Seçim tarihi yaklaştıkça, herkesin dikkatli davranıp, diline sahip olması gerekirken; bir kabalık, bir dejenerelik, bir kabadayılık aldı başını gidiyor!.. Hakaret eden edene, yalan beyanlarda bulunan bulunana, üç-beş oy uğruna efendilik, ahlâk, liyakat, dürüstlük tedavülden kalkmış bulunuyor, siyasi bölünmüşlük had safhada, Yüce Allah sonumuzu hayır eyleye…
Kütahya AKP İl Başkanı çıkıyor; “31 Mart’ta bu milletin değerlerine karşı siyaset yapan 4’lü Çete, şer ittifakı, illet ittifakı ve kim bir araya gelirse gelsin, bunlar bu sokaklarda, mahallelerde gezme şansı bile bulamayacaklar!” diyor… Şu tehdide bakın bir…
AKP Sözcüsü sayın Ömer Çelik çıkıyor; “Saygın bir iş adamının iddialarına göre, Mansur Yavaş yüz kızartıcı bir suç işlemiş, birilerine sahte senet imzalatmış, sonra bunu tahsil etmeye kalkışmış!” diyor… Sonra anlaşılıyor ki, bu ‘Saygın(!)’ dedikleri iş adamı, bir sürü dolandırıcılık davalarından yargılanıyor, bundan kurtulmak için sahte % 80 şizofreni raporu almış, ortaya cinsel istismar suçlusu bir adam çıkıyor, ertesi gün yine kameralar karşısına çıkıp; “Biz o iş adamını tanımıyoruz!” diyebiliyor… Madem tanımıyordunuz, ne diye hemen Mansur Yavaş’ı suçladınız kardeşim!?
Mansur Yavaş bir basın toplantısıyla bütün resmi belgeleri ortaya koyup, bu suçlamaların tümünün asılsız olduğunu, asıl mağdurun kendisi olduğunu anlatıyor, resmi belgeleri basın mensuplarına dağıtıyor; onu her saat canlı yayında suçlayan hiçbir yandaş medya kanalı, bu açıklamasını canlı yayınlamıyor!.. Bu ne biçim tarafsız gazetecilik, bu nasıl basın ahlâkı, anlamak mümkün değil!?
Daha bitmedi… MHP Adana-Kozan Belediye Başkan adayı Nihat Atlı çıkıp; “Bizim Cumhur İttifakı, sayın Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi, pazara kadar değil, mezara kadar gidecek!.. Karşımızda olan bu ülkenin düşmanlarının (Yani Millet İttifakının) anasını belleyeceğiz!..” diyor…
Seçim çalışmalarında konuşan Millet İttifakı mensupları sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında fezleke hazırlanıyor, sayın Meral Akşener hakkında hakaret ve tazminat davası açılıyor, CHP Bartın Milletvekili sayın Aysu Bankoğlu ve Mansur Yavaş hakkında hemen soruşturma açılıyor!.. Cumhur İttifakı mensuplarına her şey serbest, Millet İttifakı yanıt verdi mi suç oluyor!.. Böyle bir adalet ve siyasi anlayış, hangi demokratik ülkeye yakışır Allah aşkına!?
Bu ülkenin kaç defa “En Güvenilir Kişisi” seçilen sayın Uğur Dündar da 13 Mart 2019 tarihli köşesinde bunlara isyan ediyor; “Ayıp Artık Be!..” başlıklı bir yazı yazıyordu… 26. Dönem CHP Milletvekili sayın Dr. Ceyhun İrgil de, sosyal medya hesabından şöyle haykırıp: “Seviyesizliğin bile bir seviyesi olmalı!.. Ayıp artık be!..” diyordu…
Bu seçim de birkaç hafta sonra bitecek… Geriye ne kalacak biliyor musunuz? Başarılar, yapıcı ve iyi söylemlerin hepsi unutulacak, herkesin aklında ise ‘bu kötü sözler’ kalacak, bunları yapanlar hep kaybedecek, onları hiç kimse arayıp-sormayacaktır bile, göreceksiniz!..
Ünlü şairimiz Orhan Veli, 15 Mayıs 1945’te yazdığı “Yalnızlık Şiiri”nde şöyle diyordu:
“Bilmezler yalnız yaşayanlar/ Nasıl korku verir sessizlik insana/ İnsan nasıl konuşur kendisiyle/ Nasıl koşar aynalara/ Bir cana hasrettir/ Bilmezler!..”
Evet, seçim sonrası tek kaybedenler, bu çirkin söylemlerde bulunanlar olacaktır!.. Hemen yalnız kalacaklar ve bu söylediklerinden çok pişman olacaklardır!..