Kripto Ermeniler
GündemKripto Ermeniler
Hrant Dink Davası sonuca bağlandı ve asıl fail olarak suçu sabit görülen şahıs, temyiz yolu açık olmak kaydıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı, davanın soruşturma ve kovuşturma aşamaları böylelikle sonlandı.
Buradan anlaşılacağı üzere, ilgili mahkeme işlenmiş suça karşılık olarak meri mevzuatta tanımlanan en ağır cezayı vermiş bulunmaktadır. Bu süreçten sonra da çeşitli fikir ayrılıkları doğmuş ve “hepimiz Ermeniyiz”ciler, tekrardan hortlamıştı. Meydanlara dökülen bu kalabalık kitle, Türkçe, Kürtçe ve Ermenice hazırlanan “hepimiz Ermeniyiz” pankartlarını ellerine alarak çeşitli eylemlerde bulunmuştu. Tabii bu kalabalığın içerisinde BDP vekillerinin ve partililerinin olduğunu da gördük.
Bu manzarayı görmemle beraber aklıma hemen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun bahsettiği “kripto Ermeni”ler geldi. Halaçoğlu'nun bahsetmiş olduğu bu “kripto Ermeni”ler, sözde Ermeni soykırımında sayısal verilerde Ermeni nüfusundaki o azalmanın da açıklamasını yapıyordu. Ermeni Patrik Vekili Aram Ateşyan'ın da “Müslüman Kürt” olarak bilinen Ermenilerin asıl kimliklerine dönmeye başladığı yolundaki tezi, Halaçoğlu'nun, en başından beri doğru yolda olduğunun bir kanıtıydı. Halaçoğlu'ya göre, o sayısal verilerdeki azalmanın sebebi; Ermenilerin, Ermeni kimliğiyle bu bölgede kalmalarını sakıncalı görmelerinden kaynaklanmaktaydı. Kürt aşiretlerinin saldırılarına da uğradıklarından dolayı kendilerini Kürt olarak tanıtıyorlardı. Dolayısıyla Ermeni sayısı bir anda azımsanmayacak düzeyde düşmüştü. Bu da sözde Ermeni soykırımını savunanların kozlarını güçlendiriyordu.
Halaçoğlu'nun bahsettiği bu olay, “hepimiz Ermeniyiz” diye bas bas bağıran kitlenin aslında içerisinde bulundukları “soy” ve “millet” sorunlarını ispatlarcasına yapılan bir etkinlikti. PKK terör örgütünün de onlarca Türk diplomata düzenledikleri saldırılarla onları öldüren veya yaralayan ASALA'yla olan bağlantısı ve ortak amaçları düşünüldüğünde, Hrant Dink'in kimsenin umurunda olmadığını görebiliyoruz. Orada toplanan grubun amaçlarının çok daha farklı olduğunu görememek için kör olmak lazım sanırım.
Amaçlarının Türkiye ve Türklük karşıtı eylemlerde bulunmak, dış mihrakların oyunlarına alet olarak, onların ekmeklerine yağ sürmek olduğunu bildiğimiz bu kitle, insanlıktan bahsederken, 20 Ocak 1990'ı akıllarına dahi getirmemektedir.
Çünkü “hepimiz Ermeniyiz” diyerek dahil oldukları millet, 20 Ocak 1990'da 600'e yakın Azerbaycan Türkü soydaşımızın Bakü'deki Azatlık Meydanı'nda tanklarla ezilmesine, ağır silahlarla taranmasına ve işkencelerle öldürülmesine sebep olan bir millettir. Bunu kendilerine yedirebilen bir kitlenin, soyundan, milletinden ve insanlığından şüphe ederim. Çünkü; şayet oradaki Azerbaycan Türkü soydaşlarımızın yerine Ermeniler katledilseydi, aynı topluluk, tıpkı öldürülen vatan hainlerinin hesabını sorma gafletinde bulunduğu gibi Ermeniler için her 20 Ocak'ta meydanlara dökülecekti. Tabii ki de burada biraz özeleştiri de yapmak lazım. Bizler niye meydanlara dökülmüyoruz, bir 20 Ocak'ta veya 15 Ağustos'ta(PKK'nın ilk silahlı eylemi olan 15 Ağustos 1984 saldırısında şehit düşen Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın'ın şehit düşüşü)... Bu sayılar arttırılabilir sonuçta...
Åžunu belirtmeliyim ki bu ülkede ne ilk ne de son gazetecidir Hrant Dink... Zaten bu kimliği pek umurunda değildir, önemli olan Ermeni kimliğinden sağlanmak istenen rantlardır. Yoksa aynı grubun, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Celadet Moralıgil gibi öldürülen onlarca yazar veya gazeteci için meydanlara döküldüğünü görebilirdik. Değil mi?
Dün de söyledim, bugün de söylüyorum, yarın da söyleyeceğim, bunların hepsi Türk düşmanıdır!!!
İlginizi Çekebilir