Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Mail: kemal.kocabas@deu.edu.tr

DEMOKRASİ VE SANDIK

 Türkiye, yaklaşık 53 milyon seçmeniyle 7 Haziran 2015 Pazar günü sandığa gidiyor. Sandık, dört yıldır ülkeyi yönetenlerin sorgulamasının yapıldığı,  demokrasinin önemli bir aracı. Seçmenler dört yıllık siyasal iktidar icraatlarına bakacaklar, irdeleyecekler ve sonra çocukları için, ülkenin geleceği için vicdanlarının da sesini dinleyerek oy kullanacaklar.
Oy verirken “Vicdan” ve “Nasıl bir Türkiye?” sorusunun yanıtları oyumuzun rengini  belirlemelidir.  Vicdan, yaşamımız boyunca edindiğimiz “etik, ahlaki, insani”  değerlerin tümüdür. Bu pencereden bakıldığında vicdanların;  ülkede insan haklarını sorgulaması,   demokratik hukuk devleti olduk mu?  sorusunu sorması gerekiyor.  Yine ortak vicdani değerler yaşamda karşılık buluyor mu?, ülkeyi yönetenler halktan yana, yoksuldan, mazlumdan, kadından, gençten,  doğadan  yana pozitif ayrımcı politikalar üretiyor mu?   tüm ülke yurttaşlarına eşit ve onurlu bireyler olarak bakıyor mu?,  siyasal iktidar ötekileştirme  politikaları üretiyor mu?. Devam edelim:  Ülkede gelir dağılımını, adaletsizlikleri, yolsuzlukları  ve işsizliği  sandıktan önce sorgulamamız gerekmez mi?   Sandık,  bu soruların yanıtlarını beyninde bulan özgür yurttaşların oylarının buluşma noktası ve  aynı  zamanda ülkenin geleceğinin belirlendiği önemli geometrik cismin adı.
Bu yazıyı yazarken bir aydın, bir yurttaş olarak ülkenin son dört yılını ben de  sorguluyorum. Önce Türkiye ile ilgili sonaylardaki  birkaç rapordan kısa bilgiler aktaralım. Mayıs ayında yayınlanan OECD raporuna göre Türkiye genç işsizliğinde  birinci… “Türkiye'de 15-29 yaş arası gençlerin yüzde 31.3'ü ne istihdam piyasasında yer alıyor, ne de eğitim görüyor.OECD'nin ortalaması ise yüzde 15.5”.  34 üyeli OECD ülkeleri içinde en çok genç işsiz Türkiye’de! Bu vahim bir sonuç.  Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından “Eğitim Politikaları Görünüm Raporu 2015” yayımlandı.En kapsamlı küresel eğitim araştırmasında Türkiye 76 ülke arasında 41. sırada yer aldı. Rapora göre Türkiye, 2012 PISA sınavlarında gelişme gösterse de hâlâ OECD ortalamalarının altında. OECD ülkeleri bütçelerinin yüzde 12’sini eğitime ayırıyor. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan (GSYH) eğitime en düşük bütçe ayıran ülkelerden biri Türkiye. Türkiye, erken yaşta okula kayıt ve bakım hizmetlerinde 3-4 yaş çocuklar arasında en düşük seviyede.  Öğretim süreleri genel ortalamanın altında, sınıf mevcutlarıysa OECD ortalamasının üstünde. Uluslararası  veriler böyle.  Son dört yılda Türkiye işsizlik ve eğitim alanında yol alamamış, aksine eğitimin evrensel laik-demokratik, bilimsel değerlerinden vazgeçilmiş, tümüyle niteliğini yitirmiş ve  tüm okulların imam hatipleştirilmesine yönelik, eğitime sadece din penceresinden bakan bir anlayış egemen olmuştur.
Mayıs ayının sonlarına doğru Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (BEPAM), “Milli Eğitim Bakanlığı 2014 Yılı Faaliyet Raporuna İlişkin Politika Notu” yayınlandı. Rapor,  erken çocuklukta yüzde 70 olarak hedeflenen okullaşma oranının yüzde 32.68’de kaldığı, özel eğitime erişebilen çocuk sayısının genel öğrenci sayısına oranının yüzde 1.5 olduğu kaydedildi. BEPAM, tartışılan ‘değerler eğitimi’nin ise bu konuda hiçbir çalışması bulunmayan, sadece dinsel yayınları bulunan  Hizmet Vakfı’na ihale edildiğine dikkat çekiyor. Bir başka belge olarak “Bilim Akademisi Özgürlükler-2015 raporuna” bakalım. Bilindiği gibi son dört yılda üniversiteler, ülkenin vicdanı olma sorumluluğunu kaybetti ve tamamen siyasal iktidarın arka bahçesi oldu.  Rapor, üniversitelerde yaşanan hukuksuzluklara ait örnekleri sıralayarak,   “Ülkemizde bilim özgürlüğünün  evrensel ilkelere uygun şekilde tanındığını söylemek çok zordur” saptamasını yapıyor ve  “Ne kadar kışkırtıcı, rahatsız edici veya azınlıkta olsa da görüşlerini ifade özgürlüğü özellikle bilim insanları için en temel özgürlüktür” tanımlaması yapıyor.  Bilim Akademisi bu kaygı verici gidişin tersine çevrilmesi ve evrensel standartlarda bilim özgürlüğünün üniversitelerimizde tesisi için gerekli yasal çalışmanın yapılması önerisini ortaya koyuyor.
Eğitim dünyasında bunlar yaşanırken son dört yılda  “Gezi Parkı olayları ve kaybedilen canlar”, TOMA’lı, gazlı Türkiye fotoğrafları aklıma geliyor. 1 Mayıs’ta işçilerin Taksim’de “1 Mayıs Emek Bayramı” kutlamalarını  engellemeye yönelik yoğun önlemler, Soma faciası ve kaybedilen yoksul 302 emekçi, yere düşen bir işçiyi tekmeleyen bir müşavir portresi son dört yılın önemli fotoğraflarıydı. Ermenek faciasında oğlunu kaybeden, yoksulluk içinde yaşayan  Ayşe Teyze ve delik ayakkabılı Recep Amca’nın gözyaşlarının  fotoğrafı ve tüm bu süreçlerde ortaya çıkan “sarı sendika-iktidar-iş adamı” ilişkileri döneme özgü karelerdi.
15-16 yaşlarından beri talep ettiğimiz, ama hep ötelenen beklentilerimiz  oldu.  Artık basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü,  özerk ve demokratik üniversite özlemi, güçler ayrılığı ve yasama-yürütme-yargı dengesini tutturmuş demokratik-hukuk devleti, aklın ve bilimin egemen olduğu  bir Türkiye umudunu yüreğimde filizlendirmek istiyorum bu seçimlerde. Kadınların toplumsal hayata eşit katılımını sağlamış, kadına yönelik şiddeti aşmış, kadın cinayetlerinin yaşanmadığı bir Türkiye umudunun  bu seçimlerde   gerçekleşmesini diliyorum. Eğitim hakkı, yaşam hakkı, çevre hakkı, sağlık hakkı gibi evrensel insani ölçütlerin, özgürlüklerin  egemen olacağı bir Türkiye özlemiyle  bu seçimlerde oyumu kullanacağım. Sandıkta otoriterliği değil  demokrasiyi ve özgürlüğü arayacağım.  Yaşanılanlar, gözlemlerim ve vicdanım böyle diyor.  Ne dersiniz?
Bu hafta  umudun, insanın, özgürlüğün ve Türkçe’nin büyük şair Nazım Hikmet’in aramızdan ayrılışının 52. yılıydı. Onu “Taranta Babu’ya Sekizinci Mektup” şiiriyle selamlıyorum: Mussolini çok konuşuyor Taranta Babu!/ Tek başına/ yapayalnız/ karanlıklara/ bırakılmış bir çocuk gibi/ bağıra bağıra/ kendi sesiyleuyanarak, / korkuyla tutuşup/ korkuyla yanarak/ durup dinlenmeden konuşuyor./ Mussolini çok konuşuyor Taranta Babu/ çok korktuğu için/ çok konuşuyor!”
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar