Muğla
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
Ali Akalp - Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şubesi Önceki Dönem Şube Başkanı

Ali Akalp - Türkiye Maden İşçileri Sendikası Yatağan Şubesi Önceki Dönem Şube Başkanı

Mail: aliakalp48@hotmail.com

30 Ağustos Zafer Bayramı'ndan sonra, 9 Eylül İzmir'in Kurtuluşu'nu ve CHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutlamaya hazırlanıyoruz!

30 Ağustos Zafer Bayramı'ndan sonra, 9 Eylül İzmir'in Kurtuluşu'nu ve CHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutlamaya hazırlanıyoruz!
Öncelikle 26 Ağustos günü Afyon'dan, Gazi Paşa'mız Yunanlıların ve işgal kuvvetlerinin durumunu iyi analiz edip, "Tam zamanıdır" deyip saldırı talimatını vererek, "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrini vermiştir.
Her gün birçok köy, köprü, ilçe ve il alına alına İzmir'e girilmiştir. Yunan ordusu hem kaçıyor hem de geçtiği köyleri, kasabaları yakıp yıkıyordu. Dayanamayan ordularımız İzmir'e girdiler ve şimdiki Valilik Binası, o zaman İşgal Kuvvetlerinin elindeydi. Yunan bayrağını indirip şanlı bayrağımızı göndere çektiler. Hatta içeri girerken direkten indirilen o büyük Yunan bayrağını yere serip "Üstüne basarak geçin" deyince Paşa çok kızmıştır. "Bayrak bir ulusun namusu, şerefi ve onurudur," diyerek, derhal bayrağın toplanmasını sağlamıştır. Basılmasına izin vermemiştir. İşte dünyada eşi benzeri olmayan Gazi Mustafa Kemal Paşa, iyi bir asker olmanın yanında, iyi bir siyasetçi, iyi bir entelektüel, bilgili bir âlim gibiydi. Çok kitap okumuşluğu ve askerken çok cephede görev yapmasıyla çok ülke gezmiş bir dâhidir. Yunanlıları en son İzmir denizinin derin sularına dökerek İzmir'i işgal kuvvetlerinden kurtarmıştır. Türk halkı Atasıyla, savaşan kurmaylarıyla, halkıyla ne kadar iftihar etse azdır! Bizler Atamıza, ona yardımcı olan o zamanın kurmaylarına, halkımıza, isimli, isimsiz Mehmetçiğimize minnet ve şükran borçluyuz. Ne Mutlu Türk'üm Diyene.
Yurdumuzu düşmanlardan kurtardıktan sonra bu ülkeyi idare edecek yönetim biçimini Cumhuriyet olarak düşünen Atamız çoktan kafasında bunları şekillendirmiştir. Hemen kurmaylarıyla görüşüp, "Ülkeyi idare edecek kadroları yetiştiren partiyi kurmak gerek" diye düşünerek, karşılaştırıyorlar ve eski Osmanlıca bir başvuru belgesi hazırlanıp İçişleri Bakanlığına Cumhuriyet Halk Partisinin kurulduğu ülkeye duyuruluyor. 29 Ekim gününe kadar da Cumhuriyet Bayramı ilan edilinceye kadar çalışılıyor ve bir gün öncesi, "Arkadaşlar, yarın erken Malık, YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDİYORUZ!" der. O gün 29 Ekim'dir. Yakında onu da birlikte kutlayacağız!
Öncelikle biz de yarın 9 EYLÜL İZMİR'İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ kutlayacağız! Hepimize kutlu olsun! Bir de CHP'nin Kuruluş Yıl Dönümü'nü kutlayacağız. CHP'nin kuruluş yıl dönümü kutlu olsun! CHP yüz yıldır bu ülkede devlet idare etmiş, önemli kararlara imza atmış, bu ülkenin her taşında her toprağında damgası olan bir partidir. İktisat Kongresi'ni İzmir'de toplayarak ekonomiye nasıl bir düzen getireceğini, tam bağımsız olarak çalışılacağını, tüm Osmanlıdan kalan borçların ödeneceğini söylemiş ve yapmıştır. Ülkede hastaneler, postaneler, eğitim için okullar, her türlü fabrikalar kurulmuş, ülke insanı her şeyi dışarıdan alırken birçok şeyi kendimiz üretir olmuşuzdur. Hatta 2. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Hitler'in Rusya'ya saldırıya geçmesiyle, Almanya'daki uçak yüksek mühendislerini ülkeye davet ederek "Sizin Almanya çok risk altında, gelin uçakları Türkiye'de üretelim" diyerek Eskişehir ve Kayseri'de 2 uçak fabrikası kurulmuştur. Birçok ülkeye uçak ihraç edip döviz elde ederken, bir de yaşadığımız bu günlere bakın, ülke 2 sente muhtaç duruma düşmüşüz.
46 yılına kadar tek partili bir devlet yapısından, rahmetli İnönü'nün "Çok partili bir sisteme geçeceğiz" diyerek, ikinci parti kurulmuş, bunu fırsat bilen süper güç Amerika muhalefet eden Menderes hükümetinin iktidarını sağlamış, işte o gündür bu gündür yarım yamalak sol kanalizasyon dönemlerini saymazsak CHP iktidar yüzü görmemiş, tekelci sermayenin yanında, küresel kapitalist ülkeler hep Türkiye'nin aleyhine işler yaparak, bizlere bazı dayatmalarda bulunarak NATO'ya girmemize, daha NATO'ya girmeden Meclis'te bir karar almadan Mehmetçiklerimizi, bizimle alakası olmayan Kore'ye ölüme göndermişizdir. Kore'ye giden askerlerimizin kahramanlıkları hâlâ anlatılır durulur. Birçoğu topraklarda şehit olarak oralarda kalmıştır. Çok az sayıda gazimiz, askerimiz geri dönmüştür.
Menderes hükümetinin neler yapıp yapmadığını daha önce bir yazı dizisi şeklinde tüm kaynakları tarayarak sizlere okumanız için yazmıştım. Tekrara girmek istemem. Bu ülkede Demokrasi, Türkiye NATO'ya girdikten sonra, Amerika'da eğitime tabi tutulan üst düzey komutanlar, havacı, karacı, ve denizciler, ülkeye geldikten sonra ikili, üçlü ilişkilerle Amerika'yla bağlantılarını kesmemişler ve her 10 yılda bir askeri darbelerle karşı karşıya gelmiştir ülkemiz. Demokrasi rafa kalkmış, asker yönetime girince temizlik avı yapılarak ülke insanları, işkencelere, sürgünlere ve çeşitli zulümlere maruz kalmıştır. İnşallah bundan sonra o günleri bir defa daha yaşamak istemiyoruz! Ancak şu andaki Saray iktidarı Anayasada değişiklik yapılarak tek adam siyasetine geçilince, her türlü yolsuzluklar, kanun dışı uygulamalar, her türlü baskılar giderek artmıştır. Meclis'te milletvekilleri kanunu çıkaran değil, çıkarılırken sadece oy veren konumundadır. Mutfağında kanunu inceleyip ülke yararı, toplum yararı olup olmadığından haberdar olmadan gece yarılarına kadar birçok saray kanununu, yönetmenliğini bir torba kanunla her şeyi içinde gizleyerek çıkarmaktadır.
Bu ülke muz Cumhuriyeti değildir! Oldu bittilerle böyle kanunlar çıkarılamaz. Çıkarılmamalıdır. Bu parti devleti'ne doğru gidiyor, "Benim devletim, benim kanunuma uyacaksın" diyor AKP tek adam sistemi! Oysa bu ülkede Sivil Toplum Kuruluşları var. Sendikalar, meslek örgütleri var. Dernekler var, kadın ve gençlik örgütleri var. Bu Cumhuriyet hepimizin Cumhuriyeti. Hızla bu toplum dini baskılarla, yerel genel yönetimlerle, sivil toplum adındaki yandaş tarikatlarla, cemaat adı altındaki vakıflarla, devletin bütün kaynaklarını buralara sararak insanımızın, kılıcını, kıyafetini, yaşam tarzını değiştirmek için çaba harcanmaktadır. Bu da çatışmaları beraberinde getirmektedir. Fakir gariban çocuklarını yer altındaki mahfillerde yasa dışı kurdukları okul, dershane, vakıf vs. yapılarla insanımızın beynini yıkayarak, dindar ve kindar bir neslin yetişmesine yol açmaktadırlar. Hâlbuki Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Köy Enstitüleri kanalıyla fakir halk çocuklarının her türlü okullara gidebilsin, okuyabilsin diye devletin tüm imkânlarını seferber etmiştir. Bundan çok rahatsızlık duyarak Türk halkını bu yaptıkları girişimlerle hızla Araplaştırma yoluna gitmişlerdir! Bu tehlikeli oyundan bir an evvel vazgeçilmelidir!
Bu günlerde bildiğiniz gibi İmamoğlu'yla yarışmak istemeyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önce Sinanoğlu ve etrafındaki ilçe belediye başkanlarını, belediye çalışanlarını, ekip arkadaşlarını çeşitli bahanelerle tutuklatmıştır. Bu kabul edilebilir durum değildir. Kaç aydır hâlâ ortada iddianame yoktur. Bunlar yetmemiş gibi şimdi de CHP'nin kurumsal kimliğine, kongrelerine, eski yeni diyerek sevimlilerine, seçilemeyenleri tekrar göreve getirebilmek için yeni varyasyonlara girilmiştir. Bunlar Türk demokrasisini değil, kendi iktidarlarını bir gün daha ayakta nasıl tutarızın, iktidardan görememenin, kalıcı diktatörlüğün ayak sesleridir. Türk halkı tarihte hiçbir güce boyun eğmemiştir! Haksızlıklar yanında hep yekün haksızlığa uğrayan mazlum ülke, kişi, insandan yana olmuştur. Yine öyle olacaktır. Anketlerde CHP büyük bir farkla uzun süredir 1. partidir. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında bunu herkes böyle biliyor!
Hiç bu ülke insanını kendi kişisel çıkarlarınız uğruna heba etmeyin! Halkın gözünden her geçen gün düşüyorsunuz! Ekonomi desen yerlerde sürünüyor. Borsa çakıldı, Merkez bankası bunları dengelemek için birikimlerimizi satıyor. Altın hızla 5 bin liralara koşuyor! Siz neyin derdindesiniz, sadece iktidarı korumanın! Koruyamazsınız, sandığı getirin tıpkı sizden öncekilerin yaptığı gibi olgunluk ve vakur içinde, hilesiz, hurdasız seçimi yapın, kim kazanırsa devredin, belki siz kazanırsınız yine, kaybederseniz dünyanın sonu değil bir başka seçime odaklanın. Ülkeye huzur, barış, kardeşlik, eşitlik, hak, hukuk, adalet, özgürlük gelsin! Ülke insanı bunu her zaman hak ediyor!
Biraz uzatmak zorundaydım, CUMA günkü yazımda buluşmak dileği ile, 9 Eylül İzmir'in Kurtuluşu ve CHP'nin kuruluş yıl dönümlerini kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim, saygılarımla.
İzmir'in Dağlarında çiçekler açacak! Hoşça kalın, dostça kalın! 
 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar