Bu sefer, herhalde başka yapacak bir iş bulamadığından olsa gerek, sürekli eleştirilerin odağındaki Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşımız” hakkında çok saçma sözler sarf etmiş… Okul kitaplarından, ‘Kurtuluş Savaşı’ ile ilgili bölümlerin çıkarılması için çalışmaları olduğu duyulunca, gösterilen tepkilere şaşıran bu arkadaş, bu sefer de demiş ki; “Neyden kurtuluyoruz biz !? Kurtuluş Savaşı’ndan önce koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu vardı !..” demiş, iyi mi?
Artık bu kişinin yaptıkları ‘sabır’ sınırlarına aşmaya başlayınca da, ilk büyük tepki, kendi partisinin Milletvekili olan Tuğrul TÜRKEŞ’ten gelmiş ve kendisine aynen şunları söylemiş: “O ‘Kurtuluş Savaşı’ var ya; o unutulmaz savaş, Türk’ün ateşle imtihanıdır; NOKTA!..” diyerek, gerçekten son noktayı koyuvermiş…
Ancak, ortada bir sorun daha var: Sayın Tuğrul Türkeş’in bu sağlam ve anlamlı yanıtını, Prof. Dr. Yusuf Tekin acaba bu sefer anlayabildi mi ki? Hani, yıllarca okullarda okumuş, tarihi müzeleri gezmiş, ‘Kurtuluş Savaşı’na ait Büyük Atatürk ve Silâh Arkadaşlarının ölümüne gayretlerini Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Afyon dağlarında görmüş olmasına rağmen, hâlâ bu işin ciddiyetinin ayartına varamayarak, başlıktaki sözleri söyleyebilmesine epeyce şaşırdığım için soruyorum?..
Ben de diyorum ki; madem ‘Kurtuluş Savaşı’ öncesinde “Koskoca Osmanlı İmparatorluğu” var idiyse, güzel yurdumuzun toprakları baştan başa işgal edilirken, senin o ‘Koca Osmanlın’ neredeydi !? Ya senin, o Osmanlı İmparatorluğu tahtında oturan korkak ‘Padişahın’ nerelerdeydi !? Neden bu işgali önleyemediler bayım !? Bunu da bilmiyorsan ben söyleyeyim: Senin koskoca İmparatorluğu; elin oğlu o yıllarda keşifler yapıp, yeni Kıtalara giderken, teknolojide gelişip; Buharlı Makineleri, Trenleri, Radyo ve Televizyonları icat edip, salgın hastalıkların aşılarını bulup, elektriği yaşama ve sanayiye sokarken; Osmanlı gerici isyanları bastırmakla, kahve köşelerinde nargile içip-tespih çekmekle meşguldüler!.. Padişahın olacak adam ise; işgalci İngiliz subaylarıyla gece eğlencelerinde, hiç utanmadan, torunu yaşındaki genç kızlarla evlenmekle meşguldü!.. Milli Kurtuluş Savaşı başlayınca da, bir İngiliz savaş gemisine binerek ülkesinden kaçmıştı!.. Profesör olana kadar siz bunları hiç okumadınız mı eyy Yusuf Tekin Beyefendi, ha !?
O çok övündüğün Osmanlıda, iktidar hırsı öyle yüksekti ki; İstanbul’u fetheden büyük insan ‘Fatih Sultan Mehmet’ 1481 yılında sefere giderken ölünce; büyük oğlu Beyazıt ile küçük oğlu Cem’in ‘taht kavgaları’ yüzünden tam 4 gün unutulan Fatih’in cenazesi kokmuştu!.. Ya bunu da biliyor muydun bari ?..
Yüce Atatürk ve Arkadaşları; bin bir zorluklar içinde Kurtuluş Savaşımızı kazandı, düşmanı 09 Eylül 1922’de denize döktü, 09 Eylül 1923’te ‘Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’yi, 29 Ekim 1923’te ‘6 İlkesi Olan’ bağımsız ve çağdaş bir hukuk devleti olan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” ni kurup, bizlere ve sizlere teslim ederek gitti!..
Yıl 2026 olmuş, şu bizim uğraştığımız işlere bir bakınız: Atamızın elleriyle kurduğu CHP, seçilmiş yönetimi kapıları kırarak polis zoruyla dışarı atarak, tepeden inme bir “Kayyum Kemal Yönetimi” elinde artık!.. Diyanet İşleri Başkanlarımız, defalarca yurt dışı gezilerine giderken, 10 Kasım günleri bile kurucumuz ve kurtarıcımız Atatürk’ün adını Cuma Hutbelerinde bile anmıyor, bir kere olsun Anıtkabir’i ziyaret etmiyorlar!.. Milli Eğitim Bakanı çıkıp, Kurtuluş Savaşımızı okul kitaplarından silmek için; “Biz Neyden Kurtuluyormuşuz yahu!?” diye sorabiliyor… Bir türlü vefasızlığın sonu gelmiyor!.. Bu gidişle, Yüce Allah sonumuzu hayreyler inşallah!..