İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu; “Kürtler siyasi kararlılığını, siyasi ılımlılığını kanıtlamış, mücadeleci bir halktır, bağımsızlığını hak etmiştir” dedi…
Zati bizim sayın Başbakan da, Kürt lider Barzani’yi son ziyaretinde konuşurken, ağzından “Kürdistan” lâfını kaçırmış; bu yüzden sayın Başbakan Erdoğan hakkında, Emekli Tabip Binbaşı Hayri Çelik tarafından İstanbul Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştu…
Yargıtay da, yeni kurulan “Türkiye Kürdistan Demokrat Parti (T-KDP) adlı yeni partiyi Anayasa’ya uygun bulduğunu açıklamış, bunun üzerine “Kürdistanlı Hukukçular Birliği” kurma çalışmaları da hemen başlatılmıştı, bunları hepiniz duymuştunuz değil mi? İyi…
Ben ‘beyin özürlü’ de bunların ne demek olduğunu pek anlayamadığımdan soruyorum; “Tüm bunların aynı zamanda ve peş peşe olması sizce de çok ‘MANİDAR’ değil mi?”
Bu İsrail, Amerika’nın haberi olmadan, ondan izin almadan helâya bile gidebilir mi? Bu bölgede yer alışı, yaşayışı, varlığını sürdürebilmesinin tek nedeni ABD gücü ve desteği değil mi? Onlara danışmadan, böyle önemli bir sözü sarf edebilmesi mümkün mü?
Kendi söyledikleri sözlere bakarak ve düne kadar oradaki tutumlarına bakarak soruyorum; hani bu Amerika, Irak’ta toprak bütünlüğünden yanaydı? Hani Irak’ı parçalatmayacaktı? Aynı görüşü bizim sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı da sarf edip; “Irak’ın bütünlüğü, bizim kırmızı çizgilerimizden biridir” dememişler miydi?
Eee, bu son açıklamalar ve yapılanlar neyin nesi o zaman!? “Bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu bayım?” diye sormazlar mı adama?
Tam ben bu yazıyı kaleme almışken, yeni bir haber daha düştü. Irak petrollerinin tamamını ele geçiren Kürtlerden, bizimkilerin gönlünü okşayacak bir mesajdı bu ve şöyle diyorlardı: “Bizler Kürdistan’ı kurarken, mutlaka Türkiye’yi HABERDAR edeceğiz, başka türlü bu işte başarı sağlanamaz” diyorlardı…
Dikkat ediniz; “Türkiye’den de izin alacağız… Olur alacağız… Görüşlerini alacağız” filân demiyorlar da, sadece “Haberdar Edeceğiz” diyorlar… Siz bu haltı yedikten sonra, Irak üçe bölündükten sonra bizi haberdar etseniz ne olacak, etmeseniz kaç yazacak!?
Irak’ta çok tehlikeli bir gelişme daha var ve sorumlu olanların hepsi bu olayı sadece izliyorlar, bazıları da ellerini ovuşturuyorlar!.. Bu tehlike IŞİD terörü ve işgali tehlikesidir!..
Bizimkileri boş verin, zati işleri başlarından aşkın ve çok önemli bir ‘KÖŞK Seçimi’ işleri var! Bu Irak’ın bölünmesini bırakın da, terörün pençesindeki rehine insanlarımızla, yol kesen-kapatanlarla bile ilgilenemiyorlar…
Tunus, Libya, Mısır tamam; ama bu IŞİD ilerlemesine İran niye bu kadar ilgisiz, bir türlü ben bunu anlayamıyorum? Irak işi de tamam olunca, sıranın kendilerine geleceğini düşünemiyorlar mı acaba? Irak gibi bir mevzi kaybının, kendilerini ateşe atacağının ayartına hâlâ varamadılar mı acaba? Netanyahu boşuna Kürt dostluğu yapmıyor, yapmaz!.. Herkes aklını başına toplamalıdır… Bu gidiş gidiş değil, ‘koca gidiş’tir ve dönüşü de yoktur!..
Sakin KOŞAR…