Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre “Cezaevi” demek; “Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes” demektir...
Yine TDK Sözlüğüne göre “Ev” demek; “Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı... Evin iç düzeni, eşyası, yakınları...” demekmiş...
Eskiden bu ceza çekilen yerlere “hapishane, zindan, kodes, delik, mapus damı” filân denirdi... İçinde de cezaya göre; yalnız veya diğer suçlular ile beraber kalınırdı... Osmanlı döneminde ülke topraklarımız içinde ilk hapishane İstanbul-Sultanahmet'te '1831' yılında Padişah II. Mahmut zamanında yapıldı, yine 1858 yılında da buralar suç çeşitlerine göre sınıflandırıldı!.. Ne de olsa artık “Batılılaşıyorduk (!)” ya gari!?
Yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, 1926 yılında buralarda da çağdaşlaşma çalışmaları yapıldı, hapishanelerin durumları iyileştirildi, 1929 yılında da buralar 'Adalet Bakanlığı'na bağlandı... Daha sonraki yıllarda bu 'mahpushane, zindan, kodes, dam' sözleri yerine, 'Yeni Türkçe' çabaları içinde olanlar tarafından, “Cezaevi” denilmeye başlandı... Yani; “Ceza çekilen ev” anlamında... Hiç hapishane ile 'EV' benzetmesi birbirleriyle uyuşuyor mu Allah aşkına!.. Ev, aile bireylerinin özgürce yaşadıkları, istedikleri zaman serbestçe girip-çıktıkları, çocuklarını büyüttükleri, yemeklerini yiyip, uyuyup-dinlendikleri yerlerdir!.. Ya hapishane öyle mi !? Bence bu sözcüğü derhal tedavülden kaldırıp, bu suç işleyenlerin cezalarını çektikleri yerleri 'Evlerden' uzak tutup, yeniden adına 'Hapishaneye' dönüştürmemiz, üzerinde “Ceza ve Tevkif Evi” yazan levhaları da hemen yenilememiz gerekmektedir!..
Bizimkiler Meclis'i Yine Olağanüstü Toplayacaklarmış !?
Milas-Akbelen'de iki yandaş şirketin yasal izinleri olmadığı halde ormanları katletmesi üzerine, yöre halkının iki yıldır direnişi sürüyordu ya? Son günlerde elektrikli testerelerle çoğunu zaten katletmiş vaziyetteler ya? Bizim aslan Muhalefetin motoru yeni ısınmış olmalı ki, son günlerde lütfedip de ziyaretlerine gittiler, onların tepkilerini de gördüler ya? Şimdi de, maaş zamlarından ötürü toplayıp da, istedikleri hiçbir şeyi başaramayan aslan Muhalefet, bu sefer de “Orman Kıyımına Dur!” demek için Meclis'i olağanüstü toplayacaklarmış?..
Nasıl olsa tatilde bir işe yaramıyorsunuz, bari Meclis'te yine toplanıp da, yine bir bardak suda fırtınalar kopartmak, orada yine 'boşa kürek çekmek' için biraz çabalayın bari de, hiç olmazsa kendinizi teselli ediniz bari, olur mu!? Diyelim ki Meclis'i olağanüstü topladınız? Diyelim ki CHP, Gelecek, Deva, Refah Partisiyle çoğunluğu da sağlayıp, oturumu yaptınız?.. Peki, Genel Kurul'a bu konunun tartışılması önergesi verdiğinizde, yine çoğunluk onlarda olduğu için AKP+MHP oylarıyla reddedilmeyecek mi!? Orada yine tartışamayacak, bir karar alamayacak, bunca çabanız yine beyhude havaya uçup gidecek değil mi? Peki, bunlardan Akbelen orman halkı ve bizler ne kazanacağız!? Sizin aklınıza başka tür eylemler hiç gelmiyor mu!? Abes yere yelmekten bıkıp-usanmadınız mı daha!? Hiç çekinmeden yüzünüze bari söyleyelim gari; sizler çok başarısız bir muhalefetsiniz!.. Hiçbir çabanız sonuç vermiyor, siz 'çalışıyor' gibi yapıyorsunuz, biz de sanki ülkede 'Muhalefet Varmış' gibi yapıyor, yıllardır sizlere oy veriyoruz, hepsi bu işte!.. Çok uzakta değil, yerel seçimlerde bu halktan artık gereken cevabı bir güzel alacaksınız, ha bunu da benden duymuş olun!..
Yazımızı merhum şair Arif Karakoç'un mısralarıyla bitirelim: “Gülsiye!..”
“Kadınlar hapishanesinde Gülsiye/ Bir omuzdan bir omuza saçları/ Bir omuzdan bir omuza suçları/ Ne sorgusu biter/ Ne de gözyaşları!..”