Bugün Dünya şiir günü. Sevgili hocam Muammer Özler’in, Adabelen Düşü adlı şiir kitabının tanıtımı için köşe yazısı yazıyor olmam ve bu güne denk gelmesi de özel bir anlam ifade ediyor doğrusu. Yatağan’da İz Bırakanlar adlı tarihsel söyleşiler türü kitabımda hocamızla söyleşi yaptığım ve yakın arkadaş da olduğumuz için edebiyata ve şiire olan tutkunluğunu çok iyi bilirim. Kitabımda söyleşiye şöyle başlamıştım: Şair olmak bir yetenek işidir. Şiir yazmak içinde bir yerlerden esinlenmen gerekiyor. Yaşadığın yörenden beslenmek ve kültüründen gelmekte bir kaynaktır. Muammer Özler, tarım çocuğu olduğu için şiirlerinde hep yereli öne çıkarmıştır. Şiirlerini derleyip bir kitap haline getirdiği ‘’Zeytin Delicesi’’ adlı eserinde bunu görebiliyorsunuz. Zevkle okunan şiirleri için hocamızla gurur duyuyoruz.
Sevgili hocamız, şimdi ikinci bir şiir kitabıyla karşımıza çıkıyor; Adabelen Düşü. Yıllarca hocam sayesinde ‘’Adabelen Dergisi’’ okuduğum için artık Adabelen’i ezberledim. Kendisinden de birçok öyküyü de dinlediğim için Adabelen benim için bir yerde ikinci yurdum gibi oldu. Adabelen, Aydın—Ortaklar eski Köy Enstitüsünün kurulduğu tepenin adıdır. Her yıl 16 Martta (Öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü ) bütün Adabelenliler okulda toplanarak kuru fasulye ve pilav günü yaparlar.
Adabelen Düşü, üç bölümden oluşan şiirlerle bezenmiş. İlk iki bölüm ‘’Koca Çan’’ ve ‘’Güneş Damlacıkları’’ başlığıyla Adabelen’i, son bölüm ise ‘’Gül Topladım’’ başlığıyla Datça ve tütün tarlasında geçirdiği günleri anlatmış şairimiz. Şiir kitabını bir solukta severek okuyup bitirdim.
Tavsiye ederim, sizlerde alıp okuyunuz. Kendisini arayıp alabilirsiniz. Gazetemiz Demeç’in basımının da yapıldığı Anıl Ofset Matbaa tarafından basımı yapılan bu eser ücretsizdir.
Şimdi gelin hocamın duygularını yazdığı önsözden kısa bir bölüm okuyalım:
Bir yaşam destanı değil yazdıklarım, bir yaşamın ayrıntıları, Şeref Köyü’ nde oluşan küçücük bir bulut kümesinin, Adabelen semalarında yağmura dönüşmesi gibi…Datça Yarımadası’nın o bol oksijenli rüzgarına karışan, doyumsuz Adabelen özlemlerimin, birlikte yetiştirdiğimiz zeytin ağaçlarının kül rengi yapraklarına birer çiğ tanesi olarak düşmesi gibi…
ADABELEN DÜŞÜ
Çocukluğumun köyü gibi sanki Adabelen
Mevsimleri hep yaşatıyorum ya usumda
Mevsimler hala diri ya
Düşüncelerim yitmemiş ya henüz
Düşlerimde Adabelen’i görüyorum
Uzağında değilim ya güzeliklerin
Çiçekleniyor ya dilimde hep sözcükler
Şiir şiir yeşerecek gibiyim
Gül diktikçe bahçelere
Düşlerimde Adabelen’i görüyorum
Gecelerim tatlılaşıyor dalınca uykulara
Düşlerim yaşatıyor beni zeytinliklerde
Boğuntulu değil ya gördüğüm düşler
Sabahın öpüşüyle yeniden uyanacağım ya
Düşlerimde Adabelen’i görüyorum
Hep bu yüzden






















