Bu Amerika ne bela bir devletmiş arkadaş. Başımıza bindir türlü dert açtı. Zamanında yapılan hatalı antlaşmalarla ülkemizi esir alan Amerika, askeri, siyasi ve ekonomik olarak kendisine bağlayarak iliğimize kadar bizi sömürüyor. Menderes döneminde ‘’Marchall’’ yardımıyla başlayan emperyal plan, günümüzde halen uygulanan diğer projelerle devam etmektedir. Bütün devlet kurumlarını ve Ulusalcı politikalarımızı yerli işbirliklerinin yardımıyla çökerttiler. Bakalım bu işgal ve sömürü düzeni ne kadar sürecek? Bizler uyanmaz ve TAM BAĞIMSIZLIK için mücadele etmezsek daha uzun süre gider diye düşünüyorum.
Rahmetli Fakir Baykurt’un , ‘’Amerikan Sargısı’’ adlı romanını yeni okuyup bitirdim. Çok anlamlı ve günümüze ışık tutan bir eser. Tavsiye ederim, alın okuyun. Bugünü gören, bugünün geleceğini o günlerden anlatan nefis bir kitap. Usta romancı,1950’li yıllarda belki de gerçekten yaşanmış hikâyeyi öyle güzel anlatmış ki bugün kitabı okuyunca nereye geldiğimizi daha iyi görebiliyoruz.
Roman en çok, bir eğlence havası içeresinde, siyasi ve düşündürücü yönleri ve Amerikancılığı, toplum sorunlarını, köylünün sağduyusu açısından eleştirmesiyle ilginç ve olumludur. Daha önce okuduğum Tırpan, Yılanların Öcü, Köygöçüren ve Onuncu Köy romanlarında sömürüyü, feodal yapıyı, yoksulluğu ve tarım işçiliğini hep toprağa bağlayarak anlatıyor olması da anlamlıydı. O bu toprakların insanıydı. Tam bir Yörüktü. ’’Fakir Bey’’ dediklerinde ‘’Fakirden Bey olmaz’’ diyen Baykurt, egemenlere inat emekçilerin yanında olurdu. Tam bir yerliydi. Bu ülkenin topraklarının özüydü. Toprağı bol olsun. İnancını ve inadını bırakmadan çalıştı, çabaladı eserlerini yazdı. Bu bölümü ‘’Milliyet Blog’tan aldım’’.
Kitabın kısaca özeti:
Ankara’da “Aid Mission to the Government of Turkey” binasında, Türk – Amerikan dostluğunun kuvvetlendirilmesi için yapılan iki taraflı toplantıda, bir Türk köyünün pilot bölge olarak modernleştirilmesine karar verilir; bu iş için Ankara yakınlarında Kızılöz köyü seçilir. Bir sabah ansızın çıkagelen Ankara valisi, kaymakam ve Mission temsilcileriyle eşleri, köyde kuşkuyla karşılanırlar. Devrimci muhtar İzzet, çilekeş kır bekçisi Temeloş, köyün bir şeye ihtiyacı olmadığını söylerlerse de, gelenlerin ısrarı üzerine, hiç değilse, Ankara’yı görmelerine engel olan Aktepe’nin ortadan kaldırılmasını isterler. Aktepe birkaç gün içinde yerle bir olur, yerine bir ağaçlandırma alanı açılır; köyün adı da şimdi Güzelöz olmuştur. Amerikalılar, bazan gerginleşen havayı, emekli Tuluğ Paşa’nın yardımıyla yatıştırarak, pilot projenin uygulanmasını hızlandırırlar:
Amerika’dan uçakla, faynapıl fidanları, damızlık sığırlar, cins tavuklar getirtilir; alan tel örgülerle çevrilir ve kapısına Türk-Amerikan dostluğunun simgesi tokalaşan iki el amblemleri asılır; hayvanlar için ağıllar, kümesler hepsi hazırdır; örnek ek binalar yapılır köye. Şu var ki çabalar boşa gider: Köy havasına alışamayan Amerikan sığırları ölür, tavuklar içi boş yumurta yumurtlamaktadırlar, faynapıl ağaçları meyvasızdır hâlâ. Dostluk bahçesine ve ağıllarına sokulmayan köylüde hoşnutsuzluk, homurtu çoğalır. Bekçi Temeloş’un bir gece, tellerini aralayıp durumu yakından incelemek üzere, Dostluk Bahçesi’ne girmesi, olaylara yol açar. Dizinden yaralanan Temeloş’un sinirleri daha da bozulur. Temeloş, Amerikan Hastanesi’ne yatırılır; ayağına sardıkları Amerikan sargısı, yaşlı adamı büsbütün çileden çıkarır. Temeloş güçbelâ hastaneden kurtulur, köye döner. Amerikan tohumu buğday hastalıklı çıkmış, domatesler, biberler ancak fındık kadar olabilmiştir. Köyde Amerika’yı tutanlar zararsız bir hale getirildikten sonra köylü, Dostluk Bahçesi’ne doluşur, her şeyi harap eder. Sabah kalktığında bekçi Temeloş’un inatçı baş ağrıları ansızın geçmiştir. Köylü, Ankara’dan gelmiş Amerikan Büyükelçisi, Vali, Kaymakam vb. ’dan kurulu yeni bir ziyaretçi kafilesinin şaşkın bakışları altında, teknelere, sepetlere, çuvallara toprak doldurup eski Aktepe’yi yeniden yapmaya koyulmuştur.
Kısaca özetini okudunuz. Lanet Amerikan sargılarından kurtulma dileğiyle, bu güzel romanı mutlaka okuyun derim. Sıcaklarda serinlersiniz. Hepinize iyi okumalar efendim…






















