<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Demeç Gazetesi</title>
        <link>https://www.demecgazetesi.com/</link>
        <description>Demeç Gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Yatağan’da 47 yıl sonra CHP’li olmayan ilk başkan, 3. kuşak Toksöz</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganda-47-yil-sonra-chpli-olmayan-ilk-baskan-3-kusak-toksoz-9941</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganda-47-yil-sonra-chpli-olmayan-ilk-baskan-3-kusak-toksoz-9941</guid>
                <description><![CDATA[Mustafa Toksöz, Cumhur İttifakı’nın AK Partili Yatağan Belediye Başkanı. Dedelerinden Ahmet Toksöz, 1944 - 1946 yıllarında Yatağan’ın ilk Belediye Başkanı olmuş. Amcası Ünal Toksöz de, 1968’de yine Adalet Partisi’nden seçilmiş. Mustafa Toksöz, 1972’den bu yana CHP’li başkanlar tarafından yönetilen Yatağan’da tam 47 yıl sonra belediye başkanı oldu. Toksöz’e göre, seçilmesinde, geçmişte atalarının yaptığı hizmetlerin de etkisi var. Yatağan’da hizmet verilmediğini, yolu olmayan köylerin olduğunu söylüyor. Asfalt fabrikası kurmak, fakültenin açılmasının hemen ardından öğrenci yurtları yapmak, şehrin kangren yarası olarak bilinen İnönü Bulvarı’nı cazibe merkezi haline getirmek, Yatağan’ı sanayi şehrinden turizm şehri statüsüne taşımak başlıca hedeflerinden. Toksöz’ün sporla ilgili çarpıcı açıklamaları da oldu, BAL’da mücadele eden Yatağanspor’u profesyonel liglere taşımak istediğini söyledi, Akhisar’ın yaptığını biz neden yapmayalım? dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yatağan'ın AK Partili Belediye Başkanı Makine Mühendisi Mustafa Toksöz'le, ilçenin sorunlarını ve çözüm yollarını konuştuk.</p>

<p>-Size göre, Yatağanlılar neden sizi seçti?</p>

<p>Toksöz: Hizmet geleceğine inandıkları için bizi tercih ettiler, inandılar. Onların güvenini boşa çıkarmayacağız. Yılların birikimi var. İnsanlar particilik mi, hizmet mi noktasında hizmeti tercih etti. Milas ve Bodrum gibi CHP'nin güçlü olduğu ilçelerin tam ortasındayız. Yapacağımız hizmetlerle örnek olabiliriz.</p>

<p>-Yeni bir belediye başkanı olarak size göre ilçenin en önemli sorunları nelerdir?</p>

<p>Toksöz: Artık mahalle statüsünde olan köylerde yol yok, altyapı yok, düğün salonları, çocuklar için sosyal tesisler, parklar yok. Merkezde de altyapı, temizlik ev bakım düzgün yapılmamış, bazı mahallelere hizmet gitmemiş. Her yer toz toprak içinde. Çok büyük hizmet eksiği var. Düşünebiliyor musunuz, asma tahta köprü ile ulaşımın sağlandığı köyler var.</p>

<p>-Ne yapacaksınız peki?</p>

<p>Toksöz: İlk önce yol sorunu çözmek için asfalt fabrikası kuracağız. Böylece ilçenin en ücra köylerinin bile yol sorununu çözeceğiz. Geçmişte günü kurtarmak için hizmet yapılmış, biz kalıcı ve çözüm olan hizmetler üreteceğiz.</p>

<p>-İlçe merkezinde İnönü Bulvarı sorunu var.</p>

<p>Toksöz: Bulvarı cazibe merkezi haline getirmek istiyoruz. Karayolları ile ortak proje yapacağız. İsteyen ilçede durmadan geçiş yapacak, isteyen vakit geçirmek için aracını parkedip ilçemizi görüp gezebilecek. Otogar kavşağına da battı – çıktı yaparak ilçenin en önemli sorunlarından olan İnönü Bulvarı sorununu bu şekilde çözeceğiz. Bu proje adeta prestij projesi olacak ve Yatağan'ı değiştirecek. Zaman zaman konuşulsa da çevre yolu projemiz yok. Çevre yolu Yatağan'ı öldürür.</p>

<p>-Şehrin ekonomisi de durgun. Bu konudaki ilk çalışmalarınız nasıl olacak?</p>

<p>Toksöz: Fakülte binası bitmek üzere. Yaklaşık 2 bin öğrenci ilçede okuyacak. Bu yıla yetişmez ama, öğrenci yurtlarının yapılmasını sağlayacağız. Öğrencilerin ilçemizde vakit geçirebileceği alanlar ve mekanlar oluşturacağız. Yurtlar yapılıncaya kadar alternatif çözümler bulacağız. Yeni hastane yanına bazı kamu kurumları için de binalar yaparak bölgeyi canlandıracağız, mesire alanları yaparak yaşanabilir duruma getireceğiz.</p>

<p>-Turizm konusunda projeniz var mı, varsa nelerdir?</p>

<p>Toksöz: Stratonikeia ve Lagina antik kentleri ilçemizde. Stratonikeia, Efes'ten sonra ikinci büyük antik kent. Her iki antik kente de ABD'den ayin yapmak için gelmek isteyenler var. Türkiye'de 12 ay kazı yapılan 2 antik kent de Yatağan'da. Antik kentler sayesinde Yatağan'ı sanayi şehri statüsünden turizm kenti statüsüne taşıyacağız. Bu sayede hem turizmden kazanacağız, hem de İller Bankası'ndan daha fazla pay alacağız. Şu anda İller Bankası'ndan aldığımız para sadece maaş ödemelerini karşılıyor. Hizmet için yeni kaynaklar bulacağız.</p>

<p>-Yatağanspor'un durumu ne olacak ya da Yatağan'da spor?</p>

<p>Toksöz: Yatağanspor BAL'da mücadele ediyor. Göreve geldiğimizde çok kötü durumdaydı. Seçimlerden önce destek olmaya başladık. Daha iyi yerlere gelmesi için destek devam edecek. Yeni stat ve spor tesisleri projelerimiz var. Hem altyapıdan futbolcu yetiştirmek hem de Yatağanspor'u profesyonel liglere taşımak istiyoruz. Akhisar'ın başardığını biz neden başarmayalım. Bunun için sporun içinden gelen insanlardan yönetim oluşmasını sağlayacağız. Belediye Başkanıyım diye her yere başkan olmam. Yatağanspor başkanı olmayacağım, destek olacağım. İlçenin Yatağanspor'dan başka sosyal faaliyeti yok.</p>

<p>-Bildiğim kadarıyla Toksöz ailesinden üçüncü kuşak başkansınız...</p>

<p>Toksöz: Dedemin amcaoğlu Ahmet Toksöz, Yatağan'ın ilk belediye olduğu yıl 1944'te ilk belediye başkanı seçilmiş, 1946'da uzman doktor olunca bırakmış. Ardından amcam Ünal Toksöz 1968'de Adalet Partisi'nde seçilmiş ve 1972'ye kadar görev yapmış. O zamandan bugüne kadar Yatağan'ı hep CHP'li Başkanlar yönetti, şimdi de bana kısmet oldu. Bugün insanların bana inanmasında atalarımın yaptığı hizmetlerin de etkisi olduğunu düşünüyorum. İyi miras bıraktılar bu konuda. Ben de onlar gibi, hizmet anlamında iyi miras bırakmak istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2019 10:45:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/05/yatagan-da-47-yil-sonra-chp-li-olmayan-ilk-baskan-3-kusak-toksoz_b8763.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekin: “Her şey Yatağanımız ve geleceğimiz için”</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tekin-her-sey-yataganimiz-ve-gelecegimiz-icin-9827</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tekin-her-sey-yataganimiz-ve-gelecegimiz-icin-9827</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Yatağan Başkanı Ali Tekin, bugüne kadar yaptıkları ve yapmayı planladıkları hizmetleri Yatağan Demeç Gazetesi’ne anlattı. Tekin, AK Parti Yatağan Belediye Başkan Adayı Mustafa Toksöz’ün her projesine kefil olduklarını ve hayata geçirilmesi için azami ölçüde gayret göstereceklerini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Yatağan Başkanı Ali Tekin, bugüne kadar yaptıkları ve yapmayı planladıkları hizmetleri Yatağan Demeç Gazetesi’ne anlattı.</p>

<p>Burak Alper Kuş: AK Parti’deki geçmişinizden bahseder misiniz?</p>

<p>Ali Tekin: AK Parti Yatağan Teşkilatı’nda 2011-2013 yıllarında başkan yardımcılığı görevi yürüttükten sonra, 2014 yılında ki kongrede teşkilatımız bize ilçe başkanlığı görevine layık gördü. Daha sonra 2017 yılındaki kurultayımızda delegelerimizin ve teşkilatımızın teveccühüyle yeniden bu göreve layık görüldüm.</p>

<p>B.A.K: İlçe başkanlığına seçilirken neyi hedeflemiştiniz, hayalleriniz ve projeleriniz neydi?</p>

<p>A.T: İlk kongremde 3 vaadim vardı. Bunlar yeni devlet hastanesi, inşaatının çok az kısmı tamamlanan meslek yüksekokulunun inşaatının bitirilmesi ve Yatağan-Milas karayolunun tamamlanmayan kısmını tamamlamaktı. Siyasete girdiğimde de babamın bir öğüdü vardı, “Siyasete giriyorsan Yatağan’a hizmetin olsun” demişti. Ben de bu doğrultuda “Bismillah” diyerek yola çıktım. Göreve gelir gelmez de bu projelerimi hayata geçirmek için mesai harcadık. Yoğun çalışmalarımız neticesinde bazı sıkıntılı durumları da aşarak meslek yüksekokulunun inşaatını tamamladık ve açılışını yaptık. Hastanemizin inşaatı da devam ediyor. Buranın da yılsonunda tamamlanması planlanıyor. Milas karayolu ise dört şerit olarak hizmete açıldı. Yaz mevsiminde ise sıcak asfaltı dökülecek.</p>

<p>B.A.K: Görev sürenizde ne gibi hizmetlerin yapılmasına katkı sağladınız, hangi projelerin hayata geçirilmesi için çalışmalara başladınız?</p>

<p>A.T: 5 yıllık görev süremde Yatağanımızın en önemli ihtiyaçları doğrultusunda hizmetler yaptık. Başta Yatağan Meslek Yüksek Okulunu, Anadolu Sağlık Meslek Lisesini, 100 kişilik öğrenci pansiyonunu, SGK hizmet binasını, 112 Acil Servis İstasyonunu, ilçemizin simgesi ve Yatağan Belediyesi’nin logosunda yer alan Demir Köprü’yü hizmete açtık. Hastane, Kadıköy göleti ve Milas karayolundaki çalışmalar devam etmektedir. Enerji ve Telekom alt yapı çalışmalarında girişimlerde bulunarak Yatağanımıza yatırım yapılmasına katkı sağladık. Bunun yanı sıra ilçemize gençlik merkezi, öğrenci yurdu, Cumhuriyet Ortaokulunun yıkılarak yeniden yapılması, yeni bir lise ve ortaokul yapılması için çalışmalarımız sürüyor.</p>

<p>B.A.K: Yatağan ile ilgili hayalleriniz nedir?</p>

<p>A.T: Göreve geldiğim günden beri en büyük hayalim, Muğla’nın giriş kapısı olan ilçemizin sadece sanayi şehri olarak değil aynı zamanda bir turizm ve öğrenci kenti olmasını da sağlamaktı. Gençlik ve Spor Bakanımızın ilçemize yaptığı ziyareti sırasında kendisinden 1000 kişilik öğrenci yurdu sözünü aldık. Böylece okulumuzda okuyacak 2 bin 500 öğrencinin barınma sorununu da çözüme kavuşturacağız. İlçemizdeki tarihi kentlerin turizme kazandırılması noktasında GEKA’ya sunulan 2 projeyle 5,5 milyon liralık bir bütçenin ilçemize kazandırılmasını sağladık. Kültür ve Turizm Bakanımızın Stratonikeia Antik Kenti’ne gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bakanımızla Yatağan’a yapılmasını çok arzu ettiğimiz&nbsp; müze konusunu ele aldık. Sayın bakanımızdan Stratonikeia&nbsp; ve Lagina için destek sözü aldık .Ayrıca ilçemizdeki antik kentlerin daha hızlı gün yüzüne çıkartılıp bölgemize gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler açısından farkındalık yaratılması, kazı çalışmalarının artması ve buraların daha çok ziyaretçiyi misafir edebilmesi için gereken desteği sağlayarak önemli bir turizm destinasyonu haline getireceğiz. Ayrıca Bozüyük Mahallesi güzergahına yapmayı planladığımız büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin birebir kopyasını yapıp müze haline getirilmesi ve çevresine yerleştireceğimiz otağ ve Yörük çadırları ile Yatağan’ı kültür turizminde marka şehir haline getirmeyi hedefliyoruz.</p>

<p>B.A.K: Mevcut belediyenin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p>A.T: Yatağan Belediye başkanımız Sayın Hasan Haşmet Işık 20 yıl belediye başkanlığı görevini yürüttü. Kendisine Yatağanımıza yaptığı hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyorum. Birkaç projemizin hayata geçirilmesi noktasında Yatağan Belediyesi’nin katkılarını gördük. Biz de ilçe merkezinin yollarının yapımında ve çöp konteynırlarının tedarikinde yardımcı olduk. Belediye başkanı bütçesi doğrultusunda ilçemize hizmet etmeye çalışmıştır, kendisine bundan sonraki yaşamında başarılar dilerim.</p>

<p>B.A.K: 5 yıllık göreviniz süresince sizi en çok etkileyen konular ne oldu?</p>

<p>A.T: Bu süreçte bana ihtiyaç duydukları zamanlarda, sağlık sorunları ve eğitim süreçlerinde aileme yeteri kadar vakit ayıramadığım zamanlar oldu, destekleri ve anlayışları için onlara minnettarım. Söz konusu Yatağana hizmet olunca onlarda her zaman yanımda oldular. Birde ne yazık ki bu dönemde 15 Temmuz’daki hain darbe girişimini yaşadık. O <st1:time hour="23" minute="0" w:st="on">gece</st1:time> ailemle vedalaşarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı yalnız bırakmamak ve desteklemek için Marmaris’e hareket ettik.. Ülkemizin can damarlarına sızan hainlerin vatandaşımızın canına kastetmesini asla unutamayacağım. Allah’tan tek temennim bir daha böyle acılar yaşamamaktır. Devletimiz terör ve teröristlerle olan mücadelesine kararlılıkla devam etmektedir.</p>

<p>B.A.K: Yaklaşan seçim öncesinde neler söylemek istersiniz?</p>

<p>A.T: 31 Mart günü yapılacak yerel seçimlere, MHP ile kurduğumuz Cumhur İttifakıyla gidiyoruz. İttifakımızın Yatağan Belediye Başkan Adayı Mustafa Toksöz ile çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. MHP İlçe Teşkilatıyla iyi bir birliktelik kurduk ve bu doğrultuda başarılı bir çalışma süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Vatandaşlarımızın Mustafa Toksöz’e büyük ilgi ve alakası var. Bu da bizleri çok mutlu ediyor. Mustafa Toksöz’ün hayata geçirmek istediği İnönü Bulvarı, hükümet konağı, adliye sarayı, emniyet ve milli eğitim müdürlüğü, futbol sahası ve spor kompleksleri, TOKİ, Kayırlı Köprüsü, her mahalleye halı saha ve düğün salonu, organize sanayi bölgesi, çok amaçlı fuar alanı, hastanedeki fizik tedavi ve diyaliz merkezi gibi projelerin hayata geçirilmesi için elimizden gelen desteği sağlayacağız. Adayımızın arkasındayız. Vatandaşlarımızın da hizmet için adayımızı desteklemelerini bekliyorum. Ayrıca eski il başkanımız ve milletvekilimiz şimdi Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Mehmet Nil Hıdır’ın da Yatağanımız için çok önemli projeleri var. Bu projelerin hayata geçmesi için vatandaşlarımızdan büyükşehir belediye başkan adayımıza da desteklerini istiyorum. Bundan sonra takdir vatandaşlarımızındır.</p>

<p>B.A.K: Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?</p>

<p>A.T: Hizmet için çıktığımız yolda bize olan inancını her fırsatta dile getiren başta vatandaşlarımıza, bizim en büyük destekçimiz olan ailelerimize, Yatağanımıza yaptığımız hizmetlerde en büyük destekçimiz olan eski milletvekillerimiz Nihat Öztürk ve Hasan Özyer’e, mevcut milletvekillerimiz Mehmet Yavuz Demir ve Yelda Erol Gökcan’a, İl Başkanımız Kadem Mete’ye ve ilçe teşkilatımıza teşekkürü borç bilirim. 31 Mart seçimlerinin, ülkemize, Muğla ve Yatağanımıza hayırlar getirmesini temenni eder sevgi ve saygılarımı sunarım…</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Mar 2019 08:47:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2019/03/tekin-her-sey-yataganimiz-ve-gelecegimiz-icin_fd024.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla Sevdalısı Mimar Şair Yazar Cengiz Bektaş</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/mugla-sevdalisi-mimar-sair-yazar-cengiz-bektas-9508</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/mugla-sevdalisi-mimar-sair-yazar-cengiz-bektas-9508</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:.0001pt">“Şiir yazı yazar bina okur yapar.” İlkokuldaydı, duvar gazetesi sorumluluğu verildiğinde. Mimari ve yazın aşkı böyle başladı. Önce duvarlara yazdı. Sonra yazdıklarının ışığında yapılar yarattı. On altısında köşe yazarıydı. Liseyi İstanbul’da okudu. Başka yerler, kentler görme arzusuna kapıldı. İstanbul, Anadolu derken Avrupa’yı dolaştı. Tarihi, doğal güzellikler onu büyüledikçe içindeki yazma ve yapı sevdası coştu. ‘’Şiir yazı yazar bina okur yapar’’ biri oldu. Mimarlık sadece plan çizmek değildir Bektaş için. Yaşama katılmak, yaşamak ve yaşatmaktır. Silifkeli yazar arkadaşım Yaşar Öztürk, ‘’Yakın Tarihimiz’’ adlı köşe yazısında Mimar Cengiz Bektaş için: ‘’ Devamlı değişeceksiniz, değişmediğiniz gün ölmüşsünüz demektir ‘’ diye tanıtmış. Doğru bir tanımlama. Değişime ve gelişime her daim açık olan mimarımız, izlerini ülkemizin her bir yöresine bırakmıştır. Gurur duyulacak bir aydınımızdır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">Muğla Müzesinin yapılması için Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından görevlendirilen sevgili üstadımız mimar Cengiz Bektaş ile 3 yıl önce Özbekler Kültür Evi’nde tanıştık. Hoş sohbetten sonra kendisine ‘’Türkiye’de İz Bırakanlar adlı kitabım için söyleşi yapalım mı?’’ diye bir teklifte bulundum. İşlerinin yoğun olduğunu, zaman bulursam neden olmasın diye cevabını alınca rahatladım. Kısmet bu yılmış. Geleneksel Muğla mimarisini taşıyan, daha önce sattığı ama Muğla sevdalısı olduğu için yeniden satın aldığı Saburhane’deki evinde bu güzel söyleşiyi gerçekleştirdik.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">Cengiz Bektaş: 26. 11. 1934 Denizli Çay Mahallesi doğumluyum.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Bektaşlar derler. Mevlevilik ve Nakşibendilik var ailemde.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Hepsini anımsarım. Fırıncı oğlu İlhan, Atilla Tokatlı… Ülkemizin en iyi çevirmenlerindendir. Su arığı üzerinde köprüler, bentler, adalar yapardık. Çelik çomak oynardık.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: İlkokulu nerede okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Gazi İlkokulunda ve İstanbul Şehzadebaşı’nda okudum. Makbule hocam öğretmenimdi.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Suriye’nin başkenti Şam dedim. Öğretmenim Halep dedi. Öğretmenimin yanlışlığını ortaya çıkardım. Arkadaşlarım öğretmenden yana oldular, iddialaştık. Daha sonra abimin coğrafya kitabını getirdim, ispat ettim ve iddiayı kazandım. İddia 1 liralık çikolataydı. Bu anımı hiç unutamam.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz? Anılarınızı paylaşır mısınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Ortaokulu ve liseyi İstanbul Erkek Lisesinde okudum. O dönemde ben izcilik yaptım. Ülkemizi yurt dışında (Dünya İzcilik Toplantısı) ilk temsil eden kişiyim.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınızı anlatır mısınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Devlet Güzel Sanatlar Akademisini ve İTÜ’yü ikisini bir arada kazandım. Ama ben akademiyi tercih ettim. 2 yıl orada okudum. Sonra Münih’e gittim. Sınava soktular beni. İlk defa bir Türk çocuğu bir üst sınıfa alındı. Lisede Almanca okumuştum.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Askerliği ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı? Öncesi ve sonrasını anlatır mısınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: 1964 yılında polisle beni askere aldılar. Komutanlık lojmanları yaptırılmak üzere… Halen daha bu yapılar kullanılır. Askerden önce ODTÜ Şehircilik Bölümüne öğretim görevlisi olarak çağrıldım. Burada bir yıl çalıştım. Mimarlık bürosu şefliği yaptım. Askerden sonra kendi serbest büromu Ankara’da kurdum.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Münih’te 2 yıl çok önemli mimarla çalıştım. Onların bir ortak bürosunu yönettim. Burada iki tane önemli yarışma kazandım.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Bizde anlaşıldığı anlamda politika yapmadım. Hayır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: 1957 yılında Frankfurt’ta Bedia Çolak ile evlendim. Daha sonra bir evliliğim daha oldu. 3. Evliliğimi Gönül Seyfullah ile İstanbul’da yaptım. Eşim mimardır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Çocuklarınız var mı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Dört çocuğum var. Dört tanede torunum var.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Tasarlayarak, okuyarak ve yazarak günüm geçiyor.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Roman okuyamam. Bilgi kitaplarını okumaktan hoşlanırım. Devamlı okurum.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Cengiz Bektaş kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Cengiz Bektaş okuyup yazan, sözüne yüzde yüz sadık, başka bir şey olmayı düşünmemiş mimar, ama bildiğini yazmaya çalışan bir yazar ve ozan.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Mimar olmayı çocukluk döneminden mi istiyordunuz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Lise 1 den beri mimar olmayı düşünmüştüm ve oldum. Başka üniversite hiç bir sınava girmedim.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Sizce bir yapının mimarisinde estetik mi önemli? Yoksa ondan öncelikli olan nedir?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Bir kere işlevini tam yerine getirecek sağlamlık önemli şarttır. Estetik bunu tamamlar. Öncelik sonralık yoktur.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Mimar olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Mimar olmak isteyen gençlere elbet olun derim.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Mimarlık ve Arkeoloji ilişkisinden bahseder misiniz? Bu ikisi birbirini tamamlıyor mu?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Kimileri beni Arkeolog sanır. Üniversitede kültürümüzün oylumları dersini veriyorum. Kültürümüzün oylumları ise 12.000 yıl öncesinden günümüze kesintisiz geliyor. Ve çok inandığım Sabahattin Eyüpoğlu’nun bir sözü var: ‘’ Bu kültür kazanının içinde eriyen de benim, eriten de benim’’ derdi. Dolayısıyla mimarlıkla arkeoloji birbirini tamamlar.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Çok yönlü çalışmalar yapıyorsunuz. Şiir yazmaya ne zaman başladınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: 15 yaşında şiir yazmaya başladım. Bir adam, ocağa kömür atıyordu. Ondan esinlenerek ilk şiirimi yazdım.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Bugüne kadar kaç kitap yazdınız?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: 106 kitap yazdım. 22 tanesi şiir kitabı olup diğerleri deneme, araştırma, inceleme ve çocuk yazınına giren kitaplar üzerinedir.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Aydın kişi kimdir?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Serbest ve bağımsız düşünebilen kişidir. Toplumuna karşı sorumluluk duyan ve empati duygusu gelişmiş kimsedir.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Hobileriniz var mı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Suyla oynamak benim hobimdir. Aynı zamanda resim yapar, desen çizerim.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Muğla’ya gelip tekrar yerleştiniz, sevindik. Hoş geldiniz.&nbsp; Muğla üzerine ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Projelerinizden bahseder misiniz? Muğla’nın dokusu bozulmasın diye neler yapılmalı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Muğla’mızın tümü üzerine değil ama ben Büyükşehir Belediyesi tarafından müzenin tasarımını yapmak üzerine çağrıldım. Müzenin izlencesini de ben yaptım. Gelen önce burayı görecek, sonra diğer ilçeleri görecek. Muğla’nın dokusu bozulmaması için yazdığım’’ Türk Evi’’ adlı kitabımdan isteyenler okuyup yararlanılabilirler.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Nail Çakırhan ve Halet Çambel ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Mavi Yolculuk anılarınızı anlatır mısınız? Azra Erhat, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, Sabahattin Eyüpoğlu, Hasan Ali Yücel, Vedat Günyol, Nail Çakırhan ve Halet Çambel ile olan dostluğunuzu ve Gökova anılarını da soralım?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Nail Çakırhan, her şeyden önce şair. Bu ortamda büyümüş yaşamanın asal değerlerini bilen kişi. Derdi de mimar olarak bilinmek ve tanınmak değil. Yalnız kimi yaşama kültürümüzün değerlerini bugünün insanına duyurmak. Nail Çakırhan yakın dostumdu. Onu eleştirdiğim zaman bunu ilk anlayan ve doğrulayan kişidir. Halet hanım, benim için bir anıt insan. Özellikle tarih öncesi için yaptığı çalışmalar hepimiz için yol gösterici olmuştur. 95 yaşına kadar işinin başından ayrılmamıştır. Avrupa çapında bir ödülü ona verdiklerinde yaşam öyküsünü benden istediler. Ve 120.000 dolar gibi bir ödül kendisine verildi. Bir kuruşunu bile dokunmadan başkanlığını yaptığı kazıya vermiştir. Mavi yolculuk, bu söylediğiniz isimlerin hepsine Anadolucu derler. Anadoluluk bizim için gerçek bağlayıcı harçtır. Ve Sabahattin Bey,&nbsp; bunu bir yaşam kültürü durumuna getirmiştir. Mavi yolculuk, mavi insanlarla yapılır. Mavi insan, yurdunu seven, onu tanıtan, keşfettiklerini paylaşan insandır. Bir gerçek mavi yolcu, ne kimsenin omuzuna biner, ne omuzunu bindirir. Mavi yolcular Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir kültür politikası önerebilen kişilerdir. Vedat Günyol, benim deneme yarışması seçici kurulu üyesidir. Hepsinden çok şey öğrendim. Ama hepsinden en önemlisi bilginin ve sevginin paylaşılmadan çoğalmadığıdır. Hayat, paylaştıkça güzelleşir.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Osmanlı dönemi mimarisiyle günümüzü karşılaştırırsak değişen ne oldu?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Abdülhamit döneminde nasıl batıdan kopya ediliyor ise bugünde aynı şey yapılıyor.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız? En önemli ödülünüz Ağa Han mı?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Bugüne kadar çok ödül aldım. Benim için en önemlisi Uluslararası Mimar Sinan Ödülü, Mimarlar Odası’nın verdiği Mimar Sinan Büyük Ödülü, bir de yaptığım yapılarda kimilerinin Cumhuriyet dönemine örnek gösterilmesi, Uluslararası şiir ödülü: Vitruvius ödülü, Ceyhun Atuf Kansu ödülü, Türk Dil Kurumu ödülü, Abdi İpekçi şiir ödülü ve Ağa Han Mimarlık ödülü.&nbsp; Bunun gibi ödüllerim çok. 25 in üzerinde mimarlık ve şehircilik ödülüm var.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: En sevdiğiniz yazarlar kimlerdir?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Behçet Necatigil, Fazıl Hüsnü Dağlarca. Beni tanıtan ve dergisinde yayınlayan Dağlarca’dır. Uluslararası örneği: Arkadaşımız Cengiz Aytmatov, Stefan Zweig ve John Steinbeck ‘tir.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Stratonikiea ile düşünceleriniz nedir?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Ekrem Akurgal sayesinde en erken tanıdığım yerlerden biri Stratonikiea’dır. Bugünde Anadolu’nun geçirdiği çok önemli dönemlerin izini taşır. Özellikle yapılan kazıda bu dönemlerini her bir izinin silinmeden tüm tarihimizin korunmasıdır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Afrodisias kenti hakkında ne söylemek istersiniz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Afrodisias, bütün yeryüzünde bir kent. ‘’Bana verilecekse benimle anılacaksa o Afrodisias’yadır ‘’ der İmparator Adrian. Benim için gerçek Anadolu. Anadolu’dur gerçek Afrodisias. Gerçekçi Roma yontusunun (heykel) kaynağı Afrodisias’tır.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Çevre kirliliği hat safhada. Doğa yok ediliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">C.B: Bugünkü savaş silahları dünyayı 60 kere yok edecek güçte. Bir kişi çıkıp bütün dünyayı tehdit edebiliyor. Keşke insanlar bir yaprağın bile onlar için önemli olduğunu duyumsayabilseler. Silah üreteceklerine insanca yaşamak için gerekli olanları üretmeye çalışsalar. Ben üniversite çağından beri buna fiziki olarak ta çalıştım. Amerika, kendi çıkarları için çevrenin kirlenmesine göz yumuyor. Sözüm ona gelişmiş ülkeler, çevreyi en çok kirleten ülkeler. İlerlemeyi teknoloji zannedenler, benim çocukluğumun cennetini cehenneme çevirdiler. Sanıyorum bunun değişmesinin başlangıcı yaşama biçimimizi değiştirmekten geçiyor.</p>

<p style="margin-bottom:.0001pt">T.M: Cengiz Bey, bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyorum. Gelecek kuşaklara aydınlatıcı bilgiler verdiniz. Son olarak ne söylemek istersiniz?</p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">C.B: Son olarak Muğla’dan bugün insanlığı empatiyi unutmuş kentlerin ders almalarını öneririm. O yüzden Muğla’dayım.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Oct 2018 09:02:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/2018/10/mugla_sevdalisi_mimar_sair_yazar_cengiz_bektas_h9508_a7846.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan İlçe Başkanları ile Referandum Röportajları…</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-ilce-baskanlari-ile-referandum-roportajlari-8434</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-ilce-baskanlari-ile-referandum-roportajlari-8434</guid>
                <description><![CDATA[Demeç Gazetesi olarak hazırlanan ve her parti için aynı sayıdaki sorularla, İlçemizde parti teşkilatları olan İlçe Başkanlarına sorularak, hepsinin görüşlerini kamuoyuna yansıtmak amacıyla, iktidar partisinden başlayarak her sayıda bir parti örgütünün görüşleri okuyucularımıza sunulacaktır… Bize röportaj veren İlçe Başkanlarımıza teşekkür eder, tüm çalışmalarında başarılar dileriz…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">1-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Sayın Yatağan <b>MHP İlçe Başkanı Yüksel KOCABIYIK</b>: Son Yerel Seçim ve son Milletvekili Genel Seçimlerinde partiniz tüm Yatağan’da yüzde kaç oy almıştı?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Yüksel Kocabıyık:</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Son yerel seçimde partimiz MHP % 22, Genel Seçimde de % 32 oy almıştı…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">2-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Bu referandum hiçbir partinin aday seçimi değil, sadece “<b>EVET”</b> ve “<b>HAYIR</b>” tercihi yapılan bir oylama olacak… Bu referandumdan ilçemizde kaç EVET ve kaç HAYIR oyu çıkabileceğini tahmin ediyorsunuz?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Referandumda EVET ve HAYIR tercihlerinde çıkacak sonucun dengeli olacağı kanaati hakim olsa da, EVET tercihinin kazanacağı kesindir…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">3-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Referandum boyunca nasıl bir çalışma yapacaksınız? Görev vereceğiniz ekip listeleri, çalışma takvimi ve sloganlar teşkilatınızca hazırlandı mı?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. </span></b><span style="line-height: 115%;">: “Genel Merkezimizin bize göndereceği takvime göre çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">4-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Referandum sırasında sandık ve seçmen güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirlerin alındığına inanıyor musunuz? Sizin bu konuda özel bir isteğiniz var mı?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Sandık ve seçmen güvenliğini sağlamak devletimizin görevidir… Bizim de devletimize güvenimiz tamdır…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">5-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Sizce İlçemizde referanduma katılma oranı yüzde kaç dolayında olacaktır? Halkın sandığa gelmeme gibi bir lüksü olduğunu düşünüyor musunuz?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “İlçemizde referanduma katılım oranının yüksek olacağı kanaatindeyiz… Yatağan halkı demokrasiye devamlı katkı sunmuştur…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">6-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Bazı parti liderleri, bu kısmî Anayasa değişikliğinin bir ‘<b>REJİM</b>’ değişikliği olduğunu söylüyorlar… Bu konuda sizin görüşleriniz nedir?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Bu referandum, ülkemizin yönetiminde bir “Sistem” değişikliğidir… Ülkemizin içinde bulunduğu durumu ve dünyadaki konjektürel gelişmeye bakıldığında, değişiklik kaçınılmaz hale gelmiştir…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">7-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Referandumda EVET veya HAYIR tercihi kazandığında, bunun siyasi sonuçları sizce neler olacaktır?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Referandumda HAYIR tercihi kazandığında “Erken Seçim” kaçınılmazdır… EVET tercihi kazandığında ise, Meclis İç Tüzüğü değişiklikleri ile değişen Anayasa maddelerinin tamamlayıcı kanunları yapılacaktır…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">8-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Sizce “Partili Cumhurbaşkanı” olması, görevi sırasında bazı problemlerin çıkmasına sebep olabilir mi? Bunun yararlı ve zararlı yönleri sizce nelerdir?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K.</span></b><span style="line-height: 115%;"> : “Mevcut sisteme bakıldığında, Cumhurbaşkanı’nın seçildiği partinin, iktidar partisi olduğu aşikardır… Geçmişte Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL ile Başbakan Mesut YILMAZ; Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL ile Başbakan Tansu ÇİLLER arasındaki çekişmeler halkımızın malumudur… 57. Hükümetin (DSP-MHP-ANAP) uzlaşarak seçtikleri Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER ile Başbakan Bülent ECEVİT arasında, Anayasa kitapçığı fırlatılmasından ‘2001 Ekonomik Krizi’ meydana gelmiştir… Mevcut sistemde çift başlılık her zaman sorun olmuştur… Güçlü Meclis, güçlü Cumhurbaşkanlığı da Türkiye’de bir ihtiyaç olmuştur…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">9-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Bu referandum sonucunda ortaya bir “<b>Erken Seçim</b>” ihtimali çıkabilir mi?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “HAYIR tercihinin çıkması halinde ‘Erken Seçimin’ olacağı kanaatindeyim…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">10-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Referandum kampanya çalışmaları sırasında, kadınların ve genç seçmenlerin bu sonuçlara ne derece etkisi olacaktır?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. : </span></b><span style="line-height: 115%;">“Kadınların ve genç seçmenlerin referandum sonuçlarını etkileyecek potansiyelinin olduğu, herkesçe kaçınılmaz bir gerçektir…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">11-) </span></b><span style="line-height: 115%;">Çalışmalarınız boyunca, parti büyüklerinizden İlçemizi ziyarete geleceklerin isimleri belli oldu mu? Bunlar salon toplantıları mı, yoksa meydan mitingleri mi yapacaklar?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Çalışmalarımız salon toplantıları şeklinde olacaktır…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">12-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Referandum çalışmaları sırasında, partilerin eşit koşullarda propaganda yapabileceğine inanıyor musunuz? Sizin bu konuda bazı şikâyetleriniz var mı?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Eşit koşullarda olmayacağı aşikârdır<b>… </b>Bizim çalışma sistemimiz hakkında bir sıkıntımız yoktur…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">13-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Bu referandumda, sizce hangi sonucun çıkması ülke yararına olacaktır?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Bu referandumda EVET çıkmasının, ülkemiz yararına olacağı kanaatindeyim…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">14-)</span></b><span style="line-height: 115%;"> Partinizin kararına rağmen, üyelerinizden fireler olabileceğini düşünüyor musunuz? Son olarak, Yatağan halkına ve partililerinize bir mesajınız olacak mı?</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><b><span style="line-height: 115%;">Y.K. :</span></b><span style="line-height: 115%;"> “Ülkemiz içten terör örgütleri tarafından, dıştan da emperyalist güçler tarafından kuşatma altına alınmaya çalışılmıştır… Bu durumu fark eden Liderimiz Devlet BAHÇELİ, ‘önce vatan, önce milletim’ diyerek, ülkenin bekası için büyük bir sorumluluk yüklenerek, emperyalist güçlerin ülkemiz üzerinde oynamak istediği oyunlarını bozmuştur… Bunun üzerine emperyalist güçler içimizdeki işbirlikçi maşalarını kullanarak, Liderimiz için ‘AKP Yanaşması, Saray Bastonu’ gibi algılar oluşturmaya çalışmaktadır… Bizim davamız, ülkemizin bekası davasıdır!.. Ülkemizin içinde bulunduğu bu şartlar altında, iktidarda AKP değil, CHP olsa; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN değil, Deniz BAYKAL olsa, yine ülkemizin bekası için aynı desteği verirdik!.. Örnekleri geçmişte mevcuttur!.. SHP-DYP Koalisyon Hükümetine verdiğimiz güvenoyu da ortadadır!.. Önce ülkem, sonra partim, sonra biz felsefesi bizim için çok büyük önem arz etmektedir!.. Bu da böyle bilinmelidir!.. Saygılarımızla…”</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">Ben de bu röportajıma zaman ayırdığınız için, Gazetemiz <b><i>Demeç</i></b> adına çok teşekkür ederim…</span></span></div>
<div><span style="font-size: 12px;"><span style="line-height: 115%;">&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;&#160;</span></span></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Mar 2017 15:32:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yatagan_ilce_baskanlari_ile_referandum_roportajlari_h8434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Partili Tekin ile referandum röportajı</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ak-partili-tekin-ile-referandum-roportaji-8413</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ak-partili-tekin-ile-referandum-roportaji-8413</guid>
                <description><![CDATA[Demeç Gazetesi olarak hazırlanan ve her parti için aynı sayıdaki sorularla, ilçemizde parti teşkilatları olan ilçe başkanlarına sorularak, hepsinin görüşlerini kamuoyuna yansıtmak amacıyla, iktidar partisinden başlayarak her sayıda bir parti örgütünün görüşleri okuyucularımıza sunulacaktır… Bize röportaj veren ilçe başkanlarımıza teşekkür eder, tüm çalışmalarında başarılar dileriz…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;1-) Sayın Yatağan AK Parti İlçe Başkanı Ali Tekin, son yerel seçim ve son milletvekili genel seçimlerinde partiniz tüm Yatağan'da yüzde kaç oy almıştı?
<div>1) Partimiz 2014 Yerel Seçimlerinde %33,4, 2015 Genel Seçimlerinde %32,4, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Partimizin Adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan %35,34 oranında oy almıştır.</div>
<div>2-) Bu referandum hiçbir partinin aday seçimi değil, sadece “EVET” ve “HAYIR” tercihi yapılan bir oylama olacak… Bu referandumdan ilçemizde kaç “EVET” ve kaç “HAYIR” oyu çıkabileceğini tahmin ediyorsunuz?</div>
<div>2)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bu referandumdan ülke geneli oy oranı soruyorsanız çok yüksek oranda evet, ilçemiz için soruyorsanız yarı yarıya civarında evet olmasını bekliyoruz.</div>
<div>3-) Referandum boyunca nasıl bir çalışma yapacaksınız? Görev vereceğiniz ekip listeleri, çalışma takvimi ve sloganlar teşkilatınızca hazırlandı mı?</div>
<div>3)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Referandum süresince halkımıza sadece ve sadece Anayasa Değişikliği önerilen maddeleri üzerine yeni maddeler uydurmadan doğru bir şekilde anlatmayı hedefliyoruz. Önemli olan halkımızın oy kullanacağı bu referandumda değişiklik önerilen maddeleri gerçekten anlamaları. Gerisi halkımızın takdiridir. Referandum çalışmaları ile ilgili bütün hazırlıklar teşkilatımız tarafından hazırlanmıştır.</div>
<div>4-) Referandum sırasında sandık ve seçmen güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirlerin alındığına inanıyor musunuz? Sizin bu konuda özel bir isteğiniz var mı?</div>
<div>4)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Referandum sürecinde temennimiz herkesin sağduyulu yaklaşıp istenmeyen olaylar yaşanmasının önüne geçmesidir. Biz güvenlik açısından gerekli tedbirlerin alındığına inanıyoruz.</div>
<div>5-) Sizce ilçemizde referanduma katılma oranı yüzde kaç dolayında olacaktır? Halkın sandığa gelmeme gibi bir lüksü olduğunu düşünüyor musunuz?</div>
<div>5)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Önceki seçimlerde olduğu gibi %90 civarında katılım bekliyoruz ama temennimiz bütün seçmenlerin sandığa gelip düşüncelerini sandığa yansıtmalarıdır.</div>
<div>6-) Bazı parti liderleri, bu kısmı Anayasa değişikliğinin bir “REJİM” değişikliği olduğunu söylüyorlar… Bu konuda sizin görüşleriniz nedir?</div>
<div>6)Bu soruya kendi yorumlarımız yerine mevcut anayasamız ile cevap vermek isteriz. 7.11.1982 yılında kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası aynen şu şeklidedir;</div>
<div>MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.</div>
<div>MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.</div>
<div>MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.</div>
<div>Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.</div>
<div>Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.</div>
<div>Başkenti Ankara'dır.</div>
<div>Anayasamızın bu maddelerinden de açıkça anlaşılacağı üzere devletimizin rejimi belirtilmiştir. Peki, yeni anayasa değişiklik paketi yani referandumda oy kullanacağımız maddeler bu maddeleri kapsıyor mu? Açık olarak da anlaşıldığı üzere söz konusu değişiklik birilerinin çarpıtıp REJİM kavgasına dönüştürüp halkı kışkırtması, tamamen halkımızı yalanlarla kandırmaya yönelik bir harekettir.&#160; Bizim bu soruda ki görüşümüz; sadece gerçeklere dayalı olarak, bu sadece yıllardır ülkemizin kanayan yarası haline gelmiş ve işlemeyen SİSTEMİN değiştirilmesidir.</div>
<div>Genel Başkanımız Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın da belirttiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Rejimi 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Yüce TBMM tarafından kesin bir şekilde belirlenmiştir.</div>
<div>7-) Referandumda “EVET” veya “HAYIR” tercihi kazandığında, bunun siyasi sonuçları sizce neler olacaktır?</div>
<div>7)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;  Referandum sonunda Evet çıkması durumunda siyasi sonuç, 2019 yılında sistem değişikliği ile Parlamenter Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilecektir. “Hayır” çıkması durumunda mevcut sistem devam edecek, bir daha ülkemizin kaderi koalisyon hükümetlerine kalmasın diye dua edeceğiz. Tabii ki de halkımızın tercihine saygı duyacağız, karar yüce Türk milletinindir.</div>
<div>8-) Sizce “Partili Cumhurbaşkanı” olması, görevi sırasında bazı problemlerin çıkmasına sebep olabilir mi? Bunun yararlı ve zararlı yönleri sizce nelerdir?</div>
<div>8)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Partili Cumhurbaşkanlığı fikrinin bu kadar abartılmasını anlayabilmiş değiliz aslında. Bir zamanlar bu ülkeyi partili cumhurbaşkanı ile yönetenler bugün o öneriye “hayır” diyor, ilginç bir şekilde. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk partili cumhurbaşkanı değil miydi? Ya da Sayın İsmet İnönü partisiz Cumhurbaşkanlığı mı yaptı? Peki, Sayın Celal Bayar'ı bilmeyen var mı? Bu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin 1960 darbesi ile değiştirildiğini ve ondan sonra asker kökenli cumhurbaşkanı olduğunuz hepimiz çok iyi biliyoruz.&#160; Bugüne kadar görev yapmış olan cumhurbaşkanlarımız partisiz miydi?</div>
<div>9-) Bu referandum sonucunda ortaya bir “Erken Seçim” ihtimali çıkabilir mi?</div>
<div>9)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bu referandum sonunda herhangi bir erken seçim beklentimiz bulunmuyor.</div>
<div>10-) Referandum kampanya çalışmaları sırasında, kadınların ve genç seçmenlerin bu sonuçlara ne derece etkisi olacaktır?</div>
<div>10)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Nüfusumuzun büyük bir kısmını gençlerin ve kadınların oluşturduğunu düşünürsek seçimin sonucuna direk etkili olacaklarını ifade edebiliriz. Önerilen Anayasa değişikliğinin bir maddesi seçilme yaşının 18'e indirilmesi de gençlere verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Eğer bir genç kardeşimiz 18 yaşında kendini yönetecek vekillerini seçebilecek durumdaysa demek ki kendisi de yönetici olacak durumda demektir. Bu maddeye karşı çıkanlar o zaman gençlerimizin 18 yaşında oy kullanmalarına da karşılar ya da gençlerimize güvenmiyorlar.</div>
<div>11-)Çalışmalarınız boyunca, parti büyüklerinizden İlçemizi ziyarete geleceklerin isimleri belli oldu mu? Bunlar salon toplantıları mı, yoksa meydan mitingleri mi yapacaklar?</div>
<div>11)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Cumhurbaşkanımız, başbakanımız ya da bakanlarımızın programları henüz belli olmadığı için tarihleri bilmiyoruz. İl başkanımız Sayın Kadem Mete, milletvekillerimiz Sayın Nihat Öztürk ve Sayın Hasan Özyer sürekli olarak sahada çalışma yapıyorlar.</div>
<div>12-) Referandum çalışmaları sırasında, partilerin eşit koşullarda propaganda yapabileceğine inanıyor musunuz? Sizin bu konuda bazı şikâyetleriniz var mı?</div>
<div>12)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Referandum çalışmaları ile ilgili her parti eşit koşullarda özgür bir şekilde çalışmalarını yapmakta bu konu ile ilgili sıkıntı olduğunu düşünmüyoruz.</div>
<div>13-) Bu referandumda, sizce hangi sonucun çıkması ülke yararına olacaktır?</div>
<div>13)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bu ülke vesayetçilerin köhneleşmiş bürokrasisinden ve koalisyonlardan çok çekti. Dinamik bir devlet yapısı ve tek elden yönetim ile hedeflerimize çok daha hızlı ve kesintisiz ulaşacağımıza inanıyoruz. Gençlerimizin, evlatlarımızın, insanlarımızın dolayısı ile ülkemizin Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyetler hedefine çok daha hızlı ve etkin ulaşacağını düşünüyoruz.</div>
<div>14-) Partinizin kararına rağmen, üyelerinizden fireler olabileceğini düşünüyor musunuz? Son olarak, Yatağan halkına ve partililerinize bir mesajınız olacak mı?</div>
<div>14)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Partimizde fire olacağını kesinlikle düşünmüyoruz. Halkımızın da çok büyük desteği ile bu referandumun kabul edileceğinden şüphemiz yoktur.</div>
<div>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Temmuz gecesi “Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım bugüne kadar hayatımda, bundan sonra da zaten böyle bir şey tanımamız söz konusu değil” ifadesinden sonra halkımız bu ülke ve demokrasimiz için gözünü bile kırpmadan sokağa çıkmış canları pahasına cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmışlardır. Cumhuriyetimiz ve demokrasinin yılmaz bekçileri olduğunu defalarca kez göstermiş olan milletimizin bu referandumu çok önemseyeceğini düşünüyoruz.</div>
<div>Bizler Yatağan AK Parti İlçe Teşkilatı olarak halkımızdan anayasa değişikliği paketini araştırıp iyice okuyup anlayarak, ona göre karar vermelerini istiyoruz. İnanıyoruz ki okudukları zaman bu değişikliğin ülkemizin istikrarı, istikbali ve istiklali için gerekli olduğunu kendi hür iradeleri ile göreceklerdir. Tam bağımsız büyük ve güçlü Türkiye için “EVET” diyoruz.</div>
<div>Son olarak halkımızın kararına saygı duyacağımızı ve tercihin yüce Türk milletine ait olduğunu tekrar ifade etmek isteriz.</div>
<div>Bize bu röportaj için zaman ayırdığınız için, Gazetemiz Demeç adına çok teşekkür ederim… &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;&#160;</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Mar 2017 19:47:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ak_partili_tekin_ile_referandum_roportaji_h8413.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA’NIN DUAYEN GAZETECİSİ RIFAT KALAKOĞLU</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglanin-duayen-gazetecisi-rifat-kalakoglu-7994</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglanin-duayen-gazetecisi-rifat-kalakoglu-7994</guid>
                <description><![CDATA[Muğla ve ilçelerinde gazetecilik yapmak zordur. Hele gazete patronlarının işleri daha da zordur. Küçük yerler olduğu için suya sabuna pek dokunamazsın. Gönül verdiğin parti, yakın dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalık ilişkileri ve ekonomik çıkarlarda buna etkendir. Yalnız bu tür gazetecilik kuralına uymayan tek bir gazeteci varsa o da Rıfat Kalakoğlu’dur. Gazeteci arkadaşlarım alınganlık göstermesinler. Bir kısmını da tenzih ederim. Demek istediğim şu: Mesleğine sıkıca bağlı olup kimsenin etkisi altında kalmadan gazetecilik ve gazete patronluğu yapmak her babayiğitin işi değildir. İlikli değil, ilkeli gazeteci olacaksın. Rıfat Kalakoğlu, mesleğinde palto tutmamıştır, kafa tutmuştur. Haksızlığa karşı kafa tutmuştur. Haklının yanında yer almıştır. Rıfat Bey, aynı zamanda yazardır. Altı kitap yazmıştır. Kitaplarının tümünü severek okudum. Arkadaşım olan Rıfat Kalakoğlu ile Muğla Yaylası’nda Süpüroğlu mevkisinde bu söyleşiyi gerçekleştirdik: ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Rıfat Kalakoğlu: 1. Nisan. 1945 Muğla doğumluyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Hacıosmanlar Sülalesi diye anılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Telden otobomil yapardık. Çelik-çomak, taş oyunu (gubba), saklambaç ve top oyunları oynardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Ula Atatürk İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim Süreyya Kahyaoğlu idi. Suat Ercan, Ünal Ercan, Mehmet Şatır ve Hasan Bozok sınıf arkadaşlarımdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: İlkokul 5. sınıfta bir kız arkadaşıma mektup yazdım. O anımı unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Muğla’da Turgutreis Lisesinde okudum. Lise birinci sınıftan sonra yeni açılan Ticaret Lisesinin 12 numaralı öğrencisiydim. Rahmetli Ekrem Alsan sınıf arkadaşımdı. Ruhu şad olsun. Lisede okurken okul gazetesinden başlayıp yerel basında gazeteciliğe başlamamı hiç unutmam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Üniversiteyi İzmir’de Ticari İlimler Akademisi’nde başladım. Ancak diplomaya uzanacak kadar kader ağ örmeyince serbest çalışmaya başladım. İlk Amerikan Donanmasının İzmir Limanına gelişinde İzmir-Muğla Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti Genel Sekreteriydim. Elimde “Go Home Amerika” pankartıyla donanmayı protesto edişimiz en anlamlı anılarımdandır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Erzincan’da MİT’te yaptım. Deniz Gezmiş’i arayışımızı hiç unutmam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Çeşitli işlerde çalıştım. Muğla Garajında bilet kestim. Muğlalı Kovboy Kemal’in restoranında kasiyerlik yaptım. Rahmetli Hasan Özsoy ve Kovboy Kemal’den pek çok şey öğrendim. Kendilerini rahmetle anıyorum. İstanbul’da pazarlama şirketinde çalışarak tüm ülkeyi dolaştım. Piyale, Kent ve Nestle bayilikleri yaptım. Türkiye’de ilk defa defneyaprağı, kekik, papatya ve ada çayını kızımın adını verdiğim Melis markasıyla paketleyip pazarlayan benim. Sekiz sene Marmaris’te balcılık yaparken ilk arı sütünü yapan ve pazarlayan kişiyim. Marmaris’te ilk defa rahmetli Yükselecek Demirel’in önerisiyle matbaayı kuran ve ilk günlük gazeteyi 1985 yılında çıkaran benim. İlkler bitmedi. İlk defa dünyada ve Marmaris civarında yetişen Günlük Ağacının reçinesi “Sığla Yağını” Türkiye’de pazarlayan kişiyim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Marmaris’te 12 Eylül sonrası kurulan SODEP’ in ilk üyelerindenim. İl Genel Meclisi adayı idim. Bunun dışında işim gereği gazetecilik mesleğinden dolayı politikadan uzak kalamıyorsunuz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: 1976 Yılında Suzan Hanımla Marmaris’te evlendim. İki çocuğum var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınızın durumu ile ilgili ne anlatmak istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Kızım Melis, sosyal mezunu olup evlidir. Gurur Kartal adında bir torunum var. Oğlum Yağız, İşletme ve İletişim Tasarım okudu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Halen Muğla’da emeklilik yaşıyorum. Kitap yazmakla meşgulüm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Kitap okumayı çok severim. Son dönemlerde kişisel gelişim türü kitaplara ilgim oldu. Öykü, roman, tarih türü kitapları okumayı severim. Herkes okusun.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Rıfat Kalakoğlu kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Gazeteciliği kendisine yaşam biçimi olarak benimsemiş birisidir. Yaşadığı çevrede topluma yararlı olmaya çalışan ve daha dahaların olmasını isteyen bir gazetecidir. Duygusaldır, romantiktir. İnsanın kendini tanımlaması biraz zor oluyor. Bunu beni tanıyanlar daha iyi değerlendireceklerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kitaplarınızı severek okudum. Bugüne kadar kaç kitap yazdınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Altı kitap yazdım. Birinci ve son kitabım şiir kitabıdır. İkinci kitabım ‘’Fiskos’’ yaşanmış ama unutulan Marmaris’in geçmişine ışık tutan, ilginç olayları anlatır. Üçüncü kitabım ‘’ Dünden Bugüne Marmaris’’ 12 Eylül sonrası Marmaris tarihinin kronolojik sırayla anlatan 600 sayfalık bir kitaptır. ‘’Çay İçmeyen Çiğdem’’ öykülerden oluşan bir denemedir. ‘’Cumhuriyet’e Marmaris Katkısı’’ gazetelerde yazdığım köşe yazılarımdan derlediğim bir kitaptır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zamandan beri yazıyorsunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: 1964 Yılından beri yazıyorum. Beni gazeteciliğe ilk bulaştıran kişi rahmetli Yükselecek Demirel’dir. Ruhu şad olsun. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Muğla Düşü adlı şiir kitabınızdan biraz bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Muğla sevgisini, Muğla kültürünü ve insan sevgisi temalarını işledim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Evet var. Doğduğum köy Düğerekle ilgili ‘’Şeytan Köy’’ adlı anı türü bir kitap yazıyorum. Ayrıca mahkemeleri bir insan ömrü kadar süren, devam eden Marmaris Köylerini ilgilendiren Muğlalı Şerefli Ailesinin sahibi olduğu ‘’Mihrişah Sultan Vakfı’’ arazileriyle ilgili kitap yazıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: En çok beğendiğin yerli ve yabancı yazar hangisidir? Şu an hangi kitabı okuyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Jon Stenbeck ‘’Gazap Üzümleri’’, Ülkemizde Yaşar Kemal’in ‘’İnce Memed ve Yer Demir Gök Bakır’’ adlı eserlerini beğenirim. Başucumda halen okumakta olduğum Eric Warre’nin ‘’Profesyonel Ol’’ ve kişisel gelişim türü John Maxwell’in ‘’ Liderlik Sanatı’’ adlı kitabını okuyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hobileriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Ortaokuldan beri fotoğraf çekmek hobimdir. Kanarya severim. Kanaryamı nereye gidersem götürürüm. Hayvanları çok severim. Özellikle köpekleri severim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Gazetecilik yaşamımda pek çok ödül aldım. Özellikle 1206 Anadolu Gazetesi içersinde yanlışsız üçüncü gazete seçilişimiz övüncümdür. Gazetem ‘’ Marmaris Postası’’ bu ödüle layık görüldüğü için gururluyum. Kitaplarımla Marmaris tarihine yaptığım katkı nedeniyle Muğla Gazeteciler Cemiyeti ve Marmaris Ticaret Odası tarafından ödüllendirmemde gurur kaynağımız olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Kendisine ve çevresine duyarlı olan kişidir. Ülkesine ve dünya sorunlarına sorumluluk hisseden kişidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ülkemizde ve yerelde edebiyat ne durumda? Neler yapılmalıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Türkiye’de edebiyat, son yıllarda kitap yayınlama sayısında artış gösterdiği için iyi durumda. Ancak özellikle internetin ve akıllı telefonların artış kaydetmesiyle yazılı kitap okuma alışkanlığı beklenilen düzeyde değildir. Muğla açısından dertli olduğumu söyleyebilirim. Şöyle ki; zaten bir elin parmakları kadar az olan kitap evleri maalesef yöre sanatçılarına, yerel kitaplara raflarında yer vermemekteler. Ülke ve dünya ölçeğinde Best—Seller olmuş kitaplara en önde yer verirlerken yöresel kitaplara ilgi göstermiyorlar. Bir başka şikâyetçi olduğum konu şu: Yerel medyanın yöre sanatçılarına ve yazarlarına, kitaplarına gereken ilgiyi göstermeyişlerinedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yazar olmak isteyen gençlere ne önerirsiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Öncelikle çok okumalarını tavsiye ederim. Ellerine ne geçerse okumalarını isterim. İyi bir gözlemci olmalarını beklerim. Türkçeyi güzel konuşmalarını ve yazmalarını isterim. Kelime haznelerini geliştirmelerini öneririm. Yazar olmak isteyenlerin her gün bir günlük tutarak güncellerini yazıya dönüştürmelerini isterim. Gerisi de zaten kendiliğinden gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Muğla’nın yeteri kadar tanıtıldığına inanıyor musunuz? Bu konuda neler yapılmalıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Ben yaşadığımız kentimiz Muğla’nın yeteri kadar tanıtıldığı inancında değilim. Bunun için biz yazarlar, gazeteciler olarak daha çok çaba sarf etmeliyiz. Kitaptan sinemaya, fotoğrafa, resme, heykele kadar Muğla’yı çeşitli platformlarda eserler vererek tanıtmamız gerektiğine inanıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sayın Kalakoğlu söyleşinin son bölümüne geldik. Söyleşi için çok teşekkür ederim. Bir gazeteci olarak en son ne sormamı bekliyordunuz? Size ne sormadım? Son sözlerinizi alalım?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R.K: Bir gazeteci olarak yıllardır ben bu soruyu hep konuklarıma sormuşumdur. Ancak yıllar sonra bu sorunun kendime sorulacağını hiç tahmin etmemiştim. Çok teşekkür ederim. Ben gazetecilikte röportaj yapmayı çok seven bir gazeteciydim. Sanıyorum siz aklınıza gelen her soruyu sordunuz. Gazetecilik, soru sorma ve sorgulama sanatıdır.&#160;<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jun 2016 09:43:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/muglanin_duayen_gazetecisi_rifat_kalakoglu_h7994.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÖYDEN OPERA SALONLARINA... MÜZİKOLOG ÖĞRETMEN OPERA SANATÇISI GÜLİZAR UZAKGİDEN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/koyden-opera-salonlarina-muzikolog-ogretmen-opera-sanatcisi-gulizar-uzakgiden-7945</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/koyden-opera-salonlarina-muzikolog-ogretmen-opera-sanatcisi-gulizar-uzakgiden-7945</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan ilçemize bağlı Gibye’de doğan, tütün tarlalarından opera salonlarına uzanan bir yaşamın öyküsünü bu söyleşide bulacaksınız. Kardeşi Fethi Uzakgiden, ortaokuldan arkadaşım olduğu için de aileyi iyi tanıyorum. Gülizar Hanım ile bir arkadaşım sayesinde tanıştık. İyi ki tanıdım, böyle bir değeri kitabımda yer vermem Yatağan için bir onurdur. Söyleşi yaptığımız yer, Gülizar Hanım’ın Piyano Öğretmenliğini yapan Filiz Ali ile aynı mekânın olması, tesadüf olsa da benim için ilginçti. Çünkü daha önce aynı mekanda Filiz Ali ile söyleşi yapmıştık. Gülizar Hanımın yakından tanıyalım:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Gülizar Uzakgiden: Annemin söylediğine göre halkın deyimi ile arpa oraklarında 1953 yılında Gibye’de (Yeşilbağcılar) doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G. U: Baba tarafından Hacı Mollalar&#160;&#160; olarak anılırız. Ben,&#160; Gazilerin Hasan Ali Uzakgiden’in kızıyım. Annem&#160; Fatma&#160; Hanım,&#160; Eskihisarlı&#160; olup&#160; lakapları&#160; Kocabaşlar&#160; Sülalesi&#160; diye&#160; bilinir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul&#160; öncesi&#160; ne&#160; tür&#160; oyunlar&#160; oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Seksek, saklambaç, gelin&#160; oyunu, evcilik ve&#160; öğretmencilik&#160; oynardık . İp&#160; atlardık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu&#160;&#160; nerede&#160; okudunuz? Öğretmeniniz&#160; ve&#160; Müdürünüz&#160; kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Gibye&#160; İlkokulunda&#160;&#160; okudum. Dayım&#160; Abdullah&#160; Yüksel, Müdür—Öğretmenim&#160;&#160; idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu&#160;&#160; ve&#160; Liseyi&#160; nerede&#160; okudunuz? Paylaşmak&#160; istediğiniz&#160; anılarınız&#160; nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Aydın –Ortaklar&#160; İlk&#160; Öğretmen&#160; okulunu&#160; birincilikle&#160; kazandım. 6 sene&#160; orta&#160; ve lise kısmını&#160; orada&#160; okudum. Burayı da birincilikle&#160; bitirdim&#160; ve&#160; bana&#160; Atamızın&#160; yazdığı&#160; ‘’Nutuk’’&#160; kitabı&#160; hediye&#160; edildi. Benim&#160; için&#160; büyük&#160; bir&#160; onurdu. Orta&#160; birde&#160; iken&#160; müzik&#160;&#160; öğretmenim&#160; Ali&#160; Oğuz, kulak&#160; imtihanı&#160; yaptı. İki&#160;&#160; Fethiyeli&#160; kız&#160; arkadaşım&#160; ve&#160; ben&#160; yeteneğimizden&#160; dolayı&#160; başarılı olduk. Babam&#160; bana&#160; hiç&#160; unutmam&#160; burada okurken&#160; keman&#160; almıştı. Rahmetli&#160; babam, münevver&#160; bir&#160; insandı. Keman&#160; çalarak&#160; anneme&#160; aşkını&#160; ilan&#160; etmiş&#160; keman&#160; sanatçısıydı. Müzik&#160; okulunda&#160; okumama&#160; babama&#160; borçluyum. Yaşamım&#160; boyunca&#160; hep&#160; babamı&#160; örnek&#160; aldım. Ruhu&#160; şad&#160; olsun. Daha&#160;&#160; sonra&#160; Ali&#160; öğretmenimle&#160; keman&#160; çalıştık. Orta&#160; üçe&#160; kadar&#160; keman&#160; eğitimim&#160; tamamlandı. Ali&#160; Bey, benim &#160;Çapa&#160; Müzik&#160; Okuluna&#160; gitmemi&#160; önerdi. Ancak&#160; annem, benim&#160; cılız&#160; bir&#160; çocuk&#160; olduğum&#160; için&#160; üstüme titrerdi, gitmeme&#160; müsaade&#160; etmediler.16&#160; yaşında&#160; mezun&#160; oldum&#160; ve&#160; yaşımı&#160; büyüterek&#160; Bencik&#160; İlkokuluna&#160; tayinim&#160; oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi&#160; nerede&#160; okudunuz? Okul&#160; bitince&#160; nerelerde&#160; çalıştınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Öğretmenliği&#160; ancak&#160; üç ay&#160; yapabildim. İstanbul –Göztepe’de&#160; Atatürk&#160; Eğitim&#160; Enstitüsü&#160; sınavlarını&#160; birincilikle&#160; kazandım. Keman, piyano&#160; ve&#160; şan&#160; bölümüne&#160; devam&#160; ettim. Keman&#160; öğretmenim&#160; Okan&#160; Demiriş, Filiz&#160; Ali&#160; piyano&#160; öğretmenim, &#160;şan&#160; öğretmenim &#160;&#160;Türkiye’nin&#160; ilk&#160; opera&#160; solistlerinden&#160; ve&#160; opera&#160;&#160; sanatçısı&#160;&#160; Saadet&#160; İkesus&#160; Altan&#160; idi. Son&#160; dönemde&#160; operada&#160; Müveddet&#160; Günbay&#160; şan&#160; öğretmenim&#160; oldu. Buradan&#160; mezun&#160; olunca&#160; Aydın&#160; Gün&#160; opera&#160; müdürü&#160; iken&#160; Saadet&#160; İkesus’un&#160; önerisiyle&#160; başarılı &#160;olduğum&#160; için&#160; sınavsız&#160; Devlet&#160; Opera&#160; ve&#160; Balesine&#160; kabul&#160; edilen&#160; tek&#160; kişiydim. Ancak&#160; daha&#160; önce&#160; yatılı&#160; parasız&#160; okuduğum&#160; için&#160; Milli&#160; Eğitim&#160; Bakanlığı, Kültür&#160; Bakanlığında&#160; çalışmama&#160; izin&#160; vermedi. Sözleşmeli&#160; sanatçı&#160; olarak&#160; İstanbul&#160; Operasında&#160; (Mimar&#160; Sinan) devam&#160; ettim. Mezuniyetimden&#160; sonra&#160; yine&#160; başarılarımdan&#160;&#160; dolayı&#160;&#160; Atatürk&#160; Eğitim&#160; Enstitüsü Spor&#160; Akademisinde&#160; ritmik&#160;&#160; jimlastik&#160; piyano&#160; öğretmenliğine&#160; kabul&#160; edildim. Aynı&#160; anda&#160; operadaki&#160; keman&#160; öğretmenim&#160; Fethi&#160; Kopuz’un&#160; (Müzik&#160; Pedegogu) Türk&#160; Müziği&#160; Konservatuarı&#160; şan&#160; öğretmenliğine&#160; atandım. Nida&#160; Tüfekçi&#160; dönemiydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ne&#160; zaman&#160; evlendiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: 11.Mart .1975 Tarihinde&#160; eşim&#160; Hulisi&#160; Akkanat&#160; ile&#160; Gibye’de&#160; evlendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınız&#160;&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Özgür&#160; adında&#160; bir&#160; oğlum&#160; var. Yüksek&#160; Metalurji&#160; mühendisi&#160; olup, evlidir. Demir&#160; adında&#160; bir&#160; torunum&#160; var. Onları&#160; çok&#160; seviyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi&#160; tür&#160; kitapları&#160; okumayı&#160; seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Kitapsız&#160; günümüz&#160; geçmez. Felsefe, tasavvuf, müzik&#160; tarihi, mitoloji, kişisel&#160; gelişim, öykü, roman ve anı&#160; türü&#160; kitapları&#160; okumayı&#160; severim. Kitapsız&#160; bir&#160; hayatı&#160; asla&#160; düşünemem. Herkes&#160; okusun. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Günlük&#160; yaşamınızdan&#160;&#160; bahseder&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Şu&#160; anda&#160; anneme&#160; bakıyorum. Ancak&#160; babamın&#160; yakın&#160; dostları&#160;&#160; Nail&#160; Çakırhan ve &#160;Halil&#160; Dere’nin&#160; vasiyetleri&#160; üzerine&#160; Muğla—İstanbul&#160; arasında&#160; kültür&#160; köprüsü&#160; olma&#160; durumundayım. Muğla’daki&#160; antik&#160; kentlerde&#160; konserler&#160; vermek&#160; istiyorum. Stratonikiea, Lagina ,Panamara ve&#160; diğer&#160; antik&#160; ve ören&#160; yerlerimize&#160; sahip&#160; çıkma&#160; adına&#160; hizmet&#160; etmek istiyorum. Buraları&#160; kültür&#160; köklerimizdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Opera&#160; nedir?&#160; Opera&#160; hakkında&#160; ayrıntılı&#160; bilgi&#160; verebilir&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U:&#160; Opera, bütün&#160; sanat&#160; dallarını&#160; içinde&#160; barındıran ve kişiyi&#160; zaman&#160; tünelinde yaşatan&#160; sanat&#160; dalıdır. Bunun&#160; için&#160; operayı&#160; anlamak&#160; gerekmez. İçinde&#160; bale, tiyatro, müzik, ışık, renk, öykü, mitoloji&#160; barındırdığı&#160; için&#160; herkes&#160; izleyebilir. Bir gereksinimdir. İnsanın ruhsal,&#160; bedensel&#160; ve&#160; kültürel&#160; gelişimini etkileyen&#160; bir&#160; sanat&#160; dalıdır. Muğla&#160; bölgemiz&#160; antik&#160; tiyatroların&#160; çok&#160; olması nedeniyle &#160;opera&#160; sanatının&#160; gelişimine&#160; uygun&#160; olup&#160; bu&#160; yönden&#160; zengin&#160; sayılırız. Buraları&#160; kullanmalıyız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Operada&#160; opera&#160; söyleyen&#160; sanatçıya&#160; ne&#160; ad&#160; verilir? Siz&#160; hangi&#160; guruba&#160; giriyorsunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Solist&#160; veya&#160; korist&#160; denilir. Ben&#160;&#160; sopranoyum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ünlü&#160; Türk&#160; opera&#160; sanatçıları&#160; kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Suna&#160; Korat, Müveddet&#160; Günbay, Saadet&#160; İkesus, Mustafa&#160; İktu, Mesut&#160; İktu, Nevin&#160; Pere, Leyla&#160; Gencer, Hakan&#160; Aysev, Ayhan&#160; Aydan, Müfide&#160; Özgüç, Zehra&#160; Yıldız&#160; ve&#160; Jacklin&#160; hanımı&#160; sayabilirim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yabancı&#160; hocalarınız&#160; var&#160; mıydı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Operada&#160; Rus&#160; hocalarla&#160; çalıştık. Diyafram&#160; teknikleri&#160; öğrendik. Ayrıca&#160; Niyazi&#160; Tacikizade&#160; isimli&#160; Azeri&#160; şefle&#160; ‘’Köroğlu’’ operasında&#160; çalıştık. Ne&#160; yazık&#160; ki&#160; o&#160; dönemde&#160;&#160; sınırdan&#160; izin&#160; verilmesi&#160; zordu&#160; ve&#160; konsere&#160; gelemedi. Çok&#160; üzüldük. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Dünyaca&#160; ünlü&#160; opera&#160; sanatçıları&#160; kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Maria&#160; Callas, İma&#160; Sumak&#160; ve&#160; Pavarotti&#160; ilk&#160; aklıma&#160; gelenler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sahneye&#160; ilk&#160; hangi&#160; eserle&#160; çıktınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Sevil&#160; Berberi&#160; operasıyla&#160; sahneye&#160; çıktım. Aida, Sihirli Flüt ve&#160; Madam&#160; Betvufa&#160; da&#160; rol&#160; aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: En&#160; çok&#160; etkilendiğiniz&#160; rol ve&#160; eser&#160; hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Hepsinden&#160; ayrı&#160; ayrı&#160; haz&#160; alırım ve&#160; müzik&#160; türleri&#160; arasında&#160; ayırım&#160; yapmam. Türk&#160; kültürü&#160; ve&#160; müziği&#160; araştırması&#160; TÜMATA ‘da&#160; çalıştım. Piyanolu&#160;&#160; soprano&#160; olarak&#160; konserler&#160; yapıyorum. Kopuz&#160;&#160; Oda&#160; Orkestrası’nda&#160;&#160; keman&#160; sanatçısı&#160; olarak&#160; konserler&#160; yapıyorum. Etnik&#160; ve dünya&#160; müziği&#160; sanatçısı olarak&#160; emprovize (doğaçlama)&#160; sesimi&#160; kullanıyorum. Türkiye’deki&#160;&#160; Bilim&#160; ve&#160; Sanat&#160; Merkezinin&#160; kurucularındanım. Ayrıca&#160; Anadolu&#160; Aydınlanma&#160; Vakfı&#160; kurucu&#160; üyesiyim. İşimi&#160;&#160; aşkla&#160; yaparım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Unutamadığınız&#160; bir&#160; anınızı&#160; anlatabilir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Hamileyken&#160;&#160; Şan&#160; Sinemasındaki&#160; sahnede&#160; opera&#160; çalışması&#160; yapıyorduk. Yangın&#160; çıktı&#160; ve dekorlar&#160; üstüme&#160; yıkıldı. Bebeğimle&#160;&#160; sağ&#160; kurtuldum . O günü&#160; hiç&#160;&#160; unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Türk&#160; Operasını,&#160; dünyadaki&#160;&#160; yerini&#160; nasıl&#160; görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Çalıştığım&#160; İstanbul&#160; Opera&#160; Korosu, dünyanın&#160; bir&#160; numarasıdır. Bu&#160; konuda&#160; hiç&#160; mütevazi&#160; olamayacağım. Koro&#160; şefimiz&#160; Hikmet&#160; Şimşek ve&#160; Cenan&#160; Akın idi. Muhittin&#160; Sadak, koro&#160; hocamızdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Cumhuriyetin&#160; ilk&#160; kuşak&#160; sanatçılarının&#160; mesleklerine&#160; inançlı ve&#160; bağlı&#160; olduğu, heyecanla&#160; çalıştıkları&#160; söylenir, bu&#160; doğru mu? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Doğrudur. Aynen&#160; katılıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: O&#160; dönemdeki&#160; seyirci&#160;&#160; ile&#160; şimdiki&#160; seyirciyi&#160; kıyaslar&#160; mısınız? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Kıyaslamam. Çünkü&#160; sanatçıyı küçümsemek gibi algılanır. Öğretmen devamlı&#160; olarak motive eder.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Atamızın&#160;&#160; şöyle&#160; bir&#160; sözü&#160; vardır: ‘’ Sanatçı, alnında&#160; ışığı&#160; ilk&#160; duyandır.’’ Hayatım&#160; boyunca&#160; sanatçılığımı ve&#160; öğretmenliğimi&#160; bir&#160; numara&#160; yaşayan&#160; biri&#160; olarak, öğretmenliği&#160; en büyük&#160; sanatçılık kabul&#160; ediyorum. Başöğretmenim&#160; Atatürk’e&#160; sonsuz&#160; teşekkür&#160; ediyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Turgut –Lagina ve&#160; Eskihisar—Stratonikiea&#160; antik&#160; tiyatroda&#160; bir&#160; opera&#160; eserinin&#160; oynanması&#160; ve çalışma&#160; yapılması&#160; için ön&#160; ayak&#160; olur&#160; musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Bütün&#160; kalbimle&#160; istiyorum. Bunun&#160; için&#160; hizmetkarım. Zaten&#160; onun için&#160; Muğla’dayım. Büyüklerime&#160; verdiğim&#160;&#160; sözleri&#160; tutmak&#160; istiyorum. Kültür&#160; turizmini&#160; ayağa&#160; kaldırmamız&#160; lazım. Yerel&#160; yöneticilerimizi&#160;&#160; bu&#160; konuda&#160; hizmete&#160; çağırıyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Muğla’da&#160; Klasik&#160; Müziğin&#160; gelişmesi&#160; için&#160; neler&#160; yapılmalıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U:&#160; Bütün&#160;&#160; okullarda&#160; piyano&#160; olmalı. Keman&#160; dersleri&#160; verilmeli. Çok&#160; sesli&#160; müzik&#160; eğitimi&#160; ciddiye&#160; alınmalı. Muğla’mız&#160; zeka ve yetenek&#160; olarak&#160; olağanüstü verilere sahiptir. Bu konuda&#160; yardımcı&#160; olurum. Sadece&#160; çalışılarak eğitime&#160; önem&#160; katılmalıdır. Yerel&#160; yöneticilere de&#160; iş düşüyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sizinle&#160; kültürel&#160; güzel bir&#160; söyleşi&#160; yaptık. Çok&#160; teşekkür&#160; ederim. Siz&#160; kendinizi&#160; saklamışsınız. Bugüne&#160; kadar&#160; nerelerdeydiniz? &#160;Biraz&#160; geçte&#160; olsa&#160; sizinle&#160; tanıştığım için çok mutluyum. Sizin&#160; Muğla&#160; kültürüne &#160;büyük&#160; katkı&#160; sağlayacağınıza&#160; yürekten&#160; inanıyoruz. Son&#160; olarak&#160; ne&#160; söylemek&#160; istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.U: Sizi&#160; gerçek&#160; anlamda&#160; bir&#160; Atatürkçü&#160; genç&#160; ve&#160; yönetici&#160; olarak&#160; gördüm. Beni&#160; algıladığınız&#160; için bir&#160; aydın&#160; olarak&#160; teşekkür&#160; ederim. Müziğe&#160; ve&#160; sanatçıya&#160; önem&#160; verdiğinizi&#160; gördüm. Bu&#160; açıdan&#160; kültür&#160; turizmine&#160; sonsuz&#160; katkınızın&#160;&#160; olacağını&#160; biliyorum.&#160; Bu&#160; söyleşi&#160; için&#160; asıl&#160; ben&#160; teşekkür&#160; ederim. Katkı için&#160; buradayım. Öyle&#160; ortaya&#160; pek&#160; çıkmam .Şimdi&#160; artık&#160; zamanı&#160; diyelim&#160; ve&#160; çalışmaya&#160; başlayalım. Davet&#160; bekliyorum. Kısmet&#160; bu&#160; günlere imiş. Her şeyin&#160; hayırlısı&#160; diyelim. Tüm&#160; hemşerilerime&#160; saygı&#160; ve&#160; sevgilerimi&#160; iletiyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 May 2016 15:30:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/koyden_opera_salonlarina_muzikolog_ogretmen_opera_sanatcisi_gulizar_uzakgiden_h7945.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRK SANAT MÜZİĞİNİN GÜZEL SESİ SERVET ÖNDER</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/turk-sanat-muziginin-guzel-sesi-servet-onder-7913</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/turk-sanat-muziginin-guzel-sesi-servet-onder-7913</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan’ın ses sanatçısı Servet Önder, güzel sesi ve yorumuyla gurur duyduğumuz bir hemşerimizdir. Kibar, zarif, naif ve mütevazı duruşuyla çevresinde hayranlık uyandırır. Sanatçılar duygu yüklüdür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Kimseyi kırmak istemezler. Bulundukları yerde ışık saçarlar. Servet Önder, aileden gelen bir ses güzelliğine sahip bir sanatçımızdır. Eşimin de akrabası olduğu için biliyorum. Annesi Pakize Hanım’ın, sesinin güzel olduğunu kayınvalidem hep söylerdi. Ağabeyi Süleyman Önder ‘in sesini dost meclislerinde birkaç defa dinledim. Kazım Dayım’ın yakın arkadaşı olduğu için aileyi iyi tanırım. Ses güzelliği doğuştan bir yetenek olduğu için de Servet Bey, sanatçı olmanın erdemine varmıştır. Tabi bu arada çok çalışıp, sesini eğiterek kendisini yetiştirmiştir. Söyleşiyi İzmir—Güzelyalı ‘da Konak Belediyesine ait Kültür Merkezinde yaptık.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: 1947 Yılında Yatağan’da doğdum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Babam Ali Önder, Cazkırlar Köyünden gelip Yatağan’a yerleşmiştir. Halk arasında (Alenderler ) diye anılırız. Annemin adı Pakize’dir. Eskihisarlı olan annem güzel şarkı, türkü söylerdi. Sesi harikadır. Eşinizle akrabayız. Altı kardeşiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Mehmet Kocaayakoğlu, küçük Ömer Tekin, Erol Akan, Sezai Oral, Şükrü Özdemir, Saffet Oral, Tacettin Oğuz ve Niyazi Işık mahalle arkadaşlarımdı. Sinemalardan öğrendiğimiz kılıç—kalkan oyunlarını oynardık. Futbol oynardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Atatürk ilkokulunda okudum. Aycan Hanım öğretmenim, Nedim Bey Başöğretmenimdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Ortaokulda Moliere’nin Cimri adlı tiyatro oyununda Cleante’nin uşağı La Flech isimli karakterin rolünü oynadım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Muğla Turgut Reis Lisesine gittim. 2. Sınıfta bıraktım. Babamın yoğun işleri nedeniyle okuyamadım. Kereste, bıçkı işleri derken eğitimimi yarım bıraktım. Zor yıllardı. Yalnız size güzel bir anımı anlatayım; Halk Eğitim Müdürü Kemal Can’ın desteğiyle Yatağan’da Sezai Türkmen Abimle Halk Eğitim Merkezinde müzik çalışmaları yapar ve köylere konsere giderdik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Sivas’ta 22 ay askerlik yaptım. 1969 yılında terhis oldum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Önce ve sonrası babamla çalıştım. Daha çok kasa yapardık. 1970 yılında çok sesli koro dalında TRT’nin bir koro sınavı açıldı. Türkiye çapında 7000 kişi bu imtihana girdi. Aralarında ben dahil, 120 kişi ön sınavı geçtik ve Ankara’ya gittik. Ankara Devlet Konservatuarında 3 ay kurs gördük. Hikmet Şimşek, Muammer Sun, Neşe Pars ve Müfide Özgüç hocalarımızdan ders aldık. 60 kişi seçilecekti. Çok zor bir sınav geçirdik ve sonunda Tenor olarak 15 kişi arasına girmeye hak ettim. Böylelikle Ankara Radyosunda devlet memuru olarak çalışmaya başladım. Hikmet Şimşek, Gürer Aykal ve Walter Straus benim koro şeflerimdi. Bizim kimliğimizde Artist yazardı. Sonradan Sanatçı ünvanını aldık. Burada Muzaffer İlkar, Ekrem Vural, Cinuşen Tanrıkorur, Ferit Sıdal ve Tarık Kip’ten sanat müziği dersleri aldım. 1978 de Sanat Müziği imtihanına girdim. Olmayanı başardım. Diksiyon dersleri aldım ve İzmir Radyosuna tayin oldum. Bir mucizeyi başarmıştım. O günleri unutamıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Hiç uğraşmadım ama yazılı ve görsel basından ülke gündemini takip etmeye çalışıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: 1979 Yılının Eylülünde Nurgül Hanımla Yatağan’da evlendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınız var mı? Çocukların durumu ile ilgili ne anlatmak istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: İki çocuğum var. Kızım Bihter, Ege Üniversitesi Biyoloji bölümü mezunudur. Karabağlar’da KARBEM Dershanesinde öğretmendir. Oğlumuz Cihan, Ege Üniversitesi Türk Sanat Müziği Konservatuarını bitirdi. Düzce’de müzik öğretmenidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: TRT İzmir Radyosundan emekliyim. Emekli olduktan sonra Konak Belediyesinde koro şefliği yaptım. Şu an kendi adıma kurduğum ‘’ Servet Önder Türk Sanat Müziği Korosu’’ adı altında çalışmalar yapıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Servet Önder kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Sanatçıyım. Duygusalım. Sanatçılar duygusal olur. Doğayı, hayvanları ve insanları çok severim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Müziğe olan ilginiz nasıl ortaya çıktı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Aileden gelen bir ses güzelliğimiz ve yeteneğimiz var. Annemin, Ülkü Ablamın ve Süleyman Abimin sesi de çok güzeldir. Lisede okurken yıl sonu temsillerinde, piyeslerde en son çıkar 3-4 eserle solist olarak şarkı söylerdim. Burada adını şimdi anımsayamadığım bir müzik öğretmeni; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">‘’Oğlum sen gelecekte iyi bir yere gelirsin, Radyo Evine gir ‘’ dedi. Bunu hiç unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: 42 Yıldır bu sanatı profesyonel olarak icra ettim. Halen daha çalışıyorum. Ayrıca Konak Belediyesinde 28 yıl boyunca koro şefliği yaptım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bir müzik aleti çalıyor musunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Yok ama ud, tambur ve piyanoyu solfej derslerinde nota öğretmek adına az biliyorum. Ben ses sanatçısıyım, saz sanatçısı değilim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Evimde kırka yakın plaketim var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Repertuarınızda kaç şarkı var? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: İki bine yakın şarkı vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür müzik dinlersiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Türk Sanat Müziği , Türk Halk Müziği ve Batı Müziği dinlemeyi severim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sahnede şarkı söylerken içinizden hangi duygular geçer?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Sanatçı olarak ilk heyecan hepimizde olur. Duygulanırım. Büyük bir zevk alarak şarkı söylerim. Salonun ve seyircinin o anki atmosferini izleyerek şarkılarımı daha iyi bir performansla söylerim. Sevdiğim işi yaptığım için çok mutluyum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ülkemizde Sanat Müziğinin gidişatını nasıl buluyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Sanat Müziği günümüzde hiçbir özelliğini kaybetmeden dinleyicisini çoğaltmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yatağan’ın kültürüne katkı için konser vermeye ne zaman geleceksiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Mayıs ayının sonuna doğru konser için Yatağan’a geleceğim. Zaten Belediye Başkanımız Haşmet Işık davet etmişti. Neşeli ,güzel bir konser olacağının müjdesini şimdiden vereyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Muğla -- Yatağan denilince sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Neler gelmez ki… İlk yaşantım, çocukluk arkadaşlarım, Yatağan, Köyleri ; Eskihisar, Cazkırlar, Bozüyük ve Pınarbaşı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">S.Ö: Yatağan’ı ve Yatağanlıları çok seviyorum. Siz benim her şeyimsiniz. Buraya kadar gelip benimle bu söyleşiyi yaptığınız için asıl ben teşekkür ederim. Selamlar…Sevgiler…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 May 2016 08:48:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/turk_sanat_muziginin_guzel_sesi_servet_onder_h7913.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan’ın kültür sanat elçisi Tarcan Oğuz</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-kultur-sanat-elcisi-tarcan-oguz-7875</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-kultur-sanat-elcisi-tarcan-oguz-7875</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacı  Yazar  Tarcan   Oğuz, başarılı  çalışmaları  sonucu  ilçemize  birçok  yazılı   belge  ve  eser   kazandırmış  örnek   kişidir. Yatağan  için  yaptığı  çalışmalar   ulusal   alanda  da   ses   getirmiştir, ilgi  görmüştür.  Tarihin   derinliklerine   inerek  araştırmalar  yapan  Oğuz, kültürel  hizmetlerini halen daha  devam  ettirerek  Gökbel  Jeopark  Bölgesinin   uluslararası  alanda  da  tanınması  için  uğraş  vermektedir. Sadece bu  bile  büyük  bir  başarıdır  ama   bununla  yetinmeyip, Kanuni  Yolu, Antik  Karya  Yolu ve  Bisiklet  Yolu  gibi  güzergah  çalışmalarına  da  devam  ediyor. Zaman  zaman  fikir  alışverişinde  bulunarak   kendisinden   faydalanırım.  Kent  Konseyi  içinde  çalışmalar  yürüterek  komisyonlara  ve  kent  meclisine  yardımcı  oluyor. 14 eseri  bulunan  Tarcan  Oğuz’un  faaliyetlerini   gelin  birde  kendisinden  duyalım,  okuyalım.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Araştırmacı&#160; Yazar&#160; Tarcan&#160;&#160; Oğuz, başarılı&#160; çalışmaları&#160; sonucu&#160; ilçemize&#160; birçok&#160; yazılı&#160;&#160; belge&#160; ve&#160; eser&#160;&#160; kazandırmış&#160; örnek&#160;&#160; kişidir. Yatağan&#160; için&#160; yaptığı&#160; çalışmalar&#160;&#160; ulusal&#160;&#160; alanda&#160; da &#160;&#160;ses&#160;&#160; getirmiştir, ilgi&#160; görmüştür. &#160;Tarihin&#160;&#160; derinliklerine&#160;&#160; inerek&#160; araştırmalar&#160; yapan&#160; Oğuz, kültürel&#160; hizmetlerini halen daha&#160; devam&#160; ettirerek&#160; Gökbel&#160; Jeopark&#160; Bölgesinin&#160;&#160; uluslararası&#160; alanda&#160; da&#160; tanınması&#160; için&#160; uğraş&#160; vermektedir. Sadece bu &#160;bile&#160; büyük&#160; bir&#160; başarıdır&#160; ama&#160;&#160; bununla&#160; yetinmeyip, Kanuni&#160; Yolu, Antik&#160; Karya&#160; Yolu ve&#160; Bisiklet&#160; Yolu&#160; gibi&#160; güzergah&#160; çalışmalarına&#160; da &#160;devam&#160; ediyor. Zaman&#160; zaman&#160; fikir&#160; alışverişinde&#160; bulunarak&#160;&#160; kendisinden&#160;&#160; faydalanırım. &#160;Kent&#160; Konseyi&#160; içinde&#160; çalışmalar&#160; yürüterek&#160; komisyonlara&#160; ve&#160; kent&#160; meclisine&#160; yardımcı&#160; oluyor. 14 eseri&#160; bulunan&#160; Tarcan&#160; Oğuz’un&#160; faaliyetlerini&#160;&#160; gelin&#160; birde&#160; kendisinden&#160; duyalım,&#160; okuyalım.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Turgay&#160;&#160; Mutlu:&#160; Hangi&#160;&#160; tarihte&#160;&#160; ve&#160;&#160; nerede&#160;&#160; doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tarcan&#160;&#160; Oğuz: 24. 12. 1950&#160; tarihinde&#160;&#160; Yatağan’da&#160;&#160; doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ailenizin&#160;&#160;&#160; Lakabı&#160; var&#160; mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Baba&#160; tarafından&#160; Hacı&#160; Eyüpler diye biliniriz. Anne&#160; tarafım&#160; Gazeller&#160; Sülalesi&#160; diye&#160; anılır. Üç kardeşiz. Evin&#160; en&#160; küçüğü&#160; benim. Abimin adı Tacettin, &#160;Ablamın&#160;&#160; adı&#160; Tacide’dir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Okul&#160; öncesi&#160; mahalle&#160; arkadaşlarınız&#160; ve&#160; oynadığınız&#160;&#160; oyunlardan&#160; aklınızda&#160; kalan&#160; var&#160; mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Rüştü&#160; Kemiksiz, Süreyya&#160; Kemiksiz, Haşmet&#160; Işık, Ahmet&#160; Yüksel, Enver&#160; Kansu, Özer&#160; Kumaş, Nadir&#160; Delibaş, Cumhur&#160; Uzun, Ahmet&#160; Uzun&#160; mahalle&#160;&#160; arkadaşlarımdı. Çelik—çomak, saklambaç, hırsız—polis, kılıç—kalkan&#160; ve&#160;&#160; futbol&#160; oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlkokulu&#160; hangi&#160; okulda&#160; okudunuz? Öğretmeniniz&#160; ve&#160; Müdürünüz&#160; kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Atatürk&#160; İlkokulunda&#160;&#160; okudum. Aycan&#160; Düzel öğretmenim, Nedim&#160; Bey&#160; müdürümüzdü. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Orta&#160; ve&#160; Liseyi&#160;&#160; nerede&#160; okudunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Yatağan&#160; Orta&#160; Okulunda&#160; okudum. Mehmet&#160; Gezen,&#160; Abdullah Gün, Ahmet&#160; Akşit ve&#160; Abdurrahman&#160; Çumkur&#160; öğretmenimdi. Liseyi&#160; Muğla&#160; Ticaret&#160; Lisesinde&#160; okudum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerliği&#160; nerede&#160; ve&#160; ne&#160; zaman&#160; yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Kütahya’da&#160; Jandarma&#160; olarak&#160; 20&#160; ayda&#160; tamamladım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerden&#160; önce&#160; ve&#160; sonra&#160; nerelerde&#160; çalıştınız&#160;&#160; anlatabilir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Öncesi&#160; Tekel’de ve&#160; Marmaris’te&#160; Kültür&#160; ve&#160; Turizm&#160; Bakanlığına&#160; bağlı&#160; Tatil&#160; Köyünde çalıştım. Askerden&#160;&#160; sonra&#160; Yatağan&#160; Belediyesine&#160; memur&#160; olarak&#160; girdim&#160; ve&#160; buradan&#160; emekli&#160; oldum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Politikayla&#160;&#160; uğraştınız&#160; mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Her&#160; daim&#160;&#160; politikayla&#160; uğraştım. CHP ‘nin&#160; her&#160; kademesinde&#160; Gençlik&#160; Kollarından&#160; başlayarak&#160; görev&#160; yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ne&#160; zaman&#160; evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: 1976&#160; Yılında&#160; eşim&#160; Fatma&#160; Hanımla&#160; Yatağan’da&#160;&#160; evlendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Çocuklarınız&#160; var&#160; mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O:&#160; Özgül&#160; ve Özgür&#160; adında&#160;&#160; ikiz&#160; çocuklarım&#160; var. Kızım&#160; Denizli’de&#160; öğretmenlik&#160; yapıyor. Oğlum&#160; muhasebecilik&#160; yapıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Hangi&#160; tür&#160; kitapları&#160;&#160; okumayı&#160; seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Daha&#160; çok&#160; siyasi türü kitaplar okurum. Arada&#160; mizah&#160; türü&#160; de&#160; okuyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kısaca&#160;&#160; günlük&#160; yaşamınızdan&#160;&#160; bahseder&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Felsefe&#160; olarak&#160; bence&#160; çağdaş&#160; insan , yaşadığı&#160; her&#160; andan&#160; sorumlu&#160; olmalıdır&#160; ve&#160; bu&#160; sorumluluğunu&#160; hayata&#160;&#160; geçirmelidir. Bence&#160; aydın&#160; olmanın&#160;&#160; gereğidir. Zamanda çok&#160; önemlidir. Her&#160; anı&#160; dolu&#160; dolu&#160; yaşarım. İyi&#160; ve&#160; güzel şeyleri&#160; vatandaşımla&#160; paylaşmayı&#160; severim. Öncelikle&#160; günlük&#160; program&#160; yaparım. Bu&#160; konuda&#160; prensip&#160;&#160; sahibiyimdir. Kısa&#160; kısa&#160; notlar&#160; alıp&#160; günü bu&#160; şekilde&#160; değerlendiririm. Akşam&#160; yastığa&#160; başımı&#160; koyunca günün&#160; analizini&#160; yaparım. Bu&#160; şekilde&#160; yaşamaktan&#160; haz&#160; alırım. Boş&#160; geçen&#160; günüm&#160; için&#160; üzülürüm. Kültürel&#160; konulara&#160; ağırlık&#160; veririm. İlçemizin&#160; tanınması,&#160; gelecek&#160; kuşaklara&#160; tanıtılması&#160; ve&#160; taşınması&#160; için&#160; araştırmalar&#160; yaparım. Bu&#160; konuda&#160; dersimi&#160; iyi&#160; çalıştığımı&#160;&#160; düşünüyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Tarcan&#160; Oğuz&#160; kimdir? Siz&#160; kendinizi&#160; nasıl&#160; tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Yatağan’a&#160;&#160; aşık&#160; ve&#160; Yatağan&#160; için&#160; kendini&#160; çalışmalara&#160; adamış&#160; biri&#160; olarak&#160; görmekteyim. Bu&#160; tezimi&#160; güçlendirmek&#160; için&#160; önce&#160; kendimi&#160; tanımaya, neler&#160; yapıp&#160; neler&#160; yapamayacağımı&#160; düşündüm. Sonra&#160; Yatağan’ı&#160; tanımaya&#160; ve&#160; tanıdıkça&#160; daha&#160; da&#160; aşık&#160; olmaya&#160; başladım. Çünkü&#160; insan&#160; tanımadığı&#160; bir&#160; şey&#160; hakkında yorum&#160; yapamaz, anlatamaz&#160; ve&#160; tanıtamaz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Şimdiye&#160; kadar&#160; kaç&#160; kitap&#160; yazdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: 14&#160; Kitap&#160; yazdım. İsimleri: Yatağan’ın&#160; Dünü&#160; Bugünü, Yatağan—2002, Ahiler, Ahilik, Yatağan’da Yetişenler, Yatağan’da&#160; Maniler, Yatağan’da&#160; Söylenen&#160; Türküler&#160; ve Öyküler, Yatağan&#160; Spor, Osman&#160; Hamdi&#160; Bey&#160; Konağı, Marsiyas&#160; Vadisi, Stratonikiea&#160; ve&#160; Jeopark.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Başka&#160; çalışma&#160; örnekleriniz&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: 5 Tane&#160;&#160; kişisel&#160; fotoğraf&#160; sergisini&#160; Yatağan&#160; ve&#160; Muğla’da&#160; açtım. 50’e&#160; yakın&#160; Yatağan’a&#160;&#160; has&#160;&#160; türkü&#160; derlemesi&#160; ve&#160; nota&#160; yaptırdım. Bu&#160; konuda&#160; kitap&#160;&#160; bastırdım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Jeopark&#160; Alanıyla&#160; ilgili&#160; çalışmalarınız&#160;&#160; ne&#160; durumda? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Jeopark, literatür&#160; olarak&#160; az&#160; bilinen&#160; bir&#160; kelimedir. Dünyada&#160;&#160; kurulmuş&#160; şu&#160; an&#160; 72&#160; adet&#160; Jeopark&#160; alanı&#160;&#160; bulunmaktadır. Benim&#160; 13&#160; yıldır üzerinde&#160; çalıştığım ‘’ Yatağan&#160; Jeopark’’ projesi , 2006&#160; yılında&#160; Muğla&#160; İl&#160; Genel&#160; Meclisi&#160; tarafından&#160; Türkiye’nin&#160; ilk&#160; projesi&#160; olarak&#160; onaylandı. 52 &#160;kilometrelik&#160; Jeopark&#160; Yolumuz, Staratonikiea—Lagina (17 km) ve Eskihisar—Belen&#160; Kahvesi&#160; arası&#160; kültür&#160; yoluna&#160; bağlanarak&#160; dünyada&#160; tek&#160;&#160; örnek&#160;&#160; proje&#160; olarak&#160; çalışmalar&#160; başlatıldı. 22 kilometrelik&#160; kültür&#160; yolumuzun &#160;18&#160; kilometresi&#160; bitti. 4&#160; kilometrelik&#160; kısmı&#160; kaldı. Kutsal&#160; yol&#160; çalışmasının 10&#160; kilometrelik kısmı&#160; açıldı. Diğer&#160; kısımlarında&#160;&#160; çalışmalar&#160; devam&#160; etmektedir. Jeopark&#160; projesi&#160; bilimsel&#160; olarak&#160; incelenmesi&#160; amacıyla&#160; Güneydoğu Avrupa Jeoparklar&#160; Genel&#160; Başkanı&#160; Profesör&#160; Doktor&#160; Nizamettin Kazancı&#160; ve&#160; dört&#160; kişilik&#160; ekiple&#160; çalışmalar&#160;&#160; yaparak&#160; projenin&#160; önemini ortaya &#160;koyduk. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kanuni&#160; Yolu&#160; çalışmaları&#160; hakkında&#160; bilgi&#160; verir&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O:&#160; Güney&#160; Ege&#160; Kalkınma&#160; Ajansı&#160; tarafından&#160; Kanuni’nin Rodos&#160; seferine&#160; giderken&#160; geçtiği&#160; yol&#160; güzergahları&#160; Valilikçe&#160; oluşturulan&#160; komisyonca&#160; ilçemizden&#160;&#160; geçecek&#160;&#160; yol, benimde&#160;&#160; katkılarımla incelenerek&#160; yol&#160; haritası&#160;&#160; çizildi. Önümüzdeki&#160; aylarda&#160; bu yol&#160; işlerlik&#160; kazanacaktır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Stratonikiea ve&#160; Lagina’da&#160;&#160; bu&#160; sene&#160; festival&#160; etkinliği&#160;&#160;&#160; yapılacak&#160; mı?</p>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Bu&#160; yıl kültürel&#160; ağırlıklı&#160; olarak&#160; iki&#160; büyük&#160; antik&#160; kentimizde&#160; Yatağan&#160; Belediyesi&#160; adına etkinlikler&#160; düzenlemeyi&#160; planlamaktayız. Aynı&#160; zamanda&#160;&#160; Türk—Yunan&#160; ortaklaşa&#160;&#160; çalışmalar&#160;&#160; yapacağız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Yeni&#160; bir&#160; kitap&#160; çalışmanız&#160;&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Var. Yatağan&#160; köy&#160; incelemeleri&#160; kitabım&#160; hazır&#160; olup, önümüzdeki&#160; aylarda&#160; basıma&#160; girecektir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Bugüne&#160;&#160; kadar&#160; kaç&#160; ödül&#160; aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Birçok&#160; ödül&#160; ve&#160; plaket&#160; aldım. Bodrum&#160; TÜRBAN&#160; Ödülü, Ege&#160; Yazarlar&#160; Birliği&#160; Ödülü, Muğla&#160; Üniversitesi Kültüre&#160; Katkı&#160; Ödülü, Pamukkale Üniversitesi&#160; Kültürel&#160; Çalışma&#160; Ödülü&#160; ve&#160; Muğla&#160; Gazeteciler&#160; Cemiyeti&#160; Ödüllerini&#160;&#160; aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Bozuyükle&#160;&#160; ilgili&#160;&#160;&#160; çalışmalar&#160;&#160; devam&#160;&#160; ediyor&#160;&#160; mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Bozuyük’te&#160; üç&#160; obanlı&#160; Rum&#160;&#160; Değirmenin&#160; ayağa&#160;&#160; kaldırılması&#160; için&#160;&#160; çalışmalar &#160;yapıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Katrancı&#160; Evleriyle&#160; ilgili&#160;&#160; çalışmalar&#160;&#160; nasıl&#160;&#160; gidiyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: &#160;Osmanlı&#160; döneminin&#160;&#160; son&#160;&#160; zamanlarında&#160;&#160; yapılan&#160; bu&#160; tarihi&#160;&#160; evler, Safranbolu’ya&#160; rakip&#160; olabilecek&#160;&#160; düzeydedir. Burada&#160;&#160; Tarihi&#160; Kentler&#160; Birliğiyle&#160;&#160; birlikte &#160;çalışmalar&#160; yaparak&#160; kendilerine&#160; bilgi&#160; ve&#160; rapor&#160; sundum. Kültür&#160;&#160; turizmine&#160;&#160; kazandırılması&#160; için burada SİT Köy&#160; çalışması&#160; yapılıyor. Mimarisi&#160; farklı&#160; olan&#160; Katrancı&#160; evlerinin&#160; bacaları,&#160; Çomakdağ&#160; evlerinin&#160;&#160; bacalarını&#160; andırır, benzerlik&#160; taşır. Ayrıca&#160; kapılarında&#160; çivi&#160; kullanılmaz. Kapının&#160; üstünde&#160; sürahi&#160; veya&#160; vazo&#160; resmi&#160; varsa&#160; o&#160; evde&#160;&#160; kız&#160; çocuğu&#160; olduğu, tabanca&#160; veya&#160; bıçak&#160; resmi&#160; varsa&#160; erkek&#160; çocuğu&#160; olduğu&#160; bilinir.&#160; &#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Panamara&#160; antik&#160; kenti&#160; ile&#160; ilgili&#160; çalışmalarınız&#160;&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Karya&#160; toprakları&#160; üzerinde&#160;&#160; kurulu&#160; antik&#160; kent&#160; Stratonikiea’ya&#160;&#160; bağlı&#160; olan&#160;&#160; Bağyaka&#160; sınırları&#160; içerisinde&#160;&#160; Asar&#160; Tepede&#160;&#160; kurulu&#160; Panamara , dini&#160; merkezli&#160; bir&#160; yerdir. Stratonikiea’ya (Eskihisar) 22&#160; kilometrelik&#160;&#160; uzaklıkta&#160; olup, kazı&#160;&#160; başkanı&#160; Bilal&#160; Söğüt’le&#160; birlikte&#160; çalışmalar&#160; devam&#160; ediyor. Antik&#160; Yol&#160; çizim&#160;&#160; projeleri&#160;&#160; son&#160; aşamadadır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: ASFAD’ın&#160; kurucusu&#160; olup&#160; başkanlığını&#160;&#160; yapıyorsunuz. Bu&#160; yılki&#160; projeleriniz&#160; nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: ASFAD olarak&#160;&#160; bugüne&#160; kadar&#160;&#160; yaklaşık&#160; 3500’e&#160; yakın&#160;&#160; kursiyerimize&#160; halk&#160; oyunları&#160; öğrettik. Burada on&#160; yörenin oyunları&#160; oynanmakta&#160; olup, Muğla ve&#160; Ege&#160; Bölgesi&#160; birincilikleri, Türkiye&#160; dördüncülüğü&#160; gibi&#160;&#160; dereceler&#160; aldık. &#160;12 yıldır Yurtdışı&#160; Festivallerde&#160; ülkemizi&#160; temsil&#160; etmekteyiz. Bunların&#160; yanı&#160; sıra&#160; bağlama, gitar&#160; ve&#160; bale&#160;&#160; kurslarımız&#160; devam&#160; etmektedir. Kurslarımıza&#160;&#160; yedi&#160; yaşından&#160;&#160; altmış&#160; yaşa&#160; kadar&#160; kursiyerler&#160;&#160; katılmaktadır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Halk&#160; bilimcisi ve&#160; araştırmacı yazar&#160;&#160; olarak&#160; gelecekte&#160; en&#160; büyük&#160;&#160; hedefiniz&#160;&#160; nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: 13&#160; Yıldır&#160; üzerinde&#160; titizlikle&#160; çalıştığım&#160; ve&#160; Yatağan’ı&#160;&#160; ayağa&#160; kaldıracak&#160; olan&#160; ‘’Yatağan&#160; Jeopark ‘’&#160; Projesinin&#160; hayata&#160; geçmesi&#160; benim&#160;&#160; en&#160; büyük&#160; hedefim&#160; olacaktır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Yatağan’ın&#160; ekmek&#160; kapısı&#160; olan&#160; mermer&#160; sektörüyle&#160; ilgili&#160;&#160; ne&#160; düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Yatağan&#160;&#160; bir&#160; mermer&#160; kentidir. Türkiye’nin&#160;&#160; yüzde&#160; otuzunu Muğla&#160; karşılamaktadır. Bununda&#160; yüzde&#160; on beşle&#160; en&#160; büyük&#160; payına&#160; Yatağan&#160; mermeri&#160; sahiptir. Bunun&#160; için&#160; gelecekte&#160; projeler&#160; üretmekteyiz. Antik&#160; dönemde&#160;&#160; Yatağan’da&#160; mermercilik&#160; yapıldığı&#160; bilinmektedir. Mermer&#160; ocaklarından&#160; çıkan&#160; fosillerin&#160; korunması&#160; amacıyla&#160; bir&#160; mermer&#160; müzesinin&#160; kurulması çalışması&#160;&#160; başlatılmıştır. İlçemizde&#160; 45&#160; adet&#160;&#160; büyük&#160; ve&#160; küçük&#160; ölçekli&#160; mermer&#160; fabrikası&#160; vardır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Tarihi&#160;&#160; zeytin&#160; ağaçlarının&#160; taşınarak&#160;&#160; ilçemiz&#160;&#160; parklarında&#160; yeniden&#160; hayat&#160; bulması&#160; hakkında ne&#160; düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Dünyanın&#160; en&#160; eski&#160; zeytinyağı&#160; işliği&#160; Yatağan—Börükçü&#160; mevkiinde yapılmıştır. Bu&#160; bizim&#160; için&#160; önemli&#160; bir&#160; belgedir. Burada&#160; çok&#160; eski&#160; dönemde&#160; zeytincilik&#160; yapıldığı&#160; için&#160; asırlık&#160; zeytin&#160; ağaçları&#160; bulunmaktadır. Börükçü&#160; mevkii&#160;&#160; TKİ ‘nin&#160; kamulaştırma&#160; alanı&#160; içinde&#160; olduğu&#160; için&#160; 3000 yıllık&#160; zeytin ağaçları&#160; kurtarılarak&#160; ilçemizin&#160; Atatürk&#160; Mahallesindeki&#160; parklarımıza&#160; taşınmıştır. Özellikle ilçemizin memecik&#160; zeytin&#160; türü, tadımlık&#160; ve yağlık&#160; zeytin olarak&#160; Japonya’da&#160; bir&#160; birincilik, bir&#160; ikincilik&#160; ve&#160; Amerika’da&#160; birincilik&#160; getirmiştir. Atatürk&#160; Mahallesinde&#160; kurmuş&#160; olduğumuz&#160; parkta&#160; zeytin&#160; ve&#160; mermerin&#160; önemini&#160; ön&#160; plana&#160; çıkararak&#160; ilçemizin&#160; tanıtımını&#160; yapıyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Başarılı&#160; çalışmalarınızı&#160; görüyoruz&#160; ve&#160; takdir&#160; ediyoruz. Yatağan&#160; için&#160; yapılan&#160;&#160; bu&#160; son&#160; derece önemli&#160; faaliyetlerinizden&#160; dolayı sizi &#160;ayrıca&#160; kutluyoruz. Son&#160; olarak&#160; ne&#160; söylemek&#160; istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.O: Sevgili&#160; kardeşim, yaptığın&#160; şeyin&#160; önemini&#160; biliyorum. Gerçekten&#160; zor&#160; işler&#160; yapıyorsun. Zoru&#160; zor&#160; insanlar&#160; yapar. Bu&#160; başarından&#160; dolayı&#160; seni&#160; kutluyorum. İlçemizin&#160; tek&#160; kurtuluşu, kültür&#160; turizmi. Dışarıdan&#160; bakıldığı&#160; zaman&#160; denizi, güneşi ve kumu ile&#160; ön planda&#160; görülmekte. Maalesef&#160; Muğla, tek ayak&#160; üzerinde&#160; duruyor. Muğla’nın&#160; görünmeyen, bilinmeyen&#160; yüzü,&#160; doğal&#160; ve&#160; kültürel&#160; zenginlikleri. Ben her&#160; toplantıda şunu&#160; söylüyorum&#160; ve&#160; söylemeye&#160; ısrarla&#160;&#160; devam edeceğim; Muğla’nın&#160; parlayan&#160; yıldızı&#160; Yatağan’dır. Tüm&#160; doğayı&#160; ve&#160; tarihi&#160; sevenlerin&#160; Yatağan’ı gelip&#160; görmelerini&#160; istiyorum. Yatağan’ı&#160; tanıyınca&#160; onlarda&#160; Yatağan için&#160; olumsuz&#160; etkilerini&#160; bertaraf&#160; edeceklerdir. Yatağanlı&#160; olarak&#160; bizler, Ahilerden gelmekteyiz. Ahi’nin&#160; sözlük anlamı&#160; dost, kardeş&#160; ve&#160; yaren&#160; anlamına&#160; gelmektedir. Bizim&#160; halkımız&#160; dosta&#160; dost&#160; gibi&#160;&#160; davranır. Düşmanımıza&#160; gül&#160; uzatacak&#160; kadar&#160; da&#160; cana&#160; yakınızdır. Biz&#160; Yatağanlı&#160; olarak&#160; her&#160; şeyden&#160; arınarak&#160; tek&#160; vücut&#160; Yatağan&#160; için&#160; neler&#160; yapabileceğimizi&#160; düşünelim. Beş&#160; parmak&#160; bir&#160; araya&#160; gelince&#160; el&#160; olur. Kardeşçe&#160; ellerimizi&#160; birleştirelim. Birbirimizi&#160; sevmekten&#160; korkmayalım. Yatağan’ı&#160; ve&#160; Yatağanlıları&#160; seviyorum.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Apr 2016 15:46:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_kultur_sanat_elcisi_tarcan_oguz_h7875.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yerelden ulusala “Tebeşir Kokulu Sözler” Şair ve Öğretmen Ali Ekber Ataş ile söyleşi</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yerelden-ulusala-tebesir-kokulu-sozler-sair-ve-ogretmen-ali-ekber-atas-ile-soylesi-7835</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yerelden-ulusala-tebesir-kokulu-sozler-sair-ve-ogretmen-ali-ekber-atas-ile-soylesi-7835</guid>
                <description><![CDATA[ Ali Ekber Ataş, 1977 yılında Yatağan’a yerleşip yurt edinmiş Ataş ailesinin yedi kardeşten beşincisi. Coğrafyamızın yetiştirdiği değerli bir eğitimci ve yazarıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt;">Ali Ekber Ataş, 1977 yılında Yatağan’a yerleşip yurt edinmiş Ataş ailesinin yedi kardeşten beşincisi. Coğrafyamızın yetiştirdiği değerli bir eğitimci ve yazarıdır.</span>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt">Çocuk yaşında geldiği ilçemizde,&#160; gençlik yıllarını yaşamış ve yaşadığı evrelerde ilçemize renk katmış bir kardeşimiz. Ağabeyleri arkadaşım, rahmetli babası İdris Ataş (Nam-ı değer Doğu Dayı)&#160; benim can dostum, arkadaşım ve çok değer verdiğim bir büyüğümdü. Ruhu şad olsun. Anadolulu bir derviş, Nazım Hikmet’imizin dediği gibi “Topraktan öğrenip, kitapsız bilen” doğulu yerel bir filozoftu. Cumhuriyet ve Sözcü Gazetelerini okur, ülkemiz sorunları üzerine konuşur, eleştiri yapardık. &#160;Onu hiç unutmayacağız, her daim adını anacağız. İşte böyle bir muhterem babanın oğludur, Ali Ekber Ataş. Çalışkandır, üretkendir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:6.0pt;text-align:justify;text-indent:&#10;14.2pt">Yazdığı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt"><b>“Vedat Günyol’a Armağan 100’e 5 Vardı”</b> (Derleme),<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt">Muğla’mızın yetiştirdiği, Kulak Burun Boğaz alanın dünyaca ünlü bir bilim insanımızın yaşamöyküsünü yazdığı <b>“Bilime Adanmış Yaşam: Prof. Dr. Sedat Katırcıoğlu”</b> (Yaşamöyküsü),<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt"><b>“Promete’nin Işığında Bir Ömür: Vecihi Timuroğlu”</b> (Monografi), <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt"><b>“Düşler Yanarken</b>” (şiir) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify">ve son kitabı <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:14.2pt"><b>“Tebeşir Kokulu Sözler”</b> (Şiir üzerine çözümleme ve kuramsal yazılar ile şair portrelerinin yer aldığı denem) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:6.0pt;text-align:justify">adlı eserleriyle ses getirmiştir. Gurumuzdur. Söyleşimizi, İstanbul Kadıköy’de “Nâzım Hikmet Kültür Merkezi”nde yaptık. Gelin onu daha yakından tanıyalım. &#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:14.2pt"><b>Turgay Mutlu:</b> Bize, kısaca kendinizden söz eder misiniz? Hangi&#160; tarihte ve&#160; nerede&#160; doğdunuz? Neler yaptınız ve şimdi nelerle uğraşıyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:14.2pt"><b>Ali Ekber Ataş:</b> 1961, Erzincan’da doğdum. Karakaya (Keleriç)&#160; beldesinde. O tarihlerde köydü. Babamın anlattıklarından biliyorum, üç yüz, üç yüz elli haneli büyük bir köy. Biz, babamın da adı “İdrisgiller” sülalesi diye bilinir, tanınırdık. Doğduğum köyde bütün akrabalarla evlerimiz sırt sırtaydı. Babamın amca torunları oyunlar oynardık. Oyunlarımız arasında, herkesin bildiği çocukluğunda mutlak birkaç defa da olsa oynadığı birdirbir, çelik çomak, saklambaç, ara vermelim, ceviz ve fındık oyunları vb…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:14.2pt"><b>T.M:</b> İlkokulu nerede ve kaç yılında okudunuz? Öğretmenlerinizi anımsıyor musunuz, okul müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><b>A.E.A:</b> 1968-1973 yılları arasında, Erzincan Altınbaşak İlkokulunda okudum. Öğretmenlerimden anımsadıklarım: Birinci sınıf öğretmenim, Abidin Bey. Aynı zamanda köylümüzdü. Eğitmen okullarından mezun bir öğretmen. Çakısıyla kalemlerimiz açardı. Bizim dönemimizde kalemtıraş diye bir şey yoktu. &#160;Çakısıyla kalem açışına bayılırdım. Öyle ustaca yapardı ki, şaşırıp kalırdım. Sonra sonra, belleğimde yer eden onun bu ustalığının sırrını çözebildim. O bir eğitmendi. Köy Enstitülerinin kaynağı Eğitmen okullarından mezun biri. İş içinde eğitim ilkesiyle büyümüş bir eğitimciydi. Hiç unutmam onun, kapı kenarında çöp kutusu başında kalemlerimizi çakısıyla açtığı o halini. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:14.2pt">İkinci sınıf öğretmenim, askerliğini, köyümüzde öğretmen olarak yapan Özer Kaya. Biri saçlarıma ne vakit dokunsa, Özer öğretmenimin ellerini duyumsarım saçlarımda. Beni omuzlarımdan tutup yanına çekmiş, yüzümü saçlarımı okşadığı o anı hiç unutamıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:14.2pt">Üç, dört ve beşinci sınıf öğretmenim Neriman hanımdı. Çok dayak yediğimi anımsarım. Yaramaz mı yaramaz biriydim. Yerinde durmayan, sürekli bir muzırlık peşinde koşan, kara kuru bir çocuk. Kızların saçlarını çekerdim hep. Tabi öğretmene şikayet ve ardından yer yemez misin… Dinleyen kim! Teneffüslerde yine aynı tas aynı hamam hesabı yaramazlıklara devam… Köy okullarının merdiven önlerindeki beton düzlüğün sağında ve solunda, ayakkabılarımızdaki çamurları temizlemek için saçtan yapılmış, ters u biçiminde çamurluklar vardır. Yine böyle bir yaramazlığım sonrasında kayıp dizimi bu çamurluğa çarptım. Dizim yarıldı. Dizkapağım kemiği görünecek büyüklükte bir yarılma. Babama haber verdiler. Ben ayağımın acısında değilim. Erzincan’a gideceğim için çok sevinçliyim. Erzincan’a gitmedik tabi. İlçemiz Üzümlü’ye (eski adı Cimin), sağlık ocağına götürdü babam. Dizkapağımda açılan yaraya, baş kanca takıldı. On on beş gün okula gidemedim, Üzümlü’de teyzemlerde kaldım. Eve geldiğimde de, öğretmenimiz Neriman hanım bütün sınıfı alıp evimizde beni görmeye gelmişlerdi. Böyle değerli öğretmenlerin ellerinde büyüdük. Dahası, o dönem öğretmenler evlerimiz de gezerlerdi. Okul müdürümüz, bizim de akrabamız olan adı, TÖS’ün başkanı Ali Bozkurt. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Okulumuz, tek katlı,&#160; taş bir binaydı. Bilirsiniz Erzincan, depremlerin yatağı ve yaşıtı bir kenttir. 1939 depremi Nazım’ımıza, Enver Gökçe’ye ağıtsı şiirler yazdırmıştır. Geniş&#160; bahçeliydi. İçinde kavaklar,&#160; söğüt ağaçları. Köy meydanında, gürül gürül sularıyla akan artezyen çeşme. Su kanıl okulumuzun&#160;&#160; bahçesinden&#160; geçer, bahçede ekili bostanı, ağaçları sulayarak, köyün sulama kanalına karışıp giderdi. Okulumun aynı zaman hem müdür hem de öğretmenlerimizin kalacağı lojmanlar vardı. Bahar aylarında bir şölendi okulumuzun bahçesi. Okul müdürümüzün eşliğinde 5. sınıflardaki büyük ağabeylerin ağaçları budamaları, diğer sınıfların budanan yem yeşil dalları toplamaları bir bahar şenliğiydi sanki. Ağabeylerimiz bize söğüt dallarından borular, düdükler yaparlardı. Bu tablonun içinde beni sarsan tek görüntü ise mahalleden de komşumuz olan Mehmet Çokgezer ağabeyin resim yapmasıydı. Belki de beni resme yönelten tek anıydı. Ağaç budama şöleninde Mehmet &#160;&#160;Çokgezer&#160; Ağabey, bu&#160; çalışma&#160; anının&#160;&#160; resmini&#160; yapışını büyük bir hayranlıkla izlemiştim. Bir de üçüncü sınıfta arkadaşım Hüseyin Şimşek’in çizdiği düğün resmi… Hayatıma yön veren anılarımdan ikisidir, çocukluğumdan bana benden çocuklarıma…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b>&#160;&#160; Orta ve Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> 1977 yılında geldiğimiz Yatağan’da okudum. Sanırım bugünkü durumu Kız Meslek Lisesi olan eski binada. Lise ve ortaokul iç içeydi. Okulun bahçesinde bir de baraka vardı, ek sınıf olarak. Bir dönem de burada okudum. 1977 yılı, Demirel’in başbakanlığında II. MC Hükümet dönemini yaşıyordu. İçlerinde şimdi anımsadığım, müdür yardımcısı da olan, çok sert görünümün altında insancı bir yürek taşıyan Tekin Bali, edebiyat öğretmeni Cemal Gürpınar (müdürdü sanırım), Hüseyin Yağlı, Halil Arslan ve adını anımsayamadığım solcu tüm öğretmenler sürgün edilmişlerdi, Yatağan Lisesinden başka liselere.&#160; Hatırladığım, Osman ağabey ve arkadaşları okulu boykot etmişler, okul duvarlarında asılı tüm Osmanlı padişahlarının fotoğraflarını indirip, okul basket sahasında parçalayarak, büyük bir ateş yakılmış ve çevresinde oyunlar oynanmıştı. Bir hafta okul boykot edildi. Taki, vali gelip sürgünlerin durdurulduğunu açıklayana kadar… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">Öğretmenlerime gelince: Hepsi, bugünkü kişiliğimi oluşturmamda harç koyan insanlar.&#160; İş ve Ortaokuldaki Teknik öğretmenim bir bayanda, gözlüklü, sevecen, öğrencilerine çok değer veren biri. Ne yazık ki adını anımsayamadım. Cemal Gürpınar müdürlüğümü yapmıştı. İlk kez ondan resimde gösterdiğim başarı nedeniyle teşekkür almıştım.&#160; Duruyor. Merdan Tufan, Hüseyin Yağlı, Halil Arslan, Ahmet Rüştü Doğan, Cemal Zeydan, Ali Kaya, Ahmet Akşit, Nuran Yüksel ve tarih öğretmeni Leman Hanım…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">Ahmet Rüştü Doğan’a, Halil Arslan ve Cemal Zeydan’a birer paragraf ayırmalıyım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Şu an, resim öğretmeni olarak görev yapmamı, eğitim tarihimizdeki yerimi almamı Ahmet Rüştü Doğan’a borçluyum. Bir ders anında modelimiz olmuş, ders bitiminde çizdiğim resmimde, ayağının ucu kompozisyondan taşmıştı. Bana “Ali Ekber bu resmi yeniden çizer misin?” diye sordu. “Çizerim Hocam” dedim. Kırtasiyeden 100X70 boyutunda kağıt alıp, ertesi günü sınavım olmasına karşın sabaha kadar oturup resmi yeniden çizdim. Birlikte çekildiğimiz bir fotoğraftan da yüzünü kareleme yöntemiyle bire bir çimiştim. Öğretmenim, hayatım boyunca unutmayacağım bir armağan verdiydi o yıl bana: Evine, atölyesine götürüp, koltuğumun altına bir tuval, içinde boyaları, fırçaları, paleti olan boya sandığını elime tutuşturmaz mı… İşte o an, hayatımın dönüm noktası oldu. Vaol öğretmenim. Ellerinden öpüyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Halil Arslan! Kişiliği, eğitimcişliğiyle öğretmenliğini en üst düzeyde birleştiren, özel hayatından, eğitim öğretim hayatına, sosyal ve sportif alandaki çalışmalarına, giyimine kuşamına dek örnek aldığım bir öğretmenimdi. Üzerimde emeği çoktur. Bana devrettiği öğretmenlik mesleğini, kendisinin ve diğer öğretmenlerimin anılarına gölge düşürmeyecek bir karalıkla yürütüyorum. Saygılarımı gönderiyor o güzel ellerinizden öpüyorum öğretmenim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Cemal Zeydan! Yazarlığımı borçlu olduğum, Türkçemin, hem bireysel hem ulusal kimliğim olduğu öğreten, “dil insanın öz vatanıdır” bilincine ermemi sağlayan seçkin bir öğretmenim. İnsancı bir yüreğe sahipti. Yüzündeki gülümseme hiç eksik olmayan bir derviş edalı insan. Onu yıllar sonra Tekirdağın Muratlı ilçesinde buldum. Bir bayram günü kapılarını çalıp hem eşi hem kendisinin elini öptüm. Ne çok mutlu olmuştu… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Merdan Tufan! Dersimizde, Aşık Veysel’in Kara Toprak şiirinin çözümlemesini işliyoruz. Dersin sonuna doğru, “Hadi çocuklar, siz bu şiirin yazarı olsaydınız son iki dizesini nasıl yazardınız? Son iki dize de siz yazın bakalım” demişti. Şiire ciddiyetle başlayıp, şiirin hayatımı ve tüm zamanlarımı ele geçirmesine izin verdiğim o anımı ve Merdan öğretmenimi hiç unutamam. Şair olmaya o an karar verdiydim. O gün bugündür de yazıyor, yazıyor yazıyorum... &#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">1978 Yılı 19 Mayıs’ı. Tören alanındayız. Geçit töreninin ardından, 19 Mayıs grubu gösterilerine başladı. Halk oyunları, şiirler, türküler. Son olarak atletizm yarışmaları kaldı. 2000 m düz koşu. Muğla bölgesi dereceleri ile Yatağan ilçe birincilikleri olan ve o ana değin yapılan tüm yarışmalarda hiç geçilmeyen Akın&#160; Göktaş’la yarışıyorum. 2000 metrenin son düzlüğünde en önde giden Akın’ın&#160; son deparla geçip birinci olmuştum. Dönemin Kaymakamı, oğlu da sınıf arkadaşımızdı ortaokulda,&#160; bana&#160; birincilik&#160; ödülü&#160; olarak&#160; Jonh&#160; Stenbeck’in&#160; ‘’Gazap&#160; Üzümleri’’ adlı&#160; romanını&#160; vermişti. 12 Eylül karanlık günlerinde, ağabeyimin kitaplarıyla beraber, Gazap Üzümleri kitabı mı da yakmıştım üç gün boyunca. Bu dönem kuşakları böyle şeyler yaşamadıkları için, kendilerine masal gibi gelebilir bu öykü. Bugünkü yazarlığımı borçlu olduğum en güzel anılarımdan birisidir bu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Futbol alanında çok büyük başarılar yaşadım. Önce lise futbol takımı,&#160; sonra Yatağan Spor genç ve A Takımları, ardından Muğla Spor’a transfer oldum. Sadi Özcan’ın bizi Yatağan Spor Genç Takıma çağırmasını hiç unutamıyorum. Dünyalar benim olmuştu. Sadi ağabeye çok şey borçluyum. Şimdiki belediye Başkanımız Hasan ağabeyin ilgilerini, içtenliğini, desteğini hiç unutamam. <b>Selçuk Başak, Nurol Akan, Servet Düzen, Mustafa Salc</b>ı ağabeylerin, takım içindeki bana desteklerini hiç unutamam. Muğla Spor’a transfer olduktan sonra çok desteğini gördüğüm <b>Mustafa Yıldırım</b> ağabeyi de unutamam.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınızdan söz eder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> İstanbul’da. Marmara Üniversitesi Tatbiki Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı Bölümü’nü, 1990 yılında bitirdim. Üniversiteye çok geç başladım. Ben hayalini kurduğum bölüme girdiğimde, lise arkadaşlarım üniversiteyi çok bitirmiş, iş hayatlarına atılmışlardı. Hayallerini kurduğum bir okuldu. 1984 yılında, Güzel Sanatlar Fakültesi aldığı bir kararla, bir kere mahsus lise mezunlarının da, üniversite sınavına girmeden yetenek sınavına girebileceklerini duyurdular. Ben o yıl, son gün, son dört beş saat kala başvurumu yapmış, binden fazla kişinin girdiği sınavı, resim bölümüne on dokuzuncu olarak girmiş ve geçmiştim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Askerlik öncesi ve sonrası nerelerde çalıştınız, askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?&#160; Biraz da bundan söz edelim:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Sonunda başlayayım sorunuzu yanıtlamaya: Askerliğimi Burdur’da, bedelli olarak, 1994 Nisan celp döneminde yaptım. Askerliğimden anılarım hep hastalıkla geçti. Zaten iki aydı. Burdur’un kışını bilmiyorum, ama yazı hiç çekilmez. Kuru bir sıcağı var, bahar da bile.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Askerden önce Beşiktaş Valideçeşme, Çekirdek sokağında vitray atölyeleri vardı. Fakülteden atölye hocam Erol Eti, eşi Sevim Eti ve yine fakülte hocalarından Hüsamettin Koçan’ın vitray atölyeleri vardı. Bir dönem Hüsamettin Koçan’ın vitray atölyesindeve yine fakülteden “artistik anatomi” dersi öğretmenim Ergin İnan’la birlikte 1984 yılında Sait Halim Paşa Yalısı’nın yenileme (restorasyon) işini almışlardı. Vitray atölyesinde ve yenileme (restorasyon) işinde çalıştım. Daha sonra ağabeyim Halet’le kendi vitray atölyemizi kurduk. Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığına ait Huber Köşkünün tamamını vitray işlerini yeniledik. 1992-94 yılları arası kendi Maltepe’de açtığım kendi vitray atölyemde çalışmaya başladım. Bahçeşehir İtalyan Restoran ve Mimarsinan beldesi Mimar Sinan Villalarına büyük işler yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Öğretmenliğe 1994 yılında Malatya Akçadağ Kozluca Beldesi Ahmet Yesevi Lisesinde göreve başladım. İkinci dönem, Akçadağ Ören İlköğretim okulu ile İnönü Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümünde Temel Plastik Sanatlar Eğitimi dersini verdim. Malatya’da kaldığım bir yıl süresi içinde boş durmadım. Okulun dışında, hem üniversitedeki öğrencilerimle hem liseden ve ortaokuldan, Malatya’da oturanlarla ilgilendim. Malatya Radyo Fon’da, Nihal adında öğretmen arkadaşımızla “Edebiyatımızdan Portreler” programını hazırlayıp sunduk. Eş durumunda, 1995 öğretim yılı sonunda İstanbul’a döndüm. O gün bugündür İstanbul’un Anadolu yakasının değişik okullarında görev yaptım. Sürüldüm, cezalar aldım, Meclis Başkanlığına, aldığım haksız cezalarımla ilgili, dönemin Milli Eğitim Bakanı (2012-2014) Ömer Çelik’e hitaben soru önergesi de verildi. O soru önergesi hala yanıtlanmış değil. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Politikayla uğraştınız mı? Anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> İnsan; akıl, duyu, duygu, sosyal bir varlık. Bunun yanında ve üst bir kimlik olarak politik bir kişiliktir. Elbet bir dünya görüşüm var. Her şeyden önce benim için olmazsa olmaz tek devrimci MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’tür. Ben onun ve kurduğu cumhuriyetinin devrimci bir öğretmeniyim. Bu gerçek hiçbir zaman değişmedi, değişmeyecek. Babam, gerçek bir halk aydını ve Atatürk devrimcisi bir değerdir. Babamdan aldıklarıma, ağabeylerimden öğrendiklerimi, öğretmenlerimden gördüklerimi ekledim. Yaşamımın bana öğrettikleriyle birleştirip şu an, bu söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz insan Ali Ekber’i yarattım. Burada, İlhan Selçuk ağabeyimin bir sözünü anımsadım. Derdi ki: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">“İnsan bir taşı yontarak geçirir ömrünü. Sonunda kendi heykeli ortaya çıkar.” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">Babam, bütün ömrünce kendi heykelini yonttu. Senin ve senin gibi değerli büyüklerimin dünyasında bu yontuğu onur abidesiyle yaşıyor DOĞU DAYI! “Doğu Dayı” aynı zamanda benim şairliğimin de kaynağı. Onun şair ve isyancı, haksızlık karşısında susmayan, düşündüklerinden ödün vermeden yaşamayı bilen, “Hak bildiği yolda” “Enel Hak” bir iradenin insanı olarak biçtiği bir hayatı yaşıyoruz tüm çocukları. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Ağabeylerim, DİSK’e bağlı DEV-MADEN-SEN’in Yatağan Şubesi yöneticiliklerini yaptılar. Yatağan’ın siyasal ve düşünce dünyasına direnişleri ve savaşımlarıyla iz bıraktılar. Ben, ilkin babamdan, sonra da ağabeylerimden devraldığım ilkelere yenilerini ekleyerek yaşamımı sürdürüyorum. Lise yıllarımın hızlı günlerinde, ağabeylerimin etkisiyle, başında Behice Boran’ın olduğu <b>İşçi Partisinin Genç Öncü Derneği</b> üyesi oldum. Anımsadığım en ilginç anı, her seferinde babama yakalandığım, okulda olmam gereken bir sırada Yatağan’ın Çarşamba Pazar’ında bildiri dağıtmaktı. Tabi akşamları da okkalı zılgıtlarını yemek vardı babamın. Talet, Halet ağabeylerim, ailemizin gözdeleri kardeşlerim Gönül ve Hülya, hepsinin bende emeği vardır. Kişiliğimin oluşmasında, insanlaşmamda bana öğrettikleriyle bugün varım. Hepsine binlerce teşekkür ediyorum. İyi ki böyle bir ailenin bireyi olarak var olmuşum. Yengelerim, içtiğim her yudum suda, her lokmada emeklerinin lezzetleri saklıdır. Ellerinden öpüyorum hepsinin…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Bildiğim kadarıyla geç evlendin, haberlerini babandan alıyordum. Ne zaman, nerde ve nasıl oldu evliliğin? Çocuklarınız var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> 30 Ağustos 1992 yılında. İstanbul Cevizli’de, Büyük Zafer’in 70. Yıldönümünde. Eşim Tunceli Mazgirt doğumlu. Arife Kayar. Başıma gelmiş en doğru olay, durum, olgu kişidir eşim. Muzaffer ağabeyimin sayesinde tanıdım. Ben İstanbul’daydım. Bir bayram günü Yatağan’a gelmiştim. Ağabeyimle, eşimin ablası ve eniştesi aynı binada oturuyorlardı. Bayramın arifesi, hayatımda hiç bitmeyen ARİFE’ye dönüştü. Yani ben hep ve her bayrama ARİFE’yim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">İki çocuğumuz var. İlki erkek, 22 yaşında, “ilkgözağrım” diye telefonumda kayıtlı oğlum Uğurcan Emre Ataş. İkincisi kız. O da telefonumda “Kızım annem” diye kayıtlı, 15 yaşında Kudret Bilge Ataş Oğlum Kocaeli Bilgisayar Mühendisliği mezunu, kızım İstanbul Yakacık Fen&#160; Bilimleri&#160; Koleji&#160; lise&#160; 1.sınıfında&#160; okuyor. Oğlumun resim ve görsel zekâsı çok ilerde, hatta üst düzeyde bir yetenek. Kızım ise, dil konusunda beni daha bu yaşta fersah fersah geçmiş, geleceğin büyük bir yazarı. Gerçi o ATATÜRK’ün kız torunu olarak CUMHURİYET BAŞ SAVCISI olmayı hedefine koymuş. Olacak da. Hırslı, başarılı, zeki, kararlı ve inatçı bir kişilik. Yaşından çok önce olgunlaşan ATATÜRK’ün hedeflediği bir gençlik modeli. Oğlum, uyumlu. Çok yetenekli, zeki biri. O da benim gibi dağınık. Sanatçı bir ruha sahip. Rahat. Böyle olmasına seviniyorum. Kendilerini yormalarını istemiyorum. Keşke babamla çok zaman geçirselerdi. Dedelerini çok seviyorlardı…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz? Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Günlük yaşamım, okul ve ev arasında,&#160; haftanın beş gününü öğrencilerimle dolu dolu, çalışmaktan mutluluk duyarak geçer. Kendime ait bir atölye, üç farklı grupta, 12 ile 15 arası öğrencilerim var. &#160;Onlarla, Grafik Bölümündeyiz. Onlara, ilkin iyi bir insan olmanın, kendi haklarını bildikleri kadar, ödev, görev ve sorumluluklarına da sahip insan olmaktan geçtiğini öğretmeye çalışıyorum. Yeteneklerini bu doğrultuda geliştirmelerini ve bol bol kitap okumalarını söylüyorum. Zira öğretmenlerimden öğrendiklerimdi bunlar. Okula gidiş gelişlerimde kitap okumayı ve yazmayı asla ihmal etmem. Bugünkü varlığımı çocukluğumda kalan Tommiks, Zagor, Kaptan Swing, Teksas, Kara Murat, Tarkan, Tolga, Dede Korkut ve Heidi gibi kitaplara borçluyum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Lise yıllarında okuduğum ilk kitaplar Enver Gökçe’nin ‘’Dost Dost İle Kavga ve Panzerler Üstümüze Kalkarken’’, Ahmet Arif’in ‘’ Hasretinden Prangalar Eskittim’’ , Fakir Baykurt’un ‘’ Irazca’nın&#160; Dirliği, Tırpan ‘’, Yaşar&#160; Kemal’in ‘’ İnce&#160; Memed ‘’ serisi&#160; ve&#160; Rıfat&#160; Ilgaz’ın&#160; ‘’ Hababam&#160; Sınıfı ve&#160; Sarı&#160; Yazma’’ …<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Toprağı bol olsun. Babanızın şiirlerini derleyip bir kitap haline getirmeyi düşünüyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Kesinlikle! Sonradan olma Yatağanlı olarak ben, önceden siz Yatağanlıların onun kişiliğiyle bütünleştirip ona verdiğiniz adla, ‘’Doğu Dayı’’ adıyla biyografisini yazıyorum. Babamın, kırk yıl, annemin saçlarını kalbinin üstündeki sol cebinde taşıdığı saçlarıyla, annem olmadan onunla olan beraberliğinin romanını yazacağım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Yazmayı ne zaman başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Lisede başladım. Fakir Baykurt’un ‘’Irazca’nın Dirliği’’&#160; romanını okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Kendi kendime “Bu adam bizim hayatımızı anlatmış‘’ dediğimi anımsıyorum. Yıl 1978 idi. O yıldan bu yana kalem elimden düşmedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Benim bildiğim ve bende olan, Vedat Günyol, Vecihi Timuroğlu ve Sedat Katırcıoğlu’nun yaşamöykülerini yazdığınız kitaplarınız var. Bunlardan kısaca bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b>&#160; Vedat Günyol,&#160; 95 Yıl hayata ömür katarak yaşayan; Balkan Savaşı, Sovyet Devrimi ve üç askeri darbeyi görüp yaşamış bir aydın en zorlu geçen son altı ayına tanık oldum. Kahroldum. Bir şeyler yapmam gerektiğine inandım. Bu kitap bu inancın bir sonucudur. Ulalı hemşerimiz ve büyüğümüz Sedat Katırcıoğlu’nun yaşam öyküsünü yazmam önerisi geldiğinde hiç duraksamadım ve kabul ettim. Muğlalılar Derneğinden kardeşim, dostum Abdullah Kırbaş’ın önerisi suyunu içtiğim, ekmeğini yediğim, havasını soluduğum memleketime küçük bir borç teşekkürüydü. Vecihi Timuroğlu 33 yıllık öğretmenlik yaşamının 27 yılı sürgünlerde geçmiş, Diyarbakır’da 1937 yılında ilkokul 3.sınıf öğrencisiyken Atatürk’ün sorduğu ortaokul sorusunu çözerek kendisine hayran bırakmış ve bir&#160; aydına&#160; yakışır &#160;bir çalışmam&#160; oldu&#160; bu&#160; kitap.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Neden “Tebeşir Kokulu Sözler’’?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Birincisi öğretmenlerime bir teşekkür, ikincisi öğretmenlerimden devraldığım mesleğimin vazgeçilmesi tebeşirli sınıflarda tebeşir tozu içindeki öğrencilerimi yaşatmak istedim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Cemal Süreya desem? Üstelik de aynı yere takıldığınız halde hiç karşılaşmamanızı kitabınızda okuyunca etkilendim, hüzünlendim. Bu konuda ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Bu konu bir gönül yarası. Hem anımsamaktan vazgeçmek istemediğim ve beni hayallere sürükleyen hem de pişmanlıklara boğan. 1984-92 yılları arasında aynı yerde, birbirimize çok yakın oturmuşuz. Aynı mekâna, Hatay restorana sayısız girip çıkmamıza karşın hiç görüşmemiz olmadı. Ya da karşılaştım da benim cesaretim olmadı gidip tanışmaya. Yüz yüze tanışmış olsaydın onunla, şair ruhuma, bir meyden üflenen Mansur zamanlarından sihirli sözler dinlerdim. Severdik birbirimizi. Neden mi? Onu en yakın dostları Vecihi Timuroğlu ve İsmet Karadayı’dan o kadar çok dinledim ki, o kadar çok kendimden yaşantılar buldum ki yetmez mi! Yüreğim bundandır Cemal Süreya adını duyduğunda burkulur, sersem sarsak olur.&#160; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> <b>“Düşler Yanarken”</b>&#160; adlı şiir kitabınızda esinlendiğiniz kaynakları anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> İlk kitabımdır. Şu güzel rastlantıya bak ki bu kitabın yazılmasına sebep ağabeyim Muzaffer Ataş da yan yanayız. Harika…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">On yaşında bir ilkokul öğrencisiyim. Muzaffer abim Erzincan Lisesinde okuyor. Tarih kitabı arasında hani Deniz Gezmiş’in o ünlü parkalı iki asker arasında fotoğrafı var ya, işte o fotoğrafın yer aldığı gazete kesiğini buldum. Çocukluk bu ya ‘’ hep hayal kuruyorum; Deniz Gezmiş kaçıp bize gelse ben onu bizim evde bir kazsam, içine saklasam, yemeklerini ve suyunu versem, kimse bulmasa…’’ hayalini kuruyorum. Bu hayal bende bir mit’e dönüştü. Mutlaka bununla ilgili bir şey yazmam gerekti. ‘’Düşler Yanarken’’, Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan’a ve Hüseyin İnan’a on yaşımdan beri düşleyip ve nihayet 2011’in 6 Mayıs’ında kitap olarak çıkardığım bir ağıtsı destandır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Aydın kime denir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Benim tanıdığım ve bildiğim en büyük aydın Atatürk. Ondan sonrası, elbet bu aydın kimliğine yaraşır duruşlarıyla toplumumuza örnek oldular, ne ki, henüz onun aydın ve devrimci kişiliğini geçen olmadı, olamayacak da… Sözün özü: Halkını ve kalemini satmayana, emek düşmanlarıyla işbirliği yapmayana, emek düşmanlarına karşı halkıyla iç içe yaşamayı başarana… Elbet bu özlemimiz. Kısası, halkının yanında bir güç, önünde bir ir ışık, dibini karanlık bırakıp halkını aydınlatan bir mum…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Yeni bir kitap çalışmanız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Her zaman var. Ne ki, Türkiye’de popülerliği yakalayamadınızsa, kitap bastırmak, hele de şiir kitabı çıkarmak, kırk deveye hendek atlatmaktan zor. Ya arkanız güçlü olacak, paranız pulunuz yerinde ya da bir sermaye şirketlerine dönüşen yayınevleriyle çok yakın bağlarınız olacak. Diyeceğim, şu aşama, bir şiir bir de kısa denemelerin, anı, günce, anlatı ve biraz da aforizmal bir çalışma olan “Kusursuzluğun Notları” adıyle yayımlamayı düşündüğüm yeni kitaplarım<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Okumaktan hoşlandığınız dünya ve Türk edebiyatı yazarları kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Çok genel, ad vermeden, okumaktan hoşlandığım ve bu aralar sıklıkla okuduğum kitaplar, denemeler, şiir üstüne kuramsal kitaplar, felsefe, şiir, tarih ve sözlük…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> En&#160; son&#160; hangi&#160; kitabı&#160; okudunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A</b>: Kenan Sarıalioğlu’ndan ‘’Temmuz Sağanağı’’ adlı şiir kitabını okudum. Şu anda da, yıllar önce Fatin Rüştü Zorlu Lisesinde öğretmenliğim sırasında, kitap okumam ve kitaplarla derse girmem bir öğrencimin dikkatini çekmiş ve bana HYB Yayınları arasında çıkan “İşimi Seviyorum” adlı kitabı yeniden okuyorum şu an.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Sosyal iletişim ağında Promete adını kullanman dikkatimi çekti. Böyle bir adı seçmenin senin için özel bir anlamı var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Promete, mitolojik bir kahramandır bilirsin. İnsan aklının isyanıdır, resmi, fotoğrafı, tablosu, sürekli bir akış ırmağıdır ve OKUYAN US’udur. Ateşi tanrılardan çalıp, tanrıya başkaldırsın diye insanlara veren kişidir. Aklımızın fitilini ateşleyen kıvılcım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Promete, Hektor, Mustafa Kemal. Karşıtları Zeus, Agememnon ve Aşil ile emperyalist Batı. Kendimi insanlık tarihinin yarattığı bu üç olağanüstü varlığın dünya algısıyla daha yakın ilişkide gördüğümden.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Bugüne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Ödülüm yok. Katıldığım sempozyumlarda, festivallerde plaketler verildi. En iyi ödül, sizin gibi dostların bizi anımsayıp, değerli görüp köşelerinde, yapıtlarında bizlere yer vermeleridir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Günümüzde edebiyat ne durumda?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Söylenecek o kadar çok şey var ki, en iyisi susmak. ‘’Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu’’ derken, tamda senin sorduğun bu soruya gelip saplanacağınızı ve bir türlü kendimizi rahatlatacak yanıtları bulamayacağımızı söylüyordu aslında.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Genç yazarlara ne tavsiye edersiniz? Yazarlıktan ve kitaplarınızdan para kazanabildiniz mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Kimseye “akıldanelik” edecek biri olarak görmedim kendimi. Herkesin aklı kendine. Benim aklım kestirebildiği şeyler üzerinden çalışır… Para kaybettim. Ha bire para kaybediyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Diyalektik bir süreci yaşıyoruz. Türkiye halkı hak etmediği halde batının 400 yılda geçtiği yolu Mustafa Kemal Atatürk ile 19 yılda geçti bu 400 yılı. Biz şimdi onun sancılarını yaşıyoruz. İnsan yaşadığı sürece umut her zaman vardır. Sen bir umutsun. Şu an bana bu umudun varlığını aşılıyorsun. Bu süreç yaşanacak ve bitecek. Fransa ve Robespierreler’in devrimi, Napolyon’a yenildi, üç Napolyon dönemi geçirdi. Zira Fransa, devrimler tarihini başlatmış bir ulusun devleti. 1923&#160; aydınlanma&#160; devrimi de , kendi bu&#160; karanlık&#160; dönemi&#160; aşacak&#160; güçtedir. “Atatürk, Asya’nın Rönesansı’dır”. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M</b>: Soppho’dan&#160; bu&#160; yana&#160; günümüzde&#160; değişen&#160; ne&#160; var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Değişen hiçbir şey yok. O dönemde de kadına şiddet vardı. Günümüzde de var. O zaman yasalar kadınlara haklarını vermiyordu, şimdide vermiyor. Yasalar tecavüzcülerin haklarını koruyor. Ne trajik bir durum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> İlçemizi sosyal ve kültürel açıdan yeterli buluyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Uzun yıllardır ayrıyım. Gençliğim, dünyanın bu en güzel yeri olan Yatağan’da, en güzel yıllarını yaşadı. Termik santral uğruna bu coğrafyanın katledilmesi vatan hainliğiyle eş değer benim için. Üzüntüm büyük bu anlamda. Özal’ın mezarında rahat yatmadığını, öte tarafta da cehennemde olduğuna kesin kaniyim… 24 Ocak kararlarıyla beraber bu adam dışa bağımlılığımızın göbek bağını yasalaştırdı. Zira&#160; Yatağan’ın en yüksek tepesine çıkıp, yönünüzü de şöyle güneşin battığı Ülke Stratonikea’ya dönüp ovaya baktığınızda,&#160; Şahinler, Leyne ve Eskihisar’ın da içinde olduğu zeytin&#160; denizi&#160; ve&#160; tütün&#160; okyanusunda yüzerdiniz. &#160;Şimdi; ekmeğini yediğim, suyunu içip, tertemiz havasını soluduğum, zımpara gibi futbol sahasına Mustafa Kazıl ile birlikte çarpışıp, onun burnunun&#160; benim de kafamın yarıldığı zaman kanımızı akıttığımız memleketimin insanların şimdi ciğerlerinde&#160; sülfür. Kahrolsun böyle bir gelişme…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Ali Ekber, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. &#160;Bir teşekkürüm de seni yetiştiren başta baban ağabeylerin, işte Muzaffer de yanımızda, ailen, öğretmenlerine.&#160; Son olarak neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> Yatağan? Yurdumdur. Şuramda bir yer unutamadığım. Hemşerilerim, büyüklerim, dostlarım, arkadaşlarım, öğretmenlerim sizler hala toprak ve kumdan oluşan futbol sahasında top oynadığım yıllardaki gibi tertemiz aynı güzellikte yüreğimizdesiniz. Memleketimin insanlarıyla buluşup konuşmayı özlüyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Senin de ağabey başkanlığını yaptığı ADD Yatağan Şubesi’nde umarım bir gün, memleketimin insanlarıyla beni buluşturacak bir söyleşi düzenlersin de hasret gideririz. Herkese saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Beni anımsayan, bana bir değer olduğumu yaşatan Turgay Ağabeyim, sana da teşekkür ediyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><b>T.M:</b> Son sorum: Ali Ekber Ataş kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm"><b>A.E.A:</b> En zor soru. İnsanın kendisini anlatması en beceremediği yanıdır. Bence bunu tarihe bırakalım. Yaptıklarım ve yapacaklarım kendimi tanıtır diye düşünüyorum. Çünkü babam derdi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;text-align:&#10;justify;text-indent:1.0cm">“İnsanın kendisinden söz etmesi onun cahilliğidir oğlum. Önemli olan, insanların yüreğinde taşınacağın bir hayat bırakmandır. …” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:1.0cm">Babamın mirasını devam ettirmektir tek düşüncem. Düşlerimiz yanmasın yeter ki…<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Apr 2016 15:21:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yerelden_ulusala_tebesir_kokulu_sozler_sair_ve_ogretmen_ali_ekber_atas_ile_soylesi_h7835.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de özel okulculuğun gelişmesini sağlayan Yatağanlı Eğitimci Mehmet Turgutoğlu</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/turkiyede-ozel-okulculugun-gelismesini-saglayan-yataganli-egitimci-mehmet-turgutoglu-7815</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/turkiyede-ozel-okulculugun-gelismesini-saglayan-yataganli-egitimci-mehmet-turgutoglu-7815</guid>
                <description><![CDATA[Eğitim ve öğretim ülkemiz için çok önemlidir. Okuma oranı Cumhuriyet sonrası hızla artsa da bazı aksaklıkların, yavaşlamaların olduğu gün gibi aşikârdır. Milli Eğitimin sıkça siyasi olarak kazaya uğradığı günümüzde okul açığını, özel okulların açılmasıyla ve çoğalmasıyla giderildiği de malumdur. Yatağan’ın öz evladı, çocukluk ve okul arkadaşım Mehmet Turgutoğlu, Türkiye’nin özel okul açığını eğitim camiasında ilk görenlerinden biridir. Özel okulların açılması ve gelişmesi için çok çaba sarf etmiştir. Onun bu çabasına çok yakın bir arkadaşı olduğum için şahidim. Arkadaşımla gurur duyuyorum ve her daim destekliyorum. Açtığı her okul ilim ve bilim ışığında, ülkemiz adına da bir övünçtür. Röportajı İstanbul’daki evinde yaptık. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Mehmet Turgutoğlu: 20.9.1957 Tarihinde Yatağan’da doğdum. Doğduğum gün ay tutulmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Baba tarafından Turgutlar diye bilinir, Anne tarafım Hacıhaliller Sülalesi diye anılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Kılıç kalkan, Futbol oynardık. Çember çevirme ve telden araba yapar sürerdik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Çocukluk arkadaşlarım Turgay Mutlu, Onur Günay, Erdoğan Kızıldağ, Mustafa Can, Mehmet Kaplan <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Birol Can, Mehmet Can, Muhammet Akbaş, Şeref Toplu, Ali Kuzu, İskender Uysal amcaoğullarım Cihat ve Necdet Turgutoğlu idi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz, Müdürünüz ve arkadaşlarınız kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Kıbrıs İlkokulu’nda okudum. İlk öğretmenim önce Serpil Uzun’du. İlk yılımızda rahmetli oldu. Geçici olarak Sadet Kemiksiz Öğretmenim 1 yıl okuttu. Sonra Ulviye Yüksel Öğretmenimle birlikte İlkokulumu tamamladım. Okul müdürümüz komşumuz Mehmet Aydın Öğretmenimizdi. İlkokuldaki sınıf arkadaşlarım Turgay Mutlu, Onur Günay, Mehmet Kocabıyık, Ömer Toksöz, Hale Arda, Feriştah Çetik, Yusuf Erdoğan, Nevraz Şimşek, İlkay Toplu, Mustafa Çelik, Güler Can, Kenan Soytürk, Kazım Zeybek, Bülent Göka, Yakup Çakır, Fatma Bozyel, Gül Koç, Ayşe Bozyel, Mehmet Kumaş, Tennur Metin, Şaduman Ersoy, Mehmet Çakar, Dudu Alan, Haydar Can, Gönül Turan, Hüseyin İri, Hacer Karataş, Behice Ergenç ve Ümran Ateş idi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokul anılarınızda paylaşmak istediğiniz var mı ?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: İlkokulda ‘’Haydi—Heidi’’ piyesinde Doktor rolünü oynuyordum. Oyun günü arkadaşlarımla Atatürk İlkokulu bahçesinde barfikste sallanırken elimin boşa çıkması sonucu burun üstü düştüm. Burnum seyircileri güldürecek kadar şişti ve o vaziyette oyunda rolümü oynadığımı hatırlarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">İlkokulda arkadaşım Turgay’ın öncülüğünde Pınar Dağı’na giderek suyun başında sıkça piknik yaptığımızı ve doğada bulunan canlıları keyifle keşfe çalıştığımızı hatırlıyorum. Ayrıca Yatağan’ın kurucusu Ahi Ebubekir’in mahallemizdeki mezarını sıkça ziyaret eder “Dede Aşı” yemeklerini yediğimizi unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Öğretmenlerim Tekin Bali, Ahmet Akşit, Mehmet Gezen ve Müdürümüz Kadri Gürhan’ı hiç unutmam. Öğretmenlerimle dostluklarımı ileriki hayatımda da sürdürdüm. En çok okul Müdürümüzün Türkçe dersindeki sözlü yoklamaları eğitim hayatımın en keyifli anlarıydı. Daima sözlü yoklamalarda ünlü yazar ve şairlerin hayatlarını anlatmamızı isterdi. Ancak bir arkadaşımızın sözlüsü bittikten sonra “Hocam bende geçen ders Yakup Kadri’nin hayatını anlatmıştım. Bana 6 vermiştiniz” diyen bir sınıf arkadaşımıza bu notu vermesi sınıfın yöntemi haline gelmesi bize keyif verirdi. Bize güvenirdi ama çocuk aklımızla bundan çok keyif alırdık. Fransızca öğretmenimin bana verdiği özgüveni unutamam. Hem ilkokulda hem de ortaokulda okulun başarılı öğrencileri arasında eğitimimi Yatağan’da tamamladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Liseyi yatılı okul sınavlarını kazanmam nedeniyle Adana İsmet İnönü Yapı Meslek Lisesi’nde okudum. 13-14 yaşı aralığında Adana’ya yatılı okul öğrencisi olarak gittiğimde değişik bir çevrede farklı kültürde sert bir disiplin ortamında okudum. 1971-1974 yıllarında Türkiye’de akademik, mesleki, sanatsal, sportif ve tesis anlamında en güzel yıllarımdan biriydi. Yatılı okul arkadaşlığı sevgisi, paylaşım anlayışı, kolektif hareket ve disiplini burada en üst düzeyde almış oldum. Meslek lisesinden mezun oluşumuzun 40.yılında Adana’da arkadaşlarımla yıllar sonra bir araya gelmem beni ayrıca sevindiren müstesna bir anımdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Ankara’da Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nda okudum. Okulu 2. olarak kazandım. O yıl ilçemizden sadece benim çevremden, benimle beraber 3 kişi kazanmıştık. Akın Gürpınar arkadaşım Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ni ve Jale Yücel Hanım Isparta Eğitim Enstitüsü’nü kazanmıştı. Yüksekokul öğrenciliğimiz büyük zorluklarla geçti. Kalma yeri sorunları, okullardaki siyasal eylemler ve kavgalar ortamında her ne kadar olaylardan uzak kalabilmek isteğim olsa da, o dönem her öğrenci gibi bende güçlükler içinde okudum. Yüksekokul hayatımdaki en önemli kazancım değerli Öğretmen arkadaşım Kıbrıslı Sayın Hasan Kemal’dir. Onun dostluğunu ve arkadaşlığının tadını her zaman keyifle anarım. Fakülte bölüm başkanımız sayın Orhan Özdoğanların bende emeği çoktur saygıyla anarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">İlk görev yaptığım Edirne’de Mühendislik Fakültesi’nde yapı malzemesi dersi vermek üzere girişimlerimi gerçekleştirmek üzereyken 12Eylül Askeri darbesiyle engellenmiş olmam hayatımın makas değiştirmesine neden olacak kadar önemliydi. Okulu bitirdikten sonra atama kura çekimimi hiç unutamam. Kurada atama yerleri olarak Ankara’dan batıda sadece Edirne ili kurası vardı. Diğer atama illerinin tamamı doğu illeriydi. Kura sırası bana geldiğinde kura torbasının başında rahmet hocam Mehmet Çakırel vardı. “Mehmetçiğim kurada batı ili olarak sadece Edirne var. Haydi oğlum şurayı çek” dedi. Ve ben kurada Edirne’yi çektim. Hayatımın kurasını çektim. Sevgili eşim Nurcan Turgutoğlu Hanımefendiyi de çekmiş oldum. Eşimle burada tanıştık. En şanslı kuram bu olsa gerek. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerde ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Erzincan’da 4 aylık kısa dönem olarak 59. Topçu Tugayı’nda yaptım. Ayrıca hayatımda özel bir yeri olan sevgili arkadaşım ve kardeşimden öte Sayın Turgay Mutlu’nun düğün törenine kalmak için iznimi 1 gün uzatınca askerde ceza alıp geç terhis olduğumu anımsarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Askerden önce geçici olarak Maden Tetkik Arama ve Turizm Bakanlığı’nda çalıştım. Askerden önce Edirne’de Öğretmen olarak çalıştım. Askerden sonra Denizli-Çal ilçesinde 6 yıl çalıştım. Sonra kendi isteğimle İstanbul ilinde Mesleki ve Teknik Liselerde Öğretmenlik ve İdarecilik yaptım. 2003 yılında emekli oldum. Emekli olmama özel bir kolejden müdürlük teklifi almam nedeniyle karar verdim. Burada benim için önemli anım; Kolejin ilköğretim Müdiresi Sayın Seldane Öceli öğretmenimizle birlikte lise müdürü olarak 2 Yatağanlı aynı kurumda yöneticilik yapmamdı. Daha sonra Mektebim Kolejlerinin kuruluşunda Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasında en üst yönetici olarak, görev alanımı sürdürdüm. Bu görevim sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığım Altınbaş Holdinge bağlı Vega okullarından teklif almam sebebiyle bu kolejlerin kurulması ve çoğaltılması görevini sürdürmekteyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Anaokulu öğretmeni olan eşim Nurcan’la 1982 yılında evlendim. Eşimin ailesinin Almanya’da yaşıyor olması nedeniyle kız istemeyi dedesi rahmetli Sayın Şükrü Gökkaya’dan yapmıştım. Tek başıma kız istemiştim. O dönem Türkiye genelinde yağan aşırı kar ve soğuk nedeniyle üşütüp hastalandığımı anımsarım. Eşim eski atlet olup 400 metrede Türkiye dereceleri olan bir sporcudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınız var mı? Çocukların durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: İki kızım var. Büyük kızım Ayperi işletme fakültesi mezunu olup İngilizce ve Almanca bilir. Ayperi’den Dora ismin bir torunum var. Küçük kızım Aslı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk Doktorluğu Uzmanlık Eğitiminde olup Askeri Doktor Sercan Yılmaz ile evlidir. İngilizce bilir. Efe isminde bir erkek torunumda bu kızımdan var. Çocuklarımı ve torunlarımı çok seviyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Politik bilincim öğretmen olarak görev başlamamdan sonra gelişti. Töb-Der üyesi ve temsilcisi olarak Trakya bölgesinde görev almakla politik uğraşımın başlangıcı oldu. 12 Eylül askeri darbesinden sonra 1 yıla yakın tutuklu kaldım. Beraat ettim. 12 Eylül’den sonra kurulan Öğretmen Sendikası Eğit-Sen üyesi olarak emekli oldum. Şuan İstanbul-Beylikdüzü CHP üyesiyim. Atatürk’ün partisinde ulusal değerlere bağlı, emeği en üstün değer gören, insanlar arasında eşitsizliğin kaynağın kurutulması için politik bilincimle uğraş veriyorum. Buradaki politik duruşumuzun Anti Emperyalist olmalı diye düşünürüm. Önce VATAN-BAYRAK-EMEK anlayışı olmalıdır. Çünkü Anti Emperyalist olmadan ne Halkçı, ne Milliyetçi, ne Dindar olmanın bir anlamı olmayacağı düşüncesini taşıyorum. Ülkemizin zenginliklerini koruma duruşu sergilemeden politik bir fikir üretmenin bir değeri olamaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitaplar okumayı seversiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Cumhuriyet dönemi aydınlarını keyifle okurum. Sabahattin Ali, Aziz Nesin gibi tarih araştırmacılarının kitaplarını keyifle okurum. Soner Yalçın, İlber Ortaylı ve Yalçın Küçük’ün araştırmalarını merakla okurum. Keyifle Yılmaz Özdil okurum. Dış politika yazıları benim için çok önemlidir. Dünyaya dışarıdan bakarak Ülkemizi de değerlendirmenin gerektiğine inanırım. İstanbul’a atandığım yıllarda kitap satış işi ile uğraşmam nedeniyle Büyük Çekmece, Beylikdüzü ve Mimar Sinan bölgesinde bulunan her eve kitap girmesine vesile oldum. Bu konuda bu fırsatı yaratan arkadaşım Leyneli (Turgut) Say yayınlarının ortağı Sayın Mehmet Ali Uçar’ın desteğini unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Şu anda profesyonel bir işim var. Özel okul kurma işi ile uğraşıyor, Türkiye’nin muhtelif illerinde okullar açıyorum. Günlük olarak 5 saatim trafikte geçiyor. İyi bir futbol izleyicisi olarak maç izlemek, iyi yemekler keşfedip tatmak, dostlarımla günlük haberleşmek, torunlarımdan haberler almak günlük yaşantımı kapsıyor. İstanbul Muğlalılar Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim. Derneğimizin İstanbul’da yaşayan Muğlalıları bir araya getirmek, Muğla kültürümüzü yaşatmak, öğrencilerimize burs vermek ve iş arayanlara yardımda bulunmak konusunda elimden gelen yardımı yaptığımı iyi biliyorum ve mutlu oluyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Mehmet Turgutoğlu kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Mehmet Turgutoğlu önce iyi bir insan, eş, dost, baba ve dededir. Duygusal biridir. Başak burcudur. Ayrıntıcıdır. İş disiplini yüksek biri ve görev insanıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şu anda hayalini kurduğunuz mesleğimi yapıyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Hayalimdeki işi yapıyorum. Özel okullar kuran geliştiren ve denetleyen keyifli bir işim var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şu andaki işinizdeki başarıyı neye borçlusunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: İşimdeki başarıyı;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">a- Kişisel gelişimime dair aldığım eğitimler<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">b- Okumak araştırmak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">c- İyi bir iletişimci olmam<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">d- İşini seven, iş yerini seven, öğrenmeyi seven biri olmam <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">e- En önemlisi güven veren adaletli olmam olduğunu düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şu andaki işiniz nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Ülkemizin eğitim sistemi devlet okulları ve özel okullar olarak iki ana kol üzerine yürütülmektedir. Ülkemizdeki özel okullar %8’lik bir orana sahip olmakla birlikte, devlet okullarındaki yetersizlikler (eğitimin kalitesi, temizlik, güvenlik, yemek ve servis gibi nedenler başta olmak üzere öğrencinin bir kişilik olduğu ve çok değerli olduğu olgusunun yeterince önemsenmemesi) nedeni ile özel okula olan ihtiyaç hâsıl olmaktadır. Bu eksikliği özellikle maddi gücü yüksek olan aileler gördüklerinden özel okula yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Devlet okullarında yeterli yabancı dil eğitimi ile sanatsal, kültürel ve sportif anlamda çocuklarımızın kendilerini ifade edemeyeceği işleri bu ihtiyacı besler olmaktadır. Her aile çocuğun kaliteli eğitim alması için varını yoğunu seferber ettiği günümüzde çağdaş özel okullar kurmakta önem taşımaktadır. Bu ihtiyacın ben okul arsası bulma, okulun standartlara göre inşasının gerçekleşmesinin, ruhsatlandırılmasının, okul eğitim ve yönetim ekibinin oluşturulması ve sürdürülen eğitimin denetlenmesi süreçlerine görev almaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallar var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Dürüstlük, güvenilir olma, sorumluluk ve alan bilgisi olmadan iş hayatı sürdürülemez. Eksiklikleri tamamlama arzusu kabul edilir. Öğrenmek istememek kabul edilemez. Ayrıca çok sayıda dürüst insan var ama iş hayatı zeki insana ihtiyaç duyar. Bunu gençlerimiz bilmesinde yarar var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hobileriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Kitap, (kişisel gelişim), yürümek, maç izlemek benim hobimdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hedefinize varırken yaşadığınız zor durumlar oldu mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Araştırma yapmak hedefe ulaştırır diye düşünüyorum. Zorlandım ama pes etmemeyi öğrendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Başarınızda ailenizin rolü nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Sağlıklı düşünen, destekleyen ve anlayan bir eşim var. Ona yürekten teşekkür ederim. En zor dönemlerimde hep danışmanım oldu. Bu destek beni her zaman güçlü kıldı. Başarımı eşime borçluyum. Çocuklarım iş hayatımda hep anlayışlı oldular. Küçücük halleriyle ailemiz için uğraştığımızı anlamaya çalıştılar. Onlara da teşekkür etmem gerekir. Çocukluğumda ailemizin işlettiği yazlık sinemada aldığım görevler özgüvenimi arttırdı. Anonsları ben yapardım. Bu hitabet gücümü geliştirdi. O yıllarda sosyal ve kültürel ihtiyacımız sinema idi ve ben bunun önemli bir parçasıydım. Bu benim için kendimi geliştirmede büyük bir fırsattı. Rahmetli amca Hamdi Turgutoğlu ve babam Osman Turgutoğlu’na bana inanıp güvenip sorumluluk vererek beni geliştirdikleri için minnettarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Aydın kişi kime denir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Aydın kişi önce okumalı, çalışmalı, üretmeli, değişimci ve eleştirici olmalı. Vatanını sevmeli, emeği en yüce değer görmeli. Alın teri yeryüzünde vatan kavramı ile eş değerdir. Anti Emperyalisttir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ülke olarak dünya çapında işler başarabilmek için neler yapmalıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Türkler okumalı, çalışmalı. Ar-ge kurmalı. Milli kaynaklarımızı kendimiz kullanmalıyız. Birbirimizi sevmeliyiz. Vatanseverlik çok çalışmakla, üretmekle ve aydınlanmayla olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Muğla denince aklınıza ne gelir? Sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Tabi ki Yatağan gelir. Sıcak ve samimi insanlarımız gelir. Herkesi kucaklayan, kimseyi ötekileştirmeyen dost insanlardır. Çocukluğum, Vatanımdır. Hacıhaliller Sokağı, Ahi Sokak, Alkoçlar Harımı(bahçesi), Kötekler Harımı, Dede Yanı, Yatağan eski parkı gelir. Önce can dostlarım arkadaşlarım da gelir aklıma. İskender Uysal, Davut Çetinkaya, Mehmet Alsan, Sadettin Özbek, İsmail Alper, rahmetli Mustafa Can, rahmetli Tevfik Özsoy, rahmetli Mehmet Emin Uysal, Alirıza Sökmen, Ali Demirel, Kemal Özler, Ergün Alpözen, Mehmet Koşar, Mustafa Tığ, Alirıza Yılmazsoy, Nahit Selçuk, okul ve mahalle arkadaşlarım, tabii ki mahallemizin ağabeyi Belediye Başkanı Haşmet Işık gelir. Böyle sıcak, dost arkadaşlar nerede vardır. Yatağanlı olmaktan mutluluk duyuyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M.T: Sevgili arkadaşım bu röportajla kendimi ifade edebilmeme fırsat verdiğin için asıl ben teşekkür ederim. Yatağanlı hemşerilerime sevgi ve saygıyla selamlıyorum.<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Apr 2016 19:51:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/turkiyede_ozel_okulculugun_gelismesini_saglayan_yataganli_egitimci_mehmet_turgutoglu_h7815.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞAİR MUSTAFA ERDEM ÖZLER</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/sair-mustafa-erdem-ozler-7806</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/sair-mustafa-erdem-ozler-7806</guid>
                <description><![CDATA[Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
Mustafa Erdem Özler: 8 Nisan 1967 tarihinde Şeref’te dünyaya geldim.
T.M: Ailenizin lakabı var mıdır? Nedir?
M.E.Ö: Babam tarafı Halıllar Sülalesi, annem tarafı Hacıkibarlar Sülalesi olarak bilinir, anılır.
T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?
M.E.Ö: Ben çocukluğumda körebe oynamayı çok severdim. Gözlerimi bağlayıp karanlıkta arkadaşlarımı bulmaya çalışmak beni çok heyecanlandırırdı. Evimizin içinde tek başıma oynarken bile bazen gözlerimi bağlar, kendi kendime körebe olurdum. Karanlıkta çeşitli hayaletlerin, tuhaf işaretlerin belirmesiyle kendi masallarımı yaşardım... 
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve müdürünüz kimdi? Anılarınız var mı?
<div>M.E.Ö: Şeref İlkokulu’nda okudum. Öğretmenlerim Vesile Eyüpoğlu ve Mehmet Ali Zeybek’ti. Okul müdürü babam Muammer Özler’di.</div>
<div>İlkokul yıllarımda babaannemin insanlara ‘’Fikirsizler!’’ diye kızmasını hiç unutamam. Benim için ‘’fikirsizler’’ kelimesi, şimdiye kadar kulağıma küpe olmuş en sevdiğim kelimelerden birisidir. Rahmetli babaannemden ben doğanın ritmini, toprakla oynamasını, zeytin ağaçlarını sevmesini, kuşları taklit etmesini öğrendim…</div>
<div>Yine ilkokul yıllarımda hatırlıyorum bizim evde sesli şiir okunurdu. Babam çok şiir okurdu bize. Ayrıca, gündelik hayatta yaşananları hep hikaye şeklinde anlatırdı ve ağzım açık dinlerdim. Evimizde genişçe sayılabilecek kütüphanemiz vardı. Hâlâ saklarım, kapak desenini ve fıstık yeşili rengini çok beğendiğim, üstünde ‘’Yeni Şiirimizden, Hazırlayan: Cengiz Yörük’’ yazan kitapta Behçet Necatigil, Turgut Uyar, Edip Cansever, Asaf Hâlet Çelebi, Ece Ayhan, Cemal Süreya vb. şairlerin şiirleri yer alıyordu...</div>
<div>Annemle babam bana sesli kitap okuturlar ve dinlerlerdi. Bazı akşamlar ailecek şarkılar, türküler söylerdik. Kardeşim Özlem’le danslar ederdik. Babam güzel bağlama çalar. Hiç unutmam bazı sabahlar mandolinle şarkılar çalarak uyandırırdı. Ara sıra cümbüş, ud, sipsi de girer çıkardı evimize…</div>
<div>Annem ilkokuldan başlayıp bana hep ‘’Oğlum gül, gül, gül, gülmeyi ihmal etme!’’ nasihati yaptı. Hâlâ da sık sık bu nasihatini yapar bana. Babam da çocukluğumdan beri bahçemizde gül yetiştirmeye devam ediyor... Erdem Devesi’ndeki ‘’Gül’’ şiirimdeki şu dizeler bu çocukluk yıllarımdan çıkmış olabilir: ‘’baba uzayda gül yetişir mi / bak bahçe güldü sana oğlum / hadi sen de ona gül’’. Benim için ‘’gül’’ kelimesi de şimdiye kadar kulağıma küpe olmuş en sevdiğim kelimelerden birisidir.</div>
<div>Ayrıca, unutmadan Şeref İlkokulu’na ait ‘’İşlik’’ denilen tavanı çok yüksek, içi çok geniş binada kıpkırmızı perdeleri olan tiyatro sahnesi vardı. Bu sahnede tiyatro gösterileri ve sinema gösterimleri yapılır, okul müsamereleri düzenlenirdi...</div>
<div>T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?</div>
<div>M.E.Ö: Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Türkçe öğretmenlerim İdil Göncü, Berrin Ceyhan ve Nuray Koçer’di.</div>
<div>Ortaokuldayken koşmayı severdim. Okul yarışlarında 100 metrede ikinci olmuştum. İkincilik madalyası olarak bana Aziz Nesin’in ‘’Sosyalizm Geliyor Savulun’’ kitabını verdiler! Böyle bir mizahı yaşadığım için madalyamla çok gurur duymuştum.</div>
<div>T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?</div>
<div>M.E.Ö: Yatağan Lisesi’nde okudum. Edebiyat öğretmenlerim Cemal Zeydan ve Gülümser Berber, resim öğretmenim Ahmet Rüştü Doğan’dı.</div>
<div>Lise son sınıfta sınıfın en arka sırasında tek başıma oturdum! Bu tek başınalık beni hiç mutsuz etmedi ama… O yıllarda Ahmet Hamdi Tanpınarlar, Yahya Kemaller ve İkinci Yeniciler okuyarak İstanbul’u düşlemeye başlamıştım zaten…</div>
<div>T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz?</div>
<div>M.E.Ö: 1988 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nden mezun oldum. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde master programına devam ettim.</div>
<div>T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?</div>
<div>M.E.Ö: Askerliği master öğrencilerine çıkan bir haktan yararlanarak üç ay İzmir Narlıdere’de, sonra bir yıl sivil yedek subay Türkçe öğretmeni olarak Amasya’da yaptım.</div>
<div>T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?</div>
<div>M.E.Ö: Üniversitedeyken şiirin dışında çizgi film senaryosu yazıyordum. Reklam yazarı olarak çalışmaya karar verdim. Man Ajans’ta reklam yazarı olarak çalışmaya başladım. Daha sonra çeşitli reklam ajanslarında çalıştım. Şimdi de kendi ajansımızda yaratıcı direktör olarak çalışmaktayım.</div>
<div>T.M: Ne zaman evlendiniz?</div>
<div>M.E.Ö: Sevgili eşim Elif’le 2000 yılında Polonezköy’de bir bahçede evlendik.</div>
<div>T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?</div>
<div>M.E.Ö: Hayatımın her anı okumalarla, yazmalarla, fikir üretmelerle geçiyor... Kendi işimizde çalıştığım için şanslı sayılırım. En önemlisi her gün kendi çalışma zamanlarımı, arkadaşlarımla buluşmalarımı ayarlayabiliyorum.</div>
<div>T.M: Hangi tür kitapları okumayı seviyorsunuz?</div>
<div>M.E.Ö: Kitapların içinde geçen bir hayatta bütün türler mevcut… Çoklu okumalar yaparak çalışıyorum.</div>
<div>T.M: Mustafa Erdem Özler kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?</div>
<div>M.E.Ö: Daha önce benimle yapılan röportajlarda da söylemiştim: Sürekli oluş halinde olan bir zamanın içinde dönüp duruyorum. Nietzsche’ci bir ruhla bu zaman algısının içinde şiirde/hayatta kendi metamorfozlarımı deneyimlediğimi söyleyebilirim. Zerdüşt’ün ilk bölümünde Nietzsche üç metamorfozdan söz eder ya: ‘’Ruhun nasıl bir deveye, devenin nasıl bir aslana ve sonunda da aslanın nasıl bir çocuğa dönüştüğünü…’’ Benim ruhumun da nasıl bir kelebeğe, kelebeğin nasıl bir deveye ve sonunda da devenin nasıl bir ayıya dönüştüğü kitaplarımda/hayatımda okunabilir.</div>
<div>Artık felaketler çağının yaşandığı bu hayatta şiirlerimle direnç sağlayıcı, keder yok edici, kudret artırıcı yeni anlam alanları oluşturmaya, yeni duygular yaratmaya çalışıyorum. Aynı zamanda şiir üretimimin bir genişlemesi olarak güncel sanatta ses enstalasyonları yapıyorum...</div>
<div>T.M: Aydın kişi kimdir?</div>
<div>M.E.Ö: Günümüzde böyle sabit kimlik, kişilik tanımlamaları yapılamaz diye düşünüyorum. Kolektif düşünmeye önem veren, daha çok ‘’Nasıl?’’ sorusunun peşinden giden, her türlü keder duygusuna karşı şiirsel direnç halleri üretmeye çalışan, doğayla, çevreyle ve diğer canlılarla organik bağlar kurmaya, duyarlılıklar yaratmaya çabalayan, sürekli oluş halinde olan kimlikler var...</div>
<div>T.M: Kültür ve sanatın gelişmesi için sizce neler yapılmalı?</div>
<div>M.E.Ö: Öncelikle yapılması gereken: Sürekli nitelikli okumalar yapmak...</div>
<div>T.M: Şiir kitaplarınızdan biraz bahseder misiniz?</div>
<div>M.E.Ö: Oluş halindeki zaman algımın içinden baktığın zaman şiirimin kozasını ‘’Kelebekli Zaman’’ örüyor, yükünü ‘’Erdem Devesi’’ taşıyor, öfkesini ‘’Tarihi Ayı Öfkesi‘’ yansıtıyor diyebilirim...</div>
<div>T.M: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?</div>
<div>M.E.Ö: Bu keyifli röportaj için asıl ben çok teşekkür ederim.&#160;</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Apr 2016 09:27:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/sair_mustafa_erdem_ozler_h7806.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN YETİŞTİRDİĞİ GURUR DUYDUĞU DEĞER SAİM ÜSTÜNDAĞ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-yetistirdigi-gurur-duydugu-deger-saim-ustundag-7794</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-yetistirdigi-gurur-duydugu-deger-saim-ustundag-7794</guid>
                <description><![CDATA[Saim Üstündağ, Yatağan için büyük bir değerdir. Başarılı bir okul döneminden sonra kariyerinde hızla yükselmiştir. ODTÜ Ekonomi Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1994 yılında Uluslararası bir denetim firmasında göreve başladı. 1995 Aralık ayında Sermaye Piyasa Kurulu’na (SPK) katıldı. SMMM Belgesi Bağımsız Denetim Lisansı, Sermaye Piyasa Kurumsal Derecelendirme Lisansı, Sermaye Piyasası İleri Düzey Lisansına sahiptir. Konferanslarda konuşmacı olarak yer almış ve yayımlanmış makale, gazete, dergi, tv röportajları bulunmaktadır. “Türkiye Muhasebe Standartlarına Genel Bakış” kitabının ortak yazarıdır. Eşimin de akrabası olan Saim Üstündağ ile Yatağanlı olarak gurur duyuyoruz. Röportajı İstanbul’da çalıştığı holding binasındaki ofisinde yaptık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">TURGAY MUTLU: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span></b>
<p class="MsoListParagraph" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-add-space:&#10;auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;&#10;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">SAİM ÜSTÜNDAĞ: 09 Temmuz 1972’de Muğla’da doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">T.M: Ailenizin lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Baba tarafımın lakabı ‘’İmamlar’’ Anne tarafımın lakabı ‘’Hacı Osmanlar”dır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü : Okul öncesi dönemde en yakın mahalle arkadaşım Önel (Kahya)’dır. Özgür Gündoğdu, Cüneyt Gündoğdu, Şenol Alkış ve Özay ilk bakışta aklıma gelen diğer arkadaşlarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: İlkokulu Yatağan Mesken Köyü İlkokulu’nda ve Yeşilbağcılar İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim annem Cemil Üstündağ, Okul Müdürümüz de rahmetli babam Mustafa Üstündağ idi. Ayrıca Erdoğan Köksel öğretmenimi de unutmadan belirteyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mıdır?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: İlkokulda teneffüslerde o dönemin imkansızlıkları içerisinde karaçam kozalakları ile oynadığımız futbol maçlarını her zaman hatırlamışımdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Ortaokulu Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Türkçe öğretmenimiz Gülşen Şakrak, Fen Bilgisi öğretmenimiz Sermin Demir, Matematik öğretmenimiz Nurhan Yüksel ve Emel Yavuz, İngilizce öğretmenimiz Nurten Özcan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz Ferhat Üstündağ, Beden Eğitimi öğretmenimiz Muammer Bahçeli, şimdi siz sorunca ilk aklıma gelen öğretmelerimizdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Liseyi Muğla Turgut Reis Lisesi’nde okudum. Bugün yaklaşık 30 yıldır dostluğumuzun fiilen devam ettiği veya görüşmesek de sevgiyle andığımız çok değerli arkadaşlar kazanmış olmak lise hayatımla ilgili diğer birçok anının yanında geriye dönüp baktığımda en değerli anıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Üniversiteyi Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi Bölümü’nde okudum. ODTÜ’de okuduğum dönemlerde kampüste bulunan yurtlarda kalmış olmayı bugün hala büyük bir şansım olarak değerlendiriyorum. Derslerden kalan zamanlarda güzel ODTÜ kampüsünde arkadaşlarımızla geçirdiğimiz eğlenceli ve zaman zaman da entellektüel tartışmalarla dolu zamanları hala özlerim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Askerliği Manisa Alaşehir’de Ulaştırma Eğitim Taburu’nda yaptım. 28 günlük bedelli askerlik olmasına karşın, oldukça yoğun bir eğitim ve pratik programı sayesinde pek çok şey öğrenme fırsatı yakaladım. 28 günün sonunda 7 kilo vermiş olmak da ayrı bir avantaj oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">Askerlikle ilgili aklıma gelen ilk şey 28 gün bile olsa ‘’Asker Arkadaşlığı’nın’’ çok önemli olduğunu anlamış olmamdır. Eğitim sırasında, hareket halindeki kamyonlardan atlama eğitimi unutamadığım anılarımdan biridir. Bir diğer unutamadığım konu da Türkiye’nin dört bir yanından askerlik görevini yapmak üzere gelmiş olan değerli, renkli, pırıl pırıl insanların samimiyeti ve ahengidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Çalışmak deyince ilk çalıştığım yerin Şevki (Ceyhan) Ağabey’in Mali Müşavirlik bürosu olduğunu söylemekten gurur duyarım. İnsani ve mesleki olarak çok şey öğrendiğim bu deneyim ortaokul / lise yaz dönemlerim boyunca sürdü. Şevki Ağabey çalışma hayatımda ilk ustam / üstadım olmuştur. Bunun yanında üniversite öncesi ve üniversite döneminde Halk Eğitim Merkezi’nde Daktilo Kursu Öğretmenliği yaptığım dönemi de çalışma olarak sayabiliriz sanırım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız ve nasıl devam ettiniz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Üniversiteden mezun olduktan sonra 1994 yılında İstanbul’da uluslararası denetim ve danışmanlık firması olan Arthur Andersen’da çalışmaya başladım. 1995 yılı sonunda açılan sınavları geçerek Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) katıldım. Aralık 1995-Aralık 2000 arasında SPK’da “Denetleme Dairesi”, “Ortaklıklar Finansmanı Dairesi” ve “Muhasebe Standartları Dairesi”nde Uzman Yrd./Uzman olarak çalıştım. 2000-2002 döneminde aynı zamanda ekonomi ve finans alanlarında kamu sektöründe (Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı gibi) çeşitli kurumlarda Danışmanlık görevlerini de yürüttüm. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde, University of Illinois’de “Muhasebe Master Programı”nı tamamladıktan sonra, 2005’den 2007’ye kadar Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) Genel Sekreterliği’ görevini üstlendim (Maliye Bakanlığı). 2007-2015 yılları arasında Deloitte Türkiye’de “Denetim Bölümü Ortağı (Partner)” olarak görev alarak, çeşitli sektörlerde ulusal/uluslararası holding ve şirketlerin denetimini gerçekleştirdi. Mesleki kapsamda Bağımsız Denetçi Lisansı, SMMM Belgesi, Değerleme Lisansı, Kurumsal Yönetim Derecelendirme Lisansı, Sermaye Piyasaları İleri Düzey Lisansı ve ABD’de Certified Public Accountant (CPA) belgesine hak kazandım. 2015 Ocak ayından itibaren bir Holding’de “Denetim Grup Başkanı” olarak görev yapmaktayım. Ağırlıklı olarak denetim mesleği ve bürokraside görev almış olmam sonucu mesleki heyecanımı artıran, öğretici veya gülümsetici bir çok deneyimler yaşadım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşabileceğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Politikayla uğraşmadım. Ancak çok genç denilebilecek yaşlarda Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Danışmalığı, Devlet Bakanı / Başbakan Yardımcılığı Danışmanlığı gibi görevlerde bulunmuş olmam politika atmosferi ile ilgili fikir sahibi olmama katkı sağladı diye düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Bekar iken “35 yaşımdan önce evlenmeyeceğim” gibi büyük laflar ettikten sonra 25 yaşında 1997 yılında eşim Elif ile tanışıp kısa zamanda evlenmeye karar verdik. 27 Eylül 1997’de evlendik. Mutlu bir evliliğim olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Çocuklarınız var mı? Çocukların durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: ‘’Ece’’ adında 2001 yılı doğumlu bir kızım ve ‘’Mustafa Efe’’ adında 2005 yılı doğumlu bir oğlum var. Çocukların hayatın bize en güzel hediyesi olduğunu düşünüyorum. Her birinin kendine has kişilik özellikleri ile birlikte, beraber geçirdiğimiz her anı değerli bir anı olarak görüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: İş hayatımın yoğun bir tempo içinde geçtiğini söyleyebilirim. Bu yoğunluk içerisinde aileme, dostlarıma ve hobilerime zaman ayırmaya gayret ediyorum. Bir de işimin doğası gereği yurt içi ve yurt dışı sık seyahatlerim oluyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? Kitap okur musunuz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Sizin bu değerli çalışmanızı okuyacak olan henüz genç arkadaşlarımla bir deneyimi paylaşmak açısından da belirtmek isterim ki okumayı öğrendiğim günden itibaren okunabilecek her şeyi okumaya çalıştım ve gerek mesleki gerekse gündelik hayatımda çok okumuş olmanın her zaman katkılarını hissettim. Bugün de yoğun bir iş günü sonunda bile olsa okumaktan keyif aldığım veya bana bir şeyler öğreten bir kitap veya makale okumadan uykuya dalmam. Yıllar içerisinde okuma türleri değişmekle birlikte genel olarak; Ekonomi, Tarih, Siyasi Tarih, Finans, Roman, Şiir sanırım en çok okumayı sevdiğim kitap türleri. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">T.M: Saim Üstündağ kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: İlk bakışta çok kolay/düz bir soru gibi görünen bir soru bu. Ancak sıra cevaplamaya geldiğinde aslında ne kadar sofistike ve cevaplaması zor bir soru olduğunu anlıyorsunuz. Hızlıca yanıtlamamı isterseniz; hatasıyla eksiğiyle, ailesine, çevresine, toplumuna, Ülkesine faydalı olmaya çalışan, işini en iyi şekilde yapmaya gayret eden bir Muğlalıdır diye tanımlayabiliriz sanırım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-add-space:&#10;auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Şu anda hayalini kurduğunuz mesleği mi yapıyorsunuz? Yaptığınız iş nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Aslında küçüklükten itibaren hukuk okumak ve avukat olmayı istemiştim. Ancak üniversiteye giriş döneminde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde okumak isteği ağır bastı. ODTÜ’de hukuk fakültesi bulunmadığından Ekonomi okudum. Uzun lafın kısası şu an “geçmişte hayalini kurduğum” mesleği yapmıyorum ancak “çok sevdiğim” bir mesleği yaptığımı söyleyebilirim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-add-space:&#10;auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Şu anki işinizdeki başarınızı neye borçlusunuz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Öncelikle “başarılı” addettiğiniz için tekrar teşekkür ederim, umarım bu değerli ve nazik teveccühünüze az da olsa layık olabiliriz. Bir kere genç kardeşlerimizle paylaşmak için tekrar söylemek istiyorum, konusu içeriği ne olursa olsun okumayı öğrenmemden itibaren çok okumanın mesleki ve sosyal hayatımda çok katkısını gördüm. Ayrıca işiniz ne olursa olsun, o işi “iyi” yapabilmek için gerekli olan donanıma sahip olmak için; yeri geldiğinde fedakarlık yapmak, çok çalışmak etkili olmuştur. Fedakarlık ve çok çalışmanın yapılması kadar “zamanında yapılması” da çok önemlidir. Bütün bunlar kadar etkili bir diğer konu da “iletişim”dir. İş hayatında iletişimin doğru, yapıcı yürütülmesi belirli bir noktadan sonra ilerlemede en önemli belirleyicidir diyebilirim. Çok okumanın iletişim kabiliyetinin gelişmesine de büyük katkı sağlayacağını burada tekrar hatırlamakta yarar var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-add-space:&#10;auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Şu andaki işiniz nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Şu anda bir Holding’in “Denetim Grup Başkanı” olarak görev yapıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraph" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-add-space:&#10;auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Çalışma koşullarınız nasıl? İşyerinizde bir iş günü nasıl başlıyor ve bitiyor?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Her günün kendine göre bir akışı olabiliyor açıkçası. Bir de işin doğası gereği, yurt içi ve yurt dışı yoğun seyahat gerekiyor. Ama koşullar ne olursa olsun işinizi seviyorsanız ve işinizi iyi yapmaya motive olmuşsanız koşulların pek de önemi kalmıyor diyebilirim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">&#160;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">T.M: Sıkıldığınızda ya da motivasyonunuzu kaybettiğinizde neler yapıyorsunuz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Ailemle ve arkadaşlarımla vakit geçirmek, sohbet etmek her zaman iş ve hayata yönelik motivasyonumu tazelemiştir. Eğer seyahat vb nedenlerle bunlar mümkün değilse, ilgimi çeken bir konuda okumak, güzel doğa manzaralı bir yerde vakit geçirmek ve müzik dinlemek motivasyonumu artırmada çok yardımcı olur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallarınız var mı? Bize anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Tabi. Çalışma hayatında öncelikle, işiniz veya pozisyonunuz ne olursa olsun, işinizi “en iyi” şekilde yapmak üzere gayret göstermek birinci prensibim olmuştur. Esasen bu yaklaşım iş hayatında “başarı” olarak sayılan tüm olumlu gelişmeleri doğal olarak beraberinde getirecektir. Anlatmak istediğim, elde ettiğiniz veya edeceğiniz gelire değil, işinizi iyi yapmaya öncelik vermek ve işinizi iyi yapmaya odaklanmaktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">Bir başka önemli husus da “dürüstlük” ve “samimiyet”tir. Burada “dürüstlük” ile birlikte özellikle “samimiyet” kelimesini de anmak isterim. “Dürüstlük” her halükarda olmazsa olmazdır. “Samimiyet” ise iş hayatında önemini daha önce vurguladığım “iletişim”in en güzel anahtarıdır kanaatimce. Ben bugüne kadar iş ve sosyal hayatımda samimi olmaktan hep yarar gördüm, hiç zarar görmedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Bize biraz da hobilerinizi anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: “Hobi” deyince yine aklıma öncelikle ilgimi çeken konularda “okumak” geliyor. Bunun yanında fırsat buldukça sinema ve tiyatroya vakit ayırıyorum. Müzik dinlemek İstanbul trafiğinde fazlasıyla vakit bulabildiğim bir hobim. Özellikle Türk Sanat Müziği, ege türküleri ve Jaz (Blues) dinlerim. Bir de şiir yazmaya çalışırdım eskiden...<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Başarılarınız sizin hangi nitelikleriniz sayesinde olmuştur?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Tekrar ifade edeyim siz böyle sorunca “başarılı” addetmenizden onur duymakla birlikte, buna layık olup olmamanın kaygısını da hissediyorum. Ama kendi çapımda yanıt verirsem; çok okumak, gerektiğinde çok çalışmak, herkese karşı “samimi/içten/dürüst” olmaya gayret ederek çevremle yapıcı bir iletişimde bulunmak olarak özetleyebilirim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">Burada bu “çok çalışmak” meselesi ile ilgili bir parantez açmak isterim. “Çok çalışma” ile kesinlikle “işkolik” olmayı kastetmiyorum. Belirttiğim gibi gerektiğinde işinizi iyi yapabilmek için fedakarlık yapmak önemlidir. Ancak iş ve özel hayat dengesinin sağlıklı kurulmaması; insanın hem kendisi, hem ailesi hem de iş arkadaşları için tam bir mutsuzluk kaynağı olacaktır. Diğer taraftan, insanın ailesine, arkadaşlarına ve hobilerine yeterince vakit ayırması iş hayatında ihtiyaç duyduğu enerjiyi, motivasyonu sağlamasında çok yardımcı olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Hedefinize varırken yaşadığınız zor durumlar oldu mu?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Söylediğim gibi, aslında hedeften ziyade hep o an ne yapıyorsam onu en iyi şekilde yapmaya odaklandım. İş hayatımda yaşadığım zor durumlar tabii ki oldu, bundan sonra da olacaktır. Ama çok şükür ki, daha önce ifade ettiğim prensipler çerçevesinde tutarlı hareket edildiğinde zorlukların aşıldığını, aleyhinize gelişen durumların lehinize sonuçlanabildiğini bizzat çeşitli kereler tecrübe ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Başarınızda ailenizin rolü nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Tek kelimeyle cevap ver derseniz “çok”tur. Anne/Baba başta olmak üzere, evlilik sonrası eş ve çocuklar çok önemli etkenler. Sohbetimiz sırasında sorularınız üzerine konuştuğumuz birçok faydalı alışkanlık ve prensip ailemden aldığım eğitimden gelmiştir diyebilirim. Annem Cemile Üstündağ ve rahmetli Babam Mustafa Üstündağ ilkokul öğretmeni ve benim ilk öğretmenlerimdir. Köy ilkokulunda görev yaptıkları dönemde köydeki sınırlı imkanlara rağmen İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den gelişmemde çok önemli katkısı olan kitapları posta ile sürekli getirttiklerini hatırlarım. Örneğin ilk uçak yolculuğumu üniversiteyi bitirip işe başladıktan sonra yapmış olmama rağmen, ilkokul üçüncü sınıftayken “Uçak Nasıl Çalışır” adlı bir kitap okuduğumu hatırlıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">Eşiniz de bu anlamda çok önemli. İş hayatında siz fedakarlık yaparken aslında eşiniz ve çocuklarınız da fedakarlık yapmış oluyor. Özellikle eşinizin samimi desteği düşünüldüğünden çok daha belirleyicidir. Burada yeri gelmişken; bana desteğini hiç esirgemeyen, benimle birlikte fedakarlıklara ortak olan, iş hayatımın yoğun dönemlerinde çocukların yükünü şikayet etmeden üstlenen sevgili eşim Elif’e ve anlayışları için kızım Ece, oğlum Mustafa Efe’ye bu vesileyle teşekkür etmek isterim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Aydın kişi kime denir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Belki yadırgayacaksınız ama “aydın kişi”, “aydın” sınıflaması yapılmalı mı ondan da emin değilim. Ama madem ki sordunuz cevap vereyim samimiyetle; bana göre şu kısa hayatta başkalarının haklarına saygı gösteren, hak yememeye haksızlık etmemeye gayret eden, elinden geldiğince çevresine, topluma ve ülkesine faydalı olmaya çalışan, insanlara gülümseyen, kimseyi hor görmeyen, gelip geçici dünya hırslarına esir olmayan herkes “aydın kişidir”, “aydınlanmış” kişidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Bu kadar yükseğe ulaşabileceğinize inanmış mıydınız?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">&#160;</span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.M: Bu sorularınız beni gerçekten mahcup ediyor. Ancak çalışmanızın gayesine ulaşması açısından samimiyetle yanıtlamayı da görev sayıyorum. “Bir yere, bir şeye ulaşmış olmak” benim işimi yaparken düşündüğüm veya hatırladığım bir şey değil. İşinizi iyi yapmaya çalışıyorsunuz ve bir gün biri sizi “başarılı” addediyor. Tabi bir insan için onur verici bir durum. Yine aynı samimiyetle devam edersek, işinizi iyi yapma gayretine devam ettiğiniz sürece alınacak daha nice yollar, çıkılacak başka basamaklar da vardır diyelim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Türkler Dünya çapında işler başarmak ve adını duyurmak için neler yapmalı?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Türkler tabi Dünya tarihinde çok önemli bir yer edinmiş, hali hazırda adını bizim teyidimize ihtiyaç duymayacak kadar duyurmuş durumda. Diğer taraftan, burada tamamen ele alamayacağımız kadar derin ve son derece geniş bir konu bu. Ancak bundan sonraki yüzyıllar için burada özet olarak bir şeyler söyleyecek olursak; ilk önce “eğitim” derim. Eğitim sistemimizin ülkemiz ihtiyaçları ve uluslararası gelişmeler/ihtiyaçlar dikkate alınarak, bu kapsamda oluşturulacak top yekün bir ekonomi stratejisini destekleyecek şekilde yapılandırılması her şeyin olmazsa olmazıdır diye düşünüyorum. Burada kritik nokta Dünya’nın mevcut durumunu (ekonomik, politik) ve gittiği yeri en iyi şekilde analiz ederek toplumun yeni ihtiyaçlara cevap verebilecek kaynaklarını harekete geçirmektir. Bu kaynakları harekete geçirecek, ortaya çıkaracak mekanizmaları kurmaktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Girişimcilik nedir?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Bana göre “girişimcilik” özetle; kafa yorarak, risk alarak yeni bir şeyler yapma cesaretini göstermektir. Toplumların da “girişimciliğe” ve “girişimci” fertlere çok ihtiyacı vardır ve bu kavramların / kişilerin önünü açan toplumlar çok daha hızlı ilerler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Bağımsız Denetim mesleği ile ilgili neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Bağımsız denetim mesleği günümüzde ve aynı zamanda gelecekte uluslararası bir altın bileziktir diyebilirim. Zira uluslararası ticari/finansal iş ve işlemlerin günümüzde son derece artmış olması, şirketlerin uluslararasılaşması ve halka arzların yaygınlaşması, finansal raporlama ve denetim standartlarının da uluslararası düzeyde genel kabul görmüş ortak standartlar haline gelmesini sağlamış durumda. Bu alanları hedefleyen genç kardeşlerime samimiyetle tavsiye edeceğim bir çalışma alanıdır. Hatırlatmak istediğim bir diğer önemli alan da “İç Denetim” mesleğidir. İç denetim alanı da aynı şekilde günümüzde uluslararası düzeyde geçerli bir meslek haline gelmiştir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpFirst" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Muğla denildiğinde sizde ne tür bir çağrışım oluyor? Ne hissediyorsunuz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpMiddle" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;&#10;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:&#10;major-latin">S.Ü: Bunu ifade etmek, kelimelere dökmek çok zor tabi ama “Muğla” denildiğinde veya Muğla kültürüne ait bir türkü vb. duyduğumda; çocukluğum, ailem, Muğla’nın güzel köyleri, güzel anılar, saflık/temizlik ve samimiyetin birbirine karıştığı huzur verici bir dinginlik hissettiğimi söyleyebilirim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoListParagraphCxSpLast" style="margin:0cm;margin-bottom:.0001pt;&#10;mso-add-space:auto;mso-line-height-alt:1.0pt"><b><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Saim Bey, bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Başarıların daim olsun. Gelecekte sizi daha iyi yerlerde görmek isteriz. Son olarak neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.Ü: Bu noktada “Son olarak neler söylemek istersiniz?” sorusu ile verdiğiniz fırsat için özellikle teşekkür ediyorum ve müsaadenizle bu fırsattan yararlanacağım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Diğer birçok değerli çalışmanızın yanında bu röportajlar kapsamındaki çalışmanızı da; Muğla’mızın, Yatağanımızın tarihine kalıcı bir not düşmesi, çalışmanız sayesinde birbirinden belki de haberdar olmayan insanlarımızın birbirinden haberdar olması, bizlerin diğer hemşerilerimizin deneyim ve fikirlerinden ilham alabilmemiz, yeni yetişmekte olan genç kardeşlerimizin ufkunun açılmasına katkı sağlayabilecek olması açısından son derece değerli, faydalı buluyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Böyle bir çalışma kapsamında hatırlanmak benim için onur verici olmuştur. İnşallah gelecekte de çok sohbetler ederiz. Tüm hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:&#10;1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:&#10;major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">&#160;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Mar 2016 10:07:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_yetistirdigi_gurur_duydugu_deger_saim_ustundag_h7794.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN İMARINDA BÜYÜK HİZMETLER YAPAN BELEDİYE BAŞKANI DOKTOR ÜNAL TOKSÖZ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-imarinda-buyuk-hizmetler-yapan-belediye-baskani-doktor-unal-toksoz-7787</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-imarinda-buyuk-hizmetler-yapan-belediye-baskani-doktor-unal-toksoz-7787</guid>
                <description><![CDATA[Belediye Başkanlığı yaptığı 1967—1970 yılları arası büyük projelere imza atan, hizmet eden, başarılı bir dönem yaşatan ve vizyonu olan bir kişiydi Doktor Ünal Toksöz. Onun döneminde İlçemiz, kasaba görünümünden hızla uzaklaşarak kent olmanın ışığını yakalamıştır. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Cesurca, korkmadan ve hatta en yakın akrabaları tarafından eleştirilse bile dediğini yapan başarılı bir belediye başkanıydı. Aradan çok zaman geçse de onun başarılı çalışmalarının ve hizmetlerinin üstüne çıkan olmadı. Belediye başkanlığı ve hizmeti siyasi olarak zor gibi görünse de vizyonu olanlar için hiçte zor olmadığını öngören biriydi. Röportaj dışı birçok konuyu konuştuk. Ayrıca kendisinden bir belgesel sözü de aldım. Kardeşi Ömer Toksöz, okul ve çocukluk arkadaşım olduğu için de aileyi yakından tanırım. Yaptıkları ve yapamadıklarını okudukça sizlerde Ünal Beyi daha yakından tanıyacaksınız. Milas İzan Hastanesi muayenehanesinde bu röportajı gerçekleştirdik.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ünal Toksöz: 27 Aralık 1937 tarihinde her tarafa kar yağan bir günde Yatağan’da dünyaya geldim. Yatağan’ın tüm doğumlarını Şemsi Ana yaptırırdı. Babam doğru ona koşmuş ama ben acele etmişim. Molla Fettahların Zübeyde Yengem, Şemsi Ana gelinceye kadar doğumumu yaptırmış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Horasan’dan gelmişler. Padişahlık dedelerime küçük kadılık vermiş. Bizim oradan devam eden sülaleye Küçük Kadılar adı verilmiştir ama halk arasında Ömer Ağalar diye bilinir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Evimizin önünden büyük kapıya çıkılır ve orada arkadaşlarımızla top oynardık. Benim zamanımda oyuncak yoktu. En güzel oyuncağımız, iki çam kozalaktan yaptığımız arabaydı. Onları sürerdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz, Müdürünüz ve arkadaşlarınız kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Yatağan Atatürk İlkokulunda okudum. Başöğretmenimin adı, Mustafa Olcay’dı. Eşi Şükriye Olcay Hanım da Öğretmenimdi. 50 yıl sonra Muğla’da muayenehanemde iken beni ziyaret etti. Yaşlanmıştı. Onu muayene ettim. İzmir Bornova’da oturduğunu öğrendim. Duygusal bir gündü. Orhan Can, Süleyman Can, Ali Alkan, Nail Çetik ve Mesude Yiyen okul arkadaşlarımdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Yatağan’da Ortaokul yoktu. Milas’ta okudum. Teyzemin evinde kalırdım. Resim öğretmenim Zeki Baran’dı. Fransızcayı orta ve lisede öğrendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: İzmir Atatürk Lisesinde yatılı okudum. Babamı rahmetle anıyorum. Onun sayesinde okuyabildim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: İstanbul Tıp Fakültesinde okudum. 5 yıl Muğla Yurdunda kaldım. Yurtta idarecilik dahi yaptım. Tıp Fakültesinde okurken CHP Üniversite Gençlik Kolları sekreterliği yaptım. Gençlik Kolları Başkanı Alev Coşkun’du. İl Başkanımız Şemsettin Günaltay, İnönü’nün ihtilalde korumacılığını yaptı. 27 Mayıs Devrimi oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: 1962—1964 Senesinde İzmir—NATO ‘da yaptım. Çok iyi bir askerlik dönemim geçti. Benim dönemimde herkes 24 ay yaparken ben 25 ay askerlik yaptım. 1964 yılı Kıbrıs’ta çıkartma ve bombalama olayı yüzünden bir ay fazla yaptım. İngilizceyi askerde öğrendim. Sertifikam vardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Öncesi Yatağan’da çalıştım. Sonra yine Yatağan’a döndüm. Hükümet Tabipliği yaptım. Kaymakamlık yaptım. Ortaokulda biyoloji ve Fransızca öğretmenliği yaptım. Kavaklıdere ve Turgut Ortaokullarında İngilizce öğretmenliği yaptım. Rahmetli İsmail Yaslan, Kaymakamımız Orhan Tütüncü ve ben Sağlık Merkezi yaptırmak için dernek kurduk. Halkımızın da yardımıyla bugünkü Devlet Hastanesini yaptık. İsmail Yaslan’ın emeği büyüktür. Bunu unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşabileceğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: ‘’Su kullananın, toprak işleyenin ‘’ felsefesiyle Yatağan’a geldiğimde CHP’ li idim. Ailemde CHP ‘li idi. Bunu bütün Yatağanlı bilir. Ama şartlar bizi zorladı. Kendimi Adalet Partisinde buldum. O dönemde Yatağan’a ‘’Küçük Malatya’’ derlerdi. Yine o dönemde Haldun Menteşoğlu, İmar İskân Bakanıydı. Benim yakın akrabamdı. Baskılar sonucu ve Yatağan’ın büyümesi, gelişmesi için belediye başkanlığına adaylığımı Adalet Partisinden koydum. Projelerimin gerçekleşmesi ve garanti verilmesi de bu kararımı etkilemişti. 33 tane proje hazırladım. Bunu 33 farz diye halka sundum. Seçimi 22 oy farkla aldım. Hemen iş başı yaparak, 32 projenin tümünü gerçekleştirdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Gerçekleştiremediğim tek proje hal binasıdır. Hal binasının yeri o dönem garajın arka tarafındaydı. Onu yapamadığım için üzgünüm. Engellemeler sonucu yapamadım. Bu arada yine eczacılık, doktorluk ve öğretmenlikte yapıyordum. O dönem belediyede bütçe sıfır. Personel yetersiz ve maaş alamıyor. Projelerin hayata geçmesi gerekiyor. Haftanın 5 günü Ankara’da, 2 günü Yatağan’da geçmeye başladı. Atatürk Caddesini, ana yola birleştiren yere kadar olan kısmının istimlaklarını yaptım. Garajı yaptım. Atatürk Parkını yaptım. Cumhuriyet Caddesini açtım. Gece kondu önleme bölgesini ve oradaki 4 tane blok apartmanları ben yaptırdım. Mezarlığın yeri benim dönemimde projeye alındı. Cumhuriyet Caddesini açarken en yakın akrabalarımdan, dostlarımdan ve partili arkadaşlarımdan dahi şikâyet ve eleştiri aldım. Kendi yerlerini koruyor ve değerlendiriyor diye de dedikodu yaptılar. Oysa Yatağan’ın Cumhuriyet Caddesi gibi geniş caddelere ihtiyacı vardı. Dedikodu yapanların çoğu bu yolun açılmasıyla istifade ettiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: 1962 Yılında Şükran Kaptanoğlu’yla evlendim. Bu evlilikten ikisi erkek, biri kız üç çocuğum oldu. İkinci evliliğim Cemile Hanımdan bir kızım var. İlk eşim rahmetli oldu. Ruhu şad olsun.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınızın durumu nedir? Biraz bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Büyük oğlum Hakan Toksöz, İzmir ‘de Arkas Holding’in iş yeri doktorudur. Sosyal yönü fazladır. Muğla milletvekillerini izleme komitesini kuran kişidir. Daha sonra tüm Türkiye’deki milletvekillerini izleme komitesini kuran oğlum Hakan, halen İzmir Tabipler Odasının İşçi Komitesi başkanıdır. Küçük oğlum Kaan Toksöz, Manisa Akıl Ruh Hastanesinde Psikiyatrist doktorudur. Büyük kızım Elvan, İzmir’de Denizlili bir demir tüccarıyla evlidir. Küçük kızım Ecehan Toksöz, Bilkent Üniversitesi’nin Turizm bölümü mezunudur. 5 torun sahibiyim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Milas Özel İzan Hastanesinde dahiliye mütehassısı (uzman) olarak açıldığı günden beri çalışıyorum. Daha önce 40 yıl Muğla’da serbest hekimlik yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Çok kitap okurum. Genellikle tıbbi kitapları okurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ünal Toksöz kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Mesleğini seven biriyim. İnsanları sevdiğim içinde mesleğimi yapıyorum. Benim yaşıtlarımın çoğu doktorlukla alakasını kesti. Tıbbi gelişmeleri günü gününe takip ederim. Zaten ömrümü ve yaşamamı tıbbi gelişmelere borçluyum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Belediye Başkanlığı yaptığınız dönemde başarılı hizmetler yaptınız. Neden devam etmediniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: 1967—1970 Yılları arası Belediye Başkanlığı yaptım. AP li mevcut milletvekilleri beni rakip gördüler. Yapacağım işleri engel oldular. Bu yüzden istifa ettim. Belediye başkanlığını bıraktım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan’da ilk balo, sizin de içinde olduğunuz gurupla gerçekleşmiş. O günü bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: 1953 Yılında lise talebesiydim. Balo, Yatağan’ın ufkunu açan bir olaydır. Kır Kahvesinde Yatağan’da ilk defa balo düzenledik. Müzik aletimiz gramofonla bu işi yaptık. Hatta bu arada skeç oynadık. Eski düğün adeti olan birbirinin üstüne oyun oynama sahnesi canlandırdık. Ben oyun oynuyordum Nevzat Bey Amca, bunu gerçek sanıp adamın üstüne atıldı. Nail Çetik ve arkadaşı fıkralar anlattı. Balo çok güzel geçti. Bizden sonra Yatağan’da balolar yaygınlaştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Birçok anınız var. Bence birçok kitap yazmalısınız. Kitap yazmayı düşündünüz mü?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Düşündüm. Umarım yazarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hobileriniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Pul ve tesbih koleksiyonum var. Dünyayı gezdim ve birçok ülke gördüm.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Başbakan Süleyman Demirel Yatağan’a gelince elinizdeki dosyayı ona verdiniz. Bu dosyanın içinde ne tür projeler vardı? Neler yapılmasını istiyordunuz? Biraz bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Başta gerçekleştiremediğim hal projesi vardı. Hatırladığıma göre diğerleri belediye çalışmaları, maliye ve İller Bankası ile ilgili konular olabilir. Dosyayı alınca Demirel gülümsemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Çok ödülüm ve plaketim var. Yurtiçi ve yurtdışı sayısız sertifikam ve başarı belgemde var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan denilince sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Doğduğum, büyüdüğüm, sevdiğim ve anılarımın çok olduğu bir Yatağan aklıma gelir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlçemizi sosyal ve kültürel açıdan nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Eskiden sosyal durumu iyi değildi. Biz gelişmesi için müsamereler yapardık. Şimdiki durumunu takip ediyorum; bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Aydın kişi kime denir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Doğduğu büyüdüğü yere hizmet eden, umumi gelenek ve adetlere bağlı olan, devletine ve milletine faydalı işler yapan kişiyi aydın kişi olarak kabul ederim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şu anda belediye başkanı olsaydınız neler yapardınız? O dönemden bu döneme ne değişti? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Önce şunu söyleyeyim; ben belediye başkanlarının tayinle, kaymakam ve valilerin seçimle yapılmasını arzu ederim. Çünkü bir belediye başkanının politik hareketlerini istemem. Ayrıyeten her belediye başkanı özel eğitim görmeli ve muhakkak birçok dünya ülkesini gezmesi gerekir. Gezdiği ve gördüğü ülkelerdeki gelişmeyi uygulayabilecek kapasitesi olmalıdır. Vizyon sahibi olmalı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Gelecekte yapmak istediğiniz bir projeniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Ben büyük bir çiftlik kurup süt inekçiliği yapmayı hayal ederdim. Bunun için Yatağan-Bozarmut arası 100 dönüm tarla aldım. Milyonlarca masraf ettim. Maalesef yapamadım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Her ne kadar her zaman olduğu gibi tenkitler yapılsa da, engeller konsa da gelecekte ülkemiz iyi olacaktır. Umutluyum. Cumhuriyetimiz yaşayacaktır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ünal Bey, bu güzel röportaj için size çok teşekkür ediyorum. Yatağan’da iyi ve olumlu hizmetler verdiniz, gurur duyuyoruz, takdir ediyoruz. Sağ olun. Son olarak ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Yatağanlı olmaktan bende gurur duyuyorum. Yatağan’a hizmet, Yatağanlıların ilk vazifesi olsun. Yatağan’ı bundan 60, 70 yıl önce görenlerle bugün görenler aradaki farkı hissederler. Kâfi midir? Değildir ve daha çok çalışmalıyız. Sizde hizmet etmeye çalışıyorsunuz. Teşekkür ederim. Az bile konuştuk. Daha çok anlatacaklarım var. Hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Mar 2016 10:13:46 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_imarinda_buyuk_hizmetler_yapan_belediye_baskani_doktor_unal_toksoz_h7787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’DA İZ BIRAKAN KADINLARIMIZIN UFKUNU AÇAN DOKTOR BEDRİYE GÜRKAN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganda-iz-birakan-kadinlarimizin-ufkunu-acan-doktor-bedriye-gurkan-7767</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganda-iz-birakan-kadinlarimizin-ufkunu-acan-doktor-bedriye-gurkan-7767</guid>
                <description><![CDATA[Tam tamına 26 yıl Yatağan’da oturan, hizmet eden, kadınlarımızın ve kızlarımızın ufkunu açan, iz bırakan, politika yapan, politika üreten ve bunun yanı sıra hayat mücadelesi veren cesur yürekli aydın bir kadındır Bedriye Gürkan. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Kendisiyle hem yerelde hem de genelde birçok kez siyasi çalışmalar yaptık. Yatağan’da ve köylerinde çalmadığı ve açmadığı kapılar hemen hemen çok azdır. Kahvehaneleri, işyerlerine, çarşı ve Pazar yerlerine hiç çekinmeden dalar ve isteğini söyleyerek propagandasını yapardı. O, herkesin küçük büyük demeden (Bedre Abla) Bedriye Ablası’dır. Mesleği gereği de saygınlığı ön plana çıksa da içindeki insan sevgisiyle herkesle sıcaklık kurar ve kalbini kazanırdı. Müthiş bir ikna yeteneği vardır. İlçemizde birçok yeniliğin ve dernekleşmenin öncülüğünü yapmıştır. Çok okur ve etrafına ışık saçardı. Bedriye Gürkan ve eşi Mustafa Gürkan’dan çok şey öğrendik. İyi ki tanıdık. Bodrum’da yaşasalar da biz onları her daim Yatağanlı olarak kabul ediyoruz. Röportajı Oasis Çarşısı’nda yaptık.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bedriye Gürkan: 11.02.1950 tarihinde Konya’da doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Avdan Şıh’ının torunuyum. Dedem Bozkır’da Halk Fırkası’nın ilk Bucak Başkanıymış. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Yakan top, futbol, yedi kiremit, saklambaç, yağ satarım-bal satarım ve istop oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: İlkokulu iki ayrı okulda okudum. Dördüncü sınıfa kadar Kız Tatbikat Okulu, 4 ve 5. sınıfları Mümtaz Koru İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim, Avniye Adıgüzel idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Kız Sanat Ortaokulunda okudum. Türkçe öğretmenlerim Şair Oğuz Tansel’in eşi Kalbiye Tansel ve Türkiye Öğretmen Hareketi’nin önderlerinden Ali Çiçekli’nin eşi Gülsevim Çiçekli’dir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İngilizce öğretmenimiz, Ayla Nur Bülbül, Müzik öğretmenim ise İbrahim Sarıçiftçi idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Konya Atatürk Kız Lisesi’nde okudum. Lisedeyken Konya Astsubay Okulu’ndan İngilizce, edebiyat ve matematik derslerine öğretmenlerimiz gelmişti. Marshall planını ve Amerikan Emperyalizmi sözlerini ilk kez İngilizce öğretmenimiz Binbaşı Selahattin Ertürk’ten öğrendim. Türkçe öğretmenimiz Üsteğmen Mesut Akça’nın iki sözü yaşamım boyu benimle oldu: “Sevmek vermek demektir”, “Acıyı duyanlar değil, çekenler bilir. Cezayir’de kan gövdeyi götürse aklınıza Ça ça ça gelir.” (Fransızlar o yıllarda Cezayir’de katliam yapıyordu ve ça ça ça dansı meşhurdu.) Bu iki öğretmenimin yaşamımın, düşüncelerimin ve politik yapılanmamdaki rolü büyüktür. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Hacettepe Tıp Fakültesi’nde okudum. 1969 yılında İstanbul Üniversitesi’ne polisin girişini protesto etmek için Tıp Fakültesini işgal ettik. Ben H.Ü Fikir Kulübü Yönetim Kurulu Üyesiydim. Aynı zamanda da işgal komitesinde yer alıyordum. Sabah öğrenciler geldiğinde öğrenci tabanında yeterli desteği sağlayamadığımızı gördük. İşgal kırılabilirdi. O sırada toplanan Üniversite Senatosu tatil kararı aldı. İşgali kaldırdık. O an ki sevincimi hiç unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede ve ne zaman başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: 1979 Eylül ayı başında Yatağan’ın Turgut Kasabası’nda başladım. Çalışmam için verilen bina bomboştu. Onu tam donanımlı bir sağlık ocağı durumuna getirebilmek için köy köy dolaşarak, kişi kişi konuşarak, perdelerini elimde dikerek yaptığım çalışmaları unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Politikayla uğraşmak değil, politika tüm yaşamım oldu. Genel seçimlerden birinde köy çalışmalarına gitmiştik. Mehmet Yiyen’nin lokantasını ayarlayıp çocukların orada yemek yemesini sağlıyordum. Birisi onların haline acımış: “Zavallı çocuklar anneniz, babanız dağlarda, köylerde geziyor, siz aç kalıyorsunuz” demiş. Kızım Toprak’ın verdiği cevap beni çok etkilemişti: “Bizim lokantada yemek yiyecek paramız var. Annemle babam yiyecek ekmek bulamayan çocuklar karınlarını doyurabilsin diye çalışıyorlar, politika yapıyorlar, biz halimizden çok memnunuz ve hiç şikâyetçi değiliz. Siz bize acıyacağınıza, siz de biraz bunun için çalışsanız iyi olur.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Nikâhımız Ankara—Ulucanlar Cezaevi’nde 26 Aralık 1971 tarihinde kıyıldı. Eşimle ilk kez evlendikten sonra kızıma 9 aylık hamileyken kaçak olarak birlikte kalmaya başladığımız 18 Ocak 1973 tarihinde aynı evde bir araya geldik. Bu aradaki sürede her ikimiz cezaevi ve kaçaklık süreçleri aynı evde kalmamızı engellemişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınız var mı? Durumlarını biraz anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Üç çocuğumuz var. En küçük çocuğum Can’ı Yatağan’da doğurdum. Yatağanlı gibi yetiştirdim. Toprak adında bir kızım ve ondan da bir torunum var. Adı Ayşe Ekin. Orta çocuğum Atakan, satrançta Türkiye birinciliklerini Yatağan adına aldı ve Yatağan’a armağan etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Günlük yaşamım nerdeyse 24 saat politikayla iç içedir. Dernekler, CHP’de yaptığım çalışmalar tüm günümü alır. Evde eşimle sohbetlerimiz bile politika üzerinedir. Çünkü benim için politika “Yurdunu ve halkını sevme uğraşıdır.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sizin çok kitap okuduğunuzu biliyoruz. Genelde hangi tür kitapları okuyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Tarih, araştırma ve kadın konulu her türlü kitapları okumayı severim. Sesli kitapları dinleyerek okuyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bedriye Gürkan kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Mücadele etmeyi ve zoru başarmayı seven, boydan boya yaşamını ulusu, yurdu ve emekçilerin kurtuluşu uğruna mücadeleye adayan, mesleğini çok severek yapan, görme engeline rağmen “Körüm değil, ölüm yeter” diyerek ayakta kalan ve her tür uğraşısını sürdüren bir kadındır. Eşi Mustafa Gürkan onun için der ki “Bedriye durmaz, durdurulmaz.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan’da iz bırakanlardan birisiniz. Yatağan’a kaç yılında geldiniz? İlk geldiğiniz yılları anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Turgut Sağlık Ocağı’nda göreve başladım. İki ay sonra Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu. Kamuda çalışan çaycılara kadar herkes sürülmeye başlandı. Altı ay dayanabildim. Eskişehir Çifteler’e sürüldüm. Hocam Prof. Dr. Nusret Fişek’in “Orada önlüğünü giymeden seni Şavşat’a sürerler, istifa et, muayene aç ve özel hekimlikte de ilkeli, dürüst, koruyucu hekimliği öne alan, halk sağlığını düşünen, meslek onurunu koruyan bir hekim ol. Sen bunu yapabilecek 8-10 meslektaşımdan birisin. Sana güveniyorum.” Sözleriyle kamudan istifa edip Yatağan’da muayene açtım. 3 ay sonra 12 Eylül faşist darbesi geldi. Eşim cezaevine girdi. On beş günde bir muayenem güvenlik güçlerince basılarak halka gözdağı verildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan’da kadınların ufkunu açan çalışmalarınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Yaşamımda kadınların insan hakları uğruna mücadele etmesinin gerekliğinin farkına Yatağan’da vardım. Aslında Yatağan’da halkı, kadını, işçiyi, köylüyü, dostluğu, kısaca insanı tanıdım. İlk kez 12 Eylül’ün zor koşullarında 1983’te “Doktor Bedriye’nin günü varmış diyerek Çağlar Restoran’da 8 Mart kutlamasına başladık. CHP Kadın Kolları çalışmaları 1999’da Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin kuruluşu… Aradaki yıllarda mahallelerde, köylerde kadın toplantıları, muayenemin bekleme salonunda “Cumartesi Kadın Buluşmaları”… Ve burada sabırla iğneyle kuyu kazar gibi kadın yetiştirme çalışmaları…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan’da Cumhuriyet Kadınları Derneği olarak ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Birçok faaliyetler yaptık. Esas olarak yaptığım, kadınların politik, entelektüel, kültürel gelişmelerini sağlamak, onlara insan haklarını öğretmek ve bu yolda mücadele içinde olmalarını sağlamak, toplumsal mücadelenin her alanında yer almaları için yüreklendirmek, tüm bu konularda bilinçlenmeleri için çalışmak esas etkinlik ve eylem alanlarımız oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kitap yazmayı düşünüyor musunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Birkaç konuda kitap yazmayı düşünüyorum. Birincisi politik yaşamım, yaşadıklarım, deneyimlerim. İkincisi Yatağan’daki hekimlik yaşamım, Yatağan insanları, dostluklarım. Üçüncüsü engelli yaşamım konusunda üç ayrı kitap çalışmam olacak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hobileriniz var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Ud çalmayı öğreniyorum. Klasik Türk Müziği okurum. Kitap okurken dinleyerek kitap okuduğum için o sırada örgü, tığ işi yaparım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Çok ödül aldım. Yaptığım politik ve kültürel etkinlikler çerçevesinde CKD’den ve pek çok demokratik kitle örgütlerinden plaket ve ödüller aldım. En sonuncusu ve en önemlisi “Muğla’da 100 Yılda 100 Kadın” ödülünü almamdır. Daha da önemlisi bu ödülün hazırlayıcısı ve kitabın editörü Prof. Dr. Yasemin Balcı Hanım’ın “Bedriye Hanım siz yüzyılda yüz kadın içinde değil, yüzyılda 5 kadın içindesiniz.” Sözleri çok anlamlıydı. Resmi bir ödül değildir ama Yatağan’da yaşayan herkesin “Doktor Bedresi” ve “Bedriye Ablası” olmak, Yatağan’dan ayrıldıktan 13 yıl sonra bile hala unutulmadığımı görmek bana yaşamımın en büyük ödülüdür.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Aydın kişi kime denir? Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Aydın kişi kendisini yetiştiren, içinde büyüdüğü topluma karşı görevlerini bilen, yurdu, ulusu ve o toplum için onları ileriye götürebilmek için son nefesine kadar mücadele eden kişidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği için bir endişeniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Endişeliyim ancak bu endişe yalnızca beni daha azimle, daha derin bir inançla mücadeleye sevk etmekte. Mutlaka güzel günlerin geleceğine umudum bu endişeyi yok etmeye yetmekte.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan denilince sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Dostluk, vefa, insanlık, sıcaklık, sarıp sarmalayan koruyup kollayan, değerini bilip yücelten bir kent halkı. Gerçek Anadolu Aydınlarını tanıdığım bir yerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;T.M: Yatağan’ı sosyal ve kültürel açıdan nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Yatağan’da sosyal yaşamı ilerletmek isteyen nice dostum var. Ancak onların çabaları, istediklerini gerçekleştirmeye yetmiyor. Ortak akıl ve çabayla daha çok çalışmak, daha çok eylem ve etkinlik yapmak gerek.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kadınlarımıza, gençlerimize siyaset konusunda bir mesajınız olacak mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Siyasetle uğraşsınlar ve bıkmadan, usanmadan, korkmadan uğraşsınlar. Siyaset bir bataklıktır denir. Unutmasınlar ki nilüferler bataklıklarda yetişirler. Bataklığın nilüferi olsunlar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Gelecekte yapmak istediğiniz bir şey var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Gelecekte kitap yazmak istediğimi söylemiştim. Ayrıca engelliler, kadınlar alanında ve siyasette geçmişten daha çok çalışmak istiyorum. Çünkü ülkemizin buna her zamankinden daha çok ihtiyacı var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Eşiniz Mustafa Gürkan hakkında neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Mustafa İlker Gürkan, 1968 gençlik hareketinin Deniz Gezmiş ile birlikte iki önderinden biridir. Benimse önderim, öğretmenim, eşim, yoldaşım, dostum ve üç çocuğumun babasıdır. Bugün bir yerlerdeysem, benimle röportajlar yapılıp ödüller veriliyorsa Mustafa Gürkan’ın beni yetiştirmek konusundaki emeğinin payı büyüktür. Onun sağduyusuna, öngörülerinin güçlülüğüne, kararlarının isabetliliğine hep güvendim ve o hep haklı çıktı. Çocuklarımın başarısında babalarından aldıkları genetik özelliklerinin yanında, yetiştirmelerine Gürkan tarafından yapılan katkı da inkâr edilemez. Henüz 19 yaşındayken onu seçtim ve hiç pişman olmadım. İyi ki evlenmişiz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sizi çok seviyoruz. Sizinle gurur duyuyoruz. Sizleri Yatağanlı olarak kabul ediyoruz. Gerçekten de Yatağan’da iziniz çok. Röportaj için çok teşekkür ederim. Son olarak neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.G: Kitap yazmak, tarihe not düşmek çok önemli bir etkinliktir. Turgay Mutlu bu görevin üstesinden gelmek istiyor. Çok başarılı bir çalışma ortaya çıkaracağından eminim. Yaşamımın en güzel, en verimli, günlerini geçirdiğim Yatağan ve Yatağanlı kardeşlerim için yüreğimdekileri ortaya koyma olanağı verdiğin için size çok teşekkür ediyorum. Sevgili Yatağanlılar hep benim sevgili, dost, vefalı hemşerilerim olarak kalın. İlerici, demokrat, yurtsever ve mücadeleci özelliğinizi hep koruyun. Sizleri çok sevdim, sevmeye devam edeceğim. Hoşçakalın…&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Mar 2016 17:58:26 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganda_iz_birakan_kadinlarimizin_ufkunu_acan_doktor_bedriye_gurkan_h7767.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞAMPİYON ÖĞRENCİLER YETİŞTİREN MUĞLALI ÖĞRETMEN SUAT GENCEL</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/sampiyon-ogrenciler-yetistiren-muglali-ogretmen-suat-gencel-7756</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/sampiyon-ogrenciler-yetistiren-muglali-ogretmen-suat-gencel-7756</guid>
                <description><![CDATA[Birçok başarıya imza atan Suat Gencel Hoca, matematik dalında Türkiye’de tanınmış bir öğretmendir. Üniversite sınavlarında pek çok başarılı şampiyon öğrenciler yetiştirdiği için, çalıştığı dönemlerde aranılan ve her daim tercih edilen bir öğretmendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Muğla Turgut Reis Lisesinde yaptığı çalışmalar ve projelerle öğrencilerine ışık tutarak üniversite sınavlarında Muğlamızı, Türkiye derecesinde üst sıralara taşımıştır. Suat Bey’in yazdığı üniversiteye hazırlık, kolejlere hazırlık gibi matematik kitapları ve ders kitapları yayınlanarak okullarda okutuldu. Milliyet Gazetesi ve Kanal D televizyonunda soru hazırlayan ve soru çözümleyen bölümlerinde görev aldı. Röportajı doğup büyüdüğü Bozuyük—Pınarbaşı’nda yaptık.</span>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">Suat Gencel: Yatağan—Bozuyük köyünde 1947 yılında doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Babamın sülalesi Gırobalılar diye bilinir. Annemin sülalesi de Hacı Şükrüler diye bilinir ama halk arasında Hacı Hocalar diye anılır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi oynadığınız oyunlardan aklınızda kalanlar var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Çocukluğum büyüklere yardım ederek geçti. Pek hatırlamıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Bozüyük İlkokulu’nda okudum. İlkokul 1. Sınıf öğretmenim Mustafa Karadağ, sonraki yıllarda rahmetli Turan Sevil Beydir. Benim ufkumu açan, bugünlere gelmemde emeği geçen en büyük insandır. Turan öğretmenim, tek bir toplu iğneyi bile yurtdışından getirttiğimizi örnek vererek bizlerin çok çalışması gerektiğini ve ancak bu sayede çağdaş medeniyet seviyesine çıkacağımızı öğretti. İlkokulu 5,5 yaşında erken başladım. Bunun zararını ileride gördüm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Muğla Turgut Reis Lisesinde okudum. Ortaokulla lise arası 4 yıl ara verdim. Bu arada Bozuyük’te fırın işlettim. Bu dört yılda dünya klasiklerini okudum. Varlık Yayınlarının ucuz fiyat politikası sayesinde hemen hemen tüm klasikleri okudum. Ayrıca köy gençleriyle bir tiyatro gurubu oluşturduk. Çeşitli tiyatro oyunları oynadık. Lise hayatım çok yoğun geçti. Rahmetli Yükselecek Demirel ile o yıllarda yayınlanan İlk Adım Gazetesi’nde sanat sayfası yönettik. John Stenbeck’in “Fareler ve İnsanlar” , Talip Apaydın’ın ‘’ Bir Yol’’ ve Cevat Fehmi Başkurt’un ‘’Göç’’ piyeslerinde rol aldım. Şiir yazma ve okuma yarışmalarında okulumu temsil ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Matematik bölümünde okudum. Öğrenci derneğinde tiyatro kolu başkanlığı yaptım. Ocak ve Sultan Gelin oyunlarını oynadık. Edebiyat şubesi mezunu olduğum için matematikten çok eksiğim vardı. Eksiklerimi tamamlayabilmem için sosyal yönümü bitirip matematiğe yoğunlaştım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: 1974 Yılında kısa dönem olarak Isparta’da yaptım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Meslek yaşamınızı ilk nerede başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: 1971 Yılında Üniversiteyi bitirdim. İlk görev yerim, Siirt Kız Öğretmen Okuludur. Burada da Cahit Atay’ın ‘’ Karaların Mehmet ‘’ adlı oyununu oynadık. Yörenin problemlerini değinen bu oyundan sonra hem tehdit hem de tebrik aldık. 1975 yılında Muğla Turgut Lisesine atandım. Bütün Öğretmenlerim, öğretmen arkadaşım oldu. Muğla’da dershane olmadığı için öğrencileri üniversite sınavlarına hazırlanmaları için çalışmalar yaptık. 1979 ‘da Turgut Reis Lisesi matematik puanında Türkiye onuncusu oldu. Çalışmalarımızın semeresini görmüş olduk. 1982 yılında girdiğim bir sınav sonucu İstanbul Atatürk Fen Lisesine matematik öğretmeni olarak atandım. 1983 yılında Milliyet Gazetesi’nde Eğitim Danışmanı olarak çalışmaya başladım. <b>Kuruluşundan 1996 yılına kadar da Kanal D tv’ de arkadaşlarımla birlikte eğitim programları</b> yaptık. 1996 Yılında emekli olunca Bahariye’de matematik dershanesi açtım. 2011 yılına kadar da çalıştırdım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Öğrencilik yıllarımda uğraştım. Gazi Eğitim Enstitüsünde, Sosyal Demokrasi Derneğini kurdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: 1972 Yılında İlkokul Öğretmeni Maide Hanımla Ula’da evlendim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınız var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: İki kızım var. Çocuklarımın ikisi de Amerikan vatandaşıdır. Büyük kızım Ezgi, Endüstri Mühendisi olup Amerika’da ticaret yapıyor. Küçük kızım Özlem, Türkiye’de Mimar Sinan Sosyoloji bölümü, İngiltere’de İş İdaresi, Amerika’da İnsan Kaynakları okudu. Şu an Amerika’da öğretmenlik yapıyor. Özlem’den Maide (Olivia) adında torunum var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: 2011 de emekli olunca Ula Ovasında 500 Cevizlik, ceviz çiftliği kurdum. Bu günlerde o işle meşgulüm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Önceleri çok okurdum. Klasiklerden beni en çok etkileyen İvan Turgenyev’in ‘’Babalar ve Oğullar ‘’ adlı eseridir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Suat Gencel kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Çalışmayı ve üretmeyi çok seven, analitik düşünce yapısına sahip, bilgileri akıl süzgecinden geçirmeden kabullenmeyen, açık görüşlü, hümanist, Atatürkçü bir kişi olarak tanımlarım. Duyduğumun hiç birine, gördüğümün yarısına inanırım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: İlkokul birinci sınıftan, lise son sınıfına kadar matematik ders kitaplarım 1992’ den <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">&#160;2002’ ye kadar okullarda okutuldu. Yazdığım kitap sayısı 60 civarındadır. Dergileri saymıyorum. Çünkü sayısını hatırlamadığım birçok dergi ve yayın çıkardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Matematik zor bir ders midir? Matematik dersini sevdirmek için ne yapılmalıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Matematik kesinlikle zor bir ders değildir. Yeter ki öğrenciye düşünmenin zevkini ve verilerden sonuca ulaşmanın hazzını verebilelim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Matematik dışında başka kitap çalışmalarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Var. Öğrencilik yıllarında şiir denemelerim oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ödülleriniz var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Şimdiye kadar branşımla ilgili birçok plaket ve ödül aldım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hobileriniz var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Çözümü güç olan problemleri çözmeyi seviyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Olayları sağlıklı değerlendiren, gündemi izleyen, insanların iyiliğini ve mutluluğunu düşünen, siyasetini ırk, din ve mezhep dışında tutarak insanların mutluluğunu belirleyen kişidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ülkemizin geleceği açısından kaygılarınız var mı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Ümidimi kaybetmemeye çalışıyorum. Elbet kaygılarım var ama Cumhuriyetimizin 90 yıllık birikimi bu kaygılarımı bir ölçüde azaltıyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bozuyük’ün tanıtılması ve geleceğiyle ilgili ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: Bundan 30 yıl önce Bozüyük’ün, İzmir—Şirince’den daha güzel bir köy olduğunu iddia ediyordum. Sonunda bu iddiam kanıtlandı. Diziler ve sinema sektörü sayesinde az çok bütün Türkiye Bozuyük’ü tanıyor. Daha da tanınması için dokunun bozulmaması gerekiyor. Bunun için Muğla Valiliği ve Kültür Turizm Bakanlığı tarafından da çalışmalar yapılması gerekir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Suat Bey, sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. Röportaj içinde teşekkür ederim. Son olarak gençlere, meslektaşlarınıza ve hemşerilerinize ne gibi bir mesajınız olacaktır? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">S.G: İlk öğüdüm genç meslektaşlarıma; diğerlerinden farklı olmaya çalışın ve kendinizi yetiştirin. İkinci olarak, gençler ülkenizi sevin ve ülkeniz için çok çalışın. Muğlalı olmak, Muğlalı doğmak bir ayrıcalıktır. Bu bakımdan bu coğrafyada dünyaya geldiğimiz için çok şanslıyız. Tüm hemşerilerimi çok seviyorum. Hepsine sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Hoşça kalınız.<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Mar 2016 09:12:36 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/sampiyon_ogrenciler_yetistiren_muglali_ogretmen_suat_gencel_h7756.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MÜZİSYEN, BESTECİ, SÖZ YAZARI VE YORUMCU, BİR MEMLEKET ÇOCUĞU NESLİHAN DEMİRTAŞ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muzisyen-besteci-soz-yazari-ve-yorumcu-bir-memleket-cocugu-neslihan-demirtas-7738</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muzisyen-besteci-soz-yazari-ve-yorumcu-bir-memleket-cocugu-neslihan-demirtas-7738</guid>
                <description><![CDATA[Müzik çalışmalarını ve sahne hayatını Muğla dışında sürdürdüğü için pek çok kişi Neslihan Demirtaş Hanımı tanımayabilir. Okul yaşamı ve sonraki müzik çalışmaları buna etkendir. Neslihan Demirtaş, Yatağan İlçe Milli Eğitim Müdürlerinden Merhum İsmet Özkan’ın torunudur. Benim ilkokul diplomamda imzası vardır. Annesi Nevin Özkan, emekli öğretmendir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlçemizde saygı duyulan, sevilen bir ailenin çocuğu, torunu olduğu içinde kendisiyle gurur duyuyoruz. Çalışma temposu hızlı ve yorucu olduğu için ele geçirmek kolay olmasa da bir yıllık bir takipten sonra bu güzel röportajı ancak gerçekleştirebildik. Mehmet Turgutoğlu arkadaşımla evine gittiğimizde Neslihan Hanım’ın teyzesi Pervin Hanım bizi kapıda karşıladı, sürpriz yaptı. Hemşerimizi görünce sevindik ve hep beraber (evin kedileri Sakız ve Edith dahil) neşeli bir sohbete başladık. Gelin hemşerimiz, ses sanatçısı Neslihan Hanımı daha yakından tanıyalım:
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Neslihan Demirtaş: 24 Ekim 1975 tarihinde İskenderun’da doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: İsmet Beyler sülalesi adıyla bilinir, anılır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Görüştüğüm arkadaşlarım Müge, Aras ve Hüseyin’le şu an bilinmeyen ne kadar mahalle arası oyunu varsa oynayabildim çok şükür. İp atlama, saklambaç, körebe ve uzuneşek gibi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Yatağan Atatürk İlkokulunda okudum. Öğretmenim Gülay Gök, eşi Orhan Gök Müdürümüzdü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Orta ve Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Orta ve Liseyi 9 Eylül Devlet Konservatuarında okudum. Önce bale bölümünde 3 sene okudum. Daha sonra keman bölümüne geçtim ve 8 yıl keman çaldım. Mezuniyetten sonra 2 yıl Profesör Doktor Sabahat Tekebaş ile şan çalıştım. Okuldayken başladığım sahne hayatına okuldan sonrada devam ettim. Yaklaşık okulu saymazsak 22 yıldır bu sektörün içindeyim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Uğraşmadım ama uzakta değilim. Dedem İsmet Özkan, İnönü hayranıydı. Toprağı bol olsun. Bende Demokratik Solcuyum. Kökten Atatürkçüyüm.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Toplantılarım yoksa uyuyabildiğim kadar uyurum. Daima seferi olduğum için sesimin ve bedenimin buna ihtiyacı var. Uyanınca ilk önce elma sirkeli suyumu içip nefes terapi ile meditasyon ile zihnimi, ruhumu ve bedenimi günlük rutine hazırlamak olur. Neredeyse tüm haftam, günlük işlerimi sıraya koyup uygulamakla ve yeni şarkılar için prova yapmak, kendi şarkılarımı yazmakla geçiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Kitap okumayı çok severim. En çok kişisel gelişim türü okurum. Mümin Sekman’ın neredeyse tüm kitaplarını severek okudum. Son olarak Ergün Candan’ın yazdığı ‘’Gizli Sırlar Öğretisi’’ adlı kitabını okudum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Neslihan Demirtaş kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Yatağan gibi küçük bir ilçede büyümüş, Atatürkçü bir aileden gelen, Klasik Batı Müziği Konservatuarında Türkiye için aristokrat denilebilecek bir eğitim almış, idealist, Atatürkçü, besteci, söz yazarı, müzisyen ve yorumcu bir şahsiyettir. Felsefi ve derin bir kişiliğim, analitik bir kafa yapısının da gelişmesine sebebiyet verdi. Dışarıdan kabuklu ama çok yumuşak karakterim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Müziğe olan ilginiz nasıl ortaya çıktı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Bunu hiç hatırlamıyorum. Zaten hep içindeydim. Çünkü babam, enstrüman çalıyordu. Küçük yaşta baleye çok ilgi duydum. Zaten bale demek, aynı zamanda müzik demektir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Sanat hayatına başlayalı 30 yıl oldu. Ben sanat için doğmuş bir kişiliğim. Müzisyen olmasaydım da sanatın başka bir dalını muhakkak seçerdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür müzik çalışması yapıyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Aldığım eğitim, Klasik Batı Müziği ki bu tarz tüm caz müzisyenlerinde ve solistlerinde var olan bir tarzdır. Bizim memleketimizde Klasik Batı alt yapılı çok az popçu var. Bunlardan bir tanesi de benim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bir müzik aleti çalıyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Keman bölümü mezunuyum. Piyano da yardımcı dersimizdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kaç albümünüz var. Yeni çıkan albümünüzde “Beğenilecek mi acaba” duygusu yaşar mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Bir albümüm, üç singılım var. Endişeyle yapılmış şarkılarımla, endişesiz yapılmış şarkılarım halk tarafından fark edilecek. Artık ne yaparsam tutar endişesi içinde asla değilim. İkinci albümde endişesiz, içten ve samimi şarkılar yazmaktan yola çıkarak hazırlamaktayım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hayvanları çok sevdiğinizi biliyoruz. Beslediğiniz bir hayvan var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: İki tane kedim var. Sakız ve Edith adında. Alabilsem daha birçok kuş, balık, köpek hepsini almak isterim. Hayvanları sevmeyen bir insana imtina ile yaklaşırım. Benim için hayvan sevmeyen biri muhakkak profesyonel destek almalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hayatta yapmak istediğiniz her şeyi gerçekleştirebildiniz mi? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Albüm yapmak istemiştim fakat benim bu hayata gelmekteki tek misyonum bir albüm yapmak olamaz. Ben çok güzel şarkılar üretmeliyim. Sektöre gönül verenlere kılavuzluk etmek için ileride ‘’Şarkıcının El Kitabı’’ adında bir kitap yazmayı düşünüyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizde müzikle uğraşan başka biri var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Evet kız kardeşim Aslıhan Demirtaş çok iyi bir yorumcudur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Varmak istediğiniz yer ya da varılacak bir yer var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Varılacak tek yer benim için sınırsız neşe ve mutluluktur. Daha önce saçma sapan toplumsal kodlamalardan sebep hırslarım vardı. Artık yoklar. Zaten neşeli ve mutlu değilsen başarı da yok, kariyer de yok, şarkılar da yok, para da yok.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Başarılı bulduğunuz meslektaşlarınız kimlerdir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Sıla Gençoğlu ve Göksel’i besteci ve söz yazarı olarak çok üretken bulurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Başka bir hobiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Hobi olarak başladı ama kişisel gelişime duyduğum ilgi yüzünden ‘’Nefes Terapisti’’ olma yolunda ilerliyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sahne çalışmalarınızın dışında konserlere ve festivallere gidiyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Elbette. Zaten sadece kulüp sahnesinden kazandıklarımızla İstanbul’da yaşamamız ve istihdam sağlayabilmemiz mümkün değil.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Muğla denilince sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Hükümetin dahi bir türlü bozamadığı saf, samimi insan topluluğunun yeşille beraber hür bağımsız, kirlenmeden yaşayabildiği muhteşem bir coğrafya.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bugüne kadar kaç plaket ve ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Çok fazla plaket var fakat ödüllerimden en önemlileri güvercinlerim. 1 altın, 1 gümüş ve en iyi yorumcu ödülü en kayda değer ödülüm. Çünkü ‘’Altın Güvercin ‘’ Türkiye’deki tek ciddi şarkı yarışmasıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kendinize ait bir besteniz var mı? Yeni projeleriniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Buna çok kısa yanıt vermek isterim. Tüm bestelerim kendime ait. Bir albüm hazırlıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Genç sanatçılara, bu işe gönül veren gençlere ne önerirsiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Ruhlarını beslesinler. Duygusal açlık bizi, zihnimizi kuşatarak aceleciliğe ve bununla beraber bilinçsizce kör dövüşüne sürükler. Hata yapmaktan korkmasınlar ve ders alsınlar. Tecrübelerini ceplerine koyup yürekleriyle yollarına devam etsinler. Aradıkları dışarıda değil, içeride…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Repertuvarınızda kaç şarkı var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Binlerce. Saymaya kalkmak boşuna vakit kaybı ama 20 kusur yılda epey bir birikim yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sahnede şarkı söylerken hangi duygular geçer içinizden? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: İlk düşündüğüm şey şarkının her kelimesini dinleyiciye nasıl söylesem. Hissettiklerimi onlara da hissettirmiş olurumdur. Dolayısıyla her şarkı farklı bir hikaye ve farklı ruh halleri yaratır. Benim üzerime düşen insanların kalbini fethetmektir. Zaten bu bir trans halidir. Açıklanacak pek yanı yoktur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne gibi bir düşünceniz var? Bu kaostan nasıl çıkarız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Ülkemin Atalarından gelen savaşçı, bağımsız, insana saygılı ve askeri disiplinli duruşuna güveniyorum. İnanıyorum ki tüm insanlık gibi benim insanımda ‘’Devrim’’ niteliğinde bir uyanış yaşayacak. Al takke ver külah ve bir takım ayak oyunlarıyla başa gelebilirsiniz. İlahi sistem bunu kayıtlarına yazar. Bu sebepten orda kalamazsınız. Çilekeş, yalnız memleketim muhakkak kendi kurtuluş mücadelesini kazanacaktır. Çünkü biz Atamızın evlatlarıyız. Bağımsızlık bizim hamurumuzda mevcut. Sadece bunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Umutlu olalım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Dünyadaki müziğin gidişatını nasıl buluyorsunuz? Ülkemize etkisi nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Her şeyin sistem içerisinde yozlaştığı gibi elbette ki bu kirlilikten ve yozlaşmadan müzikte nasibini aldı. Artık ruhu olmayan, insan zihnini köleleştirmeye ve ondan faydalanmaya yönelik zehirli sübliminal (bilinçaltına mesaj ileten, kulağın değil, bilinçaltının duyabileceği frekansta mesajlar) ileten müzik aletine ihtiyaç duyulmayan müzikal bir kirlilikten bahsediyorum. Çünkü bizi başka şekilde köleleştiremezler. Bu nedenle insan ruhundan çıkan bilgisayar efektsiz saf müziğin yapılması elzemdir. Gerçek sanat, insanı en iyi şekilde en samimi anlatabilen olgudur. Bu sebeple Atatürk sadece ülkemiz için değil tüm dünyaya örnektir. Hiçbir dönemde sanat onun döneminde olduğu kadar kıymet görmemiştir. En kısa yoldan bir memleketi tanımak istiyorsak o memleketin sanat eserlerine bakılmalıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Neslihan Hanım bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Yeni çalışmalarınızda başarılar dileriz. Yolunuz açık olsun. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">N.D: Buraya kadar geldiniz, ayağınıza sağlık, teşekkür ederim. Tüm büyük başarılar hakikatli bir hikâye sahibidir. Çile çekmemiş, hatalar yapmamış, tek bir kariyerli, başarılı insan yoktur. Asıl mühim olan hatalarımızın bize verdiği mesajları algılama kapasitemizdir. Bu yetimizi geliştirmemiz gerekmektedir. Bu sebeple hatalarımıza, başımıza gelenlere minnet duymalıyız. Tüm Muğlalı hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunarım. Hoşça kalınız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Mar 2016 08:33:51 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/muzisyen_besteci_soz_yazari_ve_yorumcu_bir_memleket_cocugu_neslihan_demirtas_h7738.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN EN GENÇ ÖYKÜ YAZARI TUNÇ KURT </title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-en-genc-oyku-yazari-tunc-kurt--7719</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-en-genc-oyku-yazari-tunc-kurt--7719</guid>
                <description><![CDATA[Annemin Kuşları, Herkesin İçinde Hiç Olmak ve Bay Prada Nasıl Öldürüldü adlı üç öykü kitabı bulunan genç yazar Tunç Kurt’u içinizden eminim birçoğunuz biliyordur, tanıyordur. Annesi ve babası arkadaşım olduğu içinde kendisiyle gurur duyuyoruz. Genç yaşta üç öykü kitabı yazmak kolay olmasa gerek. Emek, bilgi ve çalışmanın ürününü iyi ortaya koymuş ve kitapları ülkemizin tanınmış kitabevlerinin raflarında yer almıştır. Daha önce Demeç Gazetesindeki köşemde ‘’Herkesin İçinde Hiç Olmak ‘’ adlı öykü kitabının tanıtımını yapmıştım. Akıcı bir dille öykülerini yazan Tunç Kurt, İstanbul –Etiler’de özel bir okulda edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Yerelden beslenen yazarımızla İstanbul –Bahçelievler semtindeki evinde bu röportajı gerçekleştirdik. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Tunç Kurt: 28 Mayıs 1982 tarihinde Yatağan’da doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Baba tarafım, Celep Hüseyin (Üsen Celi) diye anılır. Anne tarafım, Teleflerin İsmailler diye bilinir. Babamın adı Mustafa, annemin adı Kübra’dır. Ağabeyimin adı Tuna’dır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Dokuz kiremit, saklambaç, tüf tüf denilen üflemeli kâğıt oyunu ve körebe oynardık. Ayrıca tornet yapıp yarış yapardık. Ulaş Ortan, Onur Ortan oyun ve mahalle arkadaşlarımdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Atatürk İlkokulunda okudum. Öğretmenim Meral Üstün, Müdürüm Orhan Gök Beydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Yenimahalle İlköğretim Okulunda okudum. Emel Yavuz matematik öğretmenim, Berrin Ceyhan ve Seher Özsoy Türkçe öğretmenlerimdi. Ortaokulda en yakın arkadaşım Şivan Öğdün ile tanışmamı ve onunla yaramazlık yaptığımız için dersten birkaç kez atıldığımızı hatırlarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Yatağan Lisesinde okudum. Lise 2 de Hasan Uygun arkadaşımla ders esnasında öğretmenimizi ‘’müdür bizi çağırdı ‘’ diye kandırdık ve sınıftan çıktık. Müdürümüz Zümrüt Kaya Hanım bizi yakaladı ve disipline gittik. Daha sonra affedildik. Bu anımı unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünde okudum. Ben edebi okumalarıma üniversitede başladım. Çanakkale’de okurken parasız kaldım. Elimdeki test kitaplarını satmak için sahafa gittim. Sahaf, kitapları satın almak istemedi ve bana “şuradan üç kitap seç al git” dedi. Ben de seçmeden kızgınlıkla üç tane kitap aldım, bu üç kitap benim hayatımın dönüm noktası oldu. İlk kitap Cemal Süreya’nın “Sevda Sözleri”, ikinci kitap İlhan Berk’in “Avluya Düşen Gölge” adlı şiir kitabı, üçüncü kitap Tolstoy’un “Kröyçer Sonat” adlı uzun hikâye kitaplarıydı. Bunları okuyunca ben şiiri sevdim. Sonra İkinci Yeni şairlerinin bütün kitaplarını okudum. Turgut Uyar, Ülkü Tamer, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan gibi… Şiiri sevdim, amatörce yazdım, beğenmedim için hiç yayınlamadım. Okumaya devam ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: 2006 yılında İstanbul—Hadımköy’de kısa dönem Tankçı olarak yaptım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Özel sektörde çalıştım. Halen daha devam edip Türkçe Öğretmenliği yapıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Yatağan’da Yatağan Dershanesinde çalıştım. Sonra Kariyer Dershanesini arkadaşlarımla kurdum. Daha sonra ayrılıp 2010 yılında İstanbul’a yerleştim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Aktif olarak uğraşmadım ama ülke gündeminden uzak değilim, takip ediyorum. Yazdığım hikayelerin bir kısmı politiktir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: İş dışı kalan zamanlarımda bol kitap okurum. Yazabilirsem yazmaya çalışırım. Onun dışında sevdiğim arkadaşlarımla vakit geçirmeyi severim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Hemen hemen her türden kitapları okumayı severim. Hikaye, roman, şiir ve deneme türü kitapları okumayı tercih ederim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Tunç Kurt kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Hayatı ve her şeyi öğrenmeyi seven bir insanım. Yalnızlığı seven bir insanım. Bundan sonraki zamanımda hep yazmak isteyen biriyim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zamandan beri yazıyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: 2007 yılından beri aktif olarak yazıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yazdığınız metinlerin ve kitapların öykü türü olması bir tercih mi? Başka türlerde de yazıyor musunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Kesinlikle tercihim. Öykü , benim için en vurucu edebi türdür. Çünkü az sözle çok şey anlatmak öyküye özgü bir özelliktir. Kitap eleştirisi, söyleşi ve deneme türleri de yazıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Yeni bir çalışmanız var mı? Roman yazacak mısınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Üç kitabım var. 2010 Yılında ilk hikâye kitabım ‘’Herkesin İçinde Hiç Olmak’’ , çocuklar için 2014 yılında yazdığım ‘’Annemin Kuşları’’ ve son kitabım ‘’Bay Prada Nasıl Öldürüldü’’ 2015 yılında basıldı. Yeni bir çocuk kitabı yazıyorum. Bir yandan da hikâye kitabı yazmaya devam ediyorum. İleride roman yazmak istiyorum. Aklımda kurgusunu yaptığım 3 roman var. İkisi bizim yöremizle ilgili. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kitabı yazarken kafanızda önceden belirlemiş olduğunuz bir kurgu var mıydı; yoksa yazdıkça mı gelişti her şey ?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Kurgusunu kafamda tamamlamadan yazmaya başlamam. Yani hikâyemin taslağı kafamda hazır olmalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Son öykü kitabınız ‘’Bay Prada Nasıl Öldürüldü’’ ismi etkileyici. Adı nereden aklınıza geldi? Kitabınızı tanıtır mısınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Kitap 4 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde toplumsal olayları anlatan hikâyeler var. İkinci bölümde daha deneysel ve kurgusal hikayeler ağırlıklı. Üçüncü bölümde bireysel konular (aşk, yalnızlık, ölüm ve özlem ) gibi konuları işledim. Dördüncü bölümde benim son sözüm niteliğimde bir hikâye var. Merak uyandırması için kitabımdaki bir öykünün adını verdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bir yazar olarak okuduğunuz ve sevdiğiniz yazarları söyleyebilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Ben çağdaşım öykücüleri okumayı seviyorum. Bora Abdo, Mehmet Fırat Pürselim, Serkan Türk, Türker Ayyıldız, Hakkı İnanç, Pelin Buzluk, Fuat Sevimay, Ebru Askan, Mehmet Erte, Ayşegül Kocabıçak ve Orçun Ünal sevdiğim öykü yazarlarıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kitap yazmanın sizin açınızdan zorlukları var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Benim açımdan en büyük zorluk, zamanın yetmemesi. Hayat gailesinin içinde yazmaya gayret ediyorum. Vakit buldukça yazıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: En son hangi kitabı okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Mehmet Erte’nin ‘’Arzuda Bir Sapma ‘’ adlı öykü kitabını okudum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Mutsuz Yaradılışlı Çinakoplar Sevmez Beni öyküsünün kurgusu nereden çıktı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Karaköy’de rakı—balık yaparken aklıma geldi. Birkaç not yazmıştım. Daha sonra kurguladım ve yazdım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Günümüzde edebiyat ne durumda? Çağdaş Türk Edebiyatı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Edebiyatımız, iyi durumda ama yazarın dışında gelişen pek çok olumsuz durum var. Kitapçıların tekelleşmesi ve yayınevlerinin dağıtımının yetersiz olması bizim gibi genç yazarların okurla buluşmasına engel oluyor. Ama çok iyi yazarlarımız var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bir öykünün veya bir romanın başarılı olması için sizce olmazsa olmaz koşulu nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Bir yazar önce kendisi için yazmalıdır. Yazarken okur beğenir mi diye düşünmemelidir. Eğer düşünürse özgün olmaz. Esas olan özgün olmaktır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yazarlık öğrenilecek bir şey midir? Eğer öyleyse siz nasıl öğrendiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Yazan kişi yazarak ve tecrübe ederek öğrenebilir. Doğrudan biri öğretemez. Ancak eleştiri yaparak ve teşvik ederek yazmasına destek olabilir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Karakter oluşturmak için çok insan tanımak gerekiyor mu? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Elbette tanımakta yarar var. Tanımadan da yazabilirsiniz ama gerçekçi olabilmesi için insan tanımak faydalıdır. Kitaplarımda hem tanıdığım insanlar hem de kurgusal karakterler de var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kör Rabia’nın yaşantısını ve ilençlerini annenden mi yoksa çevreden mi öğrendin? Öykülerinde yer vermişsin. Hiç karşılaştın mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Kör Rabia hikâyesini annemden öğrendim ve hikâyeme karakter olarak yerleştirdim. Hiç karşılaşmadım. Belirgin özelliği olan karakterleri seviyorum. Kör Rabia karakteri benim için güçlü bir karakterdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Başka hobileriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Sinemayı çok seviyorum. Seyahat etmeyi çok seviyorum. Bilmediğim ve özellikle de hiç görmediğim şehirlere gitmeyi seviyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Aydın kişi kime denir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Aydın insan muhalif olmalıdır. Gerekirse devlete, topluma ve hatta kendi görüşüne bile muhalif olabilmelidir. Özeleştiri yapabilen, sorgulayan bir insan aydın olabilir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Annemin Kuşları adlı çocuk kitabınızı tanıtır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Kendi çocukluğumdan izler taşıyan beş öyküden oluşan bir çocuk kitabıdır. Şimdiye kadar 7 baskı yaptı. İyi ilgi gördü. Bu açıdan memnun olduğum bir kitap.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Herkesin İçinde Hiç Olmak adlı öykü kitabınızı tanıtır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Çoğunlukla kendi yöremizde geçen olayları anlatan ilk kitabım. İlk göz ağrım. Coşkuyla yazılmış öykülerden oluşuyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: 2012 Yılında Varlık Dergisinin düzenlediği gençlik ödüllerinde ‘’Dikkate Değer Öykü Ödülü’’ nü kazandım. Sadece 30 yaş altı genç yazarların katılabildiği bir yarışmaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlçemizi sosyal ve kültürel açıdan yeterli buluyor musunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Yeterli bulmuyorum. Mesela benim Yatağan’da kitaplarımı bilen, okuyan kişi çok az. Daha çok kültürel aktivitenin olduğu, edebi toplantılarının yapıldığı bir Yatağan görmeyi isterim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Tunç Bey, bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Umarım gelecekte daha birçok kitaplara ve eserlere imza atarsınız. Başarıların daim olsun. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.K: Benim çocukluğumda Yatağan’da açık hava sineması vardı. Orada Cüneyt Arkın filmleri izlerdik. 90’larda bugün Yatağan Spor Klubü’nün olduğu yerde bir sinema vardı. Oraya macera filmleri gelirdi. Bazen sihirbazlar gelip gösteri yaparlardı. TEK lojmanlarının olduğu yerde de film gösterimi yapılırdı. 2016’ya girdiğimiz şu günlerde Yatağan’da bir sinemanın olmayışı her şeyi açıklamıyor mu? Bir kitapçının bile olmaması yeteri kadar kötü değil mi? Bir Yatağanlı olarak üzülüyorum. Koskoca Karya uygarlığının kültürel mirasına böyle mi sahip çıkacağız? Hesidos’un, Homeros’un yürüdüğü; şiirler yazdığı coğrafya burası mı? Üzülüyorum. Özellikle de memleketimin gençlerine. Zor değil aslında bir sinemayı var etmek. Gençler için bir kültür ortamı oluşturmak zor değil. Yatağan’da düzenlenen festival nitelik olarak arttırılabilir bence. Hem eğlence hem de kültürel açıdan daha cazip hale getirilebilir. Edebiyat toplantıları düzenlenebilir. Kitap festivalleri yapılabilir. Türkiye’de bunun güzel örnekleri var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Memleketimi seviyorum. Hisarardı’nın zeytinliklerini; Yatağan’ın Dipsiz’ini, eski sokaklarını, insanlarımızın neşesini, öfkesini, Muğla ağzının sıcaklığını ve samimiyetini seviyorum. Bu coğrafyada doğdum ve büyüdüm annemin kanatları altında. Gördüğüm ve yaşadığım he şey yazdığım öykülerde vardır. Onlarsız olamam, yapamam. Çünkü ‘insan yaşadığı yere benzer ’der Edip Cansever. Ben bu yüzden Yatağan’ım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Bundan dolayıdır ki kendime üzülür gibi üzülürüm Yatağan’a. Çünkü daha iyisine layık olduğunu düşünürüm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Aslında her şey bizim elimizde. Daha güzel bir Yatağan hayalini gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Dünyaca ünlü mermer tiyatro Stratonikeia’da Sofokles oynanan coğrafya daha iyilerine layıktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Bu kültürel mirasa sahip çıkıp bir sonraki kuşaklara taşımak boynumuzun borcudur. Çünkü kültürden başka hazinemiz yok.<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Feb 2016 08:38:39 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_en_genc_oyku_yazari_tunc_kurt_h7719.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA’NIN GURUR DUYDUĞU SES SANATÇISI ATİLLA ATASOY</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglanin-gurur-duydugu-ses-sanatcisi-atilla-atasoy-7704</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglanin-gurur-duydugu-ses-sanatcisi-atilla-atasoy-7704</guid>
                <description><![CDATA[Sesi ve güzel yorumuyla ülkemizde en tanınmış şarkıcılardan biri olan Muğlalı hemşerimiz ses sanatçısı Atilla Atasoy ile İstanbul Ulus’taki evinde röportaj yaptık. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Aslında Atilla Atasoy’u ele geçirmek öyle sanıldığı gibi kolay değil. Durmadan yılın 12 ayı boyunca dünyanın çeşitli ülkelerini geziyor. Anlayacağınız bir gezikolik. Bugüne kadar tam 137 ülkeyi gezip görmüş. Bu röportajın yapıldığı 4 gün öncesi Amerika’dan geldi. Ertesi günü de Afrika Kıtası—Kongo Ülkesine gidecek. Evinde yurt dışından getirdiği o yöreye ait birçok hediyelik eşyalar (kupa, şapkalar, magnetler, objeler ve içkiler) var. Hatıra olarak getirdiği tüm malzemeleri özenle koruyor. Aynı zamanda gittiği ülkeye ait gezi anılarını Ulusal Basında “Seyahat Mektupları” başlığında yazıyor. Asıl mesleği eczacılık olan Atilla Atasoy’un annesi Muzaffer Teyzemiz, Yatağanlıdır. Babası Marmarislidir. Kendisi Milas doğumlu olup , ‘Nerelisin?’ diye soranlara : ‘’ Mar-mi-yat’lıyım ‘’ diye espri yapıyorum’ diyor. Gelin kendisini daha da yakından tanıyalım.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Atilla Atasoy: 10 Aralık 1953 Milas doğumluyum. Benim ismimi dedem Mehmet Özdemir koydu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Anne tarafımdan, Yatağan’da Kasaplar Sülalesi diye anılırız. Annemin asıl adı (Mücevher) olup, ikinci adıyla Muzaffer Hanım diye bilinir. Babam Abidin Atasoy, Marmarislidir. Üç erkek kardeşiz. Kamil ve Mehmet Ali adında iki ağabeyim vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Milas’ta İlkokula başladım. 2. Sınıftayken babamın memuriyeti nedeniyle tayini çıkınca Antalya’ya gittik ve orada okuluma devam ettim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Antalya’da beni ilk keşfeden İlkokul Öğretmenim Muzaffer Tonk’tu. Çoban adlı müzikalde beni başrolde oynattı. Hem ses hem de rolde birinci oldum. Dolayısıyla Muzaffer Öğretmenimi unutamam. Toprağı bol olsun. Işıklar içinde uyusun. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Antalya’da okudum. Coğrafya Öğretmenimden 10 üzerinden 4 aldım. Sıfırcı hocaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Lise 2 nin yarısı ve Lise 3 ü Ankara’da Atatürk Lisesinde okudum. Karma okul olmadığı için şaşırdım. Burada kızlar nerede diye sordum. Bu anımı hiç unutamam. Meğer Erkek Lisesiymiş.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Gazi Üniversitesinde Eczacılık Bölümünü bitirdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Askerliğimin 4 ay eğitimini Ankara—Mamak’ta, geri kalan 12 ayı Bursa—Çekirge’de Eczacı Teğmen olarak tamamladım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: 1982 Yılında İstanbul—Harbiye’de eczane açtım. 2011’de kapattım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Politikayla hiç uğraşmadım. Sadece ülke gündemini medyadan takip ederim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: 1994 Yılında evlendim. 1995 Yılında Ada isminde bir kızım oldu. 2000 yılında boşandım. Halen daha dulum, çok şükür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kızınız nerede okuyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Bu sene İstanbul Hukuk Fakültesine girdi. Orada okuyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Hareketli yaşarım. Sinemaya giderim. Arkadaşlarımla buluşur, muhabbet ederim. Haftada iki gün rakı günümüzdür. Geziye çıkarım. Bol kitap okurum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Otobiyografi türü kitapları okumayı severim. Ama arada farklı tarzda kitaplar okurum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Atilla Atasoy kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Ben hayatın bütün renklerinin peşine düşmüş bir gezginim. Kendi el yordamımla hayatı öğrenmeyi çalıştım. Kendimi masaya yatırdım, içsel yolculuklarla ne istediğimi ne olduğumu keşfettim ve öylece duvarlarımı yıkıp yola çıktım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Müziğe olan ilginiz nasıl ortaya çıktı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Küçüktüm, çocuktum, top oynadım, acıktım, müzik beni doyurdu. Tanrının bana verdiği müzik yeteneğinin aşka dönüşmesi kural tanımadı zaten. Yalvararak ilk mandolini aldırmam ilkokul birinci sınıfa denk gelir. Okulda mandolin dersleri vardı çünkü. Mandolinle başlayan serüven akordeon, piyano ve gitarla devam etti. İlk gitarımı, Yatağanlı Kooperatifçi rahmetli dedem Mehmet Özdemir aldı. Anneannemle ikisi nur içinde yatsınlar. Keşke daha uzun yaşasalardı. İlkokuldayken başlayan süreç, bütün eğitimim boyunca değişik çalışmalarla devam etti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: 1972 Yılında Ankara Radyosu ve Televizyonuyla lanse edilmekle başladı. Öncesinde tiyatro, folklor ve müzik derneği çalışmalarım var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür müzik çalışması yapıyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Ben Türk Müziğiyle başladım. Sevim Tanürek şarkılarıyla başladım. ‘’ Görmedim Ömrümün Asude Geçen Bir Demini’’ ilk söylediğim Türk Sanat Müziği şarkısıdır. İşte böyle başlayan Türk Sanat Müziği aşkım, halen daha sahnede ve hayatımda devam ediyor. Türk Popüler müziği yapıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bir müzik aleti çalıyor musunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Gitar çalıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kaç albümünüz var? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: 9 Tane 45 lik plak, Avare, Bir Gün Beni Ararsan, Sanadır Bütün Şarkılarım, Farzet ki Ben Seni Tanımam, Rüyalar ve Anılar, Atilla Atasoy 94, Ayrılık Sevdaya Dahil, Dünden Bugüne, En iyileriyle Atilla Atasoy, Andro, Orda Mısın, Sitem, Düş Gezginleri , Gizli Çiçek ve Atasoy’dan Koyutürk Tangoları adlı albümlerim var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sizin gezikolik olduğunuzu biliyoruz. Bugüne kadar kaç ülkeyi gezdiniz? En sevdiğiniz ülke hangisi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Gezmek, kişisel gelişimle ilgili tam zamanında fark ettiğim bir yol alış. Farklı coğrafyalarda farklı soluklar alırken, farklı kültürlerde bilgilenirken hem eğlendiğimi hem de geliştiğimi fark ettim. Bu farkındalık beni lokalize hesapların içinden ve içine düştüğüm çıkmazlarında en iyi ilacı olmuştur. Eczacılık, müzisyenlik ve gezginlik beni hayata en doğru şekilde bağlayan en doğru köprüler oldu. Böylece hayatla ve kendimle duvarlarını yıkmış bir şekilde barışmam çok kolay oldu. Gezmek müthiş bir terapidir. Şu anda tam 137 ülkeyi gezdim. Avusturalya hariç tüm kıtaları dolaştım. Kuzey ve Güney Kutup dairelerine bile gittim. En çok sevdiğim coğrafyalar; tropikal, pasifik adaları ve Güney Amerika ülkeleridir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Gezi anılarınız çoktur. Unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Eksi 35 derecede Kuzey Kutup Dairesinde - Laponya’da köpeklerle yaptığım kızak safarisini hiç unutamam. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hayatta gerçekleştirmek istediğiniz her şeyi yapabildiniz mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Hayır. Müzikal bir oyunda veya bir filmde başrol oynamak isterdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Varmak istediğiniz yer ya da varılacak bir yer var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Hayır. Yolda olmayı seviyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hobileriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Gittiğim ülkelerden topladığım yöresel şapkalar ve kupa koleksiyonum var. Ayrıca atillaatasoyblogspot.com adlı bloğumda gezi yazıları yazıyorum. Yazılarımın önemli bir kısmı Hürriyet Seyahat Ekinde çıktı ve yayınlandı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Muğla denilince sizdeki çağrışımı nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Özgünlük, bozulmamışlık, doğallık ve aile sıcaklığı çağrışımı yapar. Tabi ki bir de lezzetli mutfağı. Ayrıca ellerinde bin bir marifeti olan fedakâr kadınlarımızı unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bugüne kadar Ulusal ve Uluslararası kaç ödül aldınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Yurt içinde birçok ödülüm ve plaketlerim var. Saymakla bitmez. Yurtdışında Tunus, Bulgaristan ve İsveç’te ödüller kazandım. İlk olarak 1981 yılında Tunus-Bizerte Akdeniz Şarkı Festivali’nde aldığım birincilikle başladı uluslararası arenadaki başarım. Sonra 1982 yılında Bulgaristan Altın Orfe Müzik Festivali’nde Balkan Ödülü ve Lada Dergisi özel ödülünü aldım. 1995 yılında İsveç’deki bir yarışmada “Hakkın Yok” adlı eserimle ülkemize birincilik kazandırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Birçok besteniz ve şarkı sözünüz var. Albümlerinizde başka bestecilerin şarkıları da var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Epeyce var. Mesela, Zekai Tunca’nın “İmkânsız”, mesela “Avare” adlı albümdeki tüm şarkılar vb.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Genç sanatçılara veya bu işe gönül veren genç sanatçılara ne önerirsiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Aşk işi bu iş. Gerçekten yeteneği ve içlerindeki aşk yeterliyse yılmasınlar. Ama farklı olmanın gereğinde, bilincinde olsunlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yeni projeleriniz var mı? Biraz bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Şimdi DJ Müzikleri popüler. Bu anlamda yapılan albümlerde konuk sanatçı olarak yer aldım. Onun çalışması yakında çıkacak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Repertuarınızda kaç şarkı var?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: En az bine yakın şarkı vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sahnede şarkı söylerken hangi duygular geçer içinizden?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Rengârenk duygular geçer. O günün gelen seyircinin pür melali, o günkü ben, bir rüzgârın birine tutunur uçarım. O gün seyirciden aldığım sinerjiyle yıldızlaşırız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Dünyadaki müziğin gidişatını nasıl buluyorsunuz? Ülkemize etkisi nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Hızlı değişiyor her şey. Vahşi kapitalizmin tükettiği her şey gibi popüler müzikte tüketiliyor. Ama her şeye rağmen klasik sanatlar, özgün eserler yerini koruyor. Bu bakımdan eğlence müziği, dinlence müziği ve sanat müziklerini ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Ama şu da bir gerçek ki, dünyada inanılmaz derecede sanatçılar ve müzisyenler yetişmekte.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: İyi olsun diyelim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür müzik dinlersiniz? Neyi seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Ağırlıklı olarak radyodan slov ve Latin müzikleri dinliyorum. Alternatif pop ve rock da dinliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Atilla Bey bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Sizinle Muğlalı olarak gurur duyuyoruz. Kongo geziniz iyi geçsin. İyi tatiller. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">A.A: Ben teşekkür ederim. Buraya kadar geldiniz, ayağınıza sağlık. Tüm hemşerilerime saygı ve selamlarımı sunuyorum. Her şey iyi ve güzel olsun. Dürüstlüğün, adaletin, çalışkanlığın hâkim olduğu bir dünya diliyorum. Hoşça kalın…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Feb 2016 08:52:31 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/muglanin_gurur_duydugu_ses_sanatcisi_atilla_atasoy_h7704.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLAMIZIN YENİ YÖNETMENİ MUSTAFA KARA</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglamizin-yeni-yonetmeni-mustafa-kara-7696</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglamizin-yeni-yonetmeni-mustafa-kara-7696</guid>
                <description><![CDATA[Turgay Mutlu: Özgeçmişinizi anlatır mısınız? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Mustafa Kara: 1.1.1969 Muğla doğumluyum. İlkokulu Dokuzçam İlkokulu’nda okudum. Orta ve Liseyi Muğla’da okudum. Yüksek Okulu Eskişehir’de okudum. 2 yıllık Eskişehir Elektrik Bölümü mezunuyum. Askerliğimi Piyade olarak başlayıp, desinatör olarak Gaziantep’te tamamladım. Askerden sonra Muğla’da Blackman adlı kafeterya açtım. Daha sonra sinema sektörüne, kısa reklam parodileri ve tanıtım filmleriyle adımımı attım. Kendimi kısaca şöyle tanımlarım; çok sakinimdir, gerçekçiyimdir ve sabırlıyımdır. 
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;T.M: Yönetmenlik nedir? Etkilendiğiniz yönetmenler kimlerdir?<br />
M.K: Yönetmenlik, görmek istediğini seyirciye beyaz perdede göstermektir. Dünyada en çok etkilendiğim yönetmenler Steven Spielberg ve Peter Jackson’dur. Ülkemizde ise, Nuri Bilge Ceylan’ı severim. <br />
T.M: Yönetmenliğini yaptığınız Mel-un Filminin konusu nedir? Projesi hakkında bilgi verir misiniz? <br />
M.K: Süper İncir Filminin yapımcısı arkadaşım Zafer Kaya, senaryosunu yazdığı bir projeyle Muğla’ya yanıma geldi. Mel-un filmini benim yönetmemi istedi. Oturduk, konuştuk, anlaştık ve Mel-un filmini çekmeye karar verdik. Ekip ve oyuncular Muğla’dan ayarlandı. Mekân olarak da Yerkesik ve Yenice Mahalleleri seçildi. 4 haftada filmi bitirdik. Filmin konusuna gelince, Şeytan tarafından lanetlenmiş bir kız çocuğunun başından geçen olayların sahneye aktarımıdır. Büyük bir ilgi göreceğine inanıyorum. Sinema dünyası korku sektöründe iddialıyız. Bu film ilgi görürse devamını çekmeyi düşünüyoruz. <br />
T.M: Bir sinema filminin nasıl tutulacağının ölçüsünü ve nabzını nasıl belirliyorsunuz?<br />
M.K: Türünün tüm klişelerini barındıracak film, her 15 dakikada bir seyircisini meraklandıracak ve filmden koparmayacak sahnelerin olması gerekiyor. <br />
T.M: Mel-un Filmi ne zaman gösterime girecek?<br />
M.K: Mel-un filmi, 10 Şubat Çarşamba akşamı Muğla Zihni Derin İş Merkezi Cine –Plus’ ta teknik ekip , oyuncularının ve Ulusal ve Yerel basınında katılımıyla galası var. 12 Şubat Cuma günü tüm Türkiye’de gösterime girecek. <br />
T.M: Mel-un filmini ne zaman çektiniz?<br />
M.K: 2015 yılının Ağustos ayında çektik. <br />
T.M: Yeşilçam’ın size verdiği en önemli katkısı nedir?<br />
M.K: Yönetmenleri ve filmleridir. Yeşilçam’da beni en çok etkileyen filmler, Şerif Gören ve Yılmaz Güney filmleridir. Şerif Gören’in Yol ve Almanya Acı Vatan filmi, ailemde Almancı olduğu için beni etkilemiştir. Bu film sanki bizim aileyi anlatıyordu. <br />
T.M: Yönetmen olarak çalışma tarzınız nedir? <br />
M.K: Sette disiplin olmalıdır. Çekim takvimini harfiyen uyulmalıdır. Oyuncular ve ekip elemanları hazır bir şekilde gelmelidir. <br />
T.M: Sizi kim yetiştirdi? <br />
M.K: İzlediğim filmlerden ben kendi kendimi yetiştirdim. Biz alaylıyız. Bu işin okulunu okumadım.<br />
T.M: Sinema sektörüne kaç yılında girdiniz?<br />
M.K: İlk kamerayı elime almam 1984 yılıdır. Tanıtım, klip ve kısa film çekimlerim 2000’li yıllar. Uzun metrajlı film çekimlerim 2010 yılından itibaren başladı. <br />
T.M: Gelecekte Türk Sineması hakkında neler düşünüyorsunuz?<br />
M.K: Teknolojinin gelişmesiyle film sektörü çokta hareketlense de arada kaliteli yapımlar görmek mümkün. Örneğin Yüksel Aksu’nun Ula’da çektiği “İftarlık Gazoz” gibi.<br />
T.M: Niye Mel-un ? Daha başka bir film olamaz mıydı?<br />
M.K: Olacaktır. Bu bizim ilk filmimizdir. Arkası komedi ve gerilim tarzı üç filmle devam edecektir. Mart ayı “Psişik”, Haziran ayı “Kızgın Biraderler” ve Ekim ayı “Mezarlık Bekçisi” adlı filmlerle devam edecektir. <br />
T.M: Sizin mesleği seçmek isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz?<br />
M.K: Benim gibi olmasınlar. Alaylı olmasınlar. Bu sektörün eğitimini alsınlar. Ya konservatuar ya da Sinema-Televizyon bölümünü bitirsinler. Eğitim çok önemlidir. <br />
T.M: Muğlamızın sanatsal ve kültürel sorunlarını değinir misiniz? Sinema salonlarımız yeterli mi?<br />
M.K: 2015 Yılında Muğla’da 10 a yakın sinema filmi çekildi. Türk Sinemasının çok ünlü isimleri Muğla ve yörelerinde film çekiyorlar. Muğla, doğal ve kültürel açıdan sinemacıların gözünde doğal plato halini aldı. Muğla’da yerel kurum ve kuruluşlar tarafından sinemacılara biraz daha destek verirlerse ve katkılarını arttırırlarsa daha iyi olacağına inanıyorum. Sinema salonlarımız yeterlidir.<br />
T.M: Muğla’da bu kadar çok dizi ve sinema filminin çekilmesinin başka sebebi nedir?<br />
M.K: Doksanlı yıllarda dizi sektörünün gözü Doğu’daydı. Dram ve acı içerikli diziler çok ilgi görüyordu. Zamanla sinemacılar insanı güldüren, eğlendiren dizilerle bu sektörün daha iyi bir iş yapacağını anladı ve Ege yöresine, Ege insanına yöneldi. Burada diziler ve sinema filmleri yapılıyor ve artarak devam ediyor. Artık sinemanın merkezi İstanbul değil, tüm Türkiye oldu.<br />
O eski sinema olgusu kalktı. Herkes kendi yöresinde, kendi memleketinde filmini çekiyor ve filmini vizyonuna sokuyor. Bu konuda Muğla olarak çok şanslıyız. <br />
T.M: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Mel-un filmi umarım iyi gişe yapar. Büyük bir emek harcamışsınız, çalışmalar yapmışsınız. Ayrıca ekibinizi ve oyuncularınızı kutluyorum. Başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun. Son olarak ne söylemek istersiniz?<br />
M.K: Muğlalı olarak kurum ve kuruluşlar beni desteklese de, desteklemese de ben bu yola bıkmadan, usanmadan, ısrarla devam edeceğim. Muğla’nın adını da tüm Türkiye’ye duyurmaya devam edeceğim. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Feb 2016 08:51:23 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/muglamizin_yeni_yonetmeni_mustafa_kara_h7696.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sesi ve Yorumuyla Hayranlık Uyandıran Ses Sanatçısı Serap Yağız</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/sesi-ve-yorumuyla-hayranlik-uyandiran-ses-sanatcisi-serap-yagiz-7690</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/sesi-ve-yorumuyla-hayranlik-uyandiran-ses-sanatcisi-serap-yagiz-7690</guid>
                <description><![CDATA[Güneş Şarkıları, Suların Uğultusu ve Tiyatro Şarkıları adlı üç tane solo albümü bulunan Şarkıcı Serap Yağız’ı, Esentepe Sitesinde oturduğum yıllarda bloklarımız karşı karşıya olduğu için yakından tanırım, bilirim. Ailesini yakından tanıdığım için kendisiyle röportaj yaparken fazla zorlanmadım. Sesinin güzelliği ve yeteneği o yıllardan beri bilinse de şarkı söylemeyi çok sevdiği için bir ölçüde kendi kendini keşfetmiş ender sanatçılarımızdandır. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Alçak gönüllü, mütevazı ve fiziki duruşuyla sahneye çok yakışıyor doğrusu. İstanbul Kurtuluş’ta Keyf Kahvede buluştuk. Kırk yıllık dost gibi çabuk kaynaştık. Muğla’yı, Yatağan’ı çok özlediğini söyleyen Serap Hanım, o akşam orada bir hafta sonra Moda—Teras’ta yapılacak olan “Muğlalılar Gecesi” için, dernek yönetim kurulu üyesi canım arkadaşım Mehmet Turgutoğlu’ndan davet aldı, çok mutlu oldu. Sonra öğrendim, geceye katılmış ve 5 güzel şarkı okumuş. Yaşamının en güzel yıllarını Yatağan’da geçiren içimizden biri olan Serap Yağız’ı gelin beraber tanıyalım:</span>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Serap Yağız: 15. 09. 1977 tarihinde Ankara’da doğdum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Aileni tanıtır mısın? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Babamın ismi Mustafa Yağız, Annemin adı Leyli’dir. Bir müddet Yatağan GELİ Lojmanlarında oturduk. Babam TKİ de çalıştı. Dozer operatörüydü. Abilerim Yüksel, Murat ve birde Ümit adında bir kardeşim var. Yatağan benim ve ailem için özel bir yerdir. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Anılarınız var mı? Hangi oyunları oynardınız?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Ankara’da Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nda okudum. Ben İlkokuldayken ismini veren çocukların ayakkabı ve palto bedenlerini almışlardı. Herkese aynı renk paltolar gelmişti. Ben küçük olduğum için neden böyle olduğunu anlayamamıştım. Büyüdüğümde ise halkın hala böyle olduğunu görmek benim canımı çok acıttı. Halkın yoksul olduğu için dağıtıldığını büyüyünce anladım. Bu anımı unutamıyorum. Yakan top, seksek, ip atlama ve evcilik oynardık.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmeniniz ve arkadaşlarınız kimlerdir?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Yatağan’da okudum. Kerim Öğretmenimi hiç unutamam. Öğrencilerine bir ağabey, bir arkadaş gibi davranırdı. O yüzden bende yeri özeldir. Seçil Ertuğrul, Esengül benim çok sevdiğim ve halen daha görüştüğüm arkadaşlarımdır. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Yatağan Lisesi’nde okudum. Benim çok aktif olduğum bir dönemdi. Okulun Voleybol kulübündeydim. Bando takımındaydım. Tüm oratoryolarda yer aldım. Zümrüt Kaya ve Selçuk Başak Öğretmenlerimi sert oldukları için hatırlıyorum. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Üniversite okudunuz mu?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Üniversiteye gitmedim. Liseden hemen sonra Kültür Bakanlığı—TRT Ankara Radyosuna geçtim. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Politikayla uğraştınız mı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Ben kendimi bildim bileli zaten politik bir insanım. Çünkü Alevi kökenliyim. Aleviler yıllardır ezilen bir halk olduğu için politik tavrım ve duruşum hep oldu. Muhalif tavrımdan kaynaklı ve müzisyen olduğum için bu toplumla ve sorunlarıyla zaten ilgiliyim. Zaten insan olmanın gereğiyle dünyanın öteki ucunda yaşayan bir insanın acısını acın yapabilmendir. Bir yerde zulüm varsa ona gözlerini kapatmamandır.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Bir bağlamanın teline mutlaka dokunuyorum. Bağırarak şarkı söylüyorum. Gece uyumadan önce mutlaka bir kitap okuyorum. En önemlisi sevecek, öpecek, koklayacak bir çocuk mutlaka bulurum. Arkadaşlarımla provamı alırım. Mutlaka bir şeyler karalarım.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Kitap okumayı çok severim. Sürekli okurum. En son “Küçük Prensi” okudum. Nilüfer Açıkalın’ın “Karanlıkta Çok Güzelim” adlı kitabını okudum. Bana hediye edilen bir kitap olduğu için son okuduğum kitap o oldu. Politik kitaplar okumayı severim. Bunun yanı sıra roman, Nazım Hikmet şiirleri, Ömer Hayyam ve Cemal Süreyya şiirleri okurum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Serap Yağız kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Sadece yeryüzüne şarkılar söylemek için gelmiş ama hiçbir zaman bu dünyaya ait hissetmeyen bir kadın olarak tanımlıyorum. Nedeni ise her gün gözümüzün önünde bunca acı ve haksızlık yaşanırken insanların tüm bunlar yokmuş gibi davranmasına ve hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşamalarına anlam veremiyorum. İnsanların hayattaki iyi ve güzel şeyleri gereksiz telaşlar ve istekleri uğruna hayatlarını bir hiç gibi yaşamaları çok acı. Çok duygusal bir insanım. Kısacası hümanistim. Dünya bu kadar kötüyken iyi bir insan olarak yaşamak çok zor. Bu yüzden bana iyi gelecek tek yol müziktir. Çünkü ben şarkılar söylerken açlık yoktur, sınıf farkı yoktur, diller, bayraklar ve sınırlar yoktur. Sadece notalar vardır. Ben onların üstünde dans etmeyi seçerim. Ancak dünya o zaman, yaşanılacak bir yer olur benim için.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Müziğe olan ilginiz nasıl ortaya çıktı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Şarkı söylemeyi zaten çok seviyorum. Sanki genetiğimde varmış gibiydi. Sonradan keşfedilmiş bir şey değil. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Profesyonel anlamda 1999 yılından beri müzik yapıyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Şimdiye kadar kaç albüm çalışmanız oldu? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Üç tane solo albümüm var. İlki “Suların Uğultusu”, ikincisi “Güneş Şarkıları” ve üçüncüsü “Tiyatro Şarkıları” olmak üzere üç adettir. Ayrıca üç tanede karma—albüm çalışmam oldu.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Hangi tür müzik çalışması yapıyorsunuz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Kesinlikle bu ülkenin köklerinden beslenen ama yüzünü batıya dönmüş ve türlü denemeye açık bir müzik yapıyoruz. Müzik uzun soluklu bir yol. Ben bu yolda hem kendimi hem de müziğimi aramaya devam ediyorum. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Bir müzik aleti çalıyor musunuz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Çocukluğumdan beri bağlama çalıyorum. Bu aralar gitar derslerine başlayacağım.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Hangi sanatçılarla çalışma yaptınız? Düet yaptınız mı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Moğollar Gurubundan Taner Öngür’le tanışıp birlikte müzik yapma kararı aldığım için 2005 yılında İstanbul’a geldim. Müzik yolculuğumun başından beri Taner Öngür’le çalışıyorum. Ama yaptığım tüm albümlerde Moğollar Gurubu bana çok destek oldu. Hem kalpleriyle, hem de enstrümanlarıyla albümlerimde oldular. Taner Öngür, benim bu hayattaki en büyük şansımdır. Hem müzikal anlamda hem de yaşamın içinde benim hep yanımda olmuştur. Hep değer verdiğim insanlar arasında olacaktır. Üç albümün toplamında bana destek olan isimler ve benim yanımda olan sanatçı arkadaşlarım şunlardır: Cahit Berkay, Taner Öngür, Ferhat Ersöz, Erdal Erzincan, Erkan Ogur, Hayko Cepkin, Mor ve Ötesi, Cem Davran, Erkan Can, Derya Alabora, Serkan Keskin, Çağlar Çorumlu, Sema Maritz, Tülay Günal ve Sacit Akel’dir. Sizin aracılığınızla bir kez daha emekleri ve yanımda oldukları için çok teşekkür ederim. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Bir kadın olarak bu ülkede müzik yapmanın zorlukları var mıdır?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Kesinlikle vardır. Çünkü müzik yapmayı bırakın bu ülkede kadın olarak yaşamanın kendisi zorluklarla doludur. Hal böyleyken hem kadın, hem müzik yapmaya çalışmak ve birde politik duruşunuz var ise kendinizi ifade etmek neredeyse imkansıza yakın. Bunlar belli başlı söyleyeceğim ilk zorluklardır. Detaylara vurmaya kalkarsam sayfalar yetmez.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Hangi tür müzik dinlersiniz? Neyi seversiniz?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Muharrem Ertaş ve Aşık Veysel benim olmazsa olmazlarımdır. Caz ve Rock müzik dinlemeyi de çok seviyorum. Bunlardan da John Lennon ve Roj Charles’i çok beğeniyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Türkülerin, şarkıların gençlere sevdirilmesi için ne gibi adımlar atılmalı sizce? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Bu müziği yapan insanlara destek olmak lazım. Çünkü siz genç müzisyenlere destek olmazsanız bir süre sonra her şeyin ayrıştığını ve ötekileştiğini görürsünüz. Bu uğurda emek veren tüm müzisyenlerin desteklenmesini düşünüyorum. Ancak böyle yakın olabileceğimizi düşünüyorum. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Başarılı bulduğunuz meslektaşlarınız kimlerdir? Örnek aldığınız sanatçılar var mı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Bir Cem Karaca’nın , bir Aşık Veysel’in bir daha bu ülkeye geleceğini inanmıyorum. Yaşamıyla, yazdıklarıyla, sazıyla ve sözüyle sonsuza kadar öyküneceğim ve yılmadan türkülerini söyleyeceğim tek isim Aşık Veysel’dir. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Gelecekte ne gibi bir projeniz var? Güfte ve beste çalışmalarınız var mı? Nedir?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Üç albümden iki tanesi proje albümüydü. Yani şöyle, “Güneş Şarkıları” albümünü Türkiye’de ilk kez güneş enerjisiyle beslenen bir sahnede konser verip albümünü çıkardım. İkinci projemde, &#160;“Tiyatro Şarkıları” tiyatroda sonsuz bir derya ve müzikle ayrılmaz bir ikiliydi. Onca muhteşem tiyatro şarkıları var iken bunları bir albüm haline getirmemek olmazdı. Bu yıl, dördüncü albümü çıkarmayı düşünüyorum. Planlarımda bir değişiklik olmazsa bu albümde ağırlıklı söz ve müziği bana ait olan şarkılar söylemek istiyorum. Söz ve müziği bana ait besteler yaptım. Naçizane bu albümde de yapmayı düşünüyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Muğla—Yatağan denilince sizdeki çağrışım nedir?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Net iki çağrışım var. Biri çocukluğumdan beri halkı zehirleyen termik santralleri ve Yatağan’ın hala unutamadığım yemek lezzetleri. Zeytinyağlı yemeklerini çok özledim. Düğün yemekleri çok lezzetli olur. Birde nerede bir Ege Şarkısı çalsa, kendimi orada hissediyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Bugüne kadar yaptığınız müzikle, kendinizi yeterince anlattığınızı düşünüyor musunuz? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Hayır düşünmüyorum. Bu uzun soluklu bir yol. Seksen yaşına da gelsem hala arayış içinde olacağımı biliyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Başka bir hobiniz var mı? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Tiyatro müzikleri yapmayı çok seviyorum. Sahnede oyun oynarken o anda ve o duyguyla müzik yapmak müthiş bir duygu. Son dört yıldır Nazım Hikmet’in yazdığı “Şeyh Bedrettin Destanı” isimli oyunun müziklerini yapıyorum. İleride imkânım olursa, bir müzikal oyun içerisinde yer almak isterim. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Ailenizde müzikle uğraşan başka biri var mı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Kardeşim Ümit, inanılmaz bir müzisyendir. Bateristtir. Onu kıskandığım durumlar çok olmuştur. Çünkü birçok konserimde adının haykırıldığını çok duymuşumdur. Gurur duyuyorum.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Varmak istediğiniz bir yer var mı? Vardınız mı?</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Benim yazdığım şarkılarla acısını, sevincini yaşayan insanlar olduğunu bilmek, varmak istediğim en yegâne yerdir. Şarkıları insanlar dinledikçe, paylaştıkça güzelleşir ve anlam bulur.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Bugüne kadar birçok plaket ve değerli ödüller aldım. Ama içlerinden benim için önemli olan Hacı Bektaş’ı anma törenlerinde verilen beyaz mermerden yapılmış ‘’Güvercin’’ ödülüdür. Çünkü biz Aleviler her zaman barıştan yana olan bir halk olduk. Beyaz güvercinde barışı temsil etmektedir. </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Serap Hanım, bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Müzik yaşamında başarıların artarak devamını dilerim. Son olarak ne söylemek istersiniz? </span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;"><span style="font-size:10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">S.Y: Ben bir kadın olarak özgürce bağırarak şarkılar söylemek istiyorum, hem de tüm renklerimle, nefesim yettiğince. Ama bunları yaparken bu kötülük dolu dünyada şarkılar söyleyerek, hayata tutunan bir kadın olarak , kadınlar ölmesin istiyorum. Dünyanın kadınlarla, özgürleşeceğine inanıyorum. Her yerde çocuk kahkahaları olsun istiyorum. Ancak bu dünyadan giderken bilirim ki, çocuklar kahkahalar atıyor ve kadınlar özgürce yaşıyorsa, orası yaşanılacak yerdir ve barış gelmiştir. Siz Muğlalı arkadaşlarıma söylemek istediğim; iyi ki sizleri tanıdım ve sizlerle büyüdüm. Çünkü siz iyi insanlarsınız ve kapınızda, gönlünüzde herkese açık. İyi ki varsınız, iyi ki sizlerle büyümüşüm. Muğla’yı ve Muğlalıları çok seviyorum. Sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Hoşça kalın.</span></div>
<div style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;">&#160;</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Feb 2016 08:51:27 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/sesi_ve_yorumuyla_hayranlik_uyandiran_ses_sanatcisi_serap_yagiz_h7690.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN GURUR DUYACAĞI USTA FOTOĞRAF SANATÇISI NEVZAT ÇAKIR</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gurur-duyacagi-usta-fotograf-sanatcisi-nevzat-cakir-7675</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gurur-duyacagi-usta-fotograf-sanatcisi-nevzat-cakir-7675</guid>
                <description><![CDATA[Eline fotoğraf makinesi alan herkes fotoğraf çekebilir ama bunu bir sanata dönüştürmek kolay bir iş olmasa gerek. Usta fotoğrafçı Nevza Çakır, bunu başarmış ender Muğlalı sanatçılarımızdan biridir. Ulusal ve Uluslararası birçok ödüle layık görülmüştür. Üstelik asıl mesleği diş hekimi olmasına rağmen, bunca uğraşının arasında birde Muğla’mızı ve kültürünü anlatan “ Sabır Çıkmazı” adlı roman kitabını yazmıştır. Bir koltuğunda üç karpuzu taşıyan özelliğiyle Yatağanlı olarak gurur duyuyoruz. Annesi Eskihisarlı olan Nevzat Beyle, 2008 yılında İstanbul—Osmanbeydeki diş hekimi muayenehanesinde tanıştık. Eşim İnci Hanım da Eskihisarlı olduğu için birçok ortak tanıdık çıktı. Bu söyleşiyi arkadaşımın kızı Ayperi Turgutoğlu ile birlikte giderek İstanbul—Ulustaki Nevzat Beyin evinde gerçekleştirdik. Söyleşi esnasında ablası Canses Hanım, eniştesi karikatürist Halit Şekerci ve eşi Sema Hanımda vardı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<b><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span></b>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">Nevzat Çakır: 20 Nisan 1941 Muğla doğumluyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Baba tarafım Ula kökenlidir. Hacıçakır sülalesi olarak anılır. Anne tarafım Eskihisar kökenlidir. Annem Feriştah Hanım, Fuat Beyin kızıdır. Abdullah Ağa’nın torunudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Okul öncesi Eskihisar’da eski köyde tel arabalar yapar, süsler oynardık. İlk bisikleti biz getirdik. Önce biz biraz biner ve sonra arkadaşlarımıza verirdik. Arkadaşlar bizi beklerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Muğla’da İnönü İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim Şakire Ertekin, Mustafa Oran Müdürümüzdü. Çok yaramazlık yapardık. Her akşamüstü futbol oynardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: İstanbul’da Şişli Ortaokulu’nda okudum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Liseyi Kabataş Erkek Lisesi’nde okudum. Edebiyat Öğretmeni Behçet Necatigil’in öğrencisi olma onurunu yaşadık. Edebiyat sevgisini hocamızdan aldık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: İstanbul Üniversitesi –Dişçilik Fakültesi’nde okudum. O dönemdeki arkadaşlarımla ilişkilerimiz diğer üniversitelilerden daha farklı, daha köklü ve daha bağlı olarak sürmektedir. Her yıl mutlaka bir yerde toplanırız. Bu sene Eskişehir’de toplanacağız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Askerliğimi 131 Piyade Alayında Hayrabolu’da yedek subay olarak yaptım. Bu yüzden Hayrabolu’da Diş Hekimi Muayenesi açtım. Hem Alayda hem de kendi muayenemde iki yıl boyunca bir fiil diş hekimliği yaptım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız? Anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 1967 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Kıbrıs Çıkartma Birliklerine 400 yataklı Askeri Hastaneye tayinim çıktı. 4 ay boyunca harekât sürdü. Sonra tekrar Hayrabolu’ya döndüm. İlginç ve çok farklı günler yaşadık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Önce askerde muayene açtım. 5 yıl boyunca İstanbul’da polikliniklerde çalıştım. Daha sonra Muğla’ya geldim ve muayene açtım. 5 yıl Muğla’da çalıştıktan sonra 1978 yılında Osmanbey’de son muayenemi açtım. 2014 yılı Aralık ayında da muayenemi kapatarak emeklilik hayatıma başladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşabileceğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 1972 yılında Muğla’da açtığım muayeneme CHP’nin Muğla İl Başkanı Hamdi Maral Abi parti kayıt defteriyle geldi. Babamın CHP’li olması nedeniyle partiye kayıt olmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim. O hafta İlçe Başkanlığı seçiminde İlçe Başkanlığı’na adaylığımı koymamı istedi. Annemden yeminli olduğum için kabul etmedim. (Rahmetli babam Abidin Çakır 1944-1950 yıllarında CHP Milletvekilliği yaptı.) Seçimde benim reddim kaale alınmadı. Gıyabımda İlçe Başkanı seçilmişim. Ancak ben dilekçe vererek bu işi bitirdim. Yerime Orhan Çakır İlçe Başkanı seçildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 13 Eylül 1971 yılında Sema Hanımla İstanbul Saraçhane’deki Evlendirme Dairesinde evlendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınız var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Evliliğimden 2 oğlum oldu. Büyük oğlum Burak Çakır Yıldız Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olup, 2 kızı vardır. Küçük oğlum Berke Çakır Bilgi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunudur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Günlük hayatımda kitap okuma, yazma, fotoğraf çekme ve fotoğraf karesini bilgisayar boyutuyla uğraşarak sanatsal özelliklerini kazandırma çalışmaları yapıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Ortaokuldan beri kitap okumak bir yaşam biçimi olarak devam ediyor. Türk ve Dünya Edebiyatı dahil her türlü kitabı okurum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Nevzat Bey fotoğraf çekme merakı sizde nasıl başladı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 1970 yılında muayenemde diş röntgeni banyo etmek için karanlık odaya aldığım bir fotoğraf agrandizör ile fotoğrafçılığa başladım. Bu tarihten itibaren hiç aralık vermeden halen fotoğraf çekmeye devam etmekteyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sizi fotoğraf sanatına ilerlemeye yönelten etkenler nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Fotoğraftan etkilenmemek mümkün mü? Hayatımızın her aşamasında fotoğraf var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Fotoğraf çekerken dikkat ettiğiniz unsurlar nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Fotoğrafın iki temeli var. Bir felsefesi bir de tekniği var. Bunları mantıklı, dürüst, güçlü bir biçimde yoğurunca ortaya fotoğraf sanatı çıkar. Fotoğrafın en kolay ve kitleler tarafından tercih edilen ve uygulanan boyutu kolay başarıya ulaşmaktan geçer. Esas olan fotoğrafın tekniği değil, içeriği ve felsefesidir. Artı emektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Örnek aldığınız, etkilendiğiniz veya tarzıyla sizi kendine hayran bırakan fotoğraf sanatçıları var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Ulusal ve Uluslararası fotoğraf dünyasında bizi etkileyen birçok fotoğrafçı var. Bunlardan birini ikisi seçmek doğru olmadığı gibi etikte olmaz. Ama hakları da ödenmez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Gelecekte ne gibi projeleriniz var?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bu yolda paramızı, zamanımızı, düşlerimizi ve sözün kısası bütün gücümüzü harcıyoruz. Gerisi topluma kalıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Size göre bu işin asıl tekniği nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Günümüzde bunları merak etmeye hiç gerek yok. Telefonla dahil satın alınan her makine, ışık hızıyla bunları gerçekleştirmektedir. Yani başarı teknikte değil, kültürde ve birikimdedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bu sanata gönül verenlere ne tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Çok kısa belirtmek, altını çizmek gerekirse söylenecek söz basittir. Yol buradan geçer. Hiç bıkmadan çalışmak, öğrenmek ve fotoğrafla kalkıp, fotoğrafla yatmaktan geçer.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız? Uluslararası ödülünüz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Ulusal ve Uluslararası birçok ödülüm var. En önem verdiklerimi yazmak gerekirse; Ulusal boyutta: 1984 yılı Yunus Nadi—Siyah Beyaz Fotoğraf Ödülü, 1987 yılı İş Bankası –Siyah Beyaz Büyük Fotoğraf Ödülü. Uluslararası boyutta: AFİYAP unvanına sahip birde Belçika AFİYAP Ödülü var. Ayrıca Romanya’da Portre Dalında birincilik ödülüm var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Bir filozof diyor ki ‘’ Entelektüel olabilmeniz için babanın üniversite mezunu olması yetmez, dedende üniversite mezunu olması gerek.’’ Parkur bu, yorumu size ait.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Daha çok hangi tür fotoğraflar çekiyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Fotoğrafın teknik boyutu değil, kültürel boyutu kişinin birikimiyle gerçekleşir. Söyleyecek sözün yoksa teknikte virtüöz olsun sonuç almak mümkün olmaz. Özgün, yalnız seni ilgilendiren, yaratıcılığını sahiplendiğin imgeler kullanmadığın takdirde o yapıtın sanatsal boyutundan söz edilemez. İsteyen anlar, istemeyen anlamaz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bu mesleği yaparken başınızdan geçen bir anıyı anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Fotoğrafta benim en önem verdiğim olmazsa olmazların başında insan faktörü gelir. Sözün kısası, insansız fotoğrafı pek benimsemem. Bu insansız fotoğrafın sanatsal boyutu yoktur demek değil, benim gerçeğimin yansımasıdır. Bu yüzden insanlarla ilişkiye çok önem veririm. Her karemde mutlaka bir insan figürü olsun istememin bir gereksinimi de bu. Mesela Ödemiş—Birgi’nin sokaklarını dolaşıp kemanıyla yöresel ezgiler çalan sokak kemancısının ilk fotoğrafını ben çektim. Bu anımı unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bir derneğe kayıtlı mısınız? Ünlülerle çalıştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: İFSAK onur üyesiyim. İFSAK’ta Türk fotoğrafına iz bırakan 10 fotoğrafçısıyla 10 söyleşi gerçekleştirdim. Başta Ara Güler olmak üzere son Doğan yayıncılık ödülünü alan Ozan Sağdıç’ta listemdeydi. Dünya Yayıncılıktan yayın aşamasına kadar gelip gerçekleşmeyen bu söyleşilerin kitap projesi, yaşamımda eksik kalan birçok proje arasındadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sanat Dünyasında hangi ünlülerin fotoğraflarını çektiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 10 Fotoğrafçı dışında Sanat Dünyasında Yaşar Kemal, Hülya Koçyiğit, Fikret Hakan, Levent Kırca, Emre Kongar, Tuncel Kurtiz ve birçok ünlünün fotoğraflarını çektim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı? Muğlamızı anlatan “Sabır Çıkmazı” adlı romanınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: 1941 Muğla doğumlu olduğumu belirttim. İlkokulun 3. Sınıfını Muğla’da okuduktan sonra ablam ve ağabeyim İstanbul’da okudukları için bende İstanbul’a gelip ilkokul 4. Sınıftan itibaren İstanbul’da okudum. Yazları Eskihisar Köyü’nde ( Stratonikeia), kışları İstanbul’da bir ömrü devirdik. Sözün kısası iki kültürü de yaşadım. Biliyorum güzelini ve acısı fazlasıyla tattım. Bu anılar bana yazma yükümlülüğünü yüklediler. İki kültür karşılaştırılmasından bir üçleme doğdu. Birinci kitabım “Sabır Çıkmazı” 2003 yılında yayınlandı. İkinci Romanım “ Üç Kar Tanrıçası” bugünlerde Eksi Artı Yayınevi tarafından basımı yapılacak. Üçüncü Romanım “Gök Mavi” yazım aşamasındadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Nevzat Bey, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt">N.Ç: Muğla, Muğlalı, Yatağanlı, Eskihisarlı ve bilhassa Stratonikeialı olmanın onurunu her daim yaşadım. Bu konuda kendimi mutlu sayarım. Ayrıca sorumlu da saydığım için hem fotoğraflarımla hem de romanlarımla bölgemin kültürünün adsız neferi olduğumu herkes bilsin.&#160;<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Jan 2016 15:00:39 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_gurur_duyacagi_usta_fotograf_sanatcisi_nevzat_cakir_h7675.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN LİSESİ’NİN AÇILMASINA ÖNDERLİK EDEN EĞİTİMCİ CEMAL GÜRPINAR</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-lisesinin-acilmasina-onderlik-eden-egitimci-cemal-gurpinar-7630</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-lisesinin-acilmasina-onderlik-eden-egitimci-cemal-gurpinar-7630</guid>
                <description><![CDATA[1972 yılında Yatağan Lisesi’nin kuruluşunda emeği geçen Cemal Gürpınar, o yıllarda Lise Müdür yardımcısıydı. Daha sonraki yılda ilçemizde, Endüstri Meslek Lisesi’nin açılışında Lise Müdürü olarak görevini sürdürmüştür. İyi bir öğretmen ve idareci olan Cemal Bey, Edebiyat derslerimize girerdi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">Muğla Turgut Reis Lisesi’nde okula devam ettiğimiz dönemde bizleri ikna ederek Yatağan Lisesi’ne kaydımızı aldıran Cemal Bey’dir. Okulun ilk talebeleri olduk. Cemal Bey öğrencilerine arkadaşça yaklaşır ve sorunlarına çözüm arardı. Cemal Bey’in emekli olmasının ardından arkadaşlığımız abi, kardeş sevgisiyle halen daha devam ediyor. Dürüst, çalışkan ve üretken bir yanı vardır. Çok iyi eğitimci olan Cemal Gürpınar’ın, edebiyatı sevmemde katkısı olmuştur. “Dünyada var olan en korkunç güç, alçakgönüllülüktür’’ diyen ünlü Sovyet yazarı Dostoyevski’ye hak verdirecek denli alçakgönüllü, dost, tatlı tatlı konuşan, samimi, güvenilir ve çok sevdiğim Abimdir. Siyasi olarak Muğla’nın sevilen bir politikacısıdır. İl Genel Meclisi Başkanlığı yaptığı dönemde birçok başarılı projede imzası vardır. Yatağan’da Kültür Evinde (Hacı Ömerler) söyleşi yaptık, eski günlere gittik.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">&#160;</span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Cemal Gürpınar: 22 Haziran 1948 tarihinde Yatağan’da doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Baba tarafım, Molla Fettahlar Sülalesi diye bilinir. Sülalemiz, Muğla’daki Menzilcioğullarıyla da bağı vardır. Anne tarafım Şakirler diye anılır. Anannem, Hacıkemiksizler sülalesindendir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Mahalle ve okul arkadaşlarım; Süleyman Duran, Süleyman Çöllü, Mehmet Koç (Albay), İzzet Demiralan, Ünal Aydın, Sabahattin Burcu, Feyyaz Yaslan, Caize Ertekin, Tülay Akbaş ve Mücessem İnce’dir. Bizim çocukluğumuzda Yatağan iki mahalleydi; Konak ve Akyol. Sazak mevkii de ayrı bir mahalle gibi takımlar çıkarırdı. Daha çok futbol ve kılıç oyunu oynardık. Bu iki dalda mahalleler arası maçlar yapardık. Yatağan’da yaşamak o yıllarda daha da güzeldi. Anılar unutulmuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yatağan’ın tarihi ve en eski okulu Atatürk İlkokulu’nda okudum. Müdürümüz Nedim Bey, Öğretmenlerim; Nurhayat, Halide ve Perihan Hanımlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yatağan Ortaokulu’nda okudum. Müdürümüz Ali Sonkul Bey idi. Aytekin ve Muammer Beyler öğretmenliğimizi yaptı. Ortaokulda Türkçe dersinden ve sosyal çalışmalarda çok başarılıydım. Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” oyununu, Şeref Köyü Muhtarı Necati Özler ile başrol oyuncusu olarak sahneledik. Necati Abi, aydın bir halk insanıydı. Bu oyunu hem okulumuzda hem de çevremizde birçok yerde başarıyla sergiledik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Liseyi, Nazilli Öğretmen Okulu’nda okudum. Bu okulda Kültür ve Edebiyat Koluyla birlikte tiyatro oyunlarının çalışmalarını sürdürdüm. Masa tenisi maçlarında başarılıydım. Okul ve Liseler arası bölge şampiyonluğunu bu yıllarda kazandım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Trabzon Eğitim Türkçe Bölümü’nü bitirdim. Burada Üniversiteler arası spor oyunlarında masa tenisinde finallere kadar geldim. Ünlü futbolcular Şenol Güneş, gol kralı Necmi, Necati okul arkadaşlarımdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Isparta’da Piyade Alayında kısa dönem yedek subay olarak yaptım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Askerden önce Mardin-Nusaybin ve Çorum-Bayat’ta öğretmenlik yaptım. Daha sonra Yatağan’da çalışırken askerliğimi bitirdim ve tekrar Yatağan’daki görevime geri döndüm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Yatağan Lisesi’nin ve Endüstri Meslek Lisesi’nin açılması, kurulması aşamasındaki emeğinizi biliyoruz. Unutulmayacak anılarla dolu o dönemleri anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: 1972 Yılında Yatağan Lisesi’nin kuruluşunda Müdür Yardımcısı olarak görevlendirildim. Kuruluş çalışmalarımız okullar açıldıktan sonra bile sürdü. Şimdiki Eski Ortaokulun bir sınıfında ilk dersi vererek Yatağan Lisesi’ni açtım. Bu benim için tarihi bir andır. Sonra da aynı okulda Müdürlük görevini yaptım. Daha sonra Endüstri Meslek Lisesi’nin açılış çalışmalarında Lise Müdürü olarak emeğim vardır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: 2. Ekim. 1977 tarihinde eşim Fatma Hanımla Yatağan’da evlendik. Bu evliliğimden Parla ve Ozan adlı iki çocuğum vardır. 2 aylık Ekim Devrim adında bir torunum var. Onu çok seviyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Siyasetle uğraşırım. Bunun yanı sıra bol bol kitap okurum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Ekonomi-politik, Türk ve dünya klasikleri, güncel yayınlar ve şiir kitaplarını okumayı severim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşabileceğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yaşamım boyunca hep siyasetin içinde oldum. Siyaset bir hobi değildir. Bütün bir ömrü boylu boyunca verdiğimiz kutsal bir mücadeledir. Toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarından hep önde tutma mücadelesidir. Bu nedenle siyaseti küçümsemek kimsenin hakkı da, haddi de değildir. İyi insanlar siyasete girmezse o toplum, kötü yönetilmeye hak etmiş demektir. Ben Yatağan’da iki dönem ünlü öğretmen örgütü TÖB-DER’in Şube Başkanlığını yaptım. Emekli olduktan sonra CHP’de aktif siyasete atıldım. Mahalle, İl, Kurultay delegeliği, iki dönem İlçe Başkanlığı, iki dönem Muğla İl Yöneticiliği ve İl Sekreterliği, son dönemde de Genel Merkez Eğitim ve Seçim Komisyonu üyeliği görevlerinde bulundum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">TM: Cemal Gürpınar kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Okuyan ve mücadele eden bir kişidir. Mustafa Kemal “Hayat mücadeleden ibarettir” demişti. Bende mücadele ettiğimiz sürece yaşadığımızın bir anlamı olduğunu düşünürüm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Muğla İl Genel Meclisi Başkanlığı yaptınız. Bu dönemdeki çalışmalarınızı anlatır mısınız? Unutamadığınız bir anınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yerel yönetimler siyasetin halka hizmet ürettiği alanlardır. Bende Muğla İl Genel Meclisi Başkanı seçildiğim andan itibaren İlimizdeki 396 köy, 49 belde ve 13 ilçeye nasıl çok ve tarafsız hizmet edebileceğimin arayışına girdim. Her yıl yaptığımız bütçe imkânları içinde en çok hizmet üretmenin yarışına girdik. Bunda başarılıda olduk.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">2012 yılı Ocak ayında bazı İl Genel Meclisi üyeleri ile ilgili İl İdare Müdürlerinden oluşan bir heyet, AB programları çerçevesinde, başkanlığımda Fransa’ya resmi bir ziyarette bulunacaktı. Ama tam bu ziyaret öncesi, 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili Türkiye aleyhine bir tasarıyı Fransız meclisinden geçirdiler. Bu olay ülkemizde büyük bir infial yarattı. Bizde ziyareti iptal ettik. Ama hemen ardından Fransa Anayasa Komisyonu, mecliste alınan bu kararı iptal etti. İlişkiler düzelince bizde bir ay gecikmeyle ziyaretimizi gerçekleştirebildik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İl Genel Meclisi olarak İlçemize yaptığınız hizmetleri anlatır mısınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yatağan’daki yol, okul yapımı ve tamiratı, köprü çalışmalarının yanında kalıcı eserlerde yaptık. Yatağanspor salonu tam bir İl Genel Meclisi projesidir. Lise Müdürlüğünden beri çok istediğim bu projeyi gerçekleştirmek bana nasip olmuştur. Bu nedenle çok mutluyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Siyasette sizi etkileyen unutamadığınız bir anınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: 2004 yılında Kıbrıs’ta Annan Planı’nın oylaması nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi’nde düşüncelerimi açıklayan bir makale yazmıştım. Zamanın K.K.T.C Başkanı Sayın Rauf Denktaş, telefonla aramış ve ulaşamayınca bir faksla duygularını dile getirmişti. Bunu unutamam.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir endişeniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Yaşadığımız sürece hep zor günlerden geçtik. Ama hiç yaşadığımız bu günler kadar endişeli olmadık. Fakat milletimiz tarih boyunca bu zorlukların üstesinden gelmesini bilmiştir. Aydınlık günler için mücadelemizi hep sürdüreceğiz. Umudumuzu kaybetmeyelim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Şair Nazım Hikmet Ran “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” diyor. Aydın, gerektiğinde kendini yakarak toplumu aydınlatma mücadelesi veren gizli bir kahramandır. Türkiye’de birçok aydın kişi yetişmiştir. Bu açıdan çok şanslıyız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Siyaset ve hizmet dallarında birçok plaketim ve ödülüm var. Ama topluma hizmetin ödül için yapılmayacağının bilincindeyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlçemizi sosyal ve kültürel açıdan nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Ben toplum için yapılanları hiçbir zaman yeterli görmem. Mutlu bir çevre yaratmak için hep daha iyinin daha güzelin arayışı içinde olmalıyız. Bu bakımdan ilçemize daha çok kültürel hizmet gelmesini arzu ederim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Cemal Bey, gelecekte mutlaka anı türü bir kitap yazmalısınız. Kültürlü, donanımlı bir eğitimci olarak bunu gerçekleştirebilirsiniz. Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Yatağanlı olarak sizinle gurur duyuyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">C.G: Hayatta çok şeyden vazgeçebiliriz, ama hayallerimizden, umutlarımızdan ve mücadeleden vazgeçemeyiz. Benimle yaptığınız bu söyleşi nedeniyle, şahsınıza sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunarım. Son olarak, Cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşamasını, halkımızın mutlu olmasını dilerim. Tüm Yatağanlı hemşerilerime saygı ve sevgilerimi sunarım. Hoşçakalın…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Jan 2016 18:16:24 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yatagan_lisesinin_acilmasina_onderlik_eden_egitimci_cemal_gurpinar_h7630.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN MERMERİNİ DÜNYAYA TANITAN GİRİŞİMCİ AHMET AYHAN (24.12.1941—10.07.2014)</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-mermerini-dunyaya-tanitan-girisimci-ahmet-ayhan-2412194110072014-7602</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yatagan-mermerini-dunyaya-tanitan-girisimci-ahmet-ayhan-2412194110072014-7602</guid>
                <description><![CDATA[Bu söyleşi, geç kalmış bir söyleşi gibi görünse de işin aslı rahmetli Ahmet Ayhan Bey’i erken kaybettik. Ruhu şad olsun. Beklenmeyen bir ölüm olduğu için Yatağan halkı olarak hepimiz çok üzüldük. Muğla’nın ve Yatağan’ın adını, Mermer sektöründe hem ülkemizde, hem de dünyada tanınmasını sağlayan Ahmet Ayhan, 24 Aralık 1941 tarihinde Çankırı’nın Kalfat Köyü’nde dünyaya gelmiştir. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlköğretimini köyünde tamamladıktan sonra Ortaöğretimini Çankırı Meslek Lisesi’nde devam etmiştir. Okulunu yarım bırakan Ahmet Bey, çeşitli meslek guruplarında çalışmıştır. Demircilik, Kaynakçılık ve Dondurma satıcılığı yaparak, ailesine maddi olarak katkıda bulunmuştur. 1964 yılında akrabası Hanım Ayhan Hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten Yüksel ve Yücel adında 2 oğlu olmuştur. Askerliğini Sarıkamış’ta 24 ay yaptıktan sonra 1966 yılında kaynak bakım işçisi olarak Almanya’ya gitmiş ve burada 12 yıl çalışmıştır. Kazandığı para ile kepçe alan Ahmet Bey, Türkiye’ye geri dönerek Yatağan Termik Santrali’nde bir firmada taşeron olarak çalışmaya başlar. Burada çalışırken Muğla’nın mermer yatakları dikkatini çeker ve ilk ocağını Han Dağı’nın kuzey batısında açar. Fakat ocak verimsiz çıkmıştır. Ahmet Bey, hayal kırıklığına uğrasa da yılmamıştır. Azimle ikinci ocağını Salkım—Kestanecik Bölgesi’nde açar. Bu defa şans yüzüne güler. Ocak verimli çıkmıştır.1989 Yılında Ayhan Mermer’in adlı fabrikasını Demir Köprü Mevkiinde kurarak Yatağan ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya başlar. 1999—2004 yılları arasında Belediye Meclisi Üyesi olarak Yatağan Belediyesi’nde hizmet vermiştir. Yatağan’a 24 derslik bir okul kazandırmıştır. Yatağanspor Kulübü Başkanlığı yapmıştır. Çok yardımsever bir insan olan Ahmet Ayhan, birçok kamu ve özel kuruluşlara mermer ve maddi desteklerde bulunmuştur. Söyleşiyi, fabrikada Ayhan Mermer’in üst katında iki güzide evladı Yüksel ve Yücel Kardeşimizle gerçekleştirdik. İlk önce çocuklarını kısaca tanıttıktan sonra onların ağzından rahmetlinin bilinmeyen yönlerini, yaptıklarını ve yaşamını dinleyelim, öğrenelim. <br />
Turgay Mutlu: Yüksel Bey, kısacası kendinizi tanıtır mısınız?<br />
Yüksel Ayhan: 8. Mart 1965 tarihinde Ankara’da doğdum. İlk, Orta ve Liseyi Ankara’da bitirdim. 5 yıl memur olarak çalıştıktan sonra ailemin isteği üzerine babamla birlikte çalışmaya başladım. 1998 yılında Türkiye Taş Dünyası Dergisi’nde babamı anlatmıştım. O dönemde ölüm aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Ölümü bizim ve sevenleri için erken oldu. Önemli olan anısını ve ilkelerini öldükten sonra yaşatmaktır. İnşallah yaşadığımız sürece, onun öğrettiği doğruluk, dürüstlük ilkesinden ayrılmadan bayrağını daha yükseklere dalgalandıracağız. Mekânı Cennet olsun. <br />
Turgay Mutlu: Yücel Bey, kendinizi tanıtır mısınız?<br />
Yücel Ayhan: 25 Eylül 1971 tarihinde Almanya’da doğdum. 6 yaşındayken Türkiye’ye döndük. Ben İlk, Orta ve Lise tahsilimi Yatağan’da tamamladım. Liseden sonra babamın yanında iş hayatına adım attım. 25 yıl boyunca babamla birlikte çalıştık. Yılmak bilmeyen mücadeleci yapısıyla Ayhan Mermer’i bugünlere taşıdı. Benim yetişmemde ve iş hayatımın şekillenmesindeki emeğini asla ödeyemeyeceğim ve ömrümün sonuna kadar rahmetle anacağım. Bizlere, hep doğruluk, dürüstlük ve güvenilir olmayı öğretti. Babam çok beyefendi, kibar bir insandı. Kimseyi kırmaz, incitmez, ne olursa olsun az ya da çok herkese yardımcı olmayı ister ve hayır kelimesini asla kullanmazdı. Disiplinli iş hayatının içerisinde altın kalbi ile paylaşmayı seven ve çok sevecen bir yapıya sahipti. Yattığı yer nur olsun. Onun anısını her daim yaşatacağız. <br />
Turgay Mutlu: Babanız kaç yılında Yatağan’a geldi?<br />
Yüksel Ayhan: 1980 yılında Yatağan Termik Santrali kurulma aşamasında Enka Firmasında taşeron olarak çalışmaya geldi. Geliş o geliş, Yatağanlı olduk.<br />
T.M: Babanızın girişimcilik ruhu nasıl oluştu. Mermer Sektörüne nasıl girdi?<br />
Yüksel Ayhan: 1982 yılında Handağı’nın kuzey batı yamacında Özel İdareden aldığı izinle ilk ocağını açıyor. Ama istediği kalitede mermer çıkmayınca Kavaklıdere İlçesi—Salkım Köyü—Kestanecik mevkiinde yeni bir ocak açar. Şansına bu ocak verimli ve kaliteli çıkar. Çıkan ürünleri Türkiye’deki büyük entegre mermer fabrikalarına pazarlar. Ve böylelikle doğal taşımız ülke ve dünya piyasasına girmiş olur. Daha sonra babamız bu sektörün geleceğini parlak olarak görür ve Yatağan’da fabrika kurmaya karar verir. Bu esnada Bayır’da alt yapısı hazır olan yerleri vermek istemelerine rağmen rahmetli babam, Yatağan’da karar kılar.<br />
T.M: Fabrika kaç yılında kuruldu?<br />
Yüksel Ayhan: 1989 yılında fabrikanın ilk Este (Blok kesme makinası) çalıştı ve fabrika faaliyete geçti. Sonraki yıllarda fabrika kapasitesini ve üretim teknolojisini hızla büyüterek bugünkü duruma geldi. <br />
T.M: Yatağan ve civarında daha kaç yıllık bir mermer rezervi var?<br />
Yücel Ayhan: 100-150 yıllık daha bir rezervin olduğu tahmin edilmektedir.<br />
T.M: Ayhan Mermer bünyesinde kaç işçi çalışıyor?<br />
Yücel Ayhan: Balık çiftliği, ocak ve fabrikalar dahil 90 kişiye istihdam sağlıyoruz.<br />
T.M: Kutluyorum. Mermeri hangi ülkelere ihraç ediyorsunuz, satıyorsunuz? <br />
Yücel Ayhan: Daha çok Ortadoğu Ülkelerine satıyoruz.<br />
T.M: Yatağan Mermeri kalite olarak ülke ve dünya bazında ne durumda, tutuluyor mu? <br />
Yücel Ayhan: Şu anda 81 Vilayetin tamamına Yatağan Mermeri gitmektedir. Ve kalite olarak Türkiye’nin en önemli mermer merkezi haline geldi. İnşaat ve mimari projelerde talep edilen üründür, Yatağan Mermeri. Bodrum—Milas Havalimanı Dış Hatlar Bölümü bizim “Ayhan Siyahı” adıyla üretim yaptığımız taşla komple 65.000 m2’si döşenmiştir. Doğal taşımız iyi tutuldu.<br />
T.M: Mermer Sektörü sayesinde Yatağan’da birçok firma ve taşımacılık sektörü de gelişti. Ekmek yiyenler çoğaldı. Bu konuda katkınız var ve Ayhan Mermer olarak ne söylemek istersiniz?<br />
Yüksel Ayhan: İlk fabrika açıldığı yıllarda ilçemizde mermerin taşınması için nakliyeci bulamamıştık. Küçük tonajlı kamyonlar vardı. Bu sektör sayesinde ilçemizde büyük bir taşıma filosu oluştu. Binlerce insan bu sektörden geçimini sağlamaktadır. TIR Taşımacılığı kalkınarak gelişti. Şu an Yatağan nakliye sektörü il bazında bir numara olup, Yatağan Taşıyıcılar Kooperatifimiz büyük bir marka haline geldi. Ayrıca Marangozu, hırdavatçısı ve diğer esnaf gurupları mermer sektörü sayesinde daha çok iş yapar hale geldi. Sevinçliyiz, memnunuz.<br />
T.M: Ayhan Mermer olarak yatırımlara devam edecek misiniz?<br />
Yücel Ayhan: Rahmetli babamızdan aldığımız bayrağı daha üst seviyelere çıkartmak için yatırımlara devam edeceğiz. Fabrikanın üretim kapasitesini ve ürün çeşidini arttırmak için yeni bir projemiz var. Yatağan için katma değer üretmeye devam edeceğiz.<br />
T.M: Birde mermer ocaklarının doğaya verdiği zarar var, yani mermer ocaklarının rehabilitasyonu konusu. Siz mermerciler olarak terk ettiğiniz ocakta ağaçlandırma yapıyor musunuz? <br />
Yüksel Ayhan: Bilim adamlarının bu konudaki açıklaması şöyle; “Ocakların ve fabrikaların doğaya verdiği zararın çok önemli olmadığını ve yıllar geçince doğa kendini yenileyerek bu zararı bertaraf eder” diye de bir bilimsel makalede okudum. Mermerin en ufak bir tozu dahi 120’e yakın sektörde kullanılabiliyor. Ancak bu konuda akılcı bir pazarlamayla ve Yatağan’da bunu yapacak girişimcilerin olmasıyla da zararın tamamen bertaraf edilmesi mümkündür. Mermerin zerresi, tozu Lastik, boya, hayvan yemi, hatta çocuk mamasında (kireç taşı) bile kullanılıyor.<br />
T.M: Arıtma tesisinize devletin görevlisi her daim denetim yapıyor mu?<br />
Yücel Ayhan: Ayhan Mermer 1995 yılında olarak kurduğumuz arıtma tesisi mermer sektöründe en iyilerinden olup, ilk üçe giren bir tesistir. Bu yönden rahatız. Sıkıntımız yoktur.<br />
T.M: Yabancılar gelip ocak ve fabrika almaya başladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?<br />
Yüksel Ayhan: Yabancılardan çekinmiyoruz. Çünkü biz ülke olarak doğal taşımızı güveniyoruz. Kalitemizden eminiz.<br />
T.M: Ayhan Mermer olarak yıllık üretim kapasiteniz ne kadardır?<br />
Yücel Ayhan: Yıllık iki yüz bin (200.000) metre karedir.<br />
T.M: Şu an mermer sektöründe ne gibi bir sıkıntılar var?<br />
Yüksel Ayhan: Pazar daralması, mazotun yüksek olması, elektrik fiyatlarının artması ve vergilerin yüksek olması istihdamın artmasına engel oluyor.<br />
T.M: Doğal taş sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gelecekten ne bekliyorsunuz?<br />
Yüksel Ayhan: Yukarıda saydığımız sıkıntılar giderilirse istihdam artar ve teknolojiler sektörümüze gelir. <br />
T.M: Sizce mevcut yasalar yeterli mi? Maden yasası değişmeli mi?<br />
Yücel Ayhan: Acilen değişmelidir. Maden Bakanlığı kurulmalı, bürokratik engeller kaldırılmalı, mermer sektörünün önü açılmalı ve bürokrasi yerelde çözülmelidir. Ankara’ya bağlı olmamalıdır.<br />
T.M: Ege Bölgesi’nin ve Yatağan’ın sektördeki yeri ne?<br />
Yücel Ayhan: Türkiye’de şu an Yatağan Mermeri aranan ve tutulan bir markadır. Ege Bölgesini de Yatağan mermeri temsil etmektedir. İhracat olarak turizmden sonra mermer sektörü ilk sıradadır. <br />
T.M: Kalifiye eleman sıkıntısı çekiyor musunuz? Bu konudaki düşünceniz nedir?<br />
Yücel Ayhan: Çok çekiyoruz. Ülke genelinde Meslek Liselerinde doğal taş bölümleri açılması gerekiyor. Yüksekokulda bu bölüm var, altta yok. Acilen bu konuda bakanlık çalışma yapmalıdır.<br />
T.M: Sektör içi bilinçsiz ve haksız rekabet sizi de etkiliyor mu?<br />
Yüksel Ayhan: Sektörümüzde kayıt dışı çalışan firmalar yabancılardan daha çok zarar vermektedir. Devletimiz etkin çalışarak kayıt dışılığın önüne geçmesi lazım.<br />
T.M: Taşımacılık, Liman yetersizliği ve pahalılığı konusunda sıkıntı çekiyor musunuz?<br />
Yücel Ayhan: Hem deniz taşımacılığı hem de raylı taşıma acilen yapılması gerekiyor. Güllük Limanı bize daha yakın olduğu halde yüklemeyi İzmir Limanından yapıyoruz.<br />
T.M: Çin pazarınızı etkiliyor mu?<br />
Yücel Ayhan: Burdur yöresinde 120 tane ocağımız, Çinli firmalara satılmış olup ne acıdır ki istihdam olarak, katma değer olarak ülkemiz kaybetmiştir.<br />
T.M: Bilgi ve teknoloji olarak mermer sektörü ülkemizde hangi konumda?<br />
Yücel Ayhan: Son yıllarda mermer sektörü olarak teknoloji yönünde ilerleme kaydedildi. Bunun yanında sanayi ve üniversite iş birlikteliğini arttırmak gerekiyor. Bizleri onların desteklemesi lazım.<br />
T.M: Türk Mermeri dünyada hak ettiği yerini aldı mı?<br />
Yücel Ayhan: Hak ettiği yeri aldı. İzmir Mermer Fuarı, dünyada ilk üçün içerisine girmiştir. Gönül ister ki bu fuarı Muğla’da yapabilsek. Artı hem turizmini ön plana çıkartabiliriz. Tarihi olarak ta Stratonikiea ve Lagina’da kullanılan mermerler, yine bizim bu bölgenin (Yatağan ) mermerleridir.<br />
Buradan anlaşılmıştır ki Yatağan mermerinin kullanıldığı tarihler 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. <br />
T.M: Ayhan Mermer olarak tarihe önem vermeniz bizler için çok önemli. Kutluyorum. Ne tür bir katkı sağlayacaksınız?<br />
Yücel Ayhan: Ayhan Mermer olarak her türlü katkıyı veririm. Stratonikiea ve Lagina’nın tanıtımı için sponsor olmaya ve görsel olarak her türlü hizmeti vermeye hazırım. Eskihisar’ın girişine (Stratonikiea) mermerden büyük bir giriş kapısı yapılmasını üstlenirim. <br />
T.M: Muğla’da kaç fabrika var ve kaç kişi bu sektörden ekmeğini kazanıyor?<br />
Yüksel Ayhan: Mermer Sektöründe atölyeler, fabrikalar ve ocaklar dahil 100.000’nin üzerinde işçi çalışıyor. 100’e yakın fabrika ve 70’e yakın ocak var.<br />
T.M: Ayhan Kardeşler olarak rahmetli babanızla ne kadar çok övünseniz ve gururlansanız azdır. Yatağan’a yaptığı bu hizmetler ve sağladığı istihdamdan dolayı her daim hatırası hayırla anılacaktır. Toprağı bol olsun. Yatağan Belediye Başkanlığına ve meclisine buradan bir önerim olacaktır; Evinizin olduğu yerdeki isimsiz parkın adını, babanız Ahmet Ayhan adının verilmesi, içerisine de sizin mermerden yaptıracağınız bir büstün dikilmesi ve altına da “Yatağan Mermerini Dünyaya tanıtan İş Adamı Ahmet Ayhan” diye yazılmasıdır. Umarım bu gelecekte gerçekleşir. Bu güzel söyleşiden dolayı her ikinizi de teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<br />
Ayhan Kardeşler: Bizler Ayhan Ailesi olarak, Yatağan sevdalısıyız. Yatağanımızın gelişmesi, kalkınması için üzerimize düşen bütün her şeyi yapmaya hazırız. Babamızın izinden yürüyoruz. Mekânı Cennet olsun. Ömrümüzün sonuna kadar bizleri yetiştirdiği için duamızı eksik etmeyeceğiz. Ahmet Ayhan Parkı’nı önerdiğiniz ve rahmetli babamız adına yaptığımız bu anlamlı söyleşi için teşekkür ederiz. Babamız Yatağan’ı ve Yatağanlıları çok severdi. Bizde tüm Yatağan Halkına sevgi ve selamlarımızı sunuyoruz. Hoşça kalınız… <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Dec 2015 08:38:58 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yatagan_mermerini_dunyaya_tanitan_girisimci_ahmet_ayhan_2412194110072014_h7602.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalemi Güçlü Güldürürken Düşündüren Mizah Yazarımız Sakin Koşar</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kalemi-guclu-guldururken-dusunduren-mizah-yazarimiz-sakin-kosar-7589</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kalemi-guclu-guldururken-dusunduren-mizah-yazarimiz-sakin-kosar-7589</guid>
                <description><![CDATA[Gazetemiz Demeç’in de Başyazarı olan Sakin Koşar, yazdığı köşe yazılarıyla okurlarına bilgi ve birikimini aktarırken mizahi bir dil kullanır. Okurları, zevkle ve tebessümle bu köşe yazılarını okurken bir taraftan yapılan ironiyle düşünmeye başlar ve böylelikle yazarımızın vermiş olduğu mesajı da almış olur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">Sakin Bey, yerel gazetelerde Muğla’da en çok okunan ve aranan bir yazardır. Ödülü bol olan ve her yıl Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘’Siyasi—Mizah Dalında Ödülünü’’ alan usta bir gazeteci –yazarımızdır. Kalemi çok güçlüdür. Aslında bize göre yerel gazeteler dışında, Ulusal Basında da yazacak donanımda, bilgi ve birikime sahiptir. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Milliyet Blokta yazıları çıkıyor. Söyleşiyi Gazetemiz Demeç’te, kendi yuvamızda yaptık.</span>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Sakin Koşar: 16. 7. 1951 Tarihinde Bozuyük’te doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Baba tarafım, Hatıpçılar diye bilinir. Dedemin Sülalesine Kazancılar derler. Annemin Sülalesi de Eski Çine’den (Gıroba) geldikleri için Gırobalılar diye anılır. Beş kardeşiz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Rahmetli Süleyman Soylu, Mustafa Ali Hanay, Hüseyin Bozuyük, rahmetli İbrahim Mavi, Burhanettin Irgat, Ali Çakmak, Yüksel Bozdoğan, Zehra Sever, Gülderen Kahraman, Sunay Buğday, Esat Çağıran ve Zehra Çakmak mahalle ve okul arkadaşlarımdı. Altı Kiremit, Saklambaç, Tutmaca ve Arap—Dede türü oyunlar oynardık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bozüyük İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim ve müdürüm rahmetli Süreyya Buğday idi. Sonra Afet Demiralan Hanım ve Mustafa Karadağ’da Öğretmenim oldu. O günlerde en sevdiğimiz iş, yasak olmasına rağmen rahmetli Süreyya Savran Abimiz’in sinemasına gider film izlerdik. Her Pazartesi sabahı okulda cezalandırılmak üzere sıranın en başındaydım. Bütün dersler pekiyi ama yine de günde üç öğün ceza alırdık. Bu anılarımı hiç unutamam. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ortaokul ve Liseyi nerede okudunuz? Öğretmenleriniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: İlkokul 5. Sınıf sonrası sınavla Gönen Öğretmen Okuluna girdik. Orta ve Liseyi birleşik okuduk. Müdürümüz, (Gök Mehmet Lakaplı) Mehmet Kahvecioğlu, Edebiyat Öğretmenimiz Hüseyin Seçmen, Sosyal Dersler Öğretmenimiz Halil Erkan Bey’di. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Bölümü’nü okudum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Okul bitince nerede göreve başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: İlçemize bağlı Şeref Köyünün mahallesi olan Mağara’ya (Esenköy) atandık. 1969-1970 öğretim yılında göreve başladık ve hiç ara vermeden Ekim 1995’de emekli oldum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bizim dönemde Öğretmenler görev yaptığı yerde askerliğini tamamlardı. Esenköy’de yaptım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Meslek yaşamınızda paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Birçok anı var. Benim unutamadığım; görev yaptığım hemen hemen her yerde birer okul yaptık. Sosyal etkinliklerin içinde öğrencilerimi hep faal halde bıraktım. Hatta Bozüyük’te 1986—1987 yıllarında iki Gençlik Gecesi düzenledim. Arkadaşlarımla Bozüyük Ortaokulu’nu yaptık. Bu çalışmalarımda Maliyeci Mustafa Gök, Muhasebeci Asım Demirel, Aşçı Mehmet Kızıldere (Kopuk) , Hüseyin Güneş, rahmetli Okan Beçin, Mustafa Uslu, Süleyman Soylu, Arif Bahçıvan ve Erkan Özkan vardı. Tabi ki en büyük desteği Ortaokul Müdürümüz İsmail Altıntaş ve rahmetli Muhtarımız Ömer Öztürk Amcamız’dan görmüştük.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: 1998’den itibaren CHP İlçe Yönetiminde 4 dönem ve 10 yıl süreyle yöneticilik yaptım. 2 dönem de İlçe Başkanlığı yaptım. İlçe Başkanlığım döneminde Kadın Kollarımız elemanlarını Eskihisar’da köpek ısırdı. Bir de Mustafa İlker Gürkan döneminde, AKP’de Kültür Bakanı olan eski CHP’li Ertuğrul Günay’ın Belediye Başkanlığı odasındaki büyük gafını bir türlü unutamıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Evlilik ne zaman oldu? Çocuklarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: 1971 Yılında Bozuyük’te eşim Sergül Hanımla evlendik. İki oğlum ve bir kızım var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Çocuklarınızın durumu ile ilgili ne anlatmak istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Büyük oğlum Mehmet, Çaykur’da pazarlama yapıyor. Küçük oğlum Serdar, Bereket Şirketinin Gıda Bölümü Şefi. Kızım 9 Eylül Üniversitesi’nde memur. Damadım Metin, Hava Astsubay. Delfin ve Karan adında iki torunum var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Sabah 7 haberleriyle güne başlar, kahvaltı sonrası bilgisayarda güncel yazılarımı yazarım. Öğleden sonra lokale çıkarım. Akşam eve gelince yazılarımın denetimini yaparak yayına hazır haline getiririm. Boş zamanlarımda kitap okurum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Çok yönlü ve her türlü kitabı okurum. Bende iz bırakan kitaplar: Jarovslaw Haşek—Aslan Asker Şvayk (Yarım kalmış ama hala dünyanın en iyi mizah romanı olma özelliğini koruyor), Nutuk, Diyet, Aziz Nesin’in hemen hemen tüm kitapları, Şadan Gökovalı’nın –Söylence, Hamdi Topçuoğlu’nun –Genç Mektuplar, Ayhan Çıkın’ın—Başka Yürek şiir kitabı, Yaşar Kemal’in—Akçasazın Ağaları 3 bölüm ve Orhan Erinç’in—10 Kasım Atatürk’ün ardından ne yazdılar adlı eserlerdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Sakin Koşar kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: İnsanoğlunun eğitimi en önde tutması gerektiğini düşünürüm. En güzel zaman doldurma olarak kitap okuma ve yazı yazmanın faydalı olduğunu düşünenlerdenim. Mizahı severim ama sadece gülmeyi değil, gülerken düşündüren mizahı severim. İşte ben buyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: İki kitap yazdım. Önce okullarımızdaki bir eksikliği gidermek bakımından Mart –2007 yılında ‘’Skeçler’’ kitabını yazdım. İçinde 24 adet oyun bulunan ve birçoğunu Bozüyük’te ‘’Gençlik Gecelerinde’’ oynadığımız oyunlardır. 2. Kitabım, “Güldüren ve Düşündüren Öyküler” adlı eserimdir. Mart-2008 yılında yayınlandı. 3. Baskı yapıldı. Halen daha ilgi görüyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Kaç ödül aldınız? Sizi en mutlu eden ve en çok sevindiren ödülünüz hangisidir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Şu ana kadar 26 ödül aldım. Bunun 14 tanesi Muğla Gazeteciler Cemiyetinin “Siyasi Mizah Dalında” köşe yazılarımdan dolayı, geri kalan 12 ödülümde parti, belediye ve sendikalardaki çalışmalarımdan dolayı verilen ödüllerdir. Bana göre en büyük ödülüm, 2009 yılında basılan ve 198. sayfada yer aldığım “Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi” adlı Dünya çapında yayınlanan kitaba girmiş olmamdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: En çok sevdiğiniz ve yazılarını zevkle okuduğunuz köşe yazarları kimlerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bekir Coşkun başta olmak üzere Yılmaz Özdil, Melih Aşık, Emin Çölaşan, Rahmi Turan ve rahmetli Hasan Pulur’u sayabilirim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Köşe yazılarınızda mizah hep ön planda. Siyasi kaygılarınız veya siyasetteki tıkanıklığı daha eleştirel bir gözle bakma adına mı mizah türü yazıyorsunuz? Başka bir nedeni var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Güzel bir soru. Osmanlı döneminde de aşırı baskılara karşı Mizah, tek çıkış yolu olarak kullanılmıştır. Günümüze kadar gelen taşlamalarda bunun birer örneğidir. Bu açıdan mizaha önem veririm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Köşe yazılarınızı sokakta olumlu veya olumsuz tepki gösteren oluyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bizler Anadolu İnsanıyız ve Nasrettin Hoca’nın torunlarıyız. Mizahı herkes seviyor. Bu yüzden benim yazılarım çok okunuyor. Dikkatimi çeken tek şey ise, bizim gibi düşünenlerin aksine muhalif sayabileceklerimiz daha çok okuyor. Tepkiler genelde hep olumlu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Köşe Yazarlığı nedir? Başyazar olmak nasıl bir duygu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bizim Gazetemiz Demeç’in girişinde “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” yazar. Bu sözü (deyiş) genelde rahmetli Uğur Mumcu’nun diye bilirler ama değildir, anonimdir. Okumadan, sorgulamadan yazı yazılmaz. Günün koşullarını da dikkate alarak bilgi ve birikimimle bu yazılarımı yazmaktayım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bozüyük Ağaları ile ilgili bir çalışmam var ama insanlarımızın okuma isteği asgari düzeyde olduğu için pek acele etmiyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Yazılarından dolayı yanlış anlaşıldığınızı düşünüyor musunuz? Kaygı duyuyor musunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: O duygu ilk günlerde vardı. Ama okuyucularımla buluştuktan sonra bu kaygılarım kalktı. Bir de basınla ilgili yasaları çok iyi okudum ve özümsedim. Bilerek yazıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Söyleşiler gözleme dayalıdır. Siz de bir ara Söyleşiler yaptınız. Hangi konuda yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Benim yaptıklarım genellikle seçim dönemlerinde siyasilerle yapılmış söyleşilerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Yazmak isteyip de yazamadığınız bir köşe yazısı veya bir kitap türü var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bu tür yazı çok oldu. Ama Ülkem, bir İsviçre, bir Fransa ve bir İngiltere olmadığı için yayınlamaktan vazgeçtim. Baskıları ve sansürü biliyorsunuz. Bu konuda özgür değiliz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Gazetemiz Demeç dışında hangi gazetelerde köşe yazılarınız çıkmaktadır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Muğla Devrim Gazetesi, Fethiye Beş Kaza, Köyceğiz Gazetesi ve Milas Özgür Gazetesi’nde yazılarım çıkmaktadır. Ulusal basında Milliyet Blokta yazıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Gazete yazıları dışında başka hobileriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Balık avına giderim. Bahçe işlerini hobi olarak yapıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Basın camiasında başka bir göreviniz var mı? Ne tür bir çalışmanız oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Daha önce iki dönem Muğla Gazeteciler Cemiyetinde yönetici olarak çalıştım. 2000 yılından bu yana 15 yıldır, TRT Yatağan temsilcisiyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Bozüyük için ne düşünüyorsun? Kalkınması ve gelişmesi için neler yapılmalıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Güzel köyümü ve halkını çok seviyorum. Dizi filmler sonrası yeterli performansı gösteremedik. İlgi biraz dağılmış gibi görünüyor. Ancak 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi sırasında köye yaptırdığı cami, hamam, köprü ve hanın restorasyonu sürmektedir. Bir de Ilıca projesi o bölgeye yapılınca Bozüyük’ün şansının tekrar açılacağını düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Gelecekten beklentileriniz nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Ülkemizin gidişatını pek iyi görmüyorum. Suriye belki de 3.Dünya Savaşının patladığı yer olacak. Onun için ülkem ve gelecek kuşaklar adına kaygılıyım. O bölgenin enerji kaynakları, sonumuzu getirecek diye düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ülkemizde yazarların, çizerlerin ve sanatçıların haklarını yeterince alıp almadıkları konusunda ne düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Haklarını yeterince alamadıklarını düşünüyorum. Bir defa toplum olarak okumuyoruz. Telif hakkı bir işe yaramıyor ve tam olarak işlemiyor. Kitaba para vermek istemiyoruz. Lüzumsuz ve vücudumuza zararlı maddeleri para verip satın alırken bir veya iki sigara fiyatına kitap alıp okumuyoruz. Bu beni üzüyor. Umarım gelecekte tüm bunlar düzelir de yazarların yüzü güler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Sevgili Başyazarımız, bu güzel söyleşi için ve daha önce bu söyleşilerden dolayı yazdığın köşe yazısında övgü dolu sözler için çok teşekkür ederim. Gazetemiz Demeç’te, kendi evimizde bir aile sıcaklığı içerisinde, uzun yıllar, elimiz kalem tuttukça hep beraber daha güzel yazılarla okurlarımıza umarım faydalı oluruz. Işığın her daim bol olsun. Son olarak ne söylemek istersin?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-line-height-alt:
1.0pt"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;mso-ascii-theme-font:
major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">S.K: Bu tür söyleşiler, gazetelerimizde çok az yer almakta. Turgay Arkadaşım bu güzel çalışmanın devamını diler, sağlıklı bir yaşamla başarılar temenni ederim. Teşekkürler. Sağlığımız el verdikçe bilgi ve birikimimizi halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Bu işin birileri tarafından yapılması gerekiyor. Bu bir bayrak yarışıdır. Yeni yetişen gençlere bu bayrağı zamanında teslim etmek için sabırsızlanıyorum. Tüm okurlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım. Hoşça kalınız…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Dec 2015 08:36:43 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/kalemi_guclu_guldururken_dusunduren_mizah_yazarimiz_sakin_kosar_h7589.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege ve Muğla türkülerini söyleyen Leyneli TRT Ses Sanatçısı Mustafa Özcan</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ege-ve-mugla-turkulerini-soyleyen-leyneli-trt-ses-sanatcisi-mustafa-ozcan-7582</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ege-ve-mugla-turkulerini-soyleyen-leyneli-trt-ses-sanatcisi-mustafa-ozcan-7582</guid>
                <description><![CDATA[Yöre türkülerinden derlemeleri de olan sanatçı, Ege müziğinin kendi karakteristik yapısı içerisinde tanıtılarak yaşatılması gerektiğini söyleşi sırasında dile getirdi. Mustafa Özcan Beyi daha önce ilçemize konser için geldiğinde dinlemiştim. Ama tanışmıyorduk. Erkan Demirel ve Mehmet Topçuoğlu sayesinde tanıştık. Söyleşi için ses sanatçısı Mustafa Özcan Beyle, TRT İzmir Müdürlüğü’nün binasında buluştuk. Sohbet bitimi söyleşiye geçtik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Mustafa Özcan: 25. 11. 1961 tarihinde Leyne’de (Turgut) doğdum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Baba tarafım Hacıdeliler sülalesinden olup babamın adı, Muhsin Özcan’dır. Annem İfaket Hanım, Karahacılar sülalesindendir. Ablam Nahide Hanım ve oğlan kardeşim, Güngör’le üç kardeşiz.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Göksel Ersoy, Mehmet Benli, Alaattin Uçar, Tevfik Yalı, Muammer Erkan, Bülent Kaya, Alaattin Demirel ve Erdem Mert çocukluk ve okul arkadaşlarımdı. Saklambaç, birdir bir, Yakartop , çelik çomak ve bilye oyunları oynardık.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: İlkokulu Turgut İlkokulunda okudum. İlk Öğretmenim Fatma Görgülü, aynı zamanda Başöğretmenimdi. İkinci sınıfta İzzet Keskin, 4 ve 5 te Coşkun Aktaş, vekil öğretmenimdi.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Rahmetli İzzet Öğretmenim beni şarkı söyletirdi. Şarkı söylememi teşvik ederdi. Müzik yeteneğimizin ve şarkı söylememizin farkına varmamıza yardımcı oldu. Ruhu şad olsun.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Turgut Ortaokulunda okudum. Sadettin Yalçın Bey, Müdürümüzdü. Ders Öğretmenlerim vekil olan Ata Tezbaşaran ve M.Ali Demirtaş öğretmenimi hatırlıyorum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Muğla Ticaret Lisesinde okudum. Bahattin Uyar Müdürümüzdü. Mehmet Eraslan Hocamız, yönettiği okul halk oyunları gurubuna müzisyen olarak girmemi ve yine bizim halk müziğine yönelmeme neden olan öğretmenimdi.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: 9. Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Müzik bölümünde okudum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: İzmir Orduevinde tamamladım. Çoğunlukla sahne aldım. Şarkı söyledim. Orduevi Solistiydim.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: İlk evvela şunu söyleyeyim; TRT sınavları öncesi Coşkun Aktaş Öğretmenimin mandolin çalması ve müziğe olan ilgisini bildiğimden kendisinden mandolinle kulak eğitimi konusunda destek gördüm. Bu iyiliğini unutamam. Bu anlamda her zaman kendisine müteşekkirim. Askerden önce TRT’ ye girmiştim. Sonrası tekrar TRT ‘ye dönüş yaptım. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Politikayla uğraştınız mı? </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Hiç uğraşmadım. Bir vatandaş ve sanatçı duyarlılığıyla ülke gündemini basından takip ediyorum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Evlilik ne zaman oldu?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: 9. 2. 1994 Tarihinde İzmir’de Müzik Öğretmeni olan eşim Kudret Özcan Hanımla evlendik.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Çocuklarınız var mı? </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: İki kızım var. Büyük kızım Özge Özcan, 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul öncesi bölümü 3. Sınıfta okumaktadır. Küçük kızım Ekin Özcan, İlköğretim 7.sınıfı okuyor.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Daha çok işimizle meşgulüz. Sosyal olarak arkadaşlarımızla cemiyet ve derneklerde toplanarak müzik çalışmaları yaparız.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Tarih, Siyaset, Kişisel Gelişim ve Roman türü kitapları okumayı severim.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Mustafa Özcan kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: İdealist ve gerçekçi bir kişiliğim vardır. Yapmış olduğum işleri çok önemser ve en iyisini yapmaya çalışırım. Bu konuda titizimdir. İnsan ilişkilerinde daha çok tanıyarak ve bilerek adım atmaya dikkat ederim. Yerel, kültürel ve tarihsel değerlere önem veririm.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Bir müzik aleti çalıyor musunuz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Ana saz olarak halk çalgılarından Bağlama ve Kabak Kemaneyi çalıyorum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Kaç besteniz ve derlemeniz var?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Kayıt altına alınmış 2 tane beste denemem var. Yakılmış Halk Türkülerinin derlenmesi konusunda çalışmalarım oldu. Bunlardan bazıları; bizim yöremizden ‘’Sürmelim’’ türküsünün derleme, söz ve müzik düzenlemesi bana aittir. Bodrum yöresinden ‘’İliman Çalıları’’ türküsünün yazımı bana aittir. Balıkesir yöresinden Şükran Kip’ten derlediğimiz ‘’Edremit’in Gelini’’ isimli türküyü ben derledim. Memiş Günüç’ten ‘’Alaşarın Ortası’’ adlı türküyü derledim.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Şimdiye kadar kaç albüm çıkardınız?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: TRT de yapılan müzik kayıtları haricinde müzik piyasasına üç albüm yaptım. Birincisi, 1997 yılında ‘’Yaban Gülüm’’ adlı kaset, ikincisi 2009 yılında ‘’ TRT arşiv serisi’’ adlı CD ve yine 2010 yılında ‘’Ege Tadında--Edremit’in Gelini’’ isimli albümü çıkardım.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Katıldığım festivallerden ve konserlerden çok sayıda plaketim ve ödüllerim var.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: En sevdiğiniz türkü?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Her dönem farklı türküler okuduğumuz için her dönemin favori türküleri değişkenlik gösterebiliyor. Ayırım yapmak istemiyorum. Sürmelim, Edremit’in Gelini ve Alaşar’ın Ortası bende izi olan türkülerdir. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Müziğe olan ilginiz nasıl ortaya çıktı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Her müzisyende olduğu gibi doğuştan gelen müzik yeteneğimin ve şarkı, türkü söyleme içgüdüsünün okul yıllarında küçük denemelerle dışa vuru mudur.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Tarz, tavır olarak Halk Müziği Sanatçısı olmak zor mu?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Her müziği dinleyerek ve çalışarak öğrenmeniz ve uygulamanız mümkündür. Ancak halk müziklerinde o yörede yaşamışlık, oradaki halk dilini kullanmış ve duymuş olmak çoğu zaman iyi bir halk müziğini icra etmek için zorunludur. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Halk müziği nedir? Halk müziği yeterince tanınıyor mu?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Halk müziği, toplumun halk tabanının ortak kültürel değerleriyle ürettiği halk yaşantısını anlatan bir müzik türüdür. Asıl amacı sanat üretmekten çok yaşanmış olayların (acı ve sevinç) doğaçlama yoluyla dışa vuru mudur? Halk arasında buna türkü yakımı da denir. Halk müziği yeterince tanınıyor. Çünkü zaten halk üretiyor.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Türkü dışında hangi tür müzik dinlersiniz? </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Türk Sanat Müziğini severim. Klasik Batı Müziği dinlerim.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Türk Halk müziğinde yeni eserler üretiliyor mu?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Üretiliyor. Dün ‘’Türkü Yakmak ‘’ denen olgunun bugünkü deyimi beste türkü olarak yapılmaktadır. Hatta giderek daha da artmaktadır. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Sanat hayatınıza başlayalı kaç yıl oldu?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Öğrencilik yıllarını saymazsak 32 yıldır türkü söylüyorum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Türkülerin gençlere sevdirilmesi ve daha fazla tercih edilmesi için ne gibi adımlar atılmalı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Bunun tek ögesi sorumlu yayın kuruluşlarının yayınlarında halk müziğini öne çıkartması ve kaliteli örneklerini yayınlamaları gerekir. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Başarılı bulduğunuz meslektaşlarınız kimlerdir? Örnek aldığınız sanatçılar da var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: TRT kökenli birçok sanatçı arkadaşımı başarılı bulurum. Faydalanmak anlamında eski sanatçı büyüklerimizden faydalandığımı söyleyebilirim. Ahmet Günday, Ümit Tokcan ve Tuğrul Şan’dan etkilendim. Bizler daha çok profesyonel sanatçılardan değil, yerel sanatçılardan ilham alırız. Bunlar kim mi derseniz? Her yörede farklı farklı olmak üzere Denizlili Talip Özkan, Ödemişli Kazım Alkar, Burdurlu Rıza Yağız, Orta Anadolu’da Muharrem Ertaş ve kendi yöremizden Nazmi Yükselen gibi örnekler verebiliriz.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Gelecekte ne gibi bir projeniz var?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Bizim her daim yeni üretim amaçlı projelerimiz vardır. Bunlar olgunlaştığında dinleyicilerimizle paylaşmak üzere müzik piyasasına sunarız. Ya da TRT ‘deki yayınlarımızla bunları paylaşırız.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Türk Halk Müziği söylemek sizin için ne ifade ediyor?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Ben türkü söylediğim için kendimi şanslı hissederim. Neden derseniz; Halk şiirinin en yalın, en arı halinin türkülerle işlendiğini gördüm. Bunu bir başka müzik türü üzerinde göremezsiniz, bulamazsınız. Size Ressam-- Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun güzel bir şiiri ile yanıt verebilirim: </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">‘’Ah bu türküler</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Türkülerimiz</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Ana sütü gibi candan </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Ana sütü gibi temiz</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Köyümüz , köylümüz, memleketimiz .(….)</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Şairim </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Ayak seslerinden tanırım</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Ne zaman bir köy türküsü duysam </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">Şairliğimden utanırım.’’</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Çok güzel bir şiir. Daha çok hangi yörelerin türkülerini söylemeye tercih ediyorsunuz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Başta Muğla ve havalisi olmak üzere genel olarak Ege ve Teke yöresi türkülerini söylemekteyim. İkinci olarak ta Orta Anadolu türkülerini de sesime ve tavrıma yatkınlığı nedeniyle söylemekteyim. Ancak bir TRT Sanatçısı olarak ta türkü ayrımı yapmadığımı ifade etmek isterim.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Halk Müziği sanatçısı olarak bugüne kadar yaptığınız çalışmalarla kendi yörenizi yeterince anlattığınızı düşünüyor musunuz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Kısmen anlatabildim. Çünkü sanatçının yaptığını dinleyicileriyle paylaşması her zaman kendi elinde değil. Medyada ne kadar çok yer alırsanız o kadar çok tanıtma şansınız artıyor. Ya da yöredeki etkinliklere katılımınız buna ayrı bir katkı sağlıyor.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Solistlik dışında TRT’de başka bir göreviniz var mı?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Solistlik dışında TRT’de koro şefliği yapıyorum.</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Lagina’nın (Turgut) tanıtımı için ne yapılmalıdır?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Ben bir yayıncı olarak en iyi tanıtım ve anlatımın görsel medya yoluyla yapılabileceğine inanıyorum. Dolayısıyla bir takım maddi harcamalarla medyayı Leynemize (Lagina—Hekate Tapınağı) çekebilmek için çalışılmalıdır. Ve bu konuda bilgi ve deneyimimi paylaşmaya hazırım. Yardımcı olurum. Burada Yerel Yönetimlerin ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün öncü olmaları gerekir. </span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">T.M: Mustafa Bey, Yöremizin Halk türkülerini halkımıza tanıttığın ve sevdirdiğin için bir hemşeri olarak seninle gurur duyuyoruz. Emeğine ve sesine sağlık…Başarıların daim olsun. Ayrıca bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?</span></div>
<div><span style="font-size:
10.0pt;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;">M.Ö: Ben her şeyden önce yapmış olduğum mesleği yöremden almış olduğum kültüre borçluyum. Yöresel zenginliğim bana sanat anlamında zenginlik katmakta olup ve kendimi bu konuda Muğla İlinin Yatağan—Turgutlu bir ferdi olarak sahip olduğum değerlerden dolayı şanslı hissettiğimi söylemeliyim. Bu yapılan söyleşi için yine Yatağan’ın bir değeri olan Turgay Mutlu Kardeşimin emeğini ve ta yanıma kadar gelip zaman ayırması benim açımdan da kıymet verir bir davranış. Bu nedenle teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisine Muğlalı olmaktan her zaman gurur duyduğumu tekrar belirtir, bütün hemşerilerime sonsuz sevgi ve saygılarımı sunarım.</span></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Dec 2015 09:22:27 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ege_ve_mugla_turkulerini_soyleyen_leyneli_trt_ses_sanatcisi_mustafa_ozcan_h7582.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karya Uygarlığını ortaya çıkaran Arkeolog Prof. Dr. Bilal Söğüt</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/karya-uygarligini-ortaya-cikaran-arkeolog-prof-dr-bilal-sogut-7562</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/karya-uygarligini-ortaya-cikaran-arkeolog-prof-dr-bilal-sogut-7562</guid>
                <description><![CDATA[Sevgili Hocam ve kazı ekibini, Gladyatörlerin kenti olarak da bilinen Stratonikiea’yı (Eskihisar), gün yüzüne çıkardıkları için ne denli teşekkür etsek azdır. Büyük bir özveriyle, titizlikle ve emekle günlerce, aylarca ve yıllarca çalışarak büyük bir antik kenti ortaya çıkardılar. Eskihisar Köyü, Eşim İnci Hanımın doğduğu, büyüdüğü köy olduğu için kazı çalışmalarını yerinde görerek izliyoruz. Bilal Söğüt Hocam, aynı zamanda damadım Avukat Tayfun Uysal Bey’le Mersin—Silifke ‘den hemşeri olup, köyleri yan yana olan Narlıkuyu—Kızılisalı köyündendir. Bilal Hocamızın doğduğu, büyüdüğü köyün çevresi Obruklar, Astım mağarası, Cennet –Cehennem Mağarası, Kız Kalesi, Uzuncaburç, Olba ve Kilikya gibi Uygarlıklara ev sahipliği yapmış antik birçok kentlerle, örenlerle doludur. Eski köyde (Eskihisar) Gladyatör mezarları ve antik eserler şimdiden kentin girişinde sergilenmeye başladı. Gelin Hocamızı daha yakından tanıyalım: ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">Bilal Söğüt: 18 Mart 1967 tarihinde Mersin--Silifke İlçesi-Eski Kızılisalı Köyü’nde doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir ?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Baba tarafıma Omarlı Sülalesi derler. Ana tarafım Gırıtlı diye bilinir. Kavaklı mahallesindendir. Tam bir Yörük Çocuğuyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Pelit oyunu oynardık. Çıngırak, çelik—çomak, üçtaş, beştaş, dokuztaş ve saklambaç oynardık. Ağaç dallarından teker ve araba yapardık. İlkbaharda ağaçlar yaş iken düdük yapardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Kızılisalı Köyünde okudum. Vahit Pozan, hem öğretmenimiz hem de müdürümüzdü. Benim hayatıma yön veren bir öğretmendi. Herkes matematikten korkarken beni sevdiren bir kişidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Ortaokulu Erdemli İlçesinde Çeşmeli Beldesinde okudum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Mersin Ticaret Lisesi’nde okudum. Bestami Bakır adlı Öğretmenimiz Muhasebe derslerimize girerdi. Muhasebeyi Bestami Öğretmenim sayesinde çok sevdim. Muhasebeci olarak Mersin’de Mali Müşavirlik bürosunda 2 yıl boyunca çalıştığım için Üniversiteye gitmedim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Konya—Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünde okudum. İlk birinci sınıfın yazında kendi memleketim Silifke’de kazıya katıldım. Bundan sonraki yıllarda her yıl kazı ve araştırmalara katıldım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Doktorayı bitirdikten sonra kısa dönem olarak 8 ay Kütahya’da başlayıp, Kayseri’de Havacı olarak tamamladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Askerden önce Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra un-şeker satan bir toptancıda çalıştım. Yüksek lisans döneminde tezimi çalışırken Tıp Fakültesinde geçici işçi olarak çalıştım. Sonra uzman olarak üniversiteye başladım. Askere gittim. Gelince Pamukkale Üniversitesinde Öğretim Üyesi olarak çalışmaya başladım. Ama her sene kazı çalışmalarına devam ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Politikayla doğrudan hiç uğraşmadım. Ama ülke siyasetini basın aracılığıyla takip ediyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Askerden önce 1 Mayıs 1997 tarihinde eşim Neşe Hanımla, Narlıkuyu—Cennet Cehennem’de düğünümüz oldu. Köy düğününü tüm akrabalarımızla yaptık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Çocuklarınız var mı? Hangi okulda okuyorlar?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Ayşe Yaren ve Yağmur adında iki kızım var. Ayşe Yaren PEV Koleji Fen Fakültesi’nde, küçük kızım Yağmur, PEV İlkokulunda 4. Sınıfta okuyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Kış ayları çoğunlukla Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde, yaz aylarında Stratonikiea ‘da (Eskihisar) kazı ve araştırma çalışmalarına katılıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seviyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Mesleki kitapları düzenli olarak okurum. Tarihi romanları seviyorum. Kültürel yazıları severim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Bilal Söğüt kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Her şeyden önce bir babayım. Eşim ve çocuklarımla her fırsatta vakit geçirmeyi severim. İşini seven bir öğretim üyesiyim. Stratonikiea kazı, restorasyon ve araştırma çalışmalarından büyük zevk alan birisiyim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Bugüne kadar kaç kitap ve makale yazdınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Yazdığım ve editörlüğünü yaptığım 5’ten fazla kitabım var. Bilimsel ve aktüel yüzden fazla makalem var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Karyalılar kimdir? Karya neresidir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Karyalılar bu bölgenin ismi bilinen en eski insanlarıdır. M.Ö 2000li yıllardan itibaren yaşayan uygarlıktır. Küçük topluluklar halinde yaşamışlardır. Dilleri Karca’dır. Ege Bölgesinde Büyük Menderesle, Dalaman Çayı arasında yaşamışlardır. Coğrafi olarak iç bölgede Afrodiassia’ya kadar gidiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Buradan kaç Uygarlık gelip geçmiştir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Bu bölgede yaklaşık 10 bin yıldır insanların yaşadıklarını biliyoruz. Karyalılar’dan önce burada yaşayanlar vardı. Karyalılar’dan sonra Klasik Helenistlik, Roma, Bizans, Türk Beylikleri (Menteşe, Osmanlı )ve Cumhuriyet dönemi bu topraklarda yaşamıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Stratonikiea’da kazılar daha ne kadar devam edecek?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Şimdi bu hızla devam ederse yaklaşık 400 yıl daha devam eder.Çünkü kazacak çok yer var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Stratonikiea’dan Lagina’ya giden kutsal yol tamamen ortaya çıktı mı, bulundu mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Daha önce bu yol bulundu, kömür havzasında kaldı. Ama Bağcılar—Turgut arası duruyor. Bu yol kenarında Börkçü, Beybağ ve Emirler yerleşim yerleri görülebiliyor. Bunlardan sadece Börkçü mevkisi kazıldı. Diğer kalıntılar duruyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Arkeoloji nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Arkeoloji, Eski kültür ve uygarlıklara ait kalıntıların günümüz insanlarının anlayabileceği şekilde yorumlanmasıdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Stratonikiea’dan çıkan önemli eserler nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Buradan çıkan her eserin ayrı bir önemi var. Buranın diğer kazı alanlarından farkı, farklı dönemlere ait eserlerin hepsinin bir arada görülebilmesidir. Örneğin Stratonikiea’da gezen insan zaman tünelindeymiş gibi kenti dolaşır. Antik dönemin en büyük Gimnasyumu (Gymnasium) buradadır. 105x267 metre ölçülerinde olup, öğrencilerin hem bedeni hem de fikri eğitim (tarih ve felsefe gibi) aldıkları yerdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Ülkemizdeki ve dünyadaki Arkeoloji çalışmaları hakkında bize bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Son zamanlarda ülkemizde yapılan çalışmalar çok iyi bir konumdadır. Ülkemizde yetişen Arkeologlar, örnek kazılar yapabilmektedir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Üniversite, diğer kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinden farklı ödüller aldım. Burada, ödüller arasında benim için en önemlilerinden birisi olan ve Avrupa Erasmus Koordinatörler Birliği tarafından 14 Mayıs 2015 tarihinde verilen ‘’ Erasmus Akademik Bakanı 2015’’ ödülü’nü söyleyebilirim. Bunlar her zaman benim için gurur verici olmuştur. Ancak bana olan güvenin karşılığını bulması için daha çok çalıştım. Ben her zaman ülkem ve ülkemin insanları için az da olsa bir şeyler yapmış olmaktan mutluluk duyuyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Ülkemizde kazılar ilk defa Osman Hamdi Bey döneminde mi başladı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Daha önce ülkemizde (Osmanlı Dönemi) yabancılar kazı yapıyordu. İlk defa Batı Anadolu’da ilk Türk kazısı Osman Hamdi Bey tarafından Lagina’da yapıldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Buradaki projeniz şu an hangi aşamadadır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Kazılarımız devam ediyor. Yaşayan bir Arkeoloji ve Tarih kenti kurmak istiyoruz. İnsanlar tüm tarihi devirleri görerek yaşamaları için düzenlemeler yapıyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Bugün için mevcut koruma kanunları, tarihi eserleri korumayı yeterli mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Yeterlidir. Eskisine göre şimdi çok iyi konumdayız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Bugün için Arkeologların yaşadıkları en büyük sıkıntı nedir Sizce?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: En büyük sıkıntımız yeterli istihdamın olmamasıdır. Birçok meslektaşımız işsizdir. Kendi mesleklerini yapamıyorlar. Başka dallara yöneliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Ülkemizdeki müzeler hakkında neler düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Ülkemizde yeteri kadar müze var, ancak belli alanlarda bölge müzeleri arttırılabilir. Özellikle antik kentlerin yakınında bölge müzeleri yaygınlaştırılması yararlı olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Öyleyse Yatağan’da neden bir Müze kurulmuyor? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Antik kentin yakınlarında bu müzeler kurulursa problem çözülür. Yatağan’da insanların yol kenarında bir sosyal tesiste mola verir gibi müzeleri gezebilmesi gerekir. Çünkü burada hem antik kent hem de Lagina gibi dini merkezler var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Burada ne tür bir fosil buldunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Stratonikiea yakınında bitki ve hayvanlara ait fosiller bulundu. Dinazor başta olmak üzere değişik hayvanlara ait fosiller bulunduğu için bu bölge, bu açıdan da çok zengin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Stratonikiea’nın tanınması için neler yapmalıyız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Buranın tanıtımı için hepimiz birlikte çalışmamız gerekir. Biz kazılar yapıyoruz, tanıtımı için halkın yakın ilgisinin daha çok artması için yol kenarlarına levhaların konulması, değişik broşürler ve ek kitapçıkları bastırılıp dağıtılabilir. Yerel idarelerin desteği ve sahiplenmesi çok önemlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Yerel Halktan ve idarecilerden beklentileriniz nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Buraya olan ilgilerinin daha çok artması, yapılan çalışmaları desteklemesi ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmalarını isterim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Arkeolog mesleğini gençlere önerir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Tarihi kültürü ve korumayı seven gençlere kesinlikle tavsiye ederim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">T.M: Bilal Bey, Sevgili Eşim İnci Hanım’ın doğup büyüdüğü antik, güzel Eskihisar köyünde sizinle tarihi bir yolculuğa çıkarak bu hoş söyleşiyi yaptık. Size ve ekibinizdeki tüm arkadaşlarınızı çok teşekkür ederim. Faydalı bilgiler ışığında ufkumuzu açtınız. Bölgemizin turizm açısından zenginliğini ve önemini anlattınız. Umarım yetkililer bu söyleşiden etkilenerek, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">Yatağan’a bir müze kurulması ve buranın daha iyi tanıtılması için çalışmalar yaparlar. Sizin ve ekipteki arkadaşlarınız çabalarını görüyoruz. Emeğinize değer işler yaptınız. Sağ olun. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;">B.S: Yatağan her şeydir. 3500 yıldır Yatağan bu bölgenin merkezi olmuştur. Ve gelecekte de olacaktır. Ve bu çevrede sahildeki turizmin iç bölgelere çekilmesinde tek güneş Yatağan’dır. Başka ışık aramaya gerek yoktur. Yatağan’ın güzel insanlarında bu potansiyel var. Onun için Yatağan’ı ve Yatağanlıları çok seviyorum. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Dec 2015 12:01:18 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/karya_uygarligini_ortaya_cikaran_arkeolog_prof_dr_bilal_sogut_h7562.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LAGİNALI (LEYNELİ) KARYA KIZI RESSAM ÜLKÜ CENGİZ TAŞKIN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/laginali-leyneli-karya-kizi-ressam-ulku-cengiz-taskin-7550</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/laginali-leyneli-karya-kizi-ressam-ulku-cengiz-taskin-7550</guid>
                <description><![CDATA[Ünlü ressam Abidin Dino, Çağdaş Türk resminin öncülerinden olup, tanınan bir sanatçımızdır. Yine dünyaca tanınan ünlü Şairimiz Nazım Hikmet, ressam Abidin Dino’ya, şiir vasıtası ile şöyle seslenmiştir: “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” Bu deyiş üzerine ülkemizde birçok kişi, mutluluğun resmi yapılır, yapılmaz, çizilir ve çizilmez tartışmasına girdi. Mutlu olmak herkesin hakkıdır. Bu soru, Leyneli hemşerimiz ressam Ülkü Hanıma sorulsaydı; eminim yaparım olurdu. Çünkü birçok eserini, çalışmasını, söyleşi esnasında Yaz ayları oturduğu Leyne ‘de (Turgut) ve Kış ayları oturduğu Muğla’daki evinde eşim İnci Hanımla beraber gördük. Çok güzel resimler, el işleri ve takılar yapmış. Hayran olmamak elde değil. Tüm bunları yaparken emeğine sevgi ve mutluluk katmış. Eşi Yılmaz Bey, Ülkü Hanımın en büyük destekçisi ve yardımcısı. Ülkü Hanımla, Sağ olsun Mimar Meral Oğuz sayesinde tanıştık. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ülkü Taşkın: 14.02.1955 Leyne doğumluyum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü. T: Babam tarafım, Kadir Çavuşlar’ın oğlu Lakabıyla bilinir. Adı, Demirci Mehmet’tir. Ana tarafım Şaleler Sülalesi diye anılır. Annemin ismi, Cevriye’dir. 5 kız kardeşiz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Çocukluğumda daha çok yaratıcılığa dayalı oyunlar oynardım. Örneğin; atık malzemelerden bebek ve giysilerini dikmek, takılarını yapmak, elime geçirdiğim naylon ve mukavva gibi malzemelerden ayakkabı ve terlik dikerek arkadaşlarıma giydirirdim. Çizgi oyununu severdim. Eski kilimlerden, çalıdan, çırpıdan ve ağaç dallarında ev yapar, evcilik oynardık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Leyne’de İlkokulu bitirdim. Yurdanur Karaöz Öğretmenimdi. Annem, babam eğitime çok önem verirdi. Babam 5 kızını okutmuş pek çok kız, erkek gencin okumasına da örnek—önayak olmuştur. Son derece inançlı aynı zamanda Cumhuriyeti çok iyi kavramış Atatürk’e tutku derecesinde hayran olan insanlardı. Eleştirel düşüncemi annemden almışım. Hepimiz okumayı, yazmayı bilerek ilkokula başlamışız İlk öğretmenimiz annemiz sayesinde.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Ablam Öğretmen olduğu için Ortaokulu 2 yıl Tunceli—Nazimiye ‘de okudum. Son yılımı da Aydın—Kuyucak’ta okudum. Nazimiye Ortaokulu 2. Sınıfta bir kompozisyon yarışmasında Türkiye birincisi olmuş, kazandığım parayla okula vestiyer yaptırmıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Nazilli ve Kuyucak’ta okudum. Ablam öğretmen olduğu için el üstünde tutulan bir kişiydim. Lise 1. Sınıfta yalnızca Geometri dersinden 4 ortalama üzerinden sınıfta kaldım. Sınıf tekrarı yaptım. O dönemde eğitimin ne denli zorlu bir iş olduğu anlatması açısından önemlidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Buca Eğitim Enstitüsü Resim—İş bölümü mezunuyum. Övünmek gibi olmasın ama okulu dereceyle bitirip öğretmen okuluna seçilmeme rağmen (siyasetle çok ilgilenmediğim için) bakanlık okuldan gönderilen listeyi sümen altı edip bizi saf dışı bıraktılar. Ve ben bileğimin hakkıyla Hakkâri Lisesi’ni çektim. 20 gün şoka girdim. Ama sonuçta Hakkâri’ye gidip çok mutlu bir şekilde görevimi yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Eşimle Hakkâri’de aynı okulda görev yapıyorduk. Evlenmemizin gerçekten enteresan bir öyküsü var ama sayfalara sığmaz. 12. 7. 1977 yılında Yılmaz Taşkın Beyle Leyne’de evlendik. Resim çalışmalarımın en büyük destekçisidir eşim. Sergilerin teknik tarafını o halleder. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınız var mı? Çocukların durumu ile neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Duygu ve Mehmet Cengiz isminde iki çocuğum var. Kızım Duygu, Diş Hekimi olup, Kayseri’de kendi kliniği var. Oğlum Cengiz, Eczacı olup, Erciyes Üniversitesi’nde Yüksek lisansını yapmaktadır. Aynı zamanda iyi bir müzisyen olup, gitaristtir. Kızımdan Nil ve Ada isminde iki torunum var. Onları çok seviyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Hiç uğraşmadım. Ama belli bir siyasi görüşüm var. Gündemi hararetle takip ediyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Her tür kitapları okumayı severim. Son yıllarda kişisel gelişim kitaplarını daha çok okuyorum. Ama Halil Cibran ve İhsan Oktay Anar’ın bende ayrı bir yeri vardır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Muğla’dan fırsat buldukça Leyne’ye giderek restore ettirdiğimiz Ana—Baba evimizde toprakla haşır neşir olup anılarımızı yaşıyoruz. 10 yaşında ayrıldığım için çok iyi tanıyamadığım köyümü yeniden keşfetmeye çalışıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkü Cengiz Taşkın kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Dünyanın en zor sorusu. Bir söz vardır ; ‘’ Kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz.’’ O derece irfan sahibiyim bilmiyorum ama kendimi tanımaya ve geliştirmeye çalışan bir kişiyim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Resim yaparken nelerden esinlenirsiniz, etkilenirsiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Bu konuda farklı bir tutum içindeyim galiba. Resim yapmadan önce çok fazla doküman karıştırmam. Bunun belli bir ölçüsü yok. O an beni ne etkiliyorsa onu çizer resim yaparım. Bazen şiirde yazarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Lagina ve Stratonikiea için bir çalışmanız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Ne yazık ki çalışmam olmadı ama düşüncelerimde daima Leyne var oldu. Yaşam sorumluluklarının beni bırakmasını Belediye Başkanı olmak isterdim. İzmir—Selçuk—Şirince’den daha güzel bir yer haline getirmeyi istemişimdir. Ama ne yazık ki bu konuda tren kaçmış durumda. Leyne’de ipekböcekçiliği geliştirmeyi çok isterdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç sergi açtınız? Kaç tablo çalışması yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: 70 ‘e yakın tablo çalışmam var. İlk sergimi Ula’da açtım. Daha sonra kişisel ve karma 6 sergim oldu. Resim çalışmalarımın yanında bazen coşup takı, dikiş gibi tasarımlarımda var. Muğla’da ilk takı sergisini açmıştım. Yöremin güzel, doğal çiçeklerinden esinlenerek derilerden yaptığım çalışmalarımda var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: İlk birincilik ödülümü, 1991 yılında ‘’Yunus Emre Sevgi Yılı ‘’ nedeniyle yapmış olduğum bir afişle Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan’ın elinden aldım. Çevre kirliliğiyle ilgili bir yarışmada Türkiye ikinciliğim var. Daha başka derecelerimde var. Çocuklarımla birlikte katıldığım ailecek ödülümüz var. Ailemizde benim dışımda da ödül alan biri var. En büyük ablam Güler Cengiz, 1998 yılında İş Bankası Kültür Yayınlarının bir yarışmasına katılmış, ‘’ Bir Işık Gerek’’ adlı Leyne’deki yaşantılardan esinlenmiş romanıyla ödül almıştır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkü Hanım resim yapma yeteneğinizi nasıl keşfettiniz? Eğitim aldınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: İlkokul ikinci sınıfta bir manzara resmi yapmıştım. O kadar çok beğenildi ve beğendim ki, teneffüste Annemle, Babamı göstermeye gittim. Derse geç kaldığım için kapıyı vurup içeriye giremediğimden oturup hüngür hüngür ağladım. O zaman böyle bir yeteneğimin olduğunu hissettim. Sonraki yıllarda resim eğitimi aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ressamlık nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Doğaya ve var olmaya sonsuz bir ilgi ve sevgidir. Sürekli farkındalık ve gözlem halinde oluştur ressamlık. Diğer pek çok sanat dalında olduğu gibi...<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi teknikle çalışıyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Mumlu Batik ağır basıyor. Pastel, sulu boya ve yağlı boya da çalışırım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Türkiye’de ve dünyada sizi etkileyen ressam veya ressamlar var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Gustav Klimt ve Burhan Uygur’a hayranım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sanatın evrenselliği hakkında görüşleriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Sanat tüm insanları birleştiren tüm farklılıkları yok eden en güçlü sevgi dillerinden biridir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: En beğendiğiniz resminiz hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: En beğendiğim resimlerim ne yazık ki elden çıkardıklarım. Mimar Tevfik Toprakçı’nın satın aldığı ‘’Özgürlük Düşü’’, Sadettin İstanbullu’nun aldığı ‘’Özlem’’, Eski Vali yardımcısı Ahmet Bey’e sattığım babamı anlatan ‘’Avcı’’ ve Muğla Arı Müzesine yaptığım Mitolojik temalı ‘’ Kadınlar ve Arılar ‘’ adlı eserlerimi beğenirim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni bir proje veya sergi var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Evet var. Yakın bir dönemde sevgili köyüm Lagina ve Hekate’yle ilgili bir sergi hazırlama fikri daima vardı. Onardığımız Ana—Baba evimizde bu ruhu yakalayıp gerçekleştirmeyi düşünüyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Mona Lisa sizce neden bu kadar abartılı? Işık ve gölge olarak çok konuşuluyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Mona Lisa, bir dünya mirasıdır, şaheseridir. Batı sanat ve kültürü çok önemsediği için tanıtmayı da iyi yapıyor. Ben abartı demeyeyim de sanatçının yetkinliği diyeyim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Beyninizdeki fotoğrafı yapamadığınız oldu mu hiç?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Uğraşıp, uğraşıp bozduğum ve vazgeçtiğim birkaç çalışmam olmuştur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hepimizin bildiği bir gerçek var. O da ressamların vefatından sonra eserlerinin kıymeti artıyor. Sizce yaşarken bu neden mümkün değil?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Çünkü sanat toplumdan daima birkaç adım önde gider. Genellikle bu yüzden sanatçının kıymeti sonradan anlaşılır. Bu da doğaldır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizde layıkıyla yapılmış ve hayranı olduğunuz bir sanat eseri var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Sanatçılarımız dünya sanatçılarından geri kalır değildir. Umarım bir gün bu konuyu halletmiş toplumlar düzeyinde bizde sanat anlayışı gelişir ve sanatla daha çok iç içe oluruz. Hayranı olduğum dünya çapında birçok sanatçımız vardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Leyne’de yaşamış dünyaca ünlü ressam Osman Hamdi ve eserleri hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Osman Hamdi’nin resmini yaptığı ‘’Kaplumbağa Terbiyecisi ‘’ en önemli eseridir. Bu resim, felsefi ve sembolik anlamlar içerir. Osman Hamdi’nin Leyne’ye gelip Lagina’da kazılar yapmış olması büyük bir kazançtır. Ancak bugün yeterince değerlendirilmediğini düşünüyorum. Keşke yetkililer bu konularda daha duyarlı olabilseler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sanatsal geçmişe dair bir anınızı bizle paylaşır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Arı Müzesi koleksiyonundaki resmimi evimin açık mutfak salonunda yapmıştım. Etrafa sıçrayan mumları ancak kazıyarak 6 ayda çıkarabildim. Bu çalışmam mumlu batik olduğu için etraf haliyle kirlenmişti. Altına bir de şiir yazmıştım: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">“M.S M.Ö<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Zaman tünelinde<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Belki<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Dünyanın her yerinde <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Anadolu beşiği<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ve de<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Uygar Ege’de<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Kadınlar arı, arılar tanrıça<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bereket hoşgörü<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bütünlük fısıldar bizlere<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Tanrıçalar yok olsa da<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Kadınlar arı da<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Arılar<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Tanrıça olmalı hala”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bu alana yönelen veya ilgi duyan gençlere önerileriniz neler olurdu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Hayatta estetik çok önemlidir. Resimde estetiği geliştiren bir sanat dalıdır. Estetikte hayatı kaliteli kılar. Bu açıdan gençlerin içlerinde en ufak bir kıpırtı varsa bu izi sürmelerini dilerim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkü Hanım Eşimle, ben sizinle ve eşiniz Yılmaz Beyle tanıştığımız ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz. Leyne’nin tanıtımını, gelecekte yeni çalışmalarınızla daha iyi yapacağınızı umuyoruz. Sizin gibi yetenekli bir sanatçıyla gurur duyuyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ü.T: Sizlerle tanıştığımız için ve bu söyleşiden eşim ve ben çok mutlu olduk. Umarım iletişimimiz devam eder. Leyne’yi ve halkının üretkenliğini, özgünlüğünü çok seviyorum. Ancak Leyne gibi köklü bir yerleşim yerinin kömür nedeniyle kaldırılma ihtimali beni üzmektedir. Umarım bu olmaz. Bana hediye verdiğin Hamdi Topçuoğlu Bey’e ait ‘’ Karya’dan İyonya’ya ‘’ adlı eserin önsözünü ağlayarak okudum. Çocukluğumda hissettiğim duyguları o kadar güzel anlatmış ki kalktım ve aşağıdaki şiiri yazdım:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">LAGİNA’YA TUTKU<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Neden bu tutkum<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Neden<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Çocukluğumdan beri ben<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Farklı hissettim bu toprakları<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Gün ışığını, insanları<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Lagina da<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Stratonikya’ya bakarken Dolunayda<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Binlerce yıl öncelerde duyumsadım kendimi hep<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Güldürdüm hatta kimilerini<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İnanmazca<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">‘’Dünyanın en güzel Dolunayı <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Lagina’dan izlenirmiş ‘’ söylencesiyle.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Tanışmış gibiyim Hekate’yle<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Topraktan çıkarıldığı An’a tanıklık etmem<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Nasıl bir rastlantı<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Veya Gizem…..<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bir bağ var, biliyorum<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İnsanlık kadar eski<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sevgi gibi kutsal<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Adını değiştirmeye ne gerek var<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yoğrulmuş zaten Lagina<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Geçmişin uzantısındaki sahiplerince<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Leyne olmuş<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Hatta İLEYNE<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Nasıl da coşkuluyum bu topraklara<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Çözemiyorum bazen<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Neden bu tutkum<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Neden?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Galiba birazcık<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Hekate’yim BEN…..<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">ÜLKÜ TAŞKIN<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Nov 2015 09:28:30 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/laginali_leyneli_karya_kizi_ressam_ulku_cengiz_taskin_h7550.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan’ın ve Ege’nin Zeytinyağını Dünyaya Tanıtan Eczacı Atilla Totoş</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-ve-egenin-zeytinyagini-dunyaya-tanitan-eczaci-atilla-totos-7541</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-ve-egenin-zeytinyagini-dunyaya-tanitan-eczaci-atilla-totos-7541</guid>
                <description><![CDATA[Muğla’nın ve Ege’nin zeytinini ve zeytinyağını ilk önce Ulusal alanda tanınmasını sağlayarak,  sonra bu çalışmalarını Uluslararası düzeye taşıyan Eczacı Atilla Totoş’un başarıları, Yatağan’da yaşayan biri olarak insana gurur veriyor. Kurduğu zeytinyağı fabrikasında soğuk sıkımla ürettiği birçok zeytinyağı türü,  Ulusal dallarda ve Uluslararası yarışmalarda Altın Madalyalar alarak göğsümüzü kabartmıştır. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">Milliyetçilik işte budur. Kuru kuruya Vatan, Millet ve Sakarya edebiyatıyla ve hamaset yapmakla olmuyor. Milliyetçilik üretmekle, emekle ve çalışmakla oluyor. Atilla Bey, </span><span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">&#160;</span><span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">bizleri bu yönüyle temsil ettiği içinde teşekkür ediyoruz. Bu başarısını gördüğüm ve takdir ettiğim için,</span><span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">&#160; </span><span style="font-family: Cambria, serif; font-size: 10pt;">ayrıca kendisini de Yatağanlı bir hemşerimiz olduğu içinde bu söyleşiyi yapma ihtiyacı hissettim. Güzel ve anlamlı bir söyleşi oldu.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Atilla Totoş: 17. 8. 1962 Tarihinde Etlik—Ankara doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Çember çevirirdik. Kuka (kiremit oyunu) oynardık. Akşamın alacası indiğinde saklambaç oynardık. Yarı karanlıkta saklambaç oynamanın tadı hiç bir yerde yok. 15 sene önce Dipsizde dostlarla piknik yaparken son alaca karanlık saklambacımızı çocuklarımızla birlikte oynadık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Ankara—Hıdırlıktepe İlkokulunda okudum. Nimet Kaya ve Cevat Kaya öğretmenimizdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Atıfbey Ortaokulunda okudum. Anarşi denilen yıkıcı faaliyetlerin ortaokula indiği zamanda ben Ortaokuldaydım. Acılı dönemlerin başlangıçlı yıllarında okumak bizim kuşak için azaptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Liseyi, &#160;bu hengame içerisinde Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesinde okudum. Lise üçüncü sınıftayken orta 3. Sınıfın ders kitaplarını anarşi yüzünden henüz bitiriyorduk.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Üniversite yılları hayatımın en zevkli okul yıllarıdır. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde okudum. Bir öğrencinin aynı sırayı paylaştığı insanlarla yaşayabileceği her şeyi o güne kadar saklamışım. Çok kıymetli dostlar, &#160;arkadaşlar edindim. Hayatımın en mutlu günlerini yaşadım. Bu sırada da Muğla damadı olma şansını yakaladım. Kızınız bir yıl boyunca beni, peşinden koşturttu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Bütün Sıhhiyeler gibi Samsun—Karatepe’de acemiliği attık üzerimizden. Oğlum henüz birkaç aylıkken ben askerdim. Annesi hadi Oğlum çağır Babayı çağır derken, &#160;İzmir’e kurayı çektik. Benim içinde askerlik bitmiş oldu. Karşıyaka’da Girne Bulvarına paralel Reşadiye Jandarma Dispanserinde eczacı olarak yaptım. Askerlik bu kadar zevkli olabilirdi. Ya eşim gelir ya da ben her hafta sonu Yatağan’a giderdim. Askerliğin hasret korkusu bize hiç uğramadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Askerden önce Bolu—Mudurnu Karaçomak Beldesinde ilk eczane tecrübemi yaşadım. 14 ayın ardından Yatağan—Turgut Beldesindeki eczanenin taşındığını haber aldık. Ve buraya eczanemi taşıdım. 1 yıl sonra askere gittim. Eşimde eczacı olduğu için iş hususunda bir sıkıntı yaşamadık. Askerden gelince de bir süre eczacılığı devam ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Politikayla uğraştınız mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Politikayla uğraşmadım. Ama ülkenin ve dünyanın siyasi gündemini perde arkasını görmeye çalışarak takip ediyorum. Eşimde de aynı bakış açısı vardır. Biz bu bakış açısını Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu üyelerinden Emekli Albay Emin Fidan Beyden aldık. Olayları kesinlikle anıyla değerlendirmedik. Osmanlı ve Cumhuriyet kurulurken de benzer olayları bugünkü olaylarla karşılaştırılarak inkılap tarihi okuduk. O yüzden aktif politikayı hiç düşünmedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: 11. 7. 1987 Tarihinde Ula’da ve Ankara’da iki ayrı düğün töreniyle Eşim Sabahat (Paralı) Totoş ile evlendik. Türkiye’nin en güzel şehri Muğla’da tam bir Yörük olan Hüseyin Paralı’nın kızıyla iyi ki evlenmişim çok mutluyum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Çocuklarınız var mı? Durumlarıyla ilgili ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: İrem İlker ve Erdem adında iki oğlum var. İrem İlker, &#160;İzmir Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği okuyor. Erdem, &#160;Muğla Teknoloji ve Kültür Kolejinde okuyor. Erdem’in başarısında Nevin Üstün Öğretmenimizin çok emeği vardır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Kitap okumayı çok seviyorum. Evde kendime ait kocaman bir kütüphanem var. Asla tek yönlü okumam. Zıt fikirleri aynı anda okumayı severim. Bu bana kendime ait orijinal fikri yapı sağlar. Araştırma, &#160;politika ve alternatif tarih severim. Romanı yorulduğumda dinlenmek için okurum. Turgut Özakman’ın kalın kitaplarını bir gecede veya iki gecede okumuştum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Atilla Totoş kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Aslında tipik bir Anadolu gencidir. Türküyü, &#160;şarkıyı seven, &#160;ana fikir olarak ta hayırlı işler peşinde koşmayı seven, &#160;toplumsal tansiyonu düşürecek ve güven ortamını sağlayabilecek her noktada var olmaya çalışan bir Türk askeridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinyağı fabrikası kurma fikri sizde ne zaman oluştu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: 2000 li yılların başında Türkiye’de yasaların değiştirilerek yabancılara toprak satışının mümkün hale geleceği söylenince hayata bakış açım değişti. Tarıma yatırım yapmayı, öncü olmayı ve toprağı kıymetlendirmeyi istedim. Büyük bir süt çiftliği kurmak istedim. Ancak burada zeytinyağının üvey evlat gibi görüldüğünü söyleyen başta Leyneli Ahmet Dalgıç olmak üzere birçok dosttan öneri ve rica geldi. Bunun üzerine zeytinyağı işletmesi kurmaya karar verdik. 2006 yılında kiralık bir yerde mekan açtık. Şimdiki kendi yerime 2008 yılında fabrika kurarak faaliyete geçtik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Organik zeytin nasıl yetiştirilir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Organik zeytin aslında bir sertifikasyon işidir. Aslında bizim bölgemiz, zeytinlerine gübre ve ilaç atılmadığından organiğe çok uygundur. Ancak yıl boyunca bunun izlenme şartı vardır. Yaprak ve toprak tahlilleri yapılmalıdır. Termik Santrali etki alanı dışında kalan bölgeler sertifika alabilirler. Bizim yöremizin dağ zeytinlerinin tamamı natüreldir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinyağının Dünyadaki ve Ülkemizdeki yeri nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Zeytinyağı meyveden elde edilen tek sıvı yağı olduğundan giderek kıymeti artmaktadır. Yaklaşık olarak 200 milyon ton bitkisel yağ üretimi vardır. Bunun yalnızca 3 milyon tonu zeytinyağıdır. Bir yılda herkese zeytinyağı eşit şekilde dağıtılsa bir kişinin zeytinyağı hakkı 450 gramdır. Tarım Bakanlığı desteğiyle yapılan dikimlerle Türkiye, dünya ikinciliğine adaydır. Pazarlama konusunda çok çalışmamız gerekiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Piyasada o kadar çok zeytinyağı üreticisi var ki, siz nasıl bir marka olmayı planlıyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Eşim ve ben her ayın ikinci Cumartesi günü İzmir’de gurme eğitimi almaktayız. Böylece farklı lezzete sahip zeytinyağları üretiyoruz. Market rafları için ucuz zeytinyağı üretmeyi düşünmüyorum. Bizim lezzeti tadan bir daha bırakamaz. Zeytinyağımız kendi kendine reklamını yapıyor. Kaliteli zeytinyağı üretiyoruz. Markamız konusunda iddialıyız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinyağı saklama kapasiteniz kaç ton? Bunları nasıl saklayıp, şişeleyip ve satıyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: 50 Ton stoklama yapabiliriz. Bunun 22 tonu soğuk hava deposundadır. 250 cc den 5000 cc ye kadar dolum yapıyoruz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: 3 Yıldır Uluslararası yarışmalarda ödüller alıyorum. 3 yılda 8 ödülümüz var. 2013 yılında Türkiye ve Japonya’da gümüş, &#160;2014 yılında yine Türkiye ve Japonya’da Altın madalya aldık. 2015 Yılında Türkiye, &#160;Amerika ve İtalya’da Altın madalya aldık. Japonya’da gümüş aldık. Ancak Japonların yazısı özür diler gibiydi. 2014—2015 yılında bir yıllığına Tübitak—Tüsside bünyesinde TC GTHB na kümelenme konusunda teknik danışmanlık yaptım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Natural zeytinyağının sağlıktaki önemini bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: İngiltere’de iki bilim adamının dünyadaki tıp fakültelerinde yapılmış çalışmaları topladığı ( Zeytin ve zeytinyağının şifa gücü) adlı kitap 1600 sayfadır. Bu demektir ki doğru işlenmiş zeytinyağı birçok hastalığa iyi gelir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinde bu sene rekolte nasıl?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: 3 Yıldır rekolte zayıf. İklim şartları ve çiftçinin özen gösterememesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinden kaç çeşit mamul, ürün ortaya çıkıyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Sadece bir fikir verme açısından şunu söyleyebilirim. İzmir’de bir firma otuzun üzerinde zeytinyağlı kozmetik ürün yapmaktadır. Ayrıca birçok krem tarzı ilacın içine zeytinyağı konulmakta.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Eski taş değirmenle ezme usulü zeytinyağı çıkarılırdı. Şimdi modern yöntemle fabrikalarda üretim yapılıyor. Sizce hangisi sağlıklı? Neden?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Eskiden ayakyağı da vardı. Köyün en şişman kadını ( tabi o zaman çizme yok) çıplak ayakla zeytini ezerdi. Zeytin ezilirken (oleuropein—oleochantal) açığa çıkan şifalı maddeler o bayanın ayağındaki tüm hastalıkları iyileştirirdi. O yüzden köyün en sağlıklı ayakları o şişman kadında olurdu. Bilim ışığında gelişen yeni teknoloji kıymetsiz ise son model arabalar yerine At alın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytincilik geleceği olan bir yatırım mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Türk toplumunun beslenme zincirinde olan her türlü natürel gıdanın geleceği vardır. Geleceği karartan rekabetçi ürün yapıyorum diyerek hile yapanlardır. Namuslu çalışanların geleceğini bunlar karartır. Bu bakımdan zeytincilik iyi bir yatırımdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Kontini sistem hakkında bilgi verir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Kontini, &#160;kesintisiz ürün işleme anlamına gelir. Ancak bugünkü teknolojiyle ve Tarım Bakanlığı desteğiyle ulaşılan noktada kontini sistem, &#160;kusursuz zeytinyağı üretmenin en sağlam yoludur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Zeytinyağı fabrikası kurmak isteyenlere devletimiz destek veriyor mu? Teşvik ediyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Sıfırdan zeytinyağı fabrikası kurma desteğini artık devlet vermiyor. Ancak modernizasyon ve kapasite artırımı gibi konularda destek veriyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: En iyi yağlık zeytin hangi tür zeytindir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Türkiye’de Gemlik çeşidi hariç doğru işlenmesi halinde tüm zeytin çeşitleri mükemmel zeytinyağı verir. Bölgeye adapte olmuş çeşit tercih edilmelidir. Bizim bölgenin Ata—Dede zeytini en uygun olanıdır. Gemlik dünyanın en iyi sofralık zeytininin yapıldığı çeşittir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Sizin yaptığınız soğuk sıkma işlemini anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Soğuk sıkım tekniğinde asıl amaç, &#160;yüksek kaliteli gıda üretmektir. Aydın ve Muğla illeri Memecik Bölgesi diye anılır. Sektörde bu bölgenin adı, rafinasyonluk kötü yağ üreten bölgeydi. Biz soğuk sıkım ve doğru duyusal analiz teknikleriyle Türkiye’nin en iyi yağlarının buradan çıkabileceğini gösterdik. Müşterime şunu söylüyorum; ‘’ Bakırda sarı, &#160;altında sarı boynuna hangisini asarsın.’’<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Tarım Ülkesi olduğumuz halde kişi başı zeytinyağı tüketimi düşük. Bunun artması için ne yapılmalıdır? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Çok can yakıcı bir soru bu. Sağlık desteği sunduğu için herkes zeytinyağı yemeye çalışıyor. Ancak çuvala girmiş kokmuş zeytinlerden çıkartılan yağlar, &#160;elbette ki lezzet yönünden olumsuzluk taşır. Bu da tüketici şikâyetlerine yol açmakta. Rafine edilmiş yağların kötü olmayan lezzetine karşı zeytinyağını zayıf düşürür. Bizim üretimimizden haberdar olan hiç kimse başka zeytinyağı bile yemiyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Zeytin için teşvik veriyor mu? Katkı sağlıyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: GEKA bölgesel kalkınmaya destek verdiği için örnek kuruluşları vitrine taşıyarak gelişmeyi <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">Sağlamaya çalışıyor. Yeni üretim tesis kuruluşuna destek vermiyor. Kurulumu tamamlanmış işletmelerin Ulusal ve Uluslararası tanınmasını destek vermeyi sürdürüyor. Bizde bu kapsamda Muğla, &#160;Aydın ve Denizli’deki zeytinyağı üreticilerinin temsilcisi olarak Moskova 2015 Expo Fuarına GEKA desteğiyle katıldık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">T.M: Atilla Bey, &#160;İlçemizin adını ürettiğiniz zeytinyağı markalarıyla, &#160;aldığınız ödüllerle ve başarılı çalışmalarınızla Ulusal ve Uluslararası alanda tanıtıyorsunuz. Ayrıca Yatağan ekonomisine de katkı sağlıyorsunuz. Gelecekte birçok başarıya imza atacağınızı inanıyorum. Zeytinin anavatanının Muğla olduğunu da ispat edeceğinizi ve bu konuda elinizde verilerin olduğunu da biliyorum. Kolay gelsin. Ayrıca Zeytin ve zeytinyağı konusunda bu bölgenin tanıtımı için büyük emek harcıyorsunuz. Sizi kutluyorum. Söyleşi içinde teşekkür ederim. Son sözünüzü alalım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt;font-family:&quot;Cambria&quot;,&quot;serif&quot;;
mso-ascii-theme-font:major-latin;mso-hansi-theme-font:major-latin">A.T: Bu inceliği gösterdiğiniz için ben size teşekkür etmek istiyorum. Bir işin yapılması önemlidir. Ancak takdir edilmesi ondan daha önemlidir. İşi yaşatan ticaret kadar takdir görmesidir. Ben bu açıdan da tekrar sizi teşekkür ediyorum. Muğla’yı, Yatağan’ı ve halkını çok seviyorum. Faydam oluyorsa bundan mutluluk duyarım. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım. Son söz olarak ta Profesör Doktor Yahya Laleli’nin çok kullandığı bir sözle kapatmak istiyorum; ‘’Ne yer iseniz O’sunuz.’’<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Nov 2015 09:11:05 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_ve_egenin_zeytinyagini_dunyaya_tanitan_eczaci_atilla_totos_h7541.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Muğla Sevdalısı Hemşehrimiz Mimar Meral Oğuz </title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/bir-mugla-sevdalisi-hemsehrimiz-mimar-meral-oguz--7518</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/bir-mugla-sevdalisi-hemsehrimiz-mimar-meral-oguz--7518</guid>
                <description><![CDATA[Her meslekte olduğu gibi mimarlık da sevgi ve emek ister. İşinizi severek yaparsanız başaramayacağız proje ve tasarım yoktur. Meral Hanım, yaptığı çalışmalarla birçok projeye imza atmış ve emek vermiştir. İlçemizdeki Hacı Ömerler Evinde ve Sarnıç’ta emeği vardır. Eskiyi yeni haline getirmek, tıpa tıp zor olsa da Meral Hanım bu işi lâyıkıyla yaptığı için başarıyor. Yaptığı, restore ettiği birçok eseri yerinde gezdim ve gördüm. Başarısından dolayı kutluyorum. Muğla’mızın kültürünü iyi bildiği ve iyi tanıdığı için de verimli çalışmalar yapıyor. Üstelik Tabakhane Semtinden eski bir Muğla evi alıp yenileyerek eski Muğla kültürünü hem yaşıyor hem de yaşatıyor. Ailesi, anne ve baba tarafı, İlçemize bağlı Leyne (Turgut) Kasabasından olup, halen daha yaşamlarını burada sürdürüyorlar. Hemşerimiz Meral Hanımla, sevgili arkadaşım Sadettin Özbek sayesinde tanıştık. Sağ olsun. Sıcak, mütevazı ve işini çok seven birisi olduğu izlenimini edindim. Bir dost, bir kardeş kazandım. Onun tecrübesi ve bilgi birikiminden Muğlalıların yararlanmasını isterim. Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım: 
Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Meral Oğuz:</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">&#160;24.08.1973 tarihinde babamın o sırada görev yaptığı Doğubeyazıt’ta doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Hem annemin hem de babamın sülalesi Yatağan ilçesine bağlı Leyne’lidir. Annem Mülkiye (Ergül) tarafı Girit’ten gelme olup “Bahçıvanlar” lakabıyla bilinir. Babam Selahattin Oğuz tarafı Denizli Tavas’tan gelme olup Çulhallar (Çulha Aliler) lakabıyla bilinirler. Annemin babası Belediye eski çavuşlarından Mehmet Ergül olup Yatağan Muğla yolundaki köyün girişindeki top çamları kendi elleriyle dikmiştir. 3 kız kardeşin en küçüğüyüm. Ablalarım Sibel Aydın ve Emel Şahin’dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Bayramlarda, şubat ve yaz tatillerinde Leyne’ye geldiğimizde şehir dışından gelen kuzenler ve aşağı mahallede oturan ananemlerin evi civarındaki komşularımızın çocukları ile çeşitli oyunlar oynardık. Meyve ağaçlarının tepeleri ve köyümüzün meşhur su arıkları en büyük oyun alanlarımızdı. Saklambaç ve yakalanbaç gibi oyunlar oynardık. Büyüklerimizin deyimiyle ve her çocuk gibi “şerlenmeyi” çok severdik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: İlkokulu İzmir Balçova’da Orhangazi ilkokulunda okudum. İlk öğretmenim Bedri Erenoğlu idi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Balçova Ortaokulunda okudum. Okulun masatenisi takımındaydım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Liseyi nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Liseyi İzmir İnönü lisesinde okudum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık fakültesinde Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerimi tamamladım ve iş hayatına İstanbul’da başladım. Sözgelimi Nişantaşı’ndaki küçük bir mimarlık atölyesinden Sabancı Holding bünyesindeki İnşaat Dairesi gibi son derece kurumsal yapılar içinde çeşitli kademelerde çalıştım. Yüksek Lisansımı yaparken aileme ekonomik olarak yük olmamak adına hem çalışıp hem de eğitimime devam ettim. O dönemlerde mesai dışında ayrıca geceleri, yarışmacı ekiplerin içinde bulunmak bir tutkuydu ve mesleki gelişimime katkısı olan unsurlardan biriydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Politikayla uğraştınız mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Politikaya hiç girmedim. Şuana kadar hiçbir parti üyeliğim yok. Her partiden yerel yönetime eşit mesafede olmak ve böylece Çekül Vakfı Muğla Temsilciliği görevimi layıkıyla yürütebilmek kaygısıyla da siyasetler üstü konumda kalmayı tercih ettim. Ancak yerel ve ulusal ölçekte ülke siyasetinden de uzak değilim. “Ülkesini seven” insanlar arasında şu veya bu şekilde ayrımcılık gözetmeyen, her türlü politik görüşe saygılıyım. Gelecekte ve gerekirse elini taşın altına koymak amacıyla uygun koşullar oluştuğunda siyasette aktif rol almayı da düşünebilirim. Tarihi kent merkezlerinin rehabilitasyonu benim öncelikli çalışma alanım. Zaten yüksek lisans eğitimim de bu yönde. Bu nedenledir ki Tarihi ve Doğal sitlerden yana zengin kentimiz söz konusu olduğunda işin mutfağında yeterince çalışmış biri olarak karar verici konumda olmak da isterim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: 2003 yılında Elektrik Elektronik Mühendisi Eşim İsmail Kemal Bol ile evlendik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Çocuklarınız var mı? İsimleri nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Evliliğimizden 2 oğlumuz oldu. Eşim ve ben Akyaka’da Deli Memed rüzgârıyla dans ederken (rüzgar sörfü yaparken) denizde tanıştık. Deniz tutkumuzun bir yansıması olarak oğullarımızın adı da Ada ve Deniz’dir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Eski Muğla Kültürünü yaşatmak adına ve kendimiz de bu kültürü yaşamayı sevdiğimizden Tabakhane bölgesinde eski bir Muğla Evini satın alarak restore ettik. 5 yıldır orada yaşıyoruz. İstanbul’daki yaşantımın aksine evden işe yürüyerek 2,5 dakikada Arastanın içinden geçerek ve “Çaputlaan Gög İneg gibi” oraya tosa, buraya tosa, eşrafla selamlaşa halleşe evden işe gitmek büyük keyif. Evimizde ve mahallemizde eski tipik Muğla yaşantısını tüm gelenek ve görenekleri ile bugün de yaşıyoruz. Çocuklarımızla yatay apartman diye tabir ettiğim çıkmaz sokağımızda bu yaşantıyı sürmek Muğla’da yaşamaya dair en büyük sevincimizdir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Daha çok mesleki gelişimimle ve kişisel gelişimle ilgili kitaplar okumayı tercih ediyorum. Bunun yanı sıra roman okumayı da çok seviyorum. Bu aralar daha çok İhsan Oktay Anar’ın ve Amin Maalouf’un romanlarını okumayı seviyorum. İkisinin de ortak yanının güçlü tarih bilgisine dayanan hikâyeler üzerinde çalışmaları olması beni cezbediyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Meral Oğuz kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Meral Oğuz kimdir? Sorusunu sorduğunuzda hemen aklıma “babamın kızıyım” demek geldi nedense… Tabi ki anneciğim buna alınmasın ama iş hayatıma en çok katkısı olan kişilik özelliklerimin, babamın eğitim hayatımız boyunca ilkokuldan başlayarak yoğun ilgi ve takibi ve bizleri kendi ayakları üzerinde duran güçlü bireyler olarak yetiştirmesiyle gerçekleştiğini söyleyebilirim. Kendimi mesleği ile fazlaca özdeşleşmiş bir kimse olarak görüyorum. Öyle ki eş ve anne olup, önceliklerim konusundaki ezberim bozulduğunda demek böyle de bir hayat varmış diyebilmiş, kariyer de yaparım çocuk da sözünün çok da kolay olmadığını anlamıştım. Hem kendi işinin patronu düzeyinde mimar olmak, hem de eş ve anne olmanın keyfini yaşayabilmenin iyi bir eş seçimine bağlı olabildiğini ve bu bakımdan da şanslı olduğumu söyleyebilirim. Keza bir projeye odaklandığımda 3 ila 9 gün dünyadan kopabildiğim ve ofiste gecelediğim de az değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Çekül’ün ilkeleriyle ,felsefesiyle ne zaman tanıştınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Çekül Vakfı ile Üniversitede okurken henüz kurulduğu sıralarda ve Y. Mimar Oktay Ekinci’nin Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanlığını yaptığı sırada tanıştım. Mimarlar Odası ile Çekül o dönem “Kamu, yerel, Sivil, Özel” birlikteliğini ön planda tutan birçok projeyi birlikte yürütmüştü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Mimarlık felsefenizi özetler misiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: İnsan odaklı mimarlık felsefesine sahibim. Örneğin bir tarihi çarşının sağlıklaştırılmasından söz ediliyorsa maalesef daha çok fiziki yapının sağlıklaştırılması gerçekleştiriliyor. Oysa asıl önemli olan o tarihi çarşının (Arasta’nın) insan malzemesini yaşatmaksa eğer, Ahilik geleneğinden gelen ruhu önceleyen sosyal projeler üzerinde çalışılması bana daha cazip geliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Sizin için Mimarlık ne ifade ediyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Birçok insan için mesleği para kazanma aracıdır. Ancak mesleğim Mimarlık benim yaşam biçimimdir. Dolayısıyla hobisinden para kazanan şanlı insanlardan biri olduğumu düşünüyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Ülkemizdeki Mimarlık Eğitimi konusunda neler söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Mimarlık, insan yaşamı için hayati önem arz eden ve insan yaşamını doğrudan etkileyen meslekler listesinde yer almaktadır. Bu açıdan tıp alanı insan yaşamı için ne kadar önemliyse mimarlık da bir o kadar önemli. Doğru tasarlanmamış mekânlarda yaşamak zaman içerisinde insanları hasta eden bir durumdur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Şimdiye kadar Muğla’da kaç projeye imza attınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Muğla’daki ofisimiz Asar Mimarlık olarak kuruluşumuz olan 2001 yılından itibaren ağırlıklı olarak il genelinde Koruma Alanlarında olmak üzere ve birkaç tanesi Türkiye çapında olmak üzere 140 projeye imza attık. Bunların arasında Kamuya hizmet veren projelerimizi oldukça önemsiyoruz. Gelecek kuşakların geçmişten referans alma haklarının korunması adına önemsiyoruz. Muğla merkezde Özbekler Evi, Belediye Kültür Evi (Şerefler Evi) Hacıkadı evi, İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şube binası (Hancılar Evi), Muğla Valiliği Şahidi Kültür Merkezi (Şeyhler Evi), Muğla Üniversitesi Çift Cumbalı Kültür Evi (Bağlamacılar Evi), Koca Mustafa Efendi Kütüphanesi, Atatürk İlkokulu Kız Meslek lisesi kamusal anlamda emek verdiğimiz proje ve uygulamalardan bazılarıdır. Milas’ta Baltalı Kapı ve çevresi ile Hacıilyas Meydanı ve Çevresi sokak Sağlıklaştırma projeleri, Mimarlar Odası Milas Temsilciliği (Körpezler Evi) binası restorasyon uygulaması, Yatağan Bölgesinde Hacı Ömerler Evi, Ata Sarnıcı, Bozüyük’te Kanuni Dönemine işaretlenen, Cami, Han ve Köprü restorasyonu projeleri, Kavaklıdere bölgesinde Feyzullah Ağa ve Kamil Ağa Konakları, Hasan Dede türbesi ve Karahaliller mezarlığı restorasyonları, Datça, Bodrum ve Fethiye’de kiliseler, Selimiye’de Hamam restorasyonu gibi sanat tarihine konu olan hemen her yapı türünden çeşitli örnekleri ilimiz genelinde ve ekibimizle yürüttük.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Oktay Ekinci ile nasıl tanıştınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Muğla’ya gelişim Y. Mimar Oktay Ekinci’nin önerisi ile olmuştur. Şu anki Büyükşehir Belediyemiz başkanı Osman Gürün 1999 seçimlerinde ilk kez Muğla Belediye başkanı seçildiğinde o zamanki rakiplerinin aksine “Sit Alanını koruyarak yaşatacağız” söylemi ile seçilince, Oktay Bey kendisine beni ekibine almasını önermiştir. Bunun üzerine 1999-2001 yılları arasında, bir nevi kısmen bugünkü KUDEB oluşumu gibi işlev gören Muğla Belediyesi Koruma Alanları bürosu sorumlusu olarak hizmet verdim. Aynı zamanda Muğla Kent Meclisi<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">sekreterliğini ve Yerel Gündem 21 Projesi genel sekreterliğini yürüttüm. Oktay Bey ile öğrenciliğim sırasında “Uygarlıkların izinde ülkemiz üniversitemiz” sloganıyla kurulan ve Anadolu çapında Mesleki ve bilimsel çalışmalar yapan “Galata Gönüllü Çalışma Grubu” vesilesiyle tanışmıştım.Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube bünyesindeki grubumuzun 1993 yazında Muğla Saburhane Bölgesi ve Fethiye Kayaköy çalışmalarına katılmıştım. Bu sırada Muğlalı olduğumu öğrenen ve eşi Fıstıkların Zehra Ekinci (Mimar) vesilesiyle Muğla Sevdalısı olan Oktay Ekinci, bu sevdasına beni de ortak etti diyebilirim…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Nail Çakırhan ve Halet Çambel ile nasıl tanıştınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Nail Çakırhan ve Halet Çambel’i tanımak Muğla’ya gelişimle ilgili olarak mesleki ve kişisel gelişimim adına en büyük kazanımlarımdan biridir diyebilirim. Muğla Belediyesi Özbekler Evi rölöve, restitüsyon ve restorasyon proje çalışmalarını Nail Çakırhan ve Prof. Dr. Alirıza Özbek danışmanlığında yürütmüş olmak bana, Muğla’da benden önce nice meslek büyüklerimin yanı sıra alaylı Mimar Nail Çakırhan’ın elinden su içen son mimar olma özelliğini de sağlamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Son dönemdeki projeniz neydi? Gelecekte hayata geçirmek istediğiniz projeler neler?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Aslında proje dediğiniz şey bitmeyen bir süreçtir. Büromuzda birçok proje aynı anda yürüyor ama en son bitirdiklerimizden biri Muğla Valiliği Şahidi Kültür Merkezi projesidir. Bu proje Şahidi Camii restorasyonundan ayrı bir proje, Camilerin restorasyonlarına Vakıflar Genel Müdürlüğü bakıyor. Kültür Merkezi olarak işlev görecek sivil Mimarlık örneği konut yapısı Şahidi Camii ile aynı senaryonun parçalarıdır. Eski eserler söz konusu olduğunda her projenin bizim için ayrı bir yeri ve öğretisi var. Bu proje ile Muğla’da Mevleviliğin ve Mevlevilik felsefesinin izlerini sürmek oldukça heyecan vericiydi. Restitüsyon (eskiden nasıldı projesi) raporları Koruma Kurulu arşivindedir. Projelerimizin sadece restitüsyon raporları, ilgili araştırmacılar için iyi birer kaynaktır aynı zamanda. Milas Belediyesine hizmet verdiğimiz ve geçtiğimiz günlerde Tarihi Kentler Birliğinden ödül alan Sokak Sağlıklaştırma projelerimizin hayata geçmesini istiyorum. Bu konuda Milas Belediyesi ile Muğla Valiliği arasındaki prezantasyona yönelik görüşmeler devam ediyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Genç Mimarlara ne tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Çok yönlü olmalarını tavsiye ederim. Fotoğraf, resim, heykel gibi görsel sanat dalları ile de ilgilenmelerini, sosyoloji, felsefe ve tarih okumaları yapmalarını tavsiye ederim. Bol bol mesleki konferans, kongre, fuar ve sergileri takip etmelerini ve henüz eğitimleri bitmeden aynı zamanda iş hayatında gerekli olabilecek her türlü donanımı boş vakitlerinde kazanmaya çalışmalarını öneririm.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Mimarlık dışında ilgi duyduğunuz başka alanlar var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Yazmayı seviyorum. Yazın alanıyla ilgileniyorum. Mimarlık ve yaşam kültürü üzerine yazılarım var. Muğla Ticaret Odası ve Muğla Valiliği Kültür Turizm Dergilerinde yazılarım yayınlandı. Katrancı Evleri ile ilgili yazılarım çıktı. Ara sıra sempozyumlara da bilimsel makalelerimle katıldığım oluyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Sizce başarılı mimari projelerin olmazsa olmazları nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Ölçek… İnsan ölçeği ve kent ölçeğini gözetmeleri, disiplinler arası çalışma sonucu elde edilmiş olmaları, bütüncül yaklaşımlar içermeleridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Mimarlık kültürel bir miras mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Elbet mirastır. Bizim mesleğimiz temelde usta çırak ilişkisine dayanır. Onun için mimarlık kültürü ve yapı sanatı da kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiye dayanması bakımından bir mirastır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Yapmak istediğiniz ya da yapılmasını gerekli gördüğünüz bir projeniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Fethiye Kayaköyü’nün uzun yıllardır sonuçlanmayan Koruma planı sorunları nedeniyle plansız ve mevcut doku ile uyumsuz kaçak yapılaşmaya teslim olması ve bu bakımdan Kültürel kimliğini önemli ölçüde yitiriyor olmasına kahroluyorum. Buranın Koruma Kullanma dengesini gözeten Kültür öncelikli bir rehabilitasyona tabi tutulması, mesleki anlamda en büyük hayalim ve dileğimdir. Şu ana kadar Kültür Bakanlığı aslında bana göre içerik olarak olumlu, ancak işleyiş olarak kaygı verici bir şartname hazırlamak suretiyle bir girişimde bulundu. Ancak henüz bir sonuç yok. Yani “ekonomik rant” bir amaç olmamalı, doğru kurgulanmış bir projenin “sonucu” olmalı. Eğer herhangi bir işi doğru düzgün yapıyorsanız para da kazanırsınız zaten… Yapılabilecekleri görmek (hissetmek) ama yapılmadığını ve tam tersi olduğunu görmek biz farkındalığı yüksek meslek insanları için çok üzücü oluyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Sizce başarılı Mimar kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Yaptığı projelerin yıllar sonra da işlemeye devam ettiğini kullanıcıların içinde sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdüklerini, kendilerini tanımlı ve ait hissettiklerini gören bir mimar başarılı bir mimar demektir. Ancak kimi zaman yapı sahiplerinin (işverenlerimizin) ekonomik kaygıları ve imar yönetmelikleri veya mimari boyutu planlanmadan yapılmış imar planları, mimar olarak bizlerin<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">de hayal gücünü sınırlandırabiliyor. Bunların etkisi daha çok orta ve uzun vadede ortaya çıkıyor…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Yeni proje çizip yapmak mı kolay, yoksa eskiyi restore ederek yenilemek mi kolay?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Bildiğin iş en kolay iştir sözünden yola çıkarsak ve bizim ofis olarak diğer meslektaşlarımıza zor gibi görünen Koruma projeleri üzerinde çalıştığımızı düşünürsek, bizim için zor diye bir şey yok, tecrübe edilmeyen konular olabiliyor. Örneğin daha önce hiç çalışmadığımız bir konuda iş yapacaksak mutlaka uzman danışman desteği alıyoruz. Mesela Marmaris kale müzesinin teşhir tanzimini yenilerken bir müzecilik uzmanı ile çalışmıştık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Çok zevk alarak çalıştığınız projeniz hangisidir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: İnşaat mühendisleri odası Muğla Şubesi ve Mimarlar Odası Milas temsilciliği binası restorasyonları, meslektaşlarımdan oluşan yönetim kurullarının müşterimiz konumunda olmaları nedeniyle çok keyif alarak yaptığımız uygulamalardandır. Her mimarın bir tarza yatkınlığı vardır ama her zaman müşteriniz sizden yatkın olduğunuz tarzda yapı yapmanızı istemeyebilir, ama bu örneklerde en azından aynı dili konuşuyor olabilmek işi kolaylaştırmış ve keyifli hale getirmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Sizce sağlıklı bir bina, bir yapı nasıl olmalıdır? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Her türlü ihtiyacının kendi kendine yetecek şekilde kendi bünyesinde çözüldüğü yapılar. Şimdilerde bunlara çeşitli isimler ve kategorilerine göre sertifikalar veriliyor mesela…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Bir Mimar olarak Belediye Başkanlarına ne tür önerilerde bulunursunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Bir belediye başkanı, iyi bir lider, iyi bir yönetici konumunda olmalı, bir yönüyle halktan biri diğer yönüyle de gerektiğinde sınırlarını doğru çizebilen, yaşam biçimiyle ve sosyalitesiyle örnek alınan bir model olmalıdır bence. Belediye başkanları genellikle teknik insanlar değillerdir, olmak zorunda da değillerdir. Bu nedenle farklı disiplinlerden, bilgili, tecrübeli ve eğitimli, toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tutacak güvenilir danışmanları olmalı, ekibini iyi seçmeli ve seçtiği ekibe de güven duymalıdırlar. Her şeyi kontrol etme ve bildiğini sanma eğiliminden uzak durmalı ancak kontrolü de tamamen elden bırakmamalıdırlar. Ekipte motivasyon ve sinerjiyi ön planda tutmalıdır. Unutmamalıdır ki birbirini sevmeyen insanlar ekip olamazlar…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">&#160;</span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">&#160;Mimarlık ve şehircilik konusunda yereldeki bir takım dinamiklerden hareketle ve oy kaygısı ile değil uzun vadede iş görecek planlamalarla hareket edilmelidir. İyi bir plan farklı disiplinlerden insanların bir arada çalışması ve mimari ölçeğin de taslak olarak çalışılmış ve gözetilmiş olması ile olur. Kimi zaman bir mimari projeyi ele aldığımızda maksadına uygun bir tasarım yapamadığımızla karşılaşmamalıyız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Leyne( Lagina—Hekate Tapınağı) ,Eskihisar ( Stratonikeia) ile ilgili projeleriniz var mı? Gelecekte neler yapılabilir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Turgut benim çocukluğumda çok daha şirin bir beldeydi sanki… Ya da çocukluk her zaman farklı duygular uyandırır ya insanda. Turgut’un bir belde belediyesi olarak kalmasını ve kendi kendinin değerlerinin ve çevresi ile birlikte potansiyellerinin -ki buna Stratonikeia yerleşimi ve civar köyleri de dâhil- farkında olarak yerinden yönetilmesini çok isterdim. Termik santralin olumsuz etkileri öncesinde çocukluğumda çay kıyısındaki ovada yediğimiz kafam büyüklüğündeki şeftalilerin tadını halen hatırlarım. Bölgenin tarımsal potansiyeli, arkeolojik ve jeolojik potansiyeli bu zamana kadar çok daha iyi yönetilebilirdi diye düşünüyorum tabi. Şimdi teker teker köyler taşınıyor. Ben 2006 yılında buranın dünya üzerindeki Pagan nüfusu için önemli bir turizm potansiyeli oluşturacağını düşündüğümden ve babamın köyün gençleri adına kurduğu hayalleri belki ilerde gerçekleştirebilirim düşüncesi ile Lagina ve Hekate isimlerini doğal ürünler, yeme içme konaklama vb. birçok alanda tescil ettirerek satın almıştım. Hayalim annem ya da babam gibi ortaokuldan sonra köyümüzden kopan gençlerin tekrar köye dönmeleri için bir potansiyel yaratacak işleri kurmak ve özellikle zeytinyağı konusunda marka olmaktı… Annemin dayısı Girit kökenlidir ve İtalyanlara fabrika kurmuş insandır rahmetli. Yakın zamana kadar bölgede işleyen tek taş değirmen de büyük dayımıza aitti. Ancak bölgenin geleceği belirsiz. Toprağın altındaki mücadelede kömürün mü yoksa arkeoloji ve tarımın mı galip geleceğini zaman içinde göreceğiz… Kimbilir belki tanrıca Hekate tüm olan bitenleri izliyordur…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">T.M: Meral Hanım sizinle tanıştığım için çok memnun oldum. Bize çok faydalı bilgiler verdiniz. Sizin gibi vizyon sahibi kişilerin olması İlimiz ve İlçemiz adına bir şanstır. Gelecekte daha birçok projeye imza atmanızı ve Leyne’de yapacağınız yatırımlar için başarılar dilerim. Ayrıca bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size: 10pt;">M.O: Asıl ben teşekkür ederim. Tüm okurlara ve Muğla halkına sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Nov 2015 08:54:34 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/bir_mugla_sevdalisi_hemsehrimiz_mimar_meral_oguz_h7518.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla tarihine damgasını vuran siyasetçi Tarım Bakanı İlyas Karaöz</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/mugla-tarihine-damgasini-vuran-siyasetci-tarim-bakani-ilyas-karaoz-7501</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/mugla-tarihine-damgasini-vuran-siyasetci-tarim-bakani-ilyas-karaoz-7501</guid>
                <description><![CDATA[Muğla Tarihi ve Cumhuriyetin 50. Yılında Muğla Milli Eğitiminde Gelişmeler ve Yüksek Öğretim Çalışmaları adlı kitabı yayınlanan eski Tarım Bakanı İlyas Karaöz, kayınvalidem Serpil Çağıran’ın öz dayısıdır. Kendisini iyi tanıdığım için söyleşi yapmam, biraz daha kolay oldu. İlerlemiş yaşına rağmen (93 yaşında) maşallah hafızası yerinde olup, Ülke gündemini çok iyi takip ediyor. Daha önce çıkardığı bu kitabın tanıtımını köşemde yapmıştım. Söyleşiyi, Yaşar Ertop Arkadaşımın işlettiği Çamlıkta 3 ay önce yaptık. İlyas Bey, Çamlık Restoranını ve parkını çok sevdi, beğendi. Yatağan’ın şimdiki halini ise pek hoş bulmadı ve eleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İlyas Karaöz: Yatağan ilçesine bağlı Hisarardı Köyü’nde 6 Haziran 1922 tarihinde doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Baba tarafım İmamlar olarak tanınır. Sonradan soy ismimizden dolayı Karaözler olarak toplumda yer almıştır. 6 Erkek 1 kız olmak üzere 7 kardeştik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi köyünüzde ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Sek sek dedikleri kayrak taş oyunu ve çelik—çomak oynardık. Güreş yapardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: İlkokulu Turgut İlkokulunda 5 sene okudum. Adem Dönmez, Öğretmenimdi. Fehmi Bey, Öğretmenimdi. Ali Ulvi Bey Müdürümdü. O dönem de Müdür denilmezdi. Baş Öğretmen denilirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: İlkokuldan itibaren okumaya merak sardım. Öğretmenlerimiz piyesler düzenlerdi. Bu suretle toplumla ilişkilerini kaybetmezlerdi. Benim ilk rol aldığım piyes, Yarım Osman’dı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Ortaokulu Muğla’da okudum. Ortaokulu kayıt olmak için Turgut’tan Muğla’ya yaya olarak gittim. O zaman 12 yaşında idim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Lise 1. Sınıfını Denizli’de okudum. Devamını İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde okudum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Haydarpaşa Lisesinden mezun oldum, Üniversite imtihanlarına girdim ve İktisat Fakültesi sınavını kazandım. Tahsilimi burada devam etmekteyken İzmir’de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulunun açıldığını basından ve İzmirli arkadaşlarımdan öğrendim. Yaptığım araştırma sonucu İzmir’de okumaya karar verdim. Çünkü gerek ekonomik açıdan gerekse sosyal yönden benim için İzmir’de okumak avantajlı idi. 1949 yılında mezun oldum. Bankacılık ve Ticaret Bölümünü bitirdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği ne zaman ve nerede yaptınız? Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Erzurum’da Uzun Ahmet Köyünde 17. Piyade Alayında yedek subay olarak yaptım. Askerlik hizmetimi yaparken terhisime yakın bir tarihte bir işe tayinim hususunda Başbakanlık dahil, bütün bakanlıklara ve genel müdürlüklere başvurdum. Hiç birinden olumlu cevap alamadım. Ancak Çalışma Bakanlığından aldığım yazılı bir cevapla yakın bir tarihte bakanlıklarınca açılacak iş müfettişi yardımcısı sınavına girmem tavsiye ediliyordu. Daha sonra bu sınavı girdim ve kazandım. Ve Sivas Bölge Çalışma Müdürlüğüne tayin edildim. Burada çalışırken sevk ve idare, Sanayide iş emniyeti konularında bilgi ve görgümü arttırmak maksadıyla 1958 yılında bakanlıkça ABD ye gönderildim. Ve burada gerekli mesleki çalışmaları yaptım. Amerika’ya gitmezden önce lisan kursuna tabi tutuldum ve İngilizcemi ilerlettim. Yüksek tahsilimi yaptıktan sonra askerlik hizmeti için bir hayli bekledim. Çünkü kadrolar dolu olduğu için yedek subay okulunu talebe almıyorlardı. Bununda sebebi yasalardan kaynaklanıyordu. Çünkü bütün Lise mezunları askerlik hizmetlerini ifa etmek için askerlik şubelerine başvuruyordu. Aydın’da bölge çalışma müdürü olarak çalışmaktayken aynı görevle Gaziantep Bölge Çalışma Müdürlüğüne tayin edildim. Burada bir müddet çalıştıktan sonra istifa ederek Aydın’a döndüm. Maksadım politikaya atılmaktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikaya ne zaman başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Aydın’a dönünce hızlı bir şekilde başladım. Cumartesi ve Pazar günleri Aydına çok yakın bir vilayet olan kendi memleketim Muğla’ya giderek ilçeleri, bucakları ve köylerini dolaşarak, kendimi tanıtmak ve siyasi dostluklar kurmak için çalışıyordum.1965 Yılında yapılan milletvekilliği seçimlerinde genel seçimlerinde Adalet Partisi’nden Muğla Milletvekili adayı oldum. Aslında siyasi çalışmalara geç başlamıştım. Koca seçimi 2 aya sığdırmaya çalıştım. Zaman yetmedi. Gidemediğim yerler oldu. Neticede seçimi kaybettim. Fakat 6 ay sonra 1966 Haziran ayında yapılan kısmi Senato seçimini iştirak ettim. Gerek ön seçimi gerekse genel seçimi kazandım. Muğla Senatörü oldum. Ve Senatoda iki sene müddetle Muğlamızı temsil ettim. Aslında siyasete atıldığımda 1946 yılında Demokrat Parti’nin kuruluşuyla başladım. Abim Hasan Karaöz, Demokrat Parti’nin Turgut Belde Başkanlığını yaptı. Abimden etkilenerek partinin tüzüğünü ve programını öğrendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Kendi köyümde öğretmen vekilliği yaptığım dönemde kayınpederim Mehmet Esat Mantaroğlu Bey, bizim köyde öğretmenlik yapıyordu. Oradan tanışıklığımız vardı. Aile dostuyduk. 1955 Yılının Nisan ayında Muğla’da eşim Reyhan Hanımla evlendim. Aydın ve Esat adında iki oğlumuz oldu. İkisi de Ankara Koleji mezunudur. İngilizce lisan bilirler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Genel Kültürle ilgili kitaplar okurum. Tarihi ve mesleki türü kitaplarda okurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: 1950 Yılında tek partili dönemden çok partili döneme geçiş iyimi oldu? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Bence hayırlı olmuştur. Köylü yetiştirdiği ürünü pazara getirmeye başladı. Traktörler ve tarım araçları köylerde hizmete girdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Siyasete girdiğinizde Demokrat Partinin başında kim vardı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Ben siyasete 1950 yılında Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle başladım. Başında Adnan Menderes vardı. Ama bu siyasi partiye olan ilgim ve görüşüm hiçbir zaman devlet hizmetlerine karıştırmadım. Devlet memurluğu hayatım boyunca siyaseti devlet hizmetlerini karıştırmadım. Kanun ve nizamlara göre görevimi yapmışımdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Muğla’ya yaptığınız hizmetleri anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Yatağan’da Yem ve Süt Sanayi Fabrikalarının kurulması, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin kurulmasının temelini oluşturan Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu’nun kuruluşu, Ortaokullar, içme suları, yol ve köprü yapımında hizmetlerim vardır. Bugün Muğla Üniversitesine bağlı Yüksekokullar, Meslek Yüksekokulları, Enstitüler dâhil olmak üzere 32500 Öğrenci okumaktadır. Bu sayının Muğla ekonomisinin gelişmesindeki katkısı unutulmasın. Biz fiili olarak siyasetten ayrılmış olsak da Muğla ve Türkiye için çalışmalarımız devam edecektir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Termik Santralinin kurulması aşamasında Santralin yeri sizce uygun muydu? Sizin rolünüz nedir? Pişman mısınız? Daha yüksek, havadar bir yere yapılması gerekmez miydi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Bir Sanayi ve iktisadi işletmenin kuruluş yeri ve sahası gelişi güzel seçilmez. İktisadi işletmenin kurulması için yer tayini teknik ve ekonomik bir konu olup, yetkililerce gerekli incelemelerden geçilerek tayin ve tespit edilir. Bunun aksini düşünmek bence doğru değildir. Devlet Planlama Teşkilatını kurmuşuz, planlanan memleket kaynaklarını harekete geçirmek için gerekli tesislerin memleketin ihtiyacına göre yapılmıştır. AP gurubunda İlçemizde bulunan Linyit madenlerinin değerlendirilmesi için konuşma yaptım. Demirel, bizim haklı olduğumuzu ifade etti ve çalışma yapılması için ilgililere talimat vereceğini söyledi. Ülkemizin enerji ihtiyacı vardı. Bunda bir nebze faydam olduysa bununla gurur duyarım. Yerinin kurulması tayin ve tespiti konusunda benim bir tavsiyem olmamıştır. Daha yüksek bir yerde olsa iyi olurdu. Maksat, memleket kaynaklarının harekete geçirilmesi ve işletilmesidir. MTA araştırması sonucu linyit yataklarının çok zengin olduğunu tespit ettiler. 1978 yılında Santral kuruldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlyas Bey, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana yapılan tüm fabrikalar ve yatırımlar, Özal’la başlayan özelleştirme adı altında satıldı. Devlet yatırımları sizin dönem dâhil heba oldu gitti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Özelleştirmenin mana ve maksadı kurulmuş bulunan iktisadi teşebbüslerinin heba edilmesi değil, daha verimli bir şekilde çalıştırılması ve maksadına uygun olması gerekirdi. Yem ve Süt Kurumu heba edildi. Oysa bu tesisler iyi çalışıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Gönlüm, özelleştirme mutlak şartsa bu iki tesisi Yatağanlı ve Muğlalıların almasını isterdi. Ama şartlar imkân vermediği için bu tesisler başkaları tarafından satın alınmıştır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlyas Bey, sizin döneminizde hiç suçu olmayan, Vatansever ve Tam Bağımsız Türkiye sevdalısı Deniz Gezmiş ve arkadaşları asıldı. Vicdanen rahat mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: O zamanın şartları şimdiki gibi değildi. Başımızda asker vardı. Meclise ve partimize yapılan baskıların yanı sıra toplumunda baskısı üzerimizdeydi. Ne yapabilirdik bu durumda. Yasalarda bizi zorladı. İnsanların bu şekilde öldürülmesi hataydı ama bizimle beraber seksene yakın CHP’li milletvekili de mecliste asılmaları için el kaldırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği için bir kaygınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Temennim, Türkiye’de çok partili siyasi hayatın ve partili temsili siyasetin devamından yanadır. Kaybedecek günümüz yoktur. En kısa zamanda demokratik usul ve kaidelere göre hükümetin kurulması ve faaliyete geçmesidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlyas Bey, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Ömrünüz uzun olsun. Son olarak hemşerilerinize, sevenlerinize ve okurlarımıza ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">İ.K: Bu topraklarda doğduğum, büyüdüğüm ve hizmet ettiğim için onur duyuyorum. Tüm dostlara, akrabalarıma, sevenlerime ve okurlarına sevgi ve selamlarımı sunarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sen bir Vatansever olarak memleket meselelerine kafa yoruyorsun. Okuyorsun, yazıyorsun ve ADD’ye hizmet ediyorsun. Kutluyorum. Netice olarak Türkiye’nin kalkınması için el birliğiyle çalışmamız icap ettiği kanaatindeyim. Türkiye’ye maddi ve manevi hiçbir faydası olmayacak konularla meşgul olmak bence, zaman israfından başka bir şey değildir. Atatürk’ün dediği gibi ‘’Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’’ prensibimizdir. Muğla köyüyle, kentiyle her güzel şeye layık bir Vilayetimizdir. Bu güzel kentte, bütün hemşerilerimizin sulh, sükûn ve sağlık içinde yaşamasını diliyorum. Hoşça kalın... <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Nov 2015 09:42:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/mugla_tarihine_damgasini_vuran_siyasetci_tarim_bakani_ilyas_karaoz_h7501.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARKEOLOJİ’NİN KALBİ OLAN MİTOLOJİYİ ŞİİRE ÇEVİREN BİLGE Prof. Dr. ŞADAN GÖKOVALI</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/arkeolojinin-kalbi-olan-mitolojiyi-siire-ceviren-bilge-prof-dr-sadan-gokovali-7481</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/arkeolojinin-kalbi-olan-mitolojiyi-siire-ceviren-bilge-prof-dr-sadan-gokovali-7481</guid>
                <description><![CDATA[Muğlamızın ulu dağları vardır. Toroslar bölgemizden başlar. Göktepe, Gökbel, Aksivri, Kıran, Marçal ve Sandras dağları Muğla’mızın tacı olup, her biri ayrı ayrı güzellikleri olan ulu dağlardır. Bu yörenin Çocuğu, Kültür elçimiz Profesör Doktor Şadan Gökovalı, dağlarımızdan etkilenerek bir güzelleme yazar. Adı, Dağlar Kanatlıydı Eskiden. Bulutların çok yoğun olduğu bir günde , Şadan Beyin evin balkonunda Sadettin Özbek Arkadaşımız bu güzel şiiri okudu. Söyleşi , önce Muğla’da 
Menteşe Kültür Evinde başladı. Daha sonra Hocamızın evinde bu şiirle devam etti. Bestekar Ünal Türköz Abimizde bizlere eşlik etti. Sunay Akın’a sormuşlar: Şadan Gökovalı’yı nasıl tanımlarsınız diye? O da cevap vermiş: ‘’ Her tarafından şiir fışkıran Şairdir’’ demiş.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;&#160;
<p class="MsoNoSpacing">Ben halkım ey <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Feleğin sillesini çok yemişim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Kalem vermemişler elime<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Diyeceklerimi türkülerle demişim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Şadan Bey, ayaklı kütüphane gibi maşallah. Hafızası yerinde. Geçmişte ne olupbittiyse anımsıyor. Türkiye’de ayak basmadığı yer kalmamış. Hoş sohbet, donanımlı ve kültürlü biri. Söyleşi sırasında yaptığı birçok espriyle bizleri bol bol güldürdü. Ömrü uzun olsun.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Şadan Bey, hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Şadan Gökovalı: 15 Mart 1939 Tarihinde Gökova’da doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin bir lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Muhtarlar Sülalesi diye biliniriz. Muhtar Memed’in oğluyum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Saklambaç, Çelik çomak, Bottu, Cicoz, Uzun Eşek, Yakar Top, Ay Alaylar Bulaylar ve Evcilik oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: ilkokulu 3’e kadar Gökova’da, 4—5’i Ula’da okudum. Hamdi Yaraş Bey Öğretmenimdi. Çok beğendiğim bir öğretmenimdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve arkadaşlarınız kimlerdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Ortaokulu Muğla’da okudum. Erman Şahin, Zühal Özbek, Serpin Bolu, Serpil Gölcüklü, Günay Toprakçı, Turgut Şeker, Orhan Besi, Gültekin Palabıyık, Sedat Ercan, Hayri Yangılı, Güner Bozkurt, Mehmet Altınsoy, Kamil Kırmızı ve İsmet Aslum arkadaşlarımdı. Erkeklerde en yakışıklı Erman’dı. Kızlarda en güzel Zühal’di. Herkes Zühal’e aşıktı. Bende aşıktım. Onun numarası 101, benim numaram 114’dü. En çok sevdiğim öğretmen, İngilizce Öğretmeni Türkan Danışman Hanımdı. Edebiyat Öğretmenim, Suzan Sungurlu Hanımdı. Bir ara Diyarbakırlı bekar, genç ve güzel Meral Yanmaz Hanım, İngilizce derslerimize girdi. Bizleri bazen evine çağırarak likör ikram ederdi. Hikmet Dizdaroğlu, Müdürümüzdü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Muğla’da Lise yok. Aydın’a gittim. Otobüs bir gün gider, ertesi günü dönerdi. Eski Gökbel yolundan giderdik. Arabalar yolda su kaynatırdı. Kayırlı’yı geçince Çakıcı Kahvesi vardı, orada araba mola verirdi. Otobüs Aydın’da Muğla Oteli önünden kalkardı. Babam askere giderken Muğla’dan Aydın’a 4 günde gidermiş. Aydın Ticaret Lisesinde okudum. Ortaokuldaki İngilizce ve Türkçe Öğretmenlerim, burada da Öğretmenim oldular. Beni görünce hemen tanıdılar. Şiire olan ilgim ve sevgim orada başladı. 1956 yılında beni şiir yarışmasına gönderdiler. Zeki Ömer Defne’nin ‘’ Kıyıdaki Tekne’’ adlı şiiriyle Aydın birincisi oldum. Aynı yıl, daktilo yarışması oldu. Orada da şampiyon oldum. Halen daha daktiloyu müsvedde olarak kullanırım. Ama bilgisayara düzelterek geçerim. Lisede duvar gazetesi çıkarırdım. Lisede okurken İngilizce dersi veriyordum. Üst sınıf öğrencileri ve hukukta okuyanları bile ders veriyordum.32 öğrencim vardı. Saati 50 kuruştan ders verirdim. O dönemde para kazanmayı öğrendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Liseden sonra tüm arkadaşlarım, İzmir’e Üniversiteye gittiler. Babam Muhtar Memed, “üzülme malımı mülkümü satar seni yine okuturum” dedi. Gidip İzmir’e yurt bulamadım. Eczacı Etem Serim, benim velimdi. Yardımcı oldu ve yurda yerleştim. İzmir Ticari İlimler Akademisini (İTİA) okudum. Oyun bilmem, kahveye gitmem. Ege Ekspres Gazetesi’nde iş buldum. Ekonomi ve Turizm Muhabirliği yaptım. 15 gün sonra İzmir’de Halikarnas Balıkçısıyla tanıştım. Ve “ders yılı sonunda Gökova’ya döneceğim” dedim. Nihat Kürşad, “kal” dedi. “Sen gazeteci olacaksın” dedi. 110 liralık yurt paramı da gazete verdi. 1.2. 1959 tarihinde profesyonel olarak sözleşme imzaladım. 2009 yılında Altın Yılını kutladık. 1965 yılında “Yılın Gazetecisi” seçildim. Aynı yıl, profesyonel Turist Rehberi oldum.1967 Yılında Datça, 1968 yılında Efes, 1971 yılında Fethiye, 1978’de Bergama’yı anlatan en iyi yazar seçildim. 20 Şubat 1966 tarihinde Turgut Özakman’ın yönettiği yapımcılık kursunu birinci olarak bitirdim. 1973 yılında TRT adına Amerika’ya gittim. Orada Üniversite üstü yayıncılık seminerine katıldım. TRT’de İzmir Eğitim Kültür Yayınları Müdürü oldum. Gazetecilik, araştırma ve turizm alanlarında birçok birincilik aldım. 1975 yılında Türk Dil Kurumu’nun “Dil Ödülünü” aldım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Kaç Ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Evde o kadar çok plaket var ki eve gelen yardımcı kadın, “Abi bunları da mı satıyor” demiş. Devam edeyim. 1971 yılından itibaren Turistik kitaplarım yayınlanmaya başladı. 1968 Yedi Bilge, Yedi Harika, Yedi Kilise, Yedi Uyuyanlar tek kitap halinde yayınlandı. Bilimsel yayın ödülünü aldı. Yarışmalarda 5 Altın Kalem, 2 altın Saat, 3 tane Altın Daktilo Ödülü aldı. Bir gün eve hırsız girdi. Akıllı hırsız diye basında haber çıktı. Her biri 4—5 dilde yayınlanmış 30 ‘u aşkın eserim vardır. Ayrıca bir o kadar Halikarnas Balıkçısı’nın kitaplarını hazırladım. Öğrenmenin en güzel yolu, öğretmektir. Öğrenmeyi sevdim. Türkiye’de görmediğim, gitmediğim ve anlatmadığım il yok. Atatürk diyor ki; ‘’ Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.’’ Bence Muğla’nın temeli de kültürdür. Kültür, her şey unutulduktan sonra akılda kalan şeydir. Ve ben bu kültürü öğrenip öğretmeye çalıştım. Muğla ve Menteşe Belediyesi’ne 10’u aşkın Kültür Yayını olarak kitap yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Askerlikten sonra nerede çalıştınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Ankara'da yaptım. Askerliğimi, o dönemin Belediye Başkanı Osman Kibar sayesinde torpil yaptırarak bir yıl öne aldırdım. 1962 Yılında askerden önce Gazete Cemiyetine temsilen Hacca gittim. Dil bildiğim için gönderdiler. Günlerce gazetede Hac farzının yasaklanması için yazılar yazdım. Tepkiler geldi ama ben yine de yazdım. 1 Eylül 1962’de Muhabirim diye beni Muhabere Okuluna 59. Dönem Mamak’a gönderdiler. 31 Ekim 1964’de askerliğimi bitirdim. 25 Ay askerlik yaptım. 1975 Yılında Yüksek Lisans yaptım. 1979 Üniversitede Öğretim üyesi ve 2002 de Profesör oldum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı? Teklif geldi mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Politikayı çok önerdiler. Babam CHP’li olduğu için CHP’den, Gazetem Demokrat olduğu için Adalet Partisi’nden teklif geldi. Ama ben kabul etmedim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınız var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: İlk evliliğimden Can adında oğlum oldu. Şimdi Can, babamın evinde oturuyor. İkinci evliliğimden kızım Ekin, Gökova’da oturuyor. Toprak çekiyor işte. İkisi de burada.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Benim işim okumak ve yazmak olduğu için zamanım böyle geçiyor. Yıllarca Hoca Rehberlik yaptım. Mustafa Balbay, Yılmaz Özdil, Hakan Kara, Türey Köse, Atilla Sertel ve şimdi Türkiye Rehberler Başkanı olan Zeki Apalı benim öğrencimdir. Son zamanlarda Atatürk ve İzmir, Kadifekale, Halikarnas Balıkçısı ve Masalsı Türkiye gibi kitaplar yazdım. Gökova’da bir caddeye, Akyaka’da bir sokağa ve Muğla’da 3043 kişilik bir açık tiyatroya adım verildi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? Severek okuduğunuz birkaç kitap adı verir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Okuyanı mutlu eden her türlü kitabı severim. Dünya Edebiyatından sevdiğim 10 kitap; Gılgamış, ilyada, Tevrat, Kuran, Nutuk, Abderalılar, Dede Korkut, Atlılar, Yaradılış ve Türeyiş ,Mavi Sürgün’dür. Okuyunuz, tavsiyemdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şadan Gökovalı kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Ben, uzak taşranın cahil delikanlısı, güzeli seven güzel canlısı, sevmeyi severim. Meraklıyım. Hatta bazı insanlar nasıl meraksız olur onu da merak ederim. Ağacın kökü toprak, insanın kökü ekmek. Ben, Gökova’ nın toprağından oldum, gün gelecek yine Gökova’nın toprağı olacağım. Önceleri Muğla’yı söylence sanıyordum. Araştırınca , söylencenin Muğla olduğunu gördüm. Balıkçı Babanın dediği gibi “Napoli’yi gör de öl der. Bu da söz mü a canım Gökova’yı gör de yaşa” demiş. Elimde olmadan Gökova’da doğmuşum. Elimde olsa yine Gökova’da doğmak isterim. Mezar taşıma şunu yazın emi; İki şeyi severdi rahmetli. Yaşama bir, bir de Muğla’yı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat ile nasıl tanıştınız? Her ikisinin de manevi evladı olarak sizi tanıyoruz. Anılarınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat beni manevi evlat olarak seçtiler. 1958 Yılında gazetede işe başladıktan 15 gün sonra yolda bir adam gördüm. Ayaküstü tanıştık. Köşede üçgen bir kahve var. Merhaba ben Şadan. Senin Covan’dan (Gökova) Şadan’ım dedim. A öyle mi gel tanışalım dedi. 232 Sokak No: 9 kat: 3 Merhaba Apartmanında oturuyordu. Girerdi evine masada oturur İngilizce yazar, yerde yatar Almanca yazar. Odanın değişik yerlerinde çalışırdı. Devamlı üretirdi. Dinlenmek bilmezdi. “İnsan hep dinlenseydi , dinlenmekten de yorulur” derdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Azra Hanımla Balıkçı sayesinde tanıştık. Her ikisi mektuplaşırdı. Mektuplarının yazısı küçük olduğu için okuyamazdı, ben okurdum. Bu mektuplardan 10 tane kitap çıkar. Azra Hanım hiç doğum yapmamıştı. Ben ona Ana derdim. Balıkçı da Türk gözü vardı. Gün ışığında bile gökte yıldız gören göz. Hep dost kaldık. Ruhları şad olsun.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ne diye hitap ederdiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Bende Balıkçı diye hitap ederdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Halikarnas Balıkçısı’nın Mavi Sürgün adlı kitabında İlçemiz Yatağan’ın adı geçiyor. Yatağan ismini Cevat Şakir’in verdiği doğru mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Bu doğru. Balıkçı’nın teknesinin adı, Yatağan’dı. Kitapta anlatıldığı gibidir bu olay. Merak edenler bu kitabı alıp okusunlar. Yatağan’ın eski adı Ahi Köy’dür. O dönem 1944’lü yıllarda Ahiköy , bir nahiye olup, adını arkasına yasladığı Yatağan Dağı’ndan da aldığını söylerler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Atatürk, İtalyan Pietro Canonica’yı Ülkemize çağırdı. Pietro, Taksim anıtını ve İzmir’ deki Atatürk Anıtını yaptı. İtalya’dan getirilen pembe andezit taşıyla yapıldı. Taşın tanesi 1 Altın. Balıkçı, o dönemin Valisi Recai Güreli’ye ‘’ Bodrum’da aynı taştan var’’ diyor. Heykeli, Nusret Suman 1937 yılında Bodrum’dan gelen andezit taşıyla yapıyor. Mandalarla taşı Gökova’dan Muğla’ya taşıyorlar. Cevat Bey dinamit, keski, çapa ve kürek veriyor. Taş dinamitle patlatılırken, balıkçılarda aynı anda denizde dinamitle balık avlıyorlar. Camcılar çok para kazandıkları içinde rakı ziyafeti çekiyorlarmış dinamit atan işçileri. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Uygarlığın Özeti Bergama kitabı çalışmam var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kitap yazarken esinlendiğiniz kaynaklar nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Dünya ve doğadan beslendim. Bildiklerim ve bilmediklerimi ben anlatırken ve yazarken öğrenirim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İzmir’içe tanımını biraz açar mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Antik çağda iki varlık, erkektir. Doğa ve nehir. İki varlık dişidir. Ova ve şehir. İzmir’içe (Kraliçe’dir) 190 metre yükseklikteki Kadifekale’den İzmir’içe çok güzel görünür.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Masalsı Türkiye adlı eserinizden bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Akyaka’da otururken bir el omzuma dokundu. Hidiv Prensesi’nin eliydi, bu el. ‘’Masalsı Türkiye adını koy’’ dedi. Ben Hidiv Prensesini Akyaka’dan aldım ve bütün Türkiye’yi gezdirdim. O, Hititler zamanını anlattı. Ben, bugünü anlattım. Anladık ki Türkiye’de yer adları o dönemden kalmaydı. Tüm ülkeyi dolaştıktan sonra yine buraya geldik ve bitirdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Günümüzde Edebiyat ne durumda?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Balıkçı diyordu ki ‘’ bize Nobel vermezler. Sırf Müslüman olduğumuz için değil, Türkiye’nin geri vitesi yok. Türkiye’nin zengin Lirizmini başka dile çevirmek zor. Paçam tutuştu, Bal tutan parmağını yalar İngilizceye çeviremezsin.’’ <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Türkçe Evrensel boyuta geldi. Başka dilleri bilen daha kolay anlaşılıyor. Nazım, Balıkçı, Ataol Behramoğlu, Orhan Pamuk, Bedri Rahmi ve Cemal Süreyya dünya kültürüne vakıf oldukları için dünyaca tanınıyorlar. Ben şairi değil, şiiri severim. Bütün has şairler, benim özel şairim. Şimdi çok şair var. Her iki Türk’ten üçü şair. Bu açıdan baktığımda her iki Türk’ten üç şair. Yine bu açıdan baktığınız da Ataol Behramoğlu, Sunay Akın, Berrin Taşhan, Hilmi Yavuz, Gülten Akın gibi şairler daha evrensel şiirler yazıyorlar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Genç yazarlara ne tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Bilgisayarda 5 kitap yazsınlar. Sonra yırtıp atsınlar. Ve yeniden yazmaya başlasınlar. Kendi dallarıyla ilgili 1000 kitap okumazlarsa 1 kitap yazmasınlar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şadan Bey sizinle tanışıp söyleşi yaptığım için çok teşekkür ederim. Ayrıca eşiniz Tülay Hanımı, bizleri burada ağırladığı için teşekkür ederiz. Son olarak okurlarıma ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ş.G: Okur olmasa yazmak, karanlıkta göz kırpmaya benzer. Okur varsa yazar var. İnsanların boş vakitleri okumak değil, okumaktan başka işler yapmalı. Yarınlarımızın iyi olması dileğiyle tüm okurlarına sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Ayrıca buraya geldiğiniz için ve bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. Hoşça kalınız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Dağlar kanatlıydı eskiden<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Canları istedikleri zaman<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Vurup kanatlarını kalkar<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Diledikleri yere konardı<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Dağların bu kalkıp konması <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Toprak Ananın canını yakıyor, acıtıyordu<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sonunda Tanrı acıdı da toprağa<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Dağların kanatlarını kesti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bu kesilen kanatlar bulut oldu. O yüzdendir bulutların Hep dağlara dağlara koşması.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Oct 2015 09:15:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ark0lojinin_kalbi_olan_mitolojiyi_siire_ceviren_bilgeprof_dr_sadan_gokovali_h7481.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ergenekon düzmecesiyle 7 yıla yakın Silivri Cezaevi’nde yatan Yazar Ergün Poyraz</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ergenekon-duzmecesiyle-7-yila-yakin-silivri-cezaevinde-yatan-yazar-ergun-poyraz-7460</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ergenekon-duzmecesiyle-7-yila-yakin-silivri-cezaevinde-yatan-yazar-ergun-poyraz-7460</guid>
                <description><![CDATA[Musa’nın Çocukları, Musa’nın Gül’ü, Amerika’daki İmam, Kalpazan, Takunyalı Führer, İplikçi ve son kitabı Aksaray’da İnecek Var kitapları Yazarı Ergün Poyraz yaptığım söyleşi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Ergenekon yalanıyla, düzmecesiyle 7 yıla yakın Silivri’de yatan Yazarımız Ergün Poyraz’la, Aydın İline bağlı Koçarlı İlçesinin şirin bir kasabası olan Çakırbeyli’de, Menderes Çiftliğinin bitişiğindeki Begonvil Kahvede söyleşi yaptık. Kendisiyle Aydın ADD Şube Başkanı Doçent Günver Güneş Beyin yardımıyla tanıştık. Günver Bey, sağ olsun iyi ki bizi tanıştırdı. Mesleği Araştırmacı Yazar olan Ergün Poyraz Bey, daha çok siyasi—toplum türü makaleler ve kitaplar yazıyor. Daha önce 4 kitabını okuduğum cesur yürekli yazarı hep merak ederdim. Hemen yanı başımızda Çakırbeyli’de olduğunu duyunca eşim İnci Hanımla beraber Çakırbeyli’ye gittik. Sert yazılar yazan, iktidarı ve Atatürk düşmanlarını topa tutan Yazarımız, alçak gönüllü ve mütevazı görünümüyle bizi etkiledi. Şimdilik yazamayacağımız birçok konuyu konuştuktan sonra söyleşiye başladık.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ergün Poyraz: 31 Ocak 1963 tarihinde İstanbul’da doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Babam, Deniz Yollarında Kaptan olduğu için Kaptan Ailesi diye biliniriz. Baba tarafım, Karpuzlu’nun Tekeler Köyündendir. Anne tarafım, Sivas Suşehri’ndendir. Şu an Ailece Çakırbeyli’de oturuyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Çocukluğum İstanbul Kartal’da geçti. Futbol oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: İlkokulu Kartal—Cevizli İlkokulunda okudum. Öğretmenimin adı Mehmet Mert, Müdürümüzün adı Mehmet Özdemir idi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Her iki okulu Maltepe’ye giderken Orhan Gazi Lisesinde okudum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Yıldız Üniversitesi İnşaat Fakültesini yarıda bıraktım. Cezaevinde de İktisat Fakültesini bitirdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği nerede yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Kıbrıs-- Girne’de Piyade Çavuş olarak yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Askerden önce inşaat şirketlerinde idari sorumlu olarak çalıştım. Hayvancılık yaptım. Askerden geldikten sonra hayvancılık işine tekrar devam ettim. O arada Refah Partisiyle ilgili araştırmalar yaptım. Yazarlığa merak sardım. İlk kitabım, Refahın Gerçek Yüzü’ dür. Bu kitabım, Refah Partisi’nin kapatılması sürecinde tek delildir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Yazdığım siyaset –toplum türü kitaplar dışında politikaya girmedim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: 1983 Yılında evlendim. 1988 Yılında boşandım. Bir kızım ve bir oğlum var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısacası günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Kitap çalışmalarım var. 7 Yıl boyunca cezaevinde demir ve beton yığını seyretmekten bıkkınlık geldiği için geçen seneyi tamamen Bodrum Sahilleri ve yeşil alanlarda geçirdim. Kitap okurum. Bu ara yine cezaevi çıkışı 3 tane kitap yazdım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Genelde ilgi alanım olan siyasi kitapları ve nadiren roman türü kitapları okurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ergün Poyraz kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Herkes gibi sade bir vatandaşım. Ama Ülkemizi saran bu karanlık insanların, çetelerin yaptıklarını deşifre eden bir yazarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Tayyip Erdoğan’la ilgili Belediye başkanlığından bu yana yazdığınız yazılar ve kitaplar var. Tüm bu suçlamalardan nedense hep kurtuluyor, sıyırıyor. Bunu nasıl açıklarsınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Evet bu doğru. Bir kısmı Rahşan Affıyla gitti. Şu anda mecliste dokunulmazlığı olduğu için bekleyen dosyası var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Tekrar geçmiş olsun diyelim. Şu anda dışarıdasınız. Beraat etme durumunuz nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Daha beraat etmedik biz. Dosya şu anda Yargıtay’da görülüyor. Ama Türk Kamuoyunda Tayyib’in ‘’ aldatıldık ‘’ sözünden önce de beraat etmiştik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bugüne kadar kaç kitabınız yayınlandı? En çok ilgi gören hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bugüne kadar 27 kitabım yayınlandı. En çok ilgi gören, Musa’nın Çocukları adlı kitabımdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ergenekon’dan içeriye girmenize neden Musa’nın Çocukları adlı eserinizin başınıza iş açmış. İlk önce Tayyib’in Musa soyundan geldiğini kim yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı ve şu an Hürriyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Akif Beki ‘dir. Tayyip Erdoğan’ın Musa’nın soyundan geldiğini ilk yazan kişidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Takunyalı Führer adlı kitabınızda, “Paytak Reco” karakteri var. Sevgisizlik içinde büyüdüğü için Şeriatçılıkla—Faşistlik arasında gidip gelen Tayyip’in bir çeşit biyografisini yazmışsınız. Takunyalı olmasıyla da bir parça benzetme var. Hakkınızda bu kitaptan dolayı dava açıldı mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bu kitabı cezaevinde yazdım. Zaman çok olduğu içinde güzel bir kitap oldu. Tamamen Tayyip ve ailesinin bilinmeyenlerini yazdım. Bu kitaptan dolayı dava açıldı. Kitabı 2010 yılında yazdım. Çok büyük ilgi gördü. Yaklaşık 1 ay önce Tayyib’e 5 Bin TL, Emine’ye 5 Bin TL olmak üzere tazminat ödemeye mahkûm oldum. Ama dosya Yargıtay’a gidecek.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Aksaray’da İnecek Var adlı son çıkan kitabınızı okuyorum. Daha önce Musa’nın Çocukları, Takunyalı Führer, İplikçi ve Musa’nın Gülü adlı kitaplarınızı okumuştum. Son kitabınız öncekilerin bir özeti mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bu tam olarak doğru değil. Yarıdan çoğu yenidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Yakında ‘’Takunyalı Leydi’’ adlı yeni bir kitabım çıkacak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Tayyip Erdoğan’ın Yahudilerle işbirliğini sık sık kitaplarınızda değiniyorsunuz. Akabeye (AKP) oy verenler daha bunun farkına varamadılar mı? Fark ederlerse oyları düşer mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Oyu düşer ama bunu nedense görmüyorlar. Onun elindeki din malzemesi alınmadığı sürece Ülkemizdeki saf Müslümanları kandırmaya devam edecektir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Cengiz Çandar, sizin antisemit (Yahudi düşmanı, karşıtı) olduğunuzu köşesinde yazarak suçlamış. Cevabınız ne olacak?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Tam aksi. Ben, Yahudi düşmanı gibi kendisini gösteren kişilerin iktidar olduktan sonra nasıl Yahudilerle işbirliği içinde olduğunu kanıtlarla ortaya koyuyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Cezaevinde kaç kitap yazdınız? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: 8 Tane yazdım. Amerika’daki İmam, Takunyalı Führer, Büyük Düşman, Büyük Yalan AB, İsa ve Havarileri, Kalpazan, İplikçi ve İndeki Vaiz adlı kitaplarımı yazdım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İplikçi adlı eserinizde büyük ilgi gördü. Konusu hakkında biraz bilgi verir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Türkiye’deki çetelerin, faili meçhul olayların iç yüzlerini yazdım. Devletle olan bağlantılarını kaleme alıp ortaya çıkardım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çakırbeyli, Menderes döneminden beri bilinen tanınan bir yer. Sizde burada yaşadığınıza göre o dönemle bu dönemi karşılaştırır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Menderes dönemini bu dönemle karşılaştırdığımız zaman, bu dönemdeki hukuksuzluk çok çok fazla. Yolsuzluk, hırsızlık zirve yapıyor. Devlet eliyle işlenen cinayetlerde en üst seviyede. Bu dönemi hiç bir dönemle karşılaştırmak mümkün değildir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yatağan’dan geçerken yolda durdurularak gözaltına alınma olayınız var. Sebebi nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Vatan Partisi’nin yöneticisi olan Oktay Yıldırım’ın gecekonduda sakladığı bombalar bahane edilerek, Ergenekon tertibi başladı. Ergenekon’dan bir ay önce Oktay Yıldırım, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğunu ayrı ayrı aramış. Yine Vatan Partililerin yayınladıkları dergi ve kitaplarda F tipi yapılanmanın 4 numarası olarak gösterilen isimden de nemalanmıştır. Oktay Yıldırım 3. Kolordu Askeri Mahkemesinin kararıyla yine TSK’dan çalıp evinde sakladığı kasatura nedeniyle 6 ay 10 gün cezaya çarptırıldı. Can dostum dediği Avukatı, gazeteci Metin Göktepe’yi öldüren polislerin avukatıdır. Bu şahsın yine Ergenekon klasörlerinde yer alan ve inkâr etmediği bir yazısında Perinçek için PKK ile mücadele edenleri sevmediği ve ruh doktoruna ihtiyacı olduğu şeklindeki yazısı mevcuttur. Perinçek bunu bilerek yönetici yaptı. Hepsinden önemlisi Oktay Yıldırım’ı Gazi olmadığı halde Gazi olarak lanse ettiler. Bende Oktay Yıldırım’ı Çakma Gazi dediğim için Oktay Yıldırım, Perinçek’in avukatı vasıtasıyla hakkımda şikâyette bulunmuş. Ve ne garip ki Kocaeli Savcılığı beni bulamamış, yakalama kararı çıkarmış. Yatağan’da da gözaltına alındım. Ertesi günü ifade verdim ve serbest kaldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: En çok sevdiğiniz yazar ve kitabı hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Emin Çölaşan’ın ‘’Turgut Nereye Koşuyor’’ adlı kitabıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Şu an gelecek karanlık gibi gözükse de gelecek Tayyib’in gidişiyle aydınlık günler geri gelecektir. Bu gidiş sürecini mümkün mertebe hasarsız atlatmak zorundayız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kitap satışında kitaplarınız ne durumda?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Şu anda iyi bir konumdayız. Kitaplarım iyi satılıyor. Genelde çoğu yerde birinciyim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: 27 Haziran 2015 tarihinde Halk TV’de Gürkan Hacır’ın yönettiği ve sizinle beraber Erol Mütercimlerin’de katıldığı canlı yayında hem siz hem Erol Bey, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için bir açıklamada bulundunuz. Ergenekon ve Balyoz davaları için Abdullah Gül, “Bana bir savcı bulun, delillendirin” diyen kişi midir? Düğmeye basan ilk kişi midir? Ayrıca’’ Ahmet Sever, Abdullah Gül için yazdığı kitapta niye bu sözleri yer vermedi ‘’ dediniz. Ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bu olay basında çok çıktı. Bu sözü Abdullah Gül söylemiştir. Erol Beyin dediği gibi bunu o dönemde gazeteciler köşelerinde yazdılar. Can Dündar, İsmet Berkan ve Murat Yetkin adlı gazeteciler bunu yazdı ve köşelerinde yer verdiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Mehmet Metiner için Tayyip Erdoğan’ın, ‘’Beynimin yarısı Mehmet Metiner’dir’’ diye söz eden bir yazınızı okudum. Bunu nerden bulup yazdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bu söz Metiner’in kendi kitabında var. Bembeyaz Demokrasi—Yemyeşil Şeriat adlı kitabında Tayyib’in sözlerini aktarıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Uğur Mumcu’yla ilgili büyük iddianız neydi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bombayı koyan devlettir iddiasını yazmamdır. Cumhuriyet Gazetesi’nin arşivlerine gir bak araştır, orada gerçekleri göreceksiniz. Cumhuriyetin iddiası MİT’tir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Sizin birde Çakırbeyli’de mezarlık temizleme cezanız var. Tam da Aziz Nesin’lik bir durum. Olayın iç yüzü nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bu olayı Emin Çölaşan kendi köşesinde yazdı. Cezaevi’nde yatarken yazdığım ‘’İplikçi’’ adlı kitabımda, Tayyip ve arkadaşının Pınarhisar Cezaevi’ndeki lüks ve şatafatlı günlerini yazmıştım. Tayyib’in arkadaşı savcılığa şikayette bulunup dava açtırmış. Daha sonra bizler Silivri’den tahliye olunca hakkımızda açılan davadan duruşmalara gitmediğimiz için 87 gün hapis cezası aldık. İçerdeyiz. Celp gelmedi ve haksız yere ceza aldık. Üstelik daha önce hiçbir sabıkam yoktu. Bende, ‘’ yedi yıl boşu boşuna içerde yattım, buradan tutun ‘’ dedim. Olmadı ve Çakırbeyli’de mezarlık temizleme görevi verildi. Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz, korkmayız ve yılmayız dedim. Daha sonrası basında çıkınca bu olay, Muhtarlıkta idari görevle cezamı tamamladım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizde yaşanan bu süreçte her şey bir garip. Artık tüm olan bitene de şaşırmıyoruz. Sizi içeri tıkan Savcı Zekeriya Öz, şimdi ülkemizi terk ederek kaçtı gitti. Siz buradasınız. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Zekeriya Öz, ek ifade için beni Beşiktaş’ta savcılık odasına çağırdığında “Onu tanıyor musun, bunu tanıyor musun?” diye sordu. Bende, bırak saçma soruları Tayyip Erdoğan Papayla görüştüğü gün Emine Erdoğan, Kürşat Tüzmen’in evinde kiminle görüştü onu bir araştır dedim. Türkiye Savcılığı hayali kuruyorsun ama elindekini de kaybedeceksin dedim. Ve Kürşat Tüzmen’in evindeki görüşmeyi ifade zaptına geçirmek istedim. O da ‘’ ben bunu yazamam başım derde girer ‘’ dedi. Bende kendisine o zapta sen imzalarsın ben gidiyorum dedim. Zekeriya ‘’ tamam senin zapta imzalamayacağını söylediğini zapta geçirip paçamı kurtarayım’’ dedi. Bende, tamam deyince benim sözümü de zapta geçirdi. O aslında o olayı araştırsaydı bugün kaçmak zorunda kalmazdı. Bu görüşmemiz Saygı Öztürk ‘ün ve benim kitaplarımda da var. Yine o ek ifada de ‘’ Genelkurmay senin aleyhine yazı gönderdi ‘’ dedi. Bende o yazıyı göster dedim. O da ‘’ bilgisayarda cevabı ‘’ deyince, bende bilgisayarı aç dedim. 15 dakika uğraştı açamadı. Bunun üzerine sen bilgisayar kullanmasını bilmiyor musun dedim. Kızardı, cevap veremedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: ADD Davutlar Şubesinin düzenlediği kahvaltıda sizin bir konuşma yapmanız istenmiş. Ve siz, ‘’yedi yıl boyunca ne savunma yaptım ne de tahliyemi istedim. Çünkü kendi kendime dedim ki, ben MUSTAFA KEMAL’İN Askeriyim. Ve beni öldürmeye karar verdilerse MUSTAFA KEMAL’İN Askeri olarak ölmeliyim’’ demişsiniz. Bunu okuyunca çok etkilendim. Vatan sevginiz ve Atamıza bağlılığınız için Sizi kutluyoruz. Ölen şehitlerimiz için mesajınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Bu Aziz Vatan için canlarını veren askerlerimize rahmet diliyorum. Ailelerine sabır versin. Başları sağ olsun. Umarım en kısa sürede bu terör belası biter.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Atatürkçü düşüncelerinizden dolayı ayrıca ADD Yatağan Şube Başkanı olarak sizi kutluyorum. Sizler haksız yere Silivri Cezaevi’nde yatarken bizlerde dışarıda üzüntü duyuyorduk. Silivri’deki dayanışma çadırına sizleri destek olma adına bir gün Özcan Nevres Abimle birlikte ziyarette bulunduk. Çadır sorumlusu Hıdır Hokka ve Zeynep Hanımla tanışarak sizleri sorduk ve bilgi aldık. Anı defterine duygu ve düşüncelerimizi yazdık. Kalbimiz o günde ve bugünde sizlerle beraberdir. Eşimle birlikte sizinle tanıştığım ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son söz olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.P: Ulusal Kurtuluş Savaşının kahramanı Atatürk ve Silah arkadaşları bize bu Cumhuriyeti hediye etmişlerdir. Bizim dört elle sarılıp koruma ve yüceltme konusunda hiç bir fedakârlıktan çekinmemeliyiz. Ve bu uğurda bir adım bile geri atmamalıyız. Tüm okurlarına sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Oct 2015 18:31:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ergenekon_duzmecesiyle_7_yila_yakin_silivri_cezaevinde_yatan_yazar_ergun_poyraz_h7460.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürk Mantolu Madonna’nın Yazarı Sabahattin Ali’nin Kızı Müzikolog Prof. Dr. Filiz Ali </title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/kurk-mantolu-madonnanin-yazari-sabahattin-alinin-kizi-muzikolog-prof-dr-filiz-ali--7434</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/kurk-mantolu-madonnanin-yazari-sabahattin-alinin-kizi-muzikolog-prof-dr-filiz-ali--7434</guid>
                <description><![CDATA[Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan büyük gurur duyan Filiz Ali Hanımla, geçen hafta Halet Çambel ve Nail Çakırhan’ı anma etkinliği için gittiğim Gökova—Akkaya’da, Ayla Akbal Hanım sayesinde tanışarak bu söyleşiyi gerçekleştirdim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan büyük gurur duyan Filiz Ali Hanımla, geçen hafta Halet Çambel ve Nail Çakırhan’ı anma etkinliği için gittiğim Gökova—Akkaya’da, Ayla Akbal Hanım sayesinde tanışarak bu söyleşiyi gerçekleştirdim. Etkinliğin arasında “Ayla Abla bu güzel bayanla beni tanıştırır mısın” dedim. Sağ olsun tanıştırdı. İyi ki tanıştım ve tanıdım. Çok mutlu oldum. Filiz Hanımı hep merak ederdim. Yıllardır şöyle bir göz ucuyla da olsa gazetelerin ve dergilerin sanat sayfasını mutlaka okurum. Cumhuriyet Gazetesi’nin Sanat Sayfasında müzik eleştirmeni ve sanat yönetmeni olarak yazılar yazan kişiyi karşımda görünce Heyecanlandım ve “Siz Kürk Mantolu Madonna’nın yazarının kızı mısınız” diye kekeledim. O an Sabahattin Ali ismi aklıma birden gelmedi. Akabinde “Filiz Ali Hanım Siz misiniz” diyebildim. Adı aklımda kalmış, unutmamışım. Kendimi tanıttım ve söyleşi için ertesi gününe randevu aldım. Şu anda Ülkemizin tüm kitabevlerinde ve internet üzerinden kitap satışında Sabahattin Ali’nin kitapları, eserleri çok satılıyor. Bir numara desek yeridir. Ölümünün üstünden bunca yıl geçmesine (1948 yılında öldürüldü) rağmen kitaplarının çok satması, manidar olduğu kadar onun büyük bir yazar olduğunun kabulüdür. Eserleri tüm yurtta severek okunuyor. Ruhu şad olsun. Devrimci, Aydınlıkçı ve Sosyalist bir kişiydi. Tüm kitaplarını okuduğum ve hayranı olduğum büyük yazarın kızı Profesör Filiz Ali Hanımla Gökova –İskelede hoş bir söyleşi yaptık.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Filiz Hanım, Muğla’mıza hoş geldiniz. Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Filiz Ali: Hoş buldum. İstanbul’da 30 Eylül 1937 tarihinde doğdum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Ailemin bir Lakabı yok. Hem Anne hem de baba tarafından Rumeli Göçmeniyiz. Ama ailede Yörük ve Çerkes Soyundan da gelen atalarımız var. Biz Osmanlıyız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Saklambaç, ip atlama, top oyunları, kukalı saklambaç, yakan top ve seksek oynardık. Ben evcilik pek oynamazdım, genelde erkek çocuklarıyla oynardım. Ama topu kızlarla oynardık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Ankara’da Mimar Kemal İlkokulunda okudum. Öğretmenimin adı Muazzez Hanım, Müdürümüzün adı da Zehra Hanımdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Öğretmenimiz, müsamereler (gösteri) yaptırırdı. Bunun içinde dans, halk oyunları, tiyatro, koro yapar ve şarkılar söylerdik. Tüm bunları yaparken müziğe ilgim ve yeteneğim ortaya çıktı. O dönemde ( 1940’lı yıllar) Çocuk Kulübü diye bir çocuk programı vardı. Bu programın korosuna seçildim. Çocuk Kulübünde hem oyunculuk hem de müzik öğrendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ortaokul ve Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: İlkokulu bitirdikten sonra Ankara Devlet Konservatuarı sınavını kazandım. Piyano bölümüne girdim. 9 yıl orada okudum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Sınavı kazanarak Amerika’da okudum. Eğitime beş kuruş para vermedim. Amerika’ya alnımın akıyla burs kazanarak gittim. Bu bir yıllık bursun bir kısmını biriktirerek eğitimimi devam ettim. Bu paranın yardımını gördüm. Ve daha çeşitli işlerde çalıştım. Kolombiya Üniversitesi’nin kütüphanesinde çalıştım. Özel okulda müzik dersi verdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınız da nerede başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Üniversite sonrası Amerika’dan Ankara’ya döndüm ve hep müzikle uğraştım. Ankara Devlet Konservatuarı’nda Piyano öğretmeni olarak çalışmaya başladım. 1965 yılında evlenerek İstanbul’a taşındım. İstanbul Şehir Operasında piyanist olarak görev aldım. Daha sonra 1972 yılında Konservatuar açıldı. Emekli olana kadar orada ders verdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Uğraşmaya lüzum yok. Hayatımız politika ama siyasete hiç girmedim. Girmekte istemem. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Çocuklarınız var mı? Durumları ile anlatmak istediğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Bir oğlum, bir kızım ve iki tatlı torunum var. Oğlum Attila ticaretle uğraşıyor, iki oğlu var. Kızım İdil, ekonomist ve özel bir şirkette çalışıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Günlük yaşamım, yaptığım işe göre değişir. Her gün mutlaka kitap okurum, gazeteleri ve haberleri takip ederim. Üniversitedeki derslerim için hazırlık yaparım. Ayvalık İlçesinde kurduğumuz biri Ayvalık Kültür ve Sanat Vakfı, diğeri Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisinde (AİMA) müzik çalışmalarım devam ediyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? Sizi en çok etkileyen kitap hangisidir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Etkilendiğim çok kitap var. Hangi birini söyleyeyim. Babam çevirmen olduğu için hemen hemen tüm klasikleri okudum diyebilirim. Son zamanlarda Anı, Biyografi ve Tarih Kitaplarına çok ilgi duyuyorum. Hem modern hem de klasik edebiyatı takip ediyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Hangi Yazarları seversiniz, beğenirsiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Türk Yazarları olarak en başta babam gelir. Yaşar Kemal’i de severim. Yabancı yazarlardan Dostoyevski, Şekspir, Puşkin, Gabriel Garcia Marguez ve Hemingway’ı severim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Profesör Doktor Filiz Ali kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Piyanist, Müzikolog, Müzik Yazarı, Müzik Tarihi ve Müzikolojisi Profesörü, Eğitimci ve Sanat Yönetmeni diye kendimi tanımlarım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: AİMA hakkında bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: 1998 Yılında kuruldu. Genç müzik öğrencilerinin dünya çapında ustalarla birlikte bir hafta, on gün süreyle yaşamaları ve çalışmaları için düzenlenen bir sosyal sorumluluk projesidir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Sabahattin Ali’nin kızı olmak nasıl bir duygudur?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Sabahattin Ali’nin kızı olmaktan gurur duyuyorum ve ona layık olmaya çalışıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Neden bir başka meslek seçmediniz de müziği seçtiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: İlkokulda Öğretmenlerimden ayrı babamda beni müziği sevdirmişti. Babamın etkisi büyüktür. Yeteneğimde vardı tabi ki.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Babanızın birçok şiiri bestelendi. Şarkı ve türkü olarak ülkemizin en iyi yorumcuları tarafından seslendirildi. Bunların içinde en ünlüsü “Aldırma Gönül Aldırma” türküsüdür. Bu güzel türküyü dinlediğiniz zaman ne hissediyorsunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Aldırma Gönül Türküsünü bende çok seviyorum. Her ortama uyan bir türkü. Bazen politik bir şarkı gibi oluyor, bazen de sevinçli bir ortamda dinlenilebiliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç öğrenci yetiştirdiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Yüzlerce öğrenci yetiştirdim. Halen daha yetiştiriyorum. Gençlere bir şeyler öğretebiliyorsam ne mutlu bana.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Ege Bölgesiyle bağlantınız nereden gelmektedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Sabahattin Ali’nin çocukluğu ve gençliği Ayvalık ve Edremit’te geçmiştir. Rumeli’den gelip Edremit’e yerleşmişler. Ege’yle bağlantımız böyle başladı ve halen devam ediyor. Nüfus kütüğümüz Ayvalık’tadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Müzik kitaplarından ayrı iki tane yazdığım anı kitabım var. Biri ‘’Filiz Hiç Üzülmesin’’, diğeri de ‘’Sabahattin Ali Anılar’’ adlı kitaplarımdır. Her ikisi de Yapı Kredi Yayınlarında çıktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Yurt içinde 2013 yılında Kültür dalında Vehbi Koç Ödülünü aldım. Bu sene İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Ödülünü aldım. Yurt dışında Fransa Kültür Bakanlığının Şövalye Ödülünü aldım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Yeni bir kitap çalışmanız olacak mı, çalışmalarınız var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Evet şu anda yeni bir çalışmam var. Bu da bir anı kitabı olacak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Cumhuriyet Gazetesinde yazdığınız dönemde okurlarınızdan tepkiler geliyor muydu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: O dönemde yazılarım çok okunuyordu ve okuyuculardan güzel tepkiler alıyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Atatürk ve Cumhuriyet hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Cumhuriyetin ve Devrimlerin sayesinde okudum. Atatürk’ün ‘’Müzik Devrimi’’ bana göre dünya üzerindeki en büyük Eğitim atılımlarından biridir. Onun dehası sayesinde bugün Türkiye Ortadoğu’nun en gelişmiş kültürlerinden biri olmaya her şeye rağmen devam etmektedir. Atatürk büyük bir liderdir. Cumhuriyette büyük bir kazanımdır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Halet Çambel Hanımla ve Nail Çakırhan Beyle nasıl bir ilişkiniz vardı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Benim için Halet Çambel bir idoldü. Mesleğine bağlılığı, bilime ve kültüre olan bağlılığı beni çok etkilemiştir. Ben onları tanıdığımda 7 yaşındaydım. Her ikisiyle dostluğum, ölümlerine kadar devam etti. Onları her zaman ikinci ailem olarak gördüm. Ve onların yaşamlarını kendime örnek aldım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Babanız Sabahattin Ali’nin kitaplarından çok etkilenen birisiyim. Çakıcının İlk Kurşunu adlı eserinde Milliyetçilik ön planda. Turancılıkla ters düşen bir Milliyetçilik anlayışı var. Burada Atatürk’ün Ulusalcılık düşüncesine yakın fikirleri var. Ayrıca Çerkesler’in yaptığı hainliği de yazmış. Nihal Atsız’la ters düşen durumları ‘’İçimizdeki Şeytan ‘’ adlı romanında hikaye edilmiş. Aziz Nesin’le ve Rıfat Ilgaz’la çıkardıkları ‘’Marko Paşa ‘’ adlı dergi ve sonrası ayrılıklarını sormak istiyorum. Tüm bu olan bitene bakınca geçmiş Sizde ne gibi bir his uyandırıyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Merak eden okuyucular, tüm bunların cevabını “Sabahattin Ali Anılar” adlı anı kitabımda bulabilirler. Bunun yanı sıra babamın tüm kitaplarını okusunlar derim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Istranca Dağlarında babanız için mermer üzerine “Dağlar ve Rüzgâr” adlı şiir kitabından seçme “DAĞLAR” şiirini yazdırmışsınız. Ölüsünü bulan Çobanla konuşmuşsunuz. Acıda olsa bunu sormak zorundayım. Üstünden bunca yıl geçse de ateş düştüğü yeri yakıyor. Başınız Sağ olsun. Siz kimleri suçluyorsunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: O dönemden bu döneme değişen pek bir şey yok. Türkiye’nin kıymetli insanlarını bu devlet kurban ediyor. O dönem Amerika’nın Misissori adlı gemisi ülkemize gelmiş ve babam bunu protesto eden bir yazıyı kaleme almış. Babam, antiemperyalist görüşlere sahip sosyalist bir aydındı. Sonrası olanlar oldu. Sadece bu acı bize değil, birçok aydın kişinin başına geldi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve diğer aydın insanımız birer birer bu ülkede katledildi. Son kurban olarak Gazeteci yazar Hrant Dink cinayetini söyleyebilirim. En sonuncuları artık görüyorsunuz. Toplu halde ölümler oluyor bu ülkede. Yazık bu ülkenin aydın insanlarını kıyan canilere. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Kürk Mantolu Madonna adlı romanını zevkle okudum. Şu an rekor derecede satıyor. Babanız adına telif hakkı alıyor musunuz? Bir vakıf kurmayı düşünüyor musunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Evet çok satıyor ama gelen para vakıf kurmaya yetecek miktarda değil. Emekli maaşıma ek olarak babamdan gelen paralarla yaşamımı sürdürüyorum. Babam halen daha beni bakıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T.M: Filiz Hanım sizinle tanıştığım ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">F.A: Ben teşekkür ederim. Umarım iyi bir söyleşi olmuştur. Her zaman için gençlerde ümidim var. Onların önlerinin açılmasının önemine inandığım için çalışmalarımı sürdürüyorum. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">&#160;</span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">&#160;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Oct 2015 09:23:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/kurk_mantolu_madonnanin_yazari_sabahattin_alinin_kizi_muzikolog_prof_dr_filiz_ali_h7434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AHİLİK KÜLTÜRÜNÜ VE ŞEYH BEDREDDİNİ TANITAN AZAP ORTAKLARI’NIN YAZARI BÜYÜK ROMANCI EROL TOY</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ahilik-kulturunu-ve-seyh-bedreddini-tanitan-azap-ortaklarinin-yazari-buyuk-romanci-erol-toy-7420</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ahilik-kulturunu-ve-seyh-bedreddini-tanitan-azap-ortaklarinin-yazari-buyuk-romanci-erol-toy-7420</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizin en iyi yazarlarından birisi de Erol Toy’dur. Birçok eseri vardır. Biz Ahileri anlatan ‘’Azap Ortakları’’ adlı eserinde Atalarımızın ve Şeyh Bedreddin’in hayatını okurken hayli etkileniyorsunuz. Azap Ortakları, en önemli ve en çok ilgi gören romanıdır. Yıllar önce bu romanı büyük bir zevkle okumuştum. Erol Toy, tarihi bizleri sevdiren yazardır. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Azap Ortaklarında Şeyh Bedreddin, Aydın’da kurduğu bir düzenle o dönemde Osmanlıya kafa tutmuştur. Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa gibi yakın arkadaşlarıyla birlikte direniş ordusu kurarlar. Sosyal dayanışmayı, eşitliği, paylaşmayı ve kardeşliği Ahilerden örnek alırlar. Avrupalılardan önce sosyalist örgütlenmenin ilk adımını atarlar ve uygulamaya geçerler. Ama başaramazlar ve Serez Çarşısında Bedreddin idam edilir. Hazin ve gerçek bir öyküdür, Azap Ortakları. Yazarımızla Oktay Akbal’ın cenaze töreninde tanıştık. Söyleşi için sözleştik. Bodrum Gündoğan’daki evine arkadaşım Tiyatro Sanatçısı Turan Özdemir’le beraber gittik. Biraz hoş sohbetten sonra söyleşiye başladık.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Erol Bey, hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Erol Toy : Manisa –Alaşehir’de 1936 yılında üzümlere nişan düştüğü tarihte dünyaya gelmişim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ailenizin lakabı var mıdır? Nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Anam, Karakeçili Yörüklerindendir. Babam, Alaşehir’in yerlisidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T : Beş taş, bilye, uzun eşek, zıp zıp, çelik çomak ve saklambaç hatırımda kalan oyunlardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Alaşehir İlkokulunda okudum. Nurettin Bey, müdürüm, Ulviye Hanımda öğretmenimdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Ortaokulu Alaşehir’de okudum. Okul dışı bir anımı paylaşayım; bahçe arasında erik çalardık. Bahçe sahibi iyi bir adamdı. Hepimizi sever ve ‘’ eriklerden istediğiniz kadar yiyin, alın ‘’ derdi. Ama çalınmış eriğin tadı başkaydı. Biz yine de gizli gizli toplar yerdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T : İzmir ‘de Namık Kemal Lisesinde okudum. Voleybol oynardık. Liseyi bitirdiğim yıl Cumartesi, Pazar tüm Ege’yi yazın kıyılarını, kışın kasabalarını ve şehirlerini gezdim. Genel kültürümü arttırdım. Bu gezilerden büyük bir zevk aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: İzmir’ de Muhabere Merkez Amiri olarak yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Fırıncılık, bankacılık ve vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: 1971 Yılında Ankara’ da eşim Genevieve ( Jönviyev ) Hanımla evlendik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlk olarak ne zaman kitap yazmaya başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: 18 yaşından itibaren yazmaya başladım. İzmir’de bir akrabamın evinde kalıyordum. Lisede okurken 33 Milisle konuştum. Hepsi Kurtuluş Savaşına katılmış Milisti. Onların anılarını 7 sarı deftere not aldım doldurdum. Ve bu notlarla “Toprak Acıkınca” romanını yazdım. 1968 yılında romanım piyasaya çıktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Siyasete bulaşmadım. Hiç uğraşmadım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Çocuklarınız var mı? Çocuklarınızın durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: İki tane kız evladımız var. Kızım Ayşe, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesinde Yardımcı Doçenttir. İki oğlan annesidir. Küçük kızım Selin, serbest çalışır. Kamu Yönetimi mezunudur. İktisat doktorudur. İki kız annesidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Sabahları çok erken kalkarım. Bilgisayarımda yeni çıkacak romanımı yazıyorum. Geçmişle geleceği birleştirme adına konusu olan bir mitolojik hikâye yazıyorum. Sonra bahçemi sularım. Kitap ve gazete okurum. Denize gider yüzerim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Daha çok bilimsel ve belge niteliğindeki kitapları okumayı seviyorum. Dünya klasiklerini okurum. Roman ve Hikâye kitaplarını severek okurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, sizi daha çok romancı ve araştırmacı yazar olarak biliyoruz. Cumhuriyet Gazetesinde makalelerinizi yıllarca okudum. Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Başka ne tür kitaplarınız var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Şimdiye kadar 40 kitap yazdım. Deneme, roman, hikaye, fıkra, çocuk kitapları ve tiyatro oyunu türü kitaplarım var. En önemli eserlerim; Azap Ortakları (3 cilt), Kuzgunlar ve Leşler(3 cilt),Yitik Ülkü (3 cilt), Toprak Acıkınca (3 cilt), Acı Para, İmparator, Kördüğüm, Gözbağı, Son Seçim, Doruktaki Öfke, Zoroyunu, Kilittaşı(2 cilt), Iğrıp, Yenilgi ve Pir Sultan Oyunudur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bu kadar çeşitli yazıyı ve kitabı yazdığınıza göre esinlendiğiniz, etkilendiğiniz ve beslendiğiniz kanallar nelerdir? Kaynağınız yerel mi, genel mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Beslendiğimiz kanal, Türkiye’mizdir. Çok erken yaşta okumaya başladım. Alaşehir Halkevi Kitaplığında 3284 adet kitabın tümünü 7 yılda hepsini okudum. Birinciden başlayarak hepsini okudum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, Yön, May dergileri, Akşam, Cumhuriyet, Barış ve Yeni Ortam gazetelerinde yazılarınız yayınlanmıştı. Bize o yılları anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Bu gazete ve dergilerde yazı yazdığım yıllarda, bankada ikinci müdür olarak çalışırken bir arkadaşımın mağduriyeti nedeniyle Bank—İş Sendikasını kurduk. Bu Sendikanın kurucu üyesiydim. Gazete yazılarımda kendi adımı kullanıyordum. İkinci bir isim kullanmadım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Kendimle yarıştığım için yarışmalara katılmıyordum. Fakat Karacan Ödülünü,’’ Yaşattıklarının farkında olmadıklarımız’’ adlı makaleyle ilk ve tek ödülümü kazanarak Ercüment Karacan ödülünü aldım. Apdi İpekçi o dönem Milliyet Gazetesinin yayın yönetmeniydi. Sanırım 1965 li yıllardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, tiyatro oyunlarınızı soralım. İzmir’in İçinde, İpte’ki, Parti Pehlivan ve Meddah dışında ülkemizde büyük ilgi gören ‘’Pir Sultan Apdal’’ adlı oyununuzdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Pir Sultan Apdal oyunu tam 87 kez yasaklandı. Bu oyun bütün Anadolu’yu dolaştı. Bu sayede oyun yazarı olarak bende bütün Anadolu’yu dolaştım. Oyunu Yönetmen Zeki Göker Bey, Ankara Sanat Tiyatrosu adına ortaya koydu. İlk oyunu Umur Bugay yönetiminde Tuncer Kurtiz, Ayberk Çölok, Tuncer Necmioğlu ve Elif Çölok hanım oynadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kördüğüm romanının konusu nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Kaypak aydınları anlatıyorum. En Liberal, en demokrat olduğunu söyleyenleri ama özünde olmadıklarını anlatıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Ulusalcı mı? Sosyalist mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Ben her şeyim, ben yazarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İmparator adlı kitabınızı okudum. Bu kitabı yazma sebebiniz neydi? Sanayi Devrimini mi yoksa Vehbi Koç’un hayatını mı anlatmak istediniz? Bu kitabınız çıktıktan sonra sizi Koç Ailesinden arayan , soran oldu mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Ekonomi—Politik bir roman yazmak istedim. Sınıfı sembolize ederek Türk Okurlarına sundum. En çok ilgi gören kitabımdır. Aileden kimse beni aramadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Türk Gerilla Tarihi adlı eserinizde neyi ve kimleri anlattınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: 1968 yıllarındaki gençliği anlattım. Bu kitapta şehir gerillasının olmaması gerektiğini, Ulusal nitelikte olmazsa tutmaz eleştirisini dile getirdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Oktay Akbal ve diğer Yazar arkadaşlarınızdan bahseder misiniz? İlişkileriniz nasıldı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Başta Aziz Nesin olmak üzere Yaşar Kemal, Alev Çoşkun, Kemal Tahir, Fakir Baykurt ve Oktay Akbal’la iyi arkadaştık. Cuma toplantılarımız Yön’de olurdu. Daha sonra May Yayınevinde toplanırdık. Herkes Cağaloğlu’nda olurdu. Yön Dergisini eleştirip kritik yapardık. Bir gün sohbet uzadı. Aziz Nesin’le yolda kaldık. Eve zor yetiştik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Dünyada en çok beğendiğiniz yazar ve kitabı hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Ben Tolstoy’u çok severim. Tolstoy’dan cesaret alarak ‘’Toprak Acıkınca ‘’ romanını yazdım. Bütün eserleri güzeldir. Savaş ve Barış adlı romanı bir şahaserdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Genç yazarlara ne tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Bol bol kitap okumalarını tavsiye ederim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Günümüzde Edebiyat ne durumda?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Edebiyat günlük rüzgârdan etkilenmez. Kendi rüzgarını üretebiliyorsa edebiyattır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, yazarlıktan ve kitaplarınızdan para kazanabildiniz mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Sartre’nin bir sözü vardır; ‘’ Ben sevdiğim işi yapıyorum.’’ Arada elbet üç beş kuruş para kazanıyorum. Bende Sartre gibiyim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Umutsuz olmayalım. Gelecek iyi olacaktır. Bugünler gelir geçer. Bu bir evrimdir. Olumlu düşünerek aydınlığa çıkacağımızı umuyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanından etkilendiniz mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Nazım’ı ben Alaşehir’de Horoz lakaplı bir macuncudan öğrendim. Horoz, komünist ama sevilen bir kişiydi. Kuvayi Milliye masallarıyla büyüdük. Masallardan olumlu ve iyi dersler aldık. Bütün bu düşüncelerimi ‘’Toprak Acıkınca’’ adlı romanımda görebilirsiniz. İlk romanımdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Azap Ortakları romanınızdan çok etkilendim. O dönemdeki Ahilerin, Atalarımızın yaşamını anlatmışsınız. Sizi kutluyoruz. Burada geçen hikâyeler, biz Ahilerin romanı olmuş. Bizler burada kendimizi bulduk. Ahilik; kardeşlik, iyilik, cömertlik, eşitlik ve dayanışma demektir. Sağ olun. Bu kitapla ufkumuz biraz daha açıldı. Azap Ortakları belgesel bir roman mı? Şeyh Bedreddin’in önderliğinde Azap Ortaklarıyla, Anadolu’daki halkın Osmanlıya isyanının hikâyesi mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Azap Ortakları tam bir romandır. 1973 yılında yayınlandığı zaman ki okuru neyse sayısal olarak aynı ilgiyi görüyor. Tepkiler aynı. Toplumsal gerçekçiliği yok olmuş 14. Yüzyıldaki değişimleri anlatır. Kırılmayı anlatır. O dönemde herkes bilimin, hem de gerçeğin peşinde. Bilgi var zorbalık sökmüyor. Bedreddin, Timur’a ‘’Sizin devletiniz yaşamaz ‘’ demiş. İbni Haldun bunu söylememek için Timur’dan kaçmış. Ankara Savaşında ( yıl 1402) Osmanlı ordusunu destekleyen Tımarlı Sipahiler ve Bedreddin, Yıldırım Beyazıt’ı bırakıp Timur tarafına geçiyorlar. Savaşı Timur kazanıyor. İstanbul Feht edilinceye kadar Türklerde Oğuz düzeni vardı. Anadolu halkı, ilkel kominal bir toplumdur. Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa ile beraber baskıdan dolayı kaçıyorlar. Ama sonunda Serez Çarşısında Bedreddin idam ediliyor. Azap Ortaklarını ilk yazdığımda tam 6000 sayfalıktı. Sonra 3000 sayfayı düşürdüm. Yine çok denildi. Tekrar bir ayıklama daha yaptım ve 600 sayfayla 2 ciltlik bir roman oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, ‘’Yarin yanağından gayrı her şey ortaktır’’ sözü kime aittir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Bu sözü Şeyh Bedreddin’in söylediğini söylenilir ama bu doğru değildir. Bunu Aydın Ulu Cami minaresindeki şerefeden Börklüce Mustafa söylemiştir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ankara Savaşında Ahiler, Timur’u mu , yoksa Osmanlıyı mı tuttular ? Bu konuda bilgi verir misiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Ankara Savaşında Ahiler Cumhuriyet ilan ettiler. Silahlı gücü vardı. Parası vardı. Anadolu’da birçok Beylik, hem baskıdan hem de vergilerden bunaldığı için Timur’un yanında yer aldı. Ahilerde Timur’u tuttular. Ankara Savaşından sonra 11 yıllık bir boşluk (Fetret Devri) oluştu. Bu dönemde Ahiler yurdun çeşitli bölgelerine dağıldılar. Bir çoğu Menteşe Beyliğine sığındılar. Menteşe ve Aydınoğlu Beyliği de Timur’dan yanaydılar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Erol Bey, bizi evinizde eşiniz Jönviyev Hanımla misafir ettiğiniz için ve bu güzel söyleşiden dolayı çok teşekkür ederiz. Aydınlatıcı ve bilgi dolu bir gün geçirdik. Her şey çok hoştu. Sizinle ve eşinizle tanıştığımız için çok mutlu olduk. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E.T: Benim söyleyeceğim tek bir şey var; Bol bol kitap okusunlar. Buraya kadar geldiğiniz için biz çok teşekkür ederiz. Umarım iyi bir söyleşi olmuştur. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Jönviyev Toy: Biz Eğe Bölgesini çok seviyoruz. Eşim zaten Eğeli. En güzel deniz Eğe ve Muğla’da. Sizleri de çok seviyoruz. Hoşçakalın…&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Oct 2015 11:45:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ahilik_kulturunu_ve_seyh_bedreddini_tanitan_azap_ortaklarinin_yazari_buyuk_romanci_erol_toy_h7420.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan’ın     Büyük    Değeri    Profesör    Dr    Suat   Gezgin</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-----buyuk----degeri----profesor----dr----suat---gezgin-7299</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-----buyuk----degeri----profesor----dr----suat---gezgin-7299</guid>
                <description><![CDATA[İlçemiz   adına   gurur    duyacağımız   Profesör   Suat   Bey, Yatağan   doğumlu   olmasa  da   çocukluğu  ve    gençliği   burada   geçtiği   için   biz   onu   Yatağanlı   kabul   ediyoruz. Babasının   memurluk    görevi   nedeniyle  ilçemize   gelip  yerleşmişlerdir.  İlçemizde   Tahsin  Amca   PTT  Müdürlüğü   yaptı. Eşi  Hatice  Hanım  Teyze   çok   sevilen  bir  kişiydi. Ruhları    şad  olsun. Suat  Bey  ve  kardeşleri   her  yıl  annesini   ve   babasını   kabristanda  ziyaret   ederler. Suat   Bey, ortaokulu   Yatağan’da  okudu. Beraber   Edebiyat   Kolunda    çalışırdık. O  yıllarda   bile  edebiyata   ve  gazeteciliğe   büyük   bir  merakı    vardı. Sosyal   kişiliğiyle  herkesle   iyi   ilişkiler   kurar  ve  hemen   hemen   her   kapıyı   aralardı. Lisede    okurken   yerel   ve   ulusal  basına   haber   gönderir, muhabirlik  yapardı. Liseyi  Muğla   Turgutreis   Lisesi’nde    okudu.  Aktif  yönüyle  okulda    kendini   hocalarına  ve  arkadaşlarına  sevdirmişti. Lise   sonrası   eğitim   için   Fransa’ya   gitti. Söyleşiyi  evimizin  balkonunda   yaptık. Gelin    onu   daha   yakından   tanıyalım. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay&#160;&#160; Mutlu : Hangi&#160;&#160; tarihte&#160; ve&#160;&#160; nerede&#160;&#160; doğdunuz?
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Suat&#160;&#160; Gezgin: 15. 4 . 1952&#160; tarihinde&#160;&#160; Erzurum’da&#160;&#160; doğdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ailenizi&#160;&#160; tanıtır&#160;&#160; mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Ailem &#160;memuriyet&#160;&#160; nedeniyle&#160; önce&#160;&#160; Amasya’ya , daha&#160;&#160; sonra&#160;&#160; yurdumuzun&#160;&#160; diğer&#160; ilçe&#160; ve&#160; illerinde&#160; bulundu. Babamın&#160; adı&#160;&#160; Tahsin&#160;&#160; Gezgin , Annemin&#160;&#160; adı&#160;&#160; Hatice&#160; Gezgin’dir. Yedi&#160;&#160; kardeşiz. Cevat, Leyla, Misket, Selami, Suna&#160; ve&#160; Sedat&#160;&#160; adlı&#160; kardeşlerim&#160;&#160; var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Çocukluğunuzda&#160;&#160; ne&#160; tür&#160;&#160; oyunlar&#160;&#160; oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Tahtadan&#160;&#160; tekerlekli&#160;&#160; arabalar&#160;&#160; yapardık. Tel&#160;&#160; arabalarda&#160; yapar&#160;&#160; sürerdik. Uzun&#160;&#160; eşek&#160;&#160; oynardık. Uçurtma&#160;&#160; uçurur, çember&#160;&#160; çevirirdik. Çeşitli&#160;&#160; top&#160;&#160; oyunları&#160;&#160; oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlkokulu&#160;&#160; hangi&#160;&#160; okulda&#160;&#160; okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Amasya’da&#160;&#160;&#160; Atatürk&#160; İlkokulunda&#160;&#160; okudum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ortaokulu&#160;&#160; nerede&#160;&#160; okudunuz? Hatırladığınız&#160; öğretmenleriniz&#160;&#160; ve&#160; anılarınız&#160;&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Yatağan&#160;&#160; Ortaokulunda&#160;&#160;&#160; okudum. Kadri&#160;&#160; Gürhan&#160;&#160; ve&#160; Mehmet&#160;&#160; Gezen&#160; Bey&#160; Öğretmenimizdi. Ortaokulda&#160;&#160; Edebiyat&#160;&#160; Kolu&#160; Başkanıydım. Duvar&#160;&#160; gazetesi&#160; çıkarırdık. Cevat&#160; Fehmi&#160;&#160; Başkut’un&#160;&#160; ‘’Buzlar&#160; Çözülmeden’’, Cahit&#160;&#160; Atay’ın&#160; ‘’ Pusuda’’&#160; adlı&#160;&#160; tiyatro&#160; eserlerini&#160;&#160; oynadık.&#160; Bu&#160; anılarımı unutamam. O&#160; yıllar&#160; güzel&#160;&#160; yıllardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Liseyi&#160;&#160; nerede&#160; okudunuz? Öğretmenleriniz&#160; &#160;&#160;kimlerdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Muğla&#160;&#160; Turgutreis&#160;&#160; Lisesinde&#160;&#160; okudum. Musa&#160;&#160; Kaya&#160;&#160;&#160; Müdürümüzdü. Ayten&#160;&#160; Çatık&#160;&#160; Tarih&#160;&#160; öğretmenimizdi. Felsefeci&#160;&#160; Selami&#160; Karaçam&#160; ve&#160; eşi&#160; Psikoloji&#160;&#160; öğretmeni&#160;&#160; Üstel&#160; Hanımı&#160;&#160; hatırlıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Mahalle, okul&#160; ve&#160; gençlik&#160;&#160; dönemindeki&#160;&#160; arkadaşlarınız&#160; kimlerdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Şakir&#160; Can, Armağan&#160; Delibaş, Mustafa&#160;&#160; Salcı, Haşmet&#160;&#160; Işık, Turan&#160; Özdemir, Kudret&#160;&#160; Ceyhan, Berrin&#160;&#160; Ceyhan, Cihat&#160;&#160; Uysal, Ramazan&#160; Gibyeli, Servet &#160;Düzen, Abidin&#160;&#160; Özmen, Şenay&#160; Uyar, Burhanettin&#160;&#160; Irgat, Tarcan&#160; Oğuz, &#160;Erol&#160; Yaratıcı, Ayhan&#160;&#160; Özdemir, Turgay&#160; Mutlu, Hasan&#160; Avcı, Ali&#160; Kocabıyık, Ekrem&#160; Keleş, Mehmet&#160;&#160; Emin&#160; Uysal, H.İbrahim&#160;&#160; Yiğit , Mehmet&#160;&#160; Kocabıyık&#160;&#160; ve&#160; Kadriye&#160; hanımı&#160; hatırlıyorum. İsimlerini&#160;&#160; unuttuğum&#160; arkadaşlarım&#160;&#160; kusura&#160;&#160; bakmasın.&#160; Hepsini&#160; çok&#160; seviyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Üniversiteyi&#160;&#160;&#160; nerede&#160;&#160; okudunuz?&#160; Paylaşmak&#160;&#160; istediğiniz&#160;&#160;&#160; anılarınız&#160; var&#160;&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Aix—En&#160;&#160; Marsilya&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160; Edebiyat&#160; Fakültesi&#160; Sosyoloji&#160;&#160; bölümünde&#160;&#160; okudum. Fransa’da&#160;&#160; okurken&#160;&#160; Hürriyet&#160;&#160;&#160; Gazetesi&#160; Yurt&#160;&#160; dışı&#160; muhabirliğini&#160;&#160; yapıyordum. Dış&#160;&#160; haberleri&#160; ülkemize&#160;&#160; ulaştırıyordum. Cannes&#160; Film&#160;&#160; Festivaline&#160;&#160; ve&#160;&#160; Türk&#160;&#160; işçilerinin&#160;&#160; bulunduğu&#160; illere&#160; gider&#160; onların&#160;&#160; sorunlarına&#160;&#160; dile &#160;&#160;getirir, röportajlar&#160; serisi&#160; hazırlar, sonra&#160; onları&#160; gazeteme&#160;&#160; Hürriyete&#160;&#160; ulaştırırdım. O&#160; dönemde&#160;&#160; arabam&#160;&#160; yoktu. Otostopla&#160;&#160; giderdik. Cannes&#160; Film&#160;&#160; Festivaline&#160; ilk&#160;&#160; gittiğimde&#160; görev&#160;&#160; yapan&#160; gazeteci&#160;&#160;&#160; meslektaşlarımın&#160;&#160; akşam&#160;&#160; yemeklerine&#160;&#160; veya&#160;&#160; toplantılarına&#160; smokinle&#160;&#160; geldiklerini&#160; görünce , yazın&#160; tatile&#160; Yatağan’a&#160; gelince&#160; Anneme, smokin&#160; diktirmemin&#160;&#160; önemli&#160; olduğunu , Cannes&#160; Film&#160;&#160; Festivallerine&#160; gidemeyeceğimi&#160;&#160;&#160; söyleyince&#160; rahmetli&#160;&#160; Annem (Ruhu&#160;&#160; şad&#160; olsun) ‘’ Oğlum&#160;&#160; sen&#160; oraya&#160;&#160; evlenmeye&#160;&#160; değil, okumaya&#160;&#160; gittin. Ne&#160; smokini? Şaşırdın&#160; mı&#160; sen ‘’ dedi. Ben&#160; üsteleyince&#160; ‘’ git&#160;&#160; o&#160; zaman&#160;&#160; terzi&#160; Orhan&#160;&#160; Can&#160; Ustaya&#160; diktir&#160; parasını&#160; ben&#160; veririm ‘’&#160; dedi. Fransa’ya&#160;&#160;&#160; dönünce&#160; hemen&#160;&#160;&#160; bir&#160;&#160; bisiklet&#160;&#160; aldım. Kokteyllere&#160; ve&#160;&#160; toplantılara&#160;&#160; katılıyordum. Bisikletim&#160;&#160; çalınmasın&#160; diye&#160; saklıyordum. Türk&#160;&#160; artisti&#160; Filiz&#160;&#160; Akın&#160; Hanımla&#160; söyleşi&#160; yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerliğinizi&#160;&#160; nerede&#160;&#160; yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Burdur’da&#160; 4 ay&#160; piyade&#160;&#160; olarak&#160; özel&#160; taburda&#160;&#160; tamamladım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerden&#160;&#160;&#160; sonra&#160; nerelerde&#160;&#160; çalıştınız&#160;&#160; anlatabilir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Askerden&#160;&#160; sonra&#160; muhabirliğe&#160;&#160; devam&#160;&#160; ederken&#160; Aix—Marsilya&#160; Üniversitesinde&#160;&#160; akademik&#160;&#160; çalışmalara&#160;&#160; devam&#160;&#160; ettirdim. 1993&#160; Yılında&#160; kesin&#160;&#160; dönüş&#160;&#160; yaparak&#160; Türkiye’ye&#160; döndüm. İstanbul&#160; Üniversitesi&#160;&#160; İletişim&#160;&#160; Fakültesinde&#160;&#160; öğretim&#160;&#160; üyesi&#160;&#160; olarak&#160; devam&#160;&#160;&#160; ederken&#160; dekan&#160;&#160;&#160; yardımcılığı&#160; ve&#160;&#160; bölüm&#160;&#160;&#160; başkanlığı&#160;&#160; yaptım. 2000&#160; Yılında&#160;&#160; İstanbul&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160; İletişim&#160;&#160; Fakültesi&#160;&#160; Dekanı&#160;&#160; olarak&#160;&#160;&#160; 3&#160;&#160; dönem&#160;&#160; 10&#160; yıl&#160;&#160; boyunca&#160;&#160; Başkanlık&#160;&#160; görevime&#160;&#160; devam&#160; ettim. Sağ—Sol&#160; çatışmasında&#160; öğrencileri&#160;&#160; çok&#160;&#160; yatıştırdığım&#160;&#160; olmuştur. Birçok&#160;&#160; uyarıya&#160;&#160; rağmen&#160; araya&#160;&#160; girer, onları&#160; sakinleştirirdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ne&#160;&#160; zaman&#160;&#160; evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Fransa’da&#160;&#160; Doçentlik&#160;&#160; kadromu&#160;&#160; almıştım. O&#160; sırada&#160; Eşim&#160;&#160; Berrin&#160;&#160; Hanımla&#160;&#160; tanıştık. 3 Nisan&#160; 1987&#160;&#160; tarihinde&#160; İstanbul’da&#160; evlendik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Politikayla&#160;&#160; uğraştınız&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Yok&#160; uğraşmadım. Ama&#160;&#160; ülkemizin&#160; gündemini&#160;&#160; ve&#160;&#160; politik&#160; gelişmelerini &#160;&#160;yakından&#160; takip&#160; ediyorum. Gelecekten&#160;&#160; kaygım&#160;&#160; olsa&#160; da&#160; bir&#160; gün&#160; bu&#160;&#160; karanlık&#160; günlerin&#160; biteceği&#160; ve&#160; aydınlığa&#160;&#160; ulaşacağımızı&#160; inanıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Çocuklarınız&#160;&#160; var&#160; mı ? &#160;&#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Başak&#160; isminde&#160; bir&#160; kızım&#160; var. Bahçeşehir&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160;&#160; İletişim&#160; Fakültesi&#160; Halkla &#160;İlişkiler&#160; bölümünü&#160;&#160; bitirdikten&#160;&#160;&#160; sonra&#160;&#160; Koç&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160;&#160; İşletme&#160; alanında&#160;&#160;&#160; mastırını&#160;&#160; yaptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kısaca&#160;&#160; günlük&#160;&#160; yaşamınızdan&#160;&#160; bahseder&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: İstanbul&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160; İletişim&#160; Fakültesinde&#160;&#160;&#160; Öğretim&#160;&#160; Üyeliğine&#160;&#160; devam&#160;&#160;&#160; ediyorum. Ayrıca&#160;&#160; Galatasaray&#160; Üniversitesi&#160;&#160; Yüksek&#160;&#160; Lisans, Aydın&#160;&#160; Üniversitesinde&#160;&#160; Doktora&#160;&#160; dersleri&#160; vermekteyim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Hangi&#160;&#160; tür&#160; kitapları&#160;&#160; okumayı&#160;&#160; seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Her&#160; türlü&#160;&#160; kitap&#160; okumayı&#160;&#160; çok&#160; severim. Özellikle&#160;&#160;&#160; İletişimle&#160;&#160;&#160; ilgili&#160;&#160; kuram, teori&#160; ve&#160; ders&#160;&#160; kitaplarını&#160;&#160; okurum. Ayrıca&#160;&#160; yerli&#160; ve&#160; yabancı&#160;&#160; romanları, şiirleri&#160; ve&#160; öyküleri&#160;&#160; okumaktan&#160;&#160; zevk&#160; alırım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Şimdiye&#160;&#160; kadar&#160;&#160; kaç&#160;&#160; kitap&#160; ve&#160; makale&#160; yazdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Birçok&#160;&#160; bilimsel&#160;&#160; makalem&#160; yanı&#160; sıra&#160;&#160; kitap&#160; bölümleri&#160; de&#160; yazdım. 6 tane&#160;&#160; yayınlanmış&#160; kitabım var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M:&#160; Basında&#160;&#160; Fotoğrafçılık&#160;&#160; adlı&#160;&#160; kitabınızın&#160; konusunu&#160; biraz&#160;&#160; değinir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Fotoğrafsız&#160;&#160; bir&#160; haberin&#160; olamayacağını&#160; ve&#160; haberde&#160; fotoğrafın&#160; kullanımını&#160; tarihsel&#160; açıdan&#160; incelendiğini, haberde&#160;&#160; fotoğrafın&#160; kullanımının&#160;&#160; yer&#160; aldığını&#160;&#160; anlatıyorum&#160;&#160; bu&#160;&#160; kitapta.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Medya&#160;&#160; sektöründe&#160;&#160; en&#160; çok&#160; beğendiğiniz&#160;&#160; yazarlar&#160;&#160; kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Orhan&#160; Erinç, Cevat&#160; Çapan, Doğan&#160; Hızlan, İlber&#160; Ortaylı, Sina&#160; Akşin, Rahmi&#160; Turan, Oktay&#160; Ekşi, Altan&#160; Öymen, Emin&#160; Çölaşan,&#160; Bekir&#160;&#160; Çoşkun&#160; ve&#160; Yılmaz&#160; Özdil’i&#160; sayabiliriz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kaç&#160;&#160; ülke&#160; gezdiniz, gördünüz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Birçok&#160;&#160; ülkeyi&#160; gezdim, gördüm. 80 ‘e&#160; yakın&#160;&#160; diyebilirim. Ama&#160; en&#160; güzel&#160; ülke&#160; bizim&#160;&#160; ülkemizdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Şimdiye&#160; kadar&#160;&#160; kaç&#160;&#160; ödül&#160;&#160; aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Bugüne&#160;&#160; kadar&#160;&#160; birçok&#160; başarı&#160; ödülü&#160;&#160; aldım. Benim için&#160; büyük&#160; değer&#160;&#160; taşıyan&#160; ödüllerim&#160;&#160; şunlardır: Monako&#160;&#160; Krallığı&#160; Bilim&#160; ödülü, Fransız&#160; Kültür&#160; Bakanlığının vermiş&#160; olduğu&#160; Bilim&#160; Ödülü&#160; ve&#160; MOTİF&#160; Halk&#160;&#160; Oyunları&#160;&#160; Eğitim&#160; Derneği&#160; Gençlik&#160; Kulübü’nün&#160; düzenlemiş&#160; olduğu&#160; 8. Geleneksel&#160; Halkbilim&#160; Ödülleri , ‘’Halkbilim&#160; Araştırma&#160; Ödülünü ‘’ aldım.&#160; Ayrıca&#160; Gazeteciler&#160; Cemiyetinin&#160;&#160; basın&#160; özgürlüğü&#160; dalındaki&#160; ödülünü&#160; aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Unutamadığınız&#160;&#160; anılarınız&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: 25 Yıllık&#160; eğitim, öğretim&#160; yıllarında&#160; yerleştirdiğim&#160;&#160; öğrencilerimle&#160;&#160; ülkemizde&#160;&#160; ve&#160; yurt&#160; dışında&#160; &#160;&#160;karşılaşmamız&#160;&#160; beni&#160;&#160; çok&#160; mutlu&#160; ediyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Yerel&#160;&#160; basınımızın&#160;&#160; sorunları&#160; nelerdir? Bu&#160;&#160; sorunların&#160;&#160; aşılması&#160; için&#160; ne&#160; yapılmalıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Yerel&#160; basına&#160; çok&#160; önem&#160; verilmelidir. İletişim&#160; Fakültesinde&#160;&#160; yetiştirdiğimiz&#160; gençlerin&#160; 212&#160; yasasına&#160;&#160; tabi&#160;&#160; olarak&#160; illerde&#160;&#160; ve&#160; ilçelerde&#160; yayınlanan&#160;&#160; yerel&#160;&#160; gazetelerde,&#160; televizyonlarda &#160;&#160;ve&#160; radyolarda&#160; görev&#160;&#160; almaları, çalışan&#160;&#160; emekçilerin&#160;&#160; sigortalarının&#160; ödenerek&#160; maaşlarının&#160; düzenli&#160;&#160; bir&#160; şekilde&#160; ödenmesi&#160;&#160; gerektiğini&#160;&#160; düşünüyorum. Basından&#160;&#160; sorumlu&#160; Bakanlığın&#160; yerel&#160; medyaya&#160; sorunlarını&#160;&#160; gündeme&#160;&#160; getirebilecek&#160; toplantılar&#160;&#160; yaparak&#160; bazı&#160;&#160; yasaların&#160; yapılması&#160;&#160; görevidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ülkemizin&#160;&#160; birçok&#160;&#160; sorunu&#160; var. Siyasi&#160; olarak&#160; Akademisyenler, Dekanlar&#160; ve&#160; Rektörler&#160; konuşmuyorlar. Fikir&#160;&#160; beyan&#160; etmiyorlar. Sizce&#160; bu&#160; doğru&#160; mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Daha&#160; önceki&#160; yıllarda&#160;&#160; Türkiye’deki&#160; gündemi&#160; belirleyebilmek&#160; için&#160; İstanbul&#160; Üniversitesi&#160; olağanüstü&#160; Senatosunu&#160;&#160; toplayarak&#160; konuları&#160;&#160; tartışır&#160; ve&#160; medya&#160;&#160; aracılığıyla&#160; duyururduk. Bu&#160; da&#160; İstanbul&#160; Üniversitesinin&#160;&#160; ‘’Özerk’’ olduğunu&#160; gösterirdi. Siyasi&#160; baskı&#160; Üniversiteler&#160;&#160; üzerinde&#160;&#160; yoktu.&#160; Şimdi&#160;&#160; tam&#160; tersi. Siyasi&#160; baskı&#160; nedeniyle&#160; Rektörler, Dekanlar&#160; ve&#160; Öğretim&#160; Üyeleri&#160; sessiz&#160;&#160; kalmayı tercih&#160;&#160; etmektedirler. Bu&#160; kabul&#160;&#160; edilemez&#160;&#160; bir&#160; olgudur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İstanbul&#160; Üniversitesini&#160;&#160; hakkında&#160;&#160; biraz&#160;&#160; bilgi&#160;&#160; verebilir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Osmanlı&#160;&#160; döneminde&#160; Fatih’in&#160; İstanbul’u&#160; aldığı&#160;&#160; dönemde&#160;&#160; 1453&#160; yılında&#160; kurulan&#160; ilk&#160; Üniversitedir. O&#160;&#160; yıllardan&#160;&#160; günümüze&#160;&#160; kadar&#160; birçok&#160;&#160; bilim&#160;&#160; adamı, akademisyen&#160; yetiştirmiş, Türkiye&#160;&#160; genelinde&#160; birçok&#160;&#160; Üniversitenin&#160; açılışına&#160; ve&#160;&#160; girişimine&#160;&#160; yardımcı&#160; olmuştur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlçemizi&#160;&#160; kültürel&#160; ve&#160;&#160; sanatsal&#160;&#160; açıdan&#160; nasıl&#160; görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Daha&#160; çok&#160;&#160; çalışılmalı. Özellikle&#160; Yatağan&#160; ve&#160;&#160; çevresindeki&#160;&#160; antik&#160; tarihi&#160; şehirlerinin&#160; tanıtılması, müzelerin&#160;&#160; kurulması&#160;&#160; gerekir. Yurt&#160;&#160; dışındaki&#160;&#160; birçok&#160;&#160; şehrin&#160;&#160; kardeş&#160;&#160; şehri&#160; olarak&#160;&#160; kabullenilmesiyle&#160; kültür&#160;&#160; alışverişinin&#160;&#160; yapılması&#160;&#160; gerekir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ulusal&#160; Medyanın&#160;&#160; durumu&#160; nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Cumhuriyet&#160;&#160; sonrası&#160; &#160;&#160;Ulusal&#160; ve&#160; Yerel&#160; Medyanın&#160;&#160; gücü&#160;&#160; daha&#160;&#160; etkiliydi. 12&#160; Eylül&#160;&#160; sonrası&#160; bu&#160; kırıldı. Gerçek&#160;&#160; gazetecilerin&#160;&#160; ve&#160;&#160;&#160; patronlarının&#160;&#160;&#160;&#160; yerine&#160;&#160; yandaş&#160;&#160; medya&#160;&#160; sahipleri&#160;&#160; gazeteciliği&#160; öldürdü. Birçok&#160;&#160; yayın&#160;&#160; organı&#160;&#160; dışında&#160;&#160; elle&#160;&#160; tutulur&#160; gözle&#160; okunur&#160; yayın&#160;&#160; organı&#160; kalmadı&#160; diyebiliriz..<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ulusal&#160; Medya&#160;&#160; konusunda&#160; &#160;neler&#160;&#160; yapılmalıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Toplumu&#160;&#160; bilgilendirmek&#160; çocukların&#160; ve&#160;&#160; yetişkinlerin&#160;&#160;&#160; görsel&#160; yazılı&#160; ve&#160;&#160; işitsel&#160; medyadan&#160;&#160; en&#160; iyi&#160; şekilde&#160;&#160; yararlanmasını&#160;&#160; sağlamaktır. Toplumu&#160; bilgilendiren&#160; yönlendiren&#160;&#160; programların&#160; yapılması&#160; Türkiye’nin&#160;&#160; tanıtılması, belgesellerin&#160;&#160; yapılması&#160; gerekir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Gazeteci&#160;&#160; olmak&#160; isteyen&#160;&#160; gençlere&#160;&#160; ne&#160; tavsiye&#160;&#160; edersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Alaylı&#160; bitti. Okullu&#160; olacak. Eğitimli&#160; gazetecilerin&#160;&#160; yetişmesi, dürüst, objektif&#160; ve&#160; bağımsız&#160; haberlerin&#160;&#160; yapılması, kamuoyunu&#160; bilgilendirmeleri&#160;&#160; mesleğin&#160;&#160; birinci&#160; kuralı&#160; olmalıdır. Yandaş&#160;&#160; olmamaları&#160;&#160; gerekir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Gezginler&#160; Kulübü&#160; adlı&#160; bir&#160; gurup&#160; var. Biraz&#160;&#160; bu&#160;&#160; guruptan&#160;&#160; bahseder&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Benim&#160;&#160;&#160; soyadımdan&#160; yola&#160; çıkarak&#160; öğrencilerimin&#160; benim&#160; adıma&#160; kurmuş&#160;&#160; oldukları&#160; bir&#160; gurubun&#160; internet&#160;&#160; sitesidir. Kulüp&#160;&#160; haline&#160; geldi. Büyük&#160; ilgi&#160; görüyor. Ayrıca&#160;&#160; suatgezgin.com&#160; diye&#160;&#160; bir&#160;&#160; site&#160; oluşturduk. Buradan&#160; da&#160; benim&#160;&#160; çalışmalarım&#160;&#160; görüldüğü&#160;&#160; gibi&#160; İstanbul&#160;&#160; Üniversitesi&#160;&#160; İletişim&#160;&#160; Müzesini&#160;&#160;&#160; sanal&#160;&#160; alemde&#160;&#160; gezebilirler, görebilirler. Bu&#160; siteyi, müzeyi&#160;&#160; ben&#160; kurdum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Suat&#160;&#160; Bey, bu&#160; güzel&#160;&#160; söyleşi&#160;&#160; için&#160;&#160; çok&#160;&#160; teşekkür &#160;&#160;ediyorum. Son&#160;&#160; olarak&#160;&#160; ne&#160; söylemek&#160;&#160; istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.G: Ben&#160; teşekkür&#160;&#160; ederim. Yatağan&#160;&#160; ilçesinde&#160; uzun&#160; süre&#160;&#160; bulunmam&#160;&#160; nedeniyle&#160; çocukluğum , gençliğim&#160; bu&#160; ilçede&#160; geçti. İnsanlarının&#160;&#160; sevecen&#160;&#160; olmaları, sevgi, saygı&#160; içerisinde&#160; hoşgörülü&#160; olmaları&#160; beni&#160; mutlu&#160; kılıyor. Ailem, arkadaşlarım, anılarım&#160; hepsi&#160; burada. Yatağan’ı&#160; unutmam&#160; mümkün&#160;&#160; değil. Herkesi&#160; çok&#160; seviyorum. Tüm&#160; halkını&#160;&#160; çok&#160; seviyorum. Son&#160; olarak&#160;&#160; şunu&#160; söyleyeyim; Yatağan&#160;&#160; benim&#160; ilçem. Burada&#160;&#160; yaşayan&#160;&#160; halkın&#160; tümünü&#160;&#160; çok&#160;&#160; sevdiğimi&#160;&#160; tekrar&#160; belirterek&#160;&#160; herkese&#160;&#160; sevgi&#160; ve&#160; saygılarımı&#160;&#160; iletirim. Hoşça&#160; kalın.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2015 09:12:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_buyuk_degeri_profesor_dr_suat_gezgin_h7299.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlçemizin Gururu Opera Sanatçısı Uğur Okay</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ilcemizin-gururu-opera-sanatcisi-ugur-okay-7289</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ilcemizin-gururu-opera-sanatcisi-ugur-okay-7289</guid>
                <description><![CDATA[İlçemize bağlı Yeniköy’den (Aşağı Şahinler Köyü) Alpler Sülalesinin torunu Uğur Okay’ın, Opera Sanatçısı olduğunu ve onunla söyleşi yapmamın yararlı olacağını sevgili arkadaşım Müzisyen Mehmet Topçuoğlu’nun önerisiyle hemen kabul ettim. Sağ olsun Topçuoğlu, büyük bir sesi, büyük bir Opera Sanatçısını tanımamıza ve söyleşi yapmamıza vesile oldu.  Annesiyle akraba, teyze çocuklarıymış. Opera Sanatçısıyla söyleşi yapmak için en uygun mekânın, eşimin de köyü olan Eskihisar (Stratonikeia) antik kentine yakışacağını düşünerek, Uğur Bey ve ailesini Eski Köydeki serin çınarların altına davet ettim. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Okul arkadaşı keman sanatçısı Ayşegül Akkaya Hanım, bu güzel gezide ve söyleşide bizlere eşlik etti. Antik kenti baştan aşağı gezdik ve fotoğraflar çektik. Antik Tiyatroda mini bir konser verdi. Bas sesi Antik tiyatroyu inletti. 20-25 kişilik yerli turist kafilesi Uğur Beyi ayakta alkışladı. Tiyatronun akustiğini beğenerek, ileri de burada bir Opera eserinin sergilenmesi için çalışmalar yapacağının sözünü verdi. Fiziği ve sesiyle tam bir opera Sanatçısı olduğunu gösterdi. Bir de çok yakışıklı. Yaradan nazardan korusun. Sahneye yakışıyor. Kutluyorum. Başarılar diliyorum. Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım:
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Uğur Bey, Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Uğur Okay: 13. &#160;7. &#160;1989 tarihinde İstanbul—Üsküdar’da doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Annem Yatağan’a bağlı Yeniköy Mahallesi’nden Alpler Sülalesi’nden Topal Mehmet Lakaplı Mehmet Alp’in kızı Sevim Hanımdır. Babam Adanalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi ne tür oyunlar oynardınız? Anılarınız var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Uzuneşek, saklambaç ve futbol oynardık. Bir anımı anlatayım: Ailemle lunaparka gitmiştik. Dönme dolabına balerine bindik. Hızlanınca korktum. Gözlerimi kapadım. Şarkı söyle korkmazsın dediler. İlk şarkıyı o zaman söylemiştim. Bu anımı unutamam. Canım sıkıldıkça şarkı söylemeye devam ettim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu ve Ortaokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi? Anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O:Mustafa Aykın İlköğretim Okulu’nda okudum. Armağan Öğe öğretmenimdi. Nazif Atasoy Müdürümüzdü. Derslerde sıkıldıkça arada bir şarkı söylerdim. Arkadaşlarım rahatsız olurdu. Bende bir gün beni dinlemeye geleceksiniz derdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Şenesen Evler Lisesinde okudum. Lisede Rock Müzik gurubu kurduk. Solist olarak çalıştım. Lisede müzik öğretmeninin tavsiyesiyle Operaya yöneldim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarında okudum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliğinizi yaptınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Askerliğimi yapmadım. Tecilliyim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Siemens Opera yarışmasında derece aldım. Ve bunun sonucunda Salzburg Operası’nda çalışmaya başladım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz? Kitap okur musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Çok severim. Daha çok modern romanlar, mesleki kitaplar, tarihi ve gelişim kitapları ve şiir okumayı severim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Opera nedir? Opera hakkında ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Opera; içerisinde birçok sanat dalını barındıran başta müzik olmak üzere tiyatro, edebiyat, heykel, dans gibi sanatları bulunduran, konularını mitolojiden, tarihten ve artık günümüzde güncel olaylardan alan bir sahne sanatıdır. 15. &#160;asırda İtalya’da ortaya çıkan bir tiyatral sanat formudur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bir Operanın sahnelenmesi için çok emek harcanıyor. Sahne arkası ve sahnede çok çalışan var. Orkestra üyeleri, rejisör, Orkestra Şefi, koro, solistler, Işıkçılar, teknisyenler, dekor ve kostüm tasarımcıları emek verir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Siz nasıl Opera Sanatçısı oldunuz? Bu eğitimi almaya nasıl karar verdiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Opera Sanatına Lisede okurken ilgi duymaya başladım. Lisedeki müzik öğretmenimin yönlendirmesiyle de bu iş pekişti. Ayrıca Mozart’ın Amedeus filminden de etkilendim. Opera Sanatçısı olmaya karar verdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Operada Opera söyleyen Sanatçıya ne ad verilir? Siz hangi ses gurubuna giriyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Solist denir. Ses türüne göre guruplara ayrılır. Kadınlarda Soprano, Mezzo Soprano, Alto. Erkeklerde tenor, bariton ve bas diye adlandırılır. Ben Bas’ım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ünlü Türk Opera sanatçıları kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Mesut İktu, Mustafa İktu, Ayhan Baran, Burak Bilgili, Bülent Bezdüz, Güneş Gürle, Hale Şener, Kartal Karagedik, Leyla Gencer, Semiha Berksoy ve Zehra Yıldız Hanımı sayabiliriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Soprano, Şan ve Arya ne demektir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Soprano, en ince kadın sesi. Şan, Fransızca bir kelimedir ve şarkı söylemenin ses tekniği anlamını taşır. Arya, Solo şarkı formudur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Konservatuardaki hocalarınız kimlerdi? Kimlerle çalışma yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Opera ve bale birbiriyle iç içe geçmiş bir sanat dalıdır. Türkiye’deki koşullarda kurumsal olarak yan yana bulunmaktadırlar. Ses eğitimimi Profesör Güzin Güler, Sahne derslerimi Aytaç Manizade, Vecihi Ofluoğlu ve Aslı Yılmaz hocamdan aldım. Okul dışında Fazıl Say ile çalışma fırsatı da buldum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yabancı hocalarınız var mıydı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Konservatuarda olmadı ama yurt dışında birçok yabancı isimle çalıştım. Alman Rolf Beck, İtalyan İvan İnverordi ve Mario Steller’le çalıştım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dünyaca ünlü Operacılar kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Luciano Povarotti, Fritz Wanderlich, Maria Callas, Nilolai Ghiaurov, Samuel Ramey, Dimitri Hvarostovsky, Anna Netrebko, Rene Pape, Kurt Mall,Diana Damrau, Thomas Quasthaff ve Jonas Kauffman’ı sayabiliriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sahneye ilk olarak hangi eserle çıktınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Mozart’ın Sihirli Flüt Operasında Sprecher rolüyle sahneye adım attım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi eserlerde oynadınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Mozart’ın Figaro’nun Düğünü Operasında Bartelo, Nikolai’nin Windsor’un Şen Kadınlarında Bay Reich, Verdi’nin Rigalettosunda Kont Ceprano, Bellini’nin Uyurgezer adlı eserinde Alessio , Schubertsresse 200’de Diego ve Sihirli Flüt’te Sarastro rollerini seslendirdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: En çok etkilendiğiniz eser ve rol hangisidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Sihirli Flüt Operasında seslendirdiğim Sarastro rolünün benim için yeri ayrıdır. Kariyerimin içerisinde seslendirmeyi en çok istediğim rol ise Verdi’nin Attila Operasındaki ‘’Attila’’ rolüdür. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çalışmalarınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Opera disiplin gerektirir. &#160;Yeme ve içme düzeni, uyku düzeni, özel hayat düzeni yerinde olmalıdır. Ve ses telleri her daim formda olmalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Operanın meşhur rejisörleri ve şeflerini söyler misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Şef Gürer Aykal, Cem Mansur, Rejisör Yekta Kara ve Aytaç Manizade’yi sayabiliriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Birkaç anınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: İlk sahneye çıktığımda dişim kırıldı. Çekilmesi gerekiyordu. Çekilirse söyleyemeyeceğim için de diş ağrısıyla Operada sahneye çıkmak zorunda kaldım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Türk Operasının dünyadaki yerini nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Türk Opera Sanatçılarının iyi olmasına rağmen maalesef Türk Operası için aynı şey söz konusu değildir. Bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Cumhuriyetin ilk kuşak sanatçılarının mesleklerine inançlı ve bağlı olduğu, heyecanla çalıştıkları söylenir. Bu doğru mu? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Aslında bugünlerde daha çok olanak varsa da geçmişe göre çok fazla ilerleme yok. Atatürk toplumsal kalkınmaya önem veren bir liderdi. Bununda kültür, sanat ve bilim faaliyetleriyle mümkün olduğunun farkındaydı. Bugünkü politika ise maalesef bunun tam tersi. &#160;Toplumsal kalkınmanın önünü keserek Türkiye’yi yalnızca belli bir gurubun çıkarları doğrultusunda yönetmektedirler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: O dönemdeki seyirciyle şimdiki seyirciyi kıyaslar mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Opera tek seyirlik bir eser gibi görünmemeli. &#160;Bir kültür olarak görülmelidir. Bu kültür edinilmeden Opera izlemek bir anlam taşımaz. Kıyas götürmez. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Eskihisar (Stratonikeia) Antik Tiyatroda bir Opera eserinin oynanması için çalışma yapılmasına yardımcı olur musunuz? Sizde bu eserde rol alır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Seve seve yardımcı olurum. &#160;Rol alırım. Bu konuda bana düşen görevi yerine getirmeye hazırım. &#160;Çocukluğumdan beri her yaz tatilim Yatağan’da geçti. Bu toprakların çocuğuyum. Birçok Opera eserinin antik tiyatroda sahnelenmesi için elimden geleni yapmayı hazırım. Buranın akustiği gündüz bile mükemmel. Akşam olunca daha iyi olur. &#160;Burayı çok sevdim. &#160;Böyle güzel bir antik kentin tanıtılması için uğraş vereceğim. Daha sık geleceğim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Uğur Bey, sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. Yolun açık olsun. &#160;Operayı ve Opera Sanatını bize tanıttığın için ve bu güzel söyleşiden dolayı teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">U. O: Bu güzel röportaj için size çok teşekkür ederim. İyi ki annem Muğlalı. &#160;Bu sayede ben de bu toprakların bir parçası oldum. &#160;Muğla’da gerçekleşecek her türlü kültür sanat faaliyetlerinde üzerime düşeni yapmak isterim. Mesela neden Muğlamızda bir Opera binası olmasın? Hem halkımız hem de turistik bir şehir olan Muğlamızdaki turistler için büyük bir adım olur. Tüm ülkemize, toplumsal kalkınmanın temel taşları olan kültür, sanat ve bilim alanlarında yatırım yapan, halkçı bir Türkiye Cumhuriyeti diliyor ve karanlıkları, cehaleti, sanatımızla, bilimle aydınlatalım diyorum. &#160;Saygılarımla… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2015 09:53:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ilcemizin_gururu_opera_sanatcisi_ugur_okay_h7289.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇİM HOKEYİ TAKIMININ BAŞARILI ÇALIŞTIRICISI MAHMUT İMREN BEY</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/cim-hokeyi-takiminin-basarili-calistiricisi-mahmut-imren-bey-7187</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/cim-hokeyi-takiminin-basarili-calistiricisi-mahmut-imren-bey-7187</guid>
                <description><![CDATA[İlçemize bağlı Bozuyük Mahallesindeki Ayser Kazım Eren Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni Mahmut İmren Bey’le, geçen hafta çim hokeyindeki başarılarından dolayı bir söyleşi yaptık.  Çim Hokeyi hakkında bilmediğim birçok kuralı ve aldıkları dereceleri bir bir anlattı.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Beton zemin üzerinde, çalışmaya uygun olmayan okul bahçesinde çocukların hevesle çalışmalarını görünce içim cız etti.&#160; Her an sakatlanma riski olan basket sahasında bu takımın iyi derece yapması alkışlanmalı ve takdir edilmelidir.&#160; Yeni bir çim hokeyi sahası hemen yapılmalıdır. Mahmut Hocamızı ve sporcularını canı gönülden tebrik ediyorum. Atatürkçü Düşünce Derneği Yatağan Şubesi adına geçen hafta dayanışma yemeğinde, başarılarından dolayı takımın Koç’u Mahmut İmren Bey’e bir plaket verdik. Tüm zorluklara rağmen bu başarıları görmemezlikten gelinmemelidir. Bu işi nasıl başarmışlar, yapmışlar diye insan merak ediyor. Gidip yerinde gördüm ve Mahmut Hocamızla konuştuk.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Mahmut İmren: 25. &#160;09. &#160;1983 Tarihinde İzmir’de doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aileni tanıtır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Anne tarafım, Bulgaristan’dan gelme olup muhacirler diye adlandırılırız. Babam İzmir’in yerlisi olup esnaf bir ailenin iki çocuğundan büyük olanıyım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi oynadığınız oyunlardan aklınızdan kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Basketbol, futbol, yüzme sporu, tekvando sporuyla uğraştım. Lisanslı olarakta ilkokulda futbol ve atletizm branşlarında yarışmalara katıldım. İyi dereceler yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: İzmir’in Bornova İlçesindeki Hilal Necmiye—Hüsnü Ataberk İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim, Asuman Gümüştekin’di. Müdürüm, Turan Sade Bey’di. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ortaokulu nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: İlkokul ve Ortaokul aynı yerdeydi. Beden Eğitimi öğretmenimi model aldım. Bu mesleği sevmemdeki en büyük etkiyi, çabayı ona borçluyum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Bornova Hayrettin Duran Lisesinde okudum. Çok güzel dostluklar ve arkadaşlıklar edindiğim bir okuldu. Arkadaşlarımın birçoğu kendi alanlarında iyi yerlere geldiler. Onun için çok mutluyum. Okulun en haşarı ve yerinde duramayan sınıfıydık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Muğla Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulunun, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Sık sık doğa kampları yapar ve bu kamplarda arkadaşlıklarımız, dostluklarımız pekişirdi. Az miktarda parayla kampın devamını getirmek zor olduğu kadar da eğlenceliydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliğini nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 2009 Yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde piyade olarak kısa dönem 6 ayda tamamladım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Askerden önce ilk atama yerim olan Diyarbakır’ın Bağlar İlçesinin Tokaçlı İlköğretim Okulunda çalıştım. Askerden sonra 2011 yılında il dışı tayinle eski ismi Bozuyük İlköğretimi olan, şimdiki ismi, Ayser –Kazım Eren Ortaokuluna atandım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ne zaman, nerede ve kiminle evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 13. &#160;Temmuz 2012 tarihinde Fatma Hanımla Muğla’da evlendim. Bir aylık erkek çocuğu sahibiyim. Adı Ayaz Efe İmren olup çok mutluyum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Hafta içi okulda geçirmekteyiz. Eşimle hafta sonları doğa sporu yapmaktayız. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Kişisel gelişim, siyasi ve sporsal gelişim kitapları okumaktayım. Rahmetli Oktay Sinanoğlu’nun hayranıyım. Tüm kitaplarını zevkle okudum. Herkese tavsiye ederim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çim Hokeyi nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Çim Hokeyi, Sitik adı verilen sopayla ve sıkıştırılmış plastikten yapılmış top vasıtasıyla sentetik, suni çimde oynanan bir takım sporudur. Büyüklerde 11 kişi, küçüklerde 8 kişiyle oynanan bir oyundur. 3 Yıl önce ilk defa okul sporları branşına dahil edilmiştir. Okul sporları branşında Yıldız Kızlar, Yıldız Erkekler, Genç Kızlar ve Genç Erkekler diye de müsabakalar yapılmaktadır. Açık alan hokeyi ve salon hokeyi diye de ikiye ayrılır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dünyada futboldan sonra en çok ilgi gören bir spor dalı olduğu doğru mudur?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Evet doğrudur. Seyircilerin en fazla ilgi gösterdiği ikinci branştır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çim Hokeyi nasıl oynanır? Buz Hokeyinden farkı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Profesyonel kategoride 10 oyuncu, 1 kaleci olmak üzere 11 kişiyle oynanır. Minikler kategorisinde ise 7 oyuncu, 1 kaleci şeklinde oynanır. Kıyafetler dışında biri buz sporları diye adlandırılır, diğeri ise açık alan hokeyi diye adlandırılır. Saha ve ekipmanları birbirinden farklıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çim Hokeyinin kuralları nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Çim Hokeyi, ikili mücadelede sertlik gerektiren bir spordur. Bunun için sporcuların tekmelik takma ve kask takma zorunluluğu vardır. Kalecilerin ise hem kask hem de gövde koruyucu kıyafet giyme zorunluluğu vardır. Oyun kuralları diğer branşlardan daha fazla olup 200’e yakındır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çim Hokeyinin malzemeleri nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Sitik, top, kaleci kıyafeti, tekmelik ve kasktan oluşmaktadır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çim Hokeyi Sporunun faydası nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Çocukların denge, beceri ve koordinasyon gelişimini sağlar. Bunun yanı sıra hızlı karar verme becerisini ve özgüven gelişimini sağlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kaç yaşından itibaren bu spora başlanabiliyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 7 Yaşından itibaren bu spora başlanılabilir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Mahmut Bey, sizde çim hokeyi merakı ne zaman başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Bende, 2011 yılında Bozuyük’te Milli Takım antrenörü Serkan Şen arkadaşımın tavsiyesiyle başladı. Severek yapıyorum. Beden Eğitim ve spor öğretmeni olarak sadece okul takımını çalıştırmaktayım. İler ki yıllarda kulüp antrenörlüğü belgemi alıp sporcularımı bir kulüpte çalıştırmak istiyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Öğrencilerinizi bu spora nasıl teşvik ettiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Bozuyük’e geldiğimiz zaman futbol ve atletizm branşından takımlar çıkardık. Çim Hokeyi neden olmasın düşüncesiyle bu işe başladık. 2011 Yılında hevesle başladığımız bu iş bende ve okulumda tutkuya dönüştü. Çim hokeyi denilince Muğla’da akla Bozuyük Ayser—Kazım Eren Okulu gelmektedir. Bunun sebebi gerek Ulusal başarılar, gerekse kulüplere kazandırdığımız sporcularımızdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çalışma yerinizi ve çalışmalarınızı merak ediyoruz. Nerede ve hangi malzemeyle başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Çalışmalarımızı okulumuzun bahçesindeki beton zeminde ve eksik malzemelerle yaptık. 2 Milyonluk şehirlerin hokey takımlarını dize getirip yıldızlarda Türkiye Şampiyonu olduk. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bozuyük Baba Ocağı, Dabbe ve Güzel Köylü dizi ve filmleriyle popüler bir belde oldu. Çim Hokeyi sporuyla da siz buranın adını duyurdunuz. Kutluyoruz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Genellikle dizi ve film sektörüyle adı geçen beldemize bizde çim hokeyi sporuyla damgamızı vurduk. Bunu başaran çocuklarımızla gurur duyuyorum. Başarı hepimizindir. Ben değil, biz yapıyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Takımınızın başarılarını ve aldıkları ödülleri soralım. Bu güne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 2012 Yılında Yıldız Erkekler Muğla birinciliği, 2013—2014’de Yıldız Kızlar Muğla birinciliği, Yıldız Erkekler Muğla birinciliği, aynı yıl Konya’da gurup bölge birinciliği, aynı yıl yine Zonguldak’ta düzenlenen okul sporları hokey Türkiye Şampiyonasında Türkiye birinciliğini elde ettik. 2014---2015’te Yıldız Erkekler Muğla birinciliği, Yıldız Kızlar Muğla birinciliğini elde ettik. Mezun öğrencilerimiz, Menteşe Halk Eğitim adına yarıştıkları müsabakalarda Yıldız Kızlar kategorisinde Türkiye Şampiyonluğu, Yıldız Erkeklerde ise Türkiye üçüncüsü olmuşlardır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Milli Takıma kaç yaşından itibaren giriliyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 16 Yaşından itibaren Milli sporcu olabiliyorlar. Oyuncularımı Haziran ayında muhtelif yerlerde düzenlenecek Milli Takım seçmelerine göndereceğiz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Gelecekte bu takımın daha iyi bir yerlere geleceğini inanıyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: İnanıyorum. Çünkü mezun olan öğrencilerimizin yerine 5’inci sınıf öğrencilerimizden takviyeler yapmış bulunmaktayız. Bu öğrencilerimizde bize Türkiye finallerinde ileride nasıl başarılı olacaklarını güzel oyunlarıyla göstermişlerdir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Muğla’da kaç tane okul takımı olarak çim hokeyi takımı var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Okul olarak Muğla’da toplamda 28’e yakın orta ve lise takımı var. Önümüzdeki yıllarda bu sayının daha da artacağını düşünüyoruz. Kulüp olarak iki tane var. Muğla Gençlik Spor Kulübü ve Menteşe Spor Kulübü var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şu an size en büyük desteği kim veriyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: En büyük desteği şu an, Okul Aile Birliğimiz ve Yatağan Belediyesinden görüyoruz. Kendilerine &#160;minnettarım. Çok teşekkür ediyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Takımlar Lig usulümü oyun oynuyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Evet lig usulü oynanıyor. Hokey 1. lig ve 2. &#160;Lig diye devam ediyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ülkemizde Çim Hokeyi sporu ne durumdadır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Günden güne gelişmekte olup, farklı illerde sentetik hokey sahaları yapılmaktadır. Muğla hokey sporunda en başarılı illerin başında gelmektedir. &#160;Her senede bu başarısı artarak devam etmektedir. Temennimiz, Muğla’nın sentetik bir hokey sahasına sahip olması ve Ulusal çapta turnuvalara ev sahipliği yapmasıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çocukların sportif başarıları derslerini olumlu mu, yoksa olumsuz mu etkiliyor ?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Çocuklara olumlu yönde yansıyor. Derslerinde başarılı olmayan çocukları motive ediyoruz. Bunun için hepsi iki alanda da başarılı olmalıdır. Birbirleriyle takıma girmek için rekabet halindeler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Muğla Valiliğinin desteğini görüyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: 2013—2014 Türkiye Şampiyonluğundan sonra dönemin Valisi Mustafa Hakan Güvençer çocuklarımıza ödüllerini vermek için okulumuza geldiler. Böyle bir köy okulundan başarıyı elde eden bizleri takdirlerini sundular ve bu branşın gelişmesi için maddi, manevi desteklerini esirgemeyeceklerini belirttiler. Aynı zamanda Bozuyük’e profesyonel bir hokey sahasının sözünü verdiler. Girişimler halen devam etmektedir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Mahmut Bey, başarılarınız daim olsun. Bizimle söyleşi yaptığınız ve çim hokeyini tanıttığınız için teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. İ: Başta Atatürkçü Düşünce Derneği Yatağan Şubesi Yönetim Kurulu adına takımıma bir plaket verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ayrıca tekrar olacak ama Okul Aile Birliğine, Okul Müdürümüze, Bozuyük Halkına, Muhtarımız Vahdet Beçin’e, Valilik Makamına, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne,Gazeteniz Demeç’e ve Yatağan Belediye Başkanını H. &#160;Haşmet Işık Bey’e teşekkür ederim. Bizimle ilgili ilk yerel söyleşiyi yaptığınız içinde şahsınıza teşekkür ederim. Hoşça kalınız. &#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2015 21:35:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/cim_hokeyi_takiminin_basarili_calistiricisi_mahmut_imren_bey_h7187.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜZEL KÖYLÜ’NÜN BAŞARILI YÖNETMENİ MUSTAFA ŞEVKİ DOĞAN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/guzel-koylunun-basarili-yonetmeni-mustafa-sevki-dogan-7171</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/guzel-koylunun-basarili-yonetmeni-mustafa-sevki-dogan-7171</guid>
                <description><![CDATA[İlçemize bağlı Bozüyük Mahallesi’nde çekilen “Güzel Köylü” dizisinin yönetmeni Mustafa Şevki Doğan ile  söyleşiyi, aslında bir ay önce Pınarbaşı’nda veya Belen Değirmeni’nde yapacaktık. Çok yoğun çalıştıkları için Muğla Yaylasında Keyf Oturağı mevkiinde, akşamüstü söyleşiyi gerçekleştirdik. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Türkiye’de çekilen bütün dizileri bertaraf eden, açık ara hep önde, birinci olan ve izleyicileri Çarşamba akşamları ekran başına kilitleyen bu dizinin yönetmenini hep merak ederdim. Sevgili Muhtarımız Vahdet Beçin Hocam sayesinde tanıştık. Sağ olsun. Daha sonra bu başarılı dizinin sırrını kendinden öğrenmek için randevu aldım. Cennet Muğla’da, Tarih hazinesi Yatağanımızın dibinde ve doğa güzeli Bozüyük-Pınarbaşı’nın altındaki Aplangeç Mevkii’nde çekilen dizinin yönetmenini okurlarıma ve sevenlerine mutlaka tanıtmalıydım. Alçak gönüllü, sıcak, samimi, mütevazı, her daim gülen yüzü ve sevgi dolu bir yüreği var. &#160;Söke’den ortak arkadaşlarımız çıkınca çok mutlu oldu, sevindi. Selamlarını iletti. Belen Değirmeni İşletmecisi Hasan Şimşek arkadaşımla kamerayı kurduk ve söyleşiye başladık:
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Mustafa Şevki Doğan: 1964 Yılında Söke’de doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Bu topraklara yabancı değilim. Aslen Muğlalıyım. Milas-Bafalıyım. Aydın ile Bafa Gölü arasında toprak kardeşliğimiz var. &#160;Anne Baba tarafında göçmenlik var. Annemin babası Yörük, dedem Erzurumlu. Renkli bir yelpazenin içeresinden geliyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Söke Kemal Paşa İlkokulu’nda okudum. Tarihi bir binadır. Raika Umay Hanım Öğretmenimdi. &#160;O yıllar güzel yıllardı. &#160;Mutluyduk. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Çelik çomak oynardık. &#160;Mahalle arasında top oyunları oynardım.&#160; Girit göçmenlerinin yoğun olduğu mahallemde çok mutluydum. Huzur vardı. Çocukluğum iyi geçti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Söke’de okudum. İki okul aynı binadaydı. Söke Lisesi mezunuyum. Bir gün okulun merdiveninde bir kızla çarpıştım. Kızın dişleri alnıma yapıştı, kızı tutup ittim. Canım yanmıştı. Okuldayken sosyal faaliyetlere katılırdım. Voleybol, masa tenisi, yüzme ve atletizm branşında arkadaşlarımla takım olarak yarışmalarda okulumuzu temsil ederdik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Babanız İlhan Doğan’dan biraz bahseder misiniz? Anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D:Benim İlk Öğretmenim rahmetli babam, İlhan Doğan’dır. Resim öğretmeniydi. &#160;Çok aydın bir kişiydi. Marangozdur, ressamdır ve iyi bir fotoğrafçıydı. Benim geleceğimi yön veren ve etkileyen bir eğitimciydi. Yanında çıraklık yapardım. Ben çırakken kendi sinema makinemi marangozhanede kendim yaptım. Unutamadığım bir anımı anlatayım: Babamla bir gün kuş avına gittik. Onda bir tüfek, bende de küçük bir tüfek vardı. Ava gittik ama babam bana orada kuşlara silah atılmaması gerektiğini öğretti. Sucuk pişirip yedik. Ot topladık ve eve döndük. Hayat dersimi almıştım. Babamdan çok şey öğrendim. Toprağı bol olsun. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: İstanbul Üniversitesi Orman Mühendisliği ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi’nde okudum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: 31 Yaşında Iğdır 1. &#160;Hudut Taburu Piyade Bölüğü’nde kısa dönem 8 ay olarak yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Sinegraf filmde çalıştım. Osman Sınav’ın yanında bu işe başladım. O benim yalnız hocam değil, aynı zamanda babamdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Evlilik ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: 2. Evliliğimi Muğla—Gülağzı Köyü’nden Filiz Ekinci Hanım ile yaptım. Eşim Senaristtir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Hiç uğraşmadım. İşim olmaz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Sıkı bir çalışma tempom var. Uyku arası bile çalışıyorum desem yeridir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Kitap okumayı çok seviyorum. Keyifli bir ortamda roman okumayı çok özledim. Hayat önce hikâyeyle başlıyor ana malzememiz kitaptır. Edebi romanları ve bir insanın başından geçen yaşam hikâyelerini okumayı severim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Güzel Köylü dizisinin çok büyük ilgi göreceğini ön gördünüz mü?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Daha önce Baba Ocağı ve Dürüyenin Güğümleri’nden yola çıkarak tecrübemle Anadolu’da seyircinin ne istediğini bilerek bu dizinin tutacağını öngördüm. Güzel Köylü, sıcak ve samimi hikâyeleri sunan bir üründür. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şimdiye kadar kaç film ve dizi yönettiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Kedi Özledi ve Son Osmanlı—Yandım Ali adlı 2 sinema filmi, 15 dizi projesi ve sayısını tam olarak hatırlayamadığım 700’e yakın reklam bölümlerini ve dizilerini yönettim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sinema ve dizi sektörüne ne zaman girdiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: 1983 Yılında Osman Sınav’ın yanında çıraklığa başladım. Mühendislik okurken ve Sinegrafta çalışırken Sinema ve TV Enstitüsü (şimdiki adı Mimar Sinan) derslerine dışarıdan katıldım. Ustam Osman Sınav gibi kovuldum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dizi çekilirken setteki her türlü işle siz mi ilgilenirsiniz? Sanat yönetmeni ne iş yapar?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Ben aynı zamanda dizinin proje tasarımcısıyım. Bütün ekibi benim istediğim tarzda organize ederler. Onlar işi yaratır ama son karar benimdir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Diziler eğlence olsun, halk eğlensin diye mi çekiliyor? Ders alınacak konular araya konuluyor mu? Sosyal içerikli mesajlar veriyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Kendi dünyalarından biraz uzaklaşsınlar ve film ticaride görünse bir sanat eseridir. Her sanat eseri gibi içinde mutlaka duyguların olması gerekiyor. Acılar, sevinçler, paylaşımlar olması gerekiyor. Halkımız bunları seyredip keyif almalıdır. Zaman zaman kendi hikâyelerini görmeliler ve ders almalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yüksel Aksu’nun Sinema Atölyesi projesini nasıl buluyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Çok olumlu ve başarılı buluyorum. Kutluyorum. Bende böyle bir çalışma düşünüyorum. İleride Muğla veya bir başka yerde mutlaka bunu yapacağım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Muğla ve civarını doğal bir film platosu olarak mı seçtiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Dünyanın en güzel şehri Muğla’da olmaktan sevinçliyim. Turizm, ören yerleri, doğa güzellikleri, korunması gereken tarihi eserler, organik köyler, şehirleri temiz ve güzel. Kültür yönünden çok zengin bir yer. Halkı aydın olup sanata değer veriyor. Muğla yüzyıllardır sanatçılara ev sahipliği yapmış bir yerdir. Onun için Muğla, doğal bir platodur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köşe yazarı gazeteci Nejat Altınsoy arkadaşımızın eleştirisini okudunuz mu? Muğla’ya bu dizinin bir şey vermediğini dahası alıp götürdüğünü yazmış. Yaptığı başarılı filmlerden dolayı Yüksel Aksu’ya övgü var. &#160;Güzel Köylü dizisinin yönetmeni olarak size övgü yok. &#160;Neden?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Okudum. Yüksel Aksu kadar bende Muğlalıyım. Bizim Muğla’ya tanıtma gibi bir lüksümüz yok. Muğla zaten tanınıyor. Muğla bizi bağrına basmış, bizde Muğla’yı. Nejat Beyin eleştirilerine bizde katılıyoruz. Katılmadığımız yönlerde var. Şiveyle ilgili bir deformasyon yaptığımızı düşünmüyoruz. Eleştiri yapmak herkesin hakkıdır. Olumlu olumsuz her türlü eleştiriye açığız. Bu bizim doğru yolda olduğumuzu gösterir. Dizi sayesinde binlerce insan ekmek yiyor. Ekonomik katkı ve istihdam sağladığımız içinde mutluyum. &#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hobileriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Balık avını severim. Bağ, bahçe işini çok severim. Fidan ve çiçek dikmeyi severim. Resim yapmayı da severim. &#160;Marangoz atölyemiz vardı. Doğal bulduğum kütüklerle ev eşyası yaparım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Özgürlükleri bilen, bilgi sahibi ama hala öğrenmeye çalışan kişilere aydın kişi denir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız? Biraz özel olacak ama nasıl bir yapınız var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Doğru yaşamaya çalışan biriyim. Kırılmamayı öğrenmeye çalışan bir yapım var. İnsanları kırmam. Kimseye hayır diyemiyorum. Daima iyi olmaya çalışıyorum. Bu benim hayat felsefem. &#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yeşilçam’ın size verdiği en önemli şey nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Bu sektörde ne yapılması gerektiğini, etik değerleri, raconları ve bize bugünlere getiren filmlerin güzelliğini Yeşilçam bize vermişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yönetmen olarak çalışma tarzınız nasıldır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Keyifli olduğumu söylerler. Genelde gülümseyerek çalışırım. İnsanların yüzünü gülmesini isterim. Gülmek ve daima gülümsemek, çalışma hayatına renk katarak verimlilik sağlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Osman Sınav Bey, sizi yetiştirmiş. Sizin de eğittiğiniz, yetiştirdiğiniz yönetmenler var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Benimde eğittiğim yönetmenler var. Gelecekte iyi bir yere geleceklerini inanıyorum. Güven Eray Koçak, Tuğçe Küçükkalıpçı ve Andaç Haznedaroğlu geleceğin yönetmenleri olacaklardır. Bunu yürekten inanarak söylüyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bir Yönetmen gözüyle dizi sektörünü nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Gün geçtikçe olumlu yönde ilerleme kaydediyoruz. Ama halen daha düzeltilmesi gereken sektör sorunları var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Gelecekte Türk Sineması hakkında neler düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Dünya Sineması bir sanayidir. &#160;O sanayi içinde çekilen bir film bütün dünyada seyircisini bulur. Türkiye’de henüz sanayi haline gelmemiş sektör halinde olduğumuz için sanatsal açıdan çok iyi filmler yapmamıza rağmen dünya standartlarına ulaşamadık. Ama gelecekten çok umutluyum. Gün gelecek bizde söz sahibi olacağız. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sizin mesleğinizi seçmek isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Önce sinemayı ve okumayı sevsinler. Sonra içinde insan sevgisini unutmasınlar. Çok çalışmaları ve bu işe emek vermeleri gerekiyor. Bu iş önce hayal kurmakla başlar. Umutlar kaybolmadan çok çalışıp, bu hayalleri yerine getirmekle devam eder. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şu anda Güzel Köylü dizisinin en büyük rakibi hangi dizidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: En büyük rakibimiz dizinin kendisidir. Çünkü seyirciye alıştırdığımız sıcak ve samimi ortamı kaybedersek seyirci bizden uzaklaşır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Reyting Evreni ne demektir? Yapılan ölçümlere katılıyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Reyting sınıflamasını kültürel ve eğitim sınıflaması değildir. Reyting sınıfları insanların ekonomik durumlarına göre yapılır. Ekonomik sınıfların seyretme oranlarına göre (alım güçlerine göre) reklam verenler, ona göre reklam filmlerini yerleştirmek isterler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Mustafa Bey, siz yerelden beslenmeyle bu işi yapıyorsunuz ama şehirlilerde severek izliyor bu diziyi. &#160;Güzel Köylü Türkiye’nin gönlünde taht kurdu. İşin sırrı nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: İşin sırrı bende gibi gözükse de, asıl işin sırrı seyircimizdedir. Her ailenin kökeninde demek ki bir yerel özlemi var. Benim beslendiğimde zaten bu özlem. Köyden kente göçün yansıması da bu işte etkendir. Köylü olma, temiz ve duru kalma özlemi çoğunluğun içinde var olan bir duygudur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ticari kaygı taşıyan diziler var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Bizim böyle bir kaygımız yok. Reklamı çok alan diziler ticari açıdan televizyonların sürekli seyredildiği dizilerdir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ülkemizde beğendiğiniz kadın ve erkek sinema sanatçıları kimlerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Birçok var ama son zamanlarda erkek oyuncu olarak Kenan İmirzalioğlu ve Nejat İşler’i beğeniyorum. Kadın oyuncu olarak Hülya Avşar ve Bergüzar Korel’i takdir eder, beğenirim. Gençlerde bizim dizide oynayan Berk Cankat ve Gizem Karaca’nın gelecekte iyi bir yere geleceklerini umuyorum. Her ikisi de iyi oyuncudur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dizilerde abartıyı çok görüyoruz. Sizce bu normal mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Hayatımız zaten abartı. Dizilerde abartı tutuyor. Seyircide bu abartıyı sevdiği için bazen bizde ipin ucunu kaçırıyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bir bölümü kaç günde çekiyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: İki ekiple 7 günde çekiyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Gelecekte nasıl bir projeniz var? Bu diziden sonra ne tür bir planınız var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Şu an dizi devam ediyor ama gelecekle ilgili planımız var. Yeni dizi ve sinema projeleri üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Her zaman yerel projelerimiz olacaktır. Ve bu projelerimizi yine bu bölgede, güzel Muğla yöresinde düşünüyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köy ve mekân isimlerini değiştirmeniz çok eleştiri alıyor. Sizce yaptığınız doğru mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Daha önce Bozüyük, Baba Ocağı adlı diziyle gündemdeydi. Dizi bitince eski haline döndü. Güzel Köylü bitince Güzel Köy adı kalkacaktır. Dizi adlarını ve abartıyı takılmasınlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Unutamadığınız dizi ve sinema anılarınız vardır. Anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Kitap olur. Çok anım var. Şimdilik bende kalsın. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sinemada ve dizide halka istediğini vererek mi başarılı olunur? Yoksa benim ürettiğimi halk nasıl olsa seyreder mantığımı geçerlidir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Halka istediğini vermek zorundasınız. İnsanlar hayallerini okudukları kitaplarda, seyrettikleri filmlerde, duydukları şiirlerde, gördükleri fotoğraflarda ve sanatın her dalında kendilerinden bir parça isterler. Ve bütün bunlarla duygulanırlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hayal kırıklığına uğradığınız bir projeniz oldu mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Bazı hayal kırıklıkları yaşasam da genelde çoğu projelerimde başarılı oldum. Ve bundan da gurur duyuyorum. Halkın ilgisi beni çok sevindiriyor ve mutlu ediyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çok iyi bir film çekeyim de Oskar’ı alayım diye bir hayaliniz oldu mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Olmadı. Muğla Esnaf ve Sanatkârlar Odasının verdiği bir onurluk, dizi setini seyretmeye gelen seyircilerimizin ilgisi benim için Oskar’dan daha önemlidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sosyal Medyadan okudum. &#160;Patates Soğan, Mustafa Şevki Doğan esprisi nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Deli Yürek dizisinde Kemal karakterini oynayan 5 yaşındaki Can Kıran’ın, ağzındaki tekerlemeden dolayı ortaya çıkan bir espridir. Bu espriyi kendimde gülerim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İstanbul dışı diziler neden karikatür tiplemelere yöneliyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Daha gerçek olsun diye bu tiplemeleri özellikle seçiyoruz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Mustafa Bey, bu iş yoğunluğunda bize zaman ayırdığınız için hem okurlarım adına, hem de kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. Umarım gelecekte daha güzel, daha iyi projelere imzalar atarsınız. Şimdiden başarılar dilerim. Tüm sorularıma açık yüreklilikle cevap verdiniz. Özeleştiri yapma cesaretini bile gösterdiniz. Kutluyorum. Ayrıca Muğla’yı, Yatağan’ı ve Bozüyük Beldesini tanıttığınız için gazetem Demeç adına da teşekkürlerimizi sunuyoruz. Her şey gölünüzce olsun. Keyifli bir söyleşi yaptık. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M. Ş. D: Yatağanlılar, yöneticileri ve halkıyla maddi, manevi bize destek oldular. Yatağan ve Bozüyük Halkına teşekkür bir borçtur. Evlerini satıp göç etmeyi düşünen köylülerin evlerini satmayıp örnek köy olması bizleri sevindirmiştir. Bu dizi sayesinde biz onları zorlamış olduk. Biz yola çıkarken asıl amacımız, köyden kente değil, kentten köye göçün başlamasıydı. Doğal yaşam geri geldi. Asıl güzellikleri gençken yaşamak gerek. Biz bunu yaşama geçirdik. Halkımıza şu mesajı vermek isterim: En önce ailelerinden başlayarak, kendi yörelerinin kıymetini bilsinler. Ve küçücük şeylerden mutlu olacak sebepler yaratsınlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sizlerle söyleşi yapmak benim içinde keyifliydi. Teşekkür ederim. Tüm okurlarına, seyircilerimize, sevenlerime ve Muğla’ya selam, sevgi ve saygılarımı sunarım. Bizi izlemeye devam ediniz. Hoşça kalınız…<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2015 19:29:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/guzel_koylunun_basarili_yonetmeni_mustafa_sevki_dogan_h7171.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞEREF KÖYÜ’NÜN ŞEREFLİ ADAMI AMATÖR TİYATRO OYUNCUSU YUSUF ŞAHİN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/seref-koyunun-serefli-adami-amator-tiyatro-oyuncusu-yusuf-sahin-7150</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/seref-koyunun-serefli-adami-amator-tiyatro-oyuncusu-yusuf-sahin-7150</guid>
                <description><![CDATA[İlçemize bağlı Şeref Köyünde yaşayan Yusuf Şahin Amcamızın, yaşam öyküsünü söyleşiye almamın nedenini okuyunca sizlerde takdir edip alkışlayacaksınız. Aynı köyde doğup büyüyen ve daha sonra Öğretmen olan iki değerli büyüğüm, Ağabeylerim Bahattin Uyar ve Muammer Özler’den söyleşi yaptığım sıralarda Yusuf Şahin’in ismini hep duyuyordum. Merak ettim. Muammer Bey‘den rica ettim “bizi buluştur ve görüştür” diye. Sağ olsun, bizi Şeref Köyü’nde Fuat Kahvecioğlu’nun eşi Nevin Hanım’ın işletmeciliğini yaptığı kahvede buluşturdu. Köyde bir bayanın çalışmasını görmek bizi mutlu etti. Takdir edip kendisini kutladık. Çay içip, Yazar Selda Davran ve Şair Muammer Özler İle birlikte köylülerle biraz sohbet ettikten sonra Yusuf Şahin’in evine geçtik. Ve söyleşiye başladık:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yusuf Şahin: 1941 yılında Şeref Köyü’nde doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Baba tarafımı Kör Memed Sülalesi diye bilirler. Ana tarafım ise Çakırlar Köyü’nden olup, adı Sultan’dır. Dört kardeşiz. İki oğlan, iki kız. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi mahallenizde ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Çam kozalaklarından cip(Jeep) yapardım. Çelik - çomak, körebe, tutmaca, sinnenmeç (saklambaç) ve yüzük oyunu oynardık. Ayrıca dere içinden dilli düdük, kaval ve borazanı çam ağacından yapardık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Şeref Köyü’nde okudum. Köy Eğitmeni Süleyman Uyar, Öğretmenimdi. Hüseyin Acar, İbrahim İkiz ve Şerafettin Güney’de öğretmenliğimi yaptı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Şiir okurdum. 6 yaşında okula girdim. Küçük olduğum için öğretmenim sınıfta bırakmak istedi. İki sene gönüllü birinci sınıfı okudum. Başarılı olarak okuldan mezun oldum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okulu bitirince ne yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Rahmetli babam, iki çift öküz alıverdi. Küçük olduğum için 5-10 keçi sürüsüne çobanlık yapıyordum. Tütün işleri başladı. Tam kapasite tütüncülük yaptık. Tütün işçiliği çok zordur. Öküzlerle çift sürdüm. Taş işçiliği yaptım. Kök kökledim. Ağaç kökü söktüm. Yağyeri denilen bir mevkide bağ evimiz vardı. Sevdiğim bir kız vardı. Kızı ailesi bir başka yere verdi. Kızı kaçıracaktım, olmadı. Sonra askere gittim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Temel eğitimi Isparta’da Piyade olarak yaptım. Usta birliğimi Ankara’da tamamladım. Cevdet Sunay o dönem Genel Kurmay Başkanıydı. Asker mektuplarım, rahmetli babanız Berber Cemil Mutlu eliyle gider gelirdi. 24 ay askerlik yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Askerden gelince tekrar çiftçiliğe başladım. Daha sonra eşimle görücü usulü evlendik. Eşim Fatma Hanım, Halil Hocalar Sülalesindendir. 1964 Yılında evlendik. Düğünümüzü ince çalgıcı olarak Gakgaçlar yaptı. Oğlan evi düğününü Ahmet Ali Tozak yaptı. Düğünümüz kışın oldu. Perşembe günü bayrak dikilir. Cuma günü olan düğüne küçük düğün denilir.&#160; Cumartesi büyük düğün olur. O gün bohça alma, bohça verme, kınalık alma ve kınalık verme yapılır. Pazar günü gelin alma olur. Çifte düğün yaptık. Kayıncımın düğünü aynı gün oldu. Gelini ata bindirdik. Gelin alma o şekilde oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köyde Tiyatro çalışmalarına nasıl ve ne zaman başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: 1963 yılında Muhtarımız rahmetli Necati Özler, köyümüzdeki öğretmenlerle birlikte tiyatro ekibi oluşturdu. Tiyatro çalışmaları yanı sıra köy gençleri olarak, Türk Halk Müziği Korosu ve Köy Milli oyun ekibi kurmuştuk. Koroda ben kaval sanatçısıydım. Güzel kaval çalardım. Ekibin içerİsinde hem oyun oynar, hem de kaval çalardım. Pusuda ve Ormanda oyunundan sonra yine Cahit Atay’ın “Kerpiç Mehmet” oyununda bana “Karadayı” rolü verildi.&#160; Ancak çift sürme zamanı olduğundan ben, rolümü ezberleyecek vakti bulamıyordum. Çalışıp çift sürmem gerekiyordu. Tam iş zamanı olup evin ihtiyacı olan parayı kazanmalıydım. O yıllarda yoksulluk vardı.&#160; Bir yandan da bu işe soyunmuştuk. Arkadaşlarımı yalnız bırakmamalıydım.&#160; Ne yapayım? Şunu düşündüm. Rolümü yazan tiyatro kâğıtlarını büyük bir kartona yazdım ve bir güzel yapıştırdım. İri yazdım ama. Sabanın üstündeki okun üzerine geçirdim ve tiyatro metnini serdim. Kontrol ettim, yazıyı okuyabiliyordum. Biyon ordan okuyom, biyon ezberden sölüyom, biyon da öküzü övendireyle dürtüyom ve hayvanları harekete geçiriyom. Böle böle rolümü ezberlemiş oluyorum. Bu işi ön ayak olan Öğretmen arkadaşım Muammer Özler, o dönem Yatağan’a yaya gelip giderken çift sürdüğüm yere geldi.&#160; Benim çalışmamı yerinde gördü ve gururlandı. Bizzat ben rolümü ezberlerken gördüğü için, bu anıyı daha sonra Muammer Bey, birçok yerde örnek gösterdi.&#160; Milliyet Sanat Dergisi’nde “Tiyatro tarihine altın harflerle yazılması gereken bir olay” şeklinde tanımlandı. Ramazan ayında oruç tutar, teraviden sonra camiden çıkar ve sahne çalışmalarına devam ederdik.&#160; O dönem Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenler için her köyde bir “İşlik Binası” yapılmıştı. Bizim Şeref Köyü’nün bahçesinde 200 kişilik bir tiyatro salonu haline getirilmişti. Çalışmalarım orada devam ediyordu. Provalar bittikten sonra ilk oyunumuzu Yatağan Güneş Sineması’nda sahneye koyduk.&#160; Büyük bir ilgi gördü.&#160; Sinema sahibi Yüzbaşı Ahmet Lakaplı Ahmet Amca, bizi kolaylık gösteriyordu. Yatağan Kaymakamı Orhan Tütüncü’nün desteğini gördük.&#160; O hafta Turgut( Leyne) Beldesi’nde oyunumuzu oynadık. Sonra Muğla Merkez, Şahinler Köyü, Bodrum—Mumcular, Kavaklıdere ve Bozüyük Köyü’nde oyunumuzu sergiledik. Kaymakam Orhan Tütüncü, bu başarımızdan dolayı okuma odamıza bir radyo hediye etti.&#160; Tiyatro oyunundan elde ettiğimiz kazançla köyün girişinden çıkışına taş döşeme yapıldı.&#160; Köy meydanına Atatürk Büstünü yaptık. Şeref Köyü Geliştirme ve Güzelleştirme Cemiyeti kurduk. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bu çalışmalarınızda ve tiyatro oyununda bayanlar yer aldı mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Köyün en büyük sorunu içme suyu sorunu idi. Oynadığımız piyesler ve tiyatro oyunu öncesi bu su sorunumuzu dile getiren bir köy çeşmesi tablosu sergilenmişti. İlkokulu bitirmiş kızlarımızda bu etkinlikte rol aldılar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Oyunlarınızı sergilerken unutamadığınız bir anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Evet var. Yatağan Güneş Sineması’nda “Pusuda” adlı oyunu oynanırken, sinemanın tavanında yangın çıktı. Tavan hasır örtüyle döşenmişti. Bostancı Dursun rolündeki Necati Özler, (Toprağı bol olsun) kurusıkı diye tabir ettiğimiz tüfekle havaya ateş edince hasırlar birden tutuştu, alev aldı.&#160; Sinema sahibi Yüzbaşı Ahmet Amca, bir kova suyla sahneye gelerek “Necati Oğlum, kenara çekil, ben hallederim, meraklanmayın” diyerek yangını suyla söndürdü. Tiyatro içinde tiyatro oynandı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Tiyatroyu ve oyunculuğu çok sevmişsiniz. Amatörde olsa oynamışsınız. Sizi kutluyorum. Tiyatro hakkındaki düşüncelerinizi anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Ben Şeref Köylü Yusuf Şahin, tiyatro nedir bilmezken kendimi tiyatro sahnesinde buldum. Kendimle çok gururlandım. Öncü olanlardan ve bu sevgiyi aşılayanlardan Allah razı olsun. Gelecekte bu tür oyunlar ortaya konulup oynanırsa daha da mutlu olacağım. Bu çalışmalar bugün yine başlasa yine tiyatro oyunu oynarım. Yaşım genç olmasa da yine çalışma azmim vardır. Tiyatroyu çok seviyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köyünüzdeki Tiyatro Ekibi neden dağıldı? Devam etse iyi olurdu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Bende çok isterdim ama maalesef dağıldı. Hayat koşulları zorlaştığı içinde dağıldı. Bir kısmı şehirlere göçtü. Köyün nüfusu azaldı.&#160; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şeref Köyü’ne daha sonra bir başka tiyatro gurubu gelip oyun sergiledi mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Yıllar sonra Muğla Belediyesi Gezi Tiyatro Gurubu köyümüzde oyun sergiledi. Şeref Köylülerinin tiyatro izleme kültürü, tiyatro ekibinin dikkatini çekmiş ve bunun nedenini merak edip sormuşlar. Geçmişimizi öğrenince mutlu olmuşlar ve o gece, bizim dönemimizdeki köyümüz tiyatro ekibine başarı belgesi verdiler ve ödüllendirdiler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yusuf Bey, bizi köyünüzde konuk ettiğiniz için önce eşiniz Fatma Teyze’ye sonra size çok teşekkür ediyoruz. Ömrünüz uzun olsun. Tiyatrocuların küçümsendiği ve sanatın içine tükürüldüğü bu dönemde bize ders verircesine tiyatro sevgisi aşılamanız ve tiyatro için emek vermenizi anlattığınız içinde çok teşekkür ediyorum. Söyleşimiz umarım birilerine ışık tutacaktır.&#160; Anadolu Halkının aydınlık yüzüsünüz. Sağ olun. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Y. Ş: Tüm tiyatro sevenlere, Muammer Özler Beye, sizlere, Köylülerime ve Yatağan Halkına sevgi ve saygılarımı sunarım. Hoşça kalınız. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 May 2015 20:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/seref_koyunun_serefli_adami_amator_tiyatro_oyuncusu_yusuf_sahin_h7150.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞANIMIZIN GURURU ÖĞRETMEN, HAKEM,  GÖZLEMCİ, AVUKAT VE KENT KONSEYİ BAŞKANI HALİL ARSLAN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gururu-ogretmen-hakem--gozlemci-avukat-ve-kent-konseyi-baskani-halil-arslan-7132</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gururu-ogretmen-hakem--gozlemci-avukat-ve-kent-konseyi-baskani-halil-arslan-7132</guid>
                <description><![CDATA[Bir koltukta bir kaç karpuz birden sığdıran ender kişilerin başında gelir, Halil Bey. Sırasıyla mesleklerini sayalım; Öğretmenlik, Avukatlık, Politikacılık, Hakemlik, Gözlemcilik ve Yatağan Kent Konseyi Başkanlığını dâhil tam altı görevi üstlenmiştir. Hepsinde başarılı olmuştur. Çalışkan, azimli, donanımlı ve kültürlü bir kişidir. Çok eski bir dostumdur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Politikada iyi bir yere gelmesini çok isteyip her daim kendisini hep desteklemişimdir. 1989 Yılında beraber Belediye Meclisi Üyeliğine seçilerek(Başkan Sadi Özcan’ın ilk dönemi) 5 sene boyunca başarılı projelere imza attık. Şimdi yine Yatağan Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan Çevre ve Basın Komisyonunda beraber, gönüllülük esasına dayalı çalışmalar yapıyoruz. Sevgi dolu yüreğiyle Yatağan ve Muğla için her zaman iyi şeyler yapmayı çalışır. Muğla adını,</span><span style="font-size: 10pt;">&#160; </span><span style="font-size: 10pt;">Yurtiçi ve Yurtdışı futbol maçlarında gerek hakem olarak, gerekse gözlemci olarak duyuran ilk kişi Halil Bey’dir. Kendisiyle ne kadar çok övünsek,</span><span style="font-size: 10pt;">&#160; </span><span style="font-size: 10pt;">gururlansak azdır. Söyleşi için Avukatlık bürosunu seçtik. Hoş sohbetle ve yakından tanımanın rahatlığıyla söyleşiye başladık.</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Halil Arslan: 21. 3. 1951 Tarihinde Yatağan—Nebiköy’de doğdum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ailenizin Lakabı var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Bize Muhacir Ahmetler derler. Babam Selanik göçmeni olduğu için bu lakap takılmış. Anne tarafım, Cevizbaşlar Sülalesindendir. Babamın adı Ahmet, Annemin adı Habibe’dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalanlar var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Ömer Erkul, rahmetli Nebiköy Muhtarı Hüsamettin Karataş, M. Ali Şahin, Ali Erkul, Yusuf Özdemir ve Abdullah Bato mahalle ve oyun arkadaşlarımdı. Daha çok top, Çelik –çomak, Birdirbir ve saklambaç oynardık. Ara sıra harman yerinde güreşirdik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Nebiköy İlkokulu’nda okudum. Tek Öğretmenli bir okuldu. 5 Sınıf birlikte okuyorduk. Aynı sınıfta ders görüyorduk. Müdür—Öğretmenimiz Mahmut Yanar Bey’di. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Mahmut Öğretmenim bana çok güvenirdi. 4. ve 5. Sınıftayken okulun anahtarı bendeydi. Okulu her gün ben açardım. Ve öğretmen olmadığı zaman ben kapatırdım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ortaokulu nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Çine Ortaokulunda okudum. Okul müdürümüz Mehmet Özcan Bey’di. Tuncer Akın, Lale Hanım ve Celalettin Bey Öğretmenimizdi. Ortaokulu ikincilikle bitirdim. Okulda futbol yasaktı. Biz de futbol oynamaya şehir dışına çıkardık ama yine de öğretmenlerimize yakalanırdık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Nazilli Öğretmen Okulunda okudum. Sınava girdim ve kazandım. Bu okulu da ikincilikle bitirdim. Bu nedenle istediğim İle atanma hakkına sahip oldum. Ve İlçemize bağlı Alaşar Köyü İlkokuluna atandım. Yıl 1968’di. Ancak 15 gün öğretmenlik yapabildim. Konya—Selçuk Eğitim Enstitüsü Matematik bölümünü kazandım. 1971 yılında bu okulu bitirdim. Ve aynı yıl Çankırı—Yapraklı Ortaokuluna atandım. Daha sonra da Orta İlçesi Yıldırım Beyazıt Lisesi Matematik Öğretmenliğine atandım. 1974 Yılında Yatağan Lisesi Matematik Öğretmenliğine atandım. 12 yıl Yatağan Lisesinde çalıştım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Avukat olmayı ne zaman karar verdiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Yatağan’da öğretmenlik yaparken, çok büyük siyasi baskılar vardı. Öğretmenler bu nedenle başka yerlere tayin ediliyorlardı. Bunun önüne geçebilmek için yeniden Üniversite okumak istedim. Müracaat ettim. Kendi okuttuğum öğrencilerimle beraber aynı sınıfta sınava girdim ve kazandım. Devam zorunluluğu olmasaydı Tıp veya Mühendislik okumak istiyordum. Hukuk Fakültesinde derslerde yoklama yapılmadığını öğrendim. Ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydımı yaptırdım. 1982 yılında mezun oldum. 1983 Yılında Avukatlık Stajımı yaptım. Ve 1984 yılı Ocak ayı itibariyle Avukat oldum, büromu açtım. O günden bu yana aralıksız Avukatlık yapıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Evlilik ne zaman ve nerede oldu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Çankırı’da Öğretmen olarak çalışırken eşim Suna Hanımla tanıştım. 22 Temmuz 1974 tarihinde Yatağan’da evlendim. Aynı tarihte Kıbrıs Çıkartması olduğu için gece karatma uygulanıyordu. Bu nedenle düğünümüzde gündüz vakti, komşu bahçesinde yapıldı. Eşim Öğretmendi. O da geri kalan görevlerini Yeniköy, Kıbrıs İlkokulu ve Cumhuriyet İlkokulunda bitirdi. İki çocuğumuz oldu. Kızım Yeliz, tarih öğretmeni olup Manisa merkezde çalışmaktadır. Oğlum Ahmet, Elektrik Elektronik Mühendisi olup İzmir’de çalışıyor. Evlidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Askerliği ne zaman ve nerede yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Askerliğimi 1975 yılında Isparta’da yedek subay öğrenci olarak 3, 5 ayda tamamladım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Avukatlık yaparken Baro’da görev aldınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Baro’da görev aldım. 2 dönem Baro yönetim kurulu üyeliği ve saymanlık yaptım. 10 yıl Yatağan Baro İlçe temsilcilisi olarak görevlendirildim. Şu anda Barolar Birliği Genel Kurulu delegesiyim. Baro futbol takımında oynadım ve kaptanlığını yaptım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra CHP kapatıldığı için yerine kurulan SHP’ye üye oldum. 1989 Yılında yapılan yerel seçimlerde Kontenjan adayı olarak Yatağan Belediye Meclisine seçildim. 1994 Yılında SHP İlçe Başkanlığına atandım. SHP—CHP birleşmesinde Yatağan İlçe Başkanıydım. Birleşme sonucu tekrar CHP İlçe Başkanı oldum. Bu görevim 1998 yılına kadar devam etti. Kurultay delegelikleri yaptım. 2004—2009 dönemlerinde iki defa Belediye Başkanı aday adayı oldum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Nasıl Lig Hakemi oldunuz? Bu maceranızı bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Yatağan Lisesinde Matematik Öğretmenliği yaparken, Beden Eğitimi derslerini de giriyordum. Okulun futbol takımını çalıştırıyordum. Okul takımlarında ve Çankırı’da amatör futbol oynadığımdan futbola sevgim vardı. 1997 yılında Muğla’da açılan ‘’ Hakem kursuna’’ katıldım. 1976 yılından itibaren maç yönetmeye başladım. Başarımdan dolayı İl Hakemi oldum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">1979 yılında ilk profesyonel maçımı çıkarak Manisa’da , Manisa Spor—Yeşilova Spor karşılaşmasında görev aldım. Daha sonra 3. lig, 2. lig ve Türkiye Süper liginde görevler aldım. 4 sezon Türkiye Süper Lig’de maç yönettim. Toplam olarak 18 yıl hakemlik yaptım. Süper ligde maç yöneten ilk Muğlalı hakemim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Yurt dışında hangi maçı yönettiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Yurt dışında 1987 yılında İtalya—Milano’da İtalya—Portekiz maçını yönettim. Yine yurt dışında maç yöneten ilk Muğla hakemiyim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hangi tarihte Gözlemci oldunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Hakem olmayanlar gözlemci olamıyor. Bende 1993 sezon sonu hakemliği bıraktım. 1994 sezonundan itibaren de A klasman ve süper ligde gözlemci olarak görev yapmaktayım. Süper ligde gözlemcilik yapan ilk Muğlalı hakemim. Tüm Türkiye’de sayımız 40 kişidir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Dünyaya bir daha gelseniz Hakem olmak ister misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Hakem olmak isterim. Çünkü çok farklı bir uğraş olup özel yetenek gerektiren ve doğuştan bazı melekeleri taşıyan insanların başarabileceği bir spor dalıdır. Burada çabuk karar verebilme, baskılardan etkilenmeme, doğru ve dürüst kararları verebilme yetenekleri hakemde aranan başlıca özelliklerdir. İnsana en çok zevk veren de yönetme, hükmetme duygusudur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneğine üye misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Üyeyim. 1989 Yılında bu derneğin Muğla şubesini ben kurdum. İki dönem bu derneğin Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliğini yaptım. Bu son dönemde de Genel Merkezde Disiplin Kurulu Başkanı idim. Bu derneğin Türkiye’de 81 şubesi, 9500 üyesi var. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Çok sayıda ödül aldım. Sayısını bilmiyorum. Aldığım en anlamlı ödül, hakemliği bıraktığım sezon Türkiye Futbol Federasyonunca verilen plakettir. Hakemlik ve Gözlemcilik yaptığım bu dönemlerde Yatağan’ımızı ve Muğla’mızı yurtiçi ve yurtdışında tanıttığım içinde çok mutluyum ve onurluyum. Bence en büyük ödüllerimde budur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Yatağan’da spora önem veriliyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: İlçemizde maalesef spora yeterince önem verilmiyor. Sadece İlçenin bir futbol takımı olması ilçedeki sporun, spor düzeyini göstermez. Halkla birlikte iç içe herkesin spor yapabileceği , sporla ilgilendiği bir ortam oluşturulmalıdır. Televizyondan maç seyretmek spor yapmak veya sporla ilgilenmek değildir. Halkımız sporu bir yaşam biçimi haline getirmelidir. Bunu devamlı hale getirmelidir. Genel ve yerel yöneticilerimizde bu konuda gerekli planlamaları yapmaları ve yeterli ortamı yaratmaları gerekmektedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Yatağan Kent Konseyi Başkanısınız. İlçemizde Kent Konseyi olarak neler yapmak istiyorsunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: 2014 Yılı Genel Kurulunda Yatağan Kent Konseyi Başkanı olarak seçildim. Kent Konseyleri , Genel ve Yerel Yönetimler başta olmak üzere ilçedeki tüm demokratik kitle örgütlerini içine alan bir örgüttür. Başta Belediyemiz olmak üzere, Kaymakamlığımızın gösterdiği daire müdürleri, muhtarlar, sendikalar, odalar, dernekler, siyasi partiler ve tüm sivil toplum örgütleri Kent Konseyinin üyeleridir. Bu nedenle Kent Konseyi demokratik kitle örgütlerinin örgütüdür. Ancak ilçemizde Kent Konseyi kültürü yeterince gelişmemiştir. Bizim bu dönemde amacımız, ilçemizde Kent kültürünü geliştirip örgütlü olabilmenin faydalarını topluma hissettirebilmektir. Kent Konseyi bir tavsiye kuruludur. Yaptırım gücü yoktur. Gönüllülük esasına göre çalışır. Komisyonlarımız ve meclisimiz aracılığıyla daha yaşanılır, yaşam kalitesi yüksek bir Yatağan oluşturma gayreti içersindeyiz. Halkımızın bu çalışmalarımıza katılmasını, bilgi ve görgülerini bizlerle paylaşmasını arzu ediyoruz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Avukatlık, Kent Konseyi Başkanlığı ve Gözlemcilik yapıyorsunuz. Bu sizin için çok yorucu olmuyor mu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Hiç yorucu olmuyor. Aksine dinlendirici oluyor. Severek yapıyorum. Avukatlık stresli bir iş. Ancak hafta sonu maça gittiğimde bu gerilim azalıyor. Kent Konseyi olarak da topluma bir şeyler verebilmekte bana huzur ve mutluluk veriyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Toplumun sorunlarını kendi sorunlarıymış gibi gören, bunların giderilmesi için akıl yürütebilen, uğraş veren, kendi bilgi ve birikimlerini bu yolda kullanabilen kişidir. Aydın olabilmek bu toplumu tanımakla kendini yetiştirmekle , çok okumakla, olayları kıyaslayabilmekle ve de seçtiği kişilerden hesap sorabilmekle de ölçülür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hangi tür kitaplar okursunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Zorunlu olarak mesleki kitapları okuyorum. Ayrıca politik, bilimsel ve güncel konuları içeren kitapları tercih ediyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hobileriniz nelerdir? Günlük yaşamınız nasıl geçiyor?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Günlük yaşamım dolu geçiyor. Okumak, spor ve gezilere katılmak en büyük hobimdir. Yurtiçi ve yurtdışı gezilerini seviyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Tüm bu yaptığınız mesleklerin içersinde en çok sevdiğiniz meslek hangisidir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: En çok sevdiğim meslek, öğretmenliktir. Öğrencilerimle aramızdaki sıcak ilişkiler ve daha sonra başarılı olduklarını gördüğümde aldığım zevk , her daim mutluluk vermiştir. Hepsinden ayrı zevkler ve onurlar aldım ama öğretmenlikten aldığım haz tarif edilemez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Halil Bey, Yatağanlıların gurur duyması gereken işlere imza atan ender bir kişisiniz. Bu başarıların bizler için övünç kaynağı olup, gelecekte gençlerimize örnek olacağına da inanıyorum. Çalışmak, hep çalışmak,&#160; üretmek ve topluma faydalı olmak hepimizin ortak paydası olmalıdır. Siz bunu başardınız. Kutluyorum. Ayrıca bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum. Son olarak neler söylemek istersiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">H. A: Nebiköy’den yetişmiş bir köy çocuğu olarak şu an bulunduğum konuma gelmemde emeği geçen başta aileme, öğretmenlerime ve bana her konuda destek olan sevgili eşim Suna Arslan Hanıma minnetlerimi sunarım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Yaptığınız bu söyleşiler, gelecekte Yatağan’ın geleceğine ışık tutacak bir proje. Sizi canı gönülden kutluyorum. Görüştüğünüz kişiler zamanla kaybolacak değerlerdir. Ancak sizin yazılı belgeniz, gelecekte onları her daim yaşatacaktır. Gençlere örnek teşkil edecektir. Bu çalışmalarınıza hem teşekkür ediyorum hem de başarılar diliyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Ayrıca tüm dostlarıma ve Yatağan Halkına sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Hoşça kalınız…<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2015 01:19:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganimizin_gururu_ogretmen_hakem_gozlemci_avukat_ve_kent_konseyi_baskani_halil_arslan_h7132.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN GURURU OKÇULUK TAKIMI VE ÇALIŞTIRICISI DOKTOR EJDER SÖZEN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gururu-okculuk-takimi-ve-calistiricisi-doktor-ejder-sozen-7103</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gururu-okculuk-takimi-ve-calistiricisi-doktor-ejder-sozen-7103</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan—Bencik Mahallesi Aile Hekimi,  Doktor Ejder Sözen Bey’in Antrenörlüğünü yaptığı Okçuluk Takımının başarılarını,  Gazetemiz Demeç’in Muhabiri Burak Alper Kuş’un haberinden okuduğumda çok sevindim ve gururlandım. Çocuklarımızın başarısında emeği geçen başta Ejder Bey olmak üzere herkesi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ederim. Övgüyü hak eden Çocuklarımızı ve çalıştırıcısını tanımak ve söyleşi yapmak için Bencik Mahallesi’ne gittim. Ejder Bey bizi güler güzü ve mütevazı duruşuyla hoş bir şekilde karşıladı. Basında ve sosyal medyada hem haber hem de görsel olarak yer alan Ejder Bey, ilk defa yerel bir gazeteye okçuluk takımının başarısını ve özgeçmişinin öyküsünü yazılı bir söyleşiyle dile getirileceğini söylediğinde çok mutlu oldum. Çünkü bir ilki başaracak olmanın gururu hem gazetemiz Demeç adına hem de kendi adıma da bir ayrıcalıktı. Ejder Bey, önce takımındaki sporcuları bir bir tanıttı. Daha sonra Sağlık Ocağı’nda (Aile Sağlık Merkezi) çiçeklerin ve güllerin süslediği bahçede söyleşiye başladık. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Ejder Bey, &#160;önce kendinizi tanıtır mısınız? Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ejder Sözen: 26.4.1973 Tarihinde Eskişehir’de dünyaya geldim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi mahallede oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Babam Hava Subayı olduğu için çocukluğum lojmanlarda geçti. Lojmanlarda her türlü tesisler olduğu için spor ve oyunlar konusunda şanslıydık. Basket ve futbol oynardık. Yüzmeyi çok severim. Lojman havuzunda çok yüzdük. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: İlkokulu Eskişehir Milli Zafer İlkokulu’nda okudum. Öğretmenimiz Zeynep Özçelik, &#160;Müdürümüz Zeynep Hanımın eşi Mehmet Çelik Bey idi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Güzel bir İlkokul dönemi geçirdim. Müsamereye dönük bir öğretmenimiz vardı. Her oyunda hemen hemen görev aldım. Hatta şimdi bile hatırladığım replikler var. Şiirler okurdum. Babam asker olduğu için genelde Milli Bayramlarda askeri kıyafetler giyerdim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Ortaokulu ve liseyi Diyarbakır’da okudum. Sınıflarımız çok kalabalıktı. Ortalık iyiydi. Lojmanlarımız güzeldi. Şehir dışına haftada bir gün çıkardık. Tesislerde eğlenirdik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Tesadüf bu ama 12. tercihimde yine Eskişehir yolu göründü. Sadece Tıp tercihi yapmıştım. Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. Çok yoğun bir Tıp eğitimi aldık. Mezun olunca Sivas--Kangal’a tayinim çıktı. Büyük bir ilçede küçük yaşta (23 yaşında) sorumlu hekim oldum. 40. 000 nüfusu vardı. Sadece iki doktorduk. Bir dönem Kaymakam Vekilliği bile yaptım. Hayatı Sivas—Kangal’da öğrendim diyebilirim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Askerliğimi Osmaniye’de Tabip Asteğmen olarak uzun dönem 16 ayda tamamladım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerden sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Asker dönüşü Muğla’ya geldim. Köyceğiz, &#160;Ortaca ve Muğla merkezde 2003 yılından 2011 yılına kadar çalıştım. 2011 yılından bu yana Bencik’te çalışıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Evlilik ne zaman ve nerede oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: 2007 Yılında Rukiye Hanımla Muğla’da evlendim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Mitoloji,&#160; tarih ve polisiye romanları okumayı severim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okçuluk nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Okçuluk, sporcunun kendine özel bir yay kullanarak, yine kendine özel okları belli bir mesafeden dikkat, konsantrasyon ve kuvvet kullanarak belirli ölçülerdeki hedefi vurarak puan toplamayı amaçlayan bireysel olimpik bir spor branşıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okçuluk sporunun yararları nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Okçuluk kuvvet gerektirdiği kadar zekâ sporudur. Okçu dikkatini ve konsantrasyon gücünü sabrıyla birleştirerek yayını kuvvetini de kullanarak kontrol altında tutmayı reflekslerini terbiye etmeyi öğrenir. Bu sebeple dikkat toplama(odaklanma) sabır, vücudun gelişimine direk etki eden bir spordur. Bu bakımdan okçuluk, &#160;kişisel gelişim üzerinde yararlıdır. Kişisel özgüveni ve inancı yükseltir. Bu çocuklar başarılıysa asıl sebebi budur. Kendilerini inanmayı ve güvenmeyi öğreniyorlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Atalarımızın ok atma ustalığını tarih kitaplarından biliyoruz. Türklerin ata sporu olan okçuluk sporunu, kaç yaşından itibaren yapılmasını tavsiye edersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Özellikle 10 yaşında başlayan çocuklar çok başarılı oluyorlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okçuluğun malzemeleri nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Okçular ölçüleri ve standartları tamamıyla kendisi için ayarlanmış bir yay ve özel hazırlanmış ok kullanırlar. Atış eylemi için sadak, parmaklık, yay kirişi, tetik, kol koruma nişangah düzeneği ve ok yatağı malzemeleri kullanırlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okçuluğun kuralları nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Alınması gereken güvenlik kuralları önemlidir. Ancak güvenli zannedilen birçok spora göre daha az yaralanma olur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ejder Bey, sizde okçuluk sporu merakı ne zaman başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: 2007 Yılında sporun hiç bir yönüyle ilgilenmezken Antalya’ya yaz tatilinde gittiğim bir tıp kongresinde animasyon amaçlı yapılan bir faaliyete katıldım. O zaman yayı bir tuttuk, tutuş o tutuş. Ve bir daha bırakamadım. Muğla’da okçuluğu usta—çırak ilişkisi içinde öğrendim. Bedensel engelli Tuncay isminde arkadaşın yanında göre göre kendimi geliştirdim. Yeteneğim varmış ki bu işi yapabildim. Muğla’da 3 yıl sporcu olarak yarıştım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Öğrenci yetiştirme düşünceniz nasıl başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Aile hekimi olarak Bencik Beldesine geldikten sonra sporculuğun gitmeyeceğini anladım. Ama okçuluktan da kopamadım. Bencik’te fiziki koşulların uygun olduğunu görünce Aile Sağlığı Merkezinin bahçesinde basit bir atış alanı oluşturdum. Dönemin Bencik Belediye Başkanı Salih Haney’in tavsiye ettiği bir çocuk Emircan ile sporcu çalıştırma dönemi başladı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çalışma yerinizi ve çalışmalarınızı görmek istiyoruz. Nerede ve hangi malzemeyle başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: İlk malzememiz benim sporculuğumdan kalan malzemeydi. Emircan’ın başarabileceğini fark edince ailesi tarafında malzeme alındı. Kendisine uygun yeni bir yayla üç ay çok sıkı çalıştık. İlk yarışmamızda Türkiye Şampiyonasında sıralamada açık ara birinci bitirdik. Ama statü gereği gümüş madalya aldı. Çalışmalarımızı az sonra görebilirsiniz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sevgili öğrencilerimizin başarılarını, &#160;ödüllerini ve kırdıkları Türkiye rekorlarını anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Emircan’ın başarısının bana verdiği cesaretle bir köy bile olsa çalışınca bu işin olduğunu gördüm. Emircan’ın sınıfından 4 kız çocuğu daha takıma ekleyerek takımı büyüttüm. Emircan’ın başarısını takip eden dönemin Muğlaspor Başkanı Eminer İçten’in teklifiyle tüm ekibi Muğlaspora lisansladım. &#160;Bu dönemde Okçuluk Federasyonundan Okçuluk Antrenörlüğü belgesi aldım.&#160; Bir yıl bu kadroyla çalıştım. Yatağan Kaymakamımız ve Eminer İçten’den aldığımız destekle 1 yıl sonra Çanakkakle—Gelibolu’da aynı başarıyı gösterince takıma 4 kız daha ilave ettim. Takımımız 10 kişiyi buldu. Ve takip eden yarışmayla takıma birer birer genişlettim. Şu an 18 sporcum var. Bu süre zarfında 8 farklı Türkiye Şampiyonasına katıldık. 43 madalya elde ettik. Benim için en önemlisi bu madalyaların alınmasıdır. 12 farklı sporcunun madalyası var. Emircan ve Tuğba 2013 yılında ASKF’nin yılın sporcu ödülünü aldılar. 2013 yılında Hamle Gazetesinin yılın ‘’Enleri’’ ödülünde yılın en başarılı spor takımı seçildi. 2012 ve 2013’te Milli Eğitim Bakanlığının eğitimde iyi örnek projesinde üst üste yılın başarılı spor faaliyeti ödülünü aldık. Muğla Ticaret Odası’nın 100 yılda 100 Kadın kitabında başarılarıyla Tuğba Çaylı yer aldı. Yaşı en küçük kişi Tuğba’ydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Milli Takıma kaç yaşından itibaren giriliyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: En başta takımı oluştururken hedefim hep Milli Takıma sporcu vermekti. Milli Takıma en erken 16 yaşında girilebiliyor. 4 yıllık bu maceranın sonucunda 6 sporcum artık 15 yaşında ve her biri Milli Takıma girebilecek kapasitede. Hatta 2014 yazında Okçuluk Federasyonu Milli Takımı tarafından organize edilen teknik gelişim kampına iki defa katıldılar. Ve artık 2016 yılında Milli olmaları için hiç bir sebep yok. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dünya rekorunu kırabileceklerini inanıyor musunuz? Bu yetenekte sporcunuz var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Bu çocuklara gerekli yatırım yapıldığı takdirde Dünya derecesi yapacak , &#160;hatta Dünya rekoru kıracak kapasitede sporcu bu takımda mevcuttur. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Muğla’da kaç tane okçuluk kulübü var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Bencik Beldesine gelmeden önce Muğla Merkez’de temellerini benim attığım Tahir Karataş Hocamın çalıştırdığı çok güzel sonuçlar elde eden, &#160;Yeşim Bostan gibi bir sporcu yetiştirmiş Muğla Gençlik Kulübü ve bizim kulübümüz olmak üzere iki okçuluk kulübü var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okçuluk Ülkemizde altın çağını yaşıyor desek doğru söylemiş olur muyuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Okçuluk Federasyonu son 5 yılda bizimde bir parçası olduğumuz alt yapıya çok önem verdi. Birçok ilde birçok başarılı antrenör, çok sayıda sporcu yetiştirdi. Beş yıl önce 80—90 kişiyle yapılan Türkiye Şampiyonaları artık 700—800 kişiyle yapılır oldu. Özellikle son 2--3 yıldır Türkiye Milli Takımları gittikleri yarışmalardan elleri boş gelmiyor. Bu bakımdan altın çağımızı yaşıyoruz diyebiliriz. Bu çocuklar bu başarıyı daha da ileriye taşıyacaklardır. Bunu yürekten inanıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yılın Doktoru seçilmişsiniz. Kutlarım. Seçilmenizin nedenini anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Öncelikle bana bu ödülü layık gören yöneticilerime çok teşekkür ederim. Aile hekimliğimi yaptığım bu köyde benden önce Sağlık Ocağı uzun yıllar boş kalmış. Ben 5 yıldır düzenli olarak burada çalışıyorum. Hem aile hekimliği hem de okçuluk antrenörlüğü yapıyorum. Köyümün halkıyla ve yöneticileriyle iyi bir iletişim içinde olduğumu düşünüyorum. Nihayetinde bu çocuklar bu köyün, &#160;bu toprağın çocukları, &#160;hepimizin çocukları bu sebeple halkın genelinde kabul gören bir çalışma sanırım, &#160;idarecilerimde bu bütünlüğü görmüşler ki bu ödülü bana layık olduğumu, hak ettiğimi düşünmüşler. Sağ olsunlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Aydın kişi, &#160;toplumun dar kalıplarının dışına çıkabilmiş, &#160;geleceğe dönük çıkış yolu üretebilen ve bu yolda ilerleyebilmek için cesur adımlar atabilen kişidir. Atatürk bu cesareti göstermeseydi bu değerlerde bir CUMHURİYETE sahip olmayacaktık. Benim nazarımda Aydın kişi ATATÜRK’tür. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ejder Bey, &#160;başarılarınız daim olsun. Sizinle ve sporcularınızla tanıştığıma memnun oldum. Emeğiniz ve bilgileriniz için çok teşekkür ediyorum. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">E. S: Bu köyde okçu yetiştirmek en başında belki bir sportif amaçtı. Madalya bir hedefti. 4 yılın sonunda geldiğimiz noktada böyle bir köyde köy çocuklarıyla yapılan bu faaliyet sosyal bir projeye dönüştü. Hem idarecilerimizin hem halkımızın hem de basının önem verdiği , &#160;takip ettiği bir faaliyete dönüştü. İmkanlar ne kadar yetersiz, şartlar ne kadar olumsuz olsa da çocuklarımıza gerekli destek ve emek verildiği takdirde neler başarabileceklerini gösterdiğimizi düşünüyorum. Okçulukta ilk başladığım günden beri örnek aldığım desteğini gördüğüm tecrübeli okçuluk antrenörü Kocaeli’nden Rıdvan Uzuntaş, &#160;son Türkiye Şampiyonasından sonra bizim için şöyle bir ifade kullanmıştı: “Demek ki mesele şehrin büyük olmasında değil, &#160;yüreğin büyük olmasındaymış” demişti. Sanırım bu cümle her şeyi ifade ediyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bu takımın var olmasını ve faaliyetini devam ettirebilmesini sağlayan, &#160;bizi her yönden destekleyen Halk Sağlığı Müdürü Mustafa Nuri Ceyhan Bey’e, &#160;Eminer İçten Bey’e, Kaymakam Gökay Özkan Bey’e, &#160;Demeç Gazetesi muhabiri Burak Alper Kuş Bey’e ve şu an en büyük desteğini gördüğümüz Yatağan Belediye Başkanı H. &#160;Haşmet Bey’e çok teşekkür ederim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ayrıca bizimle yaptığınız bu güzel söyleşi için hem size hem de gazeteniz Demeç’e teşekkürlerimi sunuyorum. Hoşça kalın… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 May 2015 19:14:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_gururu_okculuk_takimi_ve_calistiricisi_doktor_ejder_sozen_h7103.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRK SANATLARI UZMANI ÖĞRETİM ÜYESİ YARDIMCI DOÇENT ÖMÜR KOÇ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/turk-sanatlari-uzmani-ogretim-uyesi-yardimci-docent-omur-koc-7089</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/turk-sanatlari-uzmani-ogretim-uyesi-yardimci-docent-omur-koc-7089</guid>
                <description><![CDATA[Yatağan’ın gurur duyacağı Geleneksel Türk Sanatları Uzmanı Ömür Koç’un yaptığı minyatürler, ülkemiz içinde ve dışında büyük ilgi görmektedir. Ebru ve minyatür çalışmalarını evinde devam eden Ömür Beyin en büyük destekçisi eşi Hale Hanım’dır. Yaptığı eserleri ve çalışmaları yerinde görüp, söyleşi yaptığım Ömür Koç’u gelin biraz daha yakından tanıyalım:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ömür Koç: 30. 7. 1963 Muğla doğumluyum. Ama aslen Yatağanlıyım. Anne ve babamın uzun süre çocukları olmadığı için adımı Ömür koymuşlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Baba tarafım, Ali Koçlardan, Anne tarafım, Çolakoğullarından’dır. Anneanne tarafından, Hacı Eyüplerdeniz. Anne ve babam teyze çocuklarıdır. Ailemizde Kuva-i Milliyeciler vardır. Aydın Şehitliğinde büyük dedemiz yatıyor. Uğur ve Onur adlı erkek kardeşlerim, Bodrum’da turizmle uğraşıyorlar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Sokak arasında, boş arazide ve Dede Yanında top oynardık. 6 yaşından sonra babamın Tapu Müdürü olması nedeniyle Bodrum’a tayinimiz çıktı. İlk tayinidir. Basket ve futbol oynardık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Bodrum—Kumbahçe Mahallesi’nde Atatürk İlkokulunda okudum. Halikarnas Balıkçısı’nın hemen evinin karşısındaydı okulumuz. Balıkçı’nın diktiği palmiyelerin altında futbolu orda oynardık. Bodrum’un o dönem nüfusu 3300’dü. Küçük bir yerdi. Yatağan’a gitmek 6 saat sürüyordu. O günler güzel günlerdi. Doğa bozulmamıştı. Arkadaşlıklar daha candandı. İlkokul Öğretmenim Zehra Köse Hanım, Dereköylüydü. Müdürüm, Mehmet Arkun’du. Her ikisi de benim için çok değerli olduğunu belirtmeliyim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: İlkokulda resim dersine merakım ve sevgim oluştu. 2. sınıftayken resim yarışmasında birinci oldum. 3. sınıfta Türk Büyüklerinin 50X70 karakalem portrelerini yaptım. Uzun süre İlkokulun duvarlarında sergilendi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Orta ve Liseyi nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Bodrum Lisesinde okudum. Ortaokul ve Lise aynı yerdeydi. Daha öncesi 1 ay dil nedeniyle Yatağan—Bozuyük Ortaokulunda okudum. Murat Tengiz, Ali Tengiz, Süleyman Pamil, Alihsan Yücel, Fatma Yücel, Mehmet Cenikli, Rafet Gider ve Bekir Akdeniz Öğretmenlerimdi. Müdürümüz, Mehmet Kıray Bey’di. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Fen mezunuyum. Resim yapmamı babam istemezdi ama ben resim yapmaktan hoşlanıyordum. Hobi olarak devam ettim. Mezun olduktan sonra Yıldız Mimarlığa kazandım. Terör nedeniyle babam göndermedi. Daha sonra babamı ikna ettim ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisini kazandım, kaydımı yaptırdım. Güzel Sanatların üç bölümünü kazandım. Heykel, resim ve görüntü sanatları. Görüntü Sanatları (Geleneksel Türk Sanatları bölümü: Süsleme, minyatür, hat, halı-kilim, çini, cilt ve ebru) bölümü vardı. Ben Görüntü Sanatlarını okudum. Yüksek Lisansımı &#160;orada tamamladım. Daha sonra bu okulun adı; YÖK’ten sonra, okuduğum dönemde Mimar Sinan Üniversitesi oldu. Türkiye’nin Sanatında en iyi hocalarından eğitim aldım. Son sınıfta eğitim alırken minyatür hocam Neşe Erdok görevinden ayrıldı. Son derse Profesör Emin Barın Hocam, bir bayan hoca hanımla beraber geldi. Doğa resmi çizdirdi, minyatür yaptırdı. Cahide Keskiner Hoca bir elinde çay, bir elinde bisküviyle benim yanıma geldi ve sordu: ‘’Oğlum sanat hayatınla ilgili ne düşünüyorsun?Yüksek Lisans yapacak mısın?’’ diye fikrimi aldı. Bende minyatür sanatında yüksek lisans yapmak istediğimi bildirdim. Daha sonra benim başarımdan dolayı misafir hoca olarak Profesör Cahide Hanım, yüksek lisans hocam oldu. Fındıklı Semtinin iş hanındaki bölüme 180 basamaklı çıkarak, yaşlı haliyle benim için haftanın bir günü derse gelirdi. Onun bilgilerinden halen daha yararlanıyorum. Allah uzun ömürler versin. Annem yerindedir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız? Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Mezun olduktan sonra Akademide kadro sıkıntısı nedeniyle görev alamadım. Yüz puanla mezun oldum. Cumhuriyet Gazetesinde tesadüfen 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi kadro ilanını gördüm. 1987 Yılında başvuruda bulundum ve kazanarak işe başladım. 1988 Yılında kısa dönem 8 aylık Jandarma olarak önce Bilecik’te sonra Karabük’te askerliğimi yaptım. Askerden sonra yine aynı yerde 9 Eylülde, Öğretim Görevlisi olarak 1994 yılına kadar çalıştım. 1995 Yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini kurduk. Ve orada Yardımcı Doçent oldum. Dekan Yardımcılığı ve Bölüm Başkanlığını yürüttüm. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi verdim. 2002 de Muğla Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümüne atandım. Bir sene Dekan Yardımcılığı yaptım. Ara ara Bölüm Başkanlıkları yaptım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: 1. Ekim. 1989 Tarihinde Muğla Ticaret Lisesi bahçesinde yakın akrabamız olan Hale Şatır’la evlendim. Anne tarafından akrabamdır. Üç çocuğumuz var. İkizlerim 2001 doğumlu Egehan ve Ecenur, bir de 7 yaşında Elifsu adında kızım var. Onları çok seviyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Politikayı sıcak bakarım ama parti üyeliğim yok. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Gece saat üçe kadar çizim yaparım. Minyatür çalışmalarım devam ediyor. Sabah Üniversiteye göreve giderim. Konferanslar veririm. Sergiler açarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Daha çok Sanat, Tarih ve Mitoloji kitaplarını okurum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hobileriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Mesleğim dışında fotoğraf çekmeyi çok severim. Bisiklet binerim, yürüyüş yaparım. Tenis oynarım. Çocuklarım da bu sporu yapıyor. Lisanslı olup ve derecelere sahipler. Ayrıca su sporlarını severim. Su altına dalarım. Balık adamım. Eskiden güreş yapardım. Üniversite okul takımındaydım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ebru ve Minyatür Sanatı ne demektir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Ebru, suda resim diyebiliriz. Geleneksel sanatlarımızda, kitap sanatının bir koludur. Doğal boyalarla kitre üzerine atkuyruğundan yapılmış fırçalarla boyanın serpilmesi sonucu elde edilen bir sanattır. Çeşitli isimler alır; battal, hatip, gelgit ve taraklı gibi. Ebru çalışmalarım devam ediyor. Minyatür; kökü Orta Asya (Uygurlar) okullarına kadar giden yazma eserlerindeki konuyu anlatmak ve süslemek için yapılan kendine has teknik ve özellikleri olan bir kitap sanatıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Avrasya’dan (Çin) İspanya’ya kadar giden bir sanattır. Hatta Kuzey Afrika ülkelerinde uygulanmış bir sanattır. Avrupa resim sanatının da temellerini oluşturan bir sanattır. İncil ve Tevrat’ın konuları işlenmiştir. Bizde ise İslamiyet öncesi ve sonrası diye incelenir. Osmanlı’da belgeleyicilik özelliği taşır. Altın ve gümüşte kullanılır. Mesela Padişahların doğumundan ölümüne kadar olan olayları bize aktaran resim sanatıdır. Yapan sanatçıya ‘’Nakkaş’’ denir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Minyatür kelimesi, Latince kökenli olup Miniardan gelir. Bugünün fotoğraf ve kameranın özelliğini taşır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Akademik kitaplarınız ve makaleleriniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı eserlerim ve makalelerim var. Metropolitan Müzesi(ABD) dört adet , Japon İmparatorluğu Sarayında, Topkapı Sarayı Müzesi , çeşitli vakıf ve özel koleksiyonlarda eserlerim var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Birçok ödül aldım. En önemlileri; 2001 yılında Özbekistan’dan aldığım ödül, aynı zamanda Diploma ödülüdür. 75 yıl sonra bu dalda alınan ilk ödüldür. Eskişehir Valiliği ‘’Yunus Emre Yılı’’ mansiyon ödülü aldım. Ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından verilen 4 adet başarı ödülüm var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Minyatür sanatını Akademik olarak yapan ve çalışmalarını sürdüren kaç kişi var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Cumhuriyetin ilk yıllarında canlandırılmaya çalışılan bu sanat, akademide ve çeşitli özel kurslarla devam etmiştir. Günümüzde çeşitli Üniversitelerde kurslarla tekrar yaşatılmaya çalışılıyor fakat akademik olarak çok az kişi uygulama yapıyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kültür ve Sanat açısından Ülkemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Ülkemizin geleceği hakkında karamsar olmamaya çalışıyorum. Çünkü yeterince sergi salonu yok. Muğla’da bile yok. Bodrum’da var. Muğla’da olmasını isterim. Geleneksel Sanatlar bizim kültürümüzdür. Atatürk’ün bir sözü var: “Sanatsız kalmış bir toplumun hayat damarları kopmuş demektir.” Bu konuda İbni Sina’nın bir sözü: “Sanat ve Bilim takdir görmediği yeri terk eder.”<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Atatürkçü Düşünce Derneği adına Yatağan’da bir sergi açmanızı istiyoruz. Gelir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: ADD adına seve seve hem konferans verir, hem de sergi açarım. Memnuniyetle gelirim. Yatağan’da daha önce iki defa sergi açtım. Ama sergi salonu olmadığı için zorluk çektik. Sergi salonumuz olsa zaten birçok sanatçının eseri İlçede halkımıza sunulabilir. Her sene Eskihisar’a (Stratonikya) ve Turgut’a (Lağina) öğrenci götürüyorum. Bölgemizi tanıtan geziler yapıyoruz. Sanat Tarihi derslerinde de tüm Yatağan’ı ve Muğla Bölgesini(Karya) tanıtıyorum. Bölgemiz Sanat Tarihi açısından çok zengin olup kıymetini bilelim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Bol kitap okuyan, iyi eğitilmiş, geniş bir bakış açısı olan, sanatı seven, donanımlı kişidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Geleneksel Sanatlarla Mermerin bağlantısı nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Kitap Sanatlarının dışında halı, seramik, çini, maden, ahşap ve taş süslemeciliğinde çok değerli eserler verdik. Selçuklu ve Osmanlı dönemi taş süslemeciliği önemlidir. Mesela Erzurum---Yakutiye Medresesi portrali ve hücre kapılarının üzerindeki taş süslemelerini 18 adet olmak üzere takıya dönüştürdüm. Yatağan’ımız mermercilikte önemli bir yere sahip olmakla birlikte daha iyi bir yerlerde görmek isterim. Mermer işçiliğinde geleneksel motiflerin uygulandığı tasarımlar yapılabilir. Bu konuda Geleneksel Türk desenlerinde uzman kişilerden biriyim. Bir elin beş parmağını geçmeyen kişileriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ömür Bey, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Ayrıca ADD adına sizden gelecek günlerde sergi ve konferans sözü aldık, onun içinde teşekkür ediyorum. Başarıların daim olsun. Seninle hemşerin olarak gurur duyuyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ö. K: Muğla ve İlçeleri Sanat ve Kültür alanında oldukça zengin bir materyale sahiptir. Fakat yeterince tanıtamıyoruz. Bunun için katalog, belgesel gibi çalışmalar yapılmalı. Ben onun içinde kitap çalışması yapıyorum. Buradan ilk müjdeyi sizin aracılığınızla Muğlalı hemşerilerimize vereyim. Adı:’’ Minyatürlerle Muğla’’ olacak. Yaklaşık 35 eser çalıştım ve devam ediyor. Ahiköy ve Bozüyük’le ilgili çalışmalarım var. Sarı Zeybek Plaketi var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yatağan’da büyük bir sülalemiz var. Tüm eşe dosta sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Buraya kadar gelip benimle bu güzel söyleşiyi yaptığınız içinde size teşekkür ediyorum. Hoşça kalın…<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 May 2015 09:47:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/turk_sanatlari_uzmani_ogretim_uyesi_yardimci_docent_omur_koc_h7089.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YEDİ     BEKARLAR     ÖMER    VE     MISTAN      ÇETİN</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yedi-----bekarlar-----omer----ve-----mistan------cetin-7074</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yedi-----bekarlar-----omer----ve-----mistan------cetin-7074</guid>
                <description><![CDATA[Ömer   ve    Mıstan    Çetin   için    Yerli   Aborjin   de   diyebiliriz. Aborijin, Avustralya   Kıtasındaki   yerlilere     verilen    isimdir. İlkel   yaşamlarını    sürdüren   yerliler, geçmişte   İngilizler   tarafından  soykırıma   uğramışlardır.Bir kısmı   şehirlere   göçerek ,  medeniyete   kavuşmuştur.Tazmanya    bölgesi    civarında  kalanlar   eski   geleneklerini   ve   kültürlerini     devam   etmektedirler.Tüm    dünyanın   gözü    yaşam   tarzları   nedeniyle   onların   üzerindedir.Eski  Anadolu   Halkından   günümüze  sanki   miras   kalmış   gibi   Ömer  ve  Mıstan   medeniyetten   uzak , ilkel  yaşamlarını  Bencik   Dağının   arkasında  sürdürüyorlar. Belen   Değirmeni  işletmecisi   Hasan  Şimşek, 5  yıl önce  amca    çocukları   olan   Ömer  ve  Mıstan’ı ,     tesadüf   olarak    gezi   rotası  sorduğu   köylülerden  öğrenmiş   ve   tanımış.Bu   iki  ilginç  insanı  keşfetmenin  ve   tanımanın    heyecanını    bizlerle   paylaşınca   haliyle   bizimde  ilgimizi  çekti.Gazetemiz   Demeç’in  de  köşe   yazarı   olan, sevgili  arkadaşım   Lütfü  Kırayoğlu’na  ‘’ haydi   gidip  bu Türkmenleri   yakından  tanıyalım,  yaşamlarını  görelim   ve   söyleşi   yapalım’’ dedim.Lütfü  Bey, benim   gibi   doğayı  ve   macerayı  sever.Geçen  hafta  önce  Belen  Değirmenine   giderek  önce   Hasan  Bey’le  söyleşi   yaptık, daha   sonra  900  rakımlı   tepeye   ulaşarak  Mıstan’la  yaptık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">&#160;Turgay&#160;&#160; Mutlu: Hasan&#160; Bey, Yedi&#160; Bekarların&#160; öyküsünü&#160;&#160; önce&#160; senden&#160; bir&#160; dinleyelim.Nasıl&#160; keşfettin?</span></span></div>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Hasan&#160;&#160; Şimşek: İlk&#160;&#160;&#160; buraya&#160;&#160; geldiğim&#160; dönemde&#160;&#160; 5&#160; yıl&#160; önce,&#160; cennet&#160; Muğla’yı , özellikle&#160;&#160; bu&#160; bölgeyi&#160; daha&#160;&#160; yakından&#160;&#160; tanıma, gezip&#160; görme&#160;&#160; adına&#160; köylülerle&#160;&#160; sohbet&#160; sırasında&#160; öğrendim.Ömer&#160; ve&#160; Mıstan’ın&#160;&#160; yaşam&#160;&#160; tarzları&#160;&#160; ve&#160; &#160;hiç&#160;&#160; evlenmemiş&#160;&#160; olmaları&#160;&#160; ilgimi&#160;&#160; çekti.Gevenes’e (Çaybükü) indikleri&#160;&#160; zaman&#160; mutlaka&#160;&#160; haberim&#160; olsun&#160;&#160; diye&#160; de&#160; tembih&#160;&#160; ettim.Ama&#160;&#160;&#160; dayanamadım&#160; ve&#160; onları tanıyan&#160;&#160; bir&#160; arkadaşı&#160;&#160; yanıma&#160;&#160; aldım, dağa&#160; çıktım.Onları&#160;&#160; hiç&#160; &#160;ürkütmeden&#160; ve&#160;&#160; yaşamlarına&#160; &#160;saygılı&#160; bir&#160; şekilde&#160;&#160; yanaşarak&#160; kendimi&#160;&#160; tanıttım.Ömer&#160; ve&#160; Mıstan&#160; Abiler, saf&#160;&#160; temiz , yalan&#160; ve&#160; riya bilmeden&#160;&#160; bu&#160;&#160; dünyada&#160;&#160;&#160; yaşayan&#160; iki&#160; insandı.Kendimi&#160;&#160;&#160; onlara&#160;&#160; sevdirmeyi&#160;&#160;&#160; başarmıştım.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Güvenlerini&#160;&#160;&#160; kazanarak&#160; dost&#160;&#160; oldum.Bir&#160; gün&#160; Mıstan, köye&#160; ziyaretimize&#160;&#160; geldi.Kendisine ‘’aç&#160; mısın?’’ diye&#160; sordum.’’Hayır’’ dedi. Oysa&#160;&#160; sabah&#160;&#160; evden&#160;&#160; çıkmış, 3 saat&#160; yürümüş, akşama&#160;&#160; kadar&#160;&#160; yemek&#160;&#160; yiyeceği&#160; bir&#160; yer&#160;&#160; yok, gururundan&#160;&#160; tokum&#160;&#160; dedi.Bende&#160;&#160; kendisini&#160;&#160;&#160; mutfağa&#160;&#160;&#160; davet&#160;&#160; ettim.Sıkılmasın&#160;&#160; diye&#160; yemek&#160;&#160; hazırlarken&#160;&#160; televizyonu&#160;&#160; açtım.Yemeğini&#160;&#160;&#160; yerken&#160;&#160; gözünü&#160;&#160; televizyondan&#160;&#160;&#160; ayırmıyordu.Seyrettiği&#160;&#160; dizi&#160; film&#160;&#160; sahnesi&#160; gündüzdü.Mekanımız&#160;&#160;&#160; ise&#160; gece, zifiri&#160; karanlıktı.Mıstan&#160; Dayı&#160; seyretti,&#160; seyretti&#160; ‘’ şu&#160; Allahın&#160; işine&#160;&#160; bak, orada&#160; gündüz &#160;burada&#160;&#160; gece’’dedi.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">O&#160; televizyon&#160; yayınının&#160;&#160;&#160; ne&#160; olduğunu&#160; &#160;bilmeyerek&#160; Allahtan&#160;&#160; olduğunu&#160; zannediyordu.Çünkü&#160;&#160; kendisi&#160;&#160; elektrik&#160; ve&#160; televizyonla&#160; henüz&#160;&#160; tanışmamıştı.Bağlı&#160; bulundukları&#160; köyden ( Çukuröz)&#160;&#160; 10&#160; km&#160; uzaklıkta&#160; dağın&#160; başında&#160;&#160; sadece&#160;&#160;&#160; iki&#160;&#160; kişi&#160; yaşıyorlar.Bulundukları&#160;&#160; yerde&#160; hala&#160;&#160; elektrik&#160;&#160;&#160; yok.Muğla&#160;&#160; İl&#160;&#160; sınırında&#160;&#160; bu&#160; şekilde&#160; yaşandığını&#160;&#160;&#160; gördüğümde&#160; çok&#160;&#160; şaşırdım.Kullandıkları&#160;&#160; dil&#160; ve&#160; yaşam&#160;&#160; tarzı, beslenmeleri, sanki&#160;&#160; 1900’ ün&#160;&#160; başında&#160;&#160; gibiler.Fakat&#160;&#160; gittiğinizde&#160; fark&#160;&#160; ediyorsunuz, nasıl&#160;&#160;&#160; candan&#160; samimi&#160;&#160; ve&#160; &#160;gururlular.Sohbet&#160;&#160; ettiğimizde&#160; günlük&#160;&#160;&#160; siyasi, ekonomik, güncel&#160;&#160;&#160; her&#160;&#160; konudan&#160; haberleri&#160; &#160;vardı.Nerden&#160;&#160; bildiğini&#160;&#160; sorduğunuzda&#160;&#160;&#160; ise&#160; radyodan&#160;&#160; saat&#160;&#160; başı&#160;&#160; ajans&#160;&#160; dinlediklerini&#160; söylüyorlar.Oysa&#160;&#160; aşağı&#160;&#160; köylerde&#160;&#160; her&#160;&#160; evde&#160;&#160; çanak&#160;&#160; anten&#160;&#160; var&#160;&#160; ama&#160; köy&#160;&#160; halkının&#160; memleket&#160; meselelerinden&#160;&#160;&#160; çoğunun&#160;&#160; haberi&#160;&#160; bile&#160;&#160; yok.Çok&#160; zekiler.Keşke&#160;&#160;&#160; onlar&#160;&#160; kadar&#160; temiz&#160; kalabilseydik.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Bu&#160; kişilerin&#160; tanınması&#160;&#160; adına&#160; kimlerle ,&#160; hangi&#160;&#160; kurum &#160;ve&#160; kuruluşlarla&#160; temasa&#160;&#160; geçtiniz?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">H.Ş: Üniversite, İl&#160;&#160; Sağlık&#160; Müdürlüğü, Ege&#160; Yolcu Dergisi&#160; ve&#160; Sabah&#160; Gazetesinden&#160; geldiler.6&#160; Ay&#160; önce&#160; İl&#160;&#160; Sağlık&#160; Müdürü, Sosyal&#160; Hizmetler&#160; Müdürlüğünden&#160; bir&#160;&#160; memur&#160; ve&#160;&#160; bir&#160;&#160; müdür&#160;&#160; bunları&#160;&#160; ziyarete&#160;&#160; gider, gerekli&#160; muayene&#160; ve&#160;&#160; sohbetler&#160; yapıldıktan&#160;&#160;&#160; sonra, Sosyal&#160;&#160; Hizmetler&#160; Müdürü’’Sizi&#160; buradan&#160; alalım, şehre&#160;&#160; götürelim, devletin&#160; huzur&#160;&#160; evleri&#160; var, her&#160; türlü&#160; ihtiyacınızı&#160;&#160; karşılarız’’dediler.Yörük&#160; Amcaların&#160; cevabı&#160;&#160; ise ‘’bizim&#160; huzurumuz&#160; yerindedir, aşağıya&#160;&#160; inip&#160; de&#160; devlete&#160;&#160; yük&#160; olmayalım’’şeklindedir.Şu&#160;&#160; anda&#160; devletin&#160; soyulmak&#160; istendiği&#160;&#160; bir&#160;&#160; dönemde, devlete&#160; değer&#160; veren&#160; ve&#160;&#160; devlete&#160;&#160; yük&#160;&#160; olmak&#160;&#160; istemeyen&#160; insanlar&#160;&#160; çoğalırsa&#160; bu&#160;&#160; devlet, bu&#160; Cumhuriyet&#160;&#160; yıkılmaz.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Hasan&#160; Bey, dilek&#160; ve&#160; temennilerine&#160;&#160; katılıyoruz. Verdiğin&#160;&#160; bilgiler&#160;&#160; için çok&#160; teşekkür&#160;&#160; ediyoruz.Yedi&#160; Bekarları&#160;&#160; yerinde&#160;&#160; görelim&#160; ve&#160;&#160; tanıyalım.Rehberliğin&#160; ve&#160; yol&#160; arkadaşlığın&#160;&#160; içinde şimdiden&#160;&#160; &#160;&#160;sağ&#160; ol.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">H.Ş : Böyle&#160;&#160; bir&#160;&#160; tanıtıma&#160;&#160; katkınızdan&#160; dolayı , ben&#160;&#160; teşekkür &#160;&#160;ederim.Severek&#160;&#160; yol&#160;&#160; arkadaşlığı yapacağım.Benim&#160;&#160; arabamla&#160;&#160; gidelim.Yollar&#160; biraz&#160;&#160; bozuk&#160;&#160; olsa&#160; da&#160; sizi&#160; zevkle&#160;&#160; götürürüm.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Yola&#160;&#160; koyulduk,Dereköyü (Çukuröz) geçtikten&#160;&#160; sonra&#160; 450&#160;&#160; rakımdan&#160; 900 rakıma&#160; doğru&#160; tırmanışa&#160;&#160; geçtik.İlkbaharın&#160; tüm&#160;&#160; güzelliği&#160; &#160;önümüzdeydi. Etrafı&#160;&#160;&#160; seyrederek&#160;&#160; Ömer&#160; ve&#160; Mıstan’ın&#160;&#160; yaşadığı&#160; yere&#160;&#160; vardık.Armut&#160;&#160; ve&#160; Ahlat&#160; ağaçlarının&#160; bir&#160;&#160; gelin&#160; gibi&#160;&#160; süslendiği&#160;&#160; evlerinin&#160;&#160; önüne&#160; gelince, doğanın&#160;&#160; kışkırtıcı&#160; güzelliğinden&#160;&#160;&#160; etkilenerek,&#160; fotoğraf&#160;&#160;&#160; makinemle&#160;&#160; görebildiğim&#160;&#160; her&#160; manzarayı&#160; ve &#160;canlıyı&#160; bir&#160; güzel&#160; çektim. Sanki&#160;&#160;&#160; tüm&#160;&#160; dünya&#160;&#160; uykudaydı.Her&#160;&#160; şey&#160;&#160; sessiz&#160;&#160; ve&#160;&#160; hareketsizdi&#160;&#160;&#160; gibi&#160; görünse&#160; de&#160; ara&#160;&#160; ara&#160;&#160; esen&#160; rüzgarın&#160;&#160; ve&#160;&#160; öten&#160;&#160; deli&#160;&#160; bülbüllerin&#160;&#160; sesi ,&#160; kulağımıza&#160;&#160;&#160; hoş&#160;&#160; melodiler&#160;&#160; fısıldıyordu.Üstelik&#160;&#160; çam&#160; ağaçlarının&#160;&#160;&#160; kokusundaki&#160;&#160;&#160; aroma&#160; da&#160;&#160; bedavaydı. Tam&#160;&#160; bir&#160;&#160; yabani&#160; hayat, tam&#160;&#160; bir&#160;&#160; doğal&#160;&#160; yaşam.Güneş&#160;&#160;&#160; doğdu&#160;&#160; kalk, güneş&#160;&#160;&#160; battı&#160; yat.Elektriği&#160;&#160; ve&#160;&#160; televizyonu&#160; bilmiyorlar.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Gece&#160;&#160; aydınlatmasını&#160;&#160; ocağın&#160;&#160; ateşiyle&#160;&#160; sağlıyorlar.İncir&#160;&#160; ağacının&#160; altına&#160;&#160; taşlardan&#160;&#160; havuz&#160;&#160; yapmışlar. Doğal&#160;&#160;&#160; buzdolabı&#160;&#160; oluşturmuşlar.Domates, biber, patlıcan , karpuz&#160; ve&#160; diğer&#160;&#160; yiyecekleri&#160; kendileri&#160;&#160;&#160; yetiştirerek&#160;&#160; burada&#160; soğutuyorlar.Çek, senet, fatura&#160; yok.Dert&#160; yok.Dünya&#160;&#160; umurlarında&#160;&#160; değil&#160;&#160; gibi&#160;&#160; sanki.Sadece&#160;&#160;&#160; pilli&#160; radyo&#160;&#160; vasıtasıyla&#160;&#160;&#160; dünyayla&#160; irtibatlılar.Hiç&#160;&#160; evlenmedikleri&#160;&#160; için ev&#160; düzenleri&#160;&#160;&#160; yok.Kadın&#160;&#160; olmadığı&#160;&#160;&#160; için&#160; kadınsız&#160; erkek, her&#160;&#160; zaman&#160;&#160;&#160; perişandır.Yatak&#160; yok, perde&#160;&#160; yok, halı&#160; yok, eski&#160; bir&#160; kıl&#160; kara&#160; yaygı&#160; var.Onun&#160;&#160; üzerinde&#160;&#160; yatıp&#160;&#160; kalkıyor.Gardırop&#160; yok,&#160; yüklük&#160;&#160; bile&#160; yok.Erzak&#160;&#160; saklamak&#160;&#160; için&#160; tel&#160; dolabı&#160;&#160; yok. Şayet&#160;&#160; kadın&#160;&#160; olsaydı,&#160; teknoloji&#160;&#160; yok&#160; ama&#160; ev&#160;&#160; düzeni&#160;&#160; tertibi&#160;&#160; olurdu.Kadınsız&#160; &#160;erkek&#160;&#160; perişandır.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Belgesel&#160;&#160;&#160; tadında&#160;&#160; güzel&#160;&#160; insanı&#160;&#160; tanımanın&#160;&#160;&#160; heyecanıyla&#160;&#160; etrafı&#160;&#160; iyice&#160; dolaştım.Hasan&#160; Şimşek, kamerayı&#160; kurdu, not&#160;&#160; defterimi &#160;&#160;çıkardım&#160; ve&#160; Mıstan&#160; Amcayla &#160;&#160;söyleşiye&#160;&#160; başladık:</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Turgay&#160;&#160; Mutlu: Mıstan&#160;&#160; Amca, nerede&#160; ve&#160; hangi&#160;&#160; tarihte&#160;&#160; doğdunuz? Tam&#160; adını&#160; söyler&#160;&#160; misin?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Mıstan&#160;&#160; Çetin: Benim&#160;&#160; adım,&#160; devlette&#160; Mustafa&#160;&#160; Çetin&#160;&#160; deye&#160;&#160; yazıyor&#160;&#160; ama&#160;&#160; burada &#160;&#160;herkes&#160; Mıstan&#160; Çetin&#160;&#160; deler.Ören’in&#160;&#160;&#160; olduğu&#160;&#160; yerde&#160;&#160; Gurudere&#160;&#160; Köyü&#160;&#160; var, orada&#160; domuşum.Tarihini&#160; &#160;bilmiyom.Bubamın&#160;&#160; adı, Memed&#160; Çetin.Bubam, Bağyaka’dan&#160;&#160; gelmiş.Anam, Kozağaç’ından&#160;&#160; gelmedir.Adı&#160; Aşa’dır.Bubama, Hacı&#160;&#160; Garaalilerden&#160;&#160; Alabazoğlu&#160; Memed&#160;&#160; derlerdi.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Yedi&#160;&#160; Bekarlar&#160;&#160; adı&#160;&#160; nereden&#160;&#160; geliyor? Bu&#160;&#160; Lakabı&#160;&#160; size&#160;&#160; kim&#160;&#160; taktı?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Boranın&#160;&#160; esas&#160; adını, Guzyaka&#160; Mevkisi&#160;&#160; deye&#160; sölerler.Kuzmanastırı&#160;&#160;&#160; da&#160; deler.Bazıları ,aşa&#160; kölüler&#160;&#160; Guzmanastırı&#160;&#160; demiyorlar&#160; da&#160; bize&#160; Yedi&#160; Bekarla&#160;&#160; deyola.Heç&#160;&#160; evlenmedik&#160;&#160; deye&#160; bunu&#160; dakmışla.Emmi&#160;&#160; olanları( Oğlan) yedi&#160; gişidik.Beşi&#160; öldü.Omar’la&#160;&#160; iki&#160; gişi&#160; galdık&#160;&#160; gari.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><o:p><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">&#160;</span></span></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Buralarda&#160;&#160; eskiden&#160;&#160; Manastır&#160; mı&#160;&#160; varmış? Bölgeyi&#160;&#160; biraz&#160;&#160; tanıtır&#160;&#160; mısın?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Marçal’ın&#160;&#160; orda&#160; vamı&#160;&#160; bilmeyon.Adı&#160;&#160; eskiden&#160;&#160; beri&#160; Manastır&#160; boranın.Kendimi&#160;&#160;&#160;&#160; bildim&#160; bileli&#160;&#160; hep&#160;&#160;&#160; Guzmanastrı .Önündeki&#160;&#160; dağa&#160; Bencik&#160; dağı deler,Ardındaki&#160;&#160; tepeye&#160; Gezbalkaya, yanında&#160;&#160; olan&#160; Kumluca, öteki&#160; Yaşçamlar&#160; Yameci&#160; ve&#160; arkı&#160; yüzü&#160; Marçal&#160; Dağı’dır.Decem&#160;&#160; bu&#160;&#160; gıdan.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Çocukluğunu&#160;&#160; hatırlıyor&#160;&#160; musun? Neler&#160; yapardın?Ne&#160; tür&#160;&#160; oyunlar&#160;&#160; oynardın?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Öle&#160;&#160; çok&#160;&#160; oynımazdık.Koyun,&#160; keçi&#160;&#160; güderdik.Kaval&#160; çalardık. Davar&#160; ve&#160; sürü peşinde&#160; dolanır&#160;&#160; duruduk.Şalep&#160;&#160; kazardım.Saklı&#160; saklı&#160;&#160; tütün&#160; içerdim.Köpek&#160; besledim.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: İlkokulu&#160; okudun&#160; mu? Okula&#160; gittiniz&#160; mi?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç:&#160; Ah&#160;&#160; Oğlum, deşme&#160; yüremin&#160; yarasını. Heç&#160;&#160; gitmedim.Başımda&#160;&#160; goca&#160; bir&#160; çoban&#160; gibi&#160; yara&#160; vadı.Saç&#160;&#160; gıran&#160; dedile.O&#160; yüzden&#160; de&#160;&#160; gidemedim.Arayan&#160;&#160; soranda&#160;&#160; olmadı.Okur&#160; yazar&#160; değilim.Okur , yazar&#160;&#160; olsaydım &#160;keşge,dünyala&#160;&#160; benim&#160;&#160; oludu.Sayı&#160; saymayı&#160; sona&#160;&#160; gendim&#160;&#160; örendim.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Bu&#160;&#160; dağın&#160;&#160; başında&#160;&#160; ne&#160; yer, ne&#160; içersiniz? Hububatı, buğdayı&#160; nereye&#160; ekip, biçiyorsunuz?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Darı, akdarı, arpa, buğde&#160; ekerdik.Şindi&#160;&#160;&#160; ekemeyoz, yaşlandık&#160;&#160; gari.65&#160; aylığı&#160; alme&#160; gidince&#160; hazır&#160;&#160; un&#160; alıyoz.Hu&#160;&#160; tepenin&#160;&#160; ardında&#160; Marçal&#160; Dağı&#160; va, orda&#160; ki&#160; derenin&#160;&#160; yanında&#160; tarlamız&#160; va.Oraya&#160; buğde&#160;&#160; ekerdik.Bağyaka’nın&#160; altında&#160;&#160; Girme&#160; Deresinde&#160; Gozluerek&#160; su&#160;&#160; değirmenine &#160;&#160;ve&#160;&#160; Dereköyüne&#160;&#160; gider&#160;&#160; orada&#160;&#160; tahıllarımızı&#160;&#160; öğütürdük.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Mıstan &#160;&#160;Amca, şöyle&#160;&#160; geçte&#160;&#160; senin&#160;&#160; resmini&#160;&#160; çekeyim.Güneşi&#160; arkamıza&#160;&#160; alalım.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Bırak&#160;&#160; huna, benim&#160;&#160; hayatım&#160; kaymış, bu&#160; yazdıkların&#160; mı&#160; benim&#160;&#160; hayatımı mı&#160;&#160; toplecek.Seninde&#160; eline&#160; ne&#160; geçcek, yazıp&#160; duma, çekip&#160; duma.Ben&#160;&#160; gendimi&#160; her&#160; gün&#160;&#160; görüp&#160; durun.Boyna&#160;&#160; yazyon.Bene&#160;&#160; bulan&#160; &#160;sevinmez, gaybeden&#160;&#160; taslanmaz.Bu&#160; dünyadan&#160;&#160; bi&#160; ben mi&#160;&#160; gelip&#160; geçyom, herkes&#160;&#160; gelip&#160;&#160; geçyor.Garnınız&#160;&#160; aç&#160; mı? Gatmer&#160;&#160; yaladım, onu&#160; size&#160;&#160; yediren.Çay&#160;&#160; goyen&#160;&#160; ocağa..</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Sağ&#160;&#160; ol&#160; Mıstan&#160; Amca.Askerlik&#160;&#160; yaptın&#160; mı?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Acemi&#160;&#160; birliğimi, Edremit’te&#160; yaptım.Usta&#160;&#160; birliğimi, Ezine’de&#160; Piyade&#160; Er&#160; olarak&#160;&#160; iki&#160;&#160; sene&#160; yaptım.Sayı&#160;&#160; saymasını&#160; Ali&#160; Okunda&#160;&#160; askerlikte&#160;&#160; öğrendim.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Atatürk&#160;&#160; kimdir?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M:Ç: Çakır&#160;&#160; gözlü, örme&#160;&#160; külahlı (Kalpaklı) deye&#160; o&#160;&#160; kurtarıcı&#160; adamı&#160;&#160; bilyon&#160;&#160; ben.Osmanlıyı&#160;&#160; yıkan&#160; adam&#160; mı? Cavırı&#160;&#160; süren&#160; Atatürk&#160; ve&#160; İsmet&#160;&#160; İnönü&#160; diyolardı&#160; askerlikte.Bi&#160; de&#160; Paşa&#160;&#160; dedile.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Mıstan&#160;&#160; Amca, memleket&#160;&#160; savaşa&#160;&#160; girerse&#160; ne&#160; yaparsın?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Soluk&#160;&#160; darlım&#160; va.Zor&#160; nefes&#160; alyon, bunu&#160;&#160; ramen&#160; eğitim&#160; çantamı&#160; alıp, askerimize&#160;&#160; yardım&#160; ederin.Su&#160;&#160; daşırın, aş&#160; emek&#160;&#160; götürün.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><o:p><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">&#160;</span></span></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Hastalanınca&#160; ne&#160; yapıyorsunuz?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Ufak&#160;&#160; tefek&#160;&#160; marazlanmadan&#160;&#160; dolayı&#160; doktura &#160;&#160;gitmeyiz, ot&#160; gaynatırız.Çok&#160;&#160; hasta&#160;&#160; olunca&#160; mecburen&#160;&#160; Mole’ya&#160; hastane&#160; &#160;gideriz.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Buraya&#160;&#160; elektrik&#160;&#160; gelsin&#160;&#160; ister&#160; misin?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Gesin&#160;&#160; isterin.İki&#160;&#160; dene&#160;&#160; ev&#160; va&#160; dağın&#160; başında, iki&#160;&#160; deneden&#160;&#160; ötrü&#160;&#160; demez&#160;&#160; dedile.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T:M: Bugüne&#160;&#160; kadar&#160;&#160; neden&#160;&#160; evlenmediniz?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M:Ç: Fakirlikten&#160;&#160; dolayı&#160; evlenemedik.Gız&#160;&#160; olsa&#160;&#160; nolcek, &#160;elentrek&#160; yok,&#160; ev&#160; mi&#160; va, bu&#160; vakitten&#160; sona&#160;&#160; kim&#160; gelir evlenir&#160; biznen.Evlenennen&#160;&#160; başı&#160; göğemi&#160; emiş, boş&#160; ve&#160; galan.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Kız&#160;&#160; kaçırma&#160;&#160; hikayen&#160;&#160; varmış,&#160; nasıl&#160;&#160; oldu&#160; anlatır&#160; mısın? </span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç:&#160; Askerden&#160;&#160; geldikten&#160;&#160; sona&#160; 25&#160; yaşındayken,&#160; Ören&#160;&#160; üzerindeki&#160;&#160; Garadağ’da&#160; gördüğüm&#160;&#160; çoban&#160; kızını&#160;&#160; sevdanlandım&#160; ve&#160; gaçırdım. Yanında&#160;&#160; oğlan&#160;&#160; kardeşi&#160;&#160; vadı. O&#160; sürünün&#160;&#160; başında&#160;&#160; galdı.Gız&#160; başkasıyla&#160;&#160; meğersem&#160;&#160; nişanlıymış.Gızı&#160;&#160; çalılar&#160;&#160; bozalıyorya&#160;&#160; o&#160; zaman&#160;&#160; kaçırdım.Gız&#160; benim&#160; uykum&#160; geldi, gel&#160;&#160; şorada&#160;&#160; uyuyalım&#160;&#160; dedi.Uykuya&#160; daldık, kız&#160; beni&#160; uyutup&#160;&#160; gaçmış.Çok&#160;&#160; yorgundum.Sona&#160; şikayet&#160;&#160; etile&#160; ve&#160; Jandırmala&#160;&#160; geldi, beni&#160; aldıla&#160;&#160; hapse&#160;&#160; tıkdıla.Altı&#160;&#160; ay&#160; yatvemişim.Çıktıktan&#160;&#160; sona&#160;&#160; aynı&#160;&#160; kızı&#160;&#160; tekra&#160;&#160; gaçırdım&#160; ve&#160; eve&#160;&#160; getirdim.Gız&#160; çok&#160;&#160; uyanıktı.Tamam&#160; teslim&#160;&#160; olyon&#160; ama&#160; bugün&#160;&#160; çok&#160; yorgunun, sen&#160;&#160; benim&#160; elimi&#160;&#160; kolumu&#160;&#160; yemeniyle&#160; bağla&#160;&#160; öyle&#160; yatalım&#160; dedi.Gene&#160;&#160; uyumuşum.Gız&#160;&#160; yemeninin&#160;&#160;&#160; bağlarını&#160;&#160; dişiyle&#160; çözmüş&#160;&#160; ve&#160; gaçmış.Elimdeki&#160;&#160; guş&#160; uçtu&#160;&#160; gitti.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Gız&#160;&#160; gittikten&#160;&#160; iki&#160;&#160; ay&#160; sona&#160; Jandırmala&#160; gene&#160; geldile&#160; ve&#160; gene&#160; hapse&#160; girdim.Gız&#160; benim&#160;&#160; korkuma&#160; bi&#160; başkasına&#160;&#160;&#160; gaçmış.Yaşı&#160; güçük&#160;&#160; deye&#160;&#160; ailesi&#160;&#160; şikayetçi&#160;&#160; olmuş&#160; ve&#160; kaçıran&#160;&#160; adamı&#160; içeri&#160;&#160; atmışla.Bende&#160;&#160; aynı&#160;&#160; gızı&#160;&#160; ikiyon&#160; gaçırdığım&#160;&#160; için&#160; kodesteydim.İki&#160;&#160; adam, aynı&#160; gızdan, aynı&#160; cezaevinde, aynı&#160;&#160; koğuşta&#160; beraber&#160; yattık.Mevzu&#160;&#160; olunca&#160;&#160; konuştuk&#160; ve&#160; aynı&#160;&#160; kızı&#160;&#160; gaçırdığımız&#160; meydana&#160;&#160; çıktı.Her&#160; şeye&#160;&#160; anlattıdın&#160;&#160; bene…Yete&#160;&#160; galan.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Son&#160;&#160; olarak&#160;&#160; şunu&#160;&#160; sorayım.Sesin&#160;&#160; güzel&#160; mi? Pilli&#160;&#160; radyodan&#160;&#160; hangi&#160; türküleri&#160; dinliyorsun?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Sesim,&#160;&#160; bilmen&#160; eyidir&#160; zaar.&#160;&#160; Pek&#160; güze çalamazsam&#160; da&#160;&#160; gaval&#160;&#160; çalarım.Bizler&#160;&#160; aç&#160;&#160; ölmediğimize&#160;&#160; gayılız&#160;&#160; oğul, şarkıla, türküle&#160; bize&#160; göre&#160; olmasa&#160; da&#160;&#160; dinleyoz&#160;&#160; gari.Halep&#160;&#160; Yolu, Karadağların&#160; Sandalı (Kerimoğlu), Cavrasarın&#160; Yolları&#160; ve&#160; Ormancı&#160; türkülerini&#160;&#160; dinleriz.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">T.M: Mıstan&#160;&#160; Amca, tanıştığıma&#160;&#160; memnun&#160;&#160; oldum.Hasan&#160;&#160; Kardeşimiz&#160;&#160; sayesinde&#160; oldu.Sağ&#160; olsun.Sizinle&#160;&#160; tekrar&#160;&#160; görüşmek&#160;&#160; isterim.Ziyaretinize&#160;&#160; geleceğiz.Hakkını&#160;&#160; helal&#160;&#160; et.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">M.Ç: Helal&#160;&#160; olsun. Sende&#160;&#160; et.Gene&#160;&#160; gelin. Hasan&#160;&#160; bunla&#160;&#160; nezman&#160; çıkıcek, habar&#160; et&#160; bene.Neden&#160;&#160; yazdınız&#160;&#160; çizdiniz&#160; baken .Hasan&#160;&#160; tamam&#160; mı&#160;&#160; habar&#160;&#160; edyon&#160;&#160; demi?</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">H.Ş: Tamam&#160; Mıstan&#160; Abi&#160;&#160; tamam,&#160;&#160; söz&#160;&#160; haber&#160; edeceğim.Önümüzdeki&#160;&#160; hafta&#160;&#160; yine&#160;&#160; geleceğim.Ömer&#160; Abiye&#160;&#160; selamlarımı&#160;&#160; ilet. Hoşça&#160; kal.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><o:p><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">&#160;</span></span></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">Arkamızdan&#160;&#160;&#160; el&#160; sallayıp&#160;&#160; bizi&#160;&#160; uğurlayan&#160; bu&#160;&#160; temiz&#160;&#160; yürekli&#160;&#160; Yörük&#160; Mıstan&#160;&#160; Amca’yı&#160;&#160; hiç&#160;&#160; unutmayacağım.Ömürleri&#160;&#160; uzun&#160;&#160; olsun.</span></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left;"><o:p><span style="font-family: 'Trebuchet MS';"><span style="font-size: 14px;">&#160;</span></span></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2015 17:55:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yedi_bekarlar_omer_ve_mistan_cetin_h7074.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞANIMIZIN SESİ SUNUCU ŞAİR ÖĞRETMEN FEHMİ ÖZSOY</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-sesi-sunucu-sair-ogretmen-fehmi-ozsoy-7057</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-sesi-sunucu-sair-ogretmen-fehmi-ozsoy-7057</guid>
                <description><![CDATA[Dağına taşına, havasına, suyuna;
Karış karış bezenmiş, işlenmiş toprağına;
Altı yüzyıl yaşadığım destanlar diyarına;
Selam olsun, şahlanmış Ahiköy’e, yurduma;
Selam olsun, Türk’ün burcu Yatağan’a hey!
Yatağan’ın renkli siması, sunucu, şair, öğretmen sevgili Fehmi Özsoy’un ‘’Yatağan’ın Sesi’’ adlı şiir kitabından Selam Yatağan’ıma adlı şiirinin ilk kıtasını okudunuz. Fehmi Bey, Yatağan aşığıdır. Bunu diğer şiirlerinde de görebilirsiniz. Fehmi Bey iyi bir hatip, iyi bir eğitimci ve iyi bir şairdir. Mitinglerde, şölenlerde ve törenlerde sunumlarını başarılı bir şekilde yaparak halkımızı coşturur.  Toplulukların aranılan adamıdır. Fehmi Bey, Yatağan kültürüne imza atan ender kişilerdendir. Gençlik yıllarında oynadığı tiyatro eserlerindeki rollerini, izleyenlerin belleklerinde halen daha yer aldığını da eminim. Hababam Sınıfı oyununu ve rolünü hatırlıyorum. Fehmi Bey’le evinde o günleri anımsatacak tatlı bir söyleşi gerçekleştirdik. 
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Dağına taşına, havasına, suyuna;
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Karış karış bezenmiş, işlenmiş toprağına;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Altı yüzyıl yaşadığım destanlar diyarına;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Selam olsun, şahlanmış Ahiköy’e, yurduma;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Selam olsun, Türk’ün burcu Yatağan’a hey!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yatağan’ın renkli siması, sunucu, şair, öğretmen sevgili Fehmi Özsoy’un ‘’Yatağan’ın Sesi’’ adlı şiir kitabından Selam Yatağan’ıma adlı şiirinin ilk kıtasını okudunuz. Fehmi Bey, Yatağan aşığıdır. Bunu diğer şiirlerinde de görebilirsiniz. Fehmi Bey iyi bir hatip, iyi bir eğitimci ve iyi bir şairdir. Mitinglerde, şölenlerde ve törenlerde sunumlarını başarılı bir şekilde yaparak halkımızı coşturur. &#160;Toplulukların aranılan adamıdır. Fehmi Bey, Yatağan kültürüne imza atan ender kişilerdendir. Gençlik yıllarında oynadığı tiyatro eserlerindeki rollerini, izleyenlerin belleklerinde halen daha yer aldığını da eminim. Hababam Sınıfı oyununu ve rolünü hatırlıyorum. Fehmi Bey’le evinde o günleri anımsatacak tatlı bir söyleşi gerçekleştirdik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Fehmi Özsoy: 2. &#160;4. &#160;1945 Tarihinde Yatağan’da doğdum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Babam Nevzat Özsoy, Yerkesik Kadızadesi Tevfik Efendi’nin oğlu, Fehmi Ağa’nın oğludur. Fehmi Ağa ittihatçı, Kuva-İ Milliyeci, Atatürkçü ve cumhuriyetçidir. Yatağan’da CHP’yi kuranlar arasındadır. Anne annesi tarafından Fethiyeli Dögerli Sülalesi’nden Mehmet Ağa’nın kızıdır. Ahiköylü Mustafa Ağa’ya gelin gitmiştir. Anne tarafım, Dedem Ethem Efendi, Hacı Seyit-i Mehmet Efendilerdendir. Anneannem Fethiyeli Kayalı Mehmet Efendinin kızıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalanlar var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Biz çok oyun arkadaşlığına sahip bir nesildik. Ve bu bakımdan çok şanslı olduğumuzu söyleyebiliriz. Tabiatla iç içe olduk. Çocukluğumuz mahalle arasında, meydanlarda, kum yığınlarında ve ağaç başlarında geçti. Çizgi oyunu, ip atlama, bilye, çember çevirme, at binme oyunu(tütün değneğine),tel araba sürme, birdir bir, bindim eşek, saklambaç, körebe, top ve kayrak taşı oyunları olarak sıralanır. Arkadaşlarım; Taşçıların Ahmet Erdoğan, Etemlerin Şükrü Özdemir, İncilerin Ekrem İnce, Hacı Şükrülerin Müştak Seval, Şeyhibramların Erol Akan, Tapucu Mustafa Amca’nın oğlu Kemal Elbir, Postacı Hasan Amca’nın oğlu Erkan Yaratıcı, Yarım Dünya Lakablı Mal Müdürü’nün kızı Ümit Sel, Şefika, Sezai Oral, Feride Çolakoğlu, Sabri Toksöz ve Bey dayım Ahmet Toksöz’ün kızı Semiha’dır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz, Müdürünüz ve Arkadaşlarınız kimlerdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Bugünün Atatürk İlkokulunda okudum. Öğretmenimiz Muğlalı Refika Curna’dır. Başöğretmenimiz, Nedim Engin idi. Arkadaşlarım mahalle arkadaşlarımın dışında Semerci Omar Amca’nın oğlu Fadıl Koç, Gıralilerin Mehmet Kar, Arzuhalci Cin Ali’nin oğlu Kemal, Süleyman Hoca’nın Solmaz, Marangoz Amet’in kızı Saden Yurt, Dere mahallesinden Cansever Topal, Raziye Sarı, Arap Hüseyin Parlak, Postacı Muammer Gorgor, Tekelci Hüseyin Amca’nın Ali Kırkpınar, Mehmet Küçük,Kadir Yerli, İsmail Sarı, Sabahattin Burcu, Gülgün Taşkın, Gülayşe Atik, Dürani Tekke, Hüseyin Orman, Sabahattin Ceviz, Mehmet Işık, Nuri Akyol, Halit Alan, Kahraman Tuncel, Neşver Gürpınar, Hamdi Önal, Ali Tekin, Cemil Tavuk, Dudu Göçmen, Nevcihan Ürnez ve Mehmet Kılıç’tı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: İlkokul birinci sınıftan itibaren tüm resmi bayramlarda şiirleri ben okurdum. Piyeslerde, müsamerelerde hep ben çıktım. 23 Nisan’da Ümit Sel adındaki arkadaşım heyecandan şiir okumak istemedi. Hazırlıksız olduğum halde şiiri öğretmenimizin isteği üzerine okudum. Bu anı unutamam. Bir de Omarağalar’ın eski binasının olduğu yerde kılıç—kalkan oynarken Refika Öğretmenimiz bizi görmüş, ertesi gün sıra dayağı yedik. Bunu da unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ortaokulu nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Ortaokulu Yatağan’da okudum. Matematik Öğretmenim, Ali Sonkul’du. Türkçe Öğretmenim, Necmettin Özdamar ve Gülfer Hanımı ve Fizikçi Osman Bey’i hatırlarım. Ortaokul arkadaşlarım, genelde ilkokul arkadaşlarım olup köylerden Şahinler’li Akın Sarı, Halil Göktaş, Leyne’den Selahattin Yıldırım, Sadık Yurtsev, Adnan Gürgüç, Serpil Mert, Cazkırlar’dan Ayhan Çıkın, Selahattin Soy, Ali Tekin, M. Ali Özdemir, Hasan Bozüyük, Mehmet Onat, Şenyüz Buğday, Mehmet Beçin, Sultan Şungar, Musa Çoşkun, Gürhan Özcan, Cemil Gereme, İsmail Karain,Mehmet Gören, Erdal Akar, Müştak Yeter, Mehmet Yüksel, Mehmet Aldağ, Ferit Çağıran, Avni Çakmak, Gülpaze Dalaman, Zeliha Kahraman, Erol Şahin, Fadıl Koç, Mehmet Kar, Hasan Uysal, Mehmet Özmen, Duran Şen, Gülayşe Atik ve Dürane Tekke’dir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Muğla Turgut Reis’te okudum. O dönemde yatılı olarak Muğla’da kalma mecburiyeti vardı. Okuyan azdı. Yurtta ve aile yanında kaldım. Pek çok arkadaşlarım oldu. Bodrum’dan Fethiye’ye kadar halen görüştüğüm okul arkadaşlarım vardır. Edebiyat Öğretmeni Nevzat Nami Aygören’i, Felsefeci Selami Karaçam’ı sosyal etkinliklerde daima beraber olduğumuz için hiç unutamam. Tabi ki gençlik dönemlerindeki aşklarımı da unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Üniversiteyi okumadım. Liseyi bitirince fark derslerini vererek ilkokul öğretmeni oldum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Meslek yaşamınız da nerede başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Şahinler Köyü’nde başladım. 4 Yıl çalıştım. 25 yılda merkez Kıbrıs İlkokulu’nda mesleğimi tamamlayarak emekli oldum. Bu ara eğitim ön lisansını okuyarak Yüksek Okulu tamamladım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ne zaman evlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Evliliğim, 29. &#160;Temmuz 1977 tarihinde olmuştur. Muğlalı Fişekçilerden Şahin Şahin’in kızı Türkçe Öğretmeni Seher Hanım ile evlendim. Sabahat ve Seniha adında iki kızım var. Düğünümüz Muğla Koruluk Bahçesi’nde oldu. Milaslı Fotolar—Gardaşlar Gurubu orkestrası yapmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ruhu şad olsun. Babanız Nevzat Bey’i iyi hatırlarım.&#160; Babanızı biraz tanıtır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Babam Nevzat Bey, toplumcu bir adamdı. Halk tarafından sevilen, sayılan bir büyüktü. 2 dönem Belediye Başkanlığı, bir dönem İl Genel Meclisi Üyeliği, Türk Hava Kurumu Başkanlığı, Tarım Kredi Kooperatifi Başkanlığı ve Yatağan Spor Kulübü kuruculuğu yaptı. Nur içinde yatsın. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığını yaptınız. Başka derneklerde çalıştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: İki dönem ADD Başkanlığını yaptım. Bu görev benim için bir onurdur. Yatağan Meslek Yüksekokulu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanlığı’nı yaptım. Yatağan Sanat ve Kültür Derneği’ni kurduk, yönetiminde ve korolarda bulundum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Fehmi Bey, geçmişte benimde köşe yazıları yazdığım, katkıda bulunduğum ADD Yatağan Dergisi’nin çıkış öyküsünü anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Dergimizin adı: ATATÜRKÇÜ YATAĞAN idi. Suna Arslan başlattı. İki dönem benim zamanımda çıktı. Tekrar Suna Hanım dönemi Genel Merkezce devam ettirilmedi. Dergi esnaftan aldığımız reklam desteğiyle yaşadı. Öğrencilerimiz, gençlerimiz ve halkın katılımıyla geniş bir yazı ailesi oluşturduk. Dergimiz İlçemizde büyük bir ilgi gördü. Örnek bir çalışmaydı. Yeri gelmişken söyleyeyim bu ara Atatürkçü dergimizin tekrar yaşamasını sağlayalım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bugüne kadar kaç kitap yazdınız? Yatağan’da gazetecilik ve yazarlık nasıl başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: İlçemize gazetecilik olayını getiren rahmetli Çetin Erim’dir. Adı ‘’Yatağan’’ gazetesiydi. Önceleri haftada bir çıkardı. Daha sonra Salı ve Cuma olmak üzere iki defa çıktı. Ben, gencecik öğretmenken Yatağan Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptım. Köşemin adı ise ‘’Yatağanlı’’ idi. Daha sonra şiir çalışmalarımı Yatağan Gazetesi’nde sergiledim. Muğla Devrim Gazetesi’nde yazdım. Takiben Demeç Gazetesi başladığında köşe yazılarım oldu. Şiirlerim bu gazetede yayınlandı. Yatağan yayın hayatına girmiş olan Yeni Gündem Gazetesi’nde şiirlerim yayınlandı, köşe yazılarımda çıktı. Şiirlerimi ilk olarak Yatağan Lisesi’nin 25. &#160;Kuruluş yıl dönümü münasebetiyle “Yatağan’ın Sesi” adlı kitabımda derledim. Bugün tekrar yine ikinci şiir kitabımı hazırlamaktayım. Bu sefer Muğla Devrim Gazetesi ve diğer ilçe gazetelerinde şiirlerimi sergilemekteyim. Şunu da ilave etmek isterim, artık şiirlerimde torunlarım Duru ve Yağız’da var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nden ADD Başkanı olduğum dönemde Yatağan yayın hayatına katkılarımdan dolayı ödül aldım. Bir de, Esnaf Kefalet Kooperatifince Yatağan Kültürüne katkıdan ötürü 40. Yıl şilti verildi. Yüksekokul Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ne katkıdan dolayı, Muğla Üniversitesi Rektörlüğü’nce şilt verildi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Önce ailesinden başlayıp, konum komşu ve akrabasına yararı olan, üreten, çevresine ışık tutan, yüksek ahlaklı, çalışkan ve daima sevgi paylaşan insan tipidir. Örnek davranış sergiler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Her türden kitap okumayı severim. Yedeğimde daima iki, üç kitap bulunur. Roman, siyasi içerikli kitaplar, şiir kitapları, dergi ve gazeteleri muntazam okurum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hobileriniz nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Şiir benim dersimdir. Tek uğraşım, tek hobim şiirdir. Benim şiir temam da Atatürk, Cumhuriyet, Bayrak, dostluk, kardeşlik ve Ülkem şiir konularım olur. Sevgilinin kaşı, gözü beni ilgilendirmez. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlçemizde Tiyatro Gurubu kurmuşsunuz. O yılları bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Benim kuşağım, edebi yetişti. &#160;Sporcu yetişti. Her sene mutlaka bir etkinlik yapardık. Oyun koyamadığımız yıllar münazara olarak açığımızı kapatırdık. Hababam Sınıfında edebiyat öğretmeni Piyale İhsan rolünde, Marazın Haydarı oyununda Kaymakam ve İstiklal piyesinde Komutan rolündeydim. Aklıma gelmişken söyleyeyim; İlkokulda “Haydi” piyesi, Ortaokulda “Mavi Yıldırım” piyesinde Firuz Beyi, Küçük Şehir’de Belediye Başkanını ve Hastalık Hastası oyununda Argan rolünü oynadım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ülkemizin geleceğiyle ilgili endişeniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Endişem yok. Ülke severler olarak epeyi yorulacağımızı düşünüyorum. Çünkü iş sadece eğitim değil, idrakla da kaim’dir. Ne zaman büyük Türk’ün işaret ettiği “İstikbal Göklerdedir” işaretine yöneldiğimizde büyüteceğimiz Türkiyemizin huzuru birlik ve beraberliği çağdaşlığı bu sayede gerçekleşecektir. Dünya Ulusları arasındaki yerimiz gıptayla seyredilecektir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlçemizi sosyal ve kültürel açıdan nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Yatağan’ın yarım yüzyıllık evrimini sinema şeridi gibi göz önünde tutarız. Beşeriyetimiz sosyal aktivitemiz, şehirciliğimiz daima önde olmalıdır. Yatağan, Muğla’da mihenktir. Önceki yıllar böyleydi. Yatağan’ın devamlı etkinlik geliştirme becerisi vardır. Bu fırsatı yaratmak hiç de zor değildir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Günlük hayatım okumakla ve şiir kitabımı hazırlamakla geçiyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: CHP üyesiyim. Geçmişte İl Başkanlığı Yardımcılığı, İlçe Sekreterliği görevlerinde bulundum. Partimin gerek Yatağan, gerekse Muğla sınırları içerisinde etkinliklerde yer aldım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Fehmi Bey, bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. Ö: Şunu ifade edeyim; Yatağanımızı Yatağanlılar çok sever. Bu sevgi herkeste eşittir. Farklılığı yaş guruplarına göre değişir. Ben, sen Turgay Mutlu’dan 12 yıl önde, Süleyman Can Abim’den 10 yıl gerideyim. Yatağan için heveslerim, ideallerim çok büyüktür. Hep 1000 kişilik tiyatro salonu ve muhtevası geniş Kültür Sarayı düşlemişimdir. Çocuklarımız, gençler, sporun, müziğin, folklorun, resmin uğraşısını sahiplensinler, sağlıklı ileride vizyon sahibi olacak insan tipinin temelini atalım isterim. Şehirciliğimiz gelişmiş, kent meydanlarıyla, düzenli ve yeşil caddeleriyle donanmış yüksünmeyeceğimiz, yerinmeyeceğimiz bir yer hayal edelim. Yeri gelmişken Yüksekokulun ardından fakültelerin gelmesini isterim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sevgili Turgay Mutlu on yıllardır sahip olduğun kalemin bugünlerde araştırmacı—yazarlığı da bünyesine almaktadır. Çok değerli bir çalışma olduğu her halinden belli. &#160;Mutlak ileriki zamanlarda daha başka konularda ve yapıtlarda seni göreceğimiz aşikardır. Teşekkürlerimi ve tebriklerimi iletiyorum. Son sözüm; Yatağan sevgimi, şiirlerimde dile getirmenin hazzını hep yaşadım. Herkese ayrı ayrı selamlarımı, muhabbetlerimi ve hürmetlerimi iletiyorum. Hoşça kalın. . <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">YATAĞAN’I ÇOK SEVİYORUZ<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yatağan’ı biz çok seviyoruz arkadaş!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Koştuğumuz taşlı yolları düşünüyorum…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Uçurtma uçurduğum kırları, bayırları,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sığırtmaç yatağında toplanmış davarları,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Harmanda soyulmuş sapsarı mısırları… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yatağan’ı biz çok arıyoruz arkadaş!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Kır Kahvesi’nde çınlar gramofon sesleri,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Akşam vakti ağıllarda koyun melemesi, <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ovada yüklü develerin çan çan gitmesi,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Karanlığa karışırdı yankılanmış gibi. . <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Kulak verip beraber dinleyelim arkadaş!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2015 22:02:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganimizin_sesi_sunucu_sair_ogretmen_fehmi_ozsoy_h7057.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İLÇEMİZ ŞAHİNLER KÖYÜNDEN USTA MÜZİSYENFAGOT SANATÇISI RAFET KAZIL</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ilcemiz-sahinler-koyunden-usta-muzisyenfagot-sanatcisi-rafet-kazil-7030</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ilcemiz-sahinler-koyunden-usta-muzisyenfagot-sanatcisi-rafet-kazil-7030</guid>
                <description><![CDATA[Bilinmeyen ve yabancısı olduğumuz bir müzik aletinin (Fagot) adını ve tanımını,  söyleşi öncesi net tarifini,  Rafet Kazıl Bey’den öğrendim.  Gerçi daha öncesi bir takım bilgileri Ansiklopedi,  Sosyal medya (internet ) üzerinden ve müzik dergilerini bakarak,  taradım ve inceledim.  Fagot’un ne olduğunu anlamaya çalışsam da bu işi ustasından öğrenerek en doğru bilgiyi de kendisinden alacağımdan emindim. Söyleşi öncesi hep dersimi çalışarak giderim. Konuya hakim olmak isterim. Ve bilgilenme adına da karşımdaki kişiyi kendi dalında çeşitli sorular sorarım.  Çoğu kayıtlara geçmeyen sorular ve verilen cevaplar vardır.  Söyleşinin akıcı olması içinde düşüncelerini iyice dinler ve bilgileri siz okurlarıma aktarırım. Rafet Bey de kendi dalında usta bir müzisyen,  Fagot sanatçısı. Köylüsü, Yazar, sevgili Ağabeyim Hamdi Topçuoğlu’nun önerisiyle , yardımıyla Rafet Bey’le tanıştık. Emekli olunca Muğla’ya yerleşmiş. Muğla’da Kültür Evinde buluştuk ve söyleşiyi gerçekleştirdik. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Rafet Kazıl: 15. &#160;3. &#160;1948 Tarihinde Yatağan’a bağlı Şahinler Köyünde doğdum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Baba tarafım, &#160;Kazıllar Sülalesinden, &#160;Anne tarafım ise Aşağı Şahinler Köyü’nden ( Yeniköy) Deveci Hasan’ın kızı Sultan Hanım’dır. Babamın adı Hüseyin Kazıl’dır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Çelik çomak, &#160;yakan top, &#160;kayrak taş, &#160;saklambaç ve körebe oynardık. &#160;Çay kenarında söğüt kabuklarından borazan yapar, &#160;ucuna zipcik takar, &#160;kızgın çiviyle üstüne delik açar üflerdim ve melodiler çıkarırdım. O dönemde müziğe yatkındım. Büyük çam kabuğunun üzerine tel takar keman veya cümbüş türü müzik aleti yapmaya çalışırdım. Hatta baş parmağımı bile imalat sırasında kesmiştim. İzini halen daha taşıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi? Arkadaşlarınız kimdi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Kendi köyüm Şahinler İlkokulunda okudum. 3. &#160;sınıfa kadar Mehmet Özcan’da okudum. 4. &#160;Sınıfta Meral Turankaya adlı öğretmene geçtik. Arkadaşlarım; Suzan Çelik, &#160;Zeliha Şahin, &#160;Turgut Kazıl, &#160;Mustafa Topçuoğlu ve Süleyman Sarı’ydı. &#160;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: O dönemde köylüler rahmetli babam Hüseyin Kazıl’a ‘’Akıl Küpü’’ diye lakap takmışlardı. Çok yetenekli , &#160;yaratıcı ve kendine göre bir takım icatlar yapan bir kişiydi. Hiç okul eğitimi almadığı halde babamın bu yeteneği köylülere ilginç gelirdi. &#160;İlkokulu Eskihisar’a her gün yaya giderek 3 senede okumuş biriydi. Köylüler her konuda ve her şeyi gelirler ona akıl danışırlardı. Size çok ilginç bir anımı anlatayım: Köyde babam, &#160;çift sürecek adam ve traktör bulamadığı için kendi cibimizle (jeep) tarlamızı sürdü. Cibin arkasına pulluk bağladı ve amcamı pulluğun arkasına geçirerek bütün tarlayı o şekilde sürdü. Babam lüsk’ün gaz haznesini ortasından keserek bana cümbüş yaptı. Milaslı kemancı Aşur Usta’nın kemanını satın alarak bana hediye etti. O dönemde benim vücudumda isilik gibi döküntüler vardı. Kemanı elime alınca bir saat sonra tüm kaşıntım ve döküntüler kaybolmuştu. Kemanımı okula getirince çaldığım zaman okul arkadaşlarım önünde oynarlar ve şarkı söylerlerdi. Meral Öğretmenim beni ilgiyle izler ve benim durumumu bildiği için babama sürekli ‘’ Hüseyin Amca ben bu çocuğu bir okula göndereceğim ama sen hiç karışmayacaksın, bu çocuğun geleceği parlak’’ derdi. Meral Öğretmenim benim ufkumu açan, &#160;çok kıymet verdiğim bir öğretmenimdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ortaokulu ve liseyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Orta ve liseyi yatılı kazandığımız için konservatuarda okudum. Bizim adımıza Meral Hanım,&#160; İlkokulu bitirince İstanbul Devlet Konservatuarı sınavlarına başvuruda bulunmuş. Sınavları kazanmayı başarmıştım. 12 Yaşındaki bir çocuğun anne ve babadan ayrı kalması kolay değil, &#160;bir yıl okuyunca köye döndüm. Okula gitmek istemedim. Fakat tütün işi zor gelince tekrar geri okuluma döndüm. İlk üç sene konservatuarda keman çaldım. Piyano mecburdu. Üç sene sonra bir de bize nefesli saz veriyorlardı. &#160;Obua çalmak istiyordum. Öğretmenimizin adı da Rafet olduğu için istiyordum. &#160;Ben Fagot istemediğim halde Mahmut Bey adında solfej öğretmenim , (beni çok severdi) yanağıma hafif bir şaplak vurarak “Fagot dünyada çok geçerli bir çalgıdır. Sen fagot çalacaksın. Senin dudak yapın o çalgıya daha uygun” dedi. Ben “Siz bilirsiniz hocam” deyince, tamam ‘’Rafet Kazıl fagot çalacak dediler ve böylelikle fagot ile tanışmış oldum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Rafet Bey, &#160;fagot nedir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Fagot, &#160;bir Alman Papazın icat ettiği, &#160;Tanrı’nın sesi adıyla anılan bir kamış üflemeli tahta çalgıdır. Tahta nefesli çalgılar sınıfındandır. Kelebek (Akağaç) ağacından yapılır. En iyi fagotlar Almanya ‘da yapılır. En iyisinin fiyatı: 50. 000 Euro’dur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Okulu bitirince ne yaptınız? Üniversiteyi nerede okudunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: İstanbul Üniversitesinin Yüksek bölümü yoktu. Ben onun için Mimar Sinan Üniversitesinin Yüksek Bölümüne sınavsız geçtim. Ve yükseği burada bitirdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Meslek yaşamınızı nerede başladınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Okulu bitirdikten sonra ilk önce İstanbul Belediyesi Senfoni Orkestrasına Fagot Sanatçısı olarak girdim. Bir yıl sonra bu orkestra Kültür Bakanlığına geçti. Adı değişti. &#160;İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası oldu. Sonra üç yıl içinde burada Solo Fagot sınavına girdim ve kazandım. Artık buranın temelli fagot sanatçısıydım. Bir fiil 43 yıl çalıştım. Tiyatro Sanatçısı, &#160;hemşerim Turan Özdemir okuldan arkadaşımdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Evlilik ne zaman ve nerede oldu? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Evliliğimi askerden önce yaptım. Eşim Sadinaz Hanım, &#160;Muğlalı olup Anaokulu Öğretmenidir. Sadinaz Ölçüm Hanımla 1971 yılında Muğla’da evlendik. Evliliğimizden oğlumuz Ömür dünyaya geldi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Askerliğinizi nerede ve ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Yedek Subay olarak Ankara’da Kara Kuvvetleri Armoni Mızıkasında 16 ay yaptım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Hiç uğraşmadım. Ama kendi bir politik görüşüm var. &#160;Atatürkçü bir düşünceye sahibim. &#160;O düşüncede yapılan her türlü eylemi ve etkinliği destekliyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Oğlunuz Ömür’ü siz mi yetiştirdiniz? Ömür Bey’in Japonya’da aldığı ödül nedir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Oğlum Ömür’le üç yaşından itibaren müzik çalışmalarına başladık. Amacım Oğlumu konservatuara hazırlamaktı. Akşam uyku saatinde yanıma gelir “Baba hadi la la la yapalım” derdi. Yatağa girer, &#160;on dakika melodi çalışırdık ve uyurdu. Küçükten yetişti. Oğlum 9 yaşında ilkokulu okurken yarı zamanlı konservatuara başladı. Sadece müzik dersi görüyordu. Ve 9 yaşında Fagot’a başlamış oldu. &#160;İlkokulu bitirince sınavla Mimar Sinan Üniversite Devlet Konservatuarına başladı. &#160;Orta, &#160;lise ve Yüksekokulu burada okuyup bitirdi. Çok yetenekliydi. Not ortalaması yüksek olduğu için 3. &#160;Sınıfı sınavlarını vererek okumadan 4. &#160;Sınıfa geçti. 19 Yaşında yüksekokulu bitirerek yurt dışına Almanya’ya mastır için gitti. Dünyanın en iyi fagot profesörlerinden ders aldı. Berlin Hans Haysler müzik akademisini birincilikle bitirdi. Prag’da yapılan fagot yarışmasını katıldı ve Dünya 3.&#160; Oldu. Ankara Bilkent Üniversitesinde İngiliz Konsolosluğunun düzenlediği ödülü İngiltere’de 1 yıl burs olan yarışmada oğlum Ömür Kazıl birinci oldu. Ama İngiltere’ye gitmedi. Çünkü Almanya, &#160;İngiltere’den fagot eğitiminde öndeydi. Nejat Eczacıbaşı tarafından 4 yıllık bursu not ortalaması 90 olduğu için kazanmıştır. Yetenekli çocuklara Eczacıbaşı Holding burs veriyordu. Daha sonra Japonya---Tokyo’da 2003 yılında bu çalgının (fagot) Dünya yarışması yapıldı. 103 Fagotçu içinden yine birinci oldu. 10. 000 Dolar ödülü kazandı ve Tokyo Senfoni Orkestrasıyla özel solo konser yaptı. Oğlum Ömür,&#160; şu anda dünyanın en iyi fagotçularından biridir. Onun yetişmesinde katkım olduğu için ayrıca gurur duyuyorum. Türkiye’de 30 ‘a yakın orkestralarda solo konser yaptı. Almanya’da her sene solo konserler yapıyor. İlk zamanlar Türkiye’ye dönsün istedim ama dönmedi. O da kendi açısından haklıydı. Son zamanlarda sanatın içine tükürüldüğü ve ucube olarak kabul gördüğü bir ülkeye iyi ki dönmemiş. Oğlum haklıymış. Annesiyle arada bir konuştuğumuzda üzülsek de iyi ki gitmiş diyoruz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Oğlunuzun başına Japonya’da gelen talihsiz olayı anlatır mısınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: O yıl Amerika’da meydana gelen 11 Eylül saldırısı nedeniyle İslam Ülkelerinden gelen tüm turistlere Japon Hükümeti ön yargılı davranarak zorluk çıkartıyordu. &#160;Giriş yapanları bile otellere kabul etmediler. Oğlum Ömür de otele kabul edilmedi. Türk Konsolosluğunda 3 gün misafir ettiler ve konsolosluğun yardımıyla başka bir otele yerleştirdiler. Bu acı bir olaydır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Rafet Bey kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Emekli olduğum için sosyal ve kültürel etkinlikleri izlemeye gidiyorum. Yaz aylarını Didim’de yazlığımda geçiriyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Kitap okumayı sever misiniz? Hangi tür okursunuz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Çok severim. Daha çok siyasi kitapları okumayı severim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ödül aldınız mı? Besteleriniz var mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Biz besteci değil, &#160;icracıyız. &#160;Birçok plak ve CD çalışmasına katıldım. Benim jübilemde Oğlum Ömür’le birlikte yan yana İDSO’da ‘’Şehrazat’’ adlı parçayı beraber seslendirdik ve benim jübile plaketini oğlum verdi. Benim hayatta aldığım en onurlu bir ödüldür. Sayısız yurt içi ve yurt dışı turneler yaptık. &#160;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hangi sanatçılarla birlikte çalıştınız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Eşlik ettiğim dünya sanatçıları arasında Pavarotti, &#160;Yahudi Menuin, &#160;Hazecareras ve İzak Pörman gibi sanatçılar vardı. Yurt içinden Timur Selçuk, &#160;Fahir Atakoğlu, &#160;Barış Manço, &#160;Melih Kibar, &#160;Esin Engin, &#160;Ajda Pekkan, &#160;Nilüfer, &#160;Kubat, &#160;Belkıs Akkale, &#160;Kayahan, &#160;Suna Kan, &#160;İdil Biret, &#160;Fazıl Say, &#160;Güher—Süher Pekinel Kardeşler ve Gülsün Onay’ı hatırlıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Yurt dışı turnelerinde hangi ülkelerde konser verdiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Dört defa İspanya, &#160;üç defa Almanya, &#160;iki defa Yunanistan, &#160;Avusturya, &#160;Çekoslovakya, &#160;İsviçre, &#160;Japonya, &#160;Amerika, &#160;Mısır, &#160;İsrail ve Yugoslavya’da konserler verdik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Rafet Bey,&#160; bilmediğimiz bir müzik aletini ve Oğlunuz Ömür Kazıl’ın başarısını bize anlattığınız için çok teşekkür ederiz. &#160;Umarım gelecekte Oğlunuz nice başarılara imza atar da biz de kardeşimizle bir hemşeri olarak gurur duyarız. Buradan kendisine sevgi ve selamlarımızı iletiyorum. Ayrıca bu güzel söyleşi için çok sağ ol. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">R. K: Muğlalı olmaktan gurur duyuyorum. Bu güzel söyleşi için asıl ben teşekkür ederim. Hayatta en çok istediğim Oğlum Ömür’ün, Muğla’da bir solo konser vermesidir. Bunu çok arzuluyorum. Fagotu tanıtsın isterim. Ayrıca gelecek kuşaklara örnek olması açısından bir müzisyenin başarı hikâyesini öğrenmelerini isterim. Bu beni çok mutlu eder. Bilim, &#160;sanat ve kültürle iç içe olan tüm Muğlalı hemşerilerimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hepinize sanat dolu günler dilerim.&#160;<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2015 10:02:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ilcemiz_sahinler_koyunden_usta_muzisyenfagot_sanatcisi_rafet_kazil_h7030.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKİYE ÖĞRETMENLER SENDİKASI’NIN KURUCUSU, EĞİTİMCİ, İŞÇİ DOSTU FEYZULLAH ERTUĞRUL</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/turkiye-ogretmenler-sendikasinin-kurucusu-egitimci-isci-dostu-feyzullah-ertugrul-7007</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/turkiye-ogretmenler-sendikasinin-kurucusu-egitimci-isci-dostu-feyzullah-ertugrul-7007</guid>
                <description><![CDATA[Feyzullah Ertuğrul, TÖS’nın ve Eğit-Der’in Genel Başkanlıklarını yapmış , Saygın bir Eğitim Uzmanıdır.  Ankara-Etlik Semtindeki evine Kıvanç Çağıran Kardeşimle beraber giderek söyleşi yaptık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Zamanını iyi değerlendiren doksanlık delikanlı bizi güler yüzüyle karşıladı. &#160;Eşi Şükrüye Hanımın vefatından sonra kızı ve torunuyla aynı evde yaşayan Feyzullah Ertuğrul, Tekel İşçileriyle ilgili kitap hazırlıyor. Bu kitabına ayrıca Yatağan Maden—İş ve Tes—İş üyesi işçi kardeşlerimizin özelleştirmeyle ilgili sorunlarını ve yaşadıklarını yazmak için benim aracılığımla Süleyman Girgin arkadaşımızdan bilgi ve belgeler istedi. Ankara’ya giderken Maden---İş Şubesi tarafından hazırlanan belgeleri götürdüm ve kendisine teslim ettim. İnanır mısınız çocuk gibi sevindi. ’’ Yazdığım kitaba ışık tutacak çok sağ ol ‘’ dedi. İşçi sınıfına ve emeğe saygısı büyüktü. Bu yaşta bu canlılığı göstererek İşçinin hakkına sahip çıkmak ve işçi sınıfına yol göstermek alkışlanacak ve takdir edilecek bir durumdur. Her kesimin işçiye sırtını döndüğü ve emeğe saygının gösterilmediği kapitalist sistemde 90 yaşında bir emekli öğretmenin bu çabası ayakta alkışlanmalıdır.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Tanıdıklarını bir bir sordu. Muğla’ya, Yatağan’a ve Nebiköy’e olan özlemini dile getirerek eski günlerden anlattıkça anlattı. Keyifle dinledik ve bu duyguyla söyleşimize başladık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Feyzullah Bey, hangi tarihte ve nerede doğdunuz? Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Feyzullah Ertuğrul: 1926 Yılında Nebiköy’de doğdum. &#160;Muhittin Çavuşlar lakabıyla biliniriz. Anne tarafım Ahiköy’den Dülger Ali’nin kızı Hafize Hanımdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla hangi oyunları oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Kayrak taşı, Çıngırdak, Çelik çomak, körebe, toprak kazmaca ve sinnenmeç (saklambaç) oynardık. &#160;Ayrıca çay kenarına giderek söğüt ağacından dilli düdük ve borazan yapardık. Dallarından sepet örerdim. Doğanın tüm güzelliklerini zarar vermeden oynar eğlenirdik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: İlkokulu üçe kadar Nebiköy’de okudum. &#160;Öğretmenlerim, Ispartalı Abdullah Efendi ve İrfan Efendi’ydi. &#160;4.&#160; ve 5. &#160;Sınıfı Yatağan’da 4 arkadaş; Mahmut Yanar, H. &#160;İbrahim Berberoğlu ve Emin Yalçın’la beraber her gün yaya gelip giderdik. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köyden bir anınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Mehmet Kartal adında değerli bir arkadaşımız vardı. Çok zeki ve yetenekliydi. Bir gün eşeğine bindi. &#160;Arkasına takıldık. Eşeğin semerine direksiyon yapmış , çilbirine takmış ve eşeği istediği gibi yön veriyordu. &#160;Bu anıyı unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul sonrasını ve Köy Enstitüsüne girişinizi anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Bizi direk Köy Enstitüsüne fakir aile çocuğu olduğumuz için aldılar, kabul ettiler. Yatağan’da bizimle birlikte 15 kişi olduk. Babamın parası yoktu. Herkes fakir. Bizi götüren yok. Şadi Uysal’ın abisi rahmetli Hasan Uysal bu işi üstlenerek bizi Kızılçullu Köy Enstitüsüne götürdü. Onun sayesinde gittik. Aydın ve çok iyi bir insandı. Bizim okumamıza vesile oldu. Toprağı bol olsun. İlk önce Aydın’a geldik. Hiç şehir görmediğimiz için şaşırdık. Siren sesiyle sarsıldık ve daha sonra trene bindik. &#160;Bayırlı bir arkadaşımız ‘’Arkadaşlar buna saman mı yeter? ‘’ diyerek bizi güldürmüştü. &#160;Bu günü hiç unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Okul yıllarınızdan ve anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Kızılçullu’ya vardık. Hemen bizi bit, pire nedeniyle banyoya aldılar. Sıcak suyla bir güzel yıkandık. Bir arkadaşımız sıcak suyun etkisiyle bayıldı. Kızılçullu’da 5 sene okudum. Her Cumartesileri toplanırdık. Nöbetçi Öğretmenler bizim sorunlarımızı dinlerdi. Özgürce konuşur, geçen bir haftayı değerlendirirdik. Eleştiri—özeleştiri mekanizması işlerdi. Ülkemizde o dönem 21 tane Köy Enstitüsü vardı. En şanslı olanı bizdik, ayrıcalıklıydık. Bizim binalarımız Amerikan Kız Kolejinden kalmaydı. Eğitim sistemimiz çok iyiydi. Teori ve pratik iç içeydi. Öğrenciler Demircilik, Marangozluk ve Yapıcılık Eğitimi almak zorundaydı. Benim mesleğim, yapıcılıktı. Emre denilen tahıl ürettiğimiz bir çiftliğimiz vardı. Kozağaç’ta bahçe yapardık. Hamdi Akman Müdürümüzdü. Erzurum Pulur’a yapıcı olarak Enstitü binası yapmaya gittik. Teskereyle çok çamur taşıdım. Bu anılarımı da unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Köy Enstitüsünü bitirince ilk mesleğe nerede başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Yatağan’a bağlı Gevenes (Çaybükü) Köyüne 1945 yılında atandım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Ormancı hikayesi sizin köyde olduğunuz dönemde gerçekleşmiş. Bu konuda tüm bildiklerinizi ve yaşanan olayının perde arkasını anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Olaya tanık olmadım. O gün akşam Muhtar Tevfik eşi Pembe Yenge’yle bize akşam oturmasına(misafirliğe) geldiler. &#160;Muhtar Tevfik’le konuşma sırasında akraba çıktık. Sohbetimiz iyiydi. Biraz oturduk. ’’ Ben kahveye çıkmak zorundayım, Pembe burada otursun, yangın olayı var onunla ilgili görmem gereken kişiler var,o işi halledeyim geleyim ‘’ diyerek evden çıktı. Hepimizi son görüşü oldu. Bir de o dönem ilk defa tek partili dönemden çok partili döneme geçilen bir yıldı. &#160;O dönem açık oylama , gizli sayımla yine CHP seçimi aldı ama seçime şaibe karışmıştı. Muhtar Tevfik gidince ben evde kaldım. Kahveye gitme alışkanlığım yoktu. Aradan yarım saat geçti geçmedi bir çığlık duyduk ve hemen dışarıya fırladık. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Olayın ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. ’’Muhtar Tevfik vuruldu ‘’ diye biri bize doğru koşarak geldi. Bizde kahveye yöneldik. &#160;Biz kahveye gelinceye kadar Muhtarı sedyeyle dışarı almışlar. ’’ Ormancıyı vurmak isterken arkadaşı Mustafa yanlışlıkla Muhtar Tevfik’i vurmuş’’ dediler. &#160;Ben o dönem bir yıllık öğretmenim. Kişilerin kimliklerini bilmediğim için sadece anlatılanları dinledim. Yalnız Muhtar Tevfik çok sevilen bir kişiydi. Köyde bir kasvet oluştu. &#160;Daha sonra bu olayı Tahir Erdinç Usta, hem güftesini hem de bestesini yaparak eser üretti. &#160;Bu bir ağıttır. Benim bildiklerim bu kadardır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerliğinizi nerede ve ne zaman yaptınız? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: 9 Yıl Gevenes’te kaldım. &#160;1954 yılında asker oldum. Tuzla’da yedek subay okulunda 6 ay staj gördüm. Uçaksavar Topçusu olarak Kırıkkale’ye tayinim çıktı. &#160;Bir yıl Kırıkkale’de kaldım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Feyzullah Bey , Abiniz Mehmet Sadık Ertuğrul’u rahmetle analım. İyi bir kişiydi. &#160;Kısaca siz de ağabeyinizden bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Abim Mehmet Sadık, Eğitmendi. Çok zeki bir kişiydi. Altı ay kursla Eğitmen oldu. Kavak Köyünde ve Nebiköy’de Eğitmenlik yaptı. &#160;Muhtar Tevfik’le akraba olduğumuzu bana o söylemişti. &#160;Ruhu şad olsun. Örnek alınacak bir kişiydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Askerlik sonrası nerede Öğretmenlik yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Milas’ın Bahçe-Yeniköy’e geldim. İki köyün birleşmesiyle çocukları köy kahvesinde okuttum. Okul yoktu. Daha sonra köylülerle imece usulü çalışarak okul yaptık. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Evlilik nerede ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: 1952 Yılında Gevenes’te evlendim. Eşim Şükriye Hanım Muğlalıydı. Gevenes’e gelin geldi. Tam dile kolay 60 yıl evliliğimiz sürdü. 2011 Yılında vefat etti. &#160;Toprağı bol olsun. &#160;Jale ve Hale adında iki kızım var. Üç tane torunum var. Şimdi kızım Jale ve torunum Ertuğrul’la birlikte oturuyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Günlük yaşamınızdan kısaca bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Okumak ve yazmakla geçiyor. Kitap yazıyorum. Tekel İşçileri üzerine kitap çalışmam sürüyor. Yatağanlı İşçilerimizi de katmak istiyorum. Ayrıca TÖS’le ilgili kitap yazıyorum. Zaman yetmiyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okursunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Roman, şiir, eğitim, siyasi ve sendikal kitapları okumayı severim. Aziz Nesin’e bayılırım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: 1969 Yılında Muğla’dan İşçi Partisinden adaylığımı koydum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kurucusu olduğunuzu bildiğimiz TÖS’ü kaç yılında kurdunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: 1965 Yılında kurduk. Sadece 1967 yılında Genel Başkanlığa bir yıllığına seçildim. Fakat seçildiğimin onuncu gününde sürüldüm. Ankara İlköğretim Müfettişiydim. Bu yasal hakkımı elimden aldılar. Demokrat Parti iktidardaydı. Elazığ’ın Baskil İlçesine bağlı bir köyüne sürdüler. Ailem, Ankara’da kaldı. Çocuklar okuldaydı. Zor, sıkıntılı günler yaşadık. TÖS Genel Başkanı iken Ankara’da emperyalizme karşı bir eylem düzenledik. Ben TÖS olarak bir bildiri yayınladım. Bu bildiri mahkemelik oldu. Komünizm bildirisi diye dava açtılar. Türkiye’nin Ulusal çıkarları adına yaptığım bildiriye ABD düşmanlığını da kattılar. Sürgün yediğim için mahkemeye katılmamı izin vermediler. Sonuçta istifa ettim. Bir yıla yakın işsiz kaldım. O dönem Ulusal ve yerel gazetelerde benim bu durumum yankılandı ve büyük ses getirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Feyzullah Bey burada araya gireyim. Doktor Nusret Fişek’le ilgili anılarınızı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Profesör Doktor Nusret Fişek, gazetelerdeki haberi okuyunca etkilenmiş. Ve beni kendisi arayarak çağırdı. Halk Eğitim Uzmanı olarak Hacettepe’ye aldı. 6 Sene çalıştım. Ayrıca Milli Birlik Komite Üyesi Sami Küçük de destek oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Büyük Öğretmen Boykotu ne zaman oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: 1969 Yılında oldu. Ben o zaman Hacettepe’de çalışıyordum. Fiilen içinde olmadım ama yakından izledim. Bu eylem TÖS’le İlk-Sen yönetiminde yapıldı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: TÖS ‘ün kapatılması ve sonrasını bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: TÖS kapatıldıktan sonra TÖS ve İLK-SEN’ni tek bir çatı altında toplanmasını önerdik, savunduk. Fakir Baykurt ve birçok arkadaşımız TÖS davasından hapisteydiler. Fakir Baykurt’u temsilen Genel Merkez Yöneticileri İlk—Sen Genel Başkanı Kenan Keleş’le birlikte tek örgütte bir birleşme konusu tartışıldı. Sonuç çıkmadı. Bunun üzerine TÖS’ün devamı TÖB—DER’i kurduk. Sendikadan derneğe geçiş sürecinde biz TÖS’ün içinde ağırlıklı bir muhalif olarak mevcut yönetimden farklı bir sendikal yönetimi anlayışında temel muhalefetimiz vardı. TÖS’ün devamı olan TÖB—DER’e katılmadık. Devrimci Öğretmenler Derneğini kurduk. Bu derneğe muhalif gurubu katılmadı. TÖB—DER’in içinde olalım dediler. Dernekte fazla yaşamadı ve 18 ay sonra kapattık. O dönem Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmalarına muhalefet ettik. Karşı durduk. Bu asırda düşünce asılmamalı, hata ediyorsunuz diye hükümete uyarıda bulunduk. En sonunda TÖB—DER’e geri döndük. Birlikte olduk ve birçok eylemde bulunduk. 12 Eylül dönemi 6 ay Mamak Cezaevinde yattım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bugüne kadar kaç kitap yazdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Toplam 9 kitap yazdım. Bilgi Yayınevi basımı olan iki çocuk kitabım var. Köy Çocuklarından Anılar ve Rüzgar Salıncağı adlı eserlerim var. Ayrıca Eğitim ve Mesleki dalda kitaplarım var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Feyzullah Bey İşçi sınıfıyla ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Kitap çalışmam sürüyor. Sivil toplum , kapitalizme ait bir kavramdır. Ben bunu bir ağaca benzetiyorum. Ağacın köklerinde üretim güçleri var. Üretim güçlerinin üç bileşeni var. Birisi iş gücü(işçi),bilim ve üretim araçlarıdır. Ağacın kökünde bir de üretim ilişkileri var. Bunlar kapitalizmin alt yapısını oluşturuyor. Sonra ağacın 2 tane üst yapısı var. Temelinde ideolojik üst yapı var. Dalları ve yapraklarında siyasal üst yapı var. İşçi Sendikaları üst yapıdadır. İster sağcı olsun, ister solcu olsun, işçi sınıfı burada yer alır. Siyasal üst yapıda devlet ,parlamento var. Bütün resmi kurumlar siyasal üst yapıdadır. Burada sol sendikacılık öyle bir ağırlık oluşturmalıdır ki ideolojik üst yapının bağrından demokratik bir devlet çıkabilsin. Kültürel alanlarda da ağırlıklı olmalıdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Eğit—Der Genel Başkanlığı yaptınız. Kısaca o günlerden bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: TÖS ve TÖB-DER ‘den sonra 12 Eylül’ün zifiri karanlığında kurulan kısa adı Eğit—Der, yalnız eğitim emekçilerine değil, tüm kamu emekçilerine (tüm memurlara) sendika hakkı kazanmanın aracı olarak kendisini var etti. Bu işleviyle yürüttüğü 1988---1990 arasında bu mücadeleyi verdik. Genel Başkanlığını yapmaktan onur duydum. Daha sonra Eğitim –İş kuruldu. Sonra Eğit—Sen kuruldu. Fakat daha sonra 1995 yılında birleşerek bugünkü Eğitim—Sen kuruldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz? Kimlerden esinlendiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Gevenes’te Öğretmenlik yaparken Yatağan’a sık sık gelip giderdim. Adliye’de çalışan Cevat Cavlı adında bir memur arkadaşım vardı. &#160;Çok kitap okurdu. . &#160;O bana o dönem ışık oldu. 1960 Yılının başında ‘’Yön Dergisi’’ çıktı. Abone oldum. Onu okumaya başladım. Bir gün iş için Yozgat-- Çekerek’e gitmiştim.&#160; Kaymakam, Yön Dergisini cebimde gördü ;’’ Komünist dergisi mi okuyorsun?’’ diye sordu. Gereken cevabı verdim tabi…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: İnsan sevgisiyle dolup taşan ve bu sevgisini topluma yayan kişidir. Diğer canlılardan farkı onun düşünsel ve ruhsal açıdan en yetkin kılan canlı bir kişiliktir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Şimdiye kadar kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Birçok ödülüm ve plaketim var. İşte hepsi burada. Bunların arasında en çok beni etkileyen şu , bu diye ayırım yapamam. Hepsinin mutluluğunu ayrı ayrı tattım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Feyzullah Bey, Köy Enstitüleri tekrar açılabilir mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Bu konuda çalışmalarım var. Tekrar günümüz şartlarına uygun olarak düzenlenerek açılabilir. Keşke açılsa…. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Feyzullah Bey, Kıvanç Kardeşimle birlikte bizi evinde ağırladığın ve bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Bu yaşta bile işçi sınıfı için emek sarf ediyorsunuz. Sizi kutlar ve uzun ömürler dilerim. &#160;Ayrıca imzalayıp verdiğin kitaplar için teşekkür ederim. Seninle gurur duyuyoruz. &#160;Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">F. E: Yatağanlı işçi kardeşlerim yakın tarihte uzunca bir süre direniş gösterdiler. Eylemleriyle ses getirdiler. Emeğin kurtuluşu yolunda savaşımlarından dolayı daha nice başarılar dilerim. Hepsine buradan sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.&#160; Nebiköy’de doğup büyümenin üzerimde bıraktığı izlenimleri olabildiğince her daim yaşıyorum. Yatağanlı ve Nebiköylü tüm dostlara ayrıca saygı ve selamımı iletiyorum. &#160;Buraya kadar geldiğin ve bu güzel söyleşiyi yaptığın için kutlamaya değer bir genç olarak seni görüyorum. Bana sorduğun sorular için epeyce emek verdiğini anlıyorum. Bunun içinde seni kutluyorum. Nice başarılar diliyorum. Ayaklarınıza sağlık. Teşekkürler… Yolunuz açık olsun. &#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2015 11:12:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/turkiye_ogretmenler_sendikasinin_kurucusu_egitimci_isci_dostu_feyzullah_ertugrul_h7007.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN ÇAĞDAŞ KADINI PROFESÖR DOKTOR GÖNÜL ÖZMEN AKÇAMETE</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-cagdas-kadini-profesor-doktor-gonul-ozmen-akcamete-6987</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-cagdas-kadini-profesor-doktor-gonul-ozmen-akcamete-6987</guid>
                <description><![CDATA[Ortaokulda Yurttaşlık Bilgisi ve Coğrafya derslerimize giren Gönül Öğretmenim, aynı zamanda mahalle komşumuzdu. İyi bir eğitimciydi. Okumanın azmiyle eğitimde ilerlemenin kariyerini ön görmüş, kendini yetiştirmiş ve daha iyi bir yerlere gelmenin yolunu bulmuş çağdaş Türk kadınıdır. İlçemizin gerçekten gurur duyması gereken Özel Eğitim Uzmanıdır. ADD’nin danışma kurulu toplantısı için Ankara’ya şubemiz adına gitmem gerekiyordu. Sevgili Gönül Hocamla söyleşi yapmanın bir fırsatı elime geçmişti. Hemen kardeşi, arkadaşım Doktor Abidin Özmen’i aradım ve sayesinde iletişim kurmayı başardım. Ankara’da Lütfü Kırayoğlu arkadaşımla bizi eşimin akrabası rahmetli Münif Çağıran’ın oğlu, sevgili kardeşim Kıvanç karşıladı. Bir gün boyunca çalışmalarımda yardımcı oldu. Emeği için teşekkür ederim. Önce Feyzullah Ertuğrul Amcamızla daha sonra Gönül Hocamızla söyleşi yaptık. Annesi Şehnaz Teyzemizin elini öpüp özlem giderdikten sonra söyleşiye geçtik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Gönül Öğretmenim sizinle uzun süredir görüşmedik. Yatağanlı dostların selamını getirdim. Gazetem Demeç okurlarının tanıması adına soruyorum. Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? Ailenizin lakabı var mıdır? Nedir?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Gönül Özmen: Yatağan, 26 Haziran 1947 doğumluyum. Anne tarafım, Arnavutlar Sülalesindendir. Baba tarafım, Abitler Sülalesindendir. Rahmetli babam Mehmet Özmen, postanede memurdu. Annem, ev hanımıdır. Üç kardeşiz. En büyük benim. Kız kardeşimin adı Günseli, erkek kardeşimin adı Abidin’dir. Yıllar sonra babaannemin annesinin Çerkez olduğunu öğrendim. Dedem Abit Hoca Medrese mezunudur. Çok okurdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Çaputlardan ve pamuklardan bez bebekler yapardık. Evcilik oyunları oynardık. Babamın el becerisi çoktu. Abidin’e telden çok güzel arabalar yapardı. Bunları hatırlıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Atatürk İlkokulunda okudum. Öğretmenimiz, Perihan Hanım idi. Müdürümüz, Nedim Bey idi. 5’e kadar Perihan Hanım okuttu. 5. sınıfta bizim sınıfı ikiye ayırdılar. Bizim sınıfa Aycan Öğretmen geldi. Perihan Hanımdan ayrıldığıma çok üzülmüştüm. Ayten Özdemir, Pembe Kuzu, Niyazi Işık ve Kemal Çolakoğlu sınıf arkadaşlarımdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Resmi bayramlarda mutlaka şiir okurdum. Öğretmenim hep benim okumamı isterdi. Bir de Yavrukurt kıyafeti giyerdim. İlkokul üçüncü sınıfta okurken Öğretmenimiz hızlı okuma yarışması yaptı. Birinci gelene çikolata verilecekti. Bir dakikada 140 sözcük okudum ve birinci oldum. Çikolatayı hak etmiştim. Ama teneffüste çikolatayı elimden Cengiz arkadaşım kaptı, kaçtı. Bu anımı da hiç unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Yatağan Ortaokulunda okudum. Müdürümüz Ali Sonkul idi. Ayla Tekmen, Şükran Ceyhan ve Şadi Oral sınıf arkadaşlarımdı. Necmettin Hoca çok faal biriydi. Edebiyat günlerimiz ve şiir günlerimiz olurdu. Ali Sonkul çok disiplinli bir hocaydı. Matematik dersinden beni soğutmuştu. Bütünlemeye bıraktı. Daha sonra ders aldım ve sınıfı geçtim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Ortaokuldan sonra genellikle o dönemde kızlar ya hemşire ya da Öğretmen okuluna gidip bir an önce meslek sahibi olurlardı. Liseyi gidip Üniversite okuma gibi bir hevesim yoktu. Öğretmen okulu sınavlarına girdim. Muğla Öğretmen okulunu kazandım. 1 Ay sonra kurayla Nevşehir Öğretmen Okuluna gitmek için 10 kişi arasında ben de seçilmiştim. Ayla Tekmen, Ayten Özdemir’le beraber üç kişi Nevşehir Öğretmen Okulu yeni açıldığı için gittik. Okul yatılıydı. İlçemizde bizlerin oraya gitmesi pek hoş karşılanmadı. Babam aydın bir insandı. Bizim gitmemiz için yardımcı oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Nevşehir’e ve okula uyum sağlayıp alışabildiniz mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Nevşehir, Ege’ye göre tutucu bir yerdi. Yatakhanelerde yatak bile yoktu. Sıraların üstünde yattık. Okulun banyosu bile yoktu. Bizleri şehir hamamına götürürlerdi. Daha sonra bu eksikler giderildi. Okul düzene girdi. Ürgüp’e bağlı Bahçeli Köyü’nde 2 ay staj yaptık. Köylü bize çok sahip çıktı. Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerimiz bizleri iyi bir eğitim vererek, kapatılan Köy Enstitülerinin sanki iklimini geri getirmişlerdi. O yıllarda tuttuğum bilgi ve belgeler mezun olup öğretmenlik yaptığım dönemde çok işime yaradı. İyi dereceyle mezun oldum. Bu arada 1’den 2’ye geçince Yüksek Öğretmen Okuluna, aldığım iyi notlardan dolayı seçilmiştim. Şartlar gereği kabul etmedim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul sonrası meslek yaşamınızı ve ilk görev yerinizi anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: İlk görev yerim, İlçemize bağlı Elmacık Köyüdür. 3 Yıl çalıştım. Sonra merkez Atatürk İlkokuluna , kendi okuduğum okuluma Öğretmen olarak atandım. Rahmetli Mehmet Özcan Müdürümüzdü. Melek Kürşad, Fatma Yücel, Bahattin Öztürk, Ata Tezbaşaran ve Nezahat Özmen ile beraber çalıştık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ankara’ya gidişiniz ve Üniversite yıllarını anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Yüksek Öğretmen Okuluna gidememiş olmanın eksikliğini hissettim. Ve Gazi Eğitim Enstitüsü’nün sınavlarına girdim. Eğitim Bölümünü kazandım. 3 Yıl Ankara’da yatılı okudum. O dönem 25 kişi, yani az öğrenci alıyordu. Bir de en az 5 yıl öğretmenlik koşulu vardı. Okulu bitirmeden okul müdürü beni çağırdı. “Milli Eğitime bağlı Planlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesi (PAK) kurulacak” dedi. Çalışma teklifi almıştım. Bu okulu bitirenler ya müfettiş ya da meslek liselerinde meslek öğretmeni oluyordu. O dönem de hocalarım, çok donanımlıydılar. Ve ben, PAK’ta çalışmayı kabul ettim. O dönem ÖSYM yoktu. Test soruları ölçme biriminde hazırlanıyordu. Rehberlik biriminde çalışmaya başladım. Bir yandan Hacettepe Üniversitesi Çalışma Mezuniyet Sonrası Eğitim Fakültesine devam ettim. Burayı bitirdikten sonra program geliştirmede yüksek lisansa başladım. Beytepe’ye kampus taşındı. Akşam derslerinde ulaşım zordu. PAK ‘ta çalışırken Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’nden teklif aldım, Hacettepe’yi bıraktım. Fakülteye geçtim. Mastır ve doktoramı burada tamamladım. Doçentlik ve Profesörlük derecemi burada aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hocam kutlarım. Ne zaman nerede evlendiniz? Çocuklarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: PAK ‘ta çalışırken eşim Bülent Akçamete’yle tanıştım. Test bürosunda çalışıyordu. 25.02.1978 yılında İzmir’de evlendik. Evliliğimizden 1979 yılında büyük kızım Ceren, 1983 yılında küçük kızım Aslı doğdu. Her ikisi de evli olup Mert adında torunum var. Ceren İşletme mezunu, ODTÜ Tekno—Kentte çalışıyor. Aslı ODTÜ İnşaat Mühendisliği’ni bitirdi. Amerika Birleşik Devletleri’nde doktora yaptı. Şimdi ODTÜ’de Yardımcı Doçentlik yapıyor. Eşim Bülent Bey, Ankara’da serbest Avukatlık yapıyor. Baro’da yönetim çalışmalarında bulunmuştur. Ailemi çok seviyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Dekanlık yaptığını biliyoruz. Biraz bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Evet Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 9 yıl Dekanlık yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Eserleriniz hangi dalları kapsıyor?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Daha çok engelli çocuklar, aileleri, öğretmen yetiştirmeyle ilgili, hızlı okumayla ilgili makaleler, yayınlar kitaplar hazırladım. 32 yurt içi, 12 yurt dışı makalem yayınlandı. Ve 18 adet kitabım yayınlandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Politikayla uğraştınız mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Aktif olarak uğraşmadım. Fakat okulda ister istemez uğraşmak zorunda kalıyorsun. Hükümetlerin hatalı politikalarını eleştirdik. Bildiriler yayınladık. Eğitim konusunda sık sık toplantılar yapıyor ve sonuçlarını kamuoyuna açıklıyorduk.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Yıllardan beri ilk defa bu kadar uzun süre evimdeyim. Geçirdiğim hafif rahatsızlıktan dolayı şimdi bol bol kitap okuyorum. Anneme bakıyorum. Üniversitede doktora yapan öğrencilerim var. Bu nedenle emekli olsam da fakülteye gidiyorum. Ayda iki kez Kıbrıs—Yakın Doğu Üniversitesi’nde derslere gidiyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları okursunuz? Kitap okumayı sever misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Çok seviyorum. Bunda rahmetli babamın etkisi çoktur. Atatürk’le ilgili birçok kitabı okudum. Aziz Nesin’in bütün kitaplarını, Falih Rıfkı’nın Çankaya adlı kitabını severek okudum. Öğretmenlik yaparken TÖB—DER üyesi oldum. Fakir Baykurt döneminde bizden kitap için aidat kesilirdi. Kitaplar gelirdi, zevkle okurduk. Rus Yazar Dostoyevski’nin birçok eserini okudum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kaç ödül aldınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Özel Eğitimle ilgili birçok onurluk ve ödüllerim vardır. Sayısını bilemeyeceğim kadar çok ödülüm var. Bunlar mutluluk veren ödüllerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Düşünebilen, sorgulayabilen, kültürel birikimi olan, toplumda belirli konularda görüşlerini aktaran ve toplumları harekete geçirebilen kişilere ‘’Aydın’’ kişi diyebiliriz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hocam sizde Aydın bir kişisiniz. Kitap çalışmalarınız devam ediyor mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Teşekkür ederim. Evet ediyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği açısından endişeleriniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Var ama umutsuz değilim. Eğitim sistemiyle bu kadar çok oynanması hiç hoş değil. Umutsuzluğa kapıldığım zaman Nazım Hikmet’in kitaplarını okuyorum. Öğretmenlerin bir defa nitelikli yetişmesi önemli... Eğitimde kalite artmalıdır. 5 Yaşında bir çocuğa din dersi verirseniz bu çocukta korku aşılamış oluyorsunuz. Gelişme psikolojisine aykırıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Gönül Hocam İlçemiz adına konferans vermeniz için size bir davet geldi mi? Gelmediyse gelecekte ADD adına sizi davet ediyoruz. Zamanınız olursa gelir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Hem de seve seve, koşa koşa gelirim. Yerini ve zamanını ayarlayın gelirim. Daha önce böyle bir teklif gelmedi. Kendi bilgi ve uzmanlık alanımda sunum yaparım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Size sormamı beklediğiniz veya soramadığım ne tür soru var?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Engelli çocuklarla ilgili soru sorabilirdiniz. Bu konuda hükümetinde yeterli çalışması yok. Okullaşma oranı çok düşük. Ülkemizde 2002 sayımına göre 9 milyona yakın engelli insan var. Eşit fırsat sağlanmıyor. Bu acı bir tablodur. Acilen bu konularda Üniversitelerle işbirliği yapılarak çalışmalar olması gerekiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Gönül Öğretmenim, bu güzel söyleşi ve bizi evinizde ağırladığınız için çok teşekkür ederim. Aradan yıllar geçse bile sonunda hasret giderdik. Çok mutlu oldum. Sizin de mutluluğunuz daim olsun. Başarılarınızın devamını dilerim. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">G.Ö: Asıl ben teşekkür ederim. Buraya kadar gelip keyifli, güzel söyleşi için yaptığımız için çok memnun oldum. Ülkemizde çocuklarımıza daha iyi yarınlar bırakalım. Kurtuluş Savaşı döneminde bundan çok daha kötü koşullarda olmamıza rağmen hem eğitim düzeyi arttırıldı, hem de M. Kemal savaş dönemindeki öğretmenleri toplayarak Türkiye’nin önünü açtı. Şimdi daha gerilerdeyiz. Bunu kırmak, yıkmak gerekir. Yatağan’da özellikle gençlerimizin çevre konusunda bilinçli hareket etmelerini isterim. Tüm Yatağanlı dostlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım. Yolunuz açık olsun…<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2015 02:01:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_cagdas_kadini_profesor_doktor_gonul_ozmen_akcamete_h6987.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan’ın Gururu, Tarım Uzmanı,  Profesör, Bilim Adamı Ve Ortak Kalpler Türküsü Şairi Ayhan Çıkın</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gururu-tarim-uzmani--profesor-bilim-adami-ve-ortak-kalpler-turkusu-sairi-ayhan-cikin-6962</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-gururu-tarim-uzmani--profesor-bilim-adami-ve-ortak-kalpler-turkusu-sairi-ayhan-cikin-6962</guid>
                <description><![CDATA[ Ayhan Çıkın Hocamız için ne desek azdır. Hani derler ya,  başarılı bir kişi için ‘’ bir koltuğunda iki-üç karpuz birden taşıyor maşallah ’’ diye. İşte Hocamız, böyle bir çok misyonla yüklü bir şahsiyet. Koltuğunda dört karpuzu birden taşıyor. Bir bilim adamı, Ekonomist,  Şair ve Siyasi yorumculuğunun yanı sıra organ nakli konusunda tecrübelerini ve bilgilerini de topluma taşıyan,  aktaran bir aydın kişidir.  Kalp rahatsızlığı olmasaydı eminim,  daha birçok karpuzu taşırdı.  Bencik Dağlarının eteğindeki İlçemize bağlı Cazkırlar köyünden çıkıp ve kendini yetiştiren hocamızın adını, ününü hep duyuyordum. Tanışmamıştık. Oysa her ikimizde Eskihisar köyünden evli olup köy bacanağı sayılırız. Tanışmak için telefonla aradım. Randevu aldım. Heyecanımı sevincim bastırıyordu.  Ayhan Çıkın Hocamızla,  söyleşi yapmak için İzmir—Bornova’daki evine Sevgili Eşim İnci Hanımla beraber gittik. Sanki kırk yıllık bir dostmuş gibi sarmaş dolaş olduk. Kendisi gibi eşi Cemile Hanım da çok sıcak, candan,  iyi bir insan. Gelin hocamızı biraz daha yakından tanıyalım:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Ayhan Çıkın Hocamız için ne desek azdır. Hani derler ya,&#160; başarılı bir kişi için ‘’ bir koltuğunda iki-üç karpuz birden taşıyor maşallah ’’ diye. İşte Hocamız, böyle bir çok misyonla yüklü bir şahsiyet. Koltuğunda dört karpuzu birden taşıyor. Bir bilim adamı, Ekonomist,&#160; Şair ve Siyasi yorumculuğunun yanı sıra organ nakli konusunda tecrübelerini ve bilgilerini de topluma taşıyan,&#160; aktaran bir aydın kişidir.&#160; Kalp rahatsızlığı olmasaydı eminim,&#160; daha birçok karpuzu taşırdı.&#160; Bencik Dağlarının eteğindeki İlçemize bağlı Cazkırlar köyünden çıkıp ve kendini yetiştiren hocamızın adını, ününü hep duyuyordum. Tanışmamıştık. Oysa her ikimizde Eskihisar köyünden evli olup köy bacanağı sayılırız. Tanışmak için telefonla aradım. Randevu aldım. Heyecanımı sevincim bastırıyordu.&#160; Ayhan Çıkın Hocamızla,&#160; söyleşi yapmak için İzmir—Bornova’daki evine Sevgili Eşim İnci Hanımla beraber gittik. Sanki kırk yıllık bir dostmuş gibi sarmaş dolaş olduk. Kendisi gibi eşi Cemile Hanım da çok sıcak, candan,&#160; iyi bir insan. Gelin hocamızı biraz daha yakından tanıyalım:
<p class="NoSpacing">Turgay Mutlu: Hocam önce bizi kırmayıp evinize konuk ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kalp rahatsızlığınız için geçmiş olsun der,&#160; uzun ömürler dileriz. Ayrıca bugün Dünya Şiir Günü. Bugününüzü de kutlarım. Bu anlamlı günde sizinle söyleşi yapmak şair olduğunuz içinde daha çok önem kazanıyor. Umarım şiirsel,&#160; güzel bir söyleşi yaparız.</p>
<p class="NoSpacing">Ayhan Çıkın: Evimize hoş geldiniz. Sizi tanıdığıma memnun oldum. İyi dilekleriniz için de sağ olun. Aynı yörenin insanı olarak sizi ağırlamaktan onur duyarız. Eşlerimizin komşu çıkması da ayrıca bizi duygulandırdı, sevindirdi. Size de geçmiş olsun.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Teşekkür ederim.&#160; Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: 1.&#160; 1.&#160; 1946 Tarihinde Cazkırlar Köyünde doğdum. Anam der ki,&#160; ‘’korkunç soğukların olduğu bir yıldı. Zeytin ağaçlarının kuruduğu bir yıldı’’ der. Araştırdım,&#160; aslında 1942—1943 lü yıllara denk geliyor.&#160; Belli ki sonradan yazdırmışlar.&#160; Hayvan sayımına gelenler,&#160; insanı da sayıyorlarmış.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Anne ve baba tarafını sorayım. Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Baba tarafım Göncüoğulları sülalesi,&#160; Anne tarafım Elifoğulları sülalesindendir. Hem Anne hem de baba tarafım Türkmen---Yörük boyudur.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Bizim köy çok dağınıktır. 3—5 ev bir yerde,&#160; 5---6 ev bir yerdedir. Reisköy mahallesinde (mezra) çocukluk arkadaşlarım Yaşar Mazak,&#160; Şerafettin Satılmış ve Ali Paskal’la kayrak taşı,&#160; seksek,&#160; çelik çomak ve sinnenmeç (saklambaç) oynardık. Çam kozalaklarından deve, eşek katarı yapar,&#160; yük çekerdik. Kapan kurar,&#160; kuş avlardık.&#160; Tilikşen (Kuşkonmaz) ve mantar toplardık.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Cazkırlar köyünde okudum. Bizim dönemde öğretmen bulmak zordu. 5 yılı tam 7 öğretmenle bitirdim. Eğitmen Cafer Güvençli ve Rüştü Kazıl öğretmenlerimdi.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Ailemizin geliri tütün ve hayvancılıktı. Tütün işçiliği çok zordur. Yılda bir defa para getiren işten yıldım. Bunu baş etmenin tek çaresi okumaktı. Okuma hevesim o yıllarda başladı. Ankara---Kaman’dan gelen Hamdi Öztürk adlı öğretmenim,&#160; okumam için teşvik etti. İlk kitap okumayı onun önerisiyle başladım. Etkisini ve emeğini unutamam.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve arkadaşlarınız var mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Yatağan Ortaokulunda okudum. Fehmi Özsoy,&#160; Durani Keleş,&#160; Erkan Yaratıcı,&#160; Ali Tekin,&#160; Mehmet Aldağ,&#160; Sabri Toksöz ,&#160; Sadık Yurtsev,&#160; Mehmet Tuzcu ve Serpil Mert sınıf arkadaşlarımdı. Ali Sonkul,&#160; Necmettin Özdamar ,&#160; Ağah Meşeli ve Mehmet Gördüm öğretmenimizdi. Necmettin Bey,&#160; benim ufkumu açan bir hocaydı. Ayrıca Mehmet Kara Yurttaşlık Bilgisi derslerine girerdi. Doktor Tahir Çorbacı,&#160; Tabiat Bilgisi derslerine girerdi. Ortaokul son sınıfta bitirme sınavları yapılırdı. Bir dedikodu yüzünden babam beni okuldan almak istedi. Matematik ve Fizik derslerim hep iyiydi. 9 veya 10 alırdım. Babamın baskısı yüzünden o günkü fizik sınavından 8 almıştım. Moral bozukluğu olmasaydı kesin 10 alırdım. Bu anımı hiç unutamam.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Lise biri Muğla’da okudum. 2—3 ü Aydın’da okudum. Muğla’dan Aydın’a gelince uyumsuzluk dönemi geçirdim. Matematik kitaplarının bir çoğunu çalışarak,&#160; problemlerini çözerek kendimi bu dalda geliştirdim. Bir gün hoca sınıfta karatahta önünde bir problemi çözemedi. Kalktım ve problemi bütün sınıfın önünde çözdüm. Haliyle hoca bozuldu.&#160; Ondan sonra hoca kafayı taktığı için benim,&#160; bütün ders notlarımı hep 1 veya 2 veriyordu. Oysa ben,&#160; 9 –10 bekliyordum. Kurul kararıyla sınıfı zor geçtim. Liseyi 3.&#160; lükle bitirdim.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Hayalimde hep Teknik Üniversite vardı. Elektrik Mühendisi olmak isterdim. İmkansızlıklar ve hızlı burs verdiği için Ege Üniversitesi –Ziraat Fakültesini tercih olarak seçtim. 1967 Yılında bitirdim. Staj yaptığım dönemdeki bir anımı paylaşayım: Bir Öğretim Üyesinin tutum ve davranışını protesto etmek için Türkiye’de ilk defa bizim fakülte boykot eylemi başlatmıştır. Bu ara biz beş arkadaş Ege Üniversitesi Fikir Kulübünü kurduk. Buradaki amacımız,&#160; farklı düşünceleri bir arada tartıştırarak demokrasiyi,&#160; olguyu hayata nasıl geçirebileceğimizi düşündük. Nitekim,&#160; birçok toplantılarda farklı düşüncedeki gazetecileri çağırarak açık oturumlar düzenledik. Bu arada Atamızın ‘’Bursa Nutku’nu’’ Türkiye’de olan birçok olayı dikkat çekme adına yayınladık. O zaman ki kurul başkanımız,&#160; Tıp Öğrencisi Ahmet Çelikkal’ı ‘’Bursa Nutkunu’’ yayınlamaktan dolayı hakkında dava açtılar. Sonra dernek üyelerini göz altına aldılar. Ben Menemen’de stajımı yapıyordum. Arkadaşlarıma katılmak için geldiğim de yaşlı bir polis ‘’ Oğlum dışarıda kal, ben seni görmedim, git dışarıda daha çok işe yararsın’’ dedi. Ve Bursa Nutku,&#160; o dönem çok tartışıldı. Sanırım Çetin Altan İsveç’ten alınma olup olmadığını da teyit ettirmişti. İsveç’ten alınma olmadığı ortaya çıktı. Gazeteci eski CHP Milletvekili Rıza Ruşen Yücer’in anılarında bunu görebilirsiniz.&#160; Bursa Nutku ,&#160; Atatürk’ün kendi öz düşünceleridir.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Askerliğini nerede ve ne zaman yaptınız?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Askerliğimi Bornova 57.&#160; Tugay’da Topçu Birliğinde kısa dönem olarak 4 ay olarak yaptım.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Hızlı bir hayat hikayeniz var. Evlilik ne zaman,&#160; nerede oldu? Eşinizle nasıl tanıştınız?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Üniversite yıllarında tatil için gittiğim bir günde eşimle tanıştım. Eskihisar köyündeki okul arkadaşım Mehmet Aldağ’ın evinde kız kardeşi Cemile’yi görünce beğendim. Daha sonra anlaştık ve 11.&#160; 2.&#160; 1968 tarihinde evlendik. Eskihisar köyünde kendimiz düğün yaptık. Düğünümüzü ince çalgıcı olarak Milas’tan Çalgıcı Bekir ve ekibi gelerek yaptılar. Çok güzel bir düğün oldu. Evliliğimizden iki kızım ve bir oğlum oldu. Oğlum Tuğhan’ı 4 yaşındayken kaybettik. Toprağı bol olsun. Onu hiç unutamıyoruz. Onu anma adına bazı şiirlerimde ismimin başında T harfini kullanırım. Kızım Aytuğ,&#160; Müzik Öğretmenidir. Tuğba kızım,&#160; Ege Üniversitesinde çalışıyor. İki torunumuz var. Mutlu bir yuvamız var. Ailemi çok seviyorum.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Üniversite sonrası meslek yaşamınızı nerede başladınız?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Uşak Tarım İl Müdürlüğünde çalıştım. Daha sonra Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümüne atandım. 1974 yılında doktoramı,&#160; 1980 yılında Üniversite doçentliğimi ve 1998 yılında da Profesör olarak Akademik kariyerimi aldım.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Politikayla uğraştınız mı? Anılarınız var mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Fiilen değil,&#160; düşünce olarak ilgilendim. Rahmetli Ecevit’ten Milletvekilliği teklifi bile aldım. O sıra sağlık sorunlarım olduğu için kabul etmedim. Fakat tarım ve ekonomi politikaları üzerinde düşünsel olarak yoğunlaştım ve bu konuda çok yazılar yazdım. Ve halen daha yazıyorum.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Gençlik dönemim daha çok konferanslar,&#160; sunumlar ve çeşitli etkinliklerle geçti. Özellikle 1990 yıllardan bu yana sağlık sorunu nedeniyle günümü evde geçiriyorum. Şimdi evimde organ nakli ve organ bağışını canlı tutmak için sosyal medyada ‘’Başka Yürek’’ adlı gurup kurdum. Burada organ nakliyle ilgili her türlü haber,&#160; yorum,&#160; bilgi yazılarını paylaşıyorum. Yerel kaynakların korunması ve Belediyeler adlı ayrı bir gurup kurdum. Kooperatifçinin Defteri adlı bir site daha kurdum. Burada bu konudaki yazıları paylaşıyorum. Anadolu basını buradan örnekler alıyor. Kısacası günlük yaşantım böyle geçiyor.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Tarım Ekonomisi Bölümü nedir?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Ülkenin her tarafına yayılmış en ücra köşesindeki insan emeğini,&#160; toprağı,&#160; bitkiyi,&#160; hayvanı,&#160; iklimi birleştirerek bir ürüne dönüştürerek,&#160; bu ürünü ihtiyaç olan yerlere ya da Metropol şehirlere ulaştırabilecek bir şekilde tarım,&#160; sanayi,&#160; ticareti bütünleştiren bir sosyo—ekonomik yaklaşım şeklidir.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Yerel kaynakların kullanımını anlatır mısınız?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Dünya banka sistemi içersinde yüzyıllardan beri birikmiş bir parasal fon var. Bunun adını Finansal Kapital diyorlar. Şu anda Dünya ve Türkiye ekonomisi,&#160; finans kapitalin yönlendirilmesiyle şekillendiriliyor. Ve dünyadaki bütün malların değişiminde para ortak bir araç haline getirildi. Yani para tüm malların yerine özel bir mal haline geldi. Köylülerin,&#160; çiftçilerin ve esnafın ürettiği mal bu sistem içersinde para etmiyor. O nedenle bu yerel yörelerde bulunan küçük esnafın,&#160; çiftçinin gelirleri sürekli düşüyor. Buna karşın harcamaları sürekli artıyor. Bunu yeniden yerel kaynakları iklimiyle,&#160; sanayisiyle kalkındırmak gerekiyor. Yani kısacası yerel zenginliği geliştirerek ekonomiye sunmak gerekiyor. Bunlar olmazsa tüm topraklar Uluslar arası şirketlerin eline geçecektir.</p>
<p class="NoSpacing">T. M:Yöremizde nasıl bir tarım yapılabilir? Ne önerirsiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Getirisi yüksek olan ürünlerle tarım ekonomisi geliştirilebilir. Mümkünse içi yenilen veya yeraltında yetişen yumrulu bitkiler düşünülebilinir.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: İlçe Tarım Müdürlüğünden veya Ziraat Odasından bir davet aldınız mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Hayır almadım. Yıllar önce ADD adına Arkadaşım Fehmi Özsoy’dan teklif geldi. Severek gittim. Ancak salonda 8---10 kişi vardı. Tatmin edici bir konferans olmadı. Ziraat Odası Başkanı Şenyüz Buğday okul arkadaşımdır. Davet gelirse ve sağlığım elverirse seve seve giderim. Tarım ekonomisiyle ilgili sunumu yaparım.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Organik tarım hakkında ne düşünüyorsunuz? İlçemizde yapılabilir mi?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Santralin etki alanı dışında yapılabilir. Kimyasal analizler sonucu bu mümkündür.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Nevzat Çağlar Tüfekçi Arkadaşımızla yaptığınız kitap çalışması hakkında bilgi verebilir misiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: 2 Yıla yakın bir çalışmamız oldu. Nevzat Bey ‘’ Hocam sizin bir şairlik yanınız,&#160; bir Akademik kariyeriniz ve bir de organ nakli konusunda bilginiz var,&#160; bir başka yürekle yaşıyorsunuz,&#160; gelin tüm bunları bir kitap haline getirelim’’ dedi. Bende severek kabul ettim. Sağ olsun. Henüz basılmadı. Umarım en kısa sürede basımı yapılır.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Şiir yazma tutkusu sizde ne zaman başladı?Şiirleriniz nerede yayınlandı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Şiir tutkum çocukluğumda ,&#160; gençlik dönemimde başladı desem yeridir. Eskiden kasaba pazarlarında Aşık kitapları satılırdı. Satın alır,&#160; hepsini bir çırpıda okurdum. İlk şiirim Ege Ekspres Gazetesinde yayınlanınca çok sevindim, havaya girdim. Sonra Yeni Asır,&#160; Demokrat İzmir ve daha sonra çeşitli dergilerde yayınlandı.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Hocam kaç tane şiir kitabınız var?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: İki tane basılmış eserim var. Biri elinde tuttuğun ‘’Ortak Kalpler Türküsü’’ diğeri ilk şiir kitabım ‘’Zaman Çiçeği’’adlı eserlerimdir. İki tane de basıma hazır bekleyen Başka Yürek ve Zeytinci Hurşit adlı eserlerim var. Umarım bunlarda en kısa zamanda basılır.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: En çok hangi şiirinizi seversiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: İnsan evlat ayırımı yapamaz. Hepsini severim. Bir gün bir etkinlikte ‘’Tükeniş’’ adlı şiirimi okudum. Kasketli biri geldi; ‘’Hayattan bezmişim,&#160; bıkmışım sende de aynı bıkkınlık var. Bırak bu tür şiiri Nazım Hikmet’ten oku ‘’ dedi.&#160; Nazım Hikmet’i o gün sanki yeniden keşfettim. Şiir dünyasında beni en çok etkileyen şairdir. 2000 yılında sağlık nedeniyle hastanede yattığım dönem ‘’Zaman Çiçeği’’ adlı şiir kitabımı,&#160; Şadan Gökovalı gözden geçirdi,&#160; kızım bastırdı.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Hangi tür kitapları okursunuz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Zaman zaman değişmiştir. Gençlik dönemi roman okurdum. Akademik dönemi daha çok ekonomi politikaları üzerinde kitapları okudum. Özellikle toplumsal sorunları analiz eden kitapları felsefe dahil okumuştum. Sabahattin Ali,&#160; Yaşar Kemal,&#160; Orhan Kemal ve Fakir Baykurt’un eserlerini severek okudum.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Hobileriniz nelerdir?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: En önemli hobim doğa’dır. Dağlara olan özlemim bitmez tükenmez. Nif Dağı eteğindeki 8 dönümlük bahçemi ,&#160; çiftliğimi özlüyorum. Bahçeler ve çiftçilik benim sevgimdir.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Aldığınız ödüller var mı? Hangi dalda kaç ödül aldınız?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Bir çok dalda ödül,&#160; plaket aldım. En önemli olanları söyleyeyim; 1995 yılı Türkiye Tütüncüler Derneği ödülü,&#160; 1998 yılı Fransa Hükümetinin Tarım—Gıda Kalite Plaketi ,&#160; 2002 yılı Türkiye Milli Kooperatifleri Birliği ödülü ve geçen yıl Muğla Gazeteciler Cemiyetinin özel ödülünü aldım.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Şadan Gökovalı ve yöremizin en iyi yazarlarından Hamdi Topçuoğlu’nu bize anlatabilir misiniz?Arkadaşlığınız ne zaman başladı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Şadan Bey’le arkadaşlığımız Ege Ekspres’te sanat sayfası yönetmeni olduğu dönemde başladı. Şiirlerimin yayınlanması için gidip gelirken tanıştık. O sırada ayrıca TRT de program yapıyordu. Eski kadim,&#160; can dostum olan bir arkadaşımdır.&#160; Hamdi Bey’le bir kitap evinde tanıştık. Aynı yörenin insanı olduğumuz için çabuk kaynaştık. Kendisini çok severim. Her iki dostuma buradan sevgi ve saygılarımı iletirim.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Ülkemizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Endişe edilecek bir durum var mı?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Endişelerim var ama hiç umutsuz değilim. Ülke korkunç bir finans kapitalin kıskacı altında. Gelecekte bunu yeneceğimizi inanıyorum. Modern, çağdaş yaşamı tehdit eden güçler var ama bu bir evrim meselesi. 2---3 kuşak böyle devam sürse de gelecekte aydınlığa çıkacağımızı umuyorum. Umutsuz olmayalım. Cumhuriyet ilkelerini benimseyen gençlik bunun hakkından gelir. Geleceğini de canı gönülden inanıyorum.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Aydın kişi kimdir?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Kendi kişisel egolarını aşmış,&#160; özellikle ülkenin,&#160; toplumun ve doğal olarak insanın bilgi ve düşüncesini çoğaltmaya ve onların toplumsal yaşamsal sürece katılmasını araştıran ve çözümsel mekanizmayı üretebilecek bir kişi diye tarif edebilirim.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: İlçemizi kültür ve sanat açısından nasıl görüyorsunuz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Yetersiz buluyorum. Bir festivale katıldım. Biz Şairleri en sona bıraktılar. Şiirimi okudum ama Ampi Tiyatroda izleyici kalmamıştı. Haliyle üzüldük tabi. Organizasyon zayıftı. Halkımız görsele önem veriyor. Belediyeler önce kendi kültürünü sahip çıkmalı. Kültürel ortam oluşsun.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Hocam çok üzüldüm. Umarım gelecekte tüm bu aksaklıkları aşarız. Size sormamı istediğiniz bir soru var mı? Başka ne sormamı isterdiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Sizin köyden niye bir başka okuyan olmadı diye sorabilirdiniz? Cevabım şu olurdu: 40---50 senelik süreç içinde Cazkırlar Köyü parça parça oldu. Yeşilköy, (Işıkdamı) Havdan ve Yayla Köyü Cazkırlardan ayrılmadır. Taşımalı eğitimi girdi araya. Köydeki çocuklar Liseyi aşamıyor. Eğitimin kalitesi düştü. Harcamalar arttı. Üzücü bir durum var ortada. Yine de umutsuz olmamak gerekiyor. Halkımız zekasıyla bu sorunu da aşacaktır. Ben köyüme ve köylüme güveniyorum. Onları çok seviyorum.</p>
<p class="NoSpacing">T. M: Ayhan Hocam bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Cemile Hanım bizi ağırladığınız için sağ olun. Ayrıca iki eserinizi imzalayıp hediye ettiğiniz içinde teşekkür ederim. Sizinle tanışıp söyleşi yapmak büyük bir şerefti. Her şey gönlünüzce olsun. Yatağan’lı olarak sizinle gurur duyuyoruz. İlçemizde sizi ağırlamak istiyoruz. Umarım en kısa sürede tekrar görüşürüz. Son olarak ne söylemek istersiniz?</p>
<p class="NoSpacing">A. Ç: Ben teşekkür ederim. Yerel kültürümüzün canlanması için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Sağlık sorunum olsa da elimden geldiğince katkı vermeye devam edeceğim. O topraklarda doğdum,&#160; o toprakların çocuğuyum. Memleketimi ve insanlarını çok seviyorum. Nerde olursan ol insan toprağını,&#160; yurdunu özlüyor. Tüm hemşerilerimi saygı ve selamlarımı sunuyorum.</p>
<p class="NoSpacing">KALBİM REHİNDİR SEVDANA</p>
<p class="NoSpacing">Gün ışıkları terk ederken uzak kıyıları</p>
<p class="NoSpacing">Göğsümde yıllanan o yürek acıları</p>
<p class="NoSpacing">Bir cemre düşüşü sularına nehirlerin</p>
<p class="NoSpacing">Bencik dağlarında,&#160; Cazkırlar’da</p>
<p class="NoSpacing">Teke kokulu keçi ağıllarında</p>
<p class="NoSpacing">Oğlak seslerine karışıyor eski sevdalarım</p>
<p class="NoSpacing">Unutulmasın.&#160;<a name="_GoBack"></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2015 18:34:02 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_gururu_tarim_uzmani_profesor_bilim_adami_ve_ortak_kalpler_turkusu_sairi_ayhan_cikin_h6962.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞAN’IN SEVİLEN SESİ TÜRK SANAT MÜZİĞİ SANATÇISI DİLEK ŞAFAK ÇAKAR</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-sevilen-sesi-turk-sanat-muzigi-sanatcisi-dilek-safak-cakar-6939</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-sevilen-sesi-turk-sanat-muzigi-sanatcisi-dilek-safak-cakar-6939</guid>
                <description><![CDATA[Sesi güzel,  kendisi güzel, hemşerimiz Dilek Şafak Çakar Hanımı,  ilk kez canlı olarak geçen sene Ağustos ayında İlçemizde (Amfi Tiyatroda) TRT nin programı ‘’Egeden Ezgiler’’ adlı konserinde izledim.  Müthiş zevk aldım. Harika bir konserdi. Etkisinde kalmamak elde değildi. Bir gün mutlaka sevgili hemşerimiz Dilek Hanımla tanışmak ve söyleşi yapmak istiyordum. Belediyemizin düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği için İlçemize geleceğinin müjdesini Erkan Demirel Arkadaşımızdan alınca çok sevindim. Telefonla konuşarak konser öncesi söyleşiyi Pınarbaşı’nda yapmak için randevuyu aldım. Konser öncesi biraz telaş olsa da söyleşiyi gerçekleştirdik. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Mütevazı, &#160;donanımlı ve sıcak bir kişiliği var. İlçemiz adına,&#160; Leyneliler adına her daim gurur duyacağımız Türk Sanat Müziğinin altın sesi, Sanatçımız Dilek Şafak Hanımı gelin biraz daha yakından tanıyalım:
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Dilek Hanım İlçemize daha doğrusu memleketinize hoş geldiniz. Öncelikle siz de çalışan, &#160;emek harcayan bir bayan olduğunuz için Dünya Emekçi Kadınlar gününüzü kutlarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Dilek Şafak: Hoş buldum. Bu güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tarihte nerede doğdunuz? Anne ve baba tarafınız nerelidir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: 22. &#160;5. &#160;1968 tarihinde Aydın’da doğdum. Anne tarafım, &#160;Aydın—Bey Köylüdür. Baba tarafım, Yatağan---Turgut’tan( Leyneli) olup, &#160;bende bu toprakların çocuğuyum. Babam emekli Öğretmen H. İbrahim Şafak, &#160;rahmetli oldu. Mekânı Cennet olsun. Onu çok severdim. Annem de emekli ilkokul öğretmenidir. Ümit adında bir erkek kardeşim var. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İlkokulu, &#160;Ortaokulu ve Liseyi nerede okudunuz? &#160;Hatırladığınız Öğretmenleriniz var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: İlk, Orta ve liseyi Aydın’da okudum. Lise de Müzik Öğretmenim Dilek Doğancı Hanım, &#160;beni müziğe teşvik etti. Onun emeğini unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Üniversiteyi Ege Devlet Türk Müziği Konservatuar Temel Bilimler Bölümünde okudum. Eşim Ali Çakar’la orada tanıştım. Şimdi de 20 yıllık bir evliliğimiz var ve çok mutluyuz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Mutluluğunuz daim olsun. &#160;Evlilik ne zaman oldu? &#160;Kaç çocuğunuz var? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: 7. &#160;10. &#160;1995 tarihinde İzmir’de Türk Halk Müziği Sanatçısı Ali Çakar Bey ile evlendim. İki oğlum var. İsimleri, &#160;Ata ve Arda. Onları çok seviyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Türk Sanat Müziği Sanatçısı olarak sizi beğenerek izliyor ve takdir ediyoruz. Özellikle bizim hemşerimiz olduğunuz için de ayrıcalığınız var. Gururumuzsun. Müzik tutkusu sizde ne zaman ve nerede başladı? Sizi etkileyen ne oldu da sanatçı oldunuz? Sizi kim keşfetti? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Birinci derece babamdır. Rahmetli babamın desteği ve emeği çok önemlidir. Işığı bol olsun. Aydın bir insandı. İkinci olarak Müzik Öğretmenim Dilek Doğancı Hanımdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bu işi TRT de ana kaynağından mı öğrendiniz? Bunun etkisi nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Konservatuar okudum. Kaynağı elbet burasıdır. En büyük eğitim kaynağı TRT dir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüyle ilgili ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Kadına hürmet, &#160;saygı, sevgi en önemlidir. Bu bir güne değil 365 güne sığması lazımdır. Her gün biz kadınlar için önemli olup şiddete ve tacize karşıyız. Sevginin ve hoşgörünün erdemi bütün herkesi kucaklaması dileğiyle Emekçi Kadınlar Gününü kutlarım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Çoğu insanın hobi olarak gördüğü meslekle siz, &#160;işiniz olarak uğraşıyorsunuz. Bu sizde ne gibi bir duygu uyandırıyor?&#160; Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Beni müzik besliyor. &#160;O yüzden hem hobim, &#160;hem de mesleğim. Müziği severek yaptığım için duygu ve düşüncelerimde bir ayırım yapamıyorum. Mesleği hobiye dönüştürebiliyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: İleride müzik yaşamınızla ilgili ne gibi hedefleriniz var? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Zaten Eğitimciliğim devam ediyor. Emekli olduktan sonra da yine Eğitimcilik yapmak istiyorum. Müzik benim hayat damarım. Müzik eğitimine devam edeceğim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Bir ses sanatçısı olarak bir gününüz nasıl geçiyor? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Rollerim çok büyük. İyi bir eş, &#160;iyi bir hoca ve iyi bir Anne bir güne zor sığıyor. Zamanım yetmiyor desem yeridir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sizin yolunuzdan giden gençlere ve ses sanatçısı olmak isteyenlere ne gibi önerilerde bulunursunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Bu yola başvururlarsa önce Eğitim almaları gerekiyor. Her şeyin başı mutlak eğitimdir. Sonrası gayret etmeleri ve müziği sevmesi gelir. Bunları yaptılar mı gerisi kendiliğinden gelecektir. Çalışanlar ve emek verenlerin çoğu başarmıştır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Müzik adına en çok nelerden şikâyetçisiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Popülizmden şikâyetçiyim. &#160;Gerçek sanatçılara değer verilmiyor. Popülizm her alanda olduğu gibi müzik dünyasını da olumsuz etkiledi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Kendinize vakit ayırır mısınız? &#160;Kostümler, &#160;takılar ve ev işleri hepsiyle siz mi ilgilenirsiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Hepsiyle her şeyle ben kendim ilgilenirim. Özel bir yardımcım yok. Sadece haftada bir temizlik için bayan görevli gelir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Yakında bir eseriniz çıkacak mı? &#160;Başka bir çalışmanız olacak mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: 1992 yılında ‘’Merhaba’’ adlı bir kaset çıkardım. Şimdi de yeni projelerim var. Daha eyleme dönüşmedi. Albüm çalışması olarak çıkacak. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dilek Hanım, &#160;bende Turgut’tan (Leyne) evli sayılırım. Kayınvalidem Leyneli Muhtar İsmail kızı Serpil Hanımdır. Leyne’nin kızları (Antik çağ Lagina’da Tanrıça Hekate -ay tanrıçası- bunu Su, &#160;Şarap ve Zeytinyağı’nın bolca kullanılması ve kadınlığın son döneminde de güzel olmasıyla açıklar. O dönemden günümüze gelen kızlardaki güzellik ve asalet halen daha devam ediyor. ) çok güzeldir. Yöremizde güzellikleriyle meşhurdur. &#160;Aynı zamanda akıllı kızlardır. Cumhuriyetçi, &#160;çağdaş ve modern yaşam tarzlarıyla Muğla’mızda örnektirler. &#160;Siz de buralısınız ve güzel bir bayansınız. Güzel kalmak için ne yapıyorsunuz? Güzelliğinizi neye borçlusunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Teşekkür ederim. &#160;Kalbimden sevgiyi, bedenimden huzuru ve aile birliğimi koruduğum için güzelim. Yalnız dış güzellik yetmiyor. İç güzellikte önemlidir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Sanatçı olmanın erdemi ve önemi sizce nedir? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Öncelikle iyi bir insan olmak, &#160;Allah vergisi kabiliyetin olması ve bir de bunu zekâyla birleştirirseniz sanatçı kimliği ortaya çıkıyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Her hangi bir enstrüman çalıyor musunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Amatörce Kanun çalıyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Güfte ve beste çalışmanız oldu mu? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Güfte çalışmalarım zaman zaman oluyor. Ama şu an netleşen bir durum yok. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Hangi tür kitaplar okursunuz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Daha çok müzikle ilgili kitapları okurum. Boş vakit bulamıyorum. Bulduğum zaman Türk Tarihiyle ilgili kitapları zevkle okurum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Meslek yaşamınızda sizi etkileyen veya unutamadığınız bir anınız var mı? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Toprağı bol olsun. Rahmetli Müzeyyen Senar’ın İzmir’deki evine, 15 yıl önce sanatçı arkadaşlarla beraber ziyaretine gittik. Hoş sohbet tanışma derken bir ortam buldum ve kendisine tavırdan bahis açtım. Müzikte tavır ve üslup bir ders konusudur. “Müzeyyen Hanım, &#160;öğrencilerimize tavır konusunda ne önerirsiniz? ’’ diye sordum. Bana cevabı şu oldu: “Herkes kendi üslubunu ve kendi tavrını kendisi belirlesin. Bir başkasını sakın taklit etmesin” dedi. &#160;Taklitle bir yere gelinemeyeceğinin dersini Müzeyyen Hanım’dan almış olduk. Bu anıyı hiç unutamam. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Akademik çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktayım. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M: Dilek Hanım sizinle tanıştığım ve bu güzel söyleşiyi gerçekleştirdiğimiz için mutluyum. Sizin sesinizi çok beğeniyorum. Eğilmez Başın Gibi ‘’Efem’’ şarkısını sizden dinleyince tüylerim diken diken oluyor. Umarım en kısa sürede sizi ve eşiniz Ali Çakar Beyi tekrar aramızda görürüz. Her şey gönlünüzce olsun. Söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">D. Ş: Ser de Zeybeklik var tabi… Genlerimize işlemiş. Oğlum Ata çok güzel zeybek oynar. Efem şarkısını bende severim. Sizin için bir daha ki gelişimde okurum. Bende sizlerle tanıştığım için memnun oldum. Kitabınızda yer vereceğiniz için de sağ olun. Ayrıca söyleşi için çok teşekkür ederim. Bu sözde değil kalıcı bir çalışmada bulunmaktan gurur duydum. Tüm hemşerilerimi saygı ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın… Sevgiyle kalın…&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2015 18:59:17 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_sevilen_sesi_turk_sanat_muzigi_sanatcisi_dilek_safak_cakar_h6939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZEYTİN DELİCESİ ŞAİR ÖĞRETMEN MUAMMER ÖZLER</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytin-delicesi-sair-ogretmen-muammer-ozler-6922</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/zeytin-delicesi-sair-ogretmen-muammer-ozler-6922</guid>
                <description><![CDATA[Şair olmak bir yetenek işidir. Şiir yazmak için de bir yerlerden esinlenmen gerekiyor. Yaşadığın yörenden beslenmek ve kültüründen gelmekte bir kaynaktır. Muammer Özler Hocam, tarım çocuğu olduğu için şiirlerinde hep yereli öne çıkarmıştır. Şiirlerini derleyip bir kitap haline getirdiği “Zeytin Delicesi” adlı eserinde bunu görebiliyoruz. Zevkle okunan şiirleri için hocamızla gurur duyuyoruz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;<span style="font-size: 10pt;">Edebiyat sevgimizden dolayı sıkça bir araya gelir, saatlerce sohbet ederiz. Konferanslara, sunumlara, resim ve karikatür sergilerine, kitap imza günlerine ve birçok etkinliğe beraber gideriz. Bitiminde kritik yapar, </span><span style="font-size: 10pt;">&#160;</span><span style="font-size: 10pt;">gittiğimiz etkinliğin zevkine varırız. Her ikimize saatler, günler yetmez. Gün içinde zaman bizlere okuyup yazdığımız içinde yetmiyor. Emekli olunca vakit geçiremiyorum diyenler Muammer Özler Hocamdan örnek alsınlar. Bol kitap okur. Çok efendi, aydın, akil ve üretken bir insandır. Yaşamını gıptayla izlerim. Örnek alırım. Her sözüne önem veririm. Çok severim. </span><span style="font-size: 10pt;">&#160;</span><span style="font-size: 10pt;">Kendisiyle söyleşi yapmak istediğimi söyleyince mütevazı davransa da ısrarım üzerine İlçemizdeki Kültür Evinde söyleşi yaptık. Burada bize açılan odayı çok beğendi. Mutlu oldu. Gelin onu biraz daha yakından tanıyalım:</span>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">&#160;</span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Muammer Özler: 1944 yılında İlçemizin Şeref Köyü’nde doğdum. Baba tarafım Hacı Mollalar sülalesindendir. Anne tarafım Hacı Kibarlar sülalesindendir. Duyumlarıma göre Kavaklıdere Bölgesinden gelerek Şeref Köyü’ne yerleşmişler. Bir tarafı Yörük Obalarına dayanmaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Babam, çevrenin meşhur Semerci Ustası olarak anılan Mustafa Özler’dir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Çocukluğum genel olarak tütün tarlalarında aileme yardım ederek ve inek otlatarak geçmiştir. Bu nedenle çocukluk dönemi oynadığımız oyunlarda kırlarda oynanan oyunlar olmuştur. Dikme taş, hamam kızdı, uzuneşek, çelik çomak oynardık. Ayrıca kozalaklardan deve katarı, söğüt ve çam ağaçlarından da dilli düdük ve borazan yapardık. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Köyümde okudum. İlk yıl köyümdeki Eğitmen Süleyman Uyar’da, 4 yılda Hüseyin Acar, İbrahim İkiz ve Güngör Elmas’ta okudum. 1955 yılında bitirdim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlkokul anılarınızdan paylaşmak istediğiniz var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Mezun olurken, Yatağan’a vesikalık fotoğraf çektirmeye geldik. Fotoğrafçı İzzet Önal Amca bizim resimlerimizi çekti. O günü o anı hiç unutamam. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Ortaokulu nerede okudunuz? &#160;Hatırladığınız Öğretmenleriniz, arkadaşlarınız ve anılarınız var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: 1955 Yılında Yatağan Ortaokulu’na girdim. Öğretmenlerim; Necmettin Özdamar, Ali Sonkul, Nihat Acar, &#160;Agah Meşeli ve Mehmet Gür’dü. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Arkadaşlarım; Mehmet Mandal, Mustafa Alkan, Ziya Özdemir, Süreyya Özen, M. Ali Özdemir, Adem Özen, Nezahat Özmen, &#160;Alihsan Özmen, Mehmet Alpözen, Adile Savaş, Nebahat Savaş, Müştak Yeter, Nevzat Yeter, Yüksel Sönmez, H. İbrahim Uzun, Yaşar Uzun, İstemi Namlı, Şenol Soydaş, Musa Coşkun, İsmet Kandemir ve Mustafa Karabıçak idi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Liseyi nerede okudunuz? &#160;Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Ortaokulu bitirdikten sonra sınavlara girerek Ortaklar Öğretmen Okulu’nu kazandım. 3 yıl okudum ve 1961 yılında mezun oldum. Bilindiği üzeri Öğretmen Okullarında bütün derslere olduğu gibi edebiyat, müzik, resim ve beden eğitimine çok önem verilirdi. Her hafta sınıflar arası şiir ve öykü yarışmaları düzenlenirdi. Şiir yarışmasına Bahattin Uyar’ın “Muallim Bey” adlı şiiriyle, ikinci bir yarışmada Feyzullah Ertuğrul’un “Anama” adlı şiiriyle birinci oldum ve ödül aldım. Bu ödüllerdir ki bugünkü şiire ve edebiyata karşı olan ilgim, sevgim buradan kaynaklanmaktadır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Üniversiteyi nerede okudunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Yüksek Öğrenimimi 1984 yılında Denizli Eğitim Yüksek Okulunu dışarıdan bitirerek tamamladım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: 4 Aylık temel eğitimin 2 ayını Manisa’da ve Menemen’de yaptıktan sonra gerisini Samsun—Düzköy’de Öğretmen olarak tamamladım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Evlilik ne zaman oldu? &#160;Çocukların durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Askere gitmezden önce 1964 yılında Şeref Köyü’nde düğünüm oldu. Eşim Saniye Hanım yine kendi köyümüzden Hacı Kibarların Sülalesi’ndendir. Evliliğimden biri kız, biri oğlan iki çocuğum oldu. Oğlum Mustafa Erdem, &#160;İstanbul’da kendi kurduğu reklam ve tanıtım ajansında çalışıyor. Kızım Özlem, Veterinerdir. Mutlu bir yuvam var. Sevgi dolu yaşıyoruz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M:Mesleğe ilk nerede başladınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: İlk görev yerim Yava-Kayırlı Mahallesi İlkokulunda Müdür—Öğretmen olarak çalıştım. Sonra kendi köyüm olan Şeref Köyü’ne atandım. 3 yıl çalıştım. Askere gittim. Asker dönüşü yine kendi köyümde 16 yıl çalıştıktan sonra sıramın gelmesi nedeniyle Yatağan Atatürk İlkokulu’na Öğretmen olarak geldim. Sinan Bey, Kıbrıs ve en son TEK Mehmet Akif Ersoy Okulu’ndan 1992 yılında emekli oldum. Kıbrıs ve Sinan Bey’de Müdürlük yaptım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Şunu belirteyim ki emekli olan birisine yöneltilen ilk soru “emekliliğini veya günlerini nasıl geçiriyorsun?” şeklinde olur. Benim bu soruya yanıtım, bir gün bana yetmiyor şeklinde olur. Çünkü yazmak, okumak, araştırmak benim başlıca hobilerim olmuştur. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Şeref Köyü’ndeki tiyatro günlerini bize anlatır mısın? &#160;Sizi yönlendirenler kimlerdi? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Bahattin Uyar Abi ve Necati Özler Abimizle bir araya geldiğimizde tiyatro oyunlarından konuşurduk. Tam bu kıvamda 1961 yılında köyümüze Mehmet Başkalem, Mustafa Şendoğdu ve Sami Uçkunoğlu adında yedek subay öğretmenler atandı. Gelen Öğretmenler de tiyatro aşığıydı. Çalışmalara başlandı ve 1962 yılında Yatağan Ortaokulu ile ortaklaşa Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre’’ adlı oyunu sahnelendi. Bu oyunda Abdullah Çavuş rolünü üstlenen Abim Necati Özler, büyük bir başarı sağladı. Nur içinde yatsın. Ertesi yıl Bahattin Uyar “Pusuda” adlı oyunun köyümüzde sahnelenmesi için çalışma başlattı. Ayrıca Para Delisi, &#160;Ormanda ve Karaların Mehmetleri oyunlarını da sergiledik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Şiire karşı ilginiz ne zaman başladı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: İlkokulda ders kitaplarındaki şiirleri yüksek sesle bağıra bağıra okumak hoşuma giderdi. Ortaokula gelince de şiirle olan arkadaşlığım daha da çoğaldı. Artık Türkçe derslerinde şiirleri inceliyor, ölçü—vezir—uyak, redif nedir konularında bilgilerimiz artıyordu. Türkçe Öğretmenimiz “çocuklar sizde şiir yazabilirsiniz” deyince sevindik. O zamanlar hece vezni geçerliydi. Ben de çocuksu bir dil ile şöyle bir beyit yazmış gelmiştim:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Bir kuzu aldım bu yaz<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Tüyleri gayet beyaz<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Bu kuzum arkamdan gider<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Yünlerini ninem dider<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Ben kuzumu arkamdan gideririm<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Tarla kenarlarında ot yediririm. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Öğretmenim bunları okuyunca “Sen şiir yazmaya devam et” demişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Zeytin Delicesi adlı şiir kitabınızı tanıtır mısınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Şiirlerim önce Muğla’da Ferayi adlı dergide daha sonra Fethiye’de Beş Kaza dergisinde yayınlanıyordu. 2004 Yılında bu şiirleri derledim ve “Zeytin Delicesi” adlı eserimi çıkardım. Kitabın adını esinlenmem şöyle oldu: Delice zeytinin yabanisi olan bir ağaçtır. Bu ağaca aşı yapılırsa asıl zeytin ağacı elde edilir. Bu akılsızın akıllanması, &#160;tutumsuz olanın tutumlu olması, okumayanın okuması ve üretmeyenin üretmesi manasına da gelir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">ZEYTİN DELİCESİ<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Tarlanın ortasında olacakmış çukur<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Derinlik elli santim<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Genişlik elli yedi, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Yanık toprak konacakmış dibine<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Nadasın yanmış toprağından<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Evlek boyu sürülecekmiş yören<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Nisanda mı olacak<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Mayısta mı bilmem, <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Ak buzlar gibi ağaracakmış gövden<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Kireç badanasından<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Bir de aşı yapacakmışım <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Gün dönümüne üç gün kala <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Umarım o zaman uslanırsın<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">Zeytin delicesi!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hangi tür kitapları okuyorsunuz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Başta şiir kitapları olmak üzerine öncelikle köy romanlarını okurum. Fakir Baykurt, &#160;Yaşar Kemal, &#160;Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın ve Sabahattin Ali gibi yazar farkı gözetmeksizin her türlü kitabı okurum. Kitaplar en iyi arkadaşımdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Hayat sizce nedir? Bakış açınızı öğrenebilir miyiz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Hayat bence bir şarkının veya bir türkünün başlayıp güzel seslerle icra edilerek sonlanması gibidir. Bu nedenle insanlar birbirlerine kardeşçe, dostça bakmalıdır. İnsanlar arası ilişkiler özgürlük. Hukuksal ve Atatürk İlkelerinin doğrultusunda sürdürülmelidir. İyi bir çevre yaratmak yeşillerle, kitaplarla, müzikle ve sanatla sevişmek bütün insanların ilk görevleri olmalıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: İlçemizi kültür ve sanat açısından nasıl görüyorsunuz? &#160;Yapılan etkinliler yeterli midir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Nerede bir tiyatro izlesem, &#160;bir konser dinlesem “bu çalışmaları Yatağan’da da yapabilir miyiz” diye düşünür dururum. Arkadaşım Savaş Kalelioğlu’yla birlikte hem fikir olarak 2000 yılında Yatağan Sanat ve Kültür Derneğini kurmaya karar verdik. Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği dallarında pek çok konserler verdik. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Adabelen sevgisi nereden geliyor. Nabide Kılınç ile bir araya geldiniz mi Adabelen sohbetine başlıyorsunuz. Okuyucularımız için biraz Adabelen’i ve dergisini tanıtır mısınız? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Adabelen, &#160;Ortaklar İlk Öğretmen Okulu’nun (Eski Köy Enstitüsü ) kurulduğu tepenin adıdır. Her yıl 16 Martlarda (Öğretmen Okullarının kuruluş yıl dönümü) bütün Adabelenliler okulda toplanarak kuru fasulye ve pilav günü yaparlar. Ayrıca Adabelen Dergisi üç ayda bir çıkar ve şairlerin şiirleri, &#160;yazarların eserleri burada tanıtılmaktadır. Benimde sürdürmekte olduğum son şiir ve yazılarım bu dergide yayınlaşmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">T. M: Muammer Hocam, &#160;bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:10.0pt">M. Ö: Her şeyden önce sizin böyle bu uğraş içinde olduğunuzu, araştırmalarınız ve yazılarınız, özellikle kitap tanıtımlarınız için tebrik ve teşekkür ediyorum. Bir kitap tanıtmak, başkasına bir kitap edindirmek gibidir. Beni de değer verip tanıtım kervanınıza yeğ gördüğünüz için teşekkür ederim. Buradan tüm Yatağanlı hemşerilerime saygı ve sevgilerimi sunuyorum.&#160;<o:p></o:p></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2015 19:07:30 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/zeytin_delicesi_sair_ogretmen_muammer_ozler_h6922.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞANIMIZIN GURUR DUYDUĞU BİLİM ADAMI PEYAMİ CİNAZ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gurur-duydugu-bilim-adami-peyami-cinaz-6891</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gurur-duydugu-bilim-adami-peyami-cinaz-6891</guid>
                <description><![CDATA[Profesör Doktor Peyami Cinaz, Akademik kariyerinin zirvesine bilgisi ve çok çalışması sonucu gelmiştir. Yatağan’ın ve yöremizin her daim gurur duyması gereken seçkin bir bilim adamıdır. Kendisini ortaokul döneminden beri tanırım. Benden üç yaş büyüktür. Canan Halamız, Cinaz Ailesine gelin gittiği yıllardan beri Peyami Beyi ve ailesini iyi bilirim. Köklü, hatırlı ve saygıdeğer bir ailedir. Eski Bozüyük Belediye Başkanı, mahalle arkadaşım, rahmetli Ahmet (Cinaz) Yüksel de Sadet Cinaz Amcamızın oğludur. Toprağı bol olsun. Peyami Bey, gençlik döneminde Muğla’da ilk Ülkü Ocağını Bozüyük’te kuran ve başkanlığını yapan kişidir. İdealist ve davasına sahip çıkan bir ülkücüdür. Tepeden inme, sonradan MHP’ye giren ve aday olan biri değildir. Ankara bürokrasisini iyi bilen ve siyasetini tanıdığı içinde Muğla’dan MHP aday adayı olması bizi sevindirdi. Umarız her şey yolunda gider ve seçilirse Yatağanımız’dan bir vekil çıkarırız. Yolu açık olsun. Başarılar dileriz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Peyami Bey ile önce Pınarbaşı’nda söyleşi yaptık, daha sonra Demeç Gazetesi’ne giderek nezaket ziyaretinde bulundu. Peyami Bey’i gelin biraz daha yakından tanıyalım:
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Peyami Bey, ilçemize daha doğrusu memleketine hoş geldin. Kendini tanıtır mısın? Hangi tarihte ve nerede doğdunuz? Ailenizin Lakabı var mıdır? Nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Peyami Cinaz: Hoş buldum. 07.05.1954 tarihinde Bozüyük’te doğdum. Baba tarafım, Cinazlar Sülalesi diye bilinen Ali Cinaz’ın oğluyum. Anne tarafım, Yatağanlı Kasaplar (Özdemirler) sülalesinden Osman kızı Mediha Hanımdır. Adımı Dayım Fehmi Özdemir, Yazar Peyami Safa’dan esinlenerek koymuştur. İki kardeşiz. Abim Sadık Cinaz, Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu İzmir Bölge Müdürü olarak görev yapmaktadır. Ailemle gurur duyuyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınız ve oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Okul öncesi çelik çomak, futbol, saklambaç ve körebe türü oyunlar oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Bozüyük İlkokulu’nda okudum. Müdürümüz kendi köyümüzden Süreyya Buğday’dı. İyi bir eğitimciydi. Disipline çok önem verirdi. Öğretmenim Mustafa Karadağ’dı. Tam gün eğitim alırdık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Hatırladığınız Öğretmenleriniz ve anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Yatağan’da Ortaokulu okudum. Abdullah Gün edebiyat öğretmenimizdi. Namık Bey, tarih öğretmenimizdi. Yabancı dil (Fransızca) derslerimize Doktor Ünal Toksöz girerdi. Okul arkadaşlarım; Mehmet Şahbudak, Abidin Özmen, Ayhan Özdemir, Gülsiye Delibaş ve M. Ali Ceviz idi. Hatırlayamadıklarım kusura bakmasın. Abdullah Hoca’dan 9 almıştım, niye 10 alamadım diye çok üzülmüş ve ağlamıştım. ‘Neden ağlıyorsun?’ diye sormuştu. Bir daha çok çalış gelecek sefer 10 alırsın diye de gönlümü almıştı. O günü hiç unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Liseyi Muğla Turgutreis Lisesi’nde okudum. Ali Çakmak, Süleyman Soylu, &#160;Mehmet İnce, &#160;Nazif Kokgün, H.İbrahim Yiğit ve Cavit Tığ okul arkadaşlarımdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Lisede okurken Toksözlerin damadı köyümüze sık ziyarete geldiğinde konuşurduk. Kendisi Yüksek Kimya Mühendisiydi. Ondan çok etkilendim. Yüksek Kimya Mühendisi olmak isterdim. Liseyi bitirdikten sonra Üniversite sınavına girdim. ODTÜ Matematik ve Ankara Hukuk Fakültesi’ne girmem için puanım yeterliydi. Aynı zamanda Hava Harp Okulu sınavına girdim. Onu da kazandım. Ama idealimde Yüksek Kimya Mühendisliği olduğu için hiç bir yere girmedim. Tekrar sınavlara, dershaneye gitmeden evde hazırlandım. Lise kitaplarını ve test kitaplarını önüme koydum, çalıştım. O yıl sınavlara girerek Türkiye’de 54. Oldum. En yüksek puan o dönem Hacettepe Tıp Fakültesiydi. Sadık Ağabey’im, beni oraya yönlendirdi. Ben yine iki yere ön kaydımı yaptırdım. Daha sonra iyice araştırınca Tıp okumaya karar verdim. Tıp Fakültesi, çok yoğun ve ağır eğitim verilen bir yer. Onun için günümün çoğunluğunu çalışarak geçirirken diğer zamanlarımda spor yapıyordum. Futbol ve tekvando sporuyla ilgileniyordum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Üniversite sonrası meslek yaşamınıza nerede başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Tıp Fakültesini bitirdikten sonra ilk görev yerim, Afyon—Serban Sağlık Ocağı oldu. 3 ay çalıştım. İhtisas sınavlarını girerek Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve hastalıkları bölümüne asistan olarak başladım. 4 yıl asistanlıktan sonra Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığımı aldım. Asistanlık dönemimde yurt içi birçok kongreyi katılarak sunular yaptım. Ve yaklaşık 10 adet yurt içi yayınlarım oldu. Son yılımı da Başasistan olarak geçirdim. Buradaki görevimi bitirdikten sonra, kurayla Ankara—Nallıhan Devlet Hastanesi’nde göreve başladım. Nallıhan’a gelen ilk Uzman Hekim oldum. Burada 1 yıl sonra Nallıhan Devlet Hastanesi Başhekimi oldum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Mecburi hizmetimi tamamladıktan sonra Erzurum Mareşal Çakmak Askeri Hastanesi’nde Çocuk Uzmanı olarak görev yaptım. Görevim bittikten sonra Denizli Devlet Hastanesi’ne görevlendirildim. Bu ara Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü yardımcı doçentlik sınavını kazanarak Denizli’de göreve başlamadan Adana’da göreve başlamış oldum. Adana doçentliğimi aldıktan sonra Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olarak göreve başladım. Ve halen burada görevime devam ediyorum. 1997 yılında Profesör oldum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hızlı bir çalışma dönemi yaşamışsınız. Ne zaman evlendiniz? Eşinizi ve çocuklarınızı tanıtır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: 7.1.1984 yılında evlendim. Eşim Nilgün Hanım, Aydın—İncirliova’dan olup ev hanımıdır. Bu evliliğimden Pelin ve Ceren isminde iki güzel kızım oldu. Pelin, Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümünü bitirdi ve Aselsan’da çalışıyor. Ceren, TOBB Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Çoğunlukla Üniversite Öğrenci eğitimi, &#160;hasta muayenesi ve Akademik çalışmayla geçer. Saat 17.00 dan sonra Özel Muayenemde hastalarımı kabul ediyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Akademik çalışmaların hakkında bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Asistanlık yıllarında başladım. Bu yıllarda başladığım yayınlarıma Öğretim Üyesi olduktan sonra hızla devam ettim. Ve 100 e yakın Uluslararası dergilerde yetmişe yakın Ulusal Dergilerde yazılarım, makalelerim yayınlandı. Çocuk Endokrin ile ilgili 3 kitabım, ayrıca bir çevirim mevcuttur. Ayrıca uluslararası ve ulusal 150ye yakın bildiri sundum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: İdari çalışmaların hakkında bilgi verebilir misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Pek çok görevlerim oldu. Üniversitede 3 dönem toplam 10 yıl Başhekimlik yaptım. Bir dönem Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde 3 yıl Dekanlık yaptım. Bunların dışında Üniversitenin Satın Alma Komisyonu Başkanlığı, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Gazi Hastanesi İSO Koordinatörlüğü ve Gazi Üniversitesi Kazalar Araştırma ve Önleme Enstitüsü Müdürlüğü yaptım. Son dönem Gazi Üniversitesi Rektörlük Seçimlerinde ilk üçe girmeme rağmen YÖK’te elendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi tür kitapları seviyor ve okuyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Mesleğim gereği Tıp kitaplarını okurum. Ülkemizde ve dünyadaki tıbbi gelişmeleri yakından takip ederim. Tıp kitapları haricinde tarih, roman ve güncel siyasi kitapları okurum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hobileriniz var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Sadece sporla uğraşıyorum. Tenis, futbol ve tekvando sporu yapıyorum. Ayrıca fırsat bulursam doğa yürüyüşü yaparak kendimi zinde tutuyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Tıp dünyasıyla ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mıdır? Sağlık konusunda ülkemiz ne durumdadır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Sağlık konusunda ülkemiz adına olumlu şeyler söylemek isterdim. Ancak ‘’görünen köy kılavuz istemez ‘’ misali pek iyiye doğru giden çalışmalar maalesef yapılmıyor. Hastanelerde hasta sayısının arttığını sevinen iktidarın, bununla övünmesini yanlış buluyorum. Bu övünülecek bir durum değildir. Aksine üzülmeliyiz. Hastalıklı bünyenin artması değil, azalması gerekir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hayatı bakış felsefenizi ve bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Şu yaşadığımız olaylara baktığımızda karamsar olmakla beraber geleceğimizi, &#160;gelecek nesiller için olumlu yöne değiştirebiliriz. Burada siyaset çok önemli... Ve bu dönem siyasete girmemdeki en büyük etken budur. Gelecekle ilgili değiştirebileceğim konularda etkin ve yetkin olabilmek için siyasete girdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hayırlı olsun. Neden Milliyetçi Hareket Partisi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Öğrencilik ve gençlik yıllarımda Ülkücü hareketin içinde yer aldım. Ve Muğla’da ilk kurulan Ülkü Ocağını Bozüyük’te biz kurduk. Ocağın, kurucu başkanı oldum. Kurucular arasında rahmetli Ahmet Yüksel kardeşimi özellikle belirtmek istiyorum. Ruhu şad olsun. Benden sonra Ahmet kardeşim başkanlığı devraldı. Bu yetiştiğim Ülkü Ocakları kültürünün siyasi yansıması olan MHP’ sinden aday olmamın ana nedenidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Ülkemizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Gelecekle ilgili çok umutluyum. Özellikle 7 Haziran seçimleri bu noktada belirleyici olacak. Aday olduğum MHP herkesi şaşırtacak şekilde oy alarak ülke yönetiminde yer alacaktır. MHP’nin güçlü kadrolara sahip olması bunun en önemli ispatıdır. Bizlere burada düşen görev vatandaşlarımızı MHP iktidar olabilecek güçte ve ülkeyi yönetecek kadroya sahip olduğunu anlatmaktır. Halkımızı inandırmamız gerekiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Güzel Köylü dizisinin yöremize özellikle doğup büyüdüğün Bozüyük’e büyük bir katkı sağladığı malum. Turizm ve ekonomik açıdan gelişmeler var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Köyümüzün tanıtımı anlamında diziler büyük katkılar sağlamaktadır. Emeği geçen herkesi kutlar, teşekkür ederim. Allah nasip eder de milletvekili olursam bu tür faaliyetlerin devamını ve diğer İlçelerimizi de yayılması için uğraş vereceğim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Işıklar içerisinde yatsın. Ahmet Yüksel arkadaşımızı burada anmadan geçmeyelim. Rahmetli için başka ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: Söylenecek çok şey var. Ama özetlemek gerekirse Bozüyük’ün bugüne, bu hale gelmesinde en büyük katkıyı yapan ve emeği geçen Ahmet kardeşimdir. Halkla hep iç içe yaşaması, verici olması, sorunlara çözüm araması, yoksullara ve fakirlere yardımcı olması ve özverili olması onun yapısında vardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Peyami Bey, Pınarbaşı’nın güzel akan suyu gibi hoş akıcı bir söyleşi gerçekleştirdik. Teşekkür ederim. Sizi özlemişiz. Benim için büyük bir keyifti. Siyasi yaşamınızda umarım, Pınarbaşı’nın suyu hürmetine iyi yönde akar gider. Her şey gönlünüzce olsun. Yatağanlılar adına da ve bir dostun olarak da, &#160;sevindirici haberlerini bekliyoruz. Başarılar diliyoruz. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">P.C: İyi dilekleriniz için asıl ben teşekkür ederim. Benim siyasete soyunmam ve milletvekili olmamdaki amacım Muğla halkına hizmet vermek, bugüne kadar çözülmeyen sorunları çözmek için gece gündüz çalışmaktır. Ankara bürokrasisini tanıyan birisi olarak bütün bu sorunları aşacağımı inanıyorum bugünlere gelmemi sağlayan yöre halkımı borcumu ödemek istiyorum. Bu toprakların çocuğu olmaktan gurur duyuyorum. Muğlalı olmak bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı ben, bu dönem halkıma hissettirmek istiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Güveninizi ve desteğinizi bekliyorum. Gereğini yapacağınıza inanıyorum. Tüm Muğlalı hemşerilerimi saygı ve selamlarımı sunarım. Hoşça kalın…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2015 20:04:20 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganimizin_gurur_duydugu_bilim_adami_peyami_cinaz_h6891.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA’DA    YATAĞAN’IMIZI    TEMSİL    EDEN   BİR    KÜLTÜR   ELÇİSİ    SADETTİN    ÖZBEK</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglada----yataganimizi----temsil----eden---bir----kultur---elcisi----sadettin----ozbek-6866</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/muglada----yataganimizi----temsil----eden---bir----kultur---elcisi----sadettin----ozbek-6866</guid>
                <description><![CDATA[Musander ; Muğla   Sanatseverler  Derneği  Başkanı   olarak   Muğla’ da  çalışmalarını  sürdüren  Sadettin   Özbek, İlçemizin   kültür, sanat  elçisidir. Kendisiyle   ne  kadar  çok   övünsek   azdır.   Gençlik   dönemimden   beri   arkadaşım  olan  Sadettin’le  güzel  günlerimiz  anılarda, geçmişte  kaldı. Onunla    birçok  acı, tatlı  hatıralarımız   vardır. Güzel   şiir  okurdu. Edebiyata   tutkundu. Alçak   gönüllüdür. Yardım  etmeyi   sever. Yol   göstericidir. Yatağan’dan  göçeli  15  yıl  oldu  ama  hala  kendisini   Yatağan’ın   bir  parçası (evladı)  gibi  görür. Çocukluğunu, gençliğini  ve yaşadığı   kırk  yıllık  hayatının  evrelerini  , anılarını  bir  türlü   unutamıyor. Muğla  ve  çevresinde  yapılan  birçok  etkinlikte  onu  mutlaka  ve  en  başta   görürüz. Kültürel  ve  sanatsal   yönden   birçok eseri   sahneye  koymuş  ve  bu   oyunları   ilçemizde  de   sergilemiştir. Söyleşi   için  Muğla  Kültür  Evinde  buluştuk. 40  Yıldır  birbirini   tanıyan  iki  arkadaş’ın  sohbeti ,  söyleşiye  geçilince  bir  yerde   eski  yılların  yadı (anılması)   gibi   de   oldu. İkimiz de   mutlu  olduk. Gelin  onu  biraz  daha  yakından   tanıyalım.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay&#160;&#160; Mutlu: &#160;Hangi&#160;&#160; tarihte&#160; ve&#160; nerede&#160; doğdunuz? Aileniniz&#160;&#160; Lakabı&#160; var&#160; mıdır? Nedir?
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sadettin&#160; &#160;Özbek: 16.4.1955&#160; Tarihinde&#160; Muğla’da&#160; doğmuşum. Baba&#160;&#160; tarafım Muğla’da&#160; Hacı&#160; Hamzalar&#160; lakabıyla&#160; bilinir. Sülalemizde&#160; aydın&#160;&#160; kişi&#160; çoktur. Babam&#160; Mehmet&#160; Zekai&#160;&#160; Özbek&#160; Efendiyi&#160;&#160; genç&#160; yaşta&#160; kaybettik. Mekanı&#160;&#160; cennet&#160; olsun. Annem , Yatağan’lı&#160; Numan-ı&#160; Azam&#160; oğlu&#160; Hilmi&#160; Efendi’nin&#160; kızı Necla&#160; Hanım’dır. Üç&#160; kardeşiz. Ablam&#160; Sıdıka&#160; Özbek, 1951 doğumludur. 22&#160; yaşında&#160; vefat&#160; etti. Işığı&#160; bol&#160; olsun. Benim&#160;&#160; küçüğüm&#160; Nilgün Özbek&#160; Uysal, 1958 doğumludur. İzmir’de&#160; oturmaktadır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Çocukluğunu&#160;&#160; anlatır&#160; mısın? Okul&#160; öncesi&#160; mahalle arkadaşlarınız&#160; ve&#160; oynadığınız &#160;&#160;oyunlardan&#160;&#160; aklınızda&#160; kalan&#160; var mıdır?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: &#160;Muğla’nın&#160; Şeyh&#160; Mahallesi&#160; İskender&#160; Çıkmazında&#160;&#160; bulunan&#160;&#160; geleneksel&#160;&#160; Muğla&#160; Mimarisinin&#160; özelliklerini&#160;&#160; yansıtan &#160;bir&#160; evde&#160; çocukluğum&#160;&#160; geçti. Muğla’da&#160; bacalı&#160; sanayi&#160; olmadığı&#160; için Muğlalı&#160; Karabağlar&#160; denilen&#160; yaylaya&#160;&#160; göçer&#160; ve&#160; orada&#160; tarımla uğraşırdı. Tütün&#160;&#160; en&#160; önemli&#160;&#160; tarım&#160; ürünüydü. Tütün&#160; işçiliği&#160; zordur. Babam, tütüncülük&#160; yapardı. Bodrum’dan&#160; ve&#160; Marmaris’ten&#160; ameleler&#160; getirtir&#160; ve&#160; onlar dikiminden&#160; hasat&#160; mevsimine&#160; kadar&#160; tütünün&#160; işçiliğini&#160; yaparlardı. Daha&#160; sonra&#160; Tekele&#160; veya&#160;&#160; duruma&#160; göre&#160; tüccara&#160;&#160; satışı&#160; yapılırdı. Geçim&#160;&#160; kaynağımız&#160; tütündü.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Benim&#160; çocukluğum&#160;&#160; yazları&#160; Süpüroğlu&#160;&#160; Mevkisindeki&#160; Karabağlar&#160; Yaylasında&#160; geçti.Muğlalılar&#160; buraya&#160; ayrıca&#160; ‘’yurt’’ da derlerdi. Tütüncünün&#160;&#160; oğlu&#160; ne&#160; oynar? &#160;Bizde&#160; tütünün&#160; nimetinden&#160; &#160;&#160;faydalanırdık; Arkadaşlarımızla&#160;&#160; bir&#160; araya&#160; gelir, tütün&#160; kuruttuğumuz (Halk&#160; arasında&#160; kırmandal&#160; teli diye bilinir) tellerden&#160; gizlice&#160; keser ve&#160; onlardan&#160; tel&#160; araba&#160; yapardık. Arabaları&#160; süslerdik, korna&#160; takardık. Yayla&#160;&#160; yollarında ve&#160; irimde&#160; tel&#160; arabaları&#160; sürerken&#160;&#160; zamanın&#160;&#160; nasıl&#160; geçtiğinin&#160; farkına&#160; bile varamazdık. Ayrıca&#160; saklambaç&#160; ve&#160; top&#160;&#160; oynardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlkokulu&#160;&#160; hangi&#160; okulda&#160; okudunuz? Öğretmeniniz&#160; kimdi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: İlkokulu&#160;&#160; Koca&#160; Mustafa&#160; Efendi&#160; İlkokulu’nda&#160; okudum. Öğretmenim&#160;&#160; Şakire&#160; Ertekin’di. Tam&#160; bir Cumhuriyet&#160; Öğretmeniydi. Çağdaş, aydın&#160; ve&#160; bilimden&#160; yana&#160; olan&#160; biriydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ortaokulu&#160; nerede&#160; okudunuz?&#160; Hatırladığınız&#160;&#160; öğretmenleriniz&#160; ve&#160; anılarınız&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Muğla&#160;&#160; Merkez&#160; Ortaokulu’nda&#160;&#160; okudum. Okul&#160;&#160; Müdürümüz&#160; Faik&#160; Ay’dı. Ortaokulu&#160; başladığım&#160; yıl, babamı&#160; kaybettim. Ailemiz&#160; için&#160; acı&#160; bir&#160; olaydı. Onun&#160; etkisi&#160; bende&#160; yıllarca&#160; sürdü. Acısını&#160; halen&#160; daha&#160;&#160; içimde&#160; hissederim. Toprağı&#160;&#160; bol&#160; olsun. Bu&#160;&#160; ara&#160; ekonomik&#160; sıkıntıdan&#160; dolayı&#160; Hilmi&#160; Uysal&#160;&#160; dedem&#160; geldi&#160; ve &#160;bizi&#160; alıp&#160; Yatağan’daki&#160; evine&#160; yerleştirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Liseyi&#160; nerede&#160; okudunuz? Paylaşmak&#160; istediğiniz&#160; anılarınız&#160; nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Muğla&#160; Endüstri&#160; Meslek&#160; Lisesinde&#160; okudum. Sanat&#160; okuluna&#160; ben&#160; Yatağan’dan&#160; geldim, gittim. Benim&#160;&#160; velim, Bahattin&#160;&#160; Uyar’dı. Bahattin&#160; Hocam, kültür&#160; sanat&#160; eğitimi&#160; almama&#160; vesile&#160; olan&#160; ve&#160; bu&#160; konuda&#160;&#160; her&#160; türlü&#160;&#160; desteği&#160;&#160; vererek&#160;&#160; katkıda&#160; bulunan&#160;&#160; velimdi. İyi&#160; ki&#160; onu&#160;&#160; tanımışım. Sağ&#160; olsun. Onun&#160;&#160; yol&#160; gösterdiği&#160; istikamette&#160;&#160; giderek&#160;&#160; edebiyat&#160;&#160; sevgimi&#160; &#160;çoğalttım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Sadettin&#160; Bey , Hilmi&#160; Dedeni&#160;&#160; anlatır&#160; mısın? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Hilmi&#160; Uysal&#160; Dedem, aydın&#160;&#160; bir&#160; insandı. Aşağı&#160; Han&#160; Kahvesi’nin&#160;&#160; önünde&#160;&#160; oturur, eline&#160; Cumhuriyet&#160;&#160; Gazetesini&#160;&#160; alır, kahvedeki&#160; arkadaşlarına&#160;&#160; günlük&#160; köşe&#160; yazılarını&#160; ve&#160; makaleleri&#160; okur ve&#160; arkasından&#160; yorum&#160;&#160; yaparlardı. Dedem,&#160; Fransızca&#160;&#160; bilirdi. İyi&#160; bir&#160; eğitim&#160; almıştı. Ben&#160; Hilmi&#160; Dedemden&#160; çok&#160; şey&#160;&#160; öğrendim. Aile&#160;&#160; içi&#160; eğitimi&#160; dedem&#160; öğretti. Kitap&#160;&#160; okumayı&#160; ve&#160; kültür, sanat eğitimini&#160; ilk&#160; olarak&#160; dedemden&#160; almışımdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerden&#160;&#160; önce&#160; ve&#160; sonra&#160;&#160; nerelerde&#160; çalıştınız&#160; anlatabilir&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Meslek&#160; Lisesini&#160;&#160; bitirdikten&#160;&#160; sonra&#160; 1974 yılında&#160; Datça—Aktur&#160; Sitesinde&#160; çalıştım. Askerlikten&#160; sonra&#160; esnaf&#160; olarak&#160; Yatağan&#160; Garajında&#160;&#160; büfe&#160; işletmeciliği&#160; yaptım. Daha&#160;&#160; sonra&#160;&#160; emekli&#160; olup&#160; Muğla’ya&#160;&#160; yerleştim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerliği&#160; nerede&#160;&#160; ne&#160; zaman&#160; yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Acemi&#160;&#160; birliğimi,&#160; İzmir&#160; 57. Topçu&#160; Tugayı&#160; Çavuş&#160; Talimgah&#160; Taburunda&#160; tamamladım. Usta&#160; birliğimi&#160; Adapazarı&#160; Arifiye&#160; Topçu&#160; Taburunda&#160;&#160; Top&#160; Çavuşu&#160; olarak&#160;&#160; yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Ne&#160; zaman&#160; evlendiniz? Çocuklarınız&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: 17.10.1981 tarihinde&#160; Yatağan&#160; Atatürk&#160; Parkında&#160; eşim&#160; Suna&#160; Hanım’la&#160; evlendim. Ruh&#160;&#160; ikizimi buldum. Çok&#160; mutluyum. Bu&#160; evliliğimden&#160; Mehmet&#160;&#160; adında&#160; bir&#160; oğlum&#160; var. Eskişehir&#160; Anadolu&#160; Üniversitesi&#160; Sahne&#160; Sanatları&#160; Oyunu(Tiyatro) bölümü&#160; mezunudur. Yüksek&#160; Lisansını&#160; İstanbul&#160; Üniversitesi’nde&#160; Radyo&#160; Televizyon&#160; Sinema&#160; bölümünde&#160; yaptı. Şimdi&#160; Almanya’da&#160; Doktora&#160;&#160; tezini&#160; veriyor. Yakında&#160;&#160; ülkemize&#160;&#160; dönerek&#160;&#160; burada&#160;&#160; çalışmalarına&#160; başlayacaktır. Ailemi&#160; çok&#160; seviyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Politikayla&#160;&#160; uğraştınız&#160; mı? Paylaşabileceğiniz&#160; anınız&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Her&#160;&#160; duyarlı&#160; insan&#160; gibi&#160; yaşadığım&#160; topluma&#160; faydalı&#160;&#160; olabilmek&#160; için&#160; Atatürk&#160; Devrimlerinin&#160; ve&#160; Cumhuriyet&#160; İlkelerinin&#160;&#160; savunucusu&#160; CHP&#160; Yatağan&#160; İlçe Örgütünde&#160; yönetim&#160;&#160; kurulunda&#160;&#160; görev&#160; yaptım. 1999-2004&#160; yılları &#160;arasında &#160;Yatağan&#160; Belediye&#160; meclis&#160; üyesi&#160; olarak&#160; çalıştım. Askerden&#160;&#160; geldikten&#160;&#160; sonra&#160; iş&#160;&#160; bulamamanın&#160; sıkıntısıyla&#160; dönemin&#160; belediye&#160; başkanını&#160; ziyaret&#160; ettik. Ağaç&#160; dikme&#160;&#160; ve&#160;&#160; çapalama&#160;&#160; işini&#160;&#160; konuştuk. Daha&#160; sonra&#160; Gazino’nun&#160;&#160; bulunduğu&#160;&#160; yere&#160; çam&#160; ağacı diktik. Yıllar&#160;&#160; sonra&#160;&#160; o&#160; ağaçların&#160;&#160; büyüdüğünü&#160; gördüğümde&#160; çok&#160; mutlu&#160; oldum. Turgay&#160; Arkadaşım&#160; o&#160; gün&#160;&#160; sen de&#160; oradaydın. Davut, İskender, Kemal&#160; ve Nahit &#160;arkadaşım da&#160;&#160; vardı. Helva&#160; ekmek&#160; yemiştik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ne&#160; güzel&#160;&#160; günlerdi&#160; o&#160; günler. Ayrıca&#160;&#160; kül&#160; sahasına&#160; Akasya&#160; ağaçları&#160;&#160; dikmiştik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Musander&#160; Başkanlığını&#160;&#160; kaç&#160; yıldır&#160; yapıyorsun? Musander&#160; kaç&#160; yılında&#160; kuruldu? Çalışmalarınız&#160; hakkında&#160; bilgi&#160; verir&#160;&#160; misin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: 26.4.2005&#160; tarihinde&#160; Muğla’da&#160; kuruldu. 10 yıldır&#160; başkanlığını&#160; yapıyorum.Amacımız, Atatürk&#160; Devrimleri&#160; ve&#160; Cumhuriyet&#160; İlkeleri&#160;&#160; ışığında&#160; başta&#160;&#160; coğrafyamız&#160;&#160; olmak&#160; üzerine&#160; ülke&#160; kültürü&#160; ve&#160; turizmine&#160;&#160; her&#160; türlü&#160; bilim, sanat&#160; ve&#160; kültür&#160; çalışmaları&#160;&#160; yapmak, eser&#160; üreten&#160; sanatçılarımızla&#160; sanat&#160; severleri&#160; bir&#160; araya&#160; getirmek, doğa,tarih&#160; ve&#160; çevre&#160; sorunlarına&#160; dikkat&#160; çekmek, yaptığımız&#160; etkinlikleri&#160; diğer&#160; kurum&#160; ve&#160; kuruluşlarla&#160; paylaşarak&#160; etkinliği&#160; daha&#160; geniş&#160; kitlelere&#160; taşımaktır.Bu&#160; bağlamda&#160;&#160; görsel , sözel, işitsel&#160; ve&#160; yazım&#160; olarak&#160; etkinlikler&#160; &#160;yapıyoruz.Ben&#160;&#160; değil, biz&#160; ilkesiyle&#160; çalışmalar&#160;&#160; yapıyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Bugüne&#160;&#160; kadar&#160;&#160; kaç&#160; etkinlik&#160; yaptınız? İlçemizde&#160; yaptığınız&#160; etkinliklerden&#160;&#160; bir&#160; kaç&#160; örnek&#160; verebilir&#160;&#160; misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Yatağan’da&#160; birçok&#160;&#160; etkinlik&#160; yaptık.Yatağan&#160; Belediyesi’nin &#160;davetlisi&#160; olarak geldik&#160; ve&#160; belediyenin&#160;&#160; desteğiyle&#160; bu&#160; etkinlikler&#160; gerçekleşti.Köklerimin&#160;&#160; bulunduğu&#160; toprağımda&#160; bu&#160; etkinlikleri&#160; yapmamın&#160; gururunu&#160; taşıyorum.Katkı&#160; vermeye&#160; her&#160; zaman&#160; hazırım.Haldun&#160; Taner’in ‘’Günün&#160; Adamı’’ adlı&#160; eserini&#160;&#160; Çok&#160; Amaçlı&#160; Salonda&#160;&#160; oynadık.Nazım&#160;&#160; Hikmet&#160; ve&#160; Nail&#160; Çakırhan anma&#160; etkinliklerini&#160; Amfi&#160; Tiyatro’da&#160; yaptık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kent&#160; Konseyinde&#160;&#160; görevin&#160;&#160; var&#160; mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Menteşe&#160; Kent&#160; Konseyinde&#160; yürütme&#160; kurulu&#160; üyesiyim.Kültür&#160; ve&#160; sanattan&#160; sorumluyum.Kültür&#160; ve&#160; sanat&#160; çalışma&#160;&#160; gurubu&#160; içinde&#160; Muğla&#160; ve&#160; İlçelerine&#160;&#160; yönelik&#160; projeler&#160; hazırlıyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Muğla’da&#160;&#160; şiiri&#160; en&#160; güzel&#160; okuyan&#160; ve&#160; yorumlayan&#160; biri&#160; olarak&#160;&#160; seninle&#160; gurur&#160; duyuyoruz.Bunun&#160;&#160; bir&#160; yetenek&#160; olduğunu&#160; biliyoruz.Ancak&#160; emek&#160;&#160; harcadığın&#160; ve&#160; çok&#160; çalıştığında belli.Bu&#160; konudaki&#160; çalışmalarını&#160;&#160; anlatır&#160; mısın? Ayrıca&#160; edebiyat&#160; ve&#160; şiir&#160; sevginden&#160; bahseder&#160; misin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Etkinliğe&#160; başlamadan&#160;&#160; önce&#160; mutlaka&#160; ciddi&#160; bir&#160; hazırlık&#160; yapıyorum.Sık&#160;&#160; sık &#160;&#160;provalar&#160; yaparak&#160; etkinliğin&#160; verimli&#160; olması&#160; için&#160; uğraş&#160; veririm.Edebiyat&#160; ve&#160; şiir&#160; sevgim,merakım &#160;&#160;Bahattin&#160; Uyar&#160; Hocam&#160; sayesindedir.Etkisini&#160;&#160; ve&#160; desteğini&#160;&#160; unutamam.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Sadettin&#160;&#160; Bey, Muğla&#160; denilince&#160;&#160; benim&#160; aklıma&#160; hep&#160; Muğla’nın&#160; simgesi&#160; &#160;olan&#160; meşhur&#160;&#160; bacası&#160; gelir.Bu&#160;&#160; konuda&#160; bize&#160;&#160; biraz&#160; bilgi&#160;&#160; verebilir&#160; misin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: &#160;Muğla&#160; bölgesi&#160; fazlasıyla&#160;&#160; rüzgarlı&#160;&#160; olduğu&#160;&#160; için,özellikle&#160; halkımızın&#160; ‘’Deli&#160; Memet’’ diye&#160; tanımladığı&#160; rüzgarın&#160; önlenmesi&#160; adına&#160; ustaların&#160; yetenekleri&#160; sayesinde&#160; tasarlanmış&#160; bir&#160; baca&#160; biçimidir.Muğla&#160;&#160; bacası, hiç&#160; yağmur&#160; almaz&#160; ve&#160;&#160; tütmez.Baca&#160;&#160; aynı&#160;&#160; zamanda&#160;&#160; bir&#160; evin&#160;&#160; sembolüdür. İskambil&#160;&#160; kağıdı&#160;&#160; gibi&#160; birbirine&#160; dayanarak&#160;&#160; yapılır.Muğla&#160;&#160; merkezi&#160;&#160; dışında&#160; Ula, Yatağan , Milas&#160; ve civar&#160; beldelerdeki&#160;&#160; evlerde&#160; ve&#160; köylerde&#160; de&#160;&#160; aynı&#160;&#160; baca örneğini&#160;&#160; görebilirsiniz.Bu&#160;&#160; bizim&#160;&#160; kültürümüzün&#160;&#160;&#160; bir&#160;&#160; parçasıdır.Beyaz&#160;&#160; badanalı&#160;&#160; evlerimiz&#160;&#160; ve&#160;&#160; bacalarımız&#160;&#160; çok&#160; ilgi&#160; görmektedir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlçemizi&#160;&#160; kültür&#160; ve&#160;&#160; sanat&#160;&#160; açısından&#160; nasıl&#160;&#160; görüyorsun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Halkın&#160;&#160; kültürel&#160;&#160; ve&#160; sanatsal&#160; değerlerini&#160; ön&#160;&#160; plana&#160;&#160; çıkarmak&#160;&#160; için&#160; projeler&#160; hazırlamak&#160;&#160; gerekiyor.Bunu&#160; İlçemizde&#160; başta&#160;&#160; yerel&#160;&#160; yönetim&#160; olmak&#160;&#160; üzere&#160;&#160; kültür&#160; sanatla&#160; uğraşan&#160; gönüllü&#160; arkadaşların&#160; projeler&#160; hazırlamaları, çalışmaları&#160; gerekir.Dışarıdan&#160;&#160; sanatçı&#160;&#160; getirme&#160;&#160; yerine&#160; yerel&#160; dinamiklerini&#160;&#160; kullanmak&#160; gerekir.Yerel&#160;&#160; yazarlarımız, ressamlarımız,şairlerimiz ve ses&#160; sanatçılarımıza&#160; öncelik&#160;&#160; verilmelidir.Yatağan’da&#160; sinema&#160; ve&#160; tiyatro&#160;&#160; salonu&#160; yeterli &#160;&#160;değildir.Kışlık&#160; olarak&#160; mutlaka&#160; yeni ,konforlu&#160; bir&#160; sahne&#160;&#160; yapılmalıdır.Ayrıca&#160;&#160; Atatürk&#160; Kültür&#160; Evi&#160; güzel&#160;&#160; olmuş.Emeği&#160;&#160; geçenleri&#160; kutluyorum.Buranın&#160;&#160; halka&#160;&#160; açılması&#160; ve&#160;&#160; kültürel&#160; ve&#160; sanatsal&#160; &#160;etkinliklerin&#160; yapılması&#160; çok&#160; iyi&#160; olacaktır.Bizler&#160;&#160; burada&#160;&#160; yapılacak&#160; etkinliklere&#160;&#160; her&#160;&#160; türlü&#160; katkıyı&#160; ve&#160; desteği &#160;&#160;vermeye &#160;hazırız.Seve&#160; seve&#160; yaparız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Sağ&#160; ol&#160; arkadaşım.Senin&#160; desteğini&#160;&#160; her&#160;&#160; daim&#160;&#160; görüyoruz.Gelecekte&#160; de&#160;&#160; göreceğimize&#160;&#160; eminiz.&#160; Katkılarını&#160;&#160; bekliyoruz.Daha&#160; &#160;güzel&#160;&#160; etkinlikler&#160; yapacağımızı&#160; umuyorum.Seni n&#160;&#160; sevgin&#160; Yatağan’da&#160; bitmez.Bizim&#160;&#160; Muğla’daki&#160;&#160;&#160; kültür&#160;&#160; elçimizsin.Seninle&#160; gurur&#160; duyuyoruz.Bu&#160;&#160; güzel&#160;&#160; söyleşi&#160;&#160; için&#160; teşekkür&#160; ederim.Son&#160;&#160; olarak&#160; ne&#160; söylemek&#160;&#160; istersin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">S.Ö: Güney –batı&#160; Anadolu’nun&#160;&#160; aydınlık&#160; yüzü&#160;&#160; olan&#160; Muğla, geçmiş&#160;&#160; uygarlıklara&#160; ev&#160;&#160; sahipliği yapmıştır. 200 e&#160; yakın&#160;&#160; ören&#160;&#160; yeri&#160; vardır.Bunlardan&#160;&#160; 26&#160;&#160; tanesi&#160;&#160; gezilip&#160;&#160; görülecek&#160; yerdir.En&#160; zengin&#160; ve&#160; en&#160; dikkat&#160;&#160; çeken&#160; yer&#160; de&#160; Yatağan’dır.Eskihisar ,Turgut,Bozüyük , Karya&#160; yolu, Gökbel&#160; Dağı ,&#160; Gevenes&#160; ve&#160; Katrancı&#160; Köyü&#160; gelecekte&#160; çok&#160; ilgi&#160; görecektir.&#160; Bizde&#160; tarihi&#160; kültürel&#160;&#160; değerlerimizi&#160;&#160; sahip&#160; çıkıp&#160; gelecek&#160;&#160; kuşaklara&#160; aktarmak&#160; için&#160; çalışmalar&#160; yapıyoruz.Bu&#160;&#160; açıdan&#160; çok&#160; mutluyum.Yatağanlı&#160;&#160; tüm&#160;&#160; eş, dost, arkadaş&#160; ve&#160; akrabalarıma&#160; sevgi&#160; ve&#160; saygılarımı&#160; sunuyorum.Dediğim&#160;&#160; gibi&#160; her&#160; zaman&#160;&#160; göreve&#160; hazırım.Hepinizi&#160;&#160; çok&#160;&#160; seviyorum.Hoşça&#160;&#160; kalın……<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2015 14:30:31 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/muglada_yataganimizi_temsil_eden_bir_kultur_elcisi_sadettin_ozbek_h6866.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YATAĞANIMIZIN GÜLEN VE GÜLDÜREN YÜZÜ MEHMET SELÇUK</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gulen-ve-gulduren-yuzu-mehmet-selcuk-6832</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gulen-ve-gulduren-yuzu-mehmet-selcuk-6832</guid>
                <description><![CDATA[YATAĞANIMIZIN GÜLEN VE GÜLDÜREN YÜZÜ MEHMET SELÇUK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Tanınmış &#160; mizah &#160; dergilerinde &#160;karikatürü &#160;çıkan Mehmet &#160;Selçuk, çizimleriyle &#160;hem &#160;güldürmüş &#160;hem &#160;de &#160;düşündürmüştür. Düşünceyle &#160;insanları &#160; güldüren &#160;sanatçıların &#160;içinde &#160; yer &#160;alan &#160;kardeşimizle &#160;ne kadar &#160;çok övünsek &#160; yeridir. Güler &#160; yüzlü, sıcak, yardım &#160;sever &#160; ve &#160;candan &#160;olması , &#160;kendisini &#160; tanıyan &#160;tüm &#160; dostları &#160;tarafından &#160; bilinir. Sosyaldir. Girdiği &#160; her &#160;toplulukta &#160; pozitif &#160; enerjisiyle &#160;iz &#160;bırakmasını &#160;bilir. Gırgır &#160;adamdır. Gırgır &#160;dergisinde &#160;karikatürleri &#160; yayınlanmıştır. Ana &#160; tarafından &#160;akrabam &#160;olduğu içinde &#160; gurur &#160; duyar, severim. Ellerine &#160;ve &#160; beynine &#160;sağlık &#160;kardeşim. Bu &#160;bir &#160;yetenek &#160;işidir.
<div>İlçemizin &#160;de &#160; gurur &#160; duyacağı &#160; genç &#160; &#160;karikatürcü &#160;Mehmet &#160; Selçuk, sömestre &#160; tatili &#160; için &#160;baba &#160;evine &#160;geldi. Daha &#160; &#160;önceden &#160; geleceğini &#160; bildiğimden &#160; söyleşi &#160; için &#160;sözleştiğimiz &#160;Pınarbaşı’nda &#160; buluştuk. Neşeli, nükteli, bol &#160; kahkahalı ,gırgır bir &#160;sohbetin &#160;ardından &#160;söyleşiye &#160; geçtik.<span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre">	</span></div>
<div>Turgay &#160;Mutlu: Mehmet &#160;hoş &#160;geldin. Hoş &#160;kişiyle &#160;hoş &#160;söyleşi &#160;yapmakta &#160;hoş &#160;olacak.Kendinden &#160; bahseder &#160; misin? Anne &#160;ve &#160;baba &#160; tarafını &#160;tanıtır &#160;mısın?<span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre">	</span></div>
<div>Mehmet &#160;Selçuk: Hoş &#160;bir &#160; giriş yaptın. Hoş &#160;buldum. 24.6.1967 tarihinde &#160;Yatağan’da &#160;doğdum. Annemle &#160;babam &#160;evlendikten &#160; 8 &#160;yıl &#160; sonra &#160;dünyaya &#160; gelmişim. Ana &#160; tarafım, İkizler &#160;sülalesinden &#160;Hüseyin &#160;ve &#160; Aynımah &#160;Bozkurt &#160; kızı &#160;Feriştah; baba &#160;tarafım, Bekirler &#160; sülalesinden &#160;Ayşe &#160;ve &#160;Necip &#160;oğlu &#160;Saffet &#160;Selçuk’tur. İki &#160; kardeşiz. Kardeşim &#160; Necip, Yatağan Belediyesi’nde &#160;memurdur.</div>
<div>T.M: Okul &#160; yıllarını &#160;ilkokuldan &#160; itibaren &#160; anlatır &#160;mısın?</div>
<div>M.S: İlkokulu &#160; Atatürk &#160;İlkokulunda &#160; 5 &#160;yıl &#160;okudum. İlk &#160; yıl &#160;Sadet &#160; Kemiksiz , kalan &#160;4 &#160;yıl &#160;Nazide &#160;Göztepe’de &#160;okudum. Ortaokulu &#160;ve &#160;liseyi &#160;Yatağan &#160;Lisesinde &#160;okudum. Sosyal &#160; faaliyetlerde &#160;en &#160;ön &#160;sıralardaki &#160; öğrencilerin &#160; başında &#160;geliyordum. Resim, karikatür,halk &#160;oyunları &#160;ve &#160;sportif &#160;faaliyetlerde &#160;etkindim. Sayısal &#160; derslerde &#160;pek &#160; başarım &#160; yoktu. Sosyal &#160;ve &#160;Edebiyat &#160;yönüm &#160;daha &#160; ağır &#160;basıyordu. Resim &#160;bölümüne &#160; gitme &#160;hayalim &#160;ilkokulun &#160;sonunda &#160;başladığı &#160;için &#160;hedefim &#160;doğrultusunda &#160; çalışıyordum. Diğer &#160; derslere &#160; asılmıyordum. Etkilendiğim &#160; öğretmenler; Türkan &#160;Yüksel , Ahmet &#160;Rüştü &#160;Doğan &#160;ve &#160;Nuran &#160;Yüksel’dir. Ama &#160; diğer &#160; öğretmenlerime &#160;de &#160;haksızlık &#160;etmeyeyim. Onlarda &#160; &#160;gelişmemde &#160; büyük &#160;rol &#160;oynamışlardır.</div>
<div>Liseden &#160;sonra &#160;Gazi &#160;Üniversitesi &#160;G.E.F &#160;Resim &#160;(Grafik &#160;Ana &#160;Sanat &#160;Dalı ) bölümünü &#160;1988 yılında bitirdim. 1989 &#160;şubatında &#160; öğretmenliğe &#160;Mardin &#160;Midyat’a &#160;atanarak &#160; başladım. Daha &#160; &#160;sonra &#160;yedek &#160; subay &#160; öğretmenlik &#160; görevi &#160; için &#160; Elazığ’a &#160;tayinim &#160;çıktı. Orada &#160; şimdiki &#160; eşim &#160;Birsen &#160;Hanımla &#160;tanıştım &#160;ve &#160;evlendim.</div>
<div>T.M: Düğününü &#160; anlatır &#160;mısın?</div>
<div>M.S: 23.11.1991 &#160;tarihinde &#160; nikahım &#160; oldu. 23.7.1992 de Ankara’da, 26 Temmuz &#160;günü de &#160;Yatağan &#160;Atatürk &#160;İlkokulu &#160; bahçesinde &#160;düğünümüz &#160; oldu. Bu &#160;yüzden &#160;üç &#160;defa &#160;evlendim &#160; şakasını &#160;her &#160;daim &#160;yaparım. 20 &#160; Yaşında &#160;Karya &#160;isminde &#160;bir &#160; kız &#160; çocuğu &#160;babasıyım. Yeditepe &#160;Üniversitesinde &#160;Gıda &#160;Mühendisliğinde &#160; okuyor. Ailemi &#160; çok &#160; seviyorum.</div>
<div>T.M: Mehmet &#160; Selçuk &#160;bize &#160;karikatürün &#160;tarifini &#160; nasıl &#160;yaparsın? Karikatür &#160;nedir?</div>
<div>M.S: Karikatürün &#160; iki &#160;tanımı &#160; var. Birincisi, Turhan &#160;Selçuk’un &#160;tarifini &#160; yaptığı ’’ Çizgiyle &#160;mizah &#160;yapma &#160;sanatıdır…’’ İkinci &#160;tanım &#160;okulundan &#160; mezun &#160;olduğum &#160;Gırgır &#160;Dergisinin &#160;kurucusu &#160;efsanevi &#160;çizer Oğuz &#160;Aral’ın &#160;tanımını &#160; yaptığı ‘’ Karikatür : &#160;Anası &#160; Resim, babası &#160;Edebiyat &#160;olan &#160;bir &#160;fırlamadır’’ sözüdür. Karikatürü &#160;okuma &#160;yazma &#160;bilmeyen &#160;de &#160;anlar.</div>
<div>T.M:İlk &#160; karikatürün &#160; nerede &#160; yayınlandı?</div>
<div>M.S: İlk &#160; karikatürüm, 1982 yılında &#160;Gırgır &#160;Dergisinde &#160; yayınlandı. Bu &#160; karikatür &#160;Yatağan &#160;Çayı’nın &#160;kirlenmesini &#160; anlatan &#160;bir &#160;çalışmaydı. Süt &#160;Kurumunun , Yatağan &#160;Çayını &#160;kirleten &#160;bir &#160;karikatürdü. Çok ilgi &#160; gördü. Sonra &#160;ki &#160;dönemlerde &#160;Gırgır , Fırt , Çarşaf ,Hıbır, Limon (şimdi &#160;adı &#160;Leman) ve &#160;benzeri &#160;dergilerde &#160; çıktı.</div>
<div>T.M: Kaç &#160; yerde &#160; sergi &#160;açtın?</div>
<div>M.S: Bugüne &#160;kadar &#160; kırka &#160;yakın &#160;kişisel &#160; sergi &#160;açtım. İzmir ,Bodrum , Yatağan ,Ankara &#160;ve &#160;Elazığ’da &#160;sergi &#160;açtım. Denizli’de &#160;birçok &#160;yerde &#160;karikatürlerim &#160; sergilendi.</div>
<div>T.M: Birçok &#160; ödül &#160;aldığını &#160;biliyorum. Tam &#160;olarak &#160;kaç &#160;adettir?</div>
<div>M.S: Tam &#160;olarak &#160;rakam &#160;veremem. Ancak &#160;100 ‘e &#160;yakın &#160;desem &#160;yeridir. Bunların &#160;25 &#160;tanesi &#160;Ulusal &#160;ve Uluslar arası &#160;kazandığım &#160;ödüllerdir. Çeşitli &#160;kurum &#160;ve &#160;kuruluşların &#160;verdiği &#160;ödüllerle &#160;birlikte &#160;yüze &#160;yakın &#160;ödülüm &#160;vardır.</div>
<div>T.M: Başka &#160; ne &#160;tür &#160;çalışmalar &#160; yapıyorsun?</div>
<div>M.S: Şu &#160;an &#160;Denizli’de, &#160; Karikatürcüler &#160;Derneği &#160; Denizli &#160;Temsilciliği &#160;görevini &#160;yürütmekteyim. Aynı &#160; zamanda &#160;Bilardo &#160;Federasyonu &#160;Denizli &#160;İl &#160;Temsilciliği görevini de &#160;sürdürmekteyim. Denizli &#160;Defsat &#160;yönetim &#160; kurulu &#160;üyeliği &#160;ve &#160;Paboy &#160; yönetim &#160;kurulu &#160;üyeliği &#160; görevlerini &#160; sürdürüyorum. 2000 &#160;yılında &#160;Denizli &#160;Sanatseverler &#160;Derneği &#160;Başkanlığı &#160;görevini &#160;de yapmışlığım &#160;vardır.</div>
<div>T.M: Ülkemizde &#160;birçok &#160; yazar, çizer &#160;baskı &#160;altındadır. Karikatürcülerin &#160;de &#160;bu &#160; tedirginliği &#160;yaşadığı bilinen &#160; bir &#160;gerçek. Muhalif &#160;oldukları &#160;için &#160;mi? Yoksa &#160;çizginin &#160;bir &#160; gücü &#160;mü?</div>
<div>M.S: Karikatür &#160; sanatı, muhalif &#160;bir &#160;sanattır. Nerde &#160; bir &#160;saçmalık ,nerde &#160;bir &#160;haksızlık ,nerde &#160;bir &#160;sömürü &#160;varsa &#160;hep &#160;o &#160;ezilenin &#160;ve &#160;mağdurun &#160;yanındadır. O &#160;yüzden &#160;her &#160;iktidar &#160;Karikatür ,Karikatürcü &#160;ve mizahtan &#160;korkmuştur. Bu &#160;nedenle &#160;birçok &#160;çizer &#160; cezaevinde &#160;hapis &#160; yatmak &#160;zorunda &#160;kalmıştır. Karikatür, bu &#160;yüzden &#160;büyük &#160;bir &#160;sanat &#160;dalıdır.Binlerce &#160; sayfalık &#160;kitabın &#160;içeriğini (özünü) tek &#160;bir &#160;sayfada &#160;anlatabilir.</div>
<div>T.M:Etkilendiğin &#160;yerli &#160;ve &#160;yabancı &#160;karikatürcüler &#160;kimlerdir?</div>
<div>M.S: Yerli &#160;olarak &#160;Oğuz &#160;Aral, Turhan &#160;Selçuk ,Semih &#160;Balcıoğlu,İsmail &#160;Gülgeç &#160;ve &#160;Tan &#160;Oral’dır.Yabancılardan &#160;Roland &#160; Teber &#160;ve &#160;Mikhail &#160;Zlatkovsky’dir.</div>
<div>T.M: Bu &#160;sanata &#160;gönül &#160;vermiş &#160;birisin. Karikatürcü &#160;olmak &#160;isteyen &#160;gençlere &#160; ne &#160; önerirsin?</div>
<div>M.S: Gençlerin &#160; öncelikle &#160;kendilerini &#160; tanımaları &#160;gerekir. Bu &#160; da &#160;çok &#160;kitap &#160;okumakla &#160;ve &#160;araştırmakla &#160; olur. Mizaha ve &#160;çizgiye &#160;yetenekleri &#160; varsa, bu &#160;yolda &#160;yılmadan &#160;çalışmaları &#160;gerekir. Ünlü &#160; çizerlerin &#160;eserlerini &#160; kopya &#160;ederek &#160;kendilerini &#160; geliştirebilirler.</div>
<div>T.M: Charlie &#160;Hebdo &#160; katliamı &#160; için &#160; bir &#160;şey &#160;söylemek &#160;ister &#160;misin?</div>
<div>M.S: &#160;Çizer &#160; dostlarımızın &#160; katledilmesini &#160; kınıyorum. Sanat &#160;evrenseldir. Aynı &#160; şey &#160;ülkemizde &#160;Sivas &#160;Madımak &#160;Otelinde &#160;de &#160;yaşanmıştı. Orada &#160;sevgili &#160; dostum &#160;Asaf &#160;Koçak &#160;ve &#160;arkadaşlarımızı &#160;yakarak &#160;katlettiler. Terörün &#160;dini &#160;ve &#160;ırkı &#160;yoktur. Terör &#160; her &#160;yerde &#160;terördür. Hoş &#160; görü &#160;anlayışını &#160;dünyaya &#160;ancak &#160;sanatla &#160;yayabiliriz.</div>
<div>T.M: Gelecekle &#160; ilgili &#160; düşüncelerini &#160; öğrenebilir &#160; miyiz?</div>
<div>M.S: Büyük &#160; sanat &#160;merkezlerinde &#160;sergiler &#160;açmak &#160;ve konferanslar &#160;vermek &#160;her &#160;zaman &#160;hedefimde &#160;olan &#160;düşüncelerim.Sanat &#160; eğitimiyle &#160;ilgili olan &#160;düşüncelerimi &#160; öğretmenliğimden &#160;dolayı &#160; zaten &#160;öğrencilerimi &#160; vermekteyim.Kendi &#160; atölyemde &#160;de &#160;bu &#160;doğrultuda &#160;çalışmalarımı devam &#160;etmekteyim.Umarım &#160;yeni &#160; projelere &#160; yeni &#160;imzalarımı &#160; atarım.</div>
<div>T.M: İlçemizi &#160; Kültür &#160;ve &#160;Sanat &#160;açısından &#160; nasıl &#160; görüyorsun?</div>
<div>M.S: Sürekli &#160;Yatağan’ da &#160;yaşamadığım &#160;için &#160;o &#160;konuda &#160;net &#160;bir &#160;bilgim &#160;yok.Ama &#160; dışarıdan &#160; gözlemlediğim &#160; kadarıyla &#160;yeterli &#160; değil.Bu &#160;durum, Türkiye’nin &#160; klasik &#160;sorunudur.Yerel &#160; yönetimler &#160;gençlerin &#160;zararlı &#160; alışkanlıklarından &#160;kurtarılması &#160;için &#160;sanatsal &#160; faaliyetlere &#160;daha &#160;çok &#160;vermesi &#160;gerekir.İşi &#160; sadece &#160;yol , çöp &#160;ve rutin &#160;işleri &#160;yapmak &#160;olmamalıdır.En &#160; azından &#160; bir &#160;sinema &#160;ve &#160;tiyatro &#160;salonumuzun &#160;olması &#160;gerekir.Bizler &#160;bu &#160;anlamda &#160;tüm &#160;katkıyı &#160;vermeye &#160; hazırız.</div>
<div>T.M: Sanatçılar &#160;duygu &#160;yüklüdür. Naif &#160;insanlardır. Devamlı &#160;üretirler. Bencil &#160;değillerdir. Topluma &#160;ışık &#160;tutan &#160;bir &#160;kişi &#160;olarak &#160;kendini &#160; anlatır &#160;mısın?</div>
<div>M.S: Hümanist &#160;bir &#160;kişiliğim &#160;vardır. Pozitif &#160;kişiliğimden &#160; dolayı &#160;(Egeli &#160;olmamdan &#160;kaynaklanan ) bardağın &#160; hep &#160;dolu &#160;tarafını &#160;görmüşümdür. Sanatla &#160;uğraşmamdan &#160;dolayı &#160;sanat &#160;eğitiminin &#160;insanı &#160;hep &#160;güzele &#160; taşıyacağını &#160;ve &#160;bunun &#160;sonucunda &#160;toplumların &#160;refah &#160;düzeyinin &#160;yükseleceğine &#160;inanırım.Sanatçılar &#160; duygulu &#160;olur.Kırılgandır.Bizler &#160; yoğun &#160; duyguyla &#160; beslenen &#160; insanlarız.</div>
<div>T.M: Karikatür &#160;dünyasında &#160; birçok &#160;anın &#160;vardır. Bunları &#160;bizlerle &#160;paylaşır &#160;mısın?</div>
<div>M.S: Yıllar &#160;önce &#160;Ankara’da Gırgır &#160;Dergisi’nin ‘’içeriden &#160;dışarıya &#160;sevgilerle ‘’ başlıklı &#160;sergisinde &#160;rahmetli &#160;hocam &#160;Oğuz &#160;Aral’la &#160;ilk &#160;tanıştığım &#160;zaman &#160;çok &#160;heyecanlanmıştım. Kendimi &#160;tanıttığımda (Oğuz &#160;Hoca &#160;tüm &#160;öğrencilerini &#160;tanırdı.) yanağımı &#160;okşayarak ‘’ Karikatür yollamaya &#160;devam &#160;et, çizgilerin &#160;çok &#160;güzel ‘’ demişti.Bu &#160;anı &#160;hiç &#160;unutamam.</div>
<div>Bir &#160;de &#160;Muğla &#160;Kültür Sanat &#160;</div>
<div>6. sayfanın devamı</div>
<div>Festivalinde &#160; Üstad &#160; Turhan &#160;Selçuk’la &#160;aynı &#160;salonda &#160;sergi &#160;açmış &#160;olmam benim &#160;için &#160;bir &#160;gururdu. Ona ‘’ ikimizin &#160;de &#160; soyadı &#160;Selçuk &#160;akrabayızdır değil mi ‘’ diye &#160;sorduğum &#160; da ‘’ tüm &#160;dünya &#160;insanları &#160;akraba &#160;ve &#160;kardeştir’’ demişti &#160;ve &#160;gülüşmüştük. Bunu &#160;da &#160;unutamam.</div>
<div>T.M: Keyifli &#160; söyleşimiz &#160; için &#160;çok &#160; teşekkür &#160; ediyorum. Umarım &#160;gelecekte &#160;birçok &#160;başarılı &#160;projelerde ve çalışmalarda &#160;imzanı &#160;atarak, &#160;İlçemizin &#160;gururu &#160;ve &#160;güldüren &#160; yüzü &#160;olarak &#160;seni &#160;her &#160; zaman alkışlarız.Başarıların &#160;daim &#160;olsun. Gülen &#160;ve &#160;güldüren &#160; yüzünle ,Seni &#160;hep &#160;sevdik &#160;ve &#160;sevmeye &#160;devam &#160;edeceğiz. Son &#160;olarak &#160;ne &#160;söylemek &#160;istersin?</div>
<div>M.S: Yaptığın &#160; bu &#160;söyleşiler, gelecek &#160; kuşaklara &#160;ışık &#160;tutacaktır.Bu &#160;anlamda &#160;Yatağan Kültür Sanat hayatına &#160;bir ışık &#160;tutmuş &#160;oluyorsun.Emeğine &#160;sağlık .… Umarım &#160;genç &#160; nesiller &#160;Yatağan &#160;ve &#160;Muğla ‘da yetişmiş &#160;kişileri &#160;örnek alıp, var &#160;olan canlı &#160;kültürümüze &#160;yeni &#160;ivmeler &#160;kazandırır. Ben de &#160;bu &#160;coğrafyanın , bu &#160;iklimin &#160;çocuğu &#160;olarak burada &#160;doğup &#160;büyüdüğüm &#160;için &#160;mutluyum, gururluyum.İlçemizde &#160;beni &#160;tanıyan, seven &#160;tüm &#160;arkadaşlarımı, akrabalarımı ve &#160;dostlarımı &#160;sevgi &#160;ve saygılarımı &#160; sunuyorum.Hepinizi &#160;çok &#160;seviyorum.Yatağan &#160;için &#160;yapabileceğim &#160;her &#160;projede &#160;olmak &#160;isterim.Ayrıca &#160;Gazeteniz &#160;Demeç’in &#160;tüm &#160;okurlarını &#160;da &#160;sevgi &#160; saygılarımı &#160;iletirim.Bu &#160;söyleşi &#160;için &#160;tekrar &#160; teşekkür &#160;ederim.Hoşça &#160;kalın.</div>
<br />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2015 18:58:55 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganimizin_gulen_ve_gulduren_yuzu_mehmet_selcuk_h6832.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağanımızın gururu, ünü sınırları aşan Türk kadını</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gururu-unu-sinirlari-asan-turk-kadini-6814</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganimizin-gururu-unu-sinirlari-asan-turk-kadini-6814</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin ve Yatağan’ın övünç kaynağı Betül Gözel Ulusal, geçen perşembe günü ilçemize geldi. Aile ziyareti sonrası Pınarbaşı’nda kendisiyle söyleşi yaptık. Dünyada ilk kez yüz naklini gerçekleştiren Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Doçent Doktor Betül Gözel Ulusal, Yatağanlı olmaktan gurur duyduğunu büyük bir alçak gönülle ifade edince çok mutlu oldum. Hele anneannesini ve ailesinin yaşam öykülerini anlatırken bazen gözlerinin içi gülüyor, bazen de hüzünlenerek o dönemin zorluklarına ve sıkıntılarına değiniyordu. Kariyer sahibi olmak bu ülkede elbet kolay değil. Betül Hanım ve ailesi büyük mücadeleler sonucu bu engelleri aşarak meslek sahibi olmuşlar. Emeğe olan saygısı ve hümanist dünya görüşü tam bir çağdaş cumhuriyet kadını profiline uygundu. Keyifli bir söyleşi yaptık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Betül Hanım, ilçemize daha doğrusu memleketine hoş geldin. Anne tarafından akraba olduğumuz için aileni iyi tanıyorum. Okurlarımız için soruyorum. Kendinizi tanıtır mısınız?
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Betül Gözel Ulusal: Hoş buldum. 27 Temmuz 1973 Tarihinde Yatağan’da doğdum. Annem Sunay&#160; (Erdinç) Gözel, Yatağanlı Nevziye Hanım ve Hacı Mehmet’in kızıdır. Babam Köksal Gözel, Denizli Acıpayamlıdır. Bankacı olduğu için memuriyetten dolayı Yatağan’a geliyor ve annemle tanışıp evleniyorlar. Dayım Zübeyir Erdinç’i tüm Yatağan halkı iyi tanır. Kardeşlerim Gökhan ve Gürhan ilçemizde Diş Hekimliği yapmaktadır. Ailemi çok özledim. Hepsini çok seviyorum. Çocukluğumda hep doktor olmak istermişim. Anneannem anlatırdı : ‘’ Betül kızım, sen 3 yaşından bu yana hep doktor olacağım derdin, oldun işte’’ derdi. Rahmetli nur içinde yatsın, bende emeği çoktur. Onu çok severdim. İyi bir insandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Yatağan’daki günlerini, okulunu, öğretmenini ve arkadaşlarını tanıtır mısın, anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Şu an özgüven sahibiysem, bunu dayımın da eşi olan sevgili öğretmenim Adile Erdinç’in çok büyük bir payı vardır. Adile Öğretmenim, ilke ve doğrularımın şekillenmesinde ilk tohumları atmış bir temeldir. İlkokulu Atatürk İlkokulunda 5. Sınıfa kadar okudum. Sınıfımızda okuyan arkadaşlarla başarı için yarış ederdik. Başarılı olan okulumuzun başarılı sınıfı olarak ailelerimiz bizimle her daim gurur duymuştur. Bunda en büyük pay, yine sevgili öğretmenlerimizin katkısıdır. Arkadaşlarımı sayayım; Fatma Kürşad, Fadime Didem Can, Toprak Gürkan, Mehmet Oğuz, Özlem Oral, Zeliha Pepir, İbrahim Uzun, Gökhan Erdemir, Koray Çengel, İfaket Çolakoğlu, Fehima Can, Süreyya Göçmen, Şahender Koca ve Nurullah Kurt’u hatırlıyorum. Güzel günler yaşadık. Okulun bahçesinde oyunlar oynardık. Yıllar su gibi gelip geçti. Tüm arkadaşlarıma buradan sevgi ve saygılarımı iletiyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Denizli ve Ortaokul yıllarını anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Anadolu Lisesi sınavına girdim, Denizli&#160; Anadolu&#160; lisesini&#160; kazandım. Babamın tayini çıktı. Denizli’ye göçtük. Kardeşlerim, 4 ve 5. Sınıfı Hürriyet İlkokulu’nda okudular. Özgüven konusunu biraz daha açayım. Birinci olarak annemin ve babamın bana kattıkları çok önemli. Cinsiyet ayırımı bizde hiç olmadı. Yeri geldi futbol bile oynadım. Sen kızsın geri dur demediler. Cinsiyet ayırımının olmadığı bir ailede büyümenin ayrıcalığını yaşadığım için şanslıydım. Bu özgüvenimi daha da pekiştirdi. Ben istersem yaparım, yapabilirim noktasında bana cesaret kazandırdı. Babam tek maaşla üçümüzü birden okuttu. Babam mert insandı. Annem ev hanımıydı. Denizli, soğuk bir yerdi. Tek sobalı bir odada yaşadık. Diğer odalarda ders çalışamıyordum. Onlar uyuyunca sobalı odada sabaha kadar ders çalışıyordum. Üniversite sınavlarına bu şekilden hazırlanıp, kazandım. Dershaneye gitmem konusunda babam bütçe ayırdığı halde, ailemin zor durumunu düşündüğüm için reddettim. Bana dershane yararlı olmuyor bahanesi buldum. Ve kendi başıma çalışarak sınavları kazandım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Üniversite yıllarına geldik. Tıp Fakültesini hangi yılda kazandın? Nerede okudun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: 9 Eylül Üniversitesinde okudum. 1991 tarihinde Tıp Fakültesini kazandım. İlk 3 sene İnciraltı Devlet Yurdunda kaldım. Daha sonra etkin ders çalışamadığım için eve çıktım. Eve çıktım ama ekonomik olarak ilave işler yapmak zorunda kaldım. Bütçem yetmiyordu. Kütüphanede part-time çalıştım. Özel Sağlık Hastanesinde çalıştım. NATO’da Amerikalılara tercümanlık yaptım. İngilizceden Türkçeye makale çevirisi yaptım. Yazları Denizli’de spor giyim malzemeleri satan bir mağazada çalıştım. Bu dönemde işçi olmak nasıl bir şey onu gördüm. Emeğin karşılığının hep alınamadığını gördüm. Evime gelen temizlikçiye kıyamayıp onunla tamamladığım doğrudur. Emek en yüce değerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Üniversite bitince ne yaptın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Amacım, Anadolu insanına ulaşıp şifa dağıtmaktı. Bu düşünceyle kuramı çektim. Ve aynı zamanda Tıpta Uzmanlık sınavına girdim. Antalya-İbradı Ormana Sağlık Ocağı’na atandım. Ancak 15 gün sonra düştüm, ayağı kırdım. Bu ara TUS açıklandı. İzmir Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi, Plastik Cerrahi Bölümünü kazandım. Yoğunluk yüzünden 4 yıl boyunca uykusuz, duraksız uzmanlığımı almak için çalıştım, çabaladım. 4.Yılın sonunda Amerika’ya Mikro Cerrahi konusunda bilgi ve görgümü arttırmak için gittim. Orada unutamadığım birçok anım var. Bir tanesi, orada bulunduğum süre boyunca tamamen sisteme entegre olup Türk kültür ve değerlerini yaşamak için hiçbir mecrayla karşılaşmayışımdır. Türkçe bile konuşamadığım 1 yıllık dönemde düşünmek için çok fırsatım oldu. 1 Yıllık süreçte ülkeye döndüğümde ABD alfabesinde bulunmayan&#160; ‘’Ç’’ harfinin benim için ne denli önemli olduğunun farkına vararak yurda döndüm.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Hızlı bir çalışma dönemi yaşamışsınız. Ne zaman, nerede, hangi yılda evlendiniz? Eşinizi tanıtır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: 1999 Yılında yine benim gibi hekim olan Ali Engin Ulusal ile İzmir’de evlendim. Eşim doğma büyüme İzmirlidir.&#160; Evliliğimden 7 yaşında Ata isminde bir oğlum var. Mutlu bir yuvam var. Eşimi ve çocuğumu çok seviyorum. Onlar benim hayatım. Onlar benim yaşama sevincim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Eşim, Balıkesir Üniversitesi Hastanesi’nde Başhekimdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Betül Hanım, Dünyada ilk yüz naklini siz gerçekleştirdiniz. Seninle bir Türk olarak, akraba olarak ve Yatağanlı olarak gurur duydum. O dönemdeki başarını medyadan izledik, takip ettik. Dünyada bir ilk olman ve tıp alanında başarılı çalışmaların ülkemizin de çıtasını yükselti. Bu başarı nasıl kazanıldı anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U:&#160; Teşekkür ederim. 2003 Yılında ihtisasımı aldım. Amerika’da kurduğum bir takım bağlantılarla projelerimi Tayvan’da devam etmek üzere anlaşmalarım oldu. ABD ‘de modellerinde deneysel olarak başarıya ulaşan ilk yüz naklini başarmıştık. Ve ben proje yürütücüsüydüm. ABD’ye Tayvan’dan gelen bir ekip klinik çalışmalarının öncülüğü olan deneysel çalışmaları başlatmak istiyordu. Beni ülkelerine davet ettiler. Ülkeye döndükten sonra uzmanlığımı da almış bulunduğumdan izin almak için bakanlığa başvurdum. O dönemde hükümet değişikliği oldu. Ve Tayvan’a gitmem için ilk açıktan atama yapılmam gerektiği gerekçesiyle izin verilmedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ve ben istifa etmek zorunda kaldım. Basında yer aldım. 2003—2005 Yıllarında Tayvan’da geceli gündüzlü çalıştım. Pazar günü bile yoktu. Yirmiden fazla bilimsel çalışmada emeğim oldu. Dünya’da bilim-kurgu filmlerinde yer almış olan hayal denilen bir proje gerçeğe dönüştürülmüştü. Ve ABD de 2003 yılında&#160; ‘’Barrett Brown’’ ödülünü almıştı. Bu ödül kendi dalında çok prestij bir ödüldü. Ve bu ödülü Türkiye adına değil, ABD adına almış olmam benim için ayrıca bir üzüntü kaynağıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Akademik çalışmaların hakkında bilgi verebilir misin? Anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Tam 58 adet yayınım, Uluslar arası bilimsel geçerliliği olan dergilerde yer aldı. 3 adet kitapta bölüm yazarlığı yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M:&#160; Mesleğe nasıl gönül verdiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Üniversitenin 6.&#160; Dönemine kadar Plastik Cerrahi Dalını hiç düşünmemiştim. Kadın doğum ve dahiliye dallarında uzman olmak istiyordum. Bir aile dostum beni yönlendirdi. ’’Bak burada böyle bir bölüm var. Burada yaratıcı tarafını da kullanırsın’’diye. O dönemde yeni bir meslek dalıydı. 1996—97 Yılları… Bu branşı iyi ki seçmişim. İşimi severek yapıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Tıp dünyasıyla ilgili söylemek istediğin veya doktorların sorunlarını değinir misin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Hizmet ve bilim birbirinden ayrılmak zorundadır. Bilime hizmet; Tıp doktorları, Üniversiteler devlet hastanesiyle birleşme olursa hangi mecrada bilim yapabilirler bunu birisi açıklamalıdır. Ve 2017 yılına kadar bütün Üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri birleşeceği gündemde. Bu durum, bilim adına çok fazla kaygı vericidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Hayata bakış felsefeni ve düşüncelerini merak ediyorum. Bu konudaki düşüncelerini anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Dünyanın en batısından en doğusuna geçiş var. Kültür farklılıkları arasındaki düşüncem şudur; Biz bireysellikten ziyade toplumculuğun daha baskın olduğu oryantal kültüre yakınız. Hedefe ulaşmak için gösterilen sabır ve özveri konusunda bireyselliği ihmal ederek genel felsefi anlamda yapılması gereken fedakarlığının öneminin daha da farkına vardım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Aydın kişi kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Aydın kişi halkını aydınlatmaya muktedir kişidir. İnsan mevcut birikimiyle ya da yaşanmışlıklarıyla halkını aydınlatmıyorsa, yol göstermiyorsa o kişiye aydın denilmez.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kendinizi başarılı bir Cumhuriyet Kadını olarak görüyor musunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Dünyanın ilk yüz naklini 2001 yılında başarılı olarak gerçekleştirdiğimiz zaman, tüm yazılı ve görsel medya beni manşetlerine taşıdılar. 2002 Yılının Eylül ayında İclal Aydın’ın bir televizyon programında&#160; ‘’En Başarılı Cumhuriyet Kadını’’&#160; ödülünü verdiler. 2008 yılında, Tempo Dergisi 40 Türk Mucizesinden biri olarak seçti. 2012 yılında Alev Koleji, Dünya Kadınlar Gününde Sınırları Aşan Türk Kadını ödülünü verdi. 2013 yılında Haber Türk Gazetesi dünyada tanınmış en ünlü Türk içinde 57. Olarak beni seçti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Siyasetle ilgili sorularım olacak. Uzun süredir Sizi Sosyal Medyadan takip ediyorum. Yatağanlı olarak bizleri mecliste temsil etmeni yürekten isteriz. Politikada da başarılı olacağına inanıyorum. Bu konuda çalışmaların var mı? Gönül verdiğin Anadolu Partisini ve Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan Hanım’ın yapmak istediklerini anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Anadolu Partisinden Vekil olarak atandığımda işçi ve öğrenci kesimi için ihtiyaçlarını bildiğimden, yaşamın içinden geldiğim için gereğini yapacağıma inanıyorum. Ve bunun içinde Yatağanlı hemşerilerimden destek istiyorum. Olur da beni meclise taşırlarsa özellikle bu kesime duyarlı olacağıma söz veriyorum. Genel Başkanımız kendisi açıkladı; ‘Fırsat verildiğinde Yüksek Öğrenim için refah şartları sağlayacağız’ dedi. Ve özgürlükçü çağdaş anlayışta bireyler yetişmesi için gereken yapılacak. Lütfen simgelere ve etiketlere itibar etmeyin. Parti politikalarını iyi izleyiniz. Yatağan işçi kardeşlerimizin yaşadığı, çalıştığı ve barındığı bir kent olduğu için onlardan oy istiyoruz. Onların derdine derman olacak parti, Anadolu Partisi’dir. Öğrenci kardeşlerimden de oy istiyoruz. Öğrencilere ücretsiz barınma ve burs olanakları sağlanacaktır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Betül Hanım, yolunuz açık olsun. Umarım, Anadolu Partisinden adaylığın kesinleşir. Kesinleşirse Gazetemiz Demeç’te haberini yaparız. Bu müjdeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Aday olman bizleri sevindirecektir. Başarılar dileriz. Gelecekle ilgili düşüncelerin ve hedeflerin nelerdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Daha yaşanılası bir Türkiye istiyorum. Konuşma özgürlüğünün kısıtlanmadığı, çevreye ve hayvan haklarına saygılı, her türlü canlının korunduğu, cinsiyet ve statü ayrımının olmadığı, Ulus Devlet altında barışçıl çağdaş anlayışta bir ülke istiyorum. Bütün Yatağanlı hemşerilerime şunu vaat ediyorum ki; beni vekil kılarsanız, tüm bu söylediklerimi yapacağım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Betül Hanım,&#160; güzel bir söyleşi oldu. Teşekkür ediyorum. Her isteğin gönlünce olsun. Politikada da başarılar diliyorum. Son olarak ne söylemek istersin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.G.U: Güzel dileklerin ve söyleşi için teşekkür ederim. Benim için büyük bir keyifti. Tüm hemşerilerime buradan sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Benim telefonum ve mail adresim gece gündüz 24 saat açıktır.Tel: 0 530 9248390. Mail : <a href="mailto:betul.ulusal@gmail.com">betul.ulusal@gmail.com</a>. Buraya mesaj atabilirler. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Bu ülke küllerinden var oldu. Ve bu bölünme (sözde adı açılım) sürecinde Anadolu halkına güvenerek yola çıktık. Biz kurtuluşu Anadolu’dan başlatan Ataların torunlarıyız. Temizlik yapmaya geliyoruz. Temiz siyaset, esenlik, milli değer-milli birlik, istihdam, zorunlu eğitim, liyakat, inanç ve ibadete özgürlük, katılımcı çoğul demokrasi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&#160;<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2015 00:43:56 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganimizin_gururu_unu_sinirlari_asan_turk_kadini_h6814.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yatağan’ın Sesi Soluğu Mehmet Topçuoğlu</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-sesi-solugu-mehmet-topcuoglu-6791</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/yataganin-sesi-solugu-mehmet-topcuoglu-6791</guid>
                <description><![CDATA[Yaradan seçici davranarak yöremizde en güzel sesi Mehmet’e vermiş. Kardeşlerinin de sesi güzeldir. Ortaokulda aynı dönemde okuduk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;. Müzikte başarılı olan Topçuoğlu Kardeşler, şarkı okumaya başladılar mı herkes onları pür dikkat dinlerdi. Kulakları çınlasın müzik öğretmenimiz Ahmet Akşit, Dede Efendi’nin “Yine Bir Gülnihal” adlı eserini öğretmişti. Bu şarkıyı çok severim. Bugünlerde bile aklıma geldikçe mırıldanırım. Estergon Kalesi ve Çoban Yıldızı adlı türküleri Ahmet Bey, bizleri öğreterek ezberletmişti. Sağ olsun. Mehmet’in sınıfı bizden ayrıydı. Okul arkadaşımız, daha sonra ki yıllarda Müzik konusunda atılımlar yaparak kendini geliştirdi. Yeteneği sayesinde “Topçuoğlu” soyadını markalaştırdı. Birçok eseri derleyerek yorumladı. Sesiyle, sazıyla ve sözüyle zirveye yavaş , yavaş emin adımlarla çıkmayı becerdi, başardı. Kendisiyle gurur duyuyoruz. 22 Yıl önce oğlumun sünnet düğününü Mehmet Arkadaşım yapmıştı. Aranılan ve sevilen bir kardeşimizdir. Söyleşiyi Belen Kahvesi’nde yaptık.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Turgay Mutlu: Mehmet Arkadaşım, Rahmetli Tahir Usta’nın eseri olan “Ormancı” türküsünün öyküsü, bu kahvede acı ama bir gerçek bir olayın vuku bulmasıyla başladı. Söyleşiyi böyle bir yerde yapmamız manidar da olsa bu türküyü iddia ediyorum, ülkemizde ve yöremizde en güzel yorumlayan ve okuyan sensin arkadaş. İltifat olarak da kabul edebilirsin. Sen okuyunca tüylerim diken diken oluyor. Sesine sağlık... Mehmetim kendinden söz eder misin? Nerde, kaç yılında dünyaya geldin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Mehmet Topçuoğlu: Önce Ustam’a rahmet okuyarak başlayayım. Toprağı bol olsun. Onun birçok eserini derledim, yorumladım. 27.11.1957 Tarihinde Yatağan’da dünyaya gelmişim. Babamın adı İsmail, Anamın adı Pembe’dir. Anam, Yavaşçıoğlu sülalesindendir. Babamlar, Çine—Camızağıl Türkmen Boyundan gelmedir. Topçuoğlu sülalesi olarak biliniriz, anılırız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Okul yıllarını sırasıyla anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: İlkokulu Şahinler Köyü’nde okudum. Öğretmenim 1. ve 2. Sınıfta İrfan Özcan, 3-4-5. sınıfta Fehmi Özsoy’du. İyi bir öğrencilik hayatım oldu. Çocukluğumu iyi yaşadım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Ortaokulu Yatağan’da okudum. Ortaokul sonrası, İzmir Otelcilik Okulu’nda 3 yıl okudum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Evlilik ve askerlik dönemlerini anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Askere gitmezden önce 17.10.1976 yılında kendi köyümden evlendim. Eşim Şahanoğulları’ndandır. Şahinler Köyü’nü kuranlardır. Tavas bölgesinden gelen Türkmen boyundandırlar. Yağız ve Yeliz isminde iki evladım var. Askerliğimi önce acemi birlik olarak Sivas’ta, daha sonra usta olarak Trabzon’da tamamladım. Askerlik Dairesi Başkanlığı’nda yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Askerlikten sonraki yaşamını anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Terhis olur olmaz Yatağan Tesis Gurup Müdürlüğü’nde işe başladım. Daha sonra İşletme Müdürlüğü’nde 27 yıl çalışarak emekli oldum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Müziğe olan tutkun nasıl başladı? Ustan kimdi? Etkilendiğin kişiler kimdir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Ortaokul dönemi Ahmet Akşit Öğretmenimizin kurduğu saz ekibinde darbuka çaldım. İlk müzik yaşantım böyle başladı. Ahmet Hocamın emeğini unutamam. Kendisini saygıyla anıyorum. Ekipte Yukarı Yayla Köyü’nden Cemil adlı sınıf arkadaşım vardı. Cemil, bağlama çalardı. Meraklıydım. Onu uzaktan uzağa ilgiyle izlerdim. Sanki her şey ezberimde kayıtlıydı. Yeteneğime güveniyordum. Cemil çalıyor, bende bunu beceririm, başarırım diye kendi kendime hırslanıyordum. Uygun anı bekliyordum. Bir gün mola anında onun bağlamasını aldım. Alış o alış. Hiç hatasız rahmetli (Nur içinde uyusun) Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” adlı eserini çaldım. Kendim de şaşkınlık içeresindeydim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Hangi enstrümanları çalıyorsun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Bağlamanın her türlüsünü çalarım. Cümbüş, Ud, Klavye Org ve çok az keman çalabilirim. Ayrıca ritim sazların hepsini çalarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Nota biliyor musun? Bestelerini doğaçlama mı yapıyorsun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Nota bilmeme rağmen bestelerimi doğaçlama yapıyorum. Daha doğrusu az nota biliyorum. Okulunu okumadım ama bastığım sesin ne olduğunu bilirim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Yeni bestelerin var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Şu an 17 eserlik repertuar hazır. Bunların 9 tanesi Özgül Tezbaşaran’a aittir. Bir tanesi, Ruhi Hatunoğlu’na ,bir tanesi Karadenizli değerli edebiyatçı M. Nihat Malkoç’a ait olup , kalanı bana aittir. Tüm eserlerin bestesi kendime ait… Yakında C.D si çıkacak, piyasaya sunulacak. Sevenlerime ve hayranlarıma buradan senin vasıtanla duyurayım. Müjdemi vereyim. Türk Sanat Muzikisi ve fantezi formunda yapılmış eserlerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Önceden kaç eserin var? Sırasıyla sayar mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Sırasıyla sayayım; Kerimoğlu, Çökertme , Sevemedim Karagözlüm ,Ege’nin Yıldızları 1,Ege’nin Yıldızları 2 ve Ege’den Seçmeler adlı C.D’lerim var. Ege’den Seçmeler isimli albümdeki 10 eser şu an T.R.T ‘nin denetim kurulundan geçmiş ve T.R.T Radyolarında çalınıp söylenmektedir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Esinlendiğin &#160;ve etkilendiğin kişileri soruyorum? Yöremizdekileri sayar mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T : Topçuoğlu Sülalesi olarak müziğe yatkınız. Tahir Erdinç Usta’yı dedemden çok dinledim. Kimsenin evinde radyo, pikap yokken bizim evde vardı. Gençliğinde kaval çalıp düğünlere giden babamın, müziğe olan tutkusundan dolayı radyomuz ve pikabımız vardı. Doğal olarak ilk önce babamdan esinlendim. Milas Müzisyenlerinden Kemancı Bekir, abisi Hakkı, Cavit İyidil, Foto Dayı ( Erdal’ın ve Makbule Kaya’nın babası) ve diğerlerinden çok etkilendim. Köklük Köyü’nden Abdullah Türk’ten etkilendim. Ayrıca Anacığımdan esinlendiğim yönler vardır. Anam, çok güzel ağıt yakar:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;HARIMLARIN LALASI LALASI<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;GAYBAMI OLMUŞ ÇİFTE GUZULAMIN ANASI<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;HARIMLARIN GABASI GABASI <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;GELMEMİŞMİ YAVRUMUN BUBASI BIBASI<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;AL DAĞLA EZİLESİ DAĞLA<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;HİÇ BİTMEZ ÇİLESİ DAĞLA<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;BENİM DERDİM PEK ÇOMUŞ<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;DİNMEZ GÖZÜMÜN YAŞI DAĞLA<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;AL DAĞLA GUŞLU DAĞLA<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;BENİM YARUM UYMUŞ MU DAĞLA<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;AL DAĞLARIN MEŞESİ MEŞESİ <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">&#160;&#160;YAVRUM BENİM CİĞERİMİN KÖŞESİ KÖŞESİ<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M: Şimdiye kadar kaç öğrenci yetiştirdin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Yedi öğrenci yetiştirdim. Yedisi de şu an piyasada ekmeklerini kazanıyor. Onlarla gurur duyuyorum. Allah razı olsun deseler yeter . Ne mutlu bana, benden sonra eserlerimin ve yöre müziğimizin gelecek kuşaklara taşınması birinci hedefimdi. Amacıma ulaştığımı düşünüyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Müzik dünyası çok geniş ve bir o kadar da karmaşık. Tahir Usta’nın bestelerini başkaları sahipleniyor. Telif hakkı işlemiyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T : Çok haklısın. Müzik sektöründe maalesef denetim yok. Ustamızın eserlerini sahip çıkan da yoktu. Tahir Usta’nın ve yöremizin birçok eserini derleyip yorumladım. Ormancı başta olmak üzere diğer eserleri hem görsel hem de yazılı olarak kayıtlı korumayı aldık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Hangi etkinliklere katıldın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T : Yöremizde bir çok etkinliğe katıldım. 5 kez Yatağan Kültür Festivali’nde sahne aldım. Dışarıda Muğlalılar Derneklerinin gecelerine katıldım. T.R.T ve Ulusal yayın yapan kanallarda birçok kez programlara katıldım. Kültür Bakanlığı Sanatçısı sınavlarına girdim ve kazandım. Yatağan bölgesinde Türk Halk Müziği Kültür Bakanlığı Sanatçısıyım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Derlemelerini notere tescil ettirdiğini biliyoruz. Hangi türküleri tescil ettirdiğini söyler misin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T : Kurucuova’nın Çamları’nın hem notası hem de hikayesi, Alaşar ve Adem Kardeş türkülerinin hikayeleri tarafımdan derlenmiştir. Bu eserlerin tümü Tahir Usta’ya aittir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Müzik yaşamında bir çok nişan, kına gecesi, düğün ve etkinliklerde sahne aldınız. Başınızdan geçen unutamadığın anıları soralım. İlginç olanını anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T: Meslek hayatımın ilk yıllarında köklük Köyü’nden rahmetli kemancı Abdullah Türk Abi ile beraber ince saz ekibi oluşturduk onun yanı sıra da Orkestra Özgün adıyla bir orkestra kurduk belli bir süre çalıştıktan sonra ayrılmaya karar verdik. Ayrılmadan önce bazı olumsuzluklardan dolayı düğünler geç kaldığımız oluyordu. Bizlerden büyük olduğu için düğün sahipleri onunla muhatap olur, biz olaylara saygımız gereği müdahil olmazdık, bu durumlarda da Abdullah Abi derdi ki “Yolda lastiğimiz patladı ondan geç kaldık” , benim hep aklıma gelen şu olurdu , “ya düğün sahibi patlayan lastiğinizi görebilir miyim” derse diye kendimce hayıflanırdım, hani derler ya aklına gelen başına gelir gene bir gün geç kaldık. Mesken Köyü’ne düğüne gideceğiz benim eski dökük bir arabam vardı 77 model , araba da müzik aletleri var bekliyoruz Yatağan’da kemancı arkadaş gelmedi. Her seferinde düğün evine sabah namazında da varsan müzisyene (Çalgıcıya) “erken geldin demezler” diyen Abdullah Abi dedi ki “geç kaldık siz gidin ben bekleyip kemancı arkadaş geldiğinde alıp gelirim’’ deyince biz ekip arkadaşlarımla gittik. Mesken’e vardık tabi düğün sahibi “Geç kaldınız” diye çıkıştı bana. Ben de “Yolda lastiğiz patladı” yalanını koydum masaya. Tabii aklıma gelen başımıza geldi , “İndirin eşyaları” dedi adam, biz müzik aletlerini indirirken başımızdan ayrılmadı ama benim yüreğim güm güm atıyor adam stepne ye bakmış dedi ki “Stepneniz patlak değil neden yalan söylediniz?” Yanımdaki ekip arkadaşım baterist Tuncay hemen cevap verdi “Abdullah Abinin cenazesi var dayısı öldü cenaze kalktığında gelecek, siz üzülmeyin diye size söylemedik” deyince düğün sahibi “Tamam başınız sağ olsun” dedi sakinleşti. Biz düğüne başladık. 3 saat kadar sonra Abdullah Abi yanında kemancı arkadaşla beraber geldi. Bir de ne görelim ikisi de ayakta zor duruyorlar alkol almışlar. Düğün sahibine görünmeden hemen ekibin içine aldık . Düğün sahibi eğer sorsaydı “üzüntüden içmiş” deme fırsatımız olur muydu bilmiyorum, o da misafirlerinin telaşıyla o da fark etmedi ama ben işime verdiğim değerden dolayı çok korkmuştum erim erim erimiş Abdullah Abi’ye çok kızmıştım ama geri dönüşü de yoktu. Düğünü bitirmek zorundaydık bitirdik de.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M : Mehmet Arkadaş’ım bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Bu söyleşi, gelecekte kitap olarak da basımı yapılacaktır. Seninle gurur duyuyoruz. Seni seviyoruz. Sesini her daim duyalım. Son olarak söylemek istediklerini duyalım?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">M.T : Arkadaş’ım çok sağ ol. Bu söyleşi benim içinde iyi oldu. Yatağan’da uzun yıllar hizmet ederek ekmek paramızı kazandık. Ayrıca halkın sevgisini nail olduk. Tüm Yatağan Halkını ve sevenlerime şükranlarımı sunarım. Onlara layık olabildiysem ne mutlu bana. Bu yörenin çocuğu olmaktan gurur duymuşumdur. Umarım gelecekte de birçok güzelliğe ve etkinliklere imzamızı atacağız. Bu dileklerimle herkese sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Hoş çakalın…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2015 10:23:00 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/yataganin_sesi_solugu_mehmet_topcuoglu_h6791.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖĞRETMEN --ŞAİR---YAZAR ----BAHATTİN UYAR</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/ogretmen---sair---yazar-----bahattin-uyar-6774</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/ogretmen---sair---yazar-----bahattin-uyar-6774</guid>
                <description><![CDATA[Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluklarının en saygı değer unsurlarıdır. Türkiye’de öğretmenlerin halkın yanında daha da saygın bir yeri vardır. Çünkü onlar, bağımsızlığın, aydınlanmanın ve halkçılığın öğretmenleridir. Zeki Sarıhan.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Çocukluğumda ortaokul yılları Türkçe ve Sosyal Bilgiler öğretmeni olmak isterdim. En çok da tarihe olan merakımdan dolayı Tarih Öğretmeni olmayı düşlerdim. Hayatın akışıyla ticarete atıldık. Okuma merakım hiç sönmedi. Kitap dünyası benim için kutsal bir hazineydi. Devamlı kitap satın aldım ve okudukça okudum. 15 yıldır kendi köşemde kitap tanıtımı yapıyorum. İşte bu kitaplardan bir tanesi, Sevgili Öğretmenimiz Bahattin Uyar’a ait “Yitik Harmandan Son Taneler” adlı eserdir. Bu kitabın tanıtımı nedeniyle geçen sene, “Yerel Yazılı Basın Kültürel Yazı” dalında Muğla Gazeteciler Cemiyeti tarafından verilen ödülü aldım. Sağ olsunlar. Yıllarca Gazetemiz Demeç’te beraber köşe yazarlığı yaptık. Bozarmut Köyü yolu üstündeki bahçeli evini satarak Muğla’ya taşındı. Bahattin Uyar’ı tanıyanlar, bilenler İlçemizde elbet çoktur. Ama tanımayanlar ve bilinmeyen yönlerini okurlarıma tanıtmak için geçen Cuma günü Muğla’daki evinde bir söyleşi yaptım. Dile kolay 82 yıllık bir ömür. Hafıza yerinde ve bilgi küpü… Her ne kadar iyi tanısam da dersimi önceden iyi çalıştım. 20 Soru hazırladım. Sorular az geldiği gibi söyleşiyi tam 6 saat sürdürdük. Kitap yazılacak kadar malzemeyi önüme koyuverdi. Tamamını değil, özetini okuyacaksınız. Tamamını kitapta yazacağım. Ayrıca bir başka gün belgeselini hazırlayacağım.
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Turgay Mutlu: Bahattin Bey, kaç yılında ve nerede doğdunuz? Biraz kendinizden bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bahattin Uyar: Evime hoş geldiniz. Yatağan’a bağlı Şeref Köyü’nün Mağara Mahallesi’nde 1933 yılında dünyaya gelmişim. Süleyman oğlu, Ayşe’den doğma Bahattin, 1934 yılında nüfusa kaydedilmiş. Soyadı yasası çıktığı zaman babam Şeref Köyü’nde muhtarmış. Soyadımızı babam almış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Doğduğunuz ev neredeydi? Çocukluğunuzdan hatırladığınız anılarınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Biz çoban bir aileyiz. Köyde nüfusa ilk kayıtlı olan aile biziz. Türkmen—Yörük yaşamı, eğitim ve öğrenim nedeniyle sonradan iskâna dönüştü. Çocukluğumda hatırladığım, bir atımız vardı. Adı “Kuli Kız.” Kula Kız anlamında. Babam, Kuli Kız’ı bindiği zaman bende terkisine binerdim. Atın üstünde babama devamlı çevreyle ilgili sorular sorardım. Atımız ölünce çok üzüldüm, ağladım. Meğerse babam, yeni bir at almışmış. Onu görünce üzüntüm geçti. Arkasından inek öldü. Anam çok üzüldü. Kışın en soğuk gününde unumuz bitmişti. Hayvanların yiyeceği de bitmişti. Biz purç (ökse otu) denilen, çamların suyunu emerek yaşayan otu toplarız ve çuvallarız. Daha sonra purç’u eve getirir, öküzlere yediririz. Kış gelince çok üzülürüz. O yıllar yokluk yılları… Purç toplamaya gittiğimiz bir gün acı ot yiyen eşekler zehirlendi öldü. Nalları havaya dikti. Bizim ve Akbaş Dayı’nın eşeği öldü. Zor günler geçirdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Çocukluğunda ne tür oyunlar oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Çam dallarından deve, eşek ve at yapılırdı. Onları çekerdik. Kız çocuklarına çapıttan bez bebek yaparlardı. Çam kozalaklarından oyunlar oynardık. Kayrak taş, dikme taş ve çelik—çomak oynardık. Akşamları ev içi oyunları oynanırdı. İğne-müğne ve deve soğuk su mu içti yoksa sıcak su mu içti? Oyunu oynanırdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Babanızın Eğitmen olduğunu biliyoruz. Onun Eğitmenlik öyküsünü bize anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Eskiden Deştin, Mağara ve Alaşar tek Muhtarlık olarak Şeref’e bağlıydı. Babam köyümüze gelen gezici öğretmen Fehmi Bey’den yeni yazıyı öğrenmiş. Askere gidince okuma—yazmayı ilerletmiş. 1932 Yılı terhis olup, köye dönünce Muhtar yapmışlar. 1939 Yılında imtihanla Eğitmen Kursunu kazanarak Kızılçullu—Eğitmen Kursuna katılmış. 6 ay kurs görmüş. Babam Süleyman Uyar, sanki Üniversite bitirmiş bir havada köye dönmüş. Kendi köyüne Eğitmen olarak atanmış. Köy Eğitmenliği, Atatürk’ün bir önerisidir. Bunu çoğu kişi bilmez. O dönemde Yatağan’a bağlı 36 köyde okul yoktu, öğretmen yoktu. Eğitmenler sayesinde hepsi hem okula hem de öğretmene kavuştu. Babamla hep gurur duydum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlkokulu nerede okudunuz? Öğretmenlerinizi tanıtır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: İlkokulu kendi köyümde 3 sene babam okuttu. 3. sınıfta diploma aldım. Babam olmasaydı ben öğretmen olamazdım. Esin kaynağım ve her şeyimdi. 4. Sınıfı Muğla Atatürk okulunda okudum. Hamit Öktem adlı Özbekistan’dan gelme bir öğretmende okudum. Çok değerli (Yıllar sonra bir bankada tesadüfen karşılaşmalarını anlatınca Bahattin Hoca’mın gözleri doldu. Oğluna Özbek adını, hocasına olan sevgisinden dolayı vermiştir) bir öğretmendi. Hazar Denizi’ni fırtınada nasıl geçtiklerini bize anlattığında ilgiyle dinlerdik. Ben de emeği çoktur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">5. Sınıfı, Bayır’da okudum. Necmi Yener Öğretmenimiz, ud, keman, cümbüş ve birçok enstrümanı çalardı. Çok yetenekli bir eğitimciydi. Bugünkü Bayır’ın kurulması onun eseridir, emeği çoktur. İyi bir öğrenciydim. Okulu ikincilikle bitirdim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Daha sonra ne yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: 1946 yılında Ortaklar Köy Enstitüsü’ne sınavı kazanarak girdim. Geldiğim yıl tamamıyla bir şantiyeydi. Sadet Kemiksiz, ince sıva yapıyordu. “İçinizde Yatağanlı var mı ?” diye sordu. Ben varım dedim. “İyi hoş geldin, sıkıntın olursa gel” dedi. Okulda İngilizceden başka Askerlik, Türkçe ve Müzik derslerinde gayet başarılıydım. Birçok dersi, sınıf olmadığı için Karaağaç gölgesinde yapardık. İş eğitimine önem verilirdi. Eğitim için iş değil, iş için eğitim alırdık. Teoriyle pratiği bir arada götürüyorduk. Uygulamalı ders görüyorduk. Yeni kurulduğu için hamam yoktu. Ilıcaya giderdik. Termal suda yıkanır, banyo ederdik. Güzel günlerdi…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Üç yıl Ortaklar Köy Enstitüsünde okudum. Sağlık Bakanlığı, sağlık koluna geçmek için sınav açtı. Katıldım, kazandım. Bindik trene gittik, Kızılçullu’ya. Bugünkü İzmir—Şirinyer. 2 Yıl orada sağlık eğitimi aldım. Köy Sağlık memuru olarak mezun olduk.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan’a bağlı Salkım Köyler Gurubu Sağlık Memurluğu’na atandım. Kavaklıdere’de de çalıştım. Yaklaşık 5 yıl bu görevde çalıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Öğretmenliğe nasıl geçiş yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Sağlık memurluğu yaparken çok ders çalıştım. Dışarıdan imtihan verebiliyorsunuz. Öğretmen Okulunu bitirme sınavına katıldım. 16 dersi, iki dönemde geçtim. 1954 yılında öğretmen oldum. Her iki bakanlık arasında sorun yaşasam da sonuçta, Yatağan—Kozağaç Köyü’ne tayinim oldu. Sevdiğim mesleğime nihayet kavuşmuştum. Okulun hem müdürü hem de öğretmeniydim. 13 Kasım 1955 tarihinde mutluluktan bir şiir yazdım. İlk dörtlüğünü okuyayım:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ben dağ dibi köyünün öğretmeni<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Okula gidiyorum koşaraktan<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir görseniz çevremi saran dağları<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir benim yerime olsanız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şiirin devamını “17 Nisan Türküleri” adlı şiir kitabımdan okuyabilirsiniz. Kozağaç Köyü’nde bir yıl kaldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kaç yılında evlendiniz? Düğününüz nerede oldu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Kozağaç Köyü’nde öğretmenlik yaparken, görücü usulü Sevinç Hanım ile evlendik. 3 çocuk sahibi olduk. Bir kızım, iki oğlum var. Kızım Nermin, İngilizce Öğretmeni oldu. Özbek Elektrik Teknisyeni. Soner de bankadan emekli oldu. Düğünümüzü Şeref Köyü’nde , Kakkaç’ın Ali ve ekibi yaptı. Arap oyunu oynandığını çok iyi hatırlıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Kozağaç Köyü’nde bir yıl kaldığını anlattın. Sonra nereye gittiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Köyde akşamları ve hafta sonu ders çalışırdım. Sınava girdim. Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü kazandım. 60 kişinin içinden 9. oldum. Yatılı okulu bitirdim. Kura çekimi sonucu Erzurum Ticaret Lisesi öğretmenliğine 1958 yılında atandım. 3 Yıl burada çalıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">27 Mayıs 1960 yılında oradaydım. İnkılap yayma komitesi üyesi sıfatıyla köylerde yapılan toplantılara katıldım. Konuşmalar yaptım. Arif Nihal Atsız’ın şiirlerini okudum. Bankacı hemşerim Nihat Uysal ile Erzurum’da aynı evi paylaştık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Askerliğinizi nerede, ne zaman yaptınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: 1961 Yılında askere alındım. Anayasa o yıl kabul edildi. İstanbul Tuzla’da 6 ay yedek subaylık devresinden sonra Kilis 53. Tabur’da askerlik yaptım. Sınıfımız Jandarma olduğu için devamlı Suriye Sınırında devriye gezerdik. Yarbay’ın biri bir gün mayına bastı, ayağı koptu. Kore Gazisi bir subayın bu durumu bizi çok üzdü. 2 Yıl askerlik yaptım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Edebiyata ilginiz ne zaman başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Doğuştan ilgim vardı. Aileden gelen okuma –yazma merakı bende daha çoktu. İlkokulda Eğitmenlere dağıtılan bir kitap vardı. Adı: “Halk Okuma” kitabı. Bu kitapta çok ilginç öyküler ve şiirler vardı. İlkokul kitabımızda da çocuk ruhuna hitap eden köy hayatıyla ilgili hikâyeler vardı. Bunları severek okurduk. Hatta birçoğunu ezberlerdik. Mesela Öksüz Oğlak. Zaten biz onu köyde çok yaşadık. Köy hayatı demek, biz demekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Bahattin Bey, bugüne kadar kaç kitap yazdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Bugüne kadar 5 kitap yazdım. Hazırda basılacak 2 kitabım daha var. Biri şiir, diğeri şimdiye kadar yazdığım makalelerin toplamı diyelim. Bu makaleler günümüzde halen geçerliliğini sürdürmektedir. Sırayla söyleyeyim; İlk kitabım, Tarımda Bozuk Düzen. İkincisi Ansiklopedik Türk Dili Edebiyatı Sözlüğü. Üçüncü kitabım, Tonguç’un Eğitmenleri. Dördüncü kitabım, 17 Nisan Türküleri şiir kitabı. Son beşinci kitabım, senin de tanıtımını yaptığın Yitik Harmandan Son Taneler’dir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Yitik Harmandan Son Taneler adlı eserini zevkle okudum. Kitap büyük ilgi gördü. Bu kitapla ilgili ne söylemek isterdiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Kitabın adını “Bizim Harmandan Son Taneler” niye koymadım diye düşünmüşümdür. Türk Edebiyatını ismini yazdırmış olan ya da büyük ölçüde yazın hayatında yer almadığı halde yazdıklarıyla aydınlanma davasına katkılar sağlayan yazarlara yer verilmiştir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Şeref Köyü’nde tiyatro oyunları oynandı, sergilendi. Katkınız oldu mu?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Askerdeyken Kasımpaşa Şehir Tiyatrosu’nun “Pusuda” adlı oyunu seyretmiştim. Oyundan çok etkilendim. Eseri, köye taşımaya karar verdim. Çalışmalar yaptık. Oyunun yönetmenliğini ben yaptım. Az oyuncu isteyen bir oyundu. Necati Özler ve Muammer Özler ile birlikte üç kişi oyunu oynadık. Ayrıca Halk Korosu oluşturduk. Birçok şarkıyı, türküyü ve Milli oyunları arkadaşlarımıza öğrettik. Yatağan’da oyunlarımızı sergiledik. Büyük bir beğeni topladı. Benden sonra birçok oyunun rahmetli Necati Özler’in çabasıyla oynandığını biliyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Karya ve Marsiyas hakkındaki düşüncelerini sorayım? Devrim Gazetesi’ndeki makaleni okudum. Neden bu kadar karşı çıktığını anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Mitolojik bir söylem. Karia ve Marsiyas söylemlerine katılmıyorum. Karya Uygarlığıyla bizim uzaktan, yakından alakamız yoktur. Hepsi efsanedir. Daha Karya yazısını bile okunamadı, okuyamadılar. Bu bilgiler nereden alınıyor anlayamıyorum. Merak edenler makalemi okusunlar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Öğretmenlik yaşamında birçok hatıraların vardır. Unutamadığın bir anıyı anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Birçok anım var tabi… Erzurum’da Edebiyat sınavlarında sorduğumuz soruyu anlamayan bir öğrenci benden yardım istedi. İstediği şuydu, Cerrah sözünün anlamı. Ben, anlasın diye üstü kapalı cevap verdim. “Bunu bilmeyecek ne var. Radyo sabahleyin türküler programında şöyle diyordu: Yaralarım göz göz oldu, Cerrah gözleye gözleye’’dedim. Daha sonra sınav kâğıtlarını topladım. Öğrencinin cevabı: Cerrah yaraların göz göz olması.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Tahir Erdinç Usta’yı tanıdığını biliyoruz. Usta hangi değirmeni çalıştırdı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Tahir Usta’yı değirmenci ve çalgıcı olarak biliyorum. Deştin’de Yarbaşı denilen mevkide iki tane yan yana değirmen vardı. Rum Anastas’dan devir alınmış. Üstteki değirmenin domuzluğundan çıkan su, alttaki değirmenin obanına girerdi. Eşi Zariye Hanımı da hatırlarım. Değirmenin yanında evi vardı. Evin abdestliğinde Gramofonun borusunu yola dönük olarak görürdüm. Çok nadir olarak gramofonu çalarlardı. Hemen bitişiğinde bizim tarlamız vardı. Dedemle o tarafa çok giderdim. Darı ekerdi. Cevizleri vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: İlçemizi kültür ve sanat açısından nasıl görüyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Seninle bu konuları defalarca konuştuk. Yeterli görmüyorum. Ama şansınız var. Şimdi Hamdi Topçuoğlu, bir şeyler yapacak gibi görünüyor. Ancak Yatağan’da söz sahibi olması gerekir. Kent Konseyinden yararlanın. Kent Konseyi sayesinde de kültürel ve sosyal etkinlikler olacağını düşünüyorum. Çok çalışılması gerekiyor. Bugünkü temposuyla gidemez. Mutlaka bir tutum değişikliği gerekiyor. Turan Özdemir ve Mehmet Selçuk’tan yararlanın. Sadettin Özbek de yardımcı olur. En çok Hamdi Bey’i mutlaka bu işlerin içine katınız. Hacı Omar evi güzel olmuş. Etkinlikler yapınız. Resim ve karikatür sergisi açın. Kitap tanıtımı düzenleyin. Orada her şey yapılabilir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Hayata bakışınızı soracağım. Gelecekle ilgili endişeniz var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Bugüne kadar bu işleri iyi götürdük. Atamız’ın ilke ve Devrimlerini sahip çıktık. Bundan sonra da sahip çıkılması adına da mücadeleye devam ediyoruz. Bizden sonra ne olur bilmem ama çağdaş düzenin devamını dilerim. Cumhuriyet rejimi 90 yıl yaşamışsa bunu Köy Enstitülerine borçluyuz. Bu belli bir aydınlanma kuşağının Cumhuriyet’e dört elle sarılmasıyla sağlanmıştır. Yeni kuşaklar üzerinde yapılan baskılar sonuç verir mi kuşkuluyum? Ancak Köy Enstitülü Öğretmenlerin yetiştirdiği yeni kuşaklar Atatürk’ün emanetine sahip çıkmak için her fedakârlığı yapmalıdır. Ülkemizde karşı devrimin hükmü nedir? Karşı devrim şekli gibi görünen bu günler umarım geçecektir. İpin ucunu vermemek gerekirmiş. Bu konuda kendimi suçlamıyorum. Bizim dışımızda gelişen olaylar sebep olmuştur. Umudumuzu kaybetmeyelim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Bahattin Bey, bizi evinizde konuk ettiğiniz ve bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum. Ayrıca Sevinç Hanıma, yaptığı izzet-i ikramlar için çok teşekkür ederiz. Yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyoruz. Altı saat su gibi geçti. Söyleşi’nin tamamını daha sonra yazacağım kitabımda yer vereceğim. 82 Yıllık hayatı, bir söyleşiye sığdırmak elbet kolay değil. Başımızdan eksik olma, daha çok sohbetler ve söyleşiler yapalım. Son olarak ne söylemek istersiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">B.U: Yeni kitabım çıktığı zaman tekrar söyleşi yaparız. Evime kadar gelerek benimle bu söyleşiyi yaptığınız için teşekkür ederim. Yatağan’da ki tüm dostlarımı sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Hoş bir söyleşi oldu. Kitap olarak ileride çıkması beni mutlu kılar. Çok sağ olun…<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&#160;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2015 17:24:00 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/ogretmen_sair_yazar_bahattin_uyar_h6774.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TAHİR ERDİNÇ USTA  - ORMANCI - CEMAL KAKKAÇ</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/tahir-erdinc-usta----ormanci---cemal-kakkac-6755</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/tahir-erdinc-usta----ormanci---cemal-kakkac-6755</guid>
                <description><![CDATA[Rahmetli Tahir Erdinç Usta’nın “Ormancı” adlı türküsünü, radyoda veya televizyonda dinlediğim zaman, bu eserin sanki sahibiymiş gibi Nazmi Yükselen ile birlikte anons edilmesi zoruma gidiyordu. Oysa bu yörede herkes, eserin Tahir Usta’ya ait olduğunu bilir. Gelecek kuşakların bilmesi ve doğru aktarılması adına 15.01.2015 geçen Perşembe günü, Tahir Usta’nın son çırağı Cemal Kakkaç Abimizle Belen Değirmeni’nde söyleşi yaptık. Belgesel hazırladık. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;İlk önce evinde Gazeteci Mustafa Aktaş ile röportaj yaptık. Sonra Belen Değirmen’inde, Tahir Usta’nın yeğeni Zübeyir Erdinç, Müzik Öğretmeni Özay Çalış ve İşletme sahibi Hasan Şimşek ile beraber belgeseli hazırladık. Tek eksik Mehmet Topçuoğlu kardeşimizdi. İşi çıktı, gelemedi. Gelecek günlerde umarım ekibi tam olarak kurarız. Kamera çeki ve söyleşi sırasında Gazetemiz Demeç’in muhabiri Burak Kuş kardeşimiz geldi. Cemal Kakkaç ile Ustasının 60 yıllık bir gecikmenin resimlerini çekti. Daha sonra 5 kişi, Pisi –Yeşilyurt mezarlığına giderek, hem Tahir Usta’yı hem de eşi Zariye Hanım’ı ziyaret ettik. Çırak Usta buluşması duygu yoğunluğunda gerçekleşti. Hayır ve dualarla ayrıldık. Değirmene döndük ve söyleşiye başladık:
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Turgay Mutlu: Cemal Bey, kendinden söz eder misin? Kaç yılında nerede dünyaya geldin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Cemal Kakaç: Deştin Köyü’nde 1934 yılında dünyaya geldim. 81 yaşındayım. İlkokulu 3 sene köyümde okudum. Deştin’den yeni taşınan ustamı aradım. Yatağan’da olduğunu öğrenince sevindim. Odun satmaya gidenlerle birlikte yaya giderek Tahir Usta’yı buldum. Tam 13 ay çıraklık ettim. Bana cümbüş çalmayı öğretti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Nasıl öğrendin? Notalı mı yoksa doğaçlama mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K: Nota bilmeden el alışkanlığıyla öğrendim. Ustam gözlerimi bir bez parçasıyla yani çapıtla bağlardı. Neden bağlıyon usta dediğimde; “telleri bastığını görmeni istemiyorum. Onun için bağladım. Yoksa hiç öğrenemezsin ’’ dedi. 11 yaşında bir çocuktum. Kabiliyetim vardı. Müzik tutkusu bende had safhadaydı. Çok seviyordum. Öğrenmeye hevesliydim. 13 ay evinde yattım kalktım. Akşamları ocağın önünde cümbüşü elime verir ‘’hadi tıngırdat bakalım’’ derdi. Kendisi iyi nota bilirdi. Kalın bir nota kitabı vardı. Açar açar bakar deftere bir şeyler yazardı. Sonra o kitabın ve defterin kaybolduğunu duydum. Yüzün üstünde eseri vardı. Keşke kaybolmasaydı da eserleri günümüzde okunsaydı. Zariye Yengem makamın düzenlemesini yapardı. Söz yazardı. Yani güftesinde yardımcı olurdu. Rahmetli beni çok severdi. Çamaşırlarımı yıkar yemeğimi yapardı. Ben de Zariye Yenge’ye su taşır, bağ bahçe işinde yardım ederdim. Omarağalar’ın evinin olduğu yerde büyük bir evde kalırdık. Nota öğrenmeden yanından ayrıldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M: Peki keman çalmayı nasıl öğrendin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Usta’dan ayrıldıktan sonra ilk çırağı, dayım Ahmet Ali Tozak ile ekip olduk , takım kurduk. Düğünlere gide gele ve kendi yeteneğimle keman çalmasını öğrendim. Kimse göstermedi. Ahmet Ali Dayım, benden önce Deştin Çayındaki ustamın işlettiği değirmende öğrenmiş. Yarbaşı denilen ve yukarıda yan yana olan iki değirmeni ustam çalıştırmış. Rum Yorgi ‘den kalmaymış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Başka neler hatırlıyorsun o günlerden? Çırak yetiştirdin mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Ustamın oğlu Saip vardı. Babasından çekinirdi. Müziği çok seviyordu. Gizli gizli bizi izlerdi. Babası müzisyen olmasını istemiyordu. Çünkü bu işin eziyetini bildiğinden oğlunu uzak tutmak istiyordu. O da rahmetli oldu ya, dedim Saip ben sana öğreteceğim. Cümbüş çalmasını öğrettim. Çabuk kavradı. Babası sonra öğrendi ve ses çıkarmadı. Sakin munis bir adamdı. Daha sonra düğünlere giderken Saip’i de yanımıza alıyorduk. Kardeşlerim; Mehmet, Kazım, Ali ve amcaoğlu Necati’ye cümbüş ve keman çalmayı ben öğrettim. Ha bir de Topal Memed’i ben yetiştirdim. Mehmet Kızıl’ı bilirsin. Gakgeçler olarak hep beraber düğünlere giderdik. İnce çalgı denilince ilk akla gelen bizdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir gün Çine-Akçova’ya oğlan düğününe gittik. Orada Ustama yok şunu çal , yok bunu çal diye eziyet ettiler. Kendi aralarında gelen davetliler kavga çıkardı. Sakin bir kişiliği olan Ustam , kemanını yere attı. Ben henüz 11 yaşında bir çocuğum, haliyle korktum. Düğün sahipleri ortalığı yatıştırdı. Ustamdan özür dilediler. Yalvardılar, yakardılar sonunda ikna ettiler. Ustam da hiç bir şey olmamış gibi kemanını yerden aldı ve yeniden içli içli çalmaya devam etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bizde anı çok. 70 Yıllık meslek hayatımda birçok anım var. Yine Ustam’la bir gün Köyceğiz’e düğüne gittik. Oranın değişik bir adeti var. Çıtırmağı bir çıkının içine sarıyorlar ve uzun bir sırıkla dut ağacının yüksek bir dalına asıyorlar. Çıtırmak çıkınını kapmak için gençler, bir hayli atlayarak zıplayarak uğraştılar. En sonunda uzun boylu yakışıklı biri kaptı. Oyunu kazandı. Biz de kazanan genç’i kutladık. İstediği oyunu arkadaşlarıyla beraber oynaması için çaldık, söyledik. Mükafatı hak etmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Abi , ben seni çocukluğumdan , Rahmetli Babam Berber Cemil’in berber dükkanından beri tanırım. Sizleri Yatağan’da yerel ağızla, şiveyle gakgeçler diye bilirler. Biraz o günlerden konuşalım. Ne anlatmak istersin? Beni çıkarabildin mi?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K: Seni nasıl tanımam. Ben ve kardeşlerim hep babandan traş olurduk. Baban muteber bir kişiydi. Allah rahmet eylesin. Bizim ve civarın asker mektupları sizin berber dükkânına gelirdi. Düzenlerimizi, enstrümanlarımızı ya sizin dükkâna ya da Terzi Ali’nin terzi dükkanına koyardık. Asmalı gavede veya Çete Mıstık Dayı’nın gavesinde müşterilerle buluşurduk. Çayımızı, kahvemizi içerken bir yandan pazarlığımızı yapardık. Sonunda mutlaka üç aşağı beş yukarı anlaşırdık. Mehdi Usta veya Kocabıyık’ta yemeğimizi yerdik. Her Çarşamba mutlaka Yatağan Pazarına gelirdik. Ne güzel günlerdi o günler….<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yatağan ve Muğla civarının yüzde sekseninin düğününü biz yapardık. Allah rahmet eylesin. Ustam sayesinde meslek sahibi oldum. Bayır’da ev yaptım. Üç oğlan okuttum. Onları evlendirdim. İş güç sahibi ettim. Eşimi 5 yıl önce kaybettim. Kolum kanadım kırık. Allah rahmet eylesin. İyi bir eşe sahiptim. Şimdi oğlanlar ve gelinler bakıyor. Allah razı olsun hepsinden.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Tahir Usta ‘yı beste yaparken gördün mü?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Aynı evde kaldığım için beste yaparken çok gördüm. En başta Ormancı, Alaşar Türküsü, Çakır Memed Türküsü, Gurucovanın Çamları, Tütüncü Kızı, Osman Bey, Karaova Düğünü ve Adem Kardeş Türküsü onundur. Hem bestesini hem güftesini o yapmıştır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Abi, peki bunu Nazmi Yükselen ‘in sahiplenmesine ne dersin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Hiç öle şey mi olur canım. Tamamen yanlış bir vaka. Zaten kitap ve defter kayıp. Kimsenin günahını almayalım ama şüphe uyandırıyor. Dolaylı olarak birilerinin eline geçmiş olabilir ama bu bilinen 20 - 25 eser Tahir Erdinç Ustamındır. Geride kalanlar ne oldu? Bunu hep merak ederim. Ustam’ın ölümünden bir süre sonra oğlu Saip’e sordum, ‘Notaları nerde?’ diye. O da Çine’deki bir otelde kaybolduğunu söyledi. Üzgünüm ama durum bu dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Abi kendi besten var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Kendi bestem yok. Düşünsem üstüne varsam yapardım. Öyle bir isteğim olmadı. Zor iş biraz. Herkes beste yapamaz. Bu bir yetenek meselesi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Abi başka anıların varsa anlatır mısın?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Bozdoğan—Altıntaş Köyüne kardeşlerimle düğüne gittik. Oğlan düğünüydü. Çok kalabalık vardı. Gençlerin hemen hemen hepsinin elinde silah var. Oyun arası ve bitiminde mütemadiyen silahları ateşliyorlardı. Biz alışıktık. Hoparlörlerimiz bataryalıydı. Birden bir ün bir elamat oldu. Hoparlörden cerayan çarptı sanıyla birisi öldü diye bağırıyorlardı. Meğersem sarhoşun biri kaza kurşunuyla ihtiyar birini vurmuş. Sonra hoparlörden seken mermiyle vuruldu ve öldü dediler. Hava hoparlörü bataryalı olduğu için mümkün değildi. Biz hemen eşyalarımızı , düzenimizi topladık, kaçtık. Belayı ucuz atlattık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Askerliğini nerede yaptın? Askerde müzisyenlik yaptın mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Askerliğimi Burdur—Tefenni’de motorlu topçu taburunda yaptım. Ordu evi yoktu. Yemekhanede Vural arkadaşımla beraber hafta sonu eğlencelerinde asker arkadaşlarımızı eğlendirirdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Köylerde sizden başka düğün eden çalgıcılar var mıydı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Vardı . Ustamın ekibinde gözlüklü Hasan ve eşi Behice Abla vardı. Hasan Abi İzmirliydi.Çok güzel keman çalardı. Behice Abla cümbüş çalıp, şarkı söylerdi. Bir de Nebiköylü Zurnacı Muhammet vardı. Zurna sesiyle gelen davetlinin ismini çıkartır onu hoş bir şekilde karşılardı. Onlar büyük bir ekipti. Hepsi kendi dalında ustaydı. Büyük sanatçılardı. Allah rahmet eylesin. Hepsi öldü gitti. Arkalarından ne güzel ne iyi insanlardı diye konuşuyoz baksene….<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Peki düğünlere giderken hangi araçları kullanıyordunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : At arabası ve çiple giderdik. Şimdiki gibi vesait çok yoktu. Arabanın çıkmadığı daha doğrusu çıkamadığı yere yaya giderdik. Burdan Çine’ye yayan gittiğim çok olmuştur. Kör Alim’in cibi ve Leyne’li Arif Ali’nin kaptı kaçtısı vardı. Onlarla giderdik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Müzik aletlerini nereden satın alırdınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : İzmir ve Aydın’dan , Muğla’da bulamadığımız zaman getittirirdik. Muğla’da Saatli Kulenin olduğu yerde Çaçeron ‘un dükkanı vardı. Ondan alırdık. Kafası çalışan zeki bir adamdı. Tahir Ustam kemanını kendisi yapardı. Marangozluk sanatını iyi bilirdi. Yatağan’daki evinin altında atölyesi vardı. Çok güzel oyuncaklar yapardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Abi , Usta’nın yaşayan son çırağı sensin. Umarım uzun yıllar daha yaşarsın. 81 yaşında olduğunu biliyoruz. Senin ağzından çıkacak her kelime Tahir Usta’nın eserlerini yazılı ve görsel belge olarak kabulünü sağlayacak. Şu an her kelimen bizim için altın değerindedir. Son kez soruyorum, başta ‘’ORMANCI’’ olmak üzere yukarıda yazdığımız eserlerin bestesi ve güftesi kime aittir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K: Ustam, Tahir Erdinç’indir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Abi bunu teyid ettiğin , tastiklediğin için teşekkür ediyoruz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu söylediklerin tarihe geçecektir. Gelecek kuşakların kafasında olumlu yer edecektir. Tüm bunları şimdilik hem görsel hem de yazılı olarak kayıt altına aldık. Söyleşimiz kitaplara geçecektir. Kamera kayıtlarından da belgesel hazırlayacağız.&#160; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : İnşallah dediğiniz gibi olurda Ustanın kemikleri sızlamaz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Maşallah çok iyi görünüyorsun. Çıra gibisin derler ya! Sesin yerinde. Az önceki müzik ziyafetinle bizi eskilere götürdün. Çok sağol. Bu formunu neye borçlusun?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Her sene haziran ayının ilk haftasında Göktepe—Gökçukur mevkisinde kamp kurarım. Çamların temiz havasını 3 ay boyunca ciğerlerime çekerim. Sigara kullanmam. Arada bir iki duble rakımı içerim. Ayrıca müzik hayatımın bir parçası olduğu için beni diri tutuyor. Müzik ruhun gıdasıdır, diye boşuna dememişler. Müzik beni canlandırıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Az önce seni dikkatlice izledim. Keman çalarken kemanı mikrofon gibi kullanıyordun. Bu senin tarzın mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Evet bu benim tarzım. Bunu zamanla alışkanlık yaptığım için farkına varamıyorum. Dinleyenler farkına varıyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Mezarlık ziyaretinde çok duygulandın. Hislerini anlatır mısın? Usta’nın en çok hangi eserini seversin?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Her ikisinin ruhu şad olsun. Eski günler gözümün önünden geldi geçti. Sizler bizi 60 yıl sonra buluşturdunuz. Bahtiyar oldum. Sağ olun , var olun. Usta’mın ‘’Osman Bey Gider Geyik Avına’’ adlı türküsünü çok severim. Her düğünde çalar, söylerim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">T.M : Cemal Usta , son sözlerini alalım. Eklemek ve söylemek istediğin ne varsa söyle. Bizleri aydınlattığın ve bilgilendirdiğin için çok teşekkür ediyoruz. Usta’nın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Sana da uzun ömürler dileriz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">C.K : Asıl ben teşekkür ederim. Bir gün aynı ekiple Mehmet Topçuoğlu’nu alalım, Deştin’e Usta’nın işlettiği değirmene gidelim. Orada Usta’nın türkülerini okuyalım. Anısını yad edelim. Sizleri ayrıca Göktepe’ye davet ediyorum. Onurlandırırsanız sevinirim. Oradaki yaşantımı bir görün. Bir de Belediye Başkanı Hasan Haşmet Işık’a selamımı söyleyin. O beni iyi tanır. Tahir Ustamın kemanlı heykelini şehrin güzel bir yerini yaptırırsa memnun olurum. Yatağan’a yakışan bir heykel olacağını inanıyorum. Ustam, Yatağan’la bütünleşmiştir. Çok ilgi görür. Benim diyeceklerim bu kadar. Hepiniz sağ olun….<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&#160;</o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2015 18:49:00 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/tahir_erdinc_usta_ormanci_cemal_kakkac_h6755.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARYA’DAN İYONYA’YA  -HAMDİ TOPÇUOĞLU</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/karyadan-iyonyaya---hamdi-topcuoglu-6720</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/karyadan-iyonyaya---hamdi-topcuoglu-6720</guid>
                <description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta gazetemiz Demeç’in köşe yazarlarından Turgay Mutlu, yine gazetemizin köşe yazarı, Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanı, Şair, yazar, bestekâr Hamdi Topçuoğlu’yla bir söyleşi yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;-Hamdi Bey, ilçemize daha doğrusu ilçenize hoş geldiniz. Güzel bir sunum yaptınız. Teşekkür ederiz. Kendinizden söz eder misiniz? Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Hoşbuldum. Asıl ben teşekkür ederim. 1950 Yılında Şahinler Köyü’nde doğdum. Babam Topçuoğulları’ndan olup Küçük Ali lakabıyla bilinir. Amcam Halilibrahim Topçuoğlu’nu, bu yörede hemen hemen herkes sünnetçi olması nedeniyle tanır bilir. Bu bölgenin çocuğu olmaktan gurur duyarım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Okul yıllarını anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-İlkokulu köyümde okudum. Orta öğrenimimi, Isparta Gönen Öğretmen Okulu’nda 6 yılda bitirerek Üniversiteye gittim. Erzurum ve Eskişehir’de yükseköğrenimimi tamamladım. Ülkemizin değişik yörelerinde Ortaöğretimden Yükseköğretime birçok Eğitim Kurumunda çalıştım. Ayrıca idareci olarak da görev yaptım. 1975 Yılında 6 bin kişi içinde sınavı kazanarak altıncı oldum. Afyon Eğitim Ensitüsü’ne atandım. 1. M.C ve 2. M.C döneminde siyasi olarak sürgün yaşadım. Buca Eğitim Fakültesi’ne geldim. 12 Eylül 1980 darbesiyle görevimden alındım. Sonra yurt dışı öğretmenlik sınavlarına girdim. 8 Bin kişi içerisinde birinci olarak sınavı kazanarak Belçika’ya gittim. Orada 18 dilli bir yabancı dil okulunda 19. Dil olarak Türkçe Kürsüsünü kurdum. 5 Yıl Türk Eğitim Koordinatoru olarak Avrupa Birliği deneme eğitimlerinde çalıştım. Sonra yurda dönünce İzmir Amerikan Koleji’nde Edebiyat Öğretmeni olarak çalıştım. İzmir’den sonra Bodrum’a geldik, yerleştik. 8 yıl oldu. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyorum. Bodrum Kent Konseyi Başkanlığı yapıyorum. Ayrıca 2 Yıla yakın Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanlığını yürütüyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Yazarlığa, Şairliğe nasıl merak sardınız? Nasıl başladınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Yazarlığa Öğretmen Okulunda başladım. İlk şiirim yayınlandığında 14 yaşındaydım. Şimdiye kadar 17 kitap yazdım. Belçika’da 2 kitabım örnek ders kitabı olarak seçildi. Türk Eğitim Koordinatörü olarak çalışırken sivil toplum örgütlerini ve yerel yönetim ilişkilerini yerinde inceledim. Katılımcı demokrasinin yöntemlerini araştırdım. Ve oradaki Türklerin sivil toplum örgütlerine katılımı için Flamanlar bölgesinde yetişkinler eğitimi kitabını hazırladım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yine Belçika’da okullarda çok dillilik üzerine çalışmalar yaptım. Başka disiplinler aracılıyla Türkçe öğretimi yöntemleri kitaplarını hazırladım. Tüm bu çalışmalar şu andaki Kent Konseyi çalışmalarının alt yapısıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Kitaplarınızda, yazılarınızda hep bu bölgeyi (Karya ‘yı) anlatıyorsunuz. Nedenini öğrenebilir miyiz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Bizim yöremiz, kadim kültürlerle çağdaş kültürleri çok iyi harmanlamış bir bölgedir. Bir yazar için evrenseli yakalayabilmenin yolu yöresellikten geçer. Yereli bilmeyen yazar, o evrenseli yakalaması zordur. Benim yazarlığım, yerel beslenmedir. Kısacası yerelde evrenseli yakalamamdır. Günü geçmişte yakalama ve geleceği kurma çabasıdır. Yöremizdeki kültürden tüm halkın, tüm insanlığın yararlanması için gayret sarf ediyorum. Elbet bunları yaparken estetik kaygıdan vazgeçmem. Çünkü bir yazar için nasıl anlatmak, neyi anlatmaktan daha değersiz değildir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Ayrıca güfte ve beste yapıyorsunuz. Çok yönlü çalışmalarınız var. Biraz da bu yönünüzü soralım? Sizi çeşitli sanat dallarına sürükleyen ne?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Çok güzel resim de yaptığımı söylerler. Evet doğru, çok yönlü bir sanatçıyım. Güfte ve beste çalışmalarımda esinlenmem çok yönlü olmamdır. Bütün sanat dalları birbiriyle iç içedir. Şiir müziğe, resme uzak değildir. Roman, tiyatroya uzak bir sanat değildir. Dolayısıyla benim çok yönlülüğümde sanatların iç içeliğinin sonucudur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Resim yaptığını bilmiyordum. Bu vesileyle öğrenmiş olduk. Kutlarım. Biraz kitaplarından konuşalım. Şehre Kaçış ve Karya’dan İyonya’ya adlı kitaplarını tanıtır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Karya’dan İyonya’ya kitabımda yöremizi yani Yatağan’ı anlatıyorum. Aslında bir gezi kitabıdır. Kendi köyüm Şahinler’den yola çıkarak tüm Karya’yı ve İyonya’yı anlattım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Şehre Kaçış ise, toprağa bağlı insanların ekonomik ilişkilerinin değişmesiyle savrulmalarını anlattım. Bu savrulma da sadece insanlarla sınırlı değil, tüm canlılar için geçerlidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Karya’yı bu kadar çok önem vermenizin, öne çıkarmanızın sebebi nedir?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Karya benim köklerimdir. Dünyaca ünlü tüm sanatçılar gibi bende bu köklerden besleniyorum. Yaşar Kemal nasıl Çukurova’dan besleniyorsa, Samim Kocagöz nasıl Söke Ovası’ndan besleniyorsa bende bu topraklardan Karya’dan besleniyorum. Ama benim Karyam tarihin köklerine takılı kalmış bir bölge değildir. Hangi eserime bakarsak bakalım, mutlaka dünde bugün vardır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Karya içinde eşimin köyü Eskihisar’ı (Stratonikya) anlatmanızı ve sizi bu kadar çok etkilemesini, hayranlığınızı da soralım? Çocukluk dönemi dâhil anlatır mısınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Neden Stratonikya onu anlatayım. Bütün yazarların çimlendiği zaman çocukluğudur. Çocukluğum, Eskihisar’da geçti. Girme Deresi, Halkalı, Börkçü, Hacıoğlu Deresi, Aldağ ve Kozpınarı’nı unutmam mümkün mü? Oynadığım, iş işlediğim ve gezdiğim yerleri unutamıyorum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Eskihisar, ilkçağdan günümüze bütün uygarlıkların bir anda izlenebildiği benzersiz bir kültür kentidir. Ben çocukluğumda bu kültürden çok beslendim. Kasap, Manav, Lokanta, Berber, Demirci dükkânlarını, manifaturacılarını, kar helvacılarını, çarşısını ve pazarını hep orada tanıdım. Şiirlerimde çok önemli yer tutan değirmenler, hep benim çocukluğumun geçtiği derelerin değerleridir. Eskihisar, binalarıyla, sokaklarıyla yörenin en özgün yerleşimiydi. Ben Türk Sineması’nın tüm önemli eserlerini Sinemacı Hamdi Abi’nin gezici sinemasında izledim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Yatağan’ın ve yöremizin kültürel ve sosyal açıdan gelişmesi için neler yapmalıyız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-İlçemiz öncelikle sahip olduğu değerlerin farkına varmalı. Kalkınma kavramının biride insan beyninin gelişimi olduğunu kabul etmeli. Sunumdan sonra anlattığım gibi Yatağan, tarihi ve doğal zenginlik bakımından birçok turizm beldesinden daha öndedir. Dünyada turizm anlayışı değişiyor. Artık turist deniz, kum ve güneşin yanı sıra tarih ve yeşil görmek istiyor. İlçemiz tarih yönünden oldukça zengin. Avantajımız çok. Bundan fazlasıyla faydalanabiliriz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Eskiden Yatağan’da sinema salonları, kitap satıcıları vardı. Şimdi yok! Göremiyorum? Topal Ahmet Amca’nın sinemasını hatırlayanlar vardır. Bu eksiklik giderilmelidir. Sinema halkın aynasıdır.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Yatağan,kültür sanat bakımından gelişimini sorgulamalıdır. Biraz önce Hacı Ömer’ler evini gezdik. Öncelikle emeği geçen herkesi kutluyorum, teşekkür ediyorum. Güzel olmuş. Aplikler ve klima dışında sırıtan bir şey yok. Onlar yakışık almamış. Burada bir kültürel ve sanatsal etkinlikler yapılabilir. Etrafı genişlerse daha iyi olacak. Yatağan’ımızın yüz akı olmuş. Çok beğendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Bir kentin değeri yeşili ve tarihi eserleriyle ortaya çıkar. Tarihi eserler, kentin geçmişiyle bağ kurmamızı sağlar. Yeşil ise onun bugünkü canlılığının göstergesidir. Elbette bu yapılar artmalı. Bu tür mekanlar, halkın kültürel etkinlikler gerçekleştirmesi duygusal ve düşünsel buluşması için kentlerin vazgeçilmezleridir. Ama ben isterim ki Yatağan yeşille de buluşsun.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Hamdi Bey, söyleşi için hem kendi adıma hem de gazetemiz Demeç ‘in okurları adına teşekkür ederim. Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">-Bu toprakların çocuğu olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bana doğup büyüdüğüm bu topraklarda böyle bir buluşma şansı sundukları için gelen tüm konuklara, Kent Konseyi’ne, ADD’ye ve CKD’ ne teşekkür ederim. Ayrıca bu güzel söyleşi için sana ve okurlarını da teşekkür ediyorum. Umarım gelecekte birçok etkinlikte birlikte oluruz…<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2014 10:44:00 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/karyadan_iyonyaya_hamdi_topcuoglu_h6720.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Vira Vira Bodrum’a Hüzünlü Bir Göç’ - Belkıs Öztin Koparanoğlu…</title>
                <category>Röportaj</category>
                <link>https://www.demecgazetesi.com/haber/vira-vira-bodruma-huzunlu-bir-goc---belkis-oztin-koparanoglu-6600</link>
                <guid>https://www.demecgazetesi.com/haber/vira-vira-bodruma-huzunlu-bir-goc---belkis-oztin-koparanoglu-6600</guid>
                <description><![CDATA[Gazetemiz Köşe yazarlarından Turgay Mutlu, geçtiğimiz hafta içinde Yatağan’da imza günü düzenleyen ‘Vira Vira Bodrum’a Hüzünlü Bir Göç’ kitabının yazarı Belkıs Öztin Koparanoğlu ile bir röportaj yaptı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[&#160;Turgay Mutlu: Belkıs hanım öncelikle hoşgeldiniz.
<p class="MsoNoSpacing"><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Belkıs Öztin Koparanoğlu : Teşekkür ederim Turgay Bey.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; : Belkıs hanım öncelikle kendinizden bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K&#160;&#160;&#160; : Muğla doğumluyum, ilkokul ve ortaokulu Bodrum’da okudum. Ardından Muğla Öğretmen Okulu’nu bitirdim. Buca Eğitim Esntitüsü’nden Edebiyat öğretmeni olarak mezun oldum. İlk tayin yerim Antalya İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi. Daha sonra Bodrum Kız Meslek Lisesi’nde çalıştım. Sonrasında eğitimime devam ederek Ankara Devlet Lisan Okulu İngilizce bölümünden mezun oldum. Evlilik nedeni ile Antalya’ya döndüm. Tekrar İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi’nde çalıştım. Daha sonra Antalya Anadolu Lisesi’nde çalışarak emekli oldum. Emekliliğimin ardından bir müddet Akdeniz Koleji’nde çalıştım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Sülalem Muğla’da yaşamış olan Kocamustafa Efendi’ye dayanır. Ayrıca Naci Karaosmanoğlu akrabamızdır. Diğer akrabalarımız ise Turgut-Leyne’de yaşayan Molla Ali Efendi, Hatip Mehmet Efendi ve Molla Kazım Sülalesi’dir. Babam başkatip, noter icra memurudur. Muğla, Yatağan ve Bodrum’da çalıştı. Bodrum’dan emekli oldu. Annem babamla amca çocuğudur. Üç kardeşiz, onlar Bodrum’da yaşadılar. Kardeşimin birisi olan Kazım Özçin geçen yıl vefat etti. iki çocuk annesiyim, İlyas adında oğlum, Hafize Gül adından bir kızım var. Ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey’i ağırlayan Molla Ali ve Molla Tahir akrabamdır. Dedemin resmini çekmiş, resimler bendedir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><o:p>&#160;</o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; : Eskiden günlük hayatınız, çevreniz nasıldı? Günlerinizi nasıl geçirirdiniz, çalışma hayatının dışında neler yapardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K&#160;&#160;&#160; : Antalya’da yöresel dergilerde yazılar yazardım. Kültürel etkinliklere katılırdım. Seyahat etmeyi çok severim. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; :Çocukluğunuzda hangi oyunları oynardınız?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K&#160;&#160;&#160; : Bodrum’da deniz kıyısında yosunların üzerinde birde bir oynardık. Fırtınalı havalarda deniz beni tutmaz oyunu oynardık. Savaş oyunu, saklambaç, beş taş, evcilik oynar ve ip atlardık.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; : Hiç unutamadığınız bir anınız var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K&#160;&#160;&#160; : &#160;Babam Yatağan’da Savcı vekilliği, icra memurluğu yaparken Ahi Sokak’taki evimizdeki anımı anlatayım. Evimiz iki katlıydı, üst balkonda oynarken düştüm. Sünnetçi Mehmet amca karşı damın üstünde beni izliyormuş, koştu geldi. Başımdaki yaraya pansuman yaptı. Şimdi o elim o çukurluğa gittikçe o günleri hatırlarım. İkinci anım ise: İbrahim Efendilerin Suzan abla beni çok severdi. Pencereye çıkar kucağına atlardım. Bir defasında düştüm çenem yarıldı. Komşularımız çok iyiydi. Hörü teyze, Sadet Hala, Saime teyze ve Kasralı eşi Zühra Teyzeyi unutamam. Bir de Mahmutlar’ın Gülzade ablamız var, beni yanından ayırmazdı. Beni o büyüttü, daha sonra Necip Yücel ile evlendi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Tevfik Demirtaş eşi Melek Abla unutamam. Nişanını, düğününü iyi hatırlarım. Şengül Akbaş Özcan en iyi arkadaşlarımdan birisiydi. Annem annesiyle hala dayı çocuğudur.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">Son olarak Şeyh Mehmet Efe’yi anlatayım. Rahmetli ava giderdi. Dönüşünde mutlaka bizim kapının önünden geçer yemem için bana bir keklik verirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M.&#160;&#160;&#160;&#160; : Kitap sevginiz nasıl başladı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K.&#160;&#160; : Evimizde zengin bir kütüphanemiz vardı. Evimize günün gazeteleri ve mecmuaları gelirdi. Ayrıca Bodrum Hâkimi Mefharet Tüzün babamla beraber çalıştığı için beni yanından hiç ayırmazdı. Pek çok romanın hikâyesini anlatırdı. Don Kişot’un değirmenlerle olan savaşını hiç unutamam. Bütün dünya dergilerindeki Mankafa Poldi’nin karikatürlerinin altını kapatır ve bana yorum yaptırırdı. &#160;Böylelikle bende kitap sevgisi küçük yaşlarda başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T. M. &#160;&#160;&#160; : Kendi kitaplarınızdan bahseder misiniz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K.&#160;&#160; : Basılmış olan üç kitabım var. İlki ‘Bodrum Hâkimi’dir. Bu kitabımı babamın vasiyeti üzerine yazdım. İkinci kitabım ise ‘Karşı Kıyılardan Bodrum’dur. Basılmış olan son kitabım ise; ‘ Vira Vira Bodrum’a Hüzünlü Bir Göç’tür. Her iki kitabımda da mübadele öncesi ve mübadele zamanında Girit, Rodos ve İstanköy adalarından Bodrum’a gelenlerin gerçek hikâyelerini yazdım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; : Kitap yazarken nasıl kaleme alıyorsunuz?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K.&#160;&#160; : Öncelikle ses kayıt cihazıyla kayıt yapıyorum. Sonra onu kâğıda aktarıyorum ardından bilgisayar ortamına aktarılıyor. Düzeltmeler yapılıyor ve baskı öncesi her şey hazır hale getiriliyor. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">T.M.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; : Başka söylemek istediğiniz bir şey var mı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing">B.Ö.K.&#160;&#160; : Başta gazeteniz Demeç’e, imza günümde beni yalnız bırakmayan Yatağanlı okuyucularıma çok teşekkür ediyorum. Yatağan’daki, Turgut’taki tüm akrabalarıma, arkadaşlarıma, katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Yapmış olduğunuz röportaj nedeni ile size de ayrıca çok teşekkür ediyorum.<o:p></o:p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Nov 2014 13:24:00 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.demecgazetesi.com/images/haberler/vira_vira_bodruma_huzunlu_bir_goc_belkis_oztin_koparanoglu_h6600.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
