Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

Mail: kemal.kocabas@deu.edu.tr

ÜNİVERSİTE, TEMEL BİLİMLER VE ÖĞRENCİLERİMİZ…

 1979 yılından beri üniversitelerde fizik bölümlerinde asistan, öğretim görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesörlük kadrolarında çalıştım. Olağanüstü sağlık problemlerimiz olmazsa 44 yıl çalışarak Cumhuriyetimizin 100. yılında emekli olacağız. Üniversitede bilimsel araştırmalar dışında en önemli işlevimiz üniversite eğitiminin içinde olmaktır. Üniversite öğrencileri, şüphesiz üniversite eğitiminin en önemli bileşenidir. Onların olmadığı dönemlerde üniversite yerleşkeleri terk edilmiş mekanlar gibidir. Öğrencilerimizin varlığı yerleşkelerin en önemli dinamiğidir. Onların gençlikleri, heyecanları, hareketlilikleri üniversitenin en önemli rengidir, tadıdır. Dört yıl boyunca onlarla olursunuz, derslerine girersiniz, asansörde, koridorda, yolda merhabalaşırsınız, karşılıklı günaydınlaşırsınız ve sonra onları hayatın içine gönderirsiniz. Onlar size emanet edilmiş genç insanlardır; oğlunuz ve kızınız gibi. Onların mezuniyet sonrası ayrılıkları da buruk bir ayrılık acısı da yaşatır insanı. Geçen haftalarda bu yıl mezun ettiğimiz bir kızımızın iletisi bilgisayarımdaydı: “Hocam merhabalar. Okulda size veda edemedim o yüzden şimdilik bu şekilde olsun. Daha sonra geldiğimde tekrar uğrayacağım yanınıza. Sizden öğrendiğim her şey için tekrar tekrar teşekkürler, bir saygısızlığım olduysa affedin. Buralarda her zaman için bir kızınız var, ellerinizden öperim, sevgi ve saygılarımla hocam” diyordu öğrencimiz. Ben de “Güzel kızım başarılar-sevgiler sana” diye yazarak kızımızı uğurladım. Sonraki gün mezun ettiğimiz bir delikanlı veda için geldi. “Hocam, çok teşekkürler, sizlerden çok şeyler öğrendik, ben kapalı bir aileden geliyordum. Dört yılda hayata bakışım değişti. Fizikle beraber şiir okumayı, müzik dinlemeyi, tiyatroya gitme alışkanlığını sizin önerilerinizle kazandım” dedi ve onu sevgiyle öperek uğurladım. Hocalığın en güzel anlarını yaşamıştım…
Kızımız, bir yıl uzatarak beş yıl boyunca fizik eğitimi almıştı. Mezuniyete yakın dönemlerde tüm öğrencilerde olduğu gibi onda da koşuşturmalar başlamış ve hayatın-ülkenin çarpıklarıyla tanışmıştı. Önce formasyon denilen paralı bir ucube ile tanışmış ve öğretmen olmak için yüksek paralar ödeyerek eğitim fakültesinde formasyon eğitimi almaya başlamıştı. Haftada 40 saate yakın derse giren ve büyük bir kısmının bilimsel araştırma süreçlerini ihmal eden eğitim fakültesi öğretim üyeleriyle formasyon sürecini tamamlamıştı. Sonra sıra KPSS sınavındaydı. Onun için de dershaneye gitmesi gerekiyordu…
Fen fakülteleri, temel bilimlerle ilgili iyi yetişmiş, bilim insanı adayı eleman yetiştiren yüksek öğretim kurumlarıdır. Tıp, mühendislik gibi uygulamalı bilim dallarına "temel" oluşturan “matematik, fizik, kimya ve biyolojiyi” içeren bilimler topluluğuna "temel bilimler" deniliyor. Yukarıdaki kızımızın-delikanlının öyküsü bir anlamda bu fakültelerin öyküsüdür, Türkiye’deki eğitimin, üniversitelerde yaşanan çarpıklığın öyküsüdür. Bir ülkede temel bilimlerden, yani akıl ve bilimden uzaklaşılırsa ülke orta çağa doğru yol alır. Türkiye’ye gerek ilk, orta, lise gerekse yüksek öğretimde dinsel ağırlıklı bir eğitim iklimi dayatılarak ülkeyi evrensel dünyadan koparmaya çalışan bir anlayış yönetmektedir.
Geçen hafta YÖK, 34 üniversitede kimya, 31 üniversitede fizik, 20 üniversitede biyoloji bölümlerini kapattığını açıkladı. 2015 yılında temel bilimlere bağlı bölümlere kontenjan verilen üniversiteler: “ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi çok yüksek puanla öğrenci alan üniversiteler ile Ankara, İstanbul, İzmir’deki gibi köklü üniversiteler” oldu. Anadolu'daki üniversitelerde ise temel bilimler bölümleri kalmadı. Sonuçta en çok düşüşün yaşandığı fizik bölümü, sadece 14 üniversitede kaldı. Bu yıl fizik bölümlerine Bilkent ile Koç Üniversiteleri dışında tamamı devlet üniversitelerine olmak üzere yalnızca 528 öğrenci kabul edilecek. 2015 ÖSYS sonuçlarına göre tercihler alındıktan sonra en fazla 1321 öğrenci biyoloji, 1489 öğrenci kimya ve 3 bin 512 öğrenci de matematik bölümlerine yerleşebilecek. Yapılan düzenleme ile biyoloji kontenjanı 166, fizik kontenjanı 260, kimya kontenjanı 235 ve matematik kontenjanı 94 azalmış oldu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, temel bilimlerde yaşanan sorun ile ilgili "Temel bilimlere teşvikin artırılması amacıyla, ilk 10 bin kişiye kadar verilen bursların, ilk 25 bine yükseltilmesine ve burs miktarlarının da yeniden düzenlenmesine karar verdik. Üniversite sınavında ilk 5 bine girip temel bilimleri tercih eden öğrencilerimize aylık 2 bin lira burs vereceğiz. Temel bilimleri tercih eden ikinci 5 bine de ayda 1500 lira burs sağlayacağız. YÖK ve TÜBİTAK'ın yaptığı ortak çalışmayla, çift anadal kontenjanını da yükselttik. Böylece ilk 10 binde olup başka bölümlerde okuyan, ikinci anadal olarak temel bilimleri seçen öğrencilerimiz ise ayda 750 lira burs almaya hak kazanacak." açıklaması yaparak soruna geçici çözümler üretmeye çalışmaktadırlar. Bizim bu konudaki önerimiz TUBİTAK, ETİBANK, MTA ve pek çok araştırma merkezi için yeni fizikçi kadroları yaratmak ve istihdam olanaklarını genişletmektir. Çözüm bölüm kapatmak değildir.
Sonuç; bu yıl fizik bölümlerine maksimum 528 öğrenci yerleşecek. İlahiyat fakültelerine ise yaklaşık 20 bin öğrenci yerleşecek. Ülkedeki istihdam ve eğitim politikalarının sonucu budur. Siyasal iktidar İlahiyat çıkışlı öğrencilerin diplomasını kamuda işe girmek için bir bonservis olarak görmektedir. Çarpıklık da buradadır. Fizik bölümünden mezun ettiğimiz sevgili öğrencilerimize güveniyorum. Onlar akıl ve bilimin doğrultusunda aldıkları eğitimle hayata tutunacaklar ve başaracaklardır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar