mesut g
Muğla
BIST8907.65
DOLAR31.576
EURO34.2988
ALTIN2145.6
BTC/USD66519.15
DR. Şevket YANAR

DR. Şevket YANAR

Mail: sevket@demecgazetesi,com

Bir Hasta Hikâyesi

Yağmurlu bir gündü, telefonum çaldı. “Doktor, Hanım çok hasta, gelirsen çok memnun olacağım, yerinden kaldıramadım” dedi. “Olur, gelirim” dedim nerede oturduğunu sordum. “Benim köye geldin mi hiç bilmiyorum, Yatağan’dan çıkıp Bozarmut köyüne gel, dönerden köyün içinden çıkıp yukarı doğru yolu takip et, hep yukarı doğru gel, Alişar köyünün içinden geç, doğru evime gelirsin, evimin yanında yolun kenarında beklerim” dedi. Çıktım arabamla, Bozarmut’tan geçince çamlar, ağaçlar ve ormanlar arasından arabamın penceresini açıp doğayı seyrede seyrede nefis ağaçların çamların kokusunu ve esintisini içime doğru çekerek 20 dakikada hastanın evine vardım. Arabamı yolun kenarına park edeyim derken şarampole kaydırdım. Arabam yan yatmıştı hafifçe, yaşlı amca “Hiç merak etme komşunun traktörüyle çekip çıkarırız” diyerek beni rahatlattı. Evine girdim çantamla, yaşlı teyzeyi muayene ettim. Göğüs ağrısı, ateşi, öksürüğü, halsizliği vardı. Serum içine antibiyotik, ağrı kesici ve vitamin koydum. Hastanın odasında bulunan tahta sandalyeye oturdum. Odasının ortasında soba yanıyordu. Sobanın üzerinde bir kap içinde su kaynıyordu. “Bu suyun kaynaması çok iyi, akciğerleri açar” dedim. Yüzüme baktı, “Çay içelim mi” dedi. “Teyze hasta, olmaz” dedim. “O sırada sobamız yanar, suyumuz kaynar, akşama kadar çay kolay iş 5 dakikada demleriz” dedi. “Olur” dedim kıramazdım o yaşlı amcayı, “dağ çayı mı kara çay mı olsun?” diye sordu. Dağ çayı sağlıklıdır ama 3 dakika demlemek yeterlidir” dedim. “Doktor, siyah çay için kahveye gidiyoruz, hem eş dost görüp hem sohbet ediyoruz” dedi. Ben de “çayı 5 dakika demlerseniz uyarıcı, uzun süre demlerseniz yemekten sonra sindirimi kolaylaştırıcı olur” dedim. “Galiba onun için kahveye gidiyoruz “dedi. Amcanın yüzünde hüzün vardı, teyzenin de… “Burası çok güzel, çok güzel bir yerde oturuyorsunuz” dedim. Yüzüme baktı, “gerçekten çok güzel hayatımız vardı, dedi. Oğlumu kazada kaybedince bu çocuklar bize kaldı” dedi. “Biz de hayatın altında kaldık” dedi. “Teyzen ve ben yaşımızı almamıza rağmen torunlara bakmak zorunda kaldık. Hayat bu… Kimi tadından kimi tuzundan yiyememiş. Oğlumun hatırası bu çocuklar, bir dediğimizi iki etmezler, uğreşçez yettiğimiz, yetebildiğimiz kadar” dedi. Amcanın yüzüne baktım, teyze hasta yatağından dikkatlice izliyordu. Ben de derin düşüncelere dalarak bir anda “Şu gözlerim var ya neler gördü neler, ninesine bakanı da teyzesine bakanı da komşusunu doktora götüreni de gördü gözlerim. Öylesine güzel zengin bir aile kültürümüz vardı ki şimdi sayıları yok denecek kadar az kalmış olsa da” dedim. Ve o sırada “Evlat, şu komşumuzu çağır gel traktörüyle gelsin” diye torununu komşuya gönderdi. Traktörle ip bağlayarak çıkardık arabamı. “Arabanın bagajını aç” dedi, bir çuval kozalak koydu, “bunu muayenehanendeki sobada yakarsın” dedi. Bahçesinden bir torba dolusu sebzelerden toplayıp koydu. Eve geldiğimde eşim “hangi pazara gittin bugün, pazar değil ya” dedi. “Yüreği zengin bir hasta evinden geliyorum” dedim. Aradan uzun zaman geçti, köylülerimden birine sordum. “Gittiler” dedi. İnsanoğlu bu… Neler görüyor gözleriniz, neler yaşıyor kalbiniz… Yalnız insanların ağrıları, hastalıkları için uğraşmak kadar acılarını yüreklerini paylaşmaya çalıştım. Dünyada hiçbir araba benim yeşil arabam kadar cefakâr olamaz; köy, dağ, taş, bozuk yolda gitmemiştir.
 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar