Bu ülkede yıllarca Başbakanlık, Bakanlık ve İktidar Partisi’nin Genel Başkanlığı ve Milletvekilliği yapmış; sonra partisinden kovulup da “Gelecek Partisini” kurmuş; CHP’nin eskimiş Lideri Bay Kemal’in “Altılı Masasına” girmiş birisi olarak, sayın Ahmet Davutoğlu bugün kalkmış; “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Katliamları nedeniyle hemen ‘Milli Yas’ ilân edilmeli, ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ kutlamaları da yapılmamalıdır!..” diye buyurmuş...
Hay hay beyefendi, emriniz olur!.. Zaten şu bildiğimiz ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’ da, 17 Nisan 2026 Cuma günkü hutbesinde bu önemli ve varoluş sebebimiz olan ’23 Nisan’ gününü yine hiç hatırlamadı, hutbesinde bir cümleyle bile yer vermedi, bu siyasetçinin saçma önerisi de bunun üzerine tuz-biber oldu!..
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, sadece çocuklarımızın bayramı değildi ki !.. 23 Nisan 1920 tarihi, bugün üzerinde yaşadığımız yeni ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması için ‘Yedi Düvele’ karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nı, bir gün bile ara vermeden yürüten-yöneten ‘Gazi Meclis’in adıdır!.. Yüce Atatürk, bu önemli günü, çok sevdiği çocuklarımıza ‘Bayram’ olarak armağan etmiştir!.. Hangi sebeple böyle bir gün anılmaz veya kutlanmaz!? Çocuklarımızın içkiler içecek, sabahlara kadar göbek atacak halleri yok ya !..Bir bahane ile bunu da tarihten silmek kimlerin işine gelir !? Yıllarca bu Gazi Meclis sıralarında oturup da, bu gariban milletin vergilerinden ballı maaşlar alan biri, böyle bir saçma düşünceyi neden ve ne amaçla önermek istemiştir acaba !? Bu kişi ya hemen özür dilemeli, ya da derhal siyaseti bırakarak, kendisine akıl verenlerin mahallesine çark ederek gitmelidir!..
Ahmet Davutoğlu’nun 23 Nisan’la ilgili bu önerisine hemen CHP Lideri Özgür Özel ve İYİ Parti Lideri Musavat Dervişoğlu’ndan çok sert yanıtlar geldi !.. Her ikisi de, bu öneriyi kabul etmenin, şanlı tarihimizi inkâr etmek, unutturmak olduğunu söylediler!..
Eyy sayın Ahmet Davutoğlu; daha birkaç gün önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, hiç de üzerine vazife değilken, Antalya’daki toplantıda; “Ortadoğu’da artık demokrasi hüsrana uğramıştır!.. Ortadoğu insanı güce saygı duyar, zayıflık gösterirseniz, hep savunmada kalırsınız!.. Körfez ülkelerinin başarısı için ise; ‘Monarşilerin’ sonuç verdiğini gösteriyor!.. O bakımdan, buralarda işe yarayan yönetim şekli Güçlü Liderlik, Müşfik Monarşiler ve Monarşik Cumhuriyetlerdir!” dedi... Tabii; Suudi Arabiyya, Kuveyt, BAE... gibi ülkelere her istediğinizi satıp, istediğiniz gibi söğüşleyip, her istediğiniz pisliği yaptırıyorsunuz, değil mi? Sen bu sözü, bizim Cumhuriyet Türkiye’sinde söyleyemezsin bayım!..
Emriniz olur beyefendi, işinize öyle geliyor, böylelerini yönetmeniz de çok kolayınıza geliyor değil mi? Monarşi nedir: “Devlet yönetimi ve siyasi otoritenin, babadan oğula geçen -Krallık, Padişahlık, Şahlık- gibi yönetimlere” denir... Yoksa siz de mi bu adamın aklına uydunuz da, Cumhuriyet aleyhine böylesi tavsiyelerde bulunuyorsunuz Davutoğlu?..
Yüce Atatürk, sağlığı boyunca hiçbir Amerikan Büyükelçisi ile görüşmedi ve bütün ısrarlarına rağmen hiç birinin randevu isteğini kabul etmemişti!.. Ancak, kendisinden sonra iktidara gelenler, özellikle de II. Dünya Savaşı sonrası yönetime gelenler, Atatürk’ün bu anlamlı ve ciddi düşüncesinin mahiyetini kavrayamadılar, bu dünyanın başına belâ ülkesiyle çok yakın ikili ilişkilere girdiler!.. Bugün başımıza ne geliyorsa, Köy Enstitülerinin kapatılması dahil, insanlarımız ne gibi sıkıntılar çekiyorlarsa, hepsinin birinci nedeni, işte bu ABD ile olan ilişkilerimizdir!.. Keşke bu ilk tepkiyi öncelikle iktidar partilerimiz de gösterselerdi!..
Komşumuz İran bir direniş gösterdi, bütün Avrupa ve hatta İngilizler bile uyandı, ABD dışında başka alternatifler aramaya başladılar, biz de uyanalım artık, heyyy!..