AHİLİK KÜLTÜRÜNÜ VE ŞEYH BEDREDDİNİ TANITAN AZAP ORTAKLARI’NIN YAZARI BÜYÜK ROMANCI EROL TOY

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
AHİLİK KÜLTÜRÜNÜ VE ŞEYH BEDREDDİNİ TANITAN AZAP ORTAKLARI’NIN YAZARI BÜYÜK ROMANCI EROL TOY
Abone ol
Ülkemizin en iyi yazarlarından birisi de Erol Toy’dur. Birçok eseri vardır. Biz Ahileri anlatan ‘’Azap Ortakları’’ adlı eserinde Atalarımızın ve Şeyh Bedreddin’in hayatını okurken hayli etkileniyorsunuz. Azap Ortakları, en önemli ve en çok ilgi gören romanıdır. Yıllar önce bu romanı büyük bir zevkle okumuştum. Erol Toy, tarihi bizleri sevdiren yazardır.
 Azap Ortaklarında Şeyh Bedreddin, Aydın’da kurduğu bir düzenle o dönemde Osmanlıya kafa tutmuştur. Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa gibi yakın arkadaşlarıyla birlikte direniş ordusu kurarlar. Sosyal dayanışmayı, eşitliği, paylaşmayı ve kardeşliği Ahilerden örnek alırlar. Avrupalılardan önce sosyalist örgütlenmenin ilk adımını atarlar ve uygulamaya geçerler. Ama başaramazlar ve Serez Çarşısında Bedreddin idam edilir. Hazin ve gerçek bir öyküdür, Azap Ortakları. Yazarımızla Oktay Akbal’ın cenaze töreninde tanıştık. Söyleşi için sözleştik. Bodrum Gündoğan’daki evine arkadaşım Tiyatro Sanatçısı Turan Özdemir’le beraber gittik. Biraz hoş sohbetten sonra söyleşiye başladık.

Turgay Mutlu: Erol Bey, hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Erol Toy : Manisa –Alaşehir’de 1936 yılında üzümlere nişan düştüğü tarihte dünyaya gelmişim.

T.M: Ailenizin lakabı var mıdır? Nedir?

E.T: Anam, Karakeçili Yörüklerindendir. Babam, Alaşehir’in yerlisidir.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla oynadığınız oyunlardan aklınızda kalan var mıdır?

E.T : Beş taş, bilye, uzun eşek, zıp zıp, çelik çomak ve saklambaç hatırımda kalan oyunlardır.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz ve Müdürünüz kimdi?

E.T: Alaşehir İlkokulunda okudum. Nurettin Bey, müdürüm, Ulviye Hanımda öğretmenimdi.

T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?

E.T: Ortaokulu Alaşehir’de okudum. Okul dışı bir anımı paylaşayım; bahçe arasında erik çalardık. Bahçe sahibi iyi bir adamdı. Hepimizi sever ve ‘’ eriklerden istediğiniz kadar yiyin, alın ‘’ derdi. Ama çalınmış eriğin tadı başkaydı. Biz yine de gizli gizli toplar yerdik.

T.M: Erol Bey, Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?

E.T : İzmir ‘de Namık Kemal Lisesinde okudum. Voleybol oynardık. Liseyi bitirdiğim yıl Cumartesi, Pazar tüm Ege’yi yazın kıyılarını, kışın kasabalarını ve şehirlerini gezdim. Genel kültürümü arttırdım. Bu gezilerden büyük bir zevk aldım.

T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız?

E.T: İzmir’ de Muhabere Merkez Amiri olarak yaptım.

T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız anlatabilir misiniz?

E.T: Fırıncılık, bankacılık ve vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştım.

T.M: Evlilik ne zaman oldu?

E.T: 1971 Yılında Ankara’ da eşim Genevieve ( Jönviyev ) Hanımla evlendik.

T.M: İlk olarak ne zaman kitap yazmaya başladınız?

E.T: 18 yaşından itibaren yazmaya başladım. İzmir’de bir akrabamın evinde kalıyordum. Lisede okurken 33 Milisle konuştum. Hepsi Kurtuluş Savaşına katılmış Milisti. Onların anılarını 7 sarı deftere not aldım doldurdum. Ve bu notlarla “Toprak Acıkınca” romanını yazdım. 1968 yılında romanım piyasaya çıktı.

T.M: Politikayla uğraştınız mı?

E.T: Siyasete bulaşmadım. Hiç uğraşmadım.

T.M: Çocuklarınız var mı? Çocuklarınızın durumu ile ilgili anlatmak istediğiniz anınız var mı?

E.T: İki tane kız evladımız var. Kızım Ayşe, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesinde Yardımcı Doçenttir. İki oğlan annesidir. Küçük kızım Selin, serbest çalışır. Kamu Yönetimi mezunudur. İktisat doktorudur. İki kız annesidir.

T.M: Kısaca günlük yaşamınızdan bahseder misiniz?

E.T: Sabahları çok erken kalkarım. Bilgisayarımda yeni çıkacak romanımı yazıyorum. Geçmişle geleceği birleştirme adına konusu olan bir mitolojik hikâye yazıyorum. Sonra bahçemi sularım. Kitap ve gazete okurum. Denize gider yüzerim.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?

E.T: Daha çok bilimsel ve belge niteliğindeki kitapları okumayı seviyorum. Dünya klasiklerini okurum. Roman ve Hikâye kitaplarını severek okurum.

T.M: Erol Bey, sizi daha çok romancı ve araştırmacı yazar olarak biliyoruz. Cumhuriyet Gazetesinde makalelerinizi yıllarca okudum. Şimdiye kadar kaç kitap yazdınız? Başka ne tür kitaplarınız var?

E.T: Şimdiye kadar 40 kitap yazdım. Deneme, roman, hikaye, fıkra, çocuk kitapları ve tiyatro oyunu türü kitaplarım var. En önemli eserlerim; Azap Ortakları (3 cilt), Kuzgunlar ve Leşler(3 cilt),Yitik Ülkü (3 cilt), Toprak Acıkınca (3 cilt), Acı Para, İmparator, Kördüğüm, Gözbağı, Son Seçim, Doruktaki Öfke, Zoroyunu, Kilittaşı(2 cilt), Iğrıp, Yenilgi ve Pir Sultan Oyunudur.

T.M: Bu kadar çeşitli yazıyı ve kitabı yazdığınıza göre esinlendiğiniz, etkilendiğiniz ve beslendiğiniz kanallar nelerdir? Kaynağınız yerel mi, genel mi?

E.T: Beslendiğimiz kanal, Türkiye’mizdir. Çok erken yaşta okumaya başladım. Alaşehir Halkevi Kitaplığında 3284 adet kitabın tümünü 7 yılda hepsini okudum. Birinciden başlayarak hepsini okudum.

T.M: Erol Bey, Yön, May dergileri, Akşam, Cumhuriyet, Barış ve Yeni Ortam gazetelerinde yazılarınız yayınlanmıştı. Bize o yılları anlatır mısınız?

E.T: Bu gazete ve dergilerde yazı yazdığım yıllarda, bankada ikinci müdür olarak çalışırken bir arkadaşımın mağduriyeti nedeniyle Bank—İş Sendikasını kurduk. Bu Sendikanın kurucu üyesiydim. Gazete yazılarımda kendi adımı kullanıyordum. İkinci bir isim kullanmadım.

T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?

E.T: Kendimle yarıştığım için yarışmalara katılmıyordum. Fakat Karacan Ödülünü,’’ Yaşattıklarının farkında olmadıklarımız’’ adlı makaleyle ilk ve tek ödülümü kazanarak Ercüment Karacan ödülünü aldım. Apdi İpekçi o dönem Milliyet Gazetesinin yayın yönetmeniydi. Sanırım 1965 li yıllardı.

T.M: Erol Bey, tiyatro oyunlarınızı soralım. İzmir’in İçinde, İpte’ki, Parti Pehlivan ve Meddah dışında ülkemizde büyük ilgi gören ‘’Pir Sultan Apdal’’ adlı oyununuzdan bahseder misiniz?

E.T: Pir Sultan Apdal oyunu tam 87 kez yasaklandı. Bu oyun bütün Anadolu’yu dolaştı. Bu sayede oyun yazarı olarak bende bütün Anadolu’yu dolaştım. Oyunu Yönetmen Zeki Göker Bey, Ankara Sanat Tiyatrosu adına ortaya koydu. İlk oyunu Umur Bugay yönetiminde Tuncer Kurtiz, Ayberk Çölok, Tuncer Necmioğlu ve Elif Çölok hanım oynadı.

T.M: Kördüğüm romanının konusu nedir?

E.T: Kaypak aydınları anlatıyorum. En Liberal, en demokrat olduğunu söyleyenleri ama özünde olmadıklarını anlatıyorum.

T.M: Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Ulusalcı mı? Sosyalist mi?

E.T: Ben her şeyim, ben yazarım.

T.M: İmparator adlı kitabınızı okudum. Bu kitabı yazma sebebiniz neydi? Sanayi Devrimini mi yoksa Vehbi Koç’un hayatını mı anlatmak istediniz? Bu kitabınız çıktıktan sonra sizi Koç Ailesinden arayan , soran oldu mu?

E.T: Ekonomi—Politik bir roman yazmak istedim. Sınıfı sembolize ederek Türk Okurlarına sundum. En çok ilgi gören kitabımdır. Aileden kimse beni aramadı.

T.M: Türk Gerilla Tarihi adlı eserinizde neyi ve kimleri anlattınız?

E.T: 1968 yıllarındaki gençliği anlattım. Bu kitapta şehir gerillasının olmaması gerektiğini, Ulusal nitelikte olmazsa tutmaz eleştirisini dile getirdim.

T.M: Oktay Akbal ve diğer Yazar arkadaşlarınızdan bahseder misiniz? İlişkileriniz nasıldı?

E.T: Başta Aziz Nesin olmak üzere Yaşar Kemal, Alev Çoşkun, Kemal Tahir, Fakir Baykurt ve Oktay Akbal’la iyi arkadaştık. Cuma toplantılarımız Yön’de olurdu. Daha sonra May Yayınevinde toplanırdık. Herkes Cağaloğlu’nda olurdu. Yön Dergisini eleştirip kritik yapardık. Bir gün sohbet uzadı. Aziz Nesin’le yolda kaldık. Eve zor yetiştik.

T.M: Dünyada en çok beğendiğiniz yazar ve kitabı hangisidir?

E.T: Ben Tolstoy’u çok severim. Tolstoy’dan cesaret alarak ‘’Toprak Acıkınca ‘’ romanını yazdım. Bütün eserleri güzeldir. Savaş ve Barış adlı romanı bir şahaserdir.

T.M: Genç yazarlara ne tavsiye edersiniz?

E.T: Bol bol kitap okumalarını tavsiye ederim.

T.M: Günümüzde Edebiyat ne durumda?

E.T: Edebiyat günlük rüzgârdan etkilenmez. Kendi rüzgarını üretebiliyorsa edebiyattır.

T.M: Erol Bey, yazarlıktan ve kitaplarınızdan para kazanabildiniz mi?

E.T: Sartre’nin bir sözü vardır; ‘’ Ben sevdiğim işi yapıyorum.’’ Arada elbet üç beş kuruş para kazanıyorum. Bende Sartre gibiyim.

T.M: Ülkemizin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nedir?

E.T: Umutsuz olmayalım. Gelecek iyi olacaktır. Bugünler gelir geçer. Bu bir evrimdir. Olumlu düşünerek aydınlığa çıkacağımızı umuyorum.

T.M: Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye ve Kurtuluş Savaşı Destanından etkilendiniz mi?

E.T: Nazım’ı ben Alaşehir’de Horoz lakaplı bir macuncudan öğrendim. Horoz, komünist ama sevilen bir kişiydi. Kuvayi Milliye masallarıyla büyüdük. Masallardan olumlu ve iyi dersler aldık. Bütün bu düşüncelerimi ‘’Toprak Acıkınca’’ adlı romanımda görebilirsiniz. İlk romanımdır.

T.M: Azap Ortakları romanınızdan çok etkilendim. O dönemdeki Ahilerin, Atalarımızın yaşamını anlatmışsınız. Sizi kutluyoruz. Burada geçen hikâyeler, biz Ahilerin romanı olmuş. Bizler burada kendimizi bulduk. Ahilik; kardeşlik, iyilik, cömertlik, eşitlik ve dayanışma demektir. Sağ olun. Bu kitapla ufkumuz biraz daha açıldı. Azap Ortakları belgesel bir roman mı? Şeyh Bedreddin’in önderliğinde Azap Ortaklarıyla, Anadolu’daki halkın Osmanlıya isyanının hikâyesi mi?

E.T: Azap Ortakları tam bir romandır. 1973 yılında yayınlandığı zaman ki okuru neyse sayısal olarak aynı ilgiyi görüyor. Tepkiler aynı. Toplumsal gerçekçiliği yok olmuş 14. Yüzyıldaki değişimleri anlatır. Kırılmayı anlatır. O dönemde herkes bilimin, hem de gerçeğin peşinde. Bilgi var zorbalık sökmüyor. Bedreddin, Timur’a ‘’Sizin devletiniz yaşamaz ‘’ demiş. İbni Haldun bunu söylememek için Timur’dan kaçmış. Ankara Savaşında ( yıl 1402) Osmanlı ordusunu destekleyen Tımarlı Sipahiler ve Bedreddin, Yıldırım Beyazıt’ı bırakıp Timur tarafına geçiyorlar. Savaşı Timur kazanıyor. İstanbul Feht edilinceye kadar Türklerde Oğuz düzeni vardı. Anadolu halkı, ilkel kominal bir toplumdur. Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa ile beraber baskıdan dolayı kaçıyorlar. Ama sonunda Serez Çarşısında Bedreddin idam ediliyor. Azap Ortaklarını ilk yazdığımda tam 6000 sayfalıktı. Sonra 3000 sayfayı düşürdüm. Yine çok denildi. Tekrar bir ayıklama daha yaptım ve 600 sayfayla 2 ciltlik bir roman oldu.

T.M: Erol Bey, ‘’Yarin yanağından gayrı her şey ortaktır’’ sözü kime aittir?

E.T: Bu sözü Şeyh Bedreddin’in söylediğini söylenilir ama bu doğru değildir. Bunu Aydın Ulu Cami minaresindeki şerefeden Börklüce Mustafa söylemiştir.

T.M: Ankara Savaşında Ahiler, Timur’u mu , yoksa Osmanlıyı mı tuttular ? Bu konuda bilgi verir misiniz?

E.T: Ankara Savaşında Ahiler Cumhuriyet ilan ettiler. Silahlı gücü vardı. Parası vardı. Anadolu’da birçok Beylik, hem baskıdan hem de vergilerden bunaldığı için Timur’un yanında yer aldı. Ahilerde Timur’u tuttular. Ankara Savaşından sonra 11 yıllık bir boşluk (Fetret Devri) oluştu. Bu dönemde Ahiler yurdun çeşitli bölgelerine dağıldılar. Bir çoğu Menteşe Beyliğine sığındılar. Menteşe ve Aydınoğlu Beyliği de Timur’dan yanaydılar.

T.M: Erol Bey, bizi evinizde eşiniz Jönviyev Hanımla misafir ettiğiniz için ve bu güzel söyleşiden dolayı çok teşekkür ederiz. Aydınlatıcı ve bilgi dolu bir gün geçirdik. Her şey çok hoştu. Sizinle ve eşinizle tanıştığımız için çok mutlu olduk. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

E.T: Benim söyleyeceğim tek bir şey var; Bol bol kitap okusunlar. Buraya kadar geldiğiniz için biz çok teşekkür ederiz. Umarım iyi bir söyleşi olmuştur. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım.

Jönviyev Toy: Biz Eğe Bölgesini çok seviyoruz. Eşim zaten Eğeli. En güzel deniz Eğe ve Muğla’da. Sizleri de çok seviyoruz. Hoşçakalın… 


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Yatağan’da ilk defaÖnceki Haber

Yatağan’da ilk defa

KANUNİ'NİN RODOS SEFERİ GÜZERGAHI TURİZME KAZANDIRILIYORSonraki Haber

KANUNİ'NİN RODOS SEFERİ GÜZERGAHI TURİZM...

Yorum Yazın