Susma
GündemSusma
İki ana partiyi, CHP ve AP'yi kapattılar. 12 Eylül 1980 darbesini yapmak için kışkırttıkları, kan denizine ittikleri çocukları çıkarıp astılar. İşkence çığlıkları yeri göğü inletti. Atlantik ötesinden ''bağımsızlık simgeleri''nin karartılması istendi. ''Atatürk'' diye diye insanlara zulüm ettiler. İstiklal Marşı tutukevlerinde cezadan sayıldı. Solcular, Atatürkçüler vatan hainliğinden tutun; yurt yıkıcılığına kadar birçok uyduruk suçla yargılandı, soruşturuldu. Kemalistler evlerinin önünde tek tek avlandı, havaya uçuruldu.
Bu arada.. Bildik emekli vaiz sözde aranıyordu ama il il dolaşıp konuşmalar yapıyor, bankadan gidip emekli maaşını çekebiliyordu. Kenan Evren, kürsülere çıkıp ayetlerle süslü nutuklar atıyordu. Baskı anayasasını onaylamaları için cemaatlerin, tarikatların, şıhların, seyhlerin sırtı sıvazlandı. Devletin imamları Suudi parasıyla yurtdışına gönderildi. Bugün ''anayasadan laiklik kalksın'' diyen imam hatip mezunları ilkokullara, liselere müdür atandı. Zorunlu din dersi anayasaya kondu. Alevi köylerine cami yapıldı. ''Takunyalı'' diye bilinen Turgut Özal, başbakan yardımcılığına getirildi, yetmedi; başbakanlığa, cumhurbaşkanlığına yolu açıldı.
12 Eylülcülerin o gün besledikleri, korudukları, kolladıkları, bugün onları tasfiye ediyor. Ali Sirmen'in geçenlerde yazdığı gibi kuklacı, kuklayı değiştirdi. O kadar.. Evet kısacası tüm bu olup bitenleri Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Işık Kansu'nun köşesinden 'Çocuklar Büyüdü ' başlığından alıntı yaptım. Doğrusunu yazmış. Katılıyorum. Bir de Can Dündar'ın 4 gün önce Milli Güvenlik derslerinin kaldırılmasıyla ilgili eleştirdiği makalesine katılıyorum. ''Madem öyleyse din derslerini de kaldırın, aileler evlerinde din eğitimi versin'' önerisini de destekliyorum. Devletin çifte standardı örneğiyle açıklanması zor da olsa yerinde eleştiridir.
Yine bir Cumhuriyet yazarı olan Deniz Kavukçuoğlu'nun köşe yazısında ''Susma, sustukça sıra sana gelecek'' başlıklı yazısının bir bölümünü sizlerle paylaşacağım. Bir Protestan ilahiyatçısı olan Martin, Dünya Kiliseler Konseyi başkanıydı. Nazi Almanyası'nda saf değiştirdiği için 1937 yılında tutuklanarak çok eziyetler çekti. Sachsenhausen Toplama Kampı'na götürüldü. Deneyimlerini daha sonra beş satırla özetledi: '' Naziler komünistleri götürdüklerinde sustum. Çünkü ben komünist değildim. Sendikacıları götürdüklerinde sustum. Çünkü ben sendikacı değildim. Sosyalistleri içeri attıklarında sesimi çıkarmadım. Ben sosyalist değildim. Yahudileri tutukladıklarında sustum. Çünkü ben Yahudi değildim. Beni götürdüklerinde, geride artık karşı çıkabilecek kimse kalmamıştı.''
12 Eylül'ün ektiği tohumlar çıktı, büyüdü başa bela oldu. Siz hala susacak mısınız? Sözde yargılanıyorlar. İnanmayın hikaye..
İlginizi Çekebilir