Adı Adalet ve Kalkınma Partisi olan siyasi partinin, kısaca halk arasında akabe veya yerel ağızla akebe şeklinde söylenişi diye düşünenler olabilir. Adında adalet olan partinin hakla, hukukla ve adaletle ilgisi bize göre yoktur. Kalkınması montaj sanayine dayalı, sıcak parayla ayakta duran ekonomisiyle, kalkınma şöyle bir yana dursun ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını satarak, israf ederek denizi tüketen bir partidir. Daha birçok olumsuzlukları örnek gösterilebilir.
Türkçe sözlük veya internet arama motorundan ‘Akabe (akebe) ne demektir?’ diye bir girin karşınıza şunlar çıkacaktır:
1- Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
2- Atlatılması zor güçlük. Muhtıra.
3- Badire. Müşgül . Yokuş.
4- Kızıldenizin kuzey ucunda Süveyş’in doğusunda bulunan dar bir körfezin adıdır.
5- Yokuşlu, inişli, dönemeçli yol.
6- Orhan Hançerlioğlu’nun ‘’İslam İnançları Sözcüğü’’ kitabında Şeytanın oturduğuna inanılan tepenin adıdır. Diğer İslam kitaplarında ayni tarifi görebiliyorsunuz.
Arife tarif olmaz diyelim. Ayrıca bulmaca çözenler bilir ; sık sık akebe veya akabe diye karşımıza çokça çıkmış bir kelimedir. Şimdi bunları neden anlattığımı izah edeyim.
Geçen haftaki köşe yazımda akebe adını bilinçli olarak yazdığımın farkında olmayan bir okur arkadaş, bozuk Türkçe önyargısıyla eleştirmiş. Teşekkür ediyorum. 10 Yıldır bilerek AKEBE diye yazıyorum. Eger bir yazı yazıyorsanız, her türlü eleştiriye açıksınız demektir. Eleştiri, değiştirmek daha iyisini ve daha güzelini oluşturmak için yapılır. Köşeme yapılan olumsuz eleştiriler, benim doğru yolda olduğumu gösterir. Hep olumlu eleştiri gelirse yanlış yola da gidilebilir. Ayrıca herkes seninle ayni fikirde, düşüncede olamaz. Saygı duyacaksın. Kimseye rencide etmeden medenice fikir tartışması yapacaksın ve paylaşacaksın. 15 Senedir köşe yazısı yazıyorum. Hatalı harf, kelime ve cümlelerin yanı sıra imla hatası da yapmışımdır. Yazarlığımız amatörce olsa da geçen yıl Muğla Gazeteciler Cemiyeti tarafından ‘’Güncel Kültürel Dalında’’ ödüle layık görüldüm. Benim için büyük bir gururdur.
Akebe denilmesinden sadece AKP’li arkadaşlar rahatsız değil, Başbakan da çok rahatsızdır. Medya sektöründen birçok yanlı, yansız gazeteciyi işinden sırf Akepe dediği için attırmıştır. AKP, AK partiyi değil, A-ke-be’yi çağrıştırdığı varsayımıyla Başbakan kızgındır. Akebe tepesi Müslümanlar tarafından taşlandığı için rahatsızdır. Başbakana göre partisine AKP veya akebe diyen herkes aslında ‘’şeytan’’ diyordu. AKP’lilerin İslam bilgileri zayıf mı ki bu parti kurulurken tüm bunlar düşünülmedi.
Köylü ama milletin efendisi rumuzuyla yorum yapan arkadaş, şeytan tepesi hikâyesini bildiğini düşünsem de en çok Atamıza sığınarak eleştiride bulunmana çok sevindim. Bozuk olan Türkçemiz değil, Akebe zihniyetidir. Yeni orman yasası çıkararak talanın önünü açtı. Bütün kurum ve kuruluşları böldü. T.C yi ve Atatürk Devrimlerinin önüne taş koydu. Din bezirgânlığı yaparak milletin aklını karıştırdı. 35 İslam ülkesinde olmayan, kutlanmayan (1989 yılı Özal dönemi temeli atılan)’’Kutlu Doğum Haftası’’ Akebe şenliğine dönüşmüş durumda. Hz. Muhammet’in doğum günü (Rebiul-evvel 571 yılı) günümüzde 12 Ocak gününe denk geliyor. Nisan da kutlamak neyin nesi diye İlçe Müftümüze sordum, tam cevabını alamadım. Bir yıl içeresinde iki kutlamanın samimi olması için diğer Müslüman ülkelerinde ayni şekilde kutlaması gerekmiyor mu? İslam’ı bile ikiye bölen zihniyetin kaynağı meğersem Fetullah Hoca’nın nisan ayında doğduğu için böyle bir etkinliğin yapılması sebep olmuş. Ayrıca 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Çocuk Bayramına sabote diye düşünenler olsa da benim naçizane düşüncem, ’’aklı inanca, bilimi dine’’ teslim eden bir gericiliğin ülkemizde hızla yol alması ve İslamiyet’i yanlış yönde yönlendirmeleridir. Yazık bu ülkenin saf temiz çocuklarına yazık. Taptaze körpe beyinlerine Tanrı Sevgisi yerine Tanrı korkusu yerleştiren sistemin sözde din adamlarına yazık. Bu konuda yazılması gereken çok konu var. Derin konular olduğu için yazılmıyor. Ama maşallah siyasetçiler meydanlarda bol keseden din bezirgânlığına devam ediyorlar. Neyse biz yine de Akp ‘yi yerel ağızla akebe diye yazaraktan birilerini kızdırmaya devam edelim. Santrallerin ve Kömür ocaklarının satıldığı bu günler moralimizin bozulduğu, canımızın sıkıldığı günlerdir. Devletin, halkın malını satanların oturduğu tepenin adını artık sizler de öğrenmiş oldunuz. Gelecek seçimlerde taşı (oyunuzu) hangi sandığa hangi tepeye atacağınızı bilin. Gerçi bunların sandıklarına da güven olmaz. Şaibeli oldukları için güven telkin etmiyorlar. Siz yine de kendinize güvenin….
NOT: 23 NİSAN ULUSAL VE EGEMENLİK ÇOCUK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. BU BAYRAMI ÇOCUKLARIMIZA HEDİYE EDEN BAŞTA ATAMIZIN VE SİLAH ARKADAŞLARININ RUHLARI ŞAD OLSUN.






















