kokusu genellikle okside olmuş bozuk yağın kokusudur. Dolayısıyla pek çoğumuzun alışık olduğu koku, erken hasat soğuk sıkımda yoktur. Erken hasat soğuk sıkımla üretilen yağ, göbek hizasında koklandığında yeşil bitkilerin aromasını hissedersiniz. Mesela domatesi kopardığınızda kokan dal veya taze biçilmiş çimen kokusuyla eşleştirebiliriz. Dalından koparılan bir bademin kokusunu erken hasat soğuk sıkım zeytinyağından alabilirsiniz” diye konuştu.</p>

<p>Yaklaşık 12 kilogram zeytinden 1 litre erken hasat soğuk sıkım zeytinyağı elde edildiği için bu yağın çok kıymetli olduğunun altını çizen Totoş, “Renginin yeşil olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Çünkü gıda sahtecileri bir damla boyayla yağları yeşile boyayabiliyorlar. Bunu ayırt etmemiz için, ilk önce yağın yeşillik kokması gerekiyor. Ağzına aldığınızda dilinizin etrafını, damaklarınızı ve damağınızın tavanını iğneleyen ve küçük patlamalar şeklinde hissedilen bir dokunuş alacaksınız. Gırtlağınızın nefes borusuyla birleştiği yerde yanma hissi alacaksınız. Bunlar kendiliğinden bir süre sonra geçecek ve sizi rahatsız etmeyecek. Ama asla kötü koku almayacaksınız” dedi.</p>

<p>Totoş, erken hasat soğuk sıkım zeytinyağıyla ilgili bilimsel çalışmaların sürdüğünü ve her çalışmanın sonucunda inanılmaz bilgilere ulaşıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:<br />
“Eğer size yeşillik kokuları veriyorsa ve zeytinyağından beklediğiniz zeytin kokularını veriyorsa o erken hasat zeytinyağıdır. Erken hasat soğuk sıkım zeytinyağı asla plastik şişeye konmaz. Hiçbir zeytinyağı konmaz ama erken hasat zeytinyağı o kadar kıymetlidir ki şeffaf cam şişeye bile konulmamalıdır. Eğer konmuşsa da o kıymet bilmeyen bir üreticinin ürettiği yağdır, şeffaf şişede yağ varsa o üretici erken hasat zeytinyağını bilmiyordur. Kıymetini bilmediğine göre zaten üretimini de bilmiyordur. Bu yağlar koyu renkli şişeler konulmalıdır, kapağını açtığınız zaman size kırların, çayırların ve yeşilliklerin kokusunu verir.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Oct 2018 09:11:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2018/10/erken-hasat-soguk-sikimla-gelen-mucizevi-sifa_885ea.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bencikli okçulara hedef dayanmıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/bencikli-okculara-hedef-dayanmiyor-9358</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/bencikli-okculara-hedef-dayanmiyor-9358</guid>
                <description><![CDATA[Bencik Mahallesi’nde eski okçuluk sporcusu aile hekimi tarafından atıl vaziyetteki tütün deposunda kurulan okçuluk takımı, 2 uluslararası, 116 ulusal madalyayla doldurduğu madalya vitrinini, Yunanistan’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda elde edecekleri altın madalyalarla taçlandırmayı hedefliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Yatağan ilçe merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Bencik Mahallesi Aile Sağlığı Merkezinde görevli aile hekimi Ejder Sözen tarafından 7 yıl önce kurulan okçuluk takımı, ulusal ve uluslararası müsabakalara, yazları yeni yapılan tesiste, kışları ise mahallede atıl vaziyette bulunan tütün deposunda hazırlanıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Takım, kurulduğu günden bu yana ulusal yarışmalarda elde ettiği başarılarının yanı sıra 2017 yılında takımın sporcusu Emircan Haney’in Arjantin’de düzenlenen dünya şampiyonasında kazandığı birincilikle adından sıkça söz ettirdi. 7 yıllık geçmişinden 3’üncü milli sporcusunu çıkaran Bencik Okçuluk Takımı, Yunanistan’da düzenlenecek Avrupa şampiyonasının hazırlıklarını da sıkı çalışmalarla sürdürüyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sporculardan Songül Lök’ün açtığı milli takım kapısını aralayan Emircan Haney’in dünya şampiyonu olmasıyla elde edilen başarı serisinin, Haney ve bu yıl ilk defa milli formayı terletecek Sevda Yaka’nın katılacağı şampiyonada sürdürülmesi amaçlanıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Hedeflerin sonu gelmiyor <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Takımın antrenörü Sözen, muhabirimize yaptığı açıklamada, 7 yıl önce takımı kurduklarında küçük yaştaki sporcuları yetiştirerek ulusal yarışmalarda Muğla’yı temsil etmeyi hedeflediklerini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bugüne kadar katıldıkları şampiyonalarda 2’si uluslararası 118 madalya ve 21 Türkiye rekoru elde ettiklerini belirten Sözen, “Songül Lök, bizim ilk milli sporcumuz olarak önemli bir şeyi başarmıştı. Bu köyde eksik olanaklarla çalışan biri olmasına rağmen milli takıma gidilebileceğini göstermiş oldu. Arkasından Emircan’ı milli takıma verdik ve ondan bir dünya birinciliği elde ettik. Bu hedefimizin ardından önümüze başka hedefler koyduk. Birden fazla sporcuyu milli takıma sokmak ve sporcularımızın hepsini milli takıma sokmak, önümüzdeki diğer hedeftir” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Başarı tesisleştirmeyi getirdi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Sözen, Emircan Haney ve Sevda Yaka’nın milli takıma seçilerek Yunanistan’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazandığını kaydederek, “Uzun yıllar burada imkansızlıklara rağmen çalıştık. Hep bundan bahsettik. Ama Bencik’ten yapılan bu saha, belki de dünyada örnek olarak gösterilebilecek bir yer oldu. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Yatağan Belediyesi’nin işbirliğiyle yapıldı. Artık çocuklar yazları çok güzel şartlarda çalışıyorlar. Bu bizim motivasyonumuzu ve ileriki dönemlerdeki başarılarımızı elbette ki artıracaktır. Kış sezonuna kadar burada çalışacağız ama kışın atıl vaziyetteki tütün deposuna geri döneceğiz. Benzer bir tesisleşme salon için de yapılırsa bu çocuklar için çok iyi olur ve elde ettikleri başarıların da artacağını düşünüyorum” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Yolda durdurup fotoğraf çekilmek istiyorlar<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Takımın ilk sporcusu Dünya Şampiyonu Emircan Haney de, okçuluğun artık kendisi için yaşam şekli olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türkiye’ye kazandırdığı dünya şampiyonluğu unvanını taşımaktan büyük gurur duyduğunu anlatan Haney, “Arjantin’den döndükten sonra sokağa çıktığımda fotoğraf çekilmek isteyenler oldu. Şahsıma ilgi ve alaka arttı. Takımıma iyi bir örnek olduğumu düşünüyorum. Takım arkadaşlarıma yapmaları gerekenleri ve dünya şampiyonasında edindiğim tecrübeleri paylaştım” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Önce Türkiye sonra dünya şimdi ise Avrupa şampiyonluğu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Haney, Avrupa şampiyonasının hazırlıklarını sürdürdüklerini anlatarak, şöyle konuştu:<br />
“Haziran sonu Yunanistan’da yapılacak Avrupa şampiyonasında Sevda arkadaşımızla mücadele etmeye hak kazandık. Ona bu tür büyük şampiyonalarda ne yapması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Birlikte oluşturacağımız ‘mix takım’la dünya şampiyonluğunun ardından Avrupa şampiyonu olmak istiyorum. Ulusal ve dünya şampiyonalarından kazandığım madalyalarımın yanına bir de Avrupa şampiyonluğu madalyası ilave etmek istiyorum.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Köy yerinde okçulukla uğraşması yanlış anlaşılıyordu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Takımın çiçeği burnunda milli sporcusu Sevda Yaka ise, okçuluğa antrenör Sözen’in fiziğinin ve ahlakının bu spora uygun bulmasıyla 6 yıl önce başladığını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Okçuluğa zorlu bir başlangıç yaptığını ve o sırada en büyük destekçisinin “Ejder Ağabeyi” olduğunun altını çizen Yaka, “İlk başta ailem okçuluk sporuyla uğraşmama karamsar davranıyordu ve bana karşı çıkıyorlardı. Çünkü köy yerinde kız çocuklarının bu tür aktivitelere katılması, ailem ve çevrem tarafından yanlış olarak algılanıyordu. Yarışmalara giderek madalyalar aldıkça ve derslerimdeki başarı da arttıkça ailem destekçim olmaya başladı. Onların da desteğiyle çok iyi yerlere geldim. Katıldığım ulusal yarışmalarda 5’i altın olmak üzere 15 madalya kazandım” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal"><span style="mso-spacerun:yes">&#160;</span>“O olduysa ben neden olmayayım”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Yaka, okçuluktaki ilk hedefinin katıldığı ulusal yarışmalarda birincilikler ve rekorlar elde etmek olduğunu ve fakat geçen sürede bunlarla yetinmediğini belirterek, şunları söyledi:<br />
“Takım arkadaşım Songül Lök’ün takımımızı Fransa’da temsil ederek Avrupa şampiyonasına katıldı. Daha sonra ‘neden ben yapmayayım’ dedim. Ardından Emircan Haney dünya şampiyonu oldu. ‘O olduysa ben neden olmayayım’ dedim. Çok çalıştım. Emircan’ı takip ettiğim ve yaptıklarını yapmaya çalıştım. Ben de o yolda ilerleyerek emek verdim ve istediğimi elde ettim. Önümüzdeki günlerde Avrupa şampiyonasına gidiyorum. Yunanistan’da ülkemi temsil edeceğim için çok mutluyum. Burada bireysel dereceler elde etmek, İstiklal Marşımızı okutmak ve bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Jun 2018 08:47:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/bencikli_okculara_hedef_dayanmiyor_h9358.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>33 yıl sonra minaresinden ezan sesi yükselecek</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/33-yil-sonra-minaresinden-ezan-sesi-yukselecek-9246</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/33-yil-sonra-minaresinden-ezan-sesi-yukselecek-9246</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde bulunan ve ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi’nin “Seyahatname” adlı eserinde, ziyarette bulunup ibadet ettiğini belirttiği “Şaban Ağa Cami” restore edilerek eski ihtişamına kavuşturuluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[Bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’ndeki, Osmanlı Dönemine ait en önemli eserlerden biri olan Şaban Ağa Cami, Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen restore çalışmasıyla yeniden eski cazibesine yeniden kavuşuyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kentin girişinde ziyaretçileri karşılayan Beylikler Dönemine ait hamamın yanında bulunan, 1876 yılında Şaban Ağa tarafından yapılan tadilat nedeniyle “Şaban Ağa Cami” olarak bilinen cami, Muğla’da ibadete açık en eski camilerin başını çekiyor. Muğla’da, müezzin mahfili ve önünde sadaka taşının bulunduğu tek cami olması nedeniyle diğer camilerden ayrılan Şaban Ağa Cami, yapılacak çevre düzenlemesiyle birlikte eski ihtişamlı haline kavuşacağı günü bekliyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek, muhabirimize yaptığı açıklamada, Stratonikeia Antik Kenti’nin önemli bir turizm merkezi haline gelmesi için çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birbirinden farklı özellikleriyle dikkati çeken Stratonikeia’da gayretli çalışmalar neticesinde önemli işlere imza atıldığını belirten Çiçek, Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt ve ekibini kutladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çiçek, kentin girişindeki 15’inci yüzyıla ait Şaban Ağa Camisi’nin restorasyonun tamamlandığını ve bu aşamada çevre düzenleme çalışmalarına başlanacağını kaydederek, “Stratonikeia Antik Kenti’nin de en önemli özelliği Karya döneminin eserlerinden başlayarak içerisinde yine Selçuklu dönemine ait Menteşe Beyliği dönemine ait Osmanlı’ya ve yakın cumhuriyet tarihine ait eserlerin tamamını bir arada görebileceğimiz bir yer” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaklaşık bir yıl süren çalışmanın ardından Şaban Ağa Camisi’nin ramazan ayına yetiştirilmeye çalışılacağını vurgulayan Çiçek, “Burada özellikle tarihi dokuyu da koruyarak ve camekanlı bir yapıyla da ileri nesillere de o kültürel tarihi aktarımı yansıtacak şekilde bir restorasyon icra etmişler. Yine camimiz de, daha öncesinde Menteşe Beyliği döneminde inşa edilmiş bir caminin üzerine Osmanlı döneminde de yapılmış bir takım eklentiler var. Bilal hocamızın başkanlık ettiği bu restorasyon çalışması içerisinde, bu bütün farklı dönemlere ilişkin yapılar korunmuş. Burada restorasyonun teknik işlerinin yanı sıra çok büyük bir bilgi birikiminin olduğunu da görüyoruz” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">Üçüncü kez restore edildi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Antik kentte yaşayan Şaban Ağa tarafından 1876 yılında camide yapılan tadilat nedeniyle buranın “Şaban Ağa Cami” olarak anılmaya başlandığını belirten Söğüt, camideki diğer tadilatın ise Mehmet Eskişar tarafından 1912 yılında yapıldığı bilgisine ulaştıklarını kaydetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt ise, caminin yapıldığı tarihin ve yapanın tespit edilemediğini fakat Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522’deki Rodos Seferi sırasında bu camiye gelerek ibadet ettiğine dair ciddi verilere ulaştıklarını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, kentteki kazı çalışmalarının yanı sıra restorasyon çalışmalarına da önem verdiklerini belirterek, “Caminin içerisindeki kazılar sırasında da 15’inci yüzyıla ait caminin zemini, minberini hatta kapı ve pencerelerin yerine varıncaya kadar tespit ettik. Şimdiki camiyi de, hem eski caminin görülebileceği hem de yeni caminin kullanılabileceği şekliyle düzenledik. Böylelikle, antik kentin bütününde olduğu şekilde camide de hem farklı dönemlerin gözüktüğü hem de gelen insanların ibadetlerini yapabileceği şekliyle sergileniyor hale gelecek” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yapılan çalışmanın korumacılık açısından dünyaya örnek bir çalışma olduğunu savunan Söğüt, desteklerinden dolayı Muğla Valiliği ve Yatırım İzleme Koordinasyon Birimi’ne teşekkür etti.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Apr 2018 10:09:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/33_yil_sonra_minaresinden_ezan_sesi_yukselecek_h9246.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıra dışı restoran müşterilerinin dikkatini çekiyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/sira-disi-restoran-musterilerinin-dikkatini-cekiyor-9142</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/sira-disi-restoran-musterilerinin-dikkatini-cekiyor-9142</guid>
                <description><![CDATA["Ormancı" türküsünde adı geçen Çaybükü Mahallesi’ndeki tarihi değirmen, restore edildikten sonra sergilenen antika eşyalarıyla “müze restoran”,  sanatsal çalışmaların yapılıp sergilenmesiyle “kültür sanat merkezi restoran” ve kahvaltısını bitiren çocuklar için de “eğlenceli restoran olarak adlandırılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Muğla Valiliği tarafından 2005 yılında restore edilen 150 yıllık Belen Değirmeni’nde hizmet veren restoran, sıra dışı hizmetleriyle müşterilerinin ilgisini çekiyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ziyaretçilerini Ormancı Türküsü’nün bestekarı Tahir Erdinç ve eşi Zariye Erdinç’in maket heykelleriyle karşılayan restoran, artık kullanılmayan değirmende sergilenen antika eşyalarıyla “müze restoran”,<span style="mso-spacerun:yes">&#160; </span>sanatsal çalışmaların yapılıp sergilenmesiyle “kültür sanat merkezi restoran” ve kahvaltısını bitiren çocuklar için de “eğlenceli restoran olarak adlandırılıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tekstil ve moda tasarımı bölümü mezunu Hasan Şimşek tarafından işletilen Belen Değirmen Restoranına gelen müşteriler, yemeklerini yemeden fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmezken, yöresel lezzetlerden oluşan yemekleri, tarihi değirmende yeme şansı da yakalıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şimşek, 2009 yılında hayatına kattığı farklılıkla Çaybükü’ne yerleşen ve buradaki tarihi değirmeni restoran olarak işletmeye başladığını belirterek, “Restoran işiyle uğraşıyoruz ama asıl işimiz tekstil ve sanat. Boş duramıyoruz. Bir taraftan kendi sanatsal çalışmalarımızı yapıyoruz hem de misafir çocuklarla resim yapıyoruz. Mesela, ‘kahvaltısını bitirenlerle resim çalışacağız’ diyoruz. Çocuklarla yaptığımız resimleri ayrıca sergiliyoruz. 3-5 sene sonra yeniden gelip yaptığı resmin sergilendiğini görüp de sevinen çocuklar oluyor. Müşterilerimize hizmet verirken, onların da rahat etmesini istiyoruz. Ebeveynler, çocuk rahat ederse rahat olur. Aksi takdirde onlar da rahat olamıyorlar” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">“Burası kültür sanat merkezine dönüştü”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Her şeyiyle farklı bir restoran haline soktukları işletmelerinde, kendilerinin de geniş vakit geçirdiklerini belirterek, “Bazen uluslararası anlamda da sanatlar da yaptık. Kazakistan’dan gelen dombra sanatçıları ile yerel sanatçıların katılımıyla söyleşiler de yaptık. Daha sonra kendi resim çalışmalarıma ağırlık vermeye başladım. Bu çalışmalarımla birlikte burası kültür sanat merkezine dönüştü. Aileler çocuklarını getiriyor, ben de severek bu işi yapıyorum. Kahvaltısını bitirenler çocuklarla balonlar yapıyoruz. Çocuklar için de sıra dışı bir şey oluyor” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">“Fotoğrafını çekiyor ve daha sonra yemeye başlıyor”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Şimşek, restorandaki yemeklerin en az mekan kadar sıra dışı olduğunu kaydederek, “Yemeklere de estetik katıyoruz. Mesela salatanın havucunu ve salatalığını öylesine koymuyoruz. Birini yeşil, birini de turuncu olarak yapıyorum. Süslediğimiz de müşteriler fotoğrafını çekiyor ve daha sonra yemeye başlıyor. Asla beğenmediğimiz bir şeyi müşterimize de vermiyoruz. Bazen kişilere özel etkinlikler de yapılıyor. Burada evlilik teklifinde bulunuyorlar. İstekleri doğrultusunda burayı çok özel bir mekan haline getiriyoruz. Örneğin, 7-8 yıl önce flört ederken geldikleri mekana bugün 5-6 yaşlarında çocuklarıyla gelen müşterilerimiz var” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b style="mso-bidi-font-weight:normal">“Onlar için sıra dışı bir restoran burası”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Antika eserlerin yanı sıra kayrak taşı ve zeytin ağacına çizilen resimlerin sergilendiği restoranın müşterilerin ilgisini çektiğini anlatan Şimşek, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Değirmende sergilenen hiçbir şey değirmene ait değil. Bu eşyalar, benim öğrencilik harçlıklarımla aldığım eşyalarım. Hiçbiri de atadan kalmadı. Evim de böyleydi. Sonra değirmen fikri oluşunca, dekorasyon da geldi yerini buldu. Bunları sergilerken, yaşlı insanlar geliyor, ‘ben böyle bir sandıkla gelin oldum’, diğer de ‘dedemin böyle bir tüfeği vardı’ diyorlar. Hepsi de ‘vardı’ diyor, çünkü kimsede bir şey kalmadı. Değerlerini anladılar ama şimdi de paha biçilemiyor. O yüzden burasını ‘müze restoran’ olarak adlandırıyorlar. Hatta bazı müşterilerimiz değirmenin olduğu bölümün fotoğraflarını çekmek istiyor, ben de ‘fotoğrafınız da çekin, yemeğini de burada yiyin’ diyorum. Burada yemek yedikleri için şaşırıyorlar. Bazen rezervasyonla gelen müşterim öncesinde telefon açıyor, ‘sobayı yakın, ben değirmende yemek istiyorum’ diyor. Çünkü onlar için sıra dışı bir restoran burası. Sonuçta müze gibi bir yerde yemek yiyorlar.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Mar 2018 15:36:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/sira_disi_restoran_musterilerinin_dikkatini_cekiyor_h9142.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki yaka, 13 yıl sonra yeniden buluştu</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/iki-yaka-13-yil-sonra-yeniden-bulustu-9133</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/iki-yaka-13-yil-sonra-yeniden-bulustu-9133</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan'da 1919 yılında bölgeyi ele geçiren İtalyanlar tarafından yapılan ve 2005 yılında ağır tonajlı kamyonun geçişi sırasında zarar gören Demir Köprü, yapılan restorasyonun ardından hizmete sunuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescilli köprünün tadilat ve restorasyon izinlerinin alınmasının ardından Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yüklenici firmaya yaptırılan restorasyon çalışmasının tamamlanmasıyla, 99 yıllık Demir Köprü, çayın iki yakasını yeniden birleştirdi.
<div>Çalışmaların tamamlanmasının ardından köprüyü inceleyen Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek, ağır tonajlı kamyonun geçişi sırasında yıkılan köprünün yapımı için yaklaşık 1,5 milyon lira değerinde yatırım yapıldığını söyledi.</div>
<div>Çiçek, o tarihlerde Yatağan’ı Milas ilçesine bağlayan yol üzerine kurulu olan köprünün aynı kaderi yeniden yaşamaması için 7 tonun üzerindeki araçların köprüden geçemeyeceğini belirterek, “İtalyanların işgali döneminde yapılan köprünün restorasyonu, 1,5 yıl gibi bir süre içerisinde Karayolları Genel Müdürlüğümüz tarafından yapılmış olup yeniden hizmete sunulmuştur. Fakat bundan sonra 7 tonun üzerindeki araçlar bu köprüyü kullanamayacaktır, bunun için de köprüye gabariler yerleştirilmiştir” diye konuştu.</div>
<div>Yüklenici firmayı tebrik eden Çiçek, “Bu yatırımın gerçekleştirilmesine emeği geçen herkese, özellikle AK Parti İlçe Başkanı Ali Tekin’in bu konuda gayreti oldu, Karayolları Genel Müdürlüğünün bürokratlarına teşekkür etmek istiyorum” dedi.</div>
<div>Yatağan Belediye Başkanı Hasan Haşmet Işık da, İtalyanlar tarafından raylı sistem üzerine kaynaksız olarak yapılan köprünün, Yatağan için ayrı bir öneme sahip olduğunu söyledi.</div>
<div>Öneminden dolayı Demir Köprü'nün Yatağan Belediyesinin logosunda yer aldığını kaydeden Işık, "Bu köprüyü sembol olarak seçmemizin sebebi, köprünün o zamanın şartlarında her iki taraftaki insanları birleştirici özelliği” dedi.</div>
<div>Işık, Demir Köprü ve çevresinin tekrar eski ihtişamlı haline dönmüş olmasından dolayı mutlu olduklarını belirterek, "2005’ten bu yana bu yol kullanılamıyordu. Yatağanlılar olarak köprünün yeniden yapılmış olması bizleri çok mutlu etmiştir. Bunun için çaba sarf eden herkese teşekkür ediyorum. Karayolları ekipleriyle gerekli çalışmaları yaparak gerekli düzenlemeleri yapacağız ve burayı daha ilgi çekici bir yer haline getireceğiz” diye konuştu.</div>
<div>Köprünün 2005’te yıkılmasıyla büyük üzüntü duyduklarını anımsatan AK Parti İlçe Başkanı Ali Tekin ise, “Çünkü bizim çocukluğumuz ve çocukluğumuzdaki özel günler burada olurdu. Daha önceden burası mesire alanıydı. Yatağanlılar için burasının manevi bir anlamı vardır” dedi.</div>
<div>Tekin, köprünün önemine vurgu yaparak, “Buranın yapımında desteğini esirgemeyen Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere milletvekillerimiz, il başkanımız ve tüm yönetim kurulu arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yapımı sırasında da gerekli hassasiyeti gösteren Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek’e de ayrıca teşekkür etmek istiyorum” dedi.</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Mar 2018 15:08:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/iki_yaka_13_yil_sonra_yeniden_bulustu_h9133.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stratonikeia Antik Kenti&#039;ndeki tarihi ev restore ediliyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeia-antik-kentindeki-tarihi-ev-restore-ediliyor-9066</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/stratonikeia-antik-kentindeki-tarihi-ev-restore-ediliyor-9066</guid>
                <description><![CDATA[Muğla'nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti'nde, ağanın eşi adına yaptırılan ve "Bılla (Hanım Ağa) Evi" olarak kullanılan tarihi ev, yüz yıl sonra restore edilerek eski ihtişamlı haline kavuşturuluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">&#160;</span></span><a class="keyword" href="https://www.haberler.com/mugla/" title="Muğla Haberleri" style="font-family: Roboto, sans-serif; font-size: 17px; box-sizing: border-box; line-height: 23.8px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Muğla</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: rgb(51, 51, 51);">'nın</span><span style="color: rgb(51, 51, 51);">&#160;</span></span></span><a class="keyword" href="https://www.haberler.com/yatagan/" title="Yatağan Haberleri" style="font-family: Roboto, sans-serif; font-size: 17px; box-sizing: border-box; line-height: 23.8px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Yatağan</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: rgb(51, 51, 51);">&#160;</span><span style="color: rgb(51, 51, 51);">ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti'nde, ağanın eşi adına yaptırılan ve "Bılla (Hanım Ağa) Evi" olarak kullanılan tarihi ev, yüz yıl sonra restore edilerek eski ihtişamlı haline kavuşturuluyor. Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi'ndeki 3 bin 500 yıllık Stratonikeia Antik Kenti'nde, Helenistik, Roma, Bizans, beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserlerin gün yüzüne çıkartılmasının yanı sıra restorasyon ve yenileme çalışmaları da yapılıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan tarihi kentteki ağanın eşi adına yaptırılan konak, restorasyon çalışmasıyla eski ihtişamına kavuşacağı günü bekliyor.</span></span></span>
<p class="selectionShareable" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.5px; margin: 12px 0px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 17px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Restorasyon Dairesi Başkanlığı tarafından restorasyonu süren Bılla Evi, çalışmaların tamamlanmasının ardından ziyaretçilere açılacak.</span></span></p>
<p class="selectionShareable" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.5px; margin: 12px 0px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 17px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr.&#160;</span></span><a class="keyword" href="https://www.haberler.com/bilal-sogut/" title="Bilal Söğüt Haberleri" style="box-sizing: border-box; line-height: 23.8px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bilal Söğüt</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">, yaptığı açıklamada, Stratonikeia Antik Kenti'ndeki 2018 yılı çalışmalarının başladığını söyledi.</span></span></p>
<p class="selectionShareable" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.5px; margin: 12px 0px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 17px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Kış mevsimi nedeniyle kazı çalışmalarının yapılamadığı kentte restorasyon çalışmalarına ağırlık verdiklerini aktaran Söğüt, 1940'larda yapıldığını düşündükleri Bılla Evi'nin restorasyonunda sona gelindiğini belirtti.</span></span></p>
<p class="selectionShareable" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.5px; margin: 12px 0px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 17px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bılla Evi'nin pembe rengiyle tanındığını kaydeden Söğüt, "Bılla, abla demek. Abla olmak için ise ağa hanım olmak gerekiyor. Evin sahibi de günümüzde halen yaşamını sürdüren bıllalardan birisi. Bu ev, köy içerisinde pembe rengiyle meşhur olan ve bu şekilde tanınan bir yapı. Bu evin arka tarafında köy yaşantısının en kalabalık olduğu dönemde iki katlı yazlık sinema bulunuyordu. Evin üstündeki terasta ağa hanımlar otururken, altta ise vatandaşların oturarak beraber film seyrettiklerini biliyoruz" diye konuştu.</span></span></p>
<p class="selectionShareable" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.5px; margin: 12px 0px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 17px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Söğüt, kendi mimari yapısını koruyan tarihi evin, yakın tarihe ait önemli bir eser olduğunun altını çizerek, "Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Restorasyon Dairesi Başkanlığının verdiği destekle bu yapının çalışmalarını devam ettiriyoruz. İnşallah 2018 yılında bu çalışmayı tamamlayacağız. Şimdi ana binanın iç kısmındaki sıvalar dahil olmak kaydıyla bitti ama diğer detaylar var. Onlar da hava şartlarının uygun olduğu süre içerisinde tamamlanacak" dedi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Feb 2018 09:06:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/stratonikeia_antik_kentindeki_tarihi_ev_restore_ediliyor_h9066.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kamış Çayı’ndaki balıklar “oksijen yetersizliğinden” ölmüş</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kamis-cayindaki-baliklar-oksijen-yetersizliginden-olmus-9006</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kamis-cayindaki-baliklar-oksijen-yetersizliginden-olmus-9006</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde meydana gelen balık ölümlerinin ardından alınan numunelerin bazılarının sonuçları belli oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Geçtiğimiz günlerde balık tutmak üzere Kamış Çayı’na giden bir vatandaş, suyun renginin siyaha döndüğünü gördü. Suya yaklaşan vatandaş, çok sayıda balığın kıyıya vurduğunu görerek durumu yetkililere bildirdi.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bunun üzerine Kamış Çayı’na giden Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekipleri, büyük çoğunluğu sazandan oluşan ölü balıklar ve sudan numune aldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler ise incelemelerde bulunarak yasal işlem başlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekipleri tarafından balık ve sudan oluşan numuneleri, analiz için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü İzmir Bornova Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü’ne gönderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Burada yapılan analizlerin sonuçlarının ise belli olduğu öğrenildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Buna göre, balıkta yapılan ağır metal analizinde analize tabi tutulan metaller yönünden zehirlenmeye neden olabilecek bulaşan tespit edilmezken, sudaki tablo da balıktaki gibi çıktı. Analizden çıkan sonuca göre, çaydaki balıkların oksijen yetersizliğinden dolayı öldüğü belirlenirken, suyun renginin siyahlaşmasının sebebi henüz belirlenemedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Öte yandan, diğer ilgili kurumlar tarafından yapılan analizlerin devam ettiği ve çayı kirletenin bu analizler sonucunda belli olacağı öğrenildi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jan 2018 09:30:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/kamis_cayindaki_baliklar_oksijen_yetersizliginden_olmus_h9006.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kirli suya aldırış etmeden balık avlıyorlar</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kirli-suya-aldiris-etmeden-balik-avliyorlar-8994</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kirli-suya-aldiris-etmeden-balik-avliyorlar-8994</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’nın Yatağan ilçesiyle Aydın’ın Çine ilçelerinin sınırında yer alan Adnan Menderes Barajı, sanayi tesisleri ve insan kaynaklı kirliliğe rağmen balık tutmayı sevenlerin uğrak yeri olmaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Silindirle sıkıştırılmış beton gövde sınıfında inşa edilen ve bu sınıfta Avrupa’nın en yüksek barajı unvanına sahip Adnan Menderes Barajı’ndaki kirlilik, barajı besleyen çayları kirleten sanayi tesisleri ve baraja gelen vatandaşların oluşturduğu kirlilik nedeniyle ciddi boyutlara ulaştı.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barajı besleyen Kayırlı, Dipsiz, Kamış ve Bencik çayları üzerinde yer alan sanayi tesislerinin suya karıştırdığı atıklar nedeniyle barajdaki suyun bir bölümü siyah bir renk alırken, barajda piknik yapmak veya balık tutmak için gelenlerin çevreye attığı çöpler, suyun üstünde çöp birikintileri oluşmasına neden oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Suyun berraklığını yitirdiği dönemde kirliliğe aldırış etmeden oltalarını suya atan vatandaşlar ise balık tuttuklarında büyük sevinç yaşıyor. Balık tuttukları yerin yanı başındaki çöp birikintilerini umursamayan vatandaşlar, tek zevklerinin baraja gelerek balık tutmak olduğunu söylüyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Konuyla ilgili muhabirimize açıklama yapan Muğla Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Çevre Mühendisi Murat Türköz, son günlerde barajı besleyen çaylarda çok sayıda balık ölümünün yaşandığını hatırlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan’daki çaylar tarafından beslenen barajın Çine’nin tarım arazilerini suladığını belirten Türköz, “Zaman zaman yılın bu dönemlerinde benzer kirlilikler yaşanıyor. Bunu da zeytinyağı dönemine bağlıyoruz. Çünkü çevredeki zeytinyağı tesisleri ne yazık ki ‘karasu’ dediğimiz atık sularını çaylara boşaltıyor. Bu da suyun siyah bir renk almasına neden oluyor” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türköz, barajın doluluk oranının düşmesiyle kirliliğin daha belirgin şekilde ortaya çıktığını kaydederek, “Zeytinyağı ve diğer hayvancılık tesisleri tarafından kirletilen sular, organik atık olduğu için sudaki canlılara direk etki etmiyor. Fakat suyun oksijensiz kalması nedeniyle balık ölümleri meydana geliyor. Çaydaki ve barajdaki durum bundan ibaret. Fakat barajdaki suyun insanlar tarafından kullanılması çok riskli. Hele ki buradaki suyun tarım arazilerini suladığını düşünürsek, tehlikenin boyutu giderek artıyor” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Vatandaşların mümkün olduğunca kirliliğin daha az olduğu yerlere balık tutması tavsiyesinde bulunan Türköz, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bir bölümü siyaha dönen barajın büyük bir bölümünde çöpler yüzüyor. Bu da kirli olan suyu biraz daha kirletiyor. Bu suda şuan oksijen yok. Yani ölü bir su. Ölü bir suda yaşayan canlılar da zamanla ölecektir. Bu suyun suladığı tarım arazileri de aynı şekilde büyük zararlar görebilir. Eğer herhangi bir önlem alınmazsa, barajda daha kötü görüntüler oluşabilir ve tarım arazileri verimsizleşebilir.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2017 09:35:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/kirli_suya_aldiris_etmeden_balik_avliyorlar_h8994.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balkan şampiyonluğunu, kazada ölen arkadaşına armağan etti</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/balkan-sampiyonlugunu-kazada-olen-arkadasina-armagan-etti-8935</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/balkan-sampiyonlugunu-kazada-olen-arkadasina-armagan-etti-8935</guid>
                <description><![CDATA[Edirne’de düzenlenen 19. Balkan Tekvando Şampiyonası’na, yaklaşık 1 ay önce trafik kazasında hayatını kaybeden takım arkadaşının ailesine “Onun için yapacağım” diyerek giden Serpil Soy, verdiği sözü tuttu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Kavaklıdere ilçesinde, Kavaklıdere Belediyespor bünyesindeki Tekvando Takımı’nın sporcusu 19 yaşındaki Serpil Soy, Edirne’de düzenlenen 19. Balkan Tekvando Şampiyonası’nda, gençler kategorisinde şampiyon oldu.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Muğla’nın nüfus bakımından en küçük ilçelerinden olan Kavaklıdere’de, uğraş verebileceği başka bir spor dalı olmadığından 2009 yılında arkadaşlarının tavsiyeleri üzerine tekvandoyla tanışan Soy’un kaderi, ailesinin tekvandoyla ilgili düşünceleriyle birlikte değişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaz tatillerini evde geçirmemek için kendisine uğraş olarak tekvandoyu seçen Soy, bu sporu devam ettirince, derslerini olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle ailesi artık bu sporu sonlandırması gerektiğini söyledi. Buna aldırış etmeyen Soy, iller arası müsabakalarda elde ettiği başarılarla ailesini bu düşünceden vazgeçirdi. Tekvandoya olan bağlılığı zaman içerisinde onu spora daha çok bağlarken, derslerini de etkilemedi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünü kazandı. Derslerinden arta kalan zamanlarda tekvando çalışmalarını sürdüren Soy, son olarak katıldığı 19. Balkan Tekvando Şampiyonası’ndan altın madalyayla döndü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>60 maçtan 40 madalya kazandı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Üniversite ikinci sınıf öğrencisi Soy, muhabirimize yaptığı açıklamada, okulun ilk senesinde çalışma yapamadığını söyledi. Yalnızca hafta sonları Kavaklıdere’ye geldiğinde çalışmalara katılabildiğini belirten Soy, ikinci senesinde ise antrenörünün direktifleriyle okulunda çalışmalar yaptığını anlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Soy, tekvandonun kendisi için yaşam kaynağı olduğunu kaydederek, “Türkiye genelinde, iller arası olmak üzere yaklaşık 60 maça katılmışımdır. Bu müsabakalardan 40 madalya elde ettim. Bunların 12’si birincilik, diğerleri ikincilik ve üçüncülük. 5 uluslararası maça katıldım ve şampiyon olarak kürsü gördüğüm ilk şampiyonam Balkan Şampiyonası oldu. Burada birincilik elde ettim” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Şampiyonluğu rahmetli takım arkadaşına adadı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Balkan Şampiyonasına çok iyi hazırlandığını fakat bu süreçte acılı günler de yaşadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:<br />
“Bundan bir ay önce kardeşimiz, tekvandocu&#160; milli sporcu Kadir Doğramacı’yı bir trafik kazasında kaybettik. Şampiyonaya gitmeden önce ailesini ziyaret ederek, ‘Edirne’den şampiyon olarak geri döneceğim. Kadir için yapacağım bunu’ dedim. Ailesine de bana ‘Kadir için yapacaksın’ dedi. Gittim ve orada sadece onu düşündüm. Madalyayı aldığımda da Kadir’in ismini bağırdım. Bu şampiyonluğu ona armağan ediyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tekvandocular vatan sevgisiyle yetiştiriliyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Soy’un antrenörü Halil Özduran ise, 2007’de kurulan kulübün şuan 115 sporcuyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türkiye’de 550 bin lisanslı tekvandocu olduğuna işaret eden Özduran, bu spora olan ilgiden dolayı rekabetin de zor olduğunu ileri sürdü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Özduran, kulübün kurulduğu günden bu yana bin 100 sporcuya ulaştığını kaydederek, “Kavaklıdere’deki en büyük avantajımız sporcuyu hazır bulmak. Çünkü burası küçük bir ilçe. Biz buraya geldiğimizde çocukların aileleri evlatlarını bize hazır getiriyordu. Disiplin, ahlak ve hoşgörüyle yetiştirilmiş çocuklar, cesaretle harmanlanıyorlar. Tekvandonun en önemli unsuru da budur zaten. Çocuklara en çok verdiğimiz sistem ve algı, vatan sevgisi oluyor. Çocuklara her zaman kürsüye çıkıp İstiklal Marşı’ın okutmalarını söylerdim. Biz bunu Serpil Soy ile gerçekleştirdik, diğer sporcularımızla da inşallah aynı başarıyı elde edecektir” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>4 sporcusunu kazalara kurban verdi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Takımın bugüne kadar 4 sporcusunu çeşitli kazalarda hayatlarını kaybettiğini anımsatan Özduran, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Takım içerisinde zor zamanlarımız oldu. Sporcularımızı elim kazalarda kaybettik. Rahman Karasoy, Hakan Şahin, İsmail İnan ve en son da milli sporcumuz Kadir Doğramacı’yı 30 gün önce elim bir kazada kaybettik. Bu gittiğimiz Balkan Şampiyonası’nda, Kadir Doğramacı’nın annesine bir söz verdi. ‘Bu madalyayı sizin için alacağız’ dedi. Kadir için gittik, ülkemizi temsil ettik ve İstiklal Marşımızı okuttuk. 3 bin nüfuslu bir ilçeye Balkan Şampiyonluğunu getirdik ve gururlandırdık. İnşallah daha iyi yerlerde oluruz. Amacımız artık Avrupa şampiyonası.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Nov 2017 09:20:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/balkan_sampiyonlugunu_kazada_olen_arkadasina_armagan_etti_h8935.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tescilli bez bebekler, becerikli kadınların elinde hayat buluyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tescilli-bez-bebekler-becerikli-kadinlarin-elinde-hayat-buluyor-8931</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tescilli-bez-bebekler-becerikli-kadinlarin-elinde-hayat-buluyor-8931</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesine bağlı Bozüyük Mahallesi’nde, ahşap gövde üzerine makine kullanmadan elde hazırlanan yöresel giysilerin giydirildiği tescilli “Muğla bez bebeği” yöre kadınlarının geçim umudu oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Muğla Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün Muğla’nın yöresel farklılıklarını ortaya çıkarmak ve tanıtmak için yürüttüğü çalışmalar kapsamında hazırlanan “Muğla bez bebeği” projesi, Yatağan ilçesine bağlı Bozüyük Mahallesi’nde hayat buldu.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kırsal mahallede yaşayan ve büyük bir çoğunluğunu ev hanımlarının oluşturduğu kursiyerlerin katıldığı kursta, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenen “Muğla bez bebeği”nin yapımı öğretiliyor. Kurslarda yapımı öğretilen yöresel giysiler giydirilmiş bebekler, kursun ardından kadınların ailelerine ekonomik katkı sağlamak için satılacak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dizi ve film çekimleri nedeniyle yerli turistlerin ve tarihi doğal dokunun korunması nedeniyle de yabancı turistlerin ilgisini çeken Bozüyük’te, bölge ekonomisinin kalkınması için Muğla Ticaret ve Sanayi Odası tarafından mahalleye yerleştirilen stantlarda, kursiyerlerin hazırladığı “Muğla bez bebekleri” yer alacak. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kursun usta öğreticisi tekstil ve moda tasarımı işiyle uğraşan Hasan Şimşek, muhabirimize yaptığı açıklamada, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün desteklediği projede elde edilen bez bebeklerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillendiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tescillenen bebeklerin üretilmesi ve satılması için en uygun yerlerden birinin, doğal yapısını koruması nedeniyle Bozüyük olduğunu kaydeden Şimşek, kursun Bozüyük’teki kadınlara önemli bir istihdam sağlayacağını belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bez bebeklerin ahşap gövde üzerine kadınların tek tek elleriyle işledikleri, makine kullanmadan hazırladıkları folklorik şalvar, kanaviçe motifleri, iç elbiseleri, eteklerinin giydirildiğini anlatan Şimşek, son olarak bebeklerin bindallı, cepken, altın kolye, fes, lira ve çiçeklerle süslenmesiyle hazır edildiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Bez bebeğe, “bez efe” geliyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Şimşek, Bozüyük’te yaptıkları bebeklerin diğer bölgelerde yapılan bez bebeklerden farklı olduğunu kaydederek, “Bu bebeklerin en önemli özelliği koyduğumuz yerde sabit bir şekilde ayakta durmalarıdır. Diğer bez bebekler dayanaksız duramadığı için evin içerisinde bile kaybolabiliyordu. Bakanlık tarafından artık bunlar ‘Muğla bez bebeği’ olarak tescillendi. Bez bebeklerimiz, kadınlarımız tarafından hazır edildi. Bu kadınlarımızın yanına bir de ‘bez efe’lerimizi de yaparak projemizi tamamlayacağız” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Bebekler, becerikli kadınlarının elinde hayat buluyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bozüyük Mahalle Muhtarı Vahdet Beçin de, mahalledeki kadınların hobilerini uygulayabileceği ve aile ekonomisine katkı sağlayabileceği kursların girişimler sonucunda mahallelerinde açıldığını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kadınların kursta birbirleriyle olan samimiyetlerinin de arttığını ve bu samimiyetlerini esnaflıklarına da yansıtmalarını dileyen Beçin, “Bozüyük, mahallede çekilen dizi, film ve doğal güzellikleriyle birçok kişinin ziyaret ettiği yer. Bu yüzden, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nın bölge ekonomisine katkı sağlaması için mahalleye yerleştirilen stantları, kursta yapılan bez bebeklerle doldurmamız gerekiyor. Bu yüzden bu projenin mahallemizde olmasını çok istedik. Kursiyer kadınlarımız çok becerikli olduğu için güzel eserlerin ortaya çıkacağına inanmaktayım” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Bez bebek kursuyla başka duygular yaşıyoruz”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kursiyerlerden ev hanımı olan Şükran Karaman, evdeki işlerinin bitmesinin ardından oluşan boş zamanda canının sıkıldığını ve bu sıkıntıyı gidermek, aynı zamanda da gelir elde etmek için bez bebek kursuna katıldığını kaydederek, şöyle konuştu:<br />
“Bütçemize katkı olsun diyerek bu kursa katıldım. Güzel bir çalışma oluyor. Yaptıkça daha güzel şeyler ortaya çıkıyor. Bu zamana kadar benzer birçok kursa katıldım ama bez bebek kursuyla başka duygular yaşıyoruz. O yüzden her bebek değişik çıkıyor. Daha sonra burada yaptığımız bez bebekleri mahallemizdeki stantlarda satacağız.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Nov 2017 09:06:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/tescilli_bez_bebekler_becerikli_kadinlarin_elinde_hayat_buluyor_h8931.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gladyatörler Şehri, sonbaharda bir başka güzel</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehri-sonbaharda-bir-baska-guzel-8930</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehri-sonbaharda-bir-baska-guzel-8930</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti, 3 bin yıllık kalıntılar arasındaki son bahar manzarasıyla, ziyaretçilerini hayran bırakıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Bölgedeki en büyük spor okulunu barındırması nedeniyle “Gladyatörler Şehir” olarak anılan Stratonikeia Antik Kenti, sonbaharda büründüğü renk çeşitliliğiyle kenti gezmeye gelen ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi’nde bulunan ve bu bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan Stratonikeia Antik Kenti’nde bulunan çınar ve nar ağaçları, sonbaharın gelişiyle sarı ve kahverengiye büründü. Ağaçlardan düşen yaprakların, Arnavut kaldırımlı yollardaki görüntüsü dikkati çekiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dünyanın en büyük antik mermer kenti olma özelliği taşıdığı belirtilen kenti sonbaharda gezmeye gelenler, güzel vakit geçirme şansı yakalıyor. Kentin görüntüsüne kendini kaptıranlar, fotoğraf makineleriyle fotoğraf çekip, bu anları ölümsüzleştiriyor. Kente fotoğraf çektirmek için gelen nişanlı çift ve gelin-damatlar, kenti doğal fotoğraf stüdyosu gibi kullanıyor.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Nov 2017 09:03:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/gladyatorler_sehri_sonbaharda_bir_baska_guzel_h8930.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu hastane insana değil, taşa hizmet veriyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/bu-hastane-insana-degil-tasa-hizmet-veriyor-8896</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/bu-hastane-insana-degil-tasa-hizmet-veriyor-8896</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazılarda her yıl kurtarılan yüzlerce tarihi taş eser, kentteki “taş hastanesi”nde tedavi edilerek, ait olduğu yere yeniden yerleştiriliyor. Stratonikeia Antik Kenti’ndeki kazılarda çıkartılan tahrip olmuş taş eserler, kentteki “taş hastanesi” tedavi ediliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi’ndeki Stratonikeia Antik Kenti’nde, kazı ve kurtarma çalışmalarının yanı sıra, kentte bulunan çeşitli medeniyetlere ait eserlerde restorasyon çalışmaları yapılıyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devlerinin dönemlerine ait Selçuklu Hamamı, Şaban Ağa Camisi ve Bılla Evi’nde yapılan restorasyon çalışmalarının yanı sıra antik dönemlere ait eserlerin gün yüzüne çıkartıldığı kentte, zarar gören taş eserler yine kentte bulunan “taş hastanesi”ne getirilerek burada aslına uygun şekilde düzenleniyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, muhabirimize yaptığı açıklamada, arkeolog, konservatör, restorator, koruma onarım uzmanları gibi konusunda uzman isimlerden oluşan heyetin, yoğun mesai harcayarak çalıştığı alana “taş hastanesi” adını verdiklerini belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Helenistik dönemden günümüze kesintisiz yaşamın sürdüğü kentteki mimari taş eserleri, kazı çalışmalarının ardından taş hastanesine getirdiklerini anlatan Söğüt, eserin zarar gören kısımlarını sağlamlaştırdıktan sonra ait olduğu yere götürdüklerini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tedavi edilemeyen taş yok<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, taş hastanesinin Stratonikeia için çok önemli bir yer olduğunu belirterek, “Burada bir sütunun kaidesinden tutun da friz, korniş blokları, mezar stelleri ve taşları gibi aklınıza taşla ilgili ne gelebiliyorsa burada tedavi edebiliyoruz. Antik döneme ait olup da kırılmış parçaların tamamı buraya getirilerek tedavi ediliyor” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Taşa insan muamelesi yapıyorlar<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Taş hastanesine getirilen eserlerin hangi döneme ait olduğu tespit edildikten sonra çalışmaların başladığını aktaran Söğüt, “Taş hastanesine gelen eserlerin tedavi süresi, büyüklüğüne ve gördüğü zarara göre değişiklik gösterebiliyor. Mesela yaklaşık 50 parçaya bölünmüş ortalama bir eser, 10 günlük bir tedaviyle iyileştiriliyor. Aynen insan vücudundaki kırıklar gibi düşünün. İnsan vücudunda tek bir kırık varsa tek operasyonla bu tedavi edilebiliyor ama çoklu kırıklarda bu işlem aşama aşama yapılıyor. Bu iş de biraz ona benziyor” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tedavi edilen taşın yeniden tahrip olmasının önüne geçiyorlar<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Taşa uygulanan işlemin taş hastanesinde yapılan çalışmalarla sınırlı kalmadığını kaydeden Söğüt, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Taş hastanesindeki tedavilerinin ardından ait oldukları yerin esere yeniden zarar verme imkanı yoksa yeniden ait olduğu yere yerleştiriyoruz. Ama üzerinde betimleme, kabartma veya işleme varsa, çevresindeki eserler düzenlenene kadar muhafaza ediyoruz. Mesela bir sütunun gövdesini tamamladığımızda, götürüp yerine koyuyoruz. Ama başlığını tamamladığımızda, doğrudan yerine koyamayacaksak sütunun tamamlanmasını bekliyoruz. Bu sayede, tedavi edilen eserin yeniden tahrip olmasının da önüne geçmiş oluyoruz.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Gelecekte eserlerin kopyaları kentte sergilenebilir<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, Stratonikeia Antik Kenti’nden zaman zaman her döneme ışık tutan eserlerin çıkarıldığının altını çizerek, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Kentten çıkartılan her eseri de yerine koymuyoruz. Mesela eserin üzerinde kabartma varsa kazı evinde tutuyoruz. Çünkü burada kameralarla sürekli kontrol ediliyor ve bekçiler sürekli devriye atıyor. Bir de kazılarda bir heykel bulduysak, tedavisinin ardından yılsonunda Muğla Müzesi’ne götürülüyor. Bunun yanı sıra müzede sergilenebilecek eserlerin tamamını müzeye götürüyoruz. Burada daha çok antik döneme ait mimari eserler kalıyor. Ama gelecekte müzeye gönderilen eserlerin kopyaları da burada sergilenebilir.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Nov 2017 09:09:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/bu_hastane_insana_degil_tasa_hizmet_veriyor_h8896.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> “Boşa zaman harcıyorsun” diyenlere inat dünya şampiyonu oldu</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/-bosa-zaman-harciyorsun-diyenlere-inat-dunya-sampiyonu-oldu-8866</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/-bosa-zaman-harciyorsun-diyenlere-inat-dunya-sampiyonu-oldu-8866</guid>
                <description><![CDATA[Mahallelerinde göreve başlayan aile hekiminin teşvikiyle okçuluk sporuna başlayan Milli Sporcu Emircan Haney, çevresindekilerinin “Boşa zaman harcıyorsun” demesine kulak asmayarak sürdürdüğü okçulukta, dünya şampiyonu oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Bencik Mahallesi’nde 7 yıl önce göreve başlayan okçuluğa meraklı aile hekimi Ejder Sözen’in teşvikiyle okçuluk çalışmalarına başlayan 15 yaşındaki Emircan Haney, 6 yıllık spor yaşamını dünya şampiyonluğuyla taçlandırdı.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İmkansızlıklara rağmen kurulan Bencik Okçuluk Takımı’nda, mahallede bulunan atıl vaziyetteki tütün deposunda çalışmalarını sürdüren Haney, Arjantin’de düzenlenen Yıldızlar-Gençler Dünya Şampiyonası’nda, karışık takımda takım arkadaşı Dilara Sevindik’le altın madalya kazandı. Haney, erkek takımında ise, takım arkadaşları Gökhan Demirbaş ve Bünyamin Yankaç ile dünya ikincisi olarak gümüş madalya kazandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şampiyonanın ardından bin 800 nüfuslu Bencik Mahallesi’ndeki evine dönen Haney, muhabirimize yaptığı açıklamada, okçuluk sporuyla uğraşmaya başladığında çevresindeki insanların, “Boşa zaman harcıyorsun”, “Bu işin sana bir getirisi olacak mı” dediklerini fakat söylenenlere kulak asmadığını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>7 Ekim ona uğurlu geldi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kaderinin Ejder Sözen’in Bencik’e gelmesiyle değiştiğini anlatan Haney, kendisiyle tanıştıktan sonra özverili bir şekilde okçuluk çalışmaları yaptıklarını kaydetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Haney, kısa süre içerisinde ulusal yarışmalara katılmaya başladığını aktararak, “7 Ekim 2013’te ilk kez ulusal bir yarışmada altın madalya kazandım. Bundan 4 yıl sonra da Arjantin’de düzenlenen dünya şampiyonasında aynı tarihte ilk uluslararası altın madalyamı kazandım. Aynı tarihe denk gelmesi, çok güzel bir tesadüf ve beni çok mutlu etti. Bu tesadüf, geçen süreçteki bütün anılarımın tekrar canlanmasına neden oldu” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Veresiye ok ve yayla gelen dünya şampiyonluğu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bundan sonraki hedefinin bu unvanı korumak olduğunu ve gelecek dünya şampiyonasına katılarak bu kez bireyselde de dünya şampiyonluğunu kazanmak istediğini belirten Haney, “Dünya şampiyonasına veresiye ok ve yayla gittim. Onların parası hala ödenmedi, ödeyemedik. Ama ben onlarla şampiyon oldum. Altın madalyayı onlar sayesinde boynuma taktım” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Derslerinden geri kaldığı için okçuluktan kopuyordu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Temizlik işçisi Osman Haney, oğlunun okçuluğa merak saldığında neler yaptığını görmek için antrenmanlarını izlediğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlk başlarda önyargılı davrandığını fakat daha sonrasında gelen başarılı sonuçlarla yanıldığını itiraf eden Haney, “Çocuğumun ilk madalyasından sonra onun bu alanda başarılı olacağına inandım ve destek verdim. Ejder Sözen’in desteğiyle çok güzel başarılar elde etti. Hatta bu arada, derslerinden geri kaldığını düşündüğüm için okçuluğu bırakmasını düşündüm. Ama oğlumun üzüleceğini düşünerek bu kararımdan vazgeçtim. İyi ki de vazgeçmişim” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Çocukluğu okçuluk oyunuyla geçti<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Ev hanımı anne Hafize Haney de, oğlunun çocukluğundan beri okçuluğa merak duyduğunu ve tahtalardan kendisine ok ve yay yaparak okçuluk oyunu oynadığını anlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çocuğunun başarılı bir okçu olacağına o zamanlardan beri inandığını kaydeden Haney, “İlk başlarda çevremizdeki insanlar ‘tarlada çalışması gereken çocuğu neden okçuluğa gönderiyorsunuz’ diyerek laflar etti. Ama ben aldırış etmedim. Oğlumun arkasında dimdik durdum. O sevindikçe ben sevindim, o üzüldükçe ben üzüldüm” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Başarısını, kendisini geliştirmesine borçlu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Antrenör Ejder Sözen ise, Emircan Haney’in kısa ömrüne 5 altın, 6 gümüş ve 5 bronz ile 2 Türkiye rekoru sığdırdığını kaydederek, Haney’in takımın gurur kaynağı olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaklaşık 7 yıl önce kurulan okçuluk takımının ilk sporcusu olan Emircan’ın sürekli kendini geliştirdiğinin altını çizen Sözen, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bu yıl, Arjantin’de düzenlenen Yıldızlar-Gençler Açık Hava Dünya Şampiyonası’na, kendimize hedef koyarak hazırlandık. Bu süreç içerisinde Emircan ile hem okçuluk hem teknik hem de mental olarak çalıştık. Oraya gidebilmemiz için önümüzde iki sınav vardı. Mayıs ve temmuz ayında yapılan milli takım seçmeleriydi ve Emircan bu ikisinden de Türkiye şampiyonu olarak çıktı. Bu nedenle Emircan milli takıma seçilmiş oldu.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>&#160;“Bunu bir sürpriz olarak değerlendirmiyorum”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kendisinin mesai saatleri dışında, Emircan’ın ise derslerinden arta kalan zamanlarda tütün deposunda buluşarak ‘imkansız’ denilen şeyi başardıklarını ifade eden Sözen, “Bunu bir sürpriz olarak değerlendirmiyorum. Bu bizim 7 yıla yayılmış inanç ve hazırlık sürecimiz. İleri vadeli planlar ve hedefler koyarak bu hedefe doğru yaklaşmaya çalıştık. Bu son başarı, geleceğini bize daha önce söylüyordu. En azından Emircan ile ben buna inanıyorduk. Şimdi bunu başardık ve çok mutluyuz” diye konuştu.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Oct 2017 09:01:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/bosa_zaman_harciyorsun_diyenlere_inat_dunya_sampiyonu_oldu_h8866.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Gladyatörler Şehri”ni 20 bin kişi ziyaret etti</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehrini-20-bin-kisi-ziyaret-etti-8861</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehrini-20-bin-kisi-ziyaret-etti-8861</guid>
                <description><![CDATA[Bölgenin en büyük spor okulunu bünyesinde barındırması nedeniyle “Gladyatörler Şehri” olarak adlandırılan Stratonikeia Antik Kenti, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Kazı başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, muhabirimize yaptığı açıklamada, bölgenin en büyük spor okulunun burada bulunması nedeniyle kentin “Gladyatörler Şehri” olarak adlandırıldığını söyledi.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Antik kentin birçok bölgesinde kazı çalışması yürütüldüğünü dile getiren Söğüt, Helen, Roma, Bizans, Anadolu beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden kalan yapıların bir bütün olarak korunduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, Beylikler Dönemine ait Selçuklu Hamamı, Osmanlı Dönemine ait Şaban Ağa Camisi, Erken Cumhuriyet Dönemine ait Bılla Evi, kentteki bir evde restorasyon çalışmaları devam ettiğini belirterek, “İnsanlar buraya geldiklerinde, hamam, cami, ev ve antik dönemden günümüze yapılan bütün yapıları bir arada görüyorlar. Buraya gelenler, 2 bin 400 yıllık bir süreçteki tüm yapıları, korunmuş bir şekilde aynı alanda görebiliyor” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>&#160;“Bu özellik dünyada sadece burada var”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Tarihi kentleri gezen birisinin dünyada ziyaret edebileceği herhangi bir kentte, en fazla üç dönemi bir arada görebileceğini kaydeden Söğüt, “Türkiye’nin en çok bilinen antik kente giden birisi, en fazla Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait eser ve yapılar görebiliyor. Ama buraya geldiklerinde, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait eserler görebiliyor. Bu özellik dünyada sadece burada var” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Osmanlı’nın taş döşemeli yollarında kent turu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, kenti bir bütün olarak korumaya çalıştıklarını anlatarak, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Kente gelen birisi, Antik dönemden günümüze bütün yapıların tamamını, Osmanlı dönemi taş döşemeli yollarında yürüyerek gezebiliyor. Bu yol dokusunun olduğu bir başka yer daha yok. Başka yerde Helenistik, Roma ve Bizans yolları var ama burada bu yollara ilave olarak Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait taş döşemeli yollar da var. Burayı diğer antik kentlerden ayıran en önemli özelliklerden birisi de bu. “<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Akademisyen de geliyor, gelin-damat da<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kentin barındırdığı farklı özellikler nedeniyle farklı gruplardan ziyaretçileri ağırladığını belirten Söğüt, “Stratonikeia’yı sadece gezmek için de gelen oluyor, burayı incelemek için akademisyenler de geliyor. Bu bölgede ne konuda olursa olsun, bir sempozyum yapıldığı zaman,&#160; buna katılanların hepsi mutlaka buraya geliyor ve kenti geziyor. Bunun haricinde, gelin ve damatlar kente gelerek fotoğraf çektiriyor. Nişan ve nikah merasimlerini kentte yapanlar da oluyor. Herkes burada kendisi için bir şeyler buluyor” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>10 ayda 20 bin kişi ziyaret etti<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, kentte devam eden kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkartılan eserlerle, kente olan ilginin giderek attığını kaydederek, şöyle konuştu:<br />
“Kent, özellikle yaz dönemlerinde ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Yaz döneminde Muğla’ya gelen yerli ve yabancı turistler, Stratonikeia’ya da ilgi gösteriyor. Kış döneminde ise bazı yurt dışı ve içi turlar kente geziler düzenliyor. Yöre insanı da hafta sonlarını kenti gezerek geçirebiliyor. Belirlediğimize göre bu yıl kenti 20 bin kişi ziyaret etti.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Oct 2017 08:54:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/gladyatorler_sehrini_20_bin_kisi_ziyaret_etti_h8861.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarım koluna rağmen, tozlu yolları iki tekerle aşıyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yarim-koluna-ragmen-tozlu-yollari-iki-tekerle-asiyor-8852</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yarim-koluna-ragmen-tozlu-yollari-iki-tekerle-asiyor-8852</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde doğuştan bir kolu yarım olarak dünyaya gelen 15 yaşındaki Şükrü Umut Akcan, dağ bisikletiyle yarım koluna rağmen engelli arazilerde sergilediği bisiklet performansıyla görenleri hayrete düşürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Kamyon şoförü bir baba ile ev hanımı bir annenin ikinci çocukları olarak dünyaya gözünü sağ dirseğinden aşağısı olmayarak açan 15 yaşındaki Şükrü Umut Akcan, ruhen bu engelini yenerek 1 yıl önce bisiklet sporuyla tanıştı. Akcan’ın o günden sonra hayallerini süsleyen tek şey, akşam yatarken bile yanı başından ayırmadığı bisikletiyle ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmak oldu.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Akcan, arkadaşlarının tavsiyeleriyle tanıştığı bisikletle, yine arkadaşlarıyla birlikte kendi imkanlarıyla oluşturdukları parkurda, dağ bisikleti çalışmaları yapıyor. Cesaret isteyen dağ bisikleti sporunda iddialı olmak isteyen ve çalışmalarını aralıksız sürdüren Akcan, bu dalda uluslararası derece elde eden ilk Türk engelli olmak için sadece ailesinden destek alıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ula ilçesindeki Sosyal Bilimler Lisesi’nde yatılı okuyan Akcan, hafta sonları ailesinin yanına gelse de, günün büyük bir çoğunluğunu, gözü gibi baktığı ve yanı başından ayırmadığı bisikletiyle geçiriyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Akcan’ın, Aksaray’da düzenlenen “Dağ Bisikleti Yarışları”nda 8’inci olmayı başardıktan sonra hedeflerine ulaşma inancı daha da arttı. Genç sporcu, dağ bisikletinin yanı sıra, Paralimpik Oyunları’nda yer alan “yol bisikleti” sporunda da kendini geliştirmek istiyor ve bu sporda uluslararası anlamda ün yapmış bir sporcu olmayı hedefliyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tek hayali ünlü bir sporcu olmak<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bisikletine tutkuyla bağlı olduğunu anlatan Akcan, muhabirimize yaptığı açıklamada, ailesinin ilk başlarda bisiklet sürmesine ön yargılı davrandığını fakat zamanla bunu kabullendiklerini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Babasının bisiklete olan ilgisini fark ettiğini ve kendisine dağ bisikleti aldığını ifade eden Akcan, “bu bisikletle hayata yeniden bağlandım. Yatağan’a geldiğimde arkadaşlarımla belirlediğimiz parkurda antrenman yapıyoruz” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu sporda kendilerini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Akcan, günün büyük bir kısmını antrenman yaparak geçirdiğini, antrenmanın ardından da bisikletini odasına aldığını belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Biriktirdiği parayla aksiyon kamera aldı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Yaptığı başarılı sürüşleri kaydedebilmek için aksiyon kamera aldığını aktaran Akcan, “Yaz tatilinde çay ocağında çalıştım ve buradan biriktirdiğim paralarla aksiyon kamera aldım. Kaskımın üstüne yerleştirdiğim bu kamerayla da antrenmanlarımı kaydediyorum. Hedefim, milli takıma seçilerek ülkemi parolimpik yarışlarında ve yurt dışında temsil etmek” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Oğlumuzu iyi yerlerde görmek istiyoruz” <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Baba Zekeriya Akcan da, oğlunu bisiklet üzerinde mutlu görmenin kendisini sevindirdiğini kaydetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Oğlunun bisiklet sevgisine rağmen derslerinden de geri kalmadığını vurgulayan Akcan, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Allah’a çok şükür şuan çok iyi gidiyor. İlerisi için büyük hedefler düşünüyor. Oğlumuzu iyi yerlerde görmek istiyoruz. Ailesi olarak elimizden gelen desteği veriyoruz. Ama her şey maddiyat olduğu için bazen desteğimiz eksik kalıyor. Bu yüzden oğlumuzun başarılı bir sporcu olabilmesi için destek bekliyoruz.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Ben oğlumu engelli görmüyorum”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Oğullarının doğuştan engelli olmasından dolayı bu zamana kadar birçok engelle karşılaştığını anlatan anne Bahriye Akcan, bu durumu ailecek yendiklerini ifade etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Akcan, her zaman oğullarının arkasında durduklarını kaydederek, “Ben oğlumu engelli görmüyorum. Rabbimin vermiş olduğu bir hediye. Şükürler olsun bisikletini sürebiliyor ve sağlığı yerinde. Çocukları özürlü olup da gereken desteği göstermeyen ailelere, çocuklarına destek olmalarını tavsiye ederim. Bisiklet sürmek gibi düşüncesi de varsa, tabii ki arkasındayız” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“İlk gördüğümde ağladım”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Oğlunu ilk kez bisiklet üzerinde gördüğünde çok duygulandığını ve o günün hayatının en güzel günlerinden biri olduğunu anlatan Akcan, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Oğlum engelliydi ve nasıl sürecek diye düşündüm. Düşüp bir yerine bir şey olur diye çok korkmuştum. Sonra oğlum bisiklet sürmeye başlayınca, ben hem ağladım hem de sevindim. Çok şükür ayağında bir özür yok. Şükürler olsun Rabbime.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Oct 2017 08:57:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yarim_koluna_ragmen_tozlu_yollari_iki_tekerle_asiyor_h8852.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lagina, daha çok Paganistin ilgisini çekecek</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/lagina-daha-cok-paganistin-ilgisini-cekecek-8790</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/lagina-daha-cok-paganistin-ilgisini-cekecek-8790</guid>
                <description><![CDATA[Kazı başkanlığını 126 yıl önce bir Türk’ün yaptığı ilk kazı olma özelliğini taşıyan Muğla’nın Yatağan ilçesinde Lagina Kutsal Alanında 6 yıl aranın ardından yeniden başlayan kazılar, özellikle Pagan inancına sahip turistlerin daha çok ilgisini çekecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgut Mahallesi’nde bulunan ve Pagan inanışının merkezi kabul edilen 3 bin yıllık Lagina Kutsal Alanı'nda arkeolojik kazılar, 6 yılın ardından yeniden başladı. Kazı başkanlığını 126 yıl önce bir Türk’ün yaptığı ilk kazı olma özelliğini taşıyan Lagina’da, Osman Hamdi Bey’in bıraktığı miras, Prof. Dr. Bilal Söğüt tarafından devam ettiriliyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kazı çalışmalarına alanının çizimlerinin yapılmasıyla başlanırken, Pagan inanışına göre kutsal sayılan Tanrıça Hekate adına yapılan en büyük tapınağın gün yüzüne çıkartılması için çalışmaların aralıksız süreceği bildirildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Son bir yıl içerisinde dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 100 bin Paganın yanı sıra çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Lagina’da yapılacak çalışmaların ardından alana daha çok Paganın ve turistin gelmesi bekleniyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tatil ihtiyaçlarında farklılıklar yaşanabiliyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Muhabirimize açıklamalarda bulunan Yatağan Kaymakamı Hayrettin Çiçek, Muğla’nın Antalya’yla birlikte Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çiçek, Muğla denilince akla deniz, kum ve güneşin geldiğini fakat zaman içerisinde tatil ihtiyaçlarında farklılıklar yaşanabileceğini savundu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Özellikle iç kesimde yer alan Yatağan’ın kültürel ve tarihi zenginlikleriyle turizmde ön plana çıkan bir yer olduğunu belirten Çiçek, “Artık sadece deniz, güneş ve kum turizmi değil de böyle tarihi antik kentlerin de turizmi önem arz etmektedir. Antik kentlerin ve tarihi yerlerin gezisi, günbegün yerli turistler arasında da ilgi uyandırmaktadır. Bu kapsamda, Yatağan ilçemiz, Muğla için önemli bir noktada. Yatağan, Stratonikeia ve Lagina gibi önemli iki antik kente ev sahipliği yapmaktadır” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Bir yılda 100 bin Paganisti ağırladı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Çiçek, Pagan inancının dini merkezi kabul edilen Lagina’daki ilk kazıların ilk Türk müzeci Osman Hamdi Bey tarafından yapılmasının burasını daha da önemli kıldığını ve son bir yılda özellikle Kuzey Avrupa’dan yaklaşık 100 bin Paganistin buraya geldiğini kaydederek, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Lagina Kutsal Alanı, altyapı çalışmalarıyla birlikte daha çok turist çekebilme adına tanıtım çalışmaları da yapılıyor. Buradaki kazı çalışmalarıyla artık burayı daha çok Pagan ve turistin ziyaret edeceğini düşünüyoruz. Biz de inşallah bu tanıtım çalışmalarına destek olacağız. Kafe, tuvalet ve ihtiyaç duyulan alanlarla ilgili burada çalışmalar gerçekleştirilecek. İnanıyorum ki, Lagina, Stratonikeia ile birlikte Yatağan, Muğla ve ülkemiz için önemli bir turizm destinasyonu noktası olacaktır.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Eski ihtişamına kavuşacak<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Lagina Kutsal Alanı Kazı Başkanı Bilal Söğüt ise, Lagina’nın yaklaşık 11 kilometre uzaklıktaki ve kazı başkanlığını da kendisinin yaptığı Stratonikeia Antik Kenti’nin dini merkezi olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaklaşık 6 yılın ardından kazı çalışmalarının yeniden başladığını ve bu yıl yapılacak kazı, konservasyon ile restorasyon çalışmalarıyla Lagina Kutsal Alanı’nın eski ihtişamlı haline getirmeye çalışacaklarını belirten Söğüt, Lagina’nın önemine değindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tanrıça Hekate adına yapılan en büyük tapına Lagina’da<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, Lagina’nın bölge için olduğu kadar antik dönemlerde de önemli bir merkez olduğunu ve Tanrıça Hekate adına yapılan en büyük tapınağın da burada yer aldığını vurgulayarak, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Buradaki çalışmalarımızı sistemli bir şekilde devam ettiriyoruz. Kutsal alan içerisinde, batı bölümünde 11 basamaktan oluşan bir oturma sırası var ki antik dönemlerde benzeri görülmemiştir. O açıdan da çok özgün. Kapıları görebiliyoruz, altarı neredeyse podyum seviyesine kadar ayakta, tapınağın tüm mekanları doğrudan görülebiliyor. Hatta Tanrıça Hekate’nin tapınağının haricinde üç tane daha küçük tapınakların olduğunu biliyoruz. O yüzden hem dini hem kültürel hem siyasi hem de bölge tarihi açısından önemli bir merkezlerden birisi.”&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Sep 2017 11:33:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/lagina_daha_cok_paganistin_ilgisini_cekecek_h8790.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tütün deposundan dünya şampiyonasına</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tutun-deposundan-dunya-sampiyonasina-8747</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tutun-deposundan-dunya-sampiyonasina-8747</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Bencik Mahallesi’nde imkansızlıklar nedeniyle atıl vaziyetteki eski tütün deposunda çalışmalarını sürdüren Bencik Okçuluk Takımı, Avrupa şampiyonasının ardından dünya şampiyonasına da sporcu göndermenin hazırlığını yapıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlçe merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Bencik Mahallesi Aile Sağlığı Merkezinde görevli aile hekimi Ejder Sözen tarafından 6 yıl önce kurulan okçuluk takımı, kurulduğu günkü hedeflerinin de ötesine geçerek adını dünyaya duyurmayı amaçlıyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sözen yönetiminde çalışmalarını sürdüren takımın sporcularından 15 yaşındaki Songül Lök, başarılı performansla milli takıma seçilerek mart ayında Fransa’da düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonasına katılmış, takım halinde dördüncü olarak Türkiye’yi temsil etmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Spor tesisi bulunmadığı için ulusal ve uluslararası müsabakalara mahalledeki atıl vaziyetteki eski tütün deposunda hazırlanan okçuluk takımının bir diğer sporcusu 16 yaşındaki Emircan Haney ise mayıs ve temmuz aylarında düzenlenen Türkiye şampiyonalarını kazanarak milli takıma seçilmeyi başardı. Haney, sporda başarılı olma yolunun imkanlardan geçmediğini ispatlamak için ekim ayında Arjantin’de düzenlenecek Dünya Yıldızlar-Gençler Okçuluk Şampiyonası’na katılacak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türk okçuluğunda Bencik adının yer almasının kendisinin 2010 yılında Bencik’e atanması ve 2011 yılında okçuluk takımını kurmasına bağlayan Antrenör Ejder Sözen, muhabirimize yaptığı açıklamada, o günden beri çalışmalarını atıl vaziyetteki eski tütün deposunda sürdürdüklerini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sözen, takımı kurduğu dönemde büyük hedefleri olmadığını ve sadece bir var olma mücadelesi verdiklerini belirterek, ilk hedeflerinin ulusal yarışmalarda derece elde etmek olduğunu anlattı. Kısa süre içerisinde katıldıkları yarışmalardan 4-5 madalyayla dönmelerinin ardından genişleme ve hedef büyütme kararı aldığını kaydeden Sözen, “2011 yılından 2017 yılına kadarki 6 yıllık süreçte her yarışmada yeni hedefler koyduk. Bu hedeflerimiz, çocuklarımın büyümesi ve kategorilerinin yıldızlar olmasıyla beraber ‘biz neden burada milli sporcu yetiştirmeyelim’ dedik. Hedef olarak kendimize, bir gün Türkiye mili takımına sporcu vermek olarak söylemiştik” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Tütün deposunu, milli takıma sporcu yetiştiren okula çevirdi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Geçen 6 yılın ardından takımın büyük bir çoğunluğunun yıldızlar kategorisinde milli takıma seçildiğini belirten Sözen, “İlk olarak geçtiğimiz kış sonu Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonasına Songül’ü gönderdik. Songül orada Türkiye’yi temsil etti ve takım halinde Avrupa dördüncülüğüne imza attılar. Onun bir son olmadığını ve bir başlangıç olduğunu söylemiştik. Bunu kendimiz de biliyorduk ve hep o doğrultuda çalıştık. Bugüne kadar 91 madalya biriktirdik. Şuanda 15 kupamız ve bizim adımıza kayıtlı 20 Türkiye rekorumuz var” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Hepsi milli takıma seçilebilecek kapasitede<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Sözen, milli takıma sporcu kazandırmaları hedeflerine ulaşmalarıyla yeni hedeflerini uluslararası yarışmalarda madalya kazanma olarak güncellediklerini kaydederek, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Songül’ün açtığı milli takım kapısından diğer sporcularımın hepsinin geçebilecek kapasitede olduğunu biliyordum. Çocuklarla yeni hedef koyarak ve onlara bu inancı aşılayarak ilerlemeye çalıştık. Emircan, bu yaz döneminde iki aşamalı milli takım seçmelerinde, hem mayıs ayında hem de temmuz ayında yapılan Türkiye şampiyonasında iki birincilik elde ederek milli takıma seçilmeye hak kazandı. Önümüzdeki ekim ayında Arjantin’in Rosario kentinde yapılacak Dünya Yıldızlar-Gençler Okçuluk Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecek.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Milli takım kapısını Songül Lök açtı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Ablasının rahatsızlığı nedeniyle 2011 yılında Ejder Sözen ve okçuluk sporuyla tanışan Songül Lök, takımın uluslararası yarışmalara katılan ilk sporcusu olma unvanını taşıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Lök, Sözen’in tavsiyesi üzerine okçuluğa başladığını ve hayatının en güzel kararını okçuluğa başlayarak verdiğini aktararak, “Antrenmanlarda kendimi geliştirerek yarışmalara katılmaya başladım. 6 yıl boyunca katıldığım yarışmalarda 15 madalya ve 4 Türkiye rekoru elde ettim. Geçtiğimiz mart ayında Fransa’da yapılan Salon Okçuluk Avrupa Şampiyonası’nda milli takım formasını giydim. Avrupa şampiyonasında takım olarak Avrupa dördüncülüğü elde ettik” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Katıldığı ulusal ve uluslararası yarışmalarda tanıştığı sporculara Yatağan’ın Bencik Mahallesi’nden geldiğini söylediğinde yaşadıkları şaşkınlığın yüzlerine vurduğunu anlatan Lök, “Yatağan gibi küçük bir yerin küçük bir mahallesinden milli bir sporcu çıkacağına inanmamıştık. Ama Ejder ağabeyin hırsı ve azmimizle bunu başardık. Benden sonra Emircan da milli takıma girdi. İleriki yarışmalarda tekrar milli takıma girip İstiklal Marşımızı okutmak istiyorum” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Takımın ilk sporcusu dünya kupasında<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bencik Okçuluk Takımı’nın ilk sporcusu Emircan Haney ise, kuzeninin okçulukla uğraşması nedeniyle okçuluğa küçüklüğünden beri ilgi duyduğunu anlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mahallelerine atanan aile hekimi Ejder Sözen’in de okçulukla uğraştığını öğrendiğinde ilk fırsatta yanına gittiğini ve tanıştığını anlatan Haney, “Kışları atıl durumdaki eski tütün deposunda, yazları ise bahçesinde çalışmalara başladık. Okçuluktaki dördüncü ayımda, Muğla’da Okçuluk Türkiye Şampiyonası oldu. Orada Türkiye ikincisi olunca biraz daha bu spora asıldım ve kendime bir hedef koydum. O hedefime de milli takıma seçilerek ulaştım. Ekim ayında Arjantin’de düzenlenecek Yıldızlar-Gençler Dünya Şampiyonası’nda milli formayı terletip, İstiklal Marşımızı okutup, bayrağımızı göklerde dalgalandırmak istiyorum” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Haney, katıldıkları müsabakalara rakiplerinin kendilerinden daha iyi şartlarda hazırlandığını ve imkanlarının kendilerinden daha iyi olduğunu savunarak, “ Çoğu kez imkansızlıklar yaşadık. Ekipmanlarımız çok pahalı. Ejder ağabeyin desteği ve kendi imkanlarımızla ekipman kurduk kendimize ve çalışmalara başladık. Atıl durumdaki eski bir tütün deposundan dünya şampiyonasına gitmeyi hayal etmiştik, gerçek oldu. Benim gibi bütün arkadaşlarım da dünya şampiyonalarına gitmeyi hedefliyor. Onların da gideceğine inanıyorum” dedi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Aug 2017 10:13:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/tutun_deposundan_dunya_sampiyonasina_h8747.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hekate Tapınağı, gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/hekate-tapinagi-gun-yuzune-cikarilmayi-bekliyor-8722</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/hekate-tapinagi-gun-yuzune-cikarilmayi-bekliyor-8722</guid>
                <description><![CDATA[Ay ve gecenin tanrıçası Hekate adına yapılmış en büyük tapınağın yer aldığı ve tanrıçanın en önemli kült merkezi olan Lagina Kutsal Alanı’ndaki kazı çalışmalarının başlamasıyla toprak altında kalan tarihi yapılar yeniden gün yüzüne çıkarılacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Lagina Kutsal Alanındaki kazı çalışmaları, 6 yılın ardından Lagina’nın siyasi merkezi olan Stratonikeia’nın kazı başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün başkanlığında yeniden başlayacak.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Son olarak Prof. Dr. Ahmet Tırpan başkanlığında 2011 yılında yapılan kazının ardından çalışmaların durduğu fakat ziyaretçilerin uğrak yeri haline gelen kutsal alanın yeniden gün yüzüne çıkarılması ve turizme kazandırılması için ağustos ayı içerisinde ilk kazmanın vurulması planlanıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ay ve gece tanrıçası Hekate adına yapılan en büyük tapınağın yer aldığı 3 bin yıllık kutsal alan, Osmanlı döneminde başkanı bir Türk olan ilk kazı yeri olarak dikkati çekiyor. İlk Türk müzecilerden Osman Hamdi Bey tarafından başlatılan kazılar, 2011 yılına kadar çeşitli aralıklarla devam ederken, bölgeden çıkan çok sayıda eser, temellerini yine Osman Hamdi Bey’in attığı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Siyasi merkezle, dini merkezin kazısı birlikte yapılacak<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Ağustos ayı içerisinde başlayacak kazı hakkında muhabirimize açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Bilal Söğüt, Lagina’nın yaklaşık 11 kilometre uzağındaki Stratonikeia Antik Kenti’nin dini merkezi olduğunu söyledi. Söğüt, Lagina’daki kazıların Stratonikeia’daki kazılarla birlikte yürütüleceğini belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Antik dönemin önemli tanrıçalarından Hekate adına yapılan tapınağın Lagina’da olması kutsal alanı daha da önemli kıldığını kaydeden Söğüt, “Tanrıça Hekate, Anadolulu bir tanrıçadır ve kültü de farklıdır. Lagina’nın esas önemi de, tanrıça Hekate adına yapılan daha büyük bir kutsal alan yok. Tanrıça Hekate adına yapılan en büyük tapınak da burada” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>İlk önce çizimlerle ayağa kalkacak<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, 6 yıl sonra başlayacak olan kazıların yanı sıra Lagina’da konservasyon ve restorasyon çalışmalarının altyapısını oluşturacak olan çizimlerin yapılacağını belirterek, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Lagina’da farklı alanlarda çalışmalar yürüteceğiz. Mesela bir ekibimiz sadece Hekate Tapınağı’nda çizim ve tapınağın ayağa kaldırılması için çalışma yürütecek. Onların haricinde de başka alanlarda kazı yapacağız. Tapınağın giriş kapısında çizimler olacak, blokların gruplandırılması çalışması olacak. Niyetinde, oradaki mimari elemanlara göre mimariyi önce çizimde ayağa kaldıracağız. Daha sonra ikinci aşamaya geçeceğiz. Bunun yanında kazılar da devam edecek.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Müzeciliğin babası: Osman Hamdi Bey<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Lagina’daki ilk kazının 1891-1892 yıllarında “Müzeciliğin babası” olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey başkanlığında yapıldığını anımsatan Söğüt, Osman Hamdi Bey’in ardından kardeşi Halil Ethem Bey, Prof. Dr. Yusuf Boysal ve Prof. Dr. Ahmet Tırpan’ın Lagina’daki kazıları yürüttüğünü hatırlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Yatağan, benzeri bulunamayacak bir yer”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, Yatağan ilçesinin, en az 3 bin 500 yıldır bölgenin önemli merkezlerinden biri olduğunu kaydederek, şunları söyledi:<br />
“Buranın şansı, Stratonikeia ve Lagina’nın yanında bir de Osman Hamdi Bey var. Hiçbir yerde bunların üçünü bir arada görme şansınız yok. Stratonikeia, Lagina ve Osman Hamdi Bey Konağı’nın bulunduğu alanda yapılan çalışmaların hepsi arkeoloji tarihi açısından ve bilim açısından son derece önemlidir. Bu potansiyele sahip başka bir yer yok. Yine dünyanın en yaşlı kayaları burada. Yatağan’a gelen birisi sıkılmaz ve ‘şimdi ne yapacağım’ derdi olmaz. Bu bölgenin en güzel ahşap işçiliğini, kutsal alan düzenlemesini, bir antik kentte olması gereken dokunun çok daha ötesini burada görebilirsiniz. Burası, çınarlarıyla, evleriyle, sokaklarıyla ve her şeyiyle inanılmaz ve benzeri bulunamayacak&#160; yerlerden biri.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Aug 2017 09:54:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/hekate_tapinagi_gun_yuzune_cikarilmayi_bekliyor_h8722.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demeç, MARBLE Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın nabzını tuttu</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/demec-marble-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinin-nabzini-tuttu-8454</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/demec-marble-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinin-nabzini-tuttu-8454</guid>
                <description><![CDATA[Alanında dünyanın en büyük 3 fuarından biri olan MARBLE Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 48 il ve 30 ülkeden 214'ü yabancı, bin 109 firmanın katılımıyla Fuar İzmir’de açıldı. Bu yıl 23’üncüsü düzenlenen fuarda stant açan Yatağan ve Kavaklıdere firmaları, ziyaretçilerin ilgisini çekti. Yatağan Demeç Gazetesi de fuarda yerini alarak fuarın nabzını tuttu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de 23’üncü kez kapılarını açtı. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun yanı sıra çok sayıda davetlinin katıldığı fuar, görkemli bir törenle açıldı.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu yıl 139 bin metrekare alanda organize edilen Marble’da 214’ü yabancı bin 109 katılımcı yer aldı. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen ağırlıkları 10 ile 30 ton arasında değişen işlenmiş, yarı işlenmiş ve ham olmak üzere 15 bin ton doğal taş ile birlikte fabrika makineleri, ocak-iş makineleri ve ekipmanları fuarda sergilendi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Fuarda, Yatağan ve Kavaklıdere bölgesinden de çok sayıda firma yerini aldı. Demircioğlu, Ermaş, Dünya, Koçar, Özsoylar, Şahinler, Çobanlar, Mesevle, Kommersan, Özçakım, Sirmersan, Tekmar, Temizel, Kar ve Yıldırım Kardeşler mermer firmaları, fuarın en gözde stantları oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Demeç Gazetesi olarak fuarda yer alan Yatağan ve Kavaklıdere firmalarını ziyaret ederek, fuarın nabzını tuttuk.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Özçakım Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Çakım, “Bugün fuarımızın ilk günü ve şuan aşırı bir ilgi yok. Bizim hedeflediğimiz Avrupa, Amerika ve oto pazarlarını hedefliyoruz. Muğla’da da birkaç yerimiz var. Fuara gelme amacımız yeni müşteriler bulma, yeni pazarlar bulma, yeni kişiler tanıma amacımız. Beklentimiz diğer fuar günleri” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Özsoylar Doğaltaş İhracat Koordinatörü Tuncay Özsoy, “20 seneden bu yana doğal taş ve kaynak taş üretimimiz var. Doğal kaynak taşı, yer döşeme ve bantlama yapı taşı şeklinde ürünlerimiz var. Bayır’da kendi fabrikamızda taşları ebatlayıp yurtiçi ve yurtdışına projelere gönderiyoruz. İç piyasa daha ağırlıklı, yurtdışı daha az ama buraya geliş ve fuardan asıl beklentimiz ihracat. Buraya ihracat için geliyoruz. Şuan Ortadoğu, Irak, Arabistan, Dubai, Japonya, Polonya, Ukrayna gibi ülkelere devamlı gönderiyoruz. Daha başka müşterilere ulaşmak için buraya katılıyoruz” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dünya Madencilik ’in kurucularından İbrahim Durmuş, “Fuarla ilgili beklentilerimiz yeni müşteriler. Biz genelde dış pazar çalışıyoruz.&#160; Taş olarak beyaz çalışıyoruz. Adıyaman taşı, imparator çalışıyoruz. Biz müşterilerimize sıra veriyor, sıra ile çalışıyoruz, iki üç ay gibi. Daha iyi bir potansiyel yakalamak için fuara katıldık. Dış pazarlarda genelde Çin, Suudi Arabistan, Dubai’ye daha çok çalışıyoruz. İhraçtan kalanlarla da iç pazara yöneliyoruz” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kar Madencilik işletmecisi Emre Karaöz, “Kar Maden, dünyada tek olan ‘Night Blue’ isminde siyah renkli kristalli mermer üretimi gerçekleştiriyor. Bu senede fuara ‘Navy White’ beyaz renkli siyah damarları olan taşımızla katıldık. Çin ve Hindistan’a siyah yani ‘Night Blue’ adındaki taşımızın ihracatı yapılıyor. Bu senede İtalyan pazarından gelen beyaz ‘Navy White’ üretimine başladık. Hindistan ve Uzakdoğu’daki diğer ülkelerin pazarını arttırmaya çalışıyoruz bu fuarda. Kuzey Afrika yine önemli bir pazar ve hedeflerimiz arasında. İç piyasada da güzel bir pazar olmaya başladı” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Demircioğlu Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Cavit Demircioğlu, “Muğla beyazının dünyada başka bir muadili yok. Sadece Muğla'da çıkartılıyor. Bu yüzden Muğla ismiyle markalaşmıştır. Fuarda da Muğla beyazına yoğun ilgi gösteriliyor. Biz de bu ürünümüzü ön plana çıkartarak fuarın ilgi çeken stantlarından biri haline geldik. Firma olarak özellikle Kanada, ABD, İngiltere, Rusya, Almanya, İspanya, İsviçre, Avusturya, Avusturalya, İtalya ve Türk cumhuriyetlerine ihracat yapıyoruz. Fuarla birlikte farklı pazarlara da yönelmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Çobanlar Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Çoban, “Dünyada şuan daralan bir piyasa söz konusu. Ekonomik krizlerden dolayı. Bunu aşmak için fuarlara geliyoruz. Bu sene biraz iyileşme olacakmış gibi görünüyor. Çin fuarından güzel neticeler aldık. Şuan koşan pazarlar arasında Amerika, İngiltere, İsrail, Kanada ve Çin bizim hedeflerimiz arasında” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Temizel Mermer’in işletmecisi Yavuz Bingöl, “30 seneden bu yana bu işle uğraşmaktayız. Bu sene fuara katılma sebeplerimiz mermerle sanatsal olarak ne yapılabilir, onu göstermek. Yeni pazarlar bulabilmek tabi. Biz şuan tasarım olarak buradayız. Tasarım ile ulaşabileceğimiz yerlere ulaşabilmek gayemiz bu. Şuan ürün olarak objelerle ilgili her türlü mermer, granit objelerimizi üretiyoruz. Biz bir atölyeciyiz, bunlar normal çalışma makineleri ile yapılabilecek şeyler değil. Onları gösterebilmek bizim gayemiz bu” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Coante’nin genel müdürü Kenan Erdem, “Coante aslında bir kompozit üründür. Kuvars esaslı bir kompozit üründür. Amacı doğal taşın dezavantajlarını ortadan kaldırıp ortaya daha dayanımı yüksek bir malzeme çıkarmaktır. Estetiksel açıdan çok daha farklı durur. Fuardan beklentimiz bildiğiniz gibi Coarte bizim yeni bebeğimiz. Fakat yeni bir marka ve yeni bir ürün olmasına rağmen çok fazla beklenti oluşturan bir ürün. Fuarda da bu beklentileri açıkçası ne kadar karşılamış veya karşılamamış, onu göreceğiz. Buna göre planlarımızı yapacağız. Bizim pazarlama faaliyetlerimizden bir tanesi fuarlara katılmak. Bu ürün dünya çapında tutulan bir ürün sadece Türkiye ile sınırlı değiliz. Bizim de zaten esas amacımız iyi bir ihracatçı olmak. Katma değeri yüksek bir ürün olduğu için. Üretimimizin büyük bir kapasitesini ihracata ayıracağız. Şuan için ana hedefimiz Kuzey Amerika.&#160; Kuzey Amerika ile büyümeyi Kuzey Amerika sonrasında da zaten dünyada tek hatta sahibiz, bunu 4 hatta çıkaracak bir master planımız var. Bunu planlıyoruz. Sonrasında da dünyaya adım adım yayılmayı düşünüyoruz” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mesevle Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir, “Pazarlarla ilgili beklentilerimiz yüksek. Ancak beklenti her zaman karşılanmıyor. Bu umudumuzun yitirildiği anlamında değil. Muhakkak biz pazarda bize düşen hisseyi zorlayarak alabileceğimiz en büyük payını almak derdindeyiz. Bunun için şartlar ne gerektiriyorsa beyaz ise beyaz kalite ise kalite tarafına gitmek taraftarıyız” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ermaş Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ercan, “Fuarın bu sene 23ncü senesi. Ermaş olarak 23 yıldır bu fuara katılıyoruz. Bu fuar mermer ve doğal taş sektörü için son derece önemli. Dünyada gerçekleşen en büyük 3 fuar organizasyonundan birisi. Beklentimiz çok yüksek. İki hafta öncesinde Çin’de fuardaydık. Bu fuara da yurtdışından çok müşteri adaylarımız gelecek. Güzel bağlantılar yapacağımızı umut ediyorum. Çok güzel hazırlandık. Ermaş olarak Muğla bölgesinde ki Yatağan’da ki Muğla beyaz, Muğla Şeker, Fethiye Patara, Fethiye Sandras Gri gibi ürünlerle katılıyoruz” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Koçar Mermer fabrika müdürü Mehmet Kemal Özkan, “Bizim iki ana üretimimiz var. Kavaklıdere kestanecik ocağından leylak ve sedef üretimimiz var. Bir de Aydın Karacasu mevkiinde bulunan arabeskato dediğimiz taşımız var. 2 fabrikamız var, biri Kavaklıdere de bir diğeri de Aydın Karacasu’da. Pazarlar artık küçük ve biz çok büyük bir beklenti ile gelmedik. Ama bugün ilk gün olmasına rağmen beklediğimiz üstünde bir ilgi aldık. Arap ülkeleri, İsrail, Avrupa’dan bir iki ülke de hedeflerimiz arasında” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yorukss Strone satış temsilcisi Hüseyin Gökçe, “Yaklaşık 5 yıldır dünyaya blok ihracatı yapıyoruz. Muğla beyaz, oasis gibi taşlarımız ile dünyada bütün çıkan mermer yerlerinde varız. Fuardan beklentimiz ile Hindistan, Dubai, Pakistan ve İtalya bölgelerine ihracat sağlamak” dedi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Mar 2017 13:09:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/demec_marble_uluslararasi_dogaltas_ve_teknolojileri_fuarinin_nabzini_tuttu_h8454.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Tehlikeli gölet” görüntüsüyle dikkat çekiyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tehlikeli-golet-goruntusuyle-dikkat-cekiyor-8403</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tehlikeli-golet-goruntusuyle-dikkat-cekiyor-8403</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesindeki termik santralde kullanılan kömürün atıklarından oluşan kül dağının kıyısında, yağmur sularının birikmesiyle meydana gelen gölet, içeriğindeki metal ve ağır metal bileşenleri nedeniyle sağlık açısında tehlike saçmasına rağmen, ilginç görüntüsüyle fotoğraf sanatçılarının ve piknikçilerin dikkatini çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlçede yaklaşık 35 yıldır faaliyet gösteren termik santralde elektrik üretmek için kullanılan kömürlerin, kül halindeki atıkları, santrale yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Kapubağ Mahallesi'nin kırsalına dökülüyor. Uzun yıllar kül döküm sahası olarak kullanılan bölge, vatandaşlar tarafından "Kül dağı" olarak biliniyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kül dağının ardında yağmurlar nedeniyle oluşan, içerisindeki kimyasalların suya temas etmesi nedeniyle hiçbir canlının yaşamadığı, etrafındaki ağaçların ve bitkilerin kuruduğu "Kül Göleti" içeriğinin aksine görüntüsüyle ilgi çekiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gün ışığına göre günün farklı saatlerinde mavi, yeşil ve turkuaz renklere bürünen gölet, çevresindeki ormanlık alanla vatandaşların bölgede rağbet gösterdiği yerlerin başında geliyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Havaların ısınmasıyla piknikçilerin uğrak yeri haline gelen gölet, yılın her döneminde amatör ve profesyonel fotoğraf sanatçılarının da ilgisini çekiyor. Gün ışığına göre günün farklı saatlerinde mavi, yeşil ve turkuaz renklere bürünen gölet, çevresindeki ormanlık alanla vatandaşların dikkatini çekiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Gölet çevresinde uyarıcı tabelalar yer alıyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Belediye Başkan Yardımcısı Tarcan Oğuz, muhabirimize yaptığı açıklamada, ilçenin tarihi ve kültürel mekanlarının yanı sıra doğal güzellikleriyle de doğa yürüyüşü yapmak isteyenler ile fotoğraf sanatçıları için cazibe merkezi haline geldiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kapubağ Mahallesi'ndeki Kül Gölet’inde ağır metallerin bulunduğunu, bu nedenle çevresinde uyarıcı tabelaların yer aldığını belirten Oğuz, "İçilmesi ve suya girilmesi açısından tehlikeli bir durum arz etmektedir. Bu yüzden santralle bir çalışma yapıyoruz ve burası koruma altına alınacak. Burada su kanalları yapılması doğrultusunda çalışmalarımız var." dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Oğuz, göletteki suyun farklı kurumların analizlerinde zararlı ve zararsız olarak değerlendirdiğini ve son olarak TÜBİTAK'ın yaptığı analizde suyun zararlı olduğuna karar verildiğini ifade etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>"Yeşil, mavi ve bulutlar güzel bir kompozisyon yaratıyor"<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Kül Göleti’ne gelerek fotoğraf çeken Marmaris Fotoğraf Dostları Derneği (MARFOD) Yönetim Kurulu Başkanı Koray Ürkmez, fotoğrafçı arkadaşlarının tavsiyeleriyle gölete geldiklerini, zehirli olmasına rağmen Kül Göleti'nin muhteşem bir manzarasının olduğunu dile getirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Değişken renkteki su, ağaçlar ve bulutların Kül Göleti'nde bir arada olduğunu kaydeden Ürkmez, "Burada doğal güzellikler var.&#160; Yeşil, mavi ve bulutlar güzel bir kompozisyon yaratıyor. Bizler doğada fotoğraf çekerken önceliğimiz güvenliğimiz oluyor. Buradaki suyun zehirli olduğu söyleniyor ama biz suyu kullanmıyoruz. Doğada yürürken önümüze zehirli mantarlar da çıkıyor. Biz sadece onların fotoğrafını çekiyoruz. Onlara dokunmadığımız sürece bize zarar vermemiş oluyorlar. Güvenli bir şekilde fotoğrafımızı çektikten sonra tıpkı burada olduğu gibi yolumuza devam ediyoruz." diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ürkmez, Kül Göleti'nin manzarasına hayran kaldıklarını ve çok güzel fotoğraflar kaydettiklerini belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Göletin kurutulması için çalışma başlatıldı<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Termik Enerji Üretim AŞ Santral Direktörü Serdar Toprak ise, Kül Göleti’ndeki suyun pH değerinin çok yüksek olduğunu ve endüstriyel amaçlı kullanıldığı için buradaki suyun insanlar tarafından kullanılmasının uygun olmadığını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Göletin kendiliğinden oluştuğunu ve buranın çevreye zarar vermemesi için gerekli önlemleri aldıklarını aktaran Toprak, “Kül depolama sahası, kömürün yanması sonucu oluşan kül ve cürufun depolanması amacıyla 1993 yılında işletmeye alınmıştır. Santral sahasına yakınlığı coğrafi özellikleri ve zemininin geçirimsiz olması, kül depolama alanı olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Kül depo sahasında su ile kül serme işlemi yapıldığından zamanla sahanın güney kısmında bir gölet oluşmuştur.” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Toprak, 2018 yılında yapmayı planladıkları yatırımla, kül depolama sahasının etrafının tel örgüyle çevrilmesi, kuşaklama kanalı yapılarak yağmur sularının alana girişinin önlenmesi, santral sahasına yapılacak atık su geri kazanım tesisiyle gölette biriken suyun santralde kullanılması ve oluşan göletin kurutulmasının planlandığını belirterek, “Kül depolama sahası çevresinde yer alan kuyulardan düzenli olarak numune alınarak, sahanın yeraltı sularına etkisi takip edilmekte ve izleme raporları Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilmektedir.” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Görünüşte cennet, içerisi cehennem”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Muğla Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Çevre Mühendisi Murat Türköz ise, insanların Kül Göleti’nin manzarasına aldanmaması gerektiğinin altını çizdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kömürün, organik içerikli bir madde olmasına rağmen oluşum aşamalarında içeriğine metal ve ağır metalleri de dahil edebildiğini kaydeden Türköz, “İçerik olarak bakıldığında ağır metal ihtiva eden küller, su ile temas ettirildiğinde su bünyesine geçebilmektedir. Kul barajının tehlikesi de bu noktada başlamaktadır. Yatağan linyit kömürü içeriğinde radyoaktif veya ağır metal içeriği olduğu bazı bilimsel kaynaklarda geçmektedir. Bu nedenle Kül Göleti’ni oluşturan su içeriğinde canlıları olumsuz etkileyecek maddeler bulunur.” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Türköz, gölette yaptıkları incelemelerde, gölet içerisinde bulunan ağaçların ve otsu bitkilerin kuruduğunu gözlemlediklerini ve çok kirli suların bile arıtımında bitkiler kullanılabiliyorken, Kül Göleti’ndeki suyun bitkileri olumsuz etkilediğini belirlediklerini vurgulayarak, şunları söyledi:<br />
“Göletteki suyun rengini, sudaki bileşenler belirlemektedir. Görünüşte burası bir cennet, fakat içerisi adeta bir cehennemdir. Bölgeye gidenler için burası bir görsel şölendir. Görsel olarak çok güzel bir gölün içerisindeki kurumuş ağaçlar, aslında güzellikten çok enteresandır. Kül Göleti’ndeki suyun arıtılarak tekrar kullanılması ve gölet bölgesini kapsayacak şekilde yeraltı suyu gözlem istasyonları kurulması ve alanın sızdırmazlığının bilimsel olarak rapor haline getirilmesi elzemdir. Suyun arıtılmasında ağır metal, metal, yüksek pH, radyoaktivite gibi spesifik özelliklerin göz önüne alınması önemlidir. Ayrıca gölet çevresine emniyet tedbirlerinin arttırılması ve ziyarete kapalı bir bölgenin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Mar 2017 22:40:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/tehlikeli_golet_goruntusuyle_dikkat_cekiyor_h8403.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Köylülerin yardımını kabul etmeyen dede, devletin desteğini bekliyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/koylulerin-yardimini-kabul-etmeyen-dede-devletin-destegini-bekliyor-8372</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/koylulerin-yardimini-kabul-etmeyen-dede-devletin-destegini-bekliyor-8372</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde, ailesinden ayrı yaşamaya başladıktan sonra hayatını kamyonetin kasasında sürdüren 80 yaşındaki Hüseyin Yılmaz, köylülerin yardımlarını kabul etmeyerek, devletin kendisine yardım elini uzatacağı günü bekliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Çamlıca Mahallesi’nde, &#160;ailesinden ayrı yaşamaya başladıktan sonra yaklaşık 8 yıl önce yerleştiği dağlık alandaki kamyonet kasasında yaşamaya başlayan Yılmaz, tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın sağladığı destekle ayakta durmaya çalışan Yılmaz, kaldığı yerin çevresine ektiği tarım ürünleriyle karnını doyuruyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zor şartlar altında hayatını idame ettirmeye çalıştığını belirten Yılmaz, muhabirimize yaptığı açıklamada, kimseye muhtaç olmamak adına elde ettiği mısır, soğan, arpa ve buğday tohumlarını çoğaltarak, kaldığı yerin çevresindeki araziye kendisine yetecek kadar ektiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yılmaz, kamyonet kasasından bozma barakada ebediyete ulaşacağı günü beklediğini kaydederek, “Bahçe falan yapmıyorum. Yalnızım. Bir kişinin yiyeceği ne olacak” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Köylülerden yardım gelse almam. Sadece devletin yardımını kabul ederim” diyen Yılmaz, hayatının son günlerini sıcak bir evde geçirmek istediğini belirterek, “Devletin desteğini isterim. Bir evcağız isterim. Evimin burada olmasını isterdim. Şehirde yapamam” diye konuştu.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Feb 2017 11:50:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/koylulerin_yardimini_kabul_etmeyen_dede_devletin_destegini_bekliyor_h8372.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ablasının hastalığı onu Ay-Yıldızlı formayla tanıştırdı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ablasinin-hastaligi-onu-ay-yildizli-formayla-tanistirdi-8357</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ablasinin-hastaligi-onu-ay-yildizli-formayla-tanistirdi-8357</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesine yaklaşık 18 kilometre uzaklıktaki Bencik Mahallesi’nde yaşayan 15 yaşındaki Songül Lök, ablasının tedavisi sırasında tanıştığı okçuluğa meraklı aile hekimiyle başladığı okçuluk serüveninde Okçuluk Milli Takımına seçildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Bencik Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan 15 yaşındaki Songül Lök’ün kaderi, yaklaşık 6 yıl önce rahatsızlanan ablasını tedavi etmek için eve gelen aile hekimi Ejder Sözen’le tanışmasıyla değişti. Bir dönem okçulukla da uğraşan ve bu spora merak salan Sözen’in o dönemde kurmayı planladığı okçuluk takımına Lök’ü yakıştırmasıyla, Lök’ün milli takıma uzanan okçuluk serüveni de başlamış oldu.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Lök, yeni kurulan takımın bir parçası olarak arkadaşlarıyla, kış mevsiminde atıl durumdaki TEKEL’in eski tütün deposunda, yaz mevsiminde ise Bencik Aile Sağlığı Merkezi bahçesinde, Sözen önderliğinde antrenmanlarını yaptı. Kısa sürede üye sayısı artan takımın ‘lider’i konumuna yükselen Lök, şampiyonalarda elde ettiği başarıyı milli takım seçmelerinde de sürdürerek Ay-Yıldızlı formayı terletmeye hak kazandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Rüya gibi bir 6 yıl<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Küçük yaşta yaşadığı bir rahatsızlığın ardından ayağından ameliyat olan ablasının kontrolü ve pansumanı için aile hekimi Sözen’in sürekli evlerine geldiğini anlatan Lök, tedavinin ardından ablasının daha iyi olduğunu söyledi. Lök, okçulukla bu rahatsızlıktan sonra tanışması nedeniyle o dönemlerde başarılı oldukça ablasının daha iyi olacağına inandığını belirterek, başarılarıyla ablasının çok mutlu ettiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ablasının rahatsızlığı nedeniyle tanıştığı aile hekimi Sözen’in daveti üzerine başladığı okçuluk sporunda, 6 yıla 14 madalya ve 5 Türkiye rekoru sığdırdığını belirten Lök, muabirimize yaptığı açıklamada, rüya gibi bir 6 yıl geçirdiğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Lök, okçuluğa başlamadan önce sıradan bir hayat yaşadığını fakat okçulukla tanıştıktan sonra cevherini keşfettiğini kaydederek, “Bugün bu noktaya geldiysem başta ailemin ve Ejder ağabeyimin sayesinde geldim. Ablam rahatsızlanmasaydı belki de Ejder ağabey beni fark edemeyecekti ve ben de bugün milli bir okçu olamayacaktım. O yüzden kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Okçuluk sporuyla tanıştıktan sonra çok çalıştığını ve zamanla tüm hedeflerine teker teker ulaştığını anlatan Lök, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Samsun’da yapılan yarışmalar sonucunda milli takım seçme yarışmasına katıldım. Milli takıma seçilecek ilk üç kişi arasında ben de yer aldım. Mart ayındaki Gençler Avrupa Şampiyonasına katılmaya hak kazandım. Bunun için çok mutluyum. Ülkemi, Ay-Yıldızlı formayla temsil edeceğim için çok gururluyum. Bu, en başından beri Ejder ağabeyimin ve benim en büyük hayalimizdi. İnşallah oradan iyi başarılarla dönerim.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Antrenmanlarda Songül’ü denedik ve o da okçuluğu sevdi”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Milli sporcu Lök’ün antrenörü Sözen ise, 2010 yılında Bencik’te başladığı görevin ardından okçuluk takımı kurmak için çalışmalara başladığını ve bu doğrultuda çevresindeki çocukları gözlemlediğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Lök’ü dördüncü sınıftayken tanıdığını ve en azından kendisini denemek için antrenmanlara davet ettiğini anlatan Sözen, “O zamanlar takımda bir tek Emircan vardı. Songül de karar verdi ve antrenmanlara geldi. Antrenmanlarda Songül’ü denedik ve o da okçuluğu sevdi. Düzenli olarak çalışmaya başladı. O dönem de diğer çocuklar da takıma yavaş yavaş katılıyordu” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sözen, Lök’ün kısa sürede okçuluğa ısındığını ve kendisine hedef koymaya başladığını ifade ederek, katıldığı tüm yarışmalara çok sıkı hazırlandığını kaydetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Yıldız kategorisindeyken Genç Milli Takıma seçildi<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Lök’ün elde ettiği başarının kendisini çok onurlandırdığının altını çizen Sözen, takımın kuruluğu günden beri en büyük hedefinin ‘milli takıma sporcu yetiştirmek’ olduğunu belirterek, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“2016 yılını çok iyi geçirmişti ve gittiği turnuvalarda hep birincilik getirmişti. Fransa’nın Vittel şehrinde yapılacak Avrupa Şampiyonası bizim için bir hedefti. Kendisine ve diğer takım arkadaşlarına, bu hedefe ulaşabileceğimizi söylemiştim ve buna ben de inanıyordum. Henüz yaş olarak miniklik kategorisinden yeni çıkmış olmasına rağmen Songül bir yıldız kategorisi sporcusu. Fakat bu seçilen milli takım ‘Türkiye Gençler Milli Takımı’ ve takımdaki diğer arkadaşları yaş olarak kendisinden daha büyük olacak.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Songül’ün başarısı, takım için yeni hedeflerin başlangıcı oldu<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Türkiye Okçuluk Federasyonu’nun aralık ve ocak aylarında Samsun’da gerçekleştirdiği yarışmalarda Yatağanspor Okçuluk Takımı adına yarışan Lök’ün güzel bir performans sergilediğini anlatan Sözen, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Milli takım seçme yarışmasına katılan 8 kişi içinde, Songül ve diğer iki arkadaşıyla beraber bizim 3 sporcumuz vardı. Songül o turnuvayı da gayet güzel bir şekilde geçirdi. Fransa’da Türkiye’yi temsil edecek milli takımın üç kişilik kadrosu içinde yer almayı başardı. Bunu hedeflemiştik ve 6 yıldır hep bu hedef için çalışıyorduk. Bunun bir son olmayacağına inanıyorum. Asıl bunun bizim takım için bir başlangıç olduğuna inanıyorum. Daha başka çocuklarımızla beraber çalışmaya devam edeceğiz. Songül’ün de hem Avrupa’da hem de dünyada iyi dereceler alacağına inanıyorum.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Feb 2017 09:59:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ablasinin_hastaligi_onu_ay_yildizli_formayla_tanistirdi_h8357.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gladyatörler Şehri, fotoğraf sanatçılarının ilgisini çekiyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehri-fotograf-sanatcilarinin-ilgisini-cekiyor-8346</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehri-fotograf-sanatcilarinin-ilgisini-cekiyor-8346</guid>
                <description><![CDATA[Yılın dokuz ayı kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti, tarihi kalıntılarının yanı sıra doğal güzelliğiyle, amatör ve profesyonel fotoğrafçının akınına uğruyor. Stratonikeia Antik Kenti, yıl boyunca çok sayıda yerli ve yabancı fotoğrafçıyı ağırlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi’nde bulunan ve tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Stratonikeia Antik Kenti, yılın her günü yerli ve yabancı misafirlerini ağırlıyor. Turistlerin yanı sıra fotoğraf tutkunlarının da ilgi gösterdiği kentte, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden kalan yapılarla bölgenin doğal güzelliklerini ölümsüzleştirebilmek için adeta birbirleriyle yarışıyor.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kentin tanıtılmasında “fotoğrafçı” faktörü <o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Belediye Başkan Yardımcısı Tarcan Oğuz, muhabirimize yaptığı açıklamada, Stratonikeia’nın dünyanın en büyük beyaz mermer kenti olarak kabul edilen siyasi bir merkez olduğunu belirterek, 3 bin 500 yıllık kentin önemli bir cazibe merkezi olduğunu söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra kentin doğal yapısının fotoğraf sanatçılarının da ilgisini çektiğini kaydeden Oğuz, “Özellikle Marmaris ve Bodrum ilçelerindeki fotoğraf sanatçıları ilçemize gelerek bol bol fotoğraf çekmektedir. Bu fotoğraflarla daha sonra Yatağan Belediyesiyle birlikte müşterek fotoğraf sergisi açılması planlanmaktadır. Bu arkadaşlarımızın çalışmaları, Stratonikeia’nın zenginliklerini ve tarihi güzelliklerini tanıtması açısından çok önemlidir. Arkadaşlarımız turist rehberi gibi çalışmaktadır. Bu özverili çalışmalarından dolayı kendilerini kutluyorum” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Dünyada benzeri yok<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt, bugüne kadar yapılan kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmalarıyla, 8 farklı medeniyetin kalıntılarına ulaşıldığını ve bu eserlerin ekipler tarafından restore edildiğini belirtti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Antik dönemden günümüze yapıların bir bütün olarak korunduğu başka bir kentin bulunmadığının altını çizen Söğüt, “Kentin her bir köşesinde farklı bir medeniyetin izine rastlamak mümkün. Bu nedenle kente olan ilgi gün geçtikçe artıyor. Kente gelen amatör ve profesyonel fotoğrafçılar, saatlerce çeşitli açılardan tarihi yapıları fotoğraflıyor. Öte yandan kent, dört mevsim ayrı güzellileri bünyesinde barındırıyor. Bu nedenle fotoğrafçılar, yılın farklı dönemlerinde kente tekrar gelerek fotoğraf çalışmaları yapıyorlar” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Söğüt, düğün ve nişan yapan çiftlerin kente gelerek çekimler yaptığını da belirterek, “Kentin bu şekilde ilgi görüyor olması bizim ve şehrimiz için çok önemli. Kentin tanıtımıyla ilgi giderek daha da artıyor. Fotoğrafçılar da bunun en önemli parçası. Onları kentimizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Fotoğrafçılar kente her gelişinde hayran kalıyor<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Marmaris Fotoğraf Dostları Derneği (MARFOD) Yönetim Kurulu Başkanı Koray Ürkmez ise, Stratonikeia’daki tarihi zenginlik nedeniyle belirli bir döneme ait fotoğraf çalışması yapmak isteyen fotoğrafçıların, istediği her dönemden izlerin kentte mevcut olduğunu ifade etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kente her gelişlerinde farklı şeyler öğrenerek yeni yerler keşfettiklerini belirten Ürkmez, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Stratonikeia, fotoğrafçılar için bulunmaz bir stüdyo. Yılın her mevsiminde çok güzel. Buraya her gelişimizde hayran kalıyoruz. Fotoğrafçı arkadaşlarımızla birlikte zaman zaman buraya fotoğraf safarileri düzenliyoruz. Burası sadece fotoğrafçıların değil, herkesin görmesi gereken bir yer.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Feb 2017 12:37:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/gladyatorler_sehri_fotograf_sanatcilarinin_ilgisini_cekiyor_h8346.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batuhan Öztemel&#039;in kesin ölüm nedeni açıklandı</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/batuhan-oztemelin-kesin-olum-nedeni-aciklandi-7854</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/batuhan-oztemelin-kesin-olum-nedeni-aciklandi-7854</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde, evinde ölü bulunan 17 yaşındaki Batuhan Öztemel’in karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ölümünün gerçekleştiği belirlendi. Oğlunun ölümünün ardından acısının her gün artarak devam ettiğini söyleyen anne Hümayun Öztemel, “Oğlumuzun neden öldüğü hakkında her gün farklı bir dedikodu kulağımıza geliyordu. Kesin ölüm raporu gelene kadar, dedikodular oğlumu her gün bir kez daha öldürdü." dedi.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan ilçesine bağlı Turgut Mahallesi’nde yaşayan İsmail ve Hümayun Öztemel, çocukları Batuhan(17) ile Hurşide’yi(21) sabah yataklarında hareketsiz buldu. Olay yerine çağrılan 112 acil servis ekiplerince Batuhan Öztemel'in hayatını kaybettiği belirlendi. Hurşide Öztemel ise hastanede tedavi altına alındı.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gıda zehirlenmesinden şüphelenilen Batuhan’ın cesedi, otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’ne gönderildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yapılan incelemelerin ardından hazırlanan otopsi raporu ailesine ulaştırılırken, raporda Batuhan’ın karbonmonoksit zehirlenmesinden dolayı öldüğünü tespit etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>“Olayın ardından çıkan dedikodular bizi çok sarstı”</strong><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Olayın yaşandığı gün olanları AA muhabirine anlatan anne Hümayun Öztemel, alt kattaki çocuklarının odasına gittiğinde, iki çocuğunun da hareketsiz yattığını, hemen baba İsmail Öztemel’e seslenerek çocuklarına kalp masajı yapmaya çalıştığını söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Anne Öztemel, kızının kalp masajının ardından nefes alıp verdiğini fakat oğlunun buz gibi olduğunu hissettiğini belirterek, “‘Gözünüzü açın yavrularım’ diye bağırdım. Derken babası seslerimi duydu ve ne olduğunu sordu. ‘Çocuklarımız ölmüş’ dedim. Ben 112’yi aramaya çalıştım ama beceremedim, babası aradı. Sonrasında jandarma ve insanlar geldi. O an benim için çok acıydı.” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Oğlunun tek bir hayali olduğunu, onun da yaşını doldurduktan sonra askere giderek şehadete ulaşmak olduğunu aktaran anne Öztemel, oğlunun ölümünün ardından son kullandığı çorap ile peçeteyi yanından bir an olsun ayırmadığını kaydederek, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Oğlumuzun öldüğünü kızımız 6 gün sonra hastanede tedavi görürken öğrendi. Öğrendiğinde büyük bir çöküntüye düştü. Olayın ardından çıkan dedikodular bizi çok sarstı. Sağlığımız bozuldu. Oğlumuzun neden öldüğü hakkında her gün farklı bir dedikodu kulağımıza geliyordu. Kesin ölüm raporu gelene kadar, dedikodular oğlumu her gün bir kez daha öldürdü.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong>“Bu rapor, çocuğumuzu temize çıkaracak”</strong><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Baba Öztemel ise, olayın ardından soruşturma kapsamında kendilerine akşam ne yediklerinin sorulduğunu, balık ve börülce yediklerini fakat oğullarının sadece balık yediğini söylediğini aktardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yedikleri gıdalardan alınan numunelerin temiz çıkmasıyla, “Çocuğumuzun ölüm sebebi neydi” sorusunun kafalarını tırmaladığını anlatan baba Öztemel, “Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünde yapılan otopsinin ardından İzmir Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesince yapılan analizin raporunda, kanda alkol, uyuşturucu madde ve ilaç bulunmadığı, fakat yüzde 69 oranında karbonmonoksite rastlanıldığı yazıyor. Bu rapor ile birlikte oğlumuzun karbonmonoksit zehirlenmesinden dolayı öldüğünü öğrendik” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Öztemel, olayın ardından basında söylemlerinin çarpıtılarak balıkçı esnafının mağdur edildiğini ve vatandaşlar tarafından sosyal medyada ve sokakta oğulları hakkında çeşitli dedikodular üretildiğini belirterek, şöyle konuştu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Arkasından bir sürü dedikodu yapıldı. Yok bonzai içmiş, yok uyuşturucu içmiş, yok enerji içeceği içmiş dediler. Çocuğun günahını aldılar. Bu rapor, çocuğumuzu temize çıkaracak.&#160;Benim yaşadığım acıyı arkasından laf edenler de yaşasın ki, evlat acısının nasıl bir duygu olduğunu onlar da tatsın.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Apr 2016 12:45:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/batuhan_oztemelin_kesin_olum_nedeni_aciklandi_h7854.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gıda zehirlenmesi şüphesi, balık esnafını vurdu</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/gida-zehirlenmesi-suphesi-balik-esnafini-vurdu-7701</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/gida-zehirlenmesi-suphesi-balik-esnafini-vurdu-7701</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde, bir kişinin balıktan zehirlenme şüphesiyle ölmesi, ilçedeki balık esnafını vurdu. Yatağan Kaymakamlığı, gıda zehirlenmesi şüphesiyle bir kişinin ölümünün ardından yapılan incelemede, ölüm olayının gıda zehirlenmesinden kaynaklanmadığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan ilçesine bağlı Turgut Mahallesi’nde, gıda zehirlenmesi şüphesiyle bir gencin yaşamını yitirmesi, ablasının ise tedavi altına alınması ile ilgili olayın ardından Yatağan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilerinin, olayın meydana geldiği evden aldıkları numunelerin analiz sonuçları açıklandı.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan Kaymakamı Gökay Özkan, konuyla ilgili olarak muhabirimize yaptığı açıklamada, 28 Ocak’ta İsmail ve Hümayun Öztemel’in oğulları Batuhan Öztemel’in gıda zehirlenmesi şüphesiyle yaşamını yitirdiğini, ablası Hurşide Öztemel’in ise hastanede tedavi altına alındığını hatırlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, yetkililerin ailenin olay öncesinde yedikleri besinlerden numuneler alarak analize gönderdiğini belirten Özkan, “Ailenin o akşam yediği börülce konservesi ve balık yemeğinin numunelerinde yapılan analizlerde, gıda zehirlenmesine sebep olacak her hangi bir bulguya rastlanmadı. Batuhan’ın kesin ölüm nedeni ise, kesin otopsi raporlarının açıklanmasının ardından belli olacak. Bizlere bildirilen raporla birlikte, vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla balık tüketebilir” diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Balıkçı esnafı, satamadıkları balığı çöpe döküyor</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaşanan olayın ardından ilçede yaşayan vatandaşların balığa ön yargılı davranması nedeniyle balık satışları düştü. Zehirlenme şüphesinden bir kişi yaşamını yitirmeden önce ilçede haftada yaklaşık 2 ton balık tüketildiği öğrenilirken, olayın ardından bazı balıkçılar satamadıkları balığı çöpe döktü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan’da 21 yıldır günlük balık satışı yapan Ufuk Yavaş, Turgut Mahallesi’nde yaşanan olayın işlerini olumsuz etkilediğini söyledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yavaş, ilçe merkezinin yanı sıra özel araçla mahallelere giderek de satış yaptıklarını belirterek, “İnsanlarımızda oluşan önyargıdan dolayı ‘balık almıyoruz, zehirleniriz’ diye tepkiler oluştu. Onun için gittiğimiz yerlerdeki masrafımız, kârımızdan daha fazla oluyor” dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlçedeki diğer balıkçıların da benzer sorunlarla karşılaştığını anlatan Yavaş, “Hiçbir şekilde bu işin üstesinden gelemiyoruz. Bu gidişle kepenk kapatacağız. Her gün zarar etmekten hiçbir şey yapamıyorum. Borcumuz, derdimiz var bizim. Biz zarar ettikten sonra bu sektörün bir anlamı kalmaz. Bu konuda bize yardımcı olunmasını istiyoruz. Balıktan böyle bir olayın yaşanmayacağının açıklanmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Olayın ardından satış için getirdikleri 150 kasa balığı, satış olmadığı için çöpe attıklarını ifade eden balıkçı Mehmet Yalçın ise, basında ve kamuoyunda ölen gencin, akşam yemeğinde hamsi yemesi nedeniyle öldüğünün yayılmasının ardından insanların akıllarında ‘balık zehirler’ diye bir söylemin yer ettiğini vurguladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Balık zehirlenmesinin bir insanı öldüremeyeceğini , en fazla ishal ve kusmaya sebep olabileceğini savunan Yalçın, “Taze balığın yanında yoğurt bile yiyebilirsiniz. Biz buraya her hafta günlük balık getiriyoruz. Ege Bölgesi’nin en taze balığını Yatağan yiyor. İki haftadan beri mağduruz. Getirdiğimiz balığı çöpe atıyoruz. Balık zehirlenmesi diye haber yapmışlar ama balıkla hiçbir alakası yok” ifadesinde bulundu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yalçın, balıkçılık sektöründe 100 elemanla birlikte çalıştıklarını ve aileleriyle birlikte bu işten yaklaşık 300 kişinin ekmek yediğini belirterek, şunları söyledi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bu aile balığı hep birlikte balığı yiyor, iki kişisi zehirleniyor, bir tanesi ölüyor, diğeri hastaneye kaldırılıyor. Geri kalanlarda hiçbir şey yok. Biz o gün burada 10 ton hamsi sattık. Koskoca Yatağan’da hamsi giren 500 haneden sadece bir kişiye mi denk geldi. Ölene Allah rahmet eylesin ama bunun balıkla alakası yok.”<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Feb 2016 18:26:49 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/gida_zehirlenmesi_suphesi_balik_esnafini_vurdu_h7701.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihe tanıklık eden zeytin ağaçları, parkta sergilenecek</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tarihe-taniklik-eden-zeytin-agaclari-parkta-sergilenecek-7530</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tarihe-taniklik-eden-zeytin-agaclari-parkta-sergilenecek-7530</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde istimlak edilen mahallenin çevresinde bulunan ve yaşları 2 bin yıla varan zeytin ağaçları, kömür sahasının yakınında olması nedeniyle zarar görebileceği ihtimali üzerine Yatağan Belediyesi tarafından hazırlanan yeni park alanına taşındı. Parka taşınan zeytin ağaçları, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ziyaretçilerine sergilenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 12px;">&#160;<span style="line-height: 115%;">Muğla-Aydın karayolu kenarında yapımı süren yeni park alanı için çalışmalarını sürdüren Yatağan Belediyesi, bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytinciliği bu parkta sergilemek amacıyla, bölgedeki en eski zeytin ağaçlarını parka taşımaya karar verdi.</span>  </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">Altındaki kömür rezervi nedeniyle yaklaşık 3 yıl önce istimlak edilen Yeşilbağcılar Mahallesi’nin çevresinde yapılan yaş tespiti çalışmaları sırasında, bölgedeki 11 ağacın yaşlarının bin 500 ile 2 bin olduğu belirlendi. Bunun ardından harekete geçen belediye ekipleri, Yatağan Termik Enerji Üretim AŞ ekiplerinin de desteğiyle, ağaçları bulunduğu yerden sökerek, yaklaşık 6 kilometre uzaklıktaki park sahasında getirdi ve ağaçları bundan sonra yaşamlarını sürdüreceği yeni topraklarına kavuşturdu.</span></span><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">Konuyla ilgili olarak muhabirimize yaptığı açıklamalarda bulunan Yatağan Belediye Başkanı Hasan Haşmet Işık, yaşları 2 bine varan zeytin ağaçlarını, zarar görmemesi, korunması ve daha da uzun seneler boyunca vatandaşlara hizmet vermesi için oluşturulan park alanına dikildiğini söyledi.</span></span><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">Zeytin dalının barışı temsil ettiğine işaret eden Işık, zeytin ağaçlarının kendileri için çok önemli olduğunu belirterek, “Bunların yabana gitmemesi, odun yapılmaması ve vatandaşlarımız için güzel bir görüntü oluşturması açısından güzel bir işlem olacağına inanıyorum. Bu kapsamda zeytinlerimizi oradan sökerek, buraya getirmekteyiz” şeklinde konuştu.</span></span><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">Zeytin ağaçlarının sökülmesi, taşınması ve park alanına dikilmesi sırasında emeği geçen başta Yatağan Termik Enerji Üretim AŞ Maden Şubesi İşletme Müdürü Yüksel Akın olmak üzere herkese teşekkür eden Işık, şunları söyledi:</span></span><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">“Zor bir çalışma olmakta fakat iyi bir şekilde sürmektedir. Bu zeytinlerimizi korumaya kararlıyız. Bu parktan ziyade başka parklarda da bu yetişkin zeytinleri korumak, vatandaşlarımıza daha çok hizmet etmek ve Yatağan’da devam etmekte olan barışın sürmesi amacıyla, bu parkı zeytinlerle donatacağız. Özellikle bin 500 ve 2 bin yıllık ağaçlarımız var. Bu ağaçların buraya dikilmesi, vatandaşlarımızın da büyük beğenisini kazanmıştır.”</span></span><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%"><o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Nov 2015 14:04:58 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/tarihe_taniklik_eden_zeytin_agaclari_parkta_sergilenecek_h7530.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendisini eve bırakan kaymakama yol parası vermek istedi</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kendisini-eve-birakan-kaymakama-yol-parasi-vermek-istedi-7528</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kendisini-eve-birakan-kaymakama-yol-parasi-vermek-istedi-7528</guid>
                <description><![CDATA[İncelemelerde bulunmak üzere devlet hastanesinde bulunan Yatağan Kaymakamı Gökay Özkan'ın makam aracına binen yaşlı kadın, yolculuk sırasında karşısındaki kişinin kaymakam olduğunu öğrendi. 76 yaşındaki kadın, yolun sonunda Kaymakam Özkan'a 10 lira yol parası uzattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan Devlet Hastanesindeki incelemelerinin ardından makam aracına binmeye hazırlanan Kaymakam Gökay Özkan'ın yanına yaklaşan 76 yaşındaki Bedire Sarıkaya, Özkan'dan kendisini ilçe merkezine bırakmasını istedi.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aracına bindiği kişinin kaymakam olduğunu bilmeyen Sarıkaya, yol boyunca, sağlık sorunlarından bahsetti. Sarıkaya, konuşma ilerledikçe, aracına bindiği kişinin ilçenin kaymakamı olduğunu fark etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kaymakam Özkan, yaşlı kadını ilçe merkezi yerine 19 kilometre uzaklıktaki Kadıköy'deki evine kadar bıraktı. Sarıkaya, araçtan inmeye hazırlandığı sırada yol parası olarak Kaymakam Özkan'a 10 lira uzattı. Kadının teklifiyle şaşıran Kaymakam Özkan, parayı kabul etmeyerek yaşlı kadınla vedalaştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>"Şimdi nerede o oğlan?"<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">Bedire Sarıkaya, muhabirimize yaptığı açıklamada, diyabet rahatsızlığı yüzünden yürümekte güçlük çektiğini, kontrol için gittiği hastanede dönüş için Allah'tan karşısına birisini çıkarmasını dilediğini anlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hastaneden çıktığında bekleyen aracın şoföründen kendisini eczaneye kadar götürmesini istediğini kaydeden Sarıkaya, bu sırada yanlarına gelen kişinin kendisini köye kadar götüreceğini söylediğini ifade etti. Sarıkaya, "(Köyde işleriniz yoksa ben köye gitmek için araba bulurum) dedim. O da köyde işlerinin olduğunu söyledi. Arabada sohbet ettiğimiz sırada onun kaymakam olduğunu öğrendim" dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarıkaya, sohbet ettikleri ana kadar karşısındaki kişinin kaymakam olduğunu bilmediğini de belirterek, "Arabadan inerken yanımda 10 lira vardı, vermek istedim, kabul etmedi. Şimdi nerede o oğlan? Oturduğu yeri bilsem, ona azıcık zeytin yapsam. Yatağan'da oturduğunu söyledi. Kendisini ilk fırsatta ziyaret etmek istiyorum" diye konuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kaymakam Gökay Özkan da kadının teklifinin kendisini şaşırttığını, ardından gülümseyerek bu teklifi reddettiğini anlattı. Özkan, Sarıkaya'nın sıcakkanlı ve masum tavırlarından çok etkilendiğini dile getirerek, "Kendisiyle bir kez daha görüşmek için fırsat oluşturacağız" dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kadıköy Mahallesi Muhtarı Erdoğan Şahin ise makam aracının durmasının ardından içinden Bedire Sarıkaya'nın indiğini gördüğünde büyük şaşkınlık yaşadığını dile getirdi.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Nov 2015 12:55:24 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/kendisini_eve_birakan_kaymakama_yol_parasi_vermek_istedi_h7528.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Gladyatörler Şehri&#039;nin son bakır ustası baba mesleğini sürdürüyor</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehrinin-son-bakir-ustasi-baba-meslegini-surduruyor-7506</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/gladyatorler-sehrinin-son-bakir-ustasi-baba-meslegini-surduruyor-7506</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçesinde bakırcılık yapan Mehmet Çetiner unutulmaya yüz tutmuş baba mesleğini 2 bin 500 yıllık Stratonikeia Antik Kenti'ndeki tarihi binada sürdürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">&#160;</span></span><a class="keyword" href="http://www.haberler.com/yatagan/" title="Yatağan Haberleri" style="font-family: Roboto, sans-serif; font-size: 16px; line-height: 24px; text-decoration: none; color: rgb(51, 51, 51) !important; cursor: pointer !important; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Yatağan</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;"><span style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px;">&#160;</span><span style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px;">ilçesine bağlı Eskihisar Mahallesi'nde bulunan ve "Gladyatörler Şehri"&#160;olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti'nde baba mesleği olan&#160;bakır dövme ve işlemesi yapan 53 yaşındaki&#160;Çetiner, artık yeni ustalar&#160;yetişmemesine rağmen işine tutkuyla sarılıyor.</span></span></span>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bakırcılık mesleğine, 7 yaşındayken babasının yanında başladığını anlatan&#160;Çetiner, muhabirimize yaptığı açıklamada, daha sonra&#160;Yatağan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde&#160;</span></span><a class="keyword" href="http://www.haberler.com/memur/" title="memur Haberleri" style="text-decoration: none; color: rgb(51, 51, 51) !important; cursor: pointer !important; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">memur</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">&#160;olarak çalışmaya başlaması nedeniyle bu işe ara verdiğini söyledi.</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Emekli olduktan sonra 2008 yılında tekrar baba mesleğine geri döndüğünü dile getiren Çetiner, yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr.</span></span><a class="keyword" href="http://www.haberler.com/bilal-sogut/" title="Bilal Söğüt Haberleri" style="text-decoration: none; color: rgb(51, 51, 51) !important; cursor: pointer !important; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Bilal Söğüt</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">'ün&#160;teşvikiyle, mesleğini antik kentte tarihi bir binada&#160;sürdürdüğünü kaydetti.</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">"Mesleği 2 bin 500 yıllık antik&#160;kentte canlandıracağım"</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Çetiner, giderek azalan bakır ustaları nedeniyle unutulmaya yüz tutan bu&#160;mesleği 2 bin 500 yıllık antik kentte canlandırmayı hedeflediğini anlatarak, "Bakırcılığın geleceğinden endişe ediyorum. Yeni yetişen ustalar da yok. Oysa bakır tencerede yemek yedikten sonra, bakırda pişen yemeklerin ne kadar lezzetli olduğunu görenler, bakırdan ayrılamıyor. Şu dönemlerde, bakır kullanımının arttığını gözlemliyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Yeni yetişen ustaların olması için bakıra&#160;talebinin artması gerekiyor" şeklinde konuştu.</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Antik kente gelen turistlerin&#160;bakırla çok ilgili olduğuna işaret eden Çetiner, "Bu da beni çok sevindiriyor. Gelen müşteri profili gerçekten benim emeğimi görüyor ve pazarlık dahi yapmıyor. Bu da benim için memnuniyet verici bir durum" dedi.</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">"İlçede başka usta kalmadı"</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Çetiner, 5 metrekarelik dükkanında bakırdan cezve, tencere, şekerlik, ibrik, su tası gibi ürünler yapıp sattığını belirterek, şöyle devam etti:</span></span></p>
<p style="margin: 0px 0px 18px; padding: 0px; border: 0px; font-size: 16px; vertical-align: baseline; font-family: Roboto, sans-serif; float: none; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 24px; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">"Yatağan'da benden başka bakır işleme ustası yok.&#160;</span></span><a class="keyword" href="http://www.haberler.com/mugla/" title="Muğla Haberleri" style="text-decoration: none; color: rgb(51, 51, 51) !important; cursor: pointer !important; font-stretch: normal !important;"><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">Muğla</span></span></a><span style="font-size: 12px;"><span style="font-family: Arial;">'nın Kavaklıdere ilçesinde var ama orada da yeni ustalar yetişmiyor. Ömrüm yettiği kadar bu mesleği burada devam ettirmeye çalışacağım. Ekonomik beklentim çok değil. Olduğu kadarıyla, bize yetiyor. Gelen yabancı misafirlere burayı tanıtmak ve burada çalışmak hoşuma gidiyor.&#160;Stratonikeia'da yaşamak gerçekten güzel."</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Nov 2015 14:32:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/gladyatorler_sehrinin_son_bakir_ustasi_baba_meslegini_surduruyor_h7506.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beton sahada hazırlanıp, çim sahada şampiyon oluyorlar</title>
                <category>Özel Haber</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/beton-sahada-hazirlanip-cim-sahada-sampiyon-oluyorlar-6966</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/beton-sahada-hazirlanip-cim-sahada-sampiyon-oluyorlar-6966</guid>
                <description><![CDATA[2014 yılında Zonguldak'ta düzenlenen Okul Sporları Yıldız Erkekler Çim Hokey Turnuvası'nı şampiyon tamamlayan Yatağan Bozüyük Ayser-Kazım Eren Ortaokulu takımı, aynı başarıyı bu yıl da tekrarlamak için müsabakalarına beton sahada hazırlanmaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Yatağan ilçesine bağlı Bozüyük Mahallesi’ndeki Ayser-Kazım Eren Ortaokulu’nun, çim hokeyine meraklı Beden Eğitimi Öğretmeni Mahmut İmren tarafından, 2011 yılında okul öğrencilerinden kurulan yıldız erkek çim hokeyi takımı, bu spor için uygun alan bulunamaması nedeniyle okul bahçesindeki beton sahayı, antrenman alanı olarak kullanıyor.
<p class="MsoNormal">12 kişiden oluşan takım, 2014 yılında il ve bölge birinciliklerinin arından, Zonguldak'ta düzenlenen Okul Sporları Yıldız Erkekler Çim Hokey Turnuvası'nda Türkiye şampiyonluğunu elde etti. Kolej ve özel okulların çim hokeyi takımlarına karşı Zonguldak’ta kazanılan başarı, Yatağan ve Muğla’da büyük bir sevinç yaratırken, dönemin Muğla Valisi Mustafa Hakan Güvençer, okulu ziyaret ederek çim hokeyi sahası kurulması sözünü verdi.</p>
<p class="MsoNormal">Henüz çim hokey sahasına kavuşamadıklarını belirten Antrenör İmren, muhabirimize yaptığı açıklamada, 30-31 Mart 2015 tarihlerinde Muğla’da düzenlenecek olan il birinciliği müsabakaları için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.</p>
<p class="MsoNormal">74 öğrencinin öğrenim gördüğü ortaokulunda, 8 as ve 4 yedek çim hokeyi oyuncusu bulmak için büyük bir çaba harcadıklarını belirten İmren, 3 yıllık bir çalışmanın ardından Türkiye’nin önde gelen çim hokeyi takımlarına kafa tutan bir takım oluşturduklarını belirterek, “Karşılaştığımız takımların birçoğunun antrenörü milli takımlarda görev yapmış isimlerdi. Oyuncuların bazıları ise lisanslı olarak bu sporu yapıyorlardı. Fakat inançlı çalışmalarımız neticesinde 2014 yılında Türkiye şampiyonu olduk” dedi.</p>
<p class="MsoNormal">Şampiyon takımın neredeyse tamamının mezun olması nedeniyle, altyapıdan yetiştirdikleri sporcuları takıma monte ettiklerini ifade eden İmren, “Bu yıl takımımızın tamamı, 5. ve 6. sınıf öğrencilerinden oluşuyor. Çim hokeyine yeni başlamalarına rağmen iddialılar ve önümüzdeki yıllar içerisinde iddialarının artacağını düşünüyorum. Çünkü bu yıl için fizik kapasiteleri yetersiz. Ama önümüzdeki yıllarda, ağabeylerini aratmayacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p class="MsoNormal">Takımın kurulduğu dönemde kendi imkanlarıyla temin ettikleri spor malzemeleri ile her türlü hava koşulunda beton sahada çim hokeyi müsabakalarına hazırlandıklarını fakat elde edilen başarıların ardından sadece ekipman desteği alabildiklerinin altını çizen İmren, “Maddi imkanlarımız biraz düzeldi. Başarımızdan dolayı, Türkiye Hokey Federasyonu'ndan hokey malzemeleri geldi. Aynı şekilde Yatağan Belediyesi de ihtiyaçlarımızı karşıladı. Tek sorunumuz olumsuz hava koşulları. Hava koşulları, bizim antrenmanlarımızı etkiliyor” ifadelerinde bulundu.</p>
<p class="MsoNormal">İmren, 2015 yılı Okul Sporları Yıldız Erkekler Çim Hokey Turnuvası için hazırlıklarının sürdüğünü söyleyerek, şöyle konuştu:</p>
<p class="MsoNormal">“Tüm bunlara rağmen antrenmanlarımızı yapmamız gerekiyor. Bir misyonumuz var. Türkiye şampiyonluğu misyonunu korumamız gerekiyor. Ben ve çocuklarımızın bunu yapması gerekiyor. Hava koşulları elverdiği sürece de çalışmalarımıza devam ediyoruz.”</p>
<p class="MsoNormal">Okul Müdürü Hakan Karatop ise, Antrenör Mahmut İmren yönetimindeki çim hokeyi takımının başarılarıyla gurur duyduklarını ve aynı başarıyı bu yıl da tekrar ederek okullarının adlarını Türkiye’ye duyuracaklarına inançlarının tam olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2015 18:53:29 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/beton_sahada_hazirlanip_cim_sahada_sampiyon_oluyorlar_h6966.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
