Aliağa Belediyesi 31 Ağustos-2 Eylül 2012 tarihleri arasında “22. Aliağa Emek ve Barış Şenliği” düzenledi. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) olarak etkinliğe davet edilmiştik. “Türkiye'nin Geçmişindeki Yarın Köy Enstitüleri” adlı fotoğraf sergisi, kitaplarımızın sergilendiği stand ve “Eğitim Sistemi Türkiye'yi Nereye Götürüyor?” başlıklı panelde yönetici ve konuşmacı olarak Aliağa imecesindeydik.
Aliağa; adını 4. Murat döneminde bir çiftlik sahibinin adından aldığı rivayet olunur. İzmir'e yaklaşık 60 kilometre ötede, 50-60 bin nüfuslu, çok göç alan, bir anlamıyla sanayi, bir anlamıyla işçi kenti. 31 Ağustos günü arkadaşlarımızla Aliağa girişindeki demir çelik tesislerinin çalışmayan filtreleri, yarattığı çevre felaketi ve havaya yaydığı ağır metalleri konuşarak kente ulaştık. Şenlik seçkin konuş-macılarla dört önemli panel, akşam konserleri ve şiir dinletileriyle donatılmıştı. Etkinlikler zengin bir içerik ile hazırlanmıştı, ana konusu “Barış ve Türkiye” idi.
Cumhuriyet Meydanında “Emek ve Barış” yürüyüşü ile başlayan şenlik, açılış töreni, sergi açılışları ve akşam Melike Demirağ ve Leman Sam konseriyle halkla buluştu. Akşam yemeğinde tüm sanatçılar, şairler, aydınlar ve Aliağalı dostlarla “Ne olacak bu memleketin hali?” sohbeti ile devam etti. 1 Eylül Dünya Barış Günüydü. Barış, bir insanlık hakkıydı, insanlığın ortak ütopyasıydı. Suriye krizi ile başlayan sürece işaret etmek amacıyla Eğitim-Sen ve Petrol-İş Sendikası üyeleri “Ortadoğu Ateşinde Türkiye ve Barış” paneli başlamadan bir basın açıklamasıyla “Savaşa Hayır, Barış Hemen Şimdi” diyerek 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlamasına önemli katkı sağladılar. Ercan Karakaş, Fikri Sağlar, Muharrem İnce ve Perihan Sarı'nın katıldığı Barış ağırlıklı panel Suriye krizi, Mısır, Libya ve Tunus'ta yaşananlar, ABD'nin Ortadoğu projesinin arka planları ve Türk siyasetçilerinin “bir koyup üç almak” şeklinde ifade edilen geleneksel tarzları ve savaşın yaratacağı yıkımlar, yeni Osmanlıcılık konuşuldu. Açık hava çay bahçesindeki 500 kişilik izleyici kitlesi mutluydu, paneller özgür bir tartışma ortamı ve bilgilenme süreci üretiyordu. İkinci panelin konusu “Yeni Anayasada Basın ve Özgürlükler” başlığındaydı ve konuşmacıları Orhan Bursalı, Can Ataklı, Enver Aysever ve Attila Sertel idi. Bu panelde de 12 Eylül anayasası, yeni anayasa hazırlıkları, özgürlükler, iktidarın medyadaki hakimiyeti, işine son verilen, Silivri'de yatan gazeteciler idi. Tartışmalı geçen panel sonrası ülkenin seçkin şairlerinin seslendirdiği “insan ve barış” temalı şiirler vardı. Ahmet Telli, Halim Yazıcı, Haydar Ergülen, Leyla Şahin, Orhan Alkaya ve Tuğrul Keskin Açık Hava Tiyatrosunda okudukları şiirlerle Dünya Barış Gününe zenginlik kattılar. Şair Tuğrul Keskin'in 1921'de Ege Bölgesini işgal eden Yunan kuvvetleri arasındaki yaklaşık 200 sosyalist Yunanlı askerin savaşa itiraz etmeleri ve bunun karşısında kurşuna dizilmelerini aktaran şiiri günün anlamını bir kez daha ortaya koyuyordu. Şiir dinletisi sonunda müzik ve “Moğollar” vardı. Cahit Berkay ve ekibi meydanda binlerce Aliağalı ile bütünleşiyordu.
Şenliğin son günü ülkenin çok güncel sorunları olan “Sanat-kültür ve eğitim” ağırlıklıydı. “Türkiye'de oynanan Tiyatro” başlıklı panelde Metin Uca, Şenay Gürler ve Orhan Alkaya vardı. Muhafazakar sanat olabilir mi?, Şehir ve Devlet Tiyatrolarında yaşananlar, yıkılan heykeller, iktidarın sanata bakışı, diziler, tiyatronun geleceği ve önemi ironik, esprili bir anlatımla konuşuldu, tartışıldı. Aliağa Buluşması bir okul olmuştu adeta. Denizin kenarında rüzgarın tatlı esintisiyle Türkiye tüm boyutlarıyla konuşuluyordu. Günün son paneli Prof. Dr. Kemal Kocabaş'ın yönettiği Prof. Dr. Nejla Kurul, Doç. Dr. Firdevs Gümüşoğlu, Prof. Dr. Yakup Kepenek ve Mustafa Gazalcı'nın katıldığı “Eğitim Sistemi Türkiye'yi Nereye Götürüyor?” başlığını taşıyordu. Çok güncel bir konu ve çok ilgili veliler, gençler ve öğretmenlerle eğitimde neler oluyor tartışıldı. Türkiye nereye gidiyor, eğitim ile nasıl dönüştürülüyor, Cumhuriyetin 100. Yılına uygun bir gençlik mi formatlanmak istiyor?, küreselleşme ve eğitimde piyasalaşma, yeni neo-liberal politikalar ve muhafazakarlık, Türkiye bilimsel bilgiden nasıl uzaklaşıyor, 1923-1950 arası ders kitaplarında kadın ve günümüz ders kitaplarında kadın ve aile, çocuklarımızın geleceğini karartacak bilimsel ve pedagojik olmayan 4+4+4 sistemi, olası doğuracağı sonuçlar, eğitimin dinselleştirilmesi, tüm okulların İmam Hatipleştirilmesi, Muğla Milletvekili Ali Boğa'nın basına yaptığı açıklamalar, velilerin endişeleri, okul öncesi eğitim, mahalle baskısı ve ne yapmalıyız? sorusu panelde öne çıkan tartışma ve konuşma konularıydı. Panel akşam saat 20.00'ye doğru biterken Cumhuriyet Meydanında yılların sanatçısı Sadık Gürbüz'ün sazı ve sesi duyulmaya başlamıştı. Akşam yemeğinde Sayın Gazalcı, Kepenek, Hakkı Ülkü ve dostlarla süren “Türkiye” tartışmasıyla cıvıl cıvıl yaşanan Aliağa buluşması sona eriyordu.
Aliağa'da yerel yönetimlerde sosyal demokratlar var. Aliağa Belediyesinin toplumun tartıştığı temel sorunları, kültürü, sanatı şenliğe taşıması Aliağa'da çok önemli bir zenginlik üretti. Aliağa'da adeta üç gün süren özgür-demokratik bir yaz okulu yaşandı. Aliağa Belediyesi sosyal demokratlara yakışan bir şenlik düzenleyerek çok önemli buluşmalara onurla imza attı. Bu etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan başkan Sayın Turgut Oğuz'a, Halkla İlişkiler Müdürü Yücel Laçiner'e ve Aliağa Belediyesinin tüm çalışanlarına, emekçilerine ve Aliağalılara selam ve dostluklarımızı iletiyoruz.



























