Bütün demokratik ülkelerin Meclislerinde “Kürsü Dokunulmazlığı” vardır ya? Ülkenin birinde, bir muhalif Milletvekili kürsüye çıkar ve: “Bu Meclis’te bulunan milletvekillerinin, ben de dahil olmak üzere, yarısı eşşektir!” der… Ortalık karışır, rakip partilerin tüm vekilleri kürsüye saldırırlar, İdare Amirleri bu münasebetsiz Vekili kaçırır ve linç edilmekten kurtarırlar. Meclis Başkanı oturuma ara verir, bu Milletvekilinin yanına gider, yine aynı kürsüden özür dilemesi konusunda onu ikna eder. Oturum açıldığında çağırırlar, o münasebetsiz Vekil, özür dilemek için kürsüye çıkar ve şöyle der: “Ben az önceki sözlerimi düzeltiyorum, yaptığım hata için çok özür dilerim. Bu Meclis’te bulunan milletvekillerinin öncekileri değil, öteki yarısı eşektir!..” der ve hızla salonun dışına kaçar…
Demek istediğim şu: Hiç huylu, huyundan vazgeçer mi? Sarf edeceği sözleri ölçüp tartmadan, ipin ucunun nereye gideceğini hesap edemeyen birinden; yapılan telkinlerle, ihtarlarla bu alışkanlığından vazgeçmesi beklenir mi?
Sayın Başbakan, Libya ilk karıştığında ne demişti? “NATO’nun orada ne işi var!? Fransız uçakları ne hakla Libya’yı bombalıyor!?” demedi mi? Evet, dedi…
Sonra ne oldu? Bir de baktık ki, oraya müdahale edenlere yardım ediyor, üstelik de, Kaddafi’ye karşı çıkan muhaliflere 300 milyon dolar nakit para yardımı gönderiyordu değil mi? İnsana; “Bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu beyefendi?” dedirten bu işi bizim Başbakan ve Dışişleri Bakanımız yapmadılar mı?
Suriye krizi patlak verince de, bizim iktidar hemen Beşşar Esad karşıtı “Özel Suriye Ordusu ÖSO” tarafını tutup, daha birkaç ay önce “Kardeşim ESAD” dediği Beşşar Esad’a; “Diktatör, Katliamcı ESED” demedi mi? Sayın Başbakan’dan yüz bulan on binlerce yurt kaçkını Suriyeli muhalifler, bizim sınır şehirlerinden özellikle Gaziantep, Hatay ve Reyhanlı’daki vatandaşlarımızın huzurlarını kaçırmadılar mı?
Keza, Mısır için de her gün, devrilen şeriatçı Mursi yanlısı olarak yaptığı konuşmalarla oradaki yönetime “Darbeciler” diyerek karşısına alıp, bir sürü gazetecimizin başının belâya girmesine, tutuklanmasına sebep olmadı mı? Sık sık bize nota verip; “Artık Mısır’ın iç işlerine karışmayın!” demediler mi!?
20 Ağustos 2013 Cumhuriyet haberine göre: Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Başbakan Erdoğan'ın; "Mısır'daki darbenin arkasında İsrail var” sözlerine ilişkin yaptığı açıklamaya karşı; "Erdoğan'ın sözleri saldırgan, delilsiz ve yanlış açıklamalar” dedi. Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, ABD'nin Mısır'a yardımlarının gözden geçirilmesi süreci devam ettiği için, hâlâ bazı yardımların Mısır'a gittiğini veya gidebileceğini açıkladı.
Sözcü Earnest, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'le ilgili sözlerinin sorulması üzerine; "Başbakan Erdoğan tarafından yapılan açıklamayı güçlü biçimde kınıyoruz! İsrail'in bir şekilde Mısır'daki son olaylardan sorumlu olduğunu belirtmek; saldırgan, ispat edilmemiş ve yanlış! Bu tür açıklamalar sadece, bölgedeki tüm ülkelerin, dünyadaki birçok öncü ülkenin, Mısır'daki tehlikeli ve akışkan durumu ele almak için yapıcı diyaloga doğru birlikte çalışması yönündeki acil gereksinime yönelik dikkati dağıtır" dedi, iyi mi?
Eee, şimdi ne oldu? Daha düne kadar bu iktidara sahip çıkan ABD’li dostları da, bu açıklamayla AKP iktidarını dünyada yalnız bıraktılar… İsrail dava açmaya hazırlanıyormuş? Olmadık belgelerle bir ülkeyi suçlarsan, sonuçlarına da katlanırsın tabii, adamlar haksız mı!? Fıkrada olduğu gibi, insan biraz diline dikkat etmelidir! Atalarımızın; “Söz ağızdan çıkmadan senin esirindir; ama ağzından çıktığı anda da, sen o sözünün esirisindir” söylemi ne kadar da doğru değil mi?
(Bir son dakika haberi geldi: “Anadolu Ajansı (AA), “Mısır’daki Darbeyi İsrail’in Desteklemesi” haberi iptal edilmiştir, saygılarımızla. AA Muhabiri: Ertuğrul Subaşı. Yayınlayan: H. İbrahim Uyar. 0013/ 21.08.2013…” Bunu neden yaptılar acaba???)
Sakin KOŞAR…